Kan Parası Nedir? Kan Parasını Kimler Alabilir?

Kan Parası Nedir? Kan Parasını Kimler Alabilir?

kan parasi

Kan parası halk arasında bilinen bir kavramdır. Hukuken aslında destekten yoksun kalma tazminatıdır. Sadece halk arasında kan parası olarak bilinir. Hukuki olarak ise iş kazası ya da trafik kazası sonucu vefat eden kişinin destek olduğu bireylere ödenen maddi tazminat türüdür. Ölümle sonuçlanan kaza durumunda, ölenin yakınları, kusurlu taraftan kan parası (destekten yoksun kalma) tazminatı talep edebilir. Maddi ve manevi tazminat sadece mirasçılar tarafından talep edilmez. Ölenin yakınları ve desteğinden yoksun kaldığını ispat eden 3. kişiler de maddi ve manevi tazminat isteyebilirler.

Kan parası (ölüm parası) bir insanı haksız ve hukuka aykırı bir biçimde öldürülen veya ölümüne sebebiyet veren kişiler tarafından öldürülen kişinin ailesine kabul ettiği takdirde verilen paradır. Kan parası kasten ya da dikkatsizce bir kaza sonrasında bir kişinin ölümüne sebebiyet verenlerin ölen kişinin ailesine ödedikleri tazminata halk arasında verilen addır. Hukuk sistemimizde kan parası adlı bir tazminat türü yoktur. Esasında bu bir maddi ve manevi tazminat tazminattır.

Kişiler kendi aralarında kan parası denen bir paranın verilmesini kararlaştırmış olabilirler. Bu durum pazarlık usulü gerçekleştirilmektedir. Kişinin canına maddi bir değer biçilmesi hukuk sitemi tarafından benimsenen bir anlayış değildir. Burada maddi ve manevi tazminat uygulaması gündeme gelmektedir. Zira ölümlü trafik kazalarının sonuçları gerek maddi gerekse manevi açıdan daha da yıpratıcıdır. Kan parası nedir, kan parasını kimler alabilir, kan parası hesaplama, kan parası kaç tl gibi en fazla sorulan sorulara bu yazımızda cevap vereceğiz.

kan parasi nedir
kan parasi nedir

Kan Parası Nedir?

Kan parası, hukuki adıyla destekten yoksun kalma tazminatı, bir kişinin ölümüne sebep olan kişi veya kişilerin vefat eden kişinin destek olduğu kişilere ödediği tazminat türüdür. Kan parası tabiri halk arasında ki deyimidir. Hukuki adı destekten yoksun kalma tazminatıdır. Bu tazminat türünün dayanağı TBK m. 53/3’dür. Maddeye göre ölüm halinde uğranılan zararları; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar oluşturmaktadır.

Buna göre ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin ölüm nedeniyle uğradıkları kayıplar destekten yoksun kalma tazminatı davalarının konusunu oluşturur. Destekten yoksun kalma tazminatı maddi zarardan kaynaklanan bir tazminat türüdür. Bu yüzden kural olarak ölenin sağlığında destek olmadığı yakınları ancak manevi tazminat talep edebilirler. Bu zarar doğrudan doğruya ölenin desteğinden yoksun kalan bireylerin şahsında meydana gelir ve ölenden mirasen intikal etmez. Tazminat talebinde bulunanlar ile vefat eden kişinin arasında kan bağı aranmaz.

Araç Türü*Sağlık GideriSağlık GideriSakatlanma ve ÖlümSakatlanma ve ÖlümMaddi ZararlarMaddi Zararlar
Kişi BaşıKaza BaşıKişi BaşıKaza BaşıKişi BaşıKaza Başı
Otomobil / Taksi1.800.000 TL9.000.000 TL1.800.000 TL9.000.000 TL200.000 TL400.000 TL
Kamyonet, Kamyon, Minibüs veya Çekici1.800.000 TL18.000.000 TL1.800.000 TL18.000.000 TL200.000 TL400.000 TL
Tarım Araçları ile Özel Amaçlı Araçlar1.800.000 TL9.000.000 TL1.800.000 TL9.000.000 TL200.000 TL400.000 TL
Motosiklet ve Yük Motosikleti1.800.000 TL5.400.000 TL1.800.000 TL5.400.000 TL200.000 TL400.000 TL
Minibüs (sürücü dahil 10-17 koltuk)1.800.000 TL4.050.000 TL1.800.000 TL4.050.000 TL200.000 TL400.000 TL
Otobüs (sürücü dahil 18-30 koltuk)1.800.000 TL10.530.000 TL1.800.000 TL10.530.000 TL200.000 TL400.000 TL
Otobüs (sürücü dahil 31+üstü koltuk)1.800.000 TL21.060.000 TL1.800.000 TL21.060.000 TL200.000 TL400.000 TL

Kan Parasını Kimler Alabilir?

Kan parası kişinin ölümüyle beraber mirasçılarına değil vefat eden kişinin desteğinden yoksun kalan şahıslara aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler mirasçılardan başka kişilerde olabilir. Borçlar Kanunu’nun 45. Maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil‚ eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanmaz. O halde‚ destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Kişilerin birbirine yardımcı ve destek olması için kan bağına ya da aynı soy ismine ihtiyacı olmadığından ötürü kan parasında aynı soy isim veya kan bağı aranmaz.

Kasten veya dikkatsizce öldürülen kişi hayatı boyunca kimlere destek verdiyse o kişiler, mahkemeye almış oldukları desteği kanıtlayarak ölen şahsın ölümüne neden olan kişi veya kişilerden “Destekten Yoksun Kalma Tazminatı” adı altında zararlarını talep edebilirler. Bahsedilen destek sadece parasal anlamda düşünülmemelidir. Evladın anne ve babasının her türlü hastalığında yardımlarına koşması ya da kocanın karısına her türlü işinde yardımcı olması gibi durumlar da destek kapsamı altında değerlendirilebilir. Bununla birlikte‚ destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Bir kişiye yardım etmek zorunda olan kişi değil, eylemli ve düzenli olarak onun yaşantısına kısmen veya tamamen kolaylık sağlayacak şekilde yardım eden ve hayatın doğal akışına göre eğer ölüm gerçekleşmeseydi az veya çok yakın gelecekte de bu yardımı sağlamaya devam edecek olan kişi destek sayılır.

Genel olarak bakım ihtiyacı‚ sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı‚ ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı bu yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa‚ bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Zararlarının giderilmesi için dava açan kişilerin maddi durumları dava kapsamında önemsizdir. Yani davacı veya davacıların zengin olması destekten yoksun kalma tazminatı talep etmelerine engel değildir.

  • Eşler
  • Anne ve Baba
  • Çocuklar
  • Nişanlı olanlar sözlü olanlar veya uzun süredir birlikte yaşayan çiftler
  • Ölen kişinin sağlığında maddi destek olduğu kişiler

destekten yoksun kalma tazminatına başvurabilecek kişilere örnek gösterilebilir.

Hangi Kelimelerin Hakaret Olup Olmadığını Hakaret Sözlüğü İle Hızlıca Öğrenebilirsiniz. Hakaret Sözlüğü Türkiye’de Bir İlk Olup Yargıtay Kararları Işığında Kullanılan Tüm Kelimeleri Tek Tek Hakaret Olup Olmadığı Derlemiştir.

Hakaret Sözlüğüne Gitmek İçin Tıklayınız.

Kan Parası Davası Kimlere Karşı Açılabilir?

Kişinin ölümüne kasten veya taksirle sebep olan kişi veya kişilere karşı açılabilir. Haksız fiili işleyen kişi bu tazminatın asıl sorumlusudur. Ayrıca aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olan diğer kişilerde müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uyarınca tazminattan sorumludur. Haksız fiili işleyen küçük veya vesayet altındaysa veli veya vasiye ölmüşse mirasçılara yönelinir. Zarar kamu hizmetinin görülmesi esnasında veya bu hizmetten doğmuşsa dava yalnızca ilgili idare aleyhine açılabilir.

Ölüm trafik kazası sonucunda gerçekleşmiş ise dava araç sahibine araç şoförüne karşı açılır. Araç sürücüsü belli bir şirket çalışanı ise o işletmenin sahibine de dava açma hakkı doğabilir. Ayrıca rücu şartları olmaması kaydıyla kişinin ölümüne sebebiyet veren araç sürücüsünün tazminat yükümlülüğünü sigorta şirketi de karşılayabilir. Sigorta şirketlerinin destekten yoksun kalma tazminatı ödeme yükümlülüğü Zorunlu Araç Sigortası sözleşmelerine dayanmaktadır. Trafik sigortası, kasko, iş yeri sigortası, ferdi kaza sigortası, hayat sigortası gibi sigorta türlerinde ölüm tazminatı başlığı mevcutsa destekten yoksun kalma tazminatını sigorta ödemekle yükümlüdür.

TBK’nın 53 ve 54. Maddelerinde sayılan zararlar zorunlu trafik sigortası teminatı içerisindedir. Sigorta şirketlerine gerekli evraklar ve dilekçe ile birlikte tazminat başvurusu yapılabilir. Otobüs kazası sonucu gerçekleşen ölümlerde destekten yoksun kalma tazminatı söz konusu olduğunda ise ilk olarak sigorta şirketlerine tazminat talebi yöneltilir. Ölüm iş kazası sonucu gerçekleşmiş ise kan parası davası işverene karşı açılacaktır. Bu tür durumlarda hem maddi hem de manevi tazminat talebini yönlendirdiğimiz taraf aynı olur.

kan parasi hesaplama
kan parasi hesaplama

Kan Parası Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Destekten yoksun kalma davaları kural olarak HMK’nın 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılır. Haksız fiil faili olan sürücü ergin olmayıp babaya karşı aile başkan sıfatıyla dava açılmış ise‚ görevli mahkeme aile mahkemesi‚ ayrı bir aile mahkemesi bulunmayan yerlerde (aile mahkemesi sıfatıyla) asliye hukuk mahkemesidir. Ancak taraflar arasında 4587 sayılı kanun hükümlerine tabi bir hizmet ilişkisi mevcut ise görevli mahkeme 5521 sayılı kanun uyarınca İş Mahkemesidir. Yine zarar kamu hizmetinin kötü veya geç işlenmesi ya da gereği gibi işlenmemesi gibi nedenlerle idarenin sorumluluğundan kaynaklanmakta ise davaya bakma görevi İdare Mahkemesinindir. Ancak KTK’nın 110/1. Fıkrası uyarınca işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil Karayolları Trafik Kanunundan doğan sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez.

Haksız fiilden doğan davalarda‚ haksız fiilin işlendiği veya zararın geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Motorlu araç kazaları neticesinde meydana gelen hukuki sorumluluğa ilişkin açılan davalarda ise kesin yetki durumu söz konusu değildir‚ dolayısıyla davacının ilgili kanunlarda belirtilen yetkili mahkemeler arasında seçimlik yetkisi bulunmaktadır. Kazanın gerçekleştiği yer veya davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde de dava açılabilir. Davalı birden fazla ise dava‚ bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Yargılama usulü ise yazılı şekildedir.

Kan Parası Davasında Neler Talep Edilebilir?

Türk Borçlar Kanunu 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişi bu zararı giderme yükümlülüğü altındadır. Zarar maddi olabileceği gibi manevi zararda söz konusu olabilir. Maddi ve manevi zararların yanında zarar gören kişinin tedavi masrafları veya defin masrafları da talep edilebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Bunun sebebini zararın birinci derece yakınlarına vermiş olduğu manevi yük oluşturmaktadır.

Uğranılan zararın değeri tam olarak tespit edilemiyorsa hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önüne alarak zararın miktarını hakkaniyete uygun bir şekilde belirler. Ayrıca miktarı belirlerken tazminatın kapsamını, ödenme biçimini ve özellikle kusurun ağırlığını da göz önünde bulundurur. Destekten yoksun kalma zararları Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ve ifa amacı taşımayan ödemeler destekten yoksun kalma zararlarının belirlenmesinde gözetilemez, zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat miktar esas alınarak hakkaniyet düşünesi ile arttırılıp azaltılamaz. Tüm bu şartlar idarenin sorumluluğundan kaynaklanan zararlar neticesinde oluşan davalarda da uygulanır.

Tüm bunlarla beraber KTK’nun 111. maddesi uyarınca tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz ve fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içerisinde iptal edilebilir. Yasanın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek yoktur. Dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi‚ yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süredir. Mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir.

Kan Parası Nasıl Hesaplanır?

Haksız ve adalete aykırı şekilde kasten veya dikkatsizce öldürülen kişinin destek verdiği şahısların maddi ve manevi tazminat haklarını mahkeme hesaplar. Vefat eden kişinin ölümden önce kimlere ne kadar destekte bulunduğu, hala yaşıyor olsaydı ne kadar destekte bulunacağı, ortalama yaşam süresi, geliri ve gelir dağılımı gibi faktörler esas alınarak hesaplanır. Ölen kişinin yaşı, maaşı, olaydaki kusur oranı bu hesaplamada oldukça belirleyicidir. Ölenin olay tarihinde birden fazla işinin olup olmadığı, birden fazla mesleğe sahipse bu mesleklerin neler olduğu denetime elverişli şekilde araştırılıp belirlenmelidir. Destekten yoksunluk zararının ve cismani zararın hesabında müteveffanın/davacının gerçek gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli rol oynar. Kaza tarihinde davalının aracın gerçek maliki olup olmadığı hususu da yine önemli bir faktördür.

Destekten yoksun kalma tazminatından yararlanacak kişilerin de yaşları ve uğradıkları veya uğrayacakları zarar destekten yoksun kalma tazminatının miktarını ortaya çıkaracaktır. Yoksun kalınan desteği para oluşturuyor ise tazminatın ölçüsü belirlenirken gerçek kazançlar göz önüne alınacaktır. Vefat eden şahıs yakınlarına bu desteği yardım ve hizmet ederek sağlıyorsa bu noktada tazminat ölçüsü asgari ücretler birim alınarak hesaplanacaktır. Bazı iş kazası gibi durumlarda Aktüer Raporu gibi raporlar esas alınarak da hesaplamalar yapılabilir. Ölüm trafik kazası sonucunda meydana gelmişse kazanın tek taraflı mı çift taraflı mı olduğu destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesinde büyük önem taşır. Trafik kazalarından kaynaklanan ölümler sonucu istenen destekten yoksun kalma tazminatından sigorta şirketleri sorumludur. Sigorta teminat limitleri ise her yıl güncellenmektedir. Sigortanın mesul olduğu durumlarda maddi tazminat ödemesi yapılır.

Paylaştırmada dikkat edilecek hususlar;

  • Dava açmayanların payı da dikkate alınmalıdır.
  • Eş ve çocukların payları belirlenirken, destekten çıkanların payları kalanlara eklenmelidir.
  • Eşlerin dışında destekten yoksun kalan yoksa, paylar eşit (yarı yarıya) olmalıdır.
  • Bekar olarak ölen evladın ana babasının payları belirlenirken, ileride evleneceği ve çocuklara sahip olacağı dikkate alınarak, evlenmesi olası yaşa kadar anne ve babanın payları yüksek tutulurken, evleneceği varsayılan yaştan sonrası için eş ve çocuklara pay ayrılması;  anne ve babanın payları düşürülmelidir.
  • Anne ve babadan yaşça büyük olan destekten çıktıktan sonra, onun payı kalana eklenmelidir.

Paylaştırma örnekleri (100 birim üzerinden), destekten yoksun süreleri eşin 30 yıl, birinci çocuğun 8 yıl , ikinci çocuğun 12 yıl olsun;

İlk 8 yıl4 yılSon 18 yıl
Desteğin payı2/62/51/2
Eşin payı2/62/51/2
1.Çocuk1/6--
2.Çocuk1/61/5-

Kan Parası Dava Zamanaşımı

Zaman aşımı, hukuk düzeninin kişilere tanımış olduğu hakların getirdiği yaptırımların yine hukuk kurallarının düzenlediği süreleri aşması anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunumuz 49. Maddesinde haksız fiili tanımlanmıştır. 72. Maddesinde ise haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zaman aşımı süreleri özel olarak belirlenmiştir. TBK’nın 72. Kanun maddesinde zaman aşımı süreleri üçe ayrılmıştır. Bu süreler 2 yıllık, 10 yıllık ve olağanüstü nitelikteki ceza zaman aşımı süreleridir.

TBK 72/1. Madde gereği tazminat istemi‚ zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zaman aşımına uğrar. Ancak‚ tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zaman aşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa‚ bu zaman aşımı uygulanır. Zaman aşımı definin davalı tarafça süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekir. Mahkemece sadece zaman aşımı itirazında bulunan davalı yönünden zaman aşımı defi değerlendirilir‚ diğer davalılar bundan yararlanamaz. Kesin olmayan yetki itirazında da aynı durum söz konusudur.

Destekten yoksun kalma tazminatının zaman aşımı süresi 2 yıllıktır. Bu zaman aşımı süresi zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Sübjektif ve nispi nicelikte olan kısa bir zaman aşımı süresidir. Buna karşılık özel bir kanun hükmünün özel olarak zaman aşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında TBK’nın 72. Maddesi uygulanmaz. Destekten yoksun kalınan tazminat talebine ilişkin davalarda çift aşamalı bir süreç söz konusudur.

İlk olarak ceza yargılamasının sonlanması gerekmektedir. Ceza yargılamasında bilirkişi raporları ile beraber tazminat talebinde bulunulabilir. Tazminata ilişkin davada öncelikle tarafların kusur durumu belirlenmelidir. Somut olayın özelliğine göre mahkemece kusur yönünden bilirkişi raporu alınmadan da kusur durumu tespit edilebilecektir. TBK 74. Madde gereği hakim‚ zarar verenin kusurunun olup olmadığı‚ ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken‚ ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi‚ ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde‚ ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da‚ hukuk hakimini bağlamaz.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık