Ceza Hukuku

İyi Hal İndirimi

İyi Hal İndirimi/Takdiri İndirim Nedenleri

Türk Ceza Kanunu’nun 62. maddesinde düzenlenen iyi hal indirimi/takdiri indirim sebepleri; bir suç nedeniyle yargılanan sanığın suça ilişkin temel cezasının belirlenmesinden sonra koşullarının bulunması halinde ve hakimin takdir yetkisi çerçevesinde belirli oranda indirim yapıldığı halleri ifade etmektedir. Takdiri indirimin uygulanması cezanın kişiselleştirilmesinin sağlanmasında etkili olan hususlardan biridir. Ceza hukukunda cezanın kişiselleştirilmesi, belli bir suç türünü işleyen failin cezasının verilirken olayın ve failin kendisine özgü özelliklerinin gözetilmesini ve ceza ile ulaşılmak istenen sonucun şahsa özgü olarak ortaya çıkmasını sağlamaktadır. Takdiri indirim nedenleri de cezanın kişiselleştirilmesini sağlayabilen hususlardan biridir. Ancak takdiri indirim nedenleri hâkimin takdirine bağlı olup hakimin ve mahkemenin değerlendirmesi üzerine hükmedilir. Bu bağlamda takdiri indirim nedenleri lafzından da anlaşılacağı üzere hâkimin takdirine bağlı olup uygulanması zorunlu değildir.

İyi hal indirimi TCK 62. madde de düzenlenmiştir. Bu şartların oluşması halinde mahkemenin takdirindedir. Verilmek zorunda değildir. Bu konuda ceza avukatı hukuki bilgisinden yararlanmanız da fayda vardır.

İyi Hal İndirimi/Takdiri İndirim Nedenleri Nelerdir?

Takdiri indirim nedenleri Türk Ceza Kanunu 62/2’de örneklendirme şeklinde sayılmıştır. Bu nedenlerin dışında hakim tarafından takdir edilen nedenlerle de indirim uygulanması mümkündür. Kanun hükmünde sayılan takdiri indirim nedenleri şunlardır:

  • Failin geçmişi,
  • Sosyal ilişkileri,
  • Fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları,
  • Cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri.

Yukarıda belirtilen nedenler kanun koyucu tarafından sayılan örneklerdir. Kanun hükmünde “gibi” demek suretiyle söz konusu nedenlerin hâkimin takdiri üzerine genişletebileceği anlaşılmaktadır. Ancak takdiri indirim nedenleri uygulanırken mağdur ve müştekinin ceza yargılamasından bekledikleri makul sonucun ve ceza ile kendilerinde oluşacak tatmin hissinin de mahkemece göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Mağdur veya müştekinin uğramış oldukları maddi ve özellikle manevi zarar ile sanığa uygulanacak takdiri indirim arasında makul bir oran olmalıdır. Takdiri indirimin uygulanması sonucu verilecek ceza mağdur veya müştekinin uğramış olduğu maddi ve manevi zarara uygun düşmeyecekse takdiri indirim nedenlerinin uygulanması hakkaniyetli olmayacaktır.

Halk arasında iyi hal indirimi olarak da bilinen takdiri indirim, günümüz yargılama sürecinde sanığın iyi halinin bulunduğu, duruşma sırasındaki davranışlarının iyi olması ve hatta giyiminin iyi olması nedeniyle uygulanan ve talep edilen bir madde haline gelmiştir. Öyle ki özellikle kadın cinayetleri, cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarının faillerinin duruşmaya takım elbiseli ve kravatlı şekilde gelmesi dahi “kravat indirimi” adı altında takdiri indirim uygulanmasına sebebiyet vermektedir. Oysaki kanun koyucunun takdiri indirim hallerini düzenleyen madde hükmünde amaçladığı, sanığın geçmişi ve geleceği düşünüldüğünde söz konusu cezanın kendi hayatında yaratacağı etkilerin işlediği suçla orantısının değerlendirilmesidir. Mağdur veya müştekinin hayatında neden olduğu olumsuzluklar ile sanığın temel cezayı alması halinde kendi hayatında meydana gelecek olumsuzlukların birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gereken bir husustur. Dolayısıyla sanık söz konusu madde hükmünü uygulanması zorunlu bir husus olarak görmemeli ve mahkeme de takdir yetkisini iyi bir değerlendirme yaparak kullanmalıdır.

Takdiri İndirim Kararının Gerekçeli Olması

Türk Ceza Kanunu 62/2’nin son cümlesinde “Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir”. Hükmüne yer verilmek suretiyle takdiri indirim kararlarının gerekçeli olması zorunlu tutulmuştur. Hakim vermiş olduğu takdiri indirim kararının nedenleri ile bu nedenleri gösterir somut hususları kararında belirtmek zorundadır. Ayrıca hakim takdiri indirim uygulamadığı hallerde de takdiri indirimi neden uygulamadığını da gerekçeli olarak belirtmek zorundadır. Zira bu husus TCK 62. maddesinde düzenlendiği kadar Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrasında “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” Şeklinde ifade edilerek kararların gerekçeli olması anayasal bir kural haline getirilmiştir. Dolayısıyla takdiri indirime karar verilmesi ya da takdiri indirim uygulanmaması hususları da esasa etki eden bir karar niteliği taşıdığından gerekçeli olmak zorundadır.

Nitekim Yargıtay Ceza Daireleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da takdiri indirim kararı verildiği hallerde gerekçesinin mutlaka belirtilmesi gerektiği aksi halde kararın bozma sebebi olacağı görüşünü benimsemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/4-277 E. 2012/4 K. sayılı kararına göre;

serbest takdir sisteminin bir gereği olarak da olayda sanık yararına takdiri indirimin uygulanmasını gerektiren nedenlerin varlığını veya yokluğunu belirleme yetkisi yargılamayı yapan hâkime ait olacaktır. Zira yargılama süreci boyunca maddi gerçeğe ulaşma ve adaleti sağlama yolunda çaba harcayan hâkim, sanığı birebir gözlemleyen ve bu bağlamda takdiri indirim nedenlerinin varlığı ya da yokluğunu en iyi tespit edebilecek konumdaki kişidir. Hakim; ‘failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri’in yanında, her somut olaya göre değişebilecek ve önceden öngörülemeyecek nedenleri de birlikte değerlendirerek bu hususta hak, adalet ve nasafet kurallarına uygun biçimde uygulama yapacaktır. Ancak hâkimin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Bütün kararlarda olduğu gibi takdiri indirimin uygulanmasına veya uygulanmamasına ilişkin kararlar da gerekçeli olmalıdır. Bununla birlikte gösterilen gerekçelerin hak, adalet ve nasafet kuralları ile dosya içeriğine uygunluğunun Yargıtay denetimine tabi olacağında da kuşku bulunmamaktadır…”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.07.2009 tarihli 2009/9-62 E. ve 2009/191 K. sayılı kararında ise;

“…Görüldüğü üzere, maddede hâkimin takdiri indirim nedenlerinin varlığı halinde cezada belli oranda indirim yapabileceği düzenlenmiş, ancak takdiri indirim nedenlerinin sınırlı olarak sayılması yerine “gibi” ibaresi de kullanılmak suretiyle, örnekleme kabilinden bazı takdiri indirim nedeni olabilecek hallerden bahsedilmekle yetinilmiştir. Bu durumda, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurularak 62 nci madde uyarınca indirim yapılıp yapılmayacağının hâkim tarafından serbestçe takdir edileceğinde kuşku bulunmamakta ise de; bu ifadenin, indirim yapılmasına veya yapılmamasına esas alınan nedenlerin temyiz merciince denetlenemeyeceği şeklinde anlaşılmaması gerekir.

Nitekim, maddenin son cümlesi, “Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir” şeklinde olup; bu cümle ile 62 nci maddenin uygulanması veya uygulanmaması açısından yargıca tanınan takdir hakkının “dayanılan nedenler itibarıyla denetlenebilir nitelikte bir takdir hakkı” olduğu anlatılmak istenmiştir. Kaldı ki, 4709 sayılı T. C. Anayasası’nın 141. Ve 5271 sayılı CYY’nın 34 üncü maddesi uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkemenin, 5237 sayılı TCY’nın 62 nci maddesini “5237 sayılı TCK.nun 62 nci maddesi uygulamada bir atıfet maddesi olmayıp koşulları mahkeme heyetince oluştuğu kanaatine varıldığı takdirde uygulanan yasa maddesi olması karşısında mahkeme heyetince uygulama koşulları oluşmadığı kanaatine varıldığından sanık hakkında TCK 62 nci madde hükmünün uygulanmasına yer olmadığına” şeklinde açıklama yapmak suretiyle uygulamadığı ve bu konuda direndiği somut olayda, uygulamama nedenlerinin denetime elverecek şekilde açıkça gösterilmemiş olması yasaya aykırıdır.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yukarıda örnek olarak gösterilen kararlarında da anlaşılacağı üzere takdiri indirim kararı verilen veya takdirim indirim uygulanmasına yer olmadığı kararı verilen durumlarda bu hususun nedenlerinin gerekçeli olması zorunludur ve gerekçe gösterilmemesi kararın bozma sebebini oluşturmaktadır.

İyi Hal İndirimi/Takdiri İndirim Uygulanan Hallerde Verilecek Ceza

Takdiri indirim nedenlerini düzenleyen TCK 62. maddenin 1. fıkrasında: Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmi beş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların altıda birine kadarı indirilir.” hükmüne göre takdiri indirim sonucu verilecek ceza hesaplanmaktadır. İyi hal indirimi yüzde kaç? Bu sorunun cevabı 62. madde de açıktır. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere;

  • Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine → Müebbet hapis cezası
  • Müebbet hapis cezası yerine → 25 yıl hapis cezası
  • Diğer cezalar için → Ceza 1/6 oranında indirilir.
Başa dön tuşu