İdare Hukuku

Kurumlar Arası Geçiş Nedir? Nasıl Yapılır? 657 Sayılı Kanun

Kurumlar arası geçiş Devlet Memurları Kanunu 74. maddede düzenlenmiştir. Bu maddede, memurların 657 sayılı kanuna tabi kurumlar veya bu kurumlar ile 657 sayılı kanuna tabi olmayan kurumlar arasındaki nakillerine ilişkin usul ve esasları düzenlemiştir. Bu nakil işlemi memurlar arasında kurumlar arası geçiş olarak adlandırılmaktadır. Kurumlar arası geçiş konusunda bazı kurumların kendi iç düzenlemeleri bulunmaktadır.

Bu makalemizde kurumlar arası geçiş hakkında bilgileri vereceğiz. Kurumlar arası geçiş nasıl yapılır, muvafakat verilmediği takdirde ne yapılmalı, 657 sayılı kanun kapsamında talebin çok fazla olduğu Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı uygulamaları üzerinde duracağız. Son olarak da kurumlar arası geçiş dilekçesi örneği paylaşılacaktır.

DMK 74. Madde ile memurların kurumlararası nakil suretiyle atanmaları için 2 kamu idaresinin ortak iradesini, yani muvafakatlarının sağlanmasını zorunlu kılmıştır. Bu iradenin kadro ve ihtiyaç durumu ve atanacak kişilerin niteliği değerlendirilmek suretiyle ortaya konulması gerekir. Aksine yapılacak muvafakat verilmeme işlemi, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullanılması sonucu doğuracaktır.

Kurumlar Arası Geçiş Nedir?

Kamu kurumlarında çalışan personelin hak ve yükümlülükleri, görevleri, hizmet şartları, atanmaları, yükselmeleri, aylık, ödenek ve diğer özlük işleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunda düzenlenmiştir. Naklen atama olarak isimlendirilen, kamu kurumları arasındaki geçiş şartları “memurların bir kurumdan diğerine nakilleri” başlıklı 74.m hüküm altına alınmıştır.

Memurların 657 sayılı kanuna bağlı kurumlar arasında, kurumların uygun bulmaları ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri olanaklıdır. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de koşuldur.

657 sayılı Devler Memurları Kanunu’nun 74. maddesi;

“Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır.

Aşağı dereceye atananların 68 inci maddede yazılı süre kaydı aranmaksızın eski derecelerine tekrar atanmaları caizdir.

Kazanılmış hak derecelerinden aşağı derecelere atananların aylık derece ve kademeleri genel hükümlere göre tespit edilmekle beraber, atandıkları bu derecelerde geçirdikleri süreler (kesenek ve karşılık farklarının kendileri tarafından her ay T.C. Emekli Sandığına gönderilmesini kabul etmeleri şartıyla) emeklilik yönünden eski derecelerinde değerlendirilir.

13/12/1960 tarihli ve 160 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarla bu Kanuna tabi kurumlar arasındaki nakillerde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Aynı kanunun 4 üncü maddesi kapsamına giren kurumlarda çalışıp 657 sayılı Kanuna tabi olmayan personelden, hizmete giriş dereceleri 36 ncı madde ile tespit edilen giriş derecelerinin üzerinde olanların ilk ilerleme ve yükselmeleri için kanuni bekleme sürelerine yukarıda yazılı dereceler arasındaki sürelere tekabül eden süre kadar ilave edilir.

şeklinde düzenlenmiştir.

Kurumlar arası geçiş, isminden anlaşılacağı üzere memurun görevli olduğu kurumun değişmesi sonucunu doğuran idari işlemdir. Örneğin, Ticaret Bakanlığında belli bir sınıfta ve derecede bulunan memurun bu yol ile İçişleri Bakanlığında aynı derece ve sınıfta bir memuriyete naklidir. Burada her iki kurumda 657 sayılı kanuna tabidir. İkinci şart ise her iki kurumda nakil işlemine muvafakat etmesidir.

Kurumlar arası geçiş işleminde memurların kazanılmış hak aylık derecesi ile korunur. Fakat kişi isterse en çok 3 derece altındaki göreve naklen atanabilir.

Kurumlar Arası Geçiş Şartları Nelerdir?

  • Geçiş Yapmak İsteyen Memurun Talepte Bulunması

Geçiş yapmak isteyen memur, öncelikle geçiş yapmak istediği kuruma bir dilekçe ile başvuruda bulunur. Geçiş yapılmak istenilen kurumun özel şartları olabileceği gibi geçiş yapılmak istenilen kurumda memurun derece, kadem ve pozisyon olarak bulunduğu yerden aşağı olmaması şarttır.

  • Nakil Talebine İlişkin İki Kurumun da Muvafakatleri

Geçiş talebinde bulunmak için kuruma dilekçe veren memurun geçiş yapabilmesi için hem mevcut bulunduğu kurumun hem de geçiş yapmak istediği kurumun muvafakat etmesi gerekmektedir.  Kurumlar arası karşılıklı muvafakat sağlandığında memurun kurumlar arası geçiş işlemi başlayacaktır. Burada kurumların muvafakat verip vermeyeceği kurum amirlerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Söz konusu takdir yetkisi, mutlak ve sınırsız bir yetki değildir. Kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından yargı denetimine tabi bir yetkidir. Bu nedenledir ki, kurum amirleri tarafından memurun mali ve özlük haklarına zarar verecek bir karar vermemelidir. Aksi takdirde bu karar idari yargıda iptal davasına konu olabilmektedir. Kurumlar arası geçişte memurun hali hazırda görev yapmakta olduğu kurumun muvafakat vermesine ilişkin takdir yetkisi kamu gereklilikleri ve hizmet gereklilikleri bakımından denetime tabi tutulmuş ve bu doğrultuda kararlar verilmiştir.

657 Kurumlar Arası Geçiş

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 1. maddenin 1. fıkrasında bu yasaya bağlı kurumlar sayılmıştır. Bu kurumlar; Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında ve Gençlik İl ve Spor Müdürlükleridir. Bu kurumlar 657. sayılı kanuna tabidir.

Emniyet Genel Müdürlüğü, Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve üniversite personelinin kurumlar arası geçiş hakkı vardır. Bu taleplerinde muvafakati çalıştıkları kurumdan almaları gerekir.

Bu sebeple, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 74 üncü maddesi çerçevesinde herhangi bir kamu kurum veya kuruluşu emrine memur olarak naklen atanabilmenizin kurumların muvafakatı ile mümkün bulunması sebebiyle, naklen atanma talebinizi görev almak istediğiniz ilde teşkilatı bulunan kamu kurum ve kuruluşlarına yapmanız gereklidir.

İlgili maddeden de görüleceği üzere memurların bir kurumdan diğerine nakilleri, başka bir deyişle kurumlar arası atama yapılması mümkündür. Burada bahsedilen kurumlar arası atama iki şekilde yapılabilmektedir:

  1. Devlet Memurları Kanunu’na Tabi Kurumlar arasında,
  2. Devlet Memurları Kanunu’na Tabi Kurumlar ile 217 sayılı Devlet Personel Başkanlığı’nın Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin İkinci Maddesinin Kapsamına Giren Kurumlar

Yukarıda bahsedilen geçiş talepleri birçok nedenden ötürü olabilmektedir. Söz konusu nedenlere örnekler verecek olursak; geçiş yapılacak kurumun mali olanaklarının daha iyi olması, geçiş yapılacak kurumla aile birliğinin sağlamasının istenilmesi, memurun eğitimini aldığı mesleği yapmak istemesi, sınav sonuçları ile birlikte farklı kuruma atanmak istenilmesi gibi durumlardan bahsedebiliriz.

2020 yılında en fazla kurumlar arası geçiş talebi Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı çalışanlarınca yapılmıştır. Fakat kurumlar çeşitli sebepler ile bu talepleri reddetmektedir. Bu sebeple 657 kurumlar arası geçiş talepleri reddedilen kişilerin 60 gün içinde yürütme durdurma istemli iptal davası açmaları gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süredir.

Kurumlara arası geçiş dilekçe örneği indirmek için tıklayınız: https://kadimhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/kurumlar-arasi-gecis-dilekce-ornegi.docx

Kurumlar Arası Geçiş İşlemi Nasıl Yapılır?

Bir kurumdan başka bir kuruma geçmek isteyen memur önce bulunduğu kurumdan muvafakat almalıdır. Muvafakat vermeye yetkili kişi ise atamaya yetkili amirlerdir. Atamaya yetkili amir muvafakat verip vermeme konusunda takdir yetkisine sahiptir. Muvafakat verilmezse atama yapılamaz.

Bu madde kapsamında, kamu görevlileri 657 sayılı yasaya tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak ve dereceleri üzerinden geçiş yapabilir. Aynı şekilde 68. maddedeki esaslar uyarınca derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan bir kadroya nakil edilebilirler.

Burada bir husustan bahsedilmesi gerekmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddesi yukarıda da belirtildiği üzere, bir istisna getirmiştir. Şöyle ki, memurların kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri iki şekilde mümkündür. Öncelikle, memurun atanacağı kadro derecesi ile kazanılmış hak derecesi arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması gerekmektedir, aksi takdirde söz konusu kurumlar arası atanma işlemi gerçekleştirilemeyecektir.

Memurların kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmesi için bir de ilgili memurun isteği gerekmektedir. İki husus birlikte gerçekleşmediği takdirde yine, kurumlar arası atanma işlemi gerçekleşmeyecektir.

Kamu görevlisi naklen geçmek istediği kuruma dilekçe ile başvuru yapmalı. Başvuru yapılan kurum da memurun halen çalıştığı kurumdan muvafakat talep etmelidir. Memurun halen aktif çalıştığı kurum ise kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde takdir yetkisini kullanarak bu talebi değerlendirmelidir. Muvafakat verilmediği durumlarda, memur 60 gün içinde idare mahkemesine yürütme durdurma istemli iptal davası açmalıdır. İdare mahkemesi tarafından, muvafakat vermeme işlemi hukuka aykırı bulunup iptal edilmesi halinde davalı idare 30 gün içinde muvafakat vermek zorundadır.

Sağlık Bakanlığı Kurumlar Arası Geçiş Nasıl Yapılır?

Sağlık Bakanlığı 647 sayılı kanuna tabidir. Bünyesinde çalışan personel kamu personelidir. Kurumlar arası geçiş hususunda 74. madde uygulanır. Fakat Sağlık Bakanlığı bu konuda ek düzenlemeler getirmiştir. Bunlar;

  • 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Yasası Ek 6. m. : “Devlet memuru veya sözleşmeli sağlık personeli olarak Devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlayanlar, talepleri halinde sürelerle ilgili sınırlamalara tâbi olmaksızın ilgili mevzuata göre kurum içi veya kurumlar arası naklen veya açıktan atamaya hak kazanırlar.” hükmü düzenlenmiştir.
  • Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Kurumlar Arası Naklen Atama” başlıklı 17. m kurumlar arası geçiş hususunda dikkate alınır.
  • Son olarak aile hekimleri hakkında, 5258 sayılı Aile Hekimliği Yasasının 3.maddesi, Sağlık Bakanlığın ve diğer kurumlarda uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak sağlık personelini, kendilerinin talebi ve kurumlarının veya Bakanlığın muvafakatı üzerine, 657 sayılı DMK ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya bu nitelikteki Bakanlık personelini aile hekimliği uygulamaları için görevlendirmeye veya aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren kurumlarla sözleşme yapmaya yetkili kılınmıştır.

Ayrıca bu konuda yapılacak idari işlemler hususunda 2020/1 sayılı “Sağlık Bakanlığı tarafından Aile Hekimliğine Geçişte Muvafakat İşlemleri Başlıklı Genelge” düzenlemesi dikkate alınır.

Kurum Muvafakat Vermezse Ne Yapabilirim?

Belirtmek gerekir ki, burada kurumların muvafakat verip vermeyeceği kurum amirlerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Söz konusu takdir yetkisi, mutlak ve sınırsız bir yetki değildir. Kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından yargı denetimine tabi bir yetkidir. Bu nedenledir ki, kurum amirleri tarafından memurun mali ve özlük haklarına zarar verecek bir karar vermemelidir. Aksi takdirde bu karar idari yargıda iptal davasına konu olabilmektedir.

Kurumlar arası geçişte memurun hali hazırda görev yapmakta olduğu kurumun muvafakat vermesine ilişkin takdir yetkisi kamu gereklilikleri ve hizmet gereklilikleri bakımından denetime tabi tutulmuş ve bu doğrultuda kararlar verilmiştir.

Yargı kararlarının gerçekleştirmiş olduğu bu denetimde, muvafakat vermeyen kurumun takdir yetkisinin olumsuz olması halinde kurumun bu kararının; memurun mezun olduğu bölüm ile alakalı bir mesleğe naklen atanma talebinde bulunması halinde, memurun eş durumu nedeniyle naklen atanma talebinde bulunması halinde, kurumun memurun hizmetine ihtiyaç duyduğu iddiası ile kurumlar arası geçiş adına muvafakat vermeyip bu iddiasını ispatlayamaması halinde ve memurun eğitim durumu nedeniyle naklen atama talebinde bulunması halinde bozulması gerektiğine ilişkin kararlar verilmiştir.

Görülmektedir ki, kurumların takdir yetkisi kapsamında olan olumsuz muvafakat kararları, özellikle belirtilen bu hususlar halinde idari yargı tarafından memurun lehine bozulmaktadır. Fakat her şeyden önce belirtilmesi gerekmektedir ki, kurumların takdir yetkisi kapsamında olan muvafakat kararları, belirtilen hususlar halinde idari yargı tarafından lehine bozulsa da bu doğrultuda öncelikle memurun bu durumları açık bir şekilde idari yargıya izah edebilmesi, memurun bu durumunun izahına dair açıklama yapılan dilekçede emsal yargı kararlarına yer verilmesi en önemli husustur. Bu durum da iyi bir idare avukatının yargı sürecine olan katkısı ile mümkün olacaktır.

Kurumunuzun muvafakatname vermemesi veya verilip atanacağınız kurumun talebinizin olumsuz cevap verebilir. Bu durumunda 60 gün içinde idari yargıda yürütme durdurma istemli iptal davası açılmalıdır. İdari davalar uzmanlık gerektiren bir alan olup idare hukuku avukatı aracılığıyla yürütülmesi sizlerin menfaatine olacaktır.

İdari yargıda görülecek olan iptal davası, memur kişi için oldukça büyük bir öneme sahiptir. Bu nedenle her meslekte olduğu gibi, bu hususta da yeterli donanım ve bilgiye sahip bir uzman idare avukatı ile söz konusu süreç yönetilmelidir. İdare alanında uzman olan avukat veya avukatlar ile bu süreci yönetmek memur kişinin açacağı iptal davasının lehe sonuçlanma şansını arttıracaktır. Bu sayede ilerde karşılaşılabilecek hukuki sorunlar önlenecek, işin mahkemeye intikal etmesi halinde zaman, emek ve maddi kayıpların olmasının önüne geçilecektir. Yargılama faaliyetlerinin de ücretsiz olmadığı unutulmamalıdır.

Kurumlar Arası Geçiş Ne Zaman?

Tarafımıza sıkça kurumlar arası geçiş 2020 ne zaman? sorusu yöneltilmektedir. Kurumlar arası geçiş için bir zaman sınırlaması yoktur. Kişinin ihtiyaçlarına göre her zaman yapılabilir. Aynı şekilde kurumda bu taleplere 60 gün içinde cevap vermekte zorundadır. Aksi durumda zımni ret kabul edilip idari dava açılabilir.

Kurumlar arası geçiş kontenjanları 2020 yılında bazı kurumlar tarafından yayınlanmıştır. Fakat yayınlanması zorunlu olmayıp ihtiyaç durumuna göre yayınlanmamış olsa dahi kurumlar arası geçiş başvurusu yapılabilir.

Kurumlar arası geçiş dilekçe örneği 2020 yılında avukat ile yazılması başvurunuzun dikkate alınması ve kabul edilmesi açısından önemlidir. Bu sebeple idare hukuku avukatı ile dilekçenizin hazırlanması menfaatinize olacaktır. Zira idari süreçler karışık ve zor süreçlerdir.

Kurumlar Arası Geçiş Dilekçe Örneği

Kurumlara arası geçiş dilekçe örneği indirmek için tıklayınız: https://kadimhukuk.com.tr/wp-content/uploads/2020/10/kurumlar-arasi-gecis-dilekce-ornegi.docx

……………….. BAKANLIĞINA/GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE/BAŞKANLIĞINA/REKTÖRLÜĞÜNE/BELEDİYESİ BAŞKANLIĞINA

(Buraya İlgili Makamın Yazılması Gerekmektedir. Yer alan başlıklardan birisine sadece yer verilecektir. Personel hangi kuruma naklen atanmak istiyorsa o kurumun adına yer verilmelidir.)

                                                                                                                                       …..kurumunda ….. ilinde ..… / …… / 20…. tarihinden itibaren halen ……………………….. unvanında çalışmaktayım. ..… / …… / 20…. tarihinde ……………………….. Üniversitesi ………………………..  Fakültesi ……………………….. Bölümünden mezun oldum. Ayrıca mezun olduğum bölüm ile alakalı olarak ……………………….. ve ……………………….. sertifikalarım ve ….. konuları hakkında tarafımca yazılmış ……. isimli yayınlar bulunmakta, …… eğitimlerini almış olup tüm bu hususlar nazara alınarak daha iyi bir şekilde hizmet verebilmek amacıyla kurumlar arası geçiş talep etmekteyim.

Dilekçemin ekinde yer alan eğitim bilgilerim, yazmış olduğum yayınlar, sertifikalarım ve özgeçmişim göz önünde bulundurularak 657 sayılı Kanunun 74. maddesinde yer alan “Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır.” hükmü uyarınca ……………………….. Bakanlığınız/Müdürlüğünüz/ Başkanlığınız/Genel Müdürlüğünüz/Rektörlüğünüz/Belediye Başkanlığınız da öncelikle boş bulunan ……………………….. kadrosuna, bu kadronun olmaması durumunda da durumuma uygun bir kadroya naklen atanmamın yapılması hususunda,

Gereğini saygılarımla arz ve talep ederim.

.………/………../20…….

                                                                                                                   Adı Soyadı /İmzası

Kurumlar Arası Geçiş Emsal Mahkeme Kararları

Kurumlar arası geçişin gerçekleşebilmesi için geçiş yapılmak istenilen kurum tarafından geçiş müracaatının kabul edilmesi halinde, memurun hali hazırda çalışmakta olduğu kurumun muvafakat vermesi talebi adına yazılan resmi yazılın olumlu yanıtlanması gerekmektedir. Bu yanıtlanacak yazı, memurun hali hazırda görev yaptığı kurum amirlerinin takdir yetkisi kapsamında yer almaktadır. Takdir yetkisi kapsamında yer alan bu kararın olumsuz olması halinde, memurun bu kararı idari yargıya taşıması sonucunda idari yargıda oldukça sık karşılaşılan bir uyuşmazlık türü ortaya çıkmaktadır. İdari yargının bu uyuşmazlıklar hakkında nasıl bir değerlendirme yaptığı aşağıda belirtilecek olan Danıştay kararları ışığında incelenmesi sonucunda daha açık bir şekilde anlaşılacaktır.

  • Danıştay Beşinci Dairesi’nin Eğitim Durumu Nedeniyle Muvafakat Talebinde Bulunan Memura İlişkin 2002/5415 E, 2005/5092 K sayılı ve 10.11.2005 tarihli kararında;

Davacı, 2000 yılında yapılan ÖSYM sınavında başarılı olarak Ege Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü kazanıp kayıt yaptırdığını, Anayasal güvence altındaki eğitim ve öğretim hakkının göz önüne alınarak muvafakat verilmesi gerektiğini ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. Anayasanın 42. maddesinde, kimsenin eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamayacağı kurala bağlanmış; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 74. maddesinde; Memurların bu kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakati ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 nci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır. hükmü yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden; hemşirelik ön lisans mezunu olup, Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde hemşire olarak görev yapmakta iken, Ege Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydını yaptıran davacının, Ege Üniversitesi Erişkin Hastanesine naklen atanmasının sağlanması amacıyla muvafakat verilmesi istemiyle 29.9.2000 tarihli dilekçeyle davalı idareye başvuruda bulunduğu, davalı idarenin … günlü, … sayılı işlemiyle hizmetine ihtiyaç duyulduğundan muvafakat verilmesinin uygun olmadığının bildirildiği, bu işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarece, davacının çalıştığı Hacettepe Üniversitesi Hastanesinde sağlık hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için hizmetine ihtiyaç duyulduğu ve kendisine muvafakat verildiği takdirde aynı konumda olan diğer personele olumsuz yönde örnek oluşturacağı belirtilerek ve 657 sayılı Yasanın 74. maddesinde tanınan takdir yetkisine dayanılarak işlemin kurulduğu öne sürülmekte olup; madde hükmünde de anlaşılacağı üzere, idarelere kamu görevlilerinin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına naklen geçişleri konusunda takdir yetkisi tanınmış ise de, mutlak ve sınırsız olmayan bu yetkinin kullanılması kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından yargı denetimine tabi olduğu çekişmesizdir. Bu durumda, Anayasanın sözü edilen hükmünün doğal sonucu olarak davacının eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılacağı açık olup, davacıya muvafakat verilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuksal isabet görülmemiştir.”

  • Danıştay İkinci Dairesi’nin İdarenin Memurun Hizmetine İhtiyaç Duyduğu İddiası ile Kurumlar Arası Geçiş Adına Muvafakat Vermemesi Halinde İddiasını İspatlayamamasına İlişkin 2015/670 E, 2017/7100 K sayılı ve 20.11.2017 tarihli kararında;

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 74. maddesinde, “Memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakilleri mümkündür. Kazanılmış hak derecelerinin altındaki derecelere atanabilmeleri için ise atanacakları kadro derecesi ile kazanılmış hak dereceleri arasındaki farkın 3 dereceden çok olmaması ve memurların isteği de şarttır.” hükmüne yer verilmiştir. İdarelere, personelinin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına naklen geçişleri için muvafakat verme konusunda takdir yetkisi tanınmış ise de, mutlak ve sınırsız olmayan bu yetkinin kullanılması suretiyle gerçekleştirilen işlemlerin kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından yargı denetimine tabi olduğu çekişmesizdir. Dosyanın incelenmesinden, davacının, 28/01/2013 tarihinde 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi uyarınca sözleşmeli mühendis pozisyonunda Devlet Su İşleri Konya 4. Bölge Müdürlüğü’nde göreve başladığı; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 6495 sayılı Kanunun 9. maddesi ile eklenen Geçici 41. madde uyarınca 15/10/2013 tarihinden itibaren kadrolu olarak çalışmaya başladığı; 2013/2 KPSS yerleştirme sonuçlarına göre Karayolları Genel Müdürlüğü’ne jeoloji mühendisi olarak yerleştirilmekle birlikte görev yaptığı Kurum olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün davacının hizmetine ihtiyaç duyulduğundan bahisle atanmasına muvafakat vermemesi ve bu nedenle de Karayolları Genel Müdürlüğü’ne atanamaması üzerine temyizen incelenmekte olan davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dava konusu uyuşmazlıkta her ne kadar İdare Mahkemesi’nce, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 6495 sayılı Kanun’un 9. maddesi ile eklenen Geçici 41. maddenin 4. fıkrasında, sözleşmeli statüde çalışmakta iken bu madde kapsamında memur olarak atananların, beş yıl süreyle başka kamu kurum ve kuruluşlara naklinin yapılamayacağı ve bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiş ise de; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun Geçici 41. maddesi hükmünde geçen “nakil” ibaresinden, memurun başka kurumlarda durumuna uygun bir kadroya sınava tabi tutulmaksızın naklen atanmasının anlaşılması gerekmekte olup, yarışma sınavı sonucuna bağlı olarak belli kadrolara ve yine sınava bağlı kariyer görevlere yapılması gereken nakillerin Geçici 41. maddede geçen “nakil” kavramı içinde değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla çalışanların belli bir yarışma sınavı sonucuna göre kurumların muvafakatlarıyla başka kurumlara naklen atanmalarına olanak bulunduğu hususu kuşkusuzdur. Diğer taraftan, davalı idarelerden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce davacının hizmetine ihtiyaç duyulduğu ileri sürülmüş ise de, ihtiyaç durumu somut olarak ortaya konulamadığından bu sava itibar edilmemiştir. Bu durumda, kamu hizmetinin bütünlüğü ve devamlılığı ilkesi gereğince kamu görevlilerinin özel koşullarına göre verimliliklerinin en yüksek olduğu ve hizmetlerinden en yüksek oranda yararlanılacak bir birimde çalıştırılmalarının kamu yararına uygun düşeceği açık olup; bu itibarla, davacının 2013/2 KPSS sonucunda aldığı puana dayalı olarak Karayolları Genel Müdürlüğü’ne jeoloji mühendisi olarak yerleştirildiği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

  • Danıştay İkinci Dairesi’nin Eş Durumu Nedeniyle Muvafakat Verilmesi Gerektiğine İlişkin 2016/ 11567 E, 2018 / 1239 K sayılı ve 28.02.2018 tarihli kararında;

“Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlıklı üçüncü bölümünün 41. maddesinde ailenin korunmasına yönelik düzenlemeler getirilmiş, böylece ailenin korunması ilkesi temel haklar içerisinde yerini almıştır. Sözü edilen madde hükmünde;  ailenin Türk toplumunun temeli olduğu vurgulanmış, devletin, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunmasını ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı ve teşkilatı kuracağı hükme bağlanmıştır.  Ayrıca, 22/05/2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Anayasa’nın 90. maddesi, 5. fıkrasına eklenen cümle ile; usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacağı düzenlenmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10/12/1948 tarih ve 217 A (III) sayılı kararıyla ilan edilen ve 27/05/1949 tarih ve 7217 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 06/04/1949 tarih ve 9119 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülkemiz tarafından kabul edilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin 16. maddesi, 3. fıkrasında; “Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur.” hükmüne yer verilmiştir. Ülkemizin, 20/03/1952 tarihinde imza altına alarak kabul ettiği ve 19/03/1954 tarihli 8662 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6366 sayılı İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi ve Buna Ek Protokolün Tasdiki Hakkında Kanun ile ülkemiz tarafından kabul edilen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Özel hayatın ve aile hayatının korunması” başlıklı 8. maddesinde ise; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” kuralı yer almıştır. Bu maddenin ihlaline yönelik olarak açılmış olan davada; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen kararda; “…evli bir çift söz konusu olduğunda “aile hayatı” ifadesinin normalde bir arada oturmayı içerdiği, aile kurma hakkının bir arada yaşam hakkını içermediğini düşünmenin neredeyse imkansız olduğu” (Abdulaziz, Cabales ve Balkandili-Birleşik Krallık davası 28/05/1985, Seri A No:94 s.32) kabul edilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 74. maddesinde, memurların bu Kanuna tabi kurumlar arasında, kurumların muvafakatı ile kazanılmış hak dereceleri üzerinden veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde derece yükselmesi suretiyle, bulundukları sınıftan veya öğrenim durumları itibariyle girebilecekleri sınıftan, bir kadroya nakillerinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; Karabük Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü’nde sekreter olarak görev yapan davacının, eşinin 2011 yılından bu yana Ankara ilinde mobilya sektöründe faaliyet gösteren bir işyerinde SSK’lı işçi olarak çalıştığı, Ankara Valiliği, İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü’ne veri hazırlama ve kontrol işletmeni olarak naklen atanma istemiyle yaptığı başvurusunun anılan idarece kabul edilerek; Karabük Üniversitesi Rektörlüğü’nden muvafakat istenildiği; söz konusu talebin davalı idarenin 10/03/2015 tarih ve 138137 sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen ulusal ve uluslararası düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, bu düzenlemelerin tesisinde güdülen amacın; aileyi parçalanmaktan kurtarmak, aile bireylerini bir arada tutmak suretiyle; ailenin huzur ve mutluluğunu devam ettirmek ve bu yolla kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde kamu hizmetlerini verimli, etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmeleri için gerekli ortamı sağlamak olduğu açıktır. Bu durumda; ailenin korunmasına yönelik olarak devlete verilen görevin, öngörüldüğü şekliyle yerine getirilebilmesinin temel koşullarından birisinin de; aile birliğinin sağlanması olduğu, aksi bir uygulamanın ise, ailenin huzurunu temelden sarsarak maddi ve manevi anlamda toplum açısından giderilmesi çok zor olan zararları beraberinde getireceği, böylesi bir durumun ise günümüzün evrensel anlamda kabul görmüş sosyal ve hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmayacağı göz önüne alındığında; davacının eş durumu mazereti dikkate alınarak işlem tesisi gerekirken aksi yönde kurulan dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.”

  • Danıştay Beşinci Dairesi’nin Memurun Mezun Olduğu Bölüm ile Alakalı Bir Mesleğe Naklen Atanma Talebinde Bulunması Halinde Muvafakat Verilmesi Gerektiğine İlişkin 2012/10984 E, 2013/76 K sayılı ve 06.01.2013 tarihli kararında;

…Kamu hizmetinin bütünlüğü ve devamlılığı ilkesi gereğince, kamu görevlilerinin özel koşullarına göre verimliliklerinin en yüksek olduğu ve hizmetlerinden en yüksek oranda yararlanılacak bir birimde çalıştırılmalarının kamu yararına uygun düşeceği açıktır. Bu durumda, davalı idarece personel ihtiyacı gerekçe gösterilerek muvafakat verilmemiş ise de, Jeoloji Mühendisi olan davacının görev yapmak istediği alanın öğrenimine ve mesleğine uygun olması ve bu meslekte daha verimli olabileceği, ayrıca gitmek istediği kurumca öğrenimine uygun tarzda yükselebilme olanağının da mevcut olduğu hususları göz önüne alındığında davacının atanma isteğine muvafakat edilmemesine dair işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararın da hukuka uyarlık görülmemiştir.”

Yukarıda yer alan yargı kararlarından da görülecektir ki, kurumlar arası geçişte memurun hali hazırda görev yapmakta olduğu kurumun muvafakat vermesine ilişkin takdir yetkisi kamu gereklilikleri ve hizmet gereklilikleri bakımından denetime tabi tutulmuş ve bu doğrultuda kararlar verilmiştir. Yargı kararlarının gerçekleştirmiş olduğu bu denetimde, muvafakat vermeyen kurumun takdir yetkisinin olumsuz olması halinde kurumun bu kararının; memurun mezun olduğu bölüm ile alakalı bir mesleğe naklen atanma talebinde bulunması halinde, memurun eş durumu nedeniyle naklen atanma talebinde bulunması halinde, kurumun memurun hizmetine ihtiyaç duyduğu iddiası ile kurumlar arası geçiş adına muvafakat vermeyip bu iddiasını ispatlayamaması halinde ve memurun eğitim durumu nedeniyle naklen atama talebinde bulunması halinde bozulması gerektiğine ilişkin kararlar verilmiştir. Görülmektedir ki, kurumların takdir yetkisi kapsamında olan olumsuz muvafakat kararları, özellikle belirtilen bu hususlar halinde idari yargı tarafından memurun lehine bozulmaktadır.

Kurumlar Arası Yatay Geçiş Nedir?

Kurumlar arası yatay geçiş, kamu görevlisinin görev yapmakta olduğu kurumdan bir başka kuruma, halen çalıştığı kurumdan muvafakat alınmak şartıyla naklen atanmasını sağlayan işlemine denir.

Kurumlar Arası Geçiş Nedir?

Kurumlar arası geçiş herhangi bir kamu kurumunda çalışmakta olan memurun, başka bir kamu kurumuna geçiş yapma işlemine denir.

Kurumlar Arası Geçiş Nasıl Yapılır?

Kurumlar arası geçiş, atanacağı kuruma dilekçe ile başvurması sonrasında çalıştığı kurumun muvafakat vermesi ile gerçekleşir.

Kurumlar Arası Geçiş Şartları

Kurumlar arası geçişin gerçekleşmesi için aranan yasal şartları başvuru dilekçesi, çalıştığı kurumun muvafakatı ve nakil olmak istediği kadroda kendi kazanılmış hak derecesinin olması gereklidir.

Başa dön tuşu