0 (312) 911 9553
·
info@kadimhukuk.com.tr
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Şahsi Cezasızlık Sebepleri (TCK 167. Madde)

11sahsi cezasizlik sebepleri

Şahsi cezasızlık sebepleri, suçun kanunda belirtilen unsurları dışında kalan, suçun işlendiği sırada objektif olarak failde mevcut olan ve failin cezalandırılmaması sonucunu doğuran kişisel hallerdir. Şahsi cezasızlık sebepleri, failin kişisel özellikleri, ilişkileri ve belli ailevi durumlar nedeniyle cezalandırılmamasını gerektiren sebeplerdir. Şahsi cezasızlık nedenleri, 5237 sayılı TCK’da 2 şekilde düzenlenmiştir. Ya ilgili suçun yer aldığı madde fıkrasında ya da ilgili suç tiplerinin sonunda o suç tiplerini tamamen içine alacak şekilde (malvarlığına ilişkin suçlarda olduğu gibi) düzenlenmiştir. TCK’nın 167. maddesinde şahsi cezasızlık sebepleri veya cezadan indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre şahsi cezasızlık sebepleri yağma suçları hariç mal varlığına karşı işlenen suçlara uygulanan ve indirim sebebi sayılan hukuki bir müessesedir.

Cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler ise, aynı nedenlerle ya da suçun işlenmesinden sonra ortaya çıkan TCK 167/2 kapsamında kalan bir ailevi ilişkiden dolayı cezadan indirim yapılmasıdır. Örneğin, TCK 167’de belli akrabalık ilişkilerinin varlığı halinde hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma gibi suçlarda faile ceza verilmemesi veya cezada indirim yapılması öngörülmüştür. TCK 167. maddede ceza verilmemesi sonucunu doğuran hallere şahsi cezasızlık sebebi, cezada indirim yapılmasını gerektiren hallere “cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler” denilmektedir.

İzlenen suç politikası gereğince aralarında akrabalık ilişkisi bulunan kişilerin birbirlerine karşı mal varlığına karşı suçlardan işlemesi indirim sebebi sayılmıştır. Ancak yağma ve nitelikli yağma suçlarında bu husus kabul edilmemiştir. Şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde ilgili suç, suç olmaya devam eder yalnızca kişinin cezalandırılması yoluna gidilmez. Maddenin ikinci fıkrasında mal varlığına karşı işlenen suçlarda indirim yapılmasını gerektiren şahsi nedenler gösterilmiştir.

sahsi cezasizlik sebepleri nedir
sahsi cezasizlik sebepleri nedir

Şahsi Cezasızlık Nedenleri Nelerdir?

Şahsi cezasızlık sebepleri; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kısım Kişilere Karşı Suçlar Kısmının Onuncu Bölüm’ünde Malvarlığına Karşı Suçlar Başlığı altında 167. Maddede düzenlenmiştir. Şahsi cezasızlık sebepleri; aralarında belli bir akrabalık ilişkisi bulunan kişilerin birbirlerine karşı işledikleri suçlardan dolayı cezalandırılmamasını öngören cezada indirim sebepleridir. Ancak işlenen suç yağma ya da nitelikli yağma suçlarından olmayıp mal varlığına karşı suçlardan olmalıdır. Mal varlığına karşı suçlar genellikle eşler arasında yaşanır. Eşler arasında şahsi cezasızlık nedenlerinin uygulanması için taraflar suçun işlendiği tarihte evli olmalıdır. Yani taraflar boşandıktan ve bu boşanma kararı kesinleştikten sonra suçun işlenmesi halinde şahsi cezasızlık nedenleri uygulanmayacaktır. TCK 167. madde hükmü şu şekildedir:

(1) Yağma ve nitelikli yağma hariç, bu bölümde yer alan suçların;

a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlatlığın,

c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,

Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.” (TCK m. 167)

Üst soy, alt soy, bu derecedeki kayın hısımları, evlat edinen ve evlatlığın zararına olan bir suç yine bu kişiler tarafından işlenirse şahsi cezasızlık sebeplerinden yararlanılır. Ayrıca kardeşler aynı evde oturdukları takdirde şahsi cezasızlık sebepleri fail için uygulama alanı bulmaktadır. Ancak kardeşler için aynı konutta oturmak şartı olduğundan 1-2 gün misafirlik halinde işlenen bir suç için şahsi cezasızlık sebepleri uygulama alanı bulmamaktadır. Kardeşlerin aynı konutta oturmaları hususu her türlü delille mahkeme nezdinde ispatlanabilir. Ancak mahkeme bu hususu tarafların getirmesine gerek kalmadan resen araştırmalıdır.

  • Haklarında ayrılık kararı verilmeyen eşlerden birinin zararına yönelik suç işlenmesi: Eşlerden biri diğer eşe karşı, yağma ya da nitelikli yağma suçları hariç malvarlığına karşı suçlardan birini işlerse faile ceza verilmez. Eş statüsü; evlilik ile başlar boşanma kararının kesinleşmesi ile sona erer. Örneğin evlilik kararı batıl ise, butlan kararı verilene kadar tarafların eş statüsü devam eder. Taraflar uzun yıllardır aynı evde yaşasa hatta dini nikâhları olsa dahi, aralarında resmi nikah olmadığı takdirde eş statüsünde sayılmayacaklardır. Son olarak eşler hakkında herhangi bir ayrılık kararı verilmesi aralarındaki eş statüsünü sona erdirir. Özetle; evlilikleri devam eden ve haklarında ayrılık kararı verilmeyen kişiler, boşanma kararları birbirlerine bildirilmiş olsa bile mahkeme kararı ile boşanma kararı verilmediği ya da evliliklerinin batıl olduğu kararı verilmediği sürece eş statüsünde sayılır ve 5237 sayılı TCK’nin 167. Maddesinden yararlanabilirler.
  • Üst soyun, alt soyun ya da bu derecedeki kayın hısımlarından birinin, evlat edinenin, evlatlığın zararına olan bir suç işlenmesi: Alt soy; çocuk, torun, torunların çocukları şeklinde aşağı doğru ilerler. Üst soy ise; anne-baba, büyükanne, dede şeklinde yukarıya doğru ilerler. Yargıtay’a göre bu kişilerin öz ya da üvey olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Kayın hısımlığı kişinin kan hısımlarıyla eşi arasındaki yakınlıktır. Kayın hısımlığı aradaki evlilik birliğinin sona ermesi ile son bulmaz. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre üst soy ya da alt soydaki kişilerin derecesi şahsi cezasızlık sebeplerinin uygulanmasını etkilemez. Evlat edinme hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 305 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Evlatlık ilişkisi bulunan durumlarda şahsi cezasızlık sebeplerinin uygulanması evlatlık ilişkisi sona erene kadar mümkündür. Ancak resmi olarak bir evlat edinme hususu olmadığı durumlarda, kişi çocuğu alıp büyütüyorsa yani manevi evlat edinme ilişkisi varsa, şahsi cezasızlık sebepleri uygulanmaz.
  • Aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerin birbirleri zararına olan bir suç işlenmesi: Aynı anneden ve aynı babadan olan çocuklar kardeş olduğu gibi babaları veya anneleri bir çocuklar da kardeştir. Fail ve mağdurun kardeş olması bu hususların taşınması ile mümkündür. Ancak kişiler hakkında şahsi cezasızlık sebeplerinin uygulanabilmesi için aynı zamanda bu kardeşlerin aynı evde birlikte yaşamaları da gerekmektedir. Konutun aynı olması ile kast edilen aynı çatı altı olması değildir. Örnek vermek gerekirse çatı aynı olsa da yani bir bina içinde farklı dairelerde oturuyorlarsa bu kişiler arasında şahsi cezasızlık sebepleri uygulanamayacaktır. Bunun dışında kardeşler aynı işyerlerinde çalışıyor ama farklı binalarda oturuyor olabilir. Bu durumda da şahsi cezasızlık sebepleri uygulama alanı bulamamaktadır. Çünkü önemli olan husus kardeşlerin aynı konutta ve devamlı olarak oturmaları gerektiğidir. kardeşlerin şahsi cezasızlık sebeplerinden yararlanabilmesi için suç tarihinde aynı evde oturmaları gerekmektedir.

Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebepler

Şahsi cezasızlık sebepleri 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167. Maddesinde düzenlenen cezada indirim yapılmasını sağlayan sebeplerdir. Çoğu ülke hukukunda bu husus kabul edilmiştir. Şahsi cezasızlık ve indirim sebepleri iki nedenle olabilir. Bunlardan birincisi aile bireylerinin mülkiyetindeki mallara müşterek yani ortak olarak tasarruf edebilme haklarının olmasıdır. İkincisi ise aile bireylerinin aralarındaki ilişkiye adli mercilerin mümkün olduğunca uzak tutulması gerektiği düşüncesidir. Çünkü ailenin bütünleşmesi açısından bu husus önemlidir.

Şahsi cezasızlık sebeplerinin düzenlendiği 5237 sayılı TCK’nin 167. Maddesi 2 bölümde düzenlenmiştir. Birinci bölüme göre, şahsi cezasızlık sebepleri yer almış ve kanunda belirtilen kişiler için cezaya hükmedilmeyeceği belirtilmiştir. İkinci fıkrada ise birinci fıkranın istisnası olarak bazı kişiler hakkında şikayet üzerine cezada indirim yapılacağı belirtilmiştir. Maddenin ilk fıkrası hiç ceza verilmemesini öngörürken, ikinci fıkrası şikayet üzerine yarı oranında ceza verileceğini öngörmüştür. Cezada indirim yapılmasını gerektiren 2. Fıkra hükmüne göre, aşağıdaki kişiler için şikayet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir

  • Haklarında ayrılık kararı verilen eşlerden birinin diğerine karşı suç işlemesi: Fail ve mağdurun evlilik birliği devam etmekte ancak haklarında ayrılık kararı verilmiş ise kanuna göre ayrı yaşamaları gerekmektedir. Haklarında ayrılık kararı verilmişse eşler için TCK m. 167/2 hükmü uygulanır yani verilecek ceza yarı oranında indirilir. Ancak eşler hakkında ayrılık kararı verilmemişse ve kendi rızaları ile ayrı evlerde yaşıyorlarsa TCK m. 167/1 hükmü uygulanır ve kişiye hiç ceza verilmez.
  • Aynı konutta birlikte yaşamayan kardeşlerden birinin diğerine karşı suç işlemesi: Kardeşler aynı konutta, aynı evde birlikte yaşıyorlarsa TCK m. 167/1 hükmü uygulanır ve faile hiç ceza verilmez. Ancak aynı evde oturmuyorlarsa TCK m. 167/2 hükmü uygulanır ve fail olan kardeş hakkında cezada yarı oranında indirim yapılır. Kardeşlerin aynı apartmanda oturmasının ya da aynı dairede yaşaması halinde cezada indirim yapılabilir.
  • Aynı konutta yaşayan teyze, hala, dayı, amca, yeğenden birinin diğerine karşı suç işlemesi: Cezada indirim yapılması için aralarında akrabalık ilişkisi bulunan bu kişilerin aynı konutta yaşaması gerekmektedir. Kardeşler için bu husus farklı düzenlenmişti, eğer kardeşler aynı konutta yaşıyorsa hiç ceza verilmezken, farklı konutta yaşayan kardeşler için cezada indirim yapılmaktadır. Ancak 4. Dereceye kadar olan bu hısım ilişkilerinde böyle bir suçun işlenmesi halinde aynı evde yaşadıkları takdirde cezada indirim yapılır. Eğer bu hısımlar farklı evlerde yaşıyorsa cezada indirim yapılmaz. Bunun dışında teyze, hala, dayı, amca, yeğen aynı evde yaşadığı takdirde cezada indirim yapılmaktadır. Eğer geçici olarak gelmişlerse, misafirlikte bu suç işlenmişse, aynı işyerinde çalışıyorlarsa cezada indirim yapılmaz. Ayrıca bu hısım ilişkisi kan hısımları arasında uygulama alanı bulmaktadır. Kayın hısımları için cezada indirim yapılmamaktadır.
  • İkinci dereceden kayın hısımlarının zararına olarak suç işlenmesi: İkinci dereceden kayın hısımları ile anlaşılması gereken kişinin eşinin ikinci dereceye kadar olan kan hısımlarıdır. Bu kişiler de eşin kardeşleri yani görümce, kayınbirader ve baldızdır. Kardeşlik ilişkisi anne-baba ortak olabileceği gibi ana ya da baba bir şeklinde de olabilir. Bu kişiler arasında cezada indirim yapılması için kişiler aynı konutta beraber yaşamalıdır.
sahsi cezasizlik sebepleri tck 167 madde
sahsi cezasizlik sebepleri tck 167 madde

Şahsi Cezasızlık Sebepleri Hangi Suçlar İçin Uygulanabilir?

765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’na göre düzenlenen akrabalar ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen akrabalar aynıdır. Bunun dışında eski Türk Ceza Kanunu’nda hakkı olmayan yere tecavüz, nitelikli mala zarar verme suçu, hayvan öldürme suçları için şahsi cezasızlık sebeplerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Ancak 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu’na göre yağma ve nitelikli yağma hallerinde bu hususun uygulanmayacağı belirtilmiştir.

Son olarak eski Türk Ceza Kanunu’nda suçun şahsi cezasızlık sebeplerine girmesi halinde 1/3 oranında indirim uygulanması öngörülmüşken yeni Türk Ceza Kanunu’nda bu indirim oranı 1/2 olarak belirlenmiştir. 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu’na göre yağma ve nitelikli yağma suçları hariç şahsi cezasızlık sebepleri belli başlı suçlar için uygulanabilir. Bu suçlar dışında şahsi cezasızlık sebeplerinin uygulanması mümkün değildir. Suçlar şu şekildedir:

  • Hırsızlık suçu (TCK m. 141)
  • Nitelikli hırsızlık suçu (TCK m. 142, 143, 144, 145)
  • Kullanma hırsızlığı suçu (TCK m. 146)
  • Mala zarar verme suçu (TCK m. 151)
  • Mala zarar vermenin nitelikli halleri (TCK m. 152)
  • İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu (TCK m. 153)
  • Hakkı olmayan yere tecavüz suçu (TCK m. 154)
  • Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155)
  • Bedelsiz senedi kullanma suçu (TCK m. 156)
  • Dolandırıcılık suçu (TCK m. 157)
  • Nitelikli dolandırıcılık suçu (TCK m. 158, 159)
  • Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf etme suçu (TCK m. 160)
  • Hileli iflas suçu (TCK m. 161)
  • Taksirli iflas suçu (TCK m. 162)
  • Karşılıksız yararlanma suçu (TCK m. 163)
  • Şirket veya kooperatifler hakkında yalan bilgi verme suçu (TCK m. 164)
  • Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu (TCK m. 165)
  • Bilgi vermeme suçu (TCK m. 166)

Şahsi Cezasızlık Sebebi veya Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebebin Uygulanması

TCK 167. Maddesinde düzenlenen şahsi cezasızlık sebebinin veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebebin uygulanması için yargılamayı yapan mahkeme tarafından 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 5. maddesine göre aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan nüfus kaydı istenir ya da Uyap’tan çıkarılır. Getirilen nüfus kaydı, fail ve mağdur arasındaki akrabalık ilişkisini ya da eşler arasındaki ayrılık/boşanma kararlarını ortaya çıkartır. Bu evrakların aynı zamanda vukuatlı nüfus kaydı olması gerekir. Ardından fail ve mağdurun aynı evde yaşayıp yaşamadığı tespit edilmelidir. Bu husus mahkeme tarafından resen araştırılır ve tanık, muhtar, zabıta tutanakları delil olarak değerlendirilebilir.

Getirilen kayıtlara, tutanaklara ve dinlenen tanık beyanlarına göre fail ile mağdur arasında TCK’nın 167/1. maddesinde öngörüldüğü şekilde şahsi cezasızlık sebebi olduğunun anlaşılması durumunda, soruşturma aşamasında C.Savcısı tarafın dan CMK’nın 171/1 maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilir, kovuşturma aşamasında ise, mahkeme tarafından (failin eylemi sabit görülüp, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği anlaşılırsa) CMK’nın 223/4-b maddesi gereğince fail hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir.

Getirilen kayıtlara göre ve dinlenen tanık beyanları nazara alındığında fail ile mağdur arasında TCK’nın 167/2. maddesinde belirtildiği şekilde bir akrabalık mevcut ise, soruşturma aşamasında fail hakkında kamu davası açılacak, kovuşturma aşamasında ise, faile verilecek cezadan TCK’nın 61. maddesindeki sıra gözetilerek 1/2 oranında indirim yapılacaktır. Burada indirim oranı konusunda hakime takdir 45 yetkisi tanınmamıştır. Hakim, indirim oranı olarak 1/2 oranını uygulayacaktır.

Ayrıca, TCK’nın 167/2.maddesinde düzenlenen akrabalığın söz konusu olduğu hallerde suç, re’sen takibi gereken suçlardan olsa bile, takibi şikâyete bağlı hale gelmektedir. Bu durumda, mağdur şikâyetçi olmazsa, CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca davanın düşmesine karar verilir. Mağdur, TCK’nın 73. maddesi gereğince süresinde şikâyette bulunacak olursa, soruşturma ve kovuşturmaya devam olunacaktır. Suç etkin pişmanlık hükümlerinin uygulana- bileceği bir suç ise, bu durumda CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca eylem uzlaşmaya tabi olmuyordu, ancak 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 3. Fıkrasında yeralan “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin metinden çıkartılmış olması nedeniyle 02/12/2016 tarihinden sonra etkin pişmanlık hükümlerine yer 47 verilen suçlarda uzlaşma kapsamına girmiştir.

Suçun takibinin şikayete bağlı hale gelmesi nedeniyle bu durumda, CMK’nın 171. maddesinde düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi uygulama alanı bulabilecektir. Faillerden birisi hakkında şahsi cezasızlık sebebinin uygulanması, TCK’nın 40/1. maddesi uyarınca mağdurla bu şekilde bir akrabalığı olmayan diğer failin cezalandırılmasına engel olmaz. Suç konusu eşya, failin akrabası ile birlikte diğer başka bir şahsın müşterek malı ise, bu durumda fail bu hususu biliyor ise, TCK’nın 167. maddesi düzenlemesinden faydalanamaz. Ancak, fail malın bütününün akrabasına ait olduğunu sanmakta ise, bu durumda anılan maddeden yararlanması gerekir. Failin yanılması ve söz konusu eşyanın akrabalarından birisine ait olduğunu zannetmesi durumunda bu hatasından yararlanarak ceza verilmez. Ayrıca, fail bu eşyanın başkasına ait olduğunu zannetmekte ise, ancak akrabalarına ait ise, bu durumda yine bu cezasızlık sebebinden faydalanacaktır.

Şahsi Cezasızlık Sebepleri Hakkında Mahkeme Kararları

Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2019/3652 E. 2019/14200 K. ve 26.09.2019 Tarihli Kararı

  • Şahsi Cezasızlık Sebebi
  • Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
  • TCK 167. Madde

Sanık ile katılanın teyze-yeğen oldukları, sanık ve katılanın anlatımlarından sanığın teyzesi olan katılanın konutunda misafir olarak kaldığının ve aynı konutta birlikte oturmadıklarının anlaşılması karşısında; sanığın eylemini aynı konutta beraber yaşamadığı teyzesi katılanın zararına işlediğinin anlaşılması karşısında, koşulları oluşmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 167/2. maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.


Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2019/2996 E. 2019/13968 K. ve 24.09.2019 Tarihli Kararı

  • Şahsi Cezasızlık Sebebi
  • Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
  • TCK 167. Madde

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 167/2 maddesindeki hırsızlık suçunun “bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece de kayın hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; şikâyet üzerine verilecek ceza yarısı oranında indirilir” hükmü ile TCK’nın 116/1. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının İhlali suçunun şikayete tabi olduğunun belirtilmesi ve sanık ile kardeş olan mağdurun, kovuşturma aşamasında şikâyetçi olmadığını beyan etmesi karşısında; sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak sonucuna göre, 5237 sayılı TCK’nın 73/4-6 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddeleri gereğince davaların düşmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi.


Yargıtay 15. Ceza Dairesi 2019/1504 E. 2019/939 K. ve 19.02.2019 Tarihli Kararı

  • Şahsi Cezasızlık Sebebi
  • Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
  • TCK 167. Madde

Sanığın, katılanın damadı olduğu, katılanın sanığın çalıştırması için kamyon alarak sanığa verdiği, sonrasında katılanın kamyonu sanıktan geri istediğinde sanığın vermeyerek güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia olunduğu olayda; nüfus kayıt örneğine göre, suç tarihinde sanığın, katılanın damadı olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nin 167/1-b ve 5271 sayılı CMK’nin 223/4 – b maddeleri kapsamında şahsi cezasızlık hükümleri gereğince, ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması.


Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2018/8443 E. 2019/761 K. ve 21.01.2019 Tarihli Kararı

  • Şahsi Cezasızlık Sebebi
  • Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
  • TCK 167. Madde

Dosya kapsamına göre, müştekinin kayınbirader sanığın ise enişte oldukları ve Medeni Kanuna göre bu akrabalığın 2.derece kayın hısımlığı olduğu ve TCK’nin 167/2 maddesine göre suçun takibinin şikayete ve uzlaşmaya tabi olduğu, müştekinin mahkemede sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 73/4-6 ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8 maddeleri uyarınca hakkındaki kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi.


Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2016/18304 E. 2018/15831 K. ve 06.12.2018 Tarihli Kararı

  • Şahsi Cezasızlık Sebebi
  • Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
  • TCK 167. Madde

Sanığın, mağdur ile aynı apartmanda yaşadığı ve ortak kullanım alanı olan kilerde bulunan ve yine ortak kullanılan çelik kasadan ziynet eşyaların çalınması şeklindeki eyleminin ve mağdurun, sanık yeğeni hakkında şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 167/2 maddesindeki şahsi cezasızlık sebebinin uygulanması gerektiği gözetilmeyerek şekilde mahkumiyetine karar verilmesi.


Yargıtay 2. Ceza Dairesi 09/10/2019; 2019/5041-2019/15217

  • Şahsi Cezasızlık Sebebi
  • Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Şahsi Sebep
  • TCK 167. Madde

Sanığın, boşandığı eşinin annesi olan müştekinin işyerine gelerek boşandığı eşi Burcu A… tan (Ek….) kısa bir süre konuşmak için istediği suça konu cep telefonunu çalması şeklinde gerçekleşen eyleminde, müştekinin telefonu hırsızlık eyleminden önce, sanığın çocuğu ve aynı zamanda torunu olan  Berkay D….’e hediye ettiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 167/1-b maddesinin uygulanma koşullarının olup olmadığı tartışılmadan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi

Sıkça Sorulan Sorular

Şahsi cezasızlık sebepleri, suçun kanunda belirtilen unsurları dışında kalan, suçun işlendiği sırada objektif olarak failde mevcut olan ve failin cezalandırılmaması sonucunu doğuran kişisel hallerdir. Şahsi cezasızlık sebepleri, failin kişisel özellikleri, ilişkileri ve belli ailevi durumlar nedeniyle cezalandırılmamasını gerektiren sebeplerdir.

TCK'nın 167.maddesi aralarında belli akrabalık ilişkisi bulunan kişilerin birbirlerinin malvarlığına karşı işlemiş bulundukları suçlardan dolayı cezalandırılmamalarını sağlamaya yönelik şahsi cezasızlık öngören bir düzenleme olup, amacı ise aile bireyleri arasındaki birlik ve bütünlüğün bozulmasının engellenmesidir.



Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın