Soruşturma aşamasında ifadenizin alınması gerektiği takdirde yetkili makam tarafından hangi nedenle ve hangi sıfatla ifadenizin alınacağına dair bilgi verilmesi gerekmektedir. İfadeye çağrılmak suretiyle arandığınızda haklı ve geçerli bir mazeret bildirilmeksizin katılım gösterilmemesi halinde hakkınızda yakalama kararı çıkarılabilir.

Yakalama kararının uygulandığı takdirde kolluk kuvvetleri tarafından ifade işlemlerinin tamamlanması için karakola ya da savcılığa götürülürsünüz. Bu süreçte ise ifade vermek için karakolda tutulacağınız süre 24 saati aşmayacaktır. İfade verme ve sorgu işlemi ceza yargılamasında farklı anlamlar taşır. Şöyle ki;

  • İfade Verme: Şüpheli/Tanığın/Mağdurun kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini ifade eder.
  • Sorgu: Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini, için kullanılmaktadır.

İfade alma, CMK 2. maddesine göre “Şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından soruşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesini” şeklinde tanımlanmıştır. İfadesi alınması gereken kişi, ifadesi işlemleri için davetiye ile çağrılmaktadır. Davetiyede ne için çağırıldığı ve kişiye ne gibi hususlarda ihtiyaç duyulduğu belirtilmek zorundadır. Nitekim davetiyenin gerekçeli olması gerektiği hususu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 145. maddesinde de zorunlu tutulmuştur. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak makalemizde ifadeye çağrılmanız durumunda yapmanız gereken şeyleri, bahsetmeniz gereken hususları ve dikkat etmeniz gereken durumları anlatacağız.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

İfadeye Çağrılmak Nedir?

Soruşturma sürecine yön veren ve ceza muhakemesi hukukunun amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada önemli katkı sağlayan şüpheli veya sanığın ifadesinin alınmasının usul ve esasları; Türk mevzuatında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 145-148 maddeleri arasında ve uygulama detaylarını ortaya koyan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. İfadeye çağırma işlemi davetiye ile yapılmalıdır. Davetiye de kişinin ifadeye neden çağrıldığı, hangi saatte ve nerede hazır olması gerektiği gibi hususlar yazılmalıdır. Davetiyede kişinin neden çağrıldığına ilişkin bir açıklama yoksa en yakın kolluk görevlileri ile iletişime geçip davet sebebi öğrenilebilir. Aynı zamanda davetiyeye mazeretsiz şekilde ifade işlemine katılım gösterilmediği takdirde zorla getirme kararı çıkarılacağına ilişkin şerhinde düşülmesi gerekmektedir Aksi takdirde, şüpheli veya sanık gelmez ise hakkında zorla getirilme kararı çıkarılması da mümkün değildir.

Zorla getirilme kararı, ancak hakim veya savcı tarafından verilebilmekte olup kolluğun zorla getirme kararı vermesi mümkün değildir. İstinabe ise bir davanın görüldüğü mahkeme dışında bir yerde bulunan tanığın ifadesinin bulunduğu yerdeki mahkemede alınmasıdır. Bu alınan ifade davanın görüldüğü mahkemeye gönderilir. SEGBİS ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi olarak adlandırılır. Cezaevinde bulunan sanıkların mahkemeye gitmeden ya da cezaevinden çıkmadan bir oda içerisinde görüntülü ve sesli olarak savunmalarını yapmaları için kurulmuştur.

ifade verme alma nedir
ifade verme alma nedir

İfade Vermek Ne Demektir?

İfade alma, bir soruşturma kapsamında şüpheli/tanık/mağdurun, yetkili merciler tarafından bilgi ve beyanlarının alınması işlemidir. İfade alma işlemi aslında soruşturma konusu olay hakkında tanık, mağdur ya da şüpheli olan şahsın bilgisinin hukuki kurallar çerçevesinde mümkün olduğunca kapsamlı bir şekilde öğrenilmesi girişimidir. Bu işlemi kolluk kuvvetleri yapabileceği gibi Cumhuriyet savcısı da yapabilir. Yukarıda da izah edildiği üzere ifade ve sorgu birbirinden farklı işlemlerdir. Ancak kişinin ifadesi alınırken de sorgusu yapılırken de bazı hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır.

Kanun hükmünde ifade alabilecek kişiler sınırlı sayıda belirtilmiştir. Kolluk kuvveti kavramı polis, jandarmayı ifade etmektedir ve cumhuriyet savcısıyla ifade alabilecekler arasında sayılmışlardır. Kanunda bahsi geçenler dışında kimse ifade alma eylemini gerçekleştiremez. Örneğin, adli bir soruşturmaya dair ifade alma işlemi Kara Kuvvetler Komutanlığı görevlileri tarafından yerine getirilemez. Sorgu işlemi ise CMK’nın 2.maddesinde; “Şüpheli veya sanığın hâkim veya mahkeme tarafından soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlenmesi” şeklinde tanımlanmıştır.

İfade alma işlemi kolluk kuvvetleri ve savcılık tarafından yürütülürken sorgu işlemi mahkeme tarafından yürütülmektedir.

İfadeye Ne Zaman Çağrılır?

İfade, kişi hakkında suçlamalar bulunduğu, savcılığa intikal eden olaya tanık olduğu veya mağdur olduğu takdirde gerçekleştirilmektedir. Kanunda, kişinin ifadeye çağrılması için herhangi bir gün ya da saat belirlenmemiştir. Günün 24 saatinin herhangi bir saatine ifadeye çağrılma mümkündür. Ancak yüksek mahkemeler tarafından kişinin gece geç saatlerde ifadeye çağırılması veya ifadenin uzun sürmesi durumunda kişinin adil yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği yönünde kararlar verilmektedir. Çünkü kişiler özellikle yorgun ya da uykusuz bir şekilde verdikleri ifadelerde tam odaklanamayıp maddi olay bakımından yanlış beyanlarda bulunabilmektedir. Bu da soruşturmanın ilerleyen aşamalarında kişinin aleyhine sonuçlar doğurabilmektedir.

CMK’nın 145. Maddesinde; “İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir, gelmezse zorla getirileceği yazılır.” ifadesi ile ifadeye çağırılma işleminin nasıl gerçekleştirileceği ifade edilmiştir. Soruşturma evresi savcılık ve savcılığın emrindeki kolluk kuvveti vasıtasıyla yürütülmektedir. İfadeye davete icap etmeyen şüpheli hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Zorla getirme kararı ile çağrılan şüpheli veya sanık derhal, olanak bulunmadığında yol süresi hariç en geç yirmi dört saat içinde çağıran hâkimin, mahkemenin veya Cumhuriyet savcısının önüne götürülür ve sorguya çekilir veya ifadesi alınır. Zorla getirme bunun için haklı görülecek bir zamanda başlar ve hâkim/mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından sorguya çekilmenin veya ifade almanın sonuna kadar devam eder.

ifade verme sorgu
ifade verme sorgu

Soruşturma Evresinde Sorgu veya İfade Vermeye Çağırma

Şüpheli/sanık/tanığın ifadeye çağırılmasında öncelikle davetiye çıkarılır. Davetiyede kişinin neden çağırıldığı ve ifadesine/sorgusuna başvurulacağı yazılır. Ayrıca hangi tarih ve saatte nerede olunması gerektiği de belirtilir. Davetiyede şüpheli/sanık/tanığın mazeretsiz olarak gelmemesi halinde zorla getirileceği de şerh düşülür. Bu şerh düşülmeden, şüpheli/sanık/tanık mazeretsiz olarak katılım sağlamazsa, zorla getirme kararı çıkartılmaz. Çağrı kâğıdı, Cumhuriyet savcısı, hakim ya da mahkemece çıkartılır. Çağrı kâğıdı 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir.

Bunun dışında telefon ya da mesajla hatta faksla gönderim yapılabilir. Soruşturma veya kovuşturma evresinde çağrı; telefon, mesaj ya da faks ile yapıldıysa zorla getirme kararı verilmez. CMK’nın 145. maddesine göre ifadeye çağırılan şüpheli/sanık/tanık gelmediği takdirde zorla getirilmesine karar verilir. Zorla getirilme kararı şüpheli/sanık/tanık açıkça kim olduğunu, olaya ilgili suçu, gerektiğinde eşkâlini ve zorla getirilmesi nedenlerini içerir. Zorla getirme kararının bir örneği şüpheli/sanık/tanığa verilir. Herhangi bir nedenden dolayı zorla getirilme kararı yerine getirilemez ise bu durumun nedenleri köy ve mahalle muhtarı ile kolluk görevlisinin birlikte imzalayacakları bir tutanakla ispatlanır.

İfade Sırasında Bulunabilecek Kişiler

İfade bulunması zorunlu bulunan tek kişi ifadeye çağrılan kişidir. İfadeye çağrılan kişiye kolluk kuvvetlerince birtakım sorular yöneltilecektir. Bu sebeple ifade esnasında kolluk görevlileri bulunacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından yapılabileceği gibi, savcı tarafından da gerçekleştirilebilmektedir. Bu durumda ise ifade esnasında savcının da bulunabileceği söylenebilir. İfade esnasında bulunabilecek kişiler arasında ayrıca avukat da vardır.

Özellikle de şüphelinin ifadesi alınırken yanında avukatının olması oldukça önemlidir. Nitekim ifade alma işlemi sırasında şüphelinin kendisini yanlış ifade etmesi, o anın gerginliği ve stresi sebebiyle durumu yönetememesi gibi nedenlerle ileriki aşamada aleyhine sonuç doğuracak şekilde beyanlarda bulunabilir. Avukat ifadesi alınan kişinin kendisini en doğru şekilde ifade edebilmesi adına ifade işlemi esnasında orada bulunacaktır. Öyle ki bazı durumlarda şüpheli/sanığın avukat talebi olmasa dahi ifade alma işlemi esnasında avukat bulundurulması zorunlu tutulmuştur. Kanunun zorunlu olduğunu ifade ettiği durumlarda avukat bulundurmadan ifade alma veya sorgulama işlemi yapılmışsa bunlar hukuka aykırı olup delil özelliği taşımazlar.

CMK 150. maddesine göre zorunlu halleri şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafin yardımından yararlanır.
  • Müdafi bulunmayan şüpheli veya sanık, çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
  • Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.

Ayrıca CMK’nın 250.maddesine göre;

  • Seri muhakeme usulüne göre yürütülen soruşturma hallerinde şüpheli veya sanığın müdafiye sahip olması zorunlu bir durumdur.

İfade Avukatı (Sorgu Avukatı)

İfade avukatı diğer adıyla sorgu avukatı ceza hukukunda şüpheli/sanık/tanığın savunma hakkı kapsamında beyan verirken ifadeye katılan avukata denir. İfade alma, kolluk ve savcının soruşturma konusu suçla ilgili olarak şüpheli/sanık/tanığı; sorgu ise, hâkim veya mahkemenin, şüpheli veya sanığı soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili olarak dinlemesi ve birtakım sorular sormasıdır. Hem ifade almada hem de sorguda amaç, maddi gerçeği ortaya çıkarmak üzere bilgi elde etmektir. Şüpheli/sanık/tanık ifade verirken bazı haklara ve yükümlülüklere sahiptir.

Şüpheli/sanık/tanığın ifadesini ya kolluk kuvvetleri ya da Cumhuriyet savcısı alır. İfade alınmadan önce kişiye tüm hakları anlatılmalı ve hangi suç şüphesi ile orada bulunduğu açıklanmalıdır. Sorgu esnasında, kişiye hakları anlatılırken ve sonrasında, adil yargılanma hakkının gereklerine uygun davranılmalı. Ayrıca kişinin susma hakkını kullanması ikrar yani kabul olarak değerlendirilmemelidir. Suçu ispat etmek için yasak usullere başvurulmamalıdır. İfade alma işlemi şu durumlarda yapılır:

  • Şüphelinin yakalanması,
  • Şüphelinin gözaltına alınması,
  • Şüphelinin tutuklanması,
  • Şüphelinin doğrudan soruşturma amacıyla ifadeye çağırılması
  • Tanığın veya mağdurun olayın aydınlatılması için beyanlarının alınması gerektiğinde.

Suç işlediği düşünülen ve şüpheli olarak nitelenen kişi ya da kişiler ile olayın tanığı veya mağdurunun olaya ilişkin beyanlarına başvurulması işlemi ifade almadır. Soruşturma sürecine yön veren ve ceza muhakemesi hukukunun amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada önemli katkı sağlayan ifade almanın usul ve esasları, Türk mevzuatında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 145-148 maddeleri arasında ve uygulama detaylarını ortaya koyan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Yetkili merciler olarak Cumhuriyet savcısı ve kolluk tarafından hukuka uygun teknik ve taktikler yardımıyla ifade alınırken yasal düzenlemelerde belirtilen sınırlar çerçevesinde işlem tesis edilmesi, alınan ifadenin muhakeme sürecinde delil olarak değerlendirilmesi bakımından gereklidir. Bu aşamada yapılacak usul hataları, ifadenin kullanılması imkânını ortadan kaldırabilir ve belki önemli bir delilin kaybına yol açabilir.

İfadeye Gitmek Zorunlu Mudur?

İfadeye çağrılmak, özellikle soruşturmanın ilk aşamalarında gerçekleştiği ve kişinin olaya ilişkin ilk açıklamalarını içerdiği için hayati öneme sahiptir. Özellikle kişi olay hakkında bilgi verirken farkında olmadan üstüne atılı suçu işlediğine dair ikrarda bulunabilmektedir. Aynı zamanda ilerleyen süreçlerde vereceği beyanları ilk ifadesiyle karşılaştırılacak ve beyanlar arasında çelişki bulunması takdirde süreç kişinin aleyhine ilerleyebilecektir. Bu sebeple ifadeye çağrılmanız durumunda yanınızda avukat bulundurmanız önemlidir.

Kanunda şüphelinin yapmasının zorunlu olduğu hususlar düzenlenmiştir. Şüphelinin ilk olarak gerçekleştirmesi gerektiği şey ifadedir. Yukarıda da açıklandığı üzere şüphelinin ifadesi yargılama için hayati önem taşımaktadır. Şüphelinin ifadesi aynı zamanda şüphelinin ilk savunması anlamına gelir. Bu sebeple hakkınızda yapılan suçlamaları cevaplamanız açısından da ifade vermeniz önemlidir.

Şüpheli/sanık/tanık ifadeye gitmek zorundadır. İfadeye çağrıldınız davetiye sonrasında ifadeye gitmemeniz durumunda hakkınızda zorla getirme kararı çıkarılacaktır. Bu sebeple ifadeye gitmemeniz hakkınızda zorla getirilme kararı çıkmasına sebep olur. İfadeye gitmemeniz durumunda da yine yargılama süresinde mahkeme önünde kötü bir görünüm çizecektir. İfadeye çağırılmanız durumunda avukatla birlikte ifade vermeniz yararınıza olur.

Zorla Getirme Kararı Nedir?

Zorla getirme kararı, ifadeye çağırıldığınızda davetiyeye riayet etmemeniz durumunda söz konusu olur. Davetiyede ifadeye gidilmemesi durumunda kişi hakkında zorla getirme kararı çıkartılacağı ihtar edilir. Genellikle uygulamada kolluk tarafından kişinin 24 saat içerisinde ifadeye gelmesi gerektiği belirtilir. Kişinin 24 saat içerisinde ifadeye gelmemesi durumunda hakkında zorla getirilme kararı çıkartılır.

Zorla getirme kararı, savcı veya hakim tarafından verilebilmektedir. Kolluk tarafından kişinin zorla getirilmesine karar verilemez. Kolluk görevlileri yalnızca zorla getirme kararını yerine getirmekle görevlidir. Zorla getirme kararı, kolluk kuvvetleri tarafından gerektiğinde kişi üzerinde zor kullanılmasını da içermektedir. Hakkında zorla getirme kararı bulunan kişi, kaçarsa yakalanır, karakola alınır ve yetkili mercilerin önüne çıkarılması için bekletilir. Zorla getirme kararı ile getirilen kişinin kısıtlılık hali, ifadesinin veya sorgusunun alınmasının tamamlanmasına kadar devam etmektedir.

İfade Verme ve Sorgunun Usulü

PVSK’nın 15. maddesinin “Polis; yaptığı tahkikat esnasında ifadelerine müracaat lazım gelen kimseleri çağırır ve kendilerine lüzumu olan şeyleri sorar.” ifadesi gereğince polis tahkikat esnasında ifadesinin alınmasına ihtiyaç duyulan kişilere sadece gerekli soruları sorabilir ve keyfi uygulamalara yer veremez. Ayrıca kolluk kuvveti bu işlem sırasında geçen bütün ifadeleri uygun bir şekilde ifade tutanağında kayda almak zorundadır. İfadesine başvurulan kişinin bazı hakları ve dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. CMK’nın 147.maddesine göre;

  • Şüpheli/sanık/tanığın kimliği saptanmalı ve şüpheli/sanık/tanık, kimliğine ilişkin sorulan soruları doğru olarak cevaplandırmakla yükümlüdür.
  • Şüphelinin kendisine yüklenen suç veya ifade verilecek olay anlatılır.
  • Şüpheli ve sanığın müdafi seçme hakkının bulunduğu ve onun hukukî yardımından yararlanabileceği, müdafin ifade veya sorgusunda hazır bulunabileceği, kendisine bildirilir. Müdafi seçecek durumda olmadığı ve bir müdafi yardımından faydalanmak istediği takdirde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
  • Şüpheli veya sanığın yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanuni hakkı olduğu söylenir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere sanık veya şüpheliye yüklenen suç hakkında susma hakkının olduğu hatırlatılmalıdır. Susma hakkının kullanılması sanık veya şüphelinin aleyhine bir durum olarak kullanılamaz.
  • Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır ve kendisi aleyhine var olan şüphe nedenlerini ortadan kaldırmak ve lehine olan hususları ileri sürmek olanağı tanınır.
  • İfade verenin veya sorguya çekilenin kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi alınır.

Şüpheli ve Sanığın İfadesinin Alınması ve Sorgusu

İfade ve sorgu tutanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 147. maddede yer almaktadır. Öncelikle şüpheli ya da sanığın kimlik tespiti yapılır. Sorguya/ifadeye alınan şahıslar kimlikleri ile ilgili bilgileri doğru vermek zorundadır. Sonrasında kişiye isnat edilen suç anlatılır. Ardından müdafi seçme hakkının bulunduğu ve yardımından faydalanabileceği anlatılır. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak sorgu/ifade esnasında hizmet vermeye devam etmekteyiz. Eğer kişi avukatını seçebilecek durumda değilse ve yine de istiyorsa baro tarafından bir avukat görevlendirilir.

Kişi talep ettiği takdirde yakınlarına durum yani yakalandığı bildirilir. Kişinin yükletilen suç hakkında açıklama yapmama hakkı yani susma hakkı bulunmaktadır. Somut delillerin toplanmasını isteyebileceği gibi aleyhine ve lehine olan hususları ileri sürebilir. Sonrasında kişinin ekonomik durumu ve kişisel durumu (eğitim durumu, sağlık durumu gibi) bilgiler alınır. İfade ve sorgu esnasında teknolojik imkanlardan yararlanılabilir ve bir tutanağa bağlanır. İfade veya sorgu tutanağı denilen bu tutanağın içeriği şu şekildedir:

  • İfade/Sorgu tarihi ve yeri
  • İfade/Sorgu esnasında orada hazır bulunan kişilerin ad ve unvanları
  • İfade/Sorgu esnasında ifade veren/sorguya çekilen kişinin açık kimlik bilgileri
  • İfade/Sorgu esnasında yukarıda açıklanan durumların, örneğin bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığı ve yapılmadıysa nedeni
  • İfade/Sorgu tutanağının ifade veren/sorguya çekilen ile avukatı tarafından okunması ve imzalanması
  • Kişiler imzalamak istemiyorsa sebebi

İfade Alma Usulleri

Kanunda ifadenin nasıl gerçekleştirileceği düzenlenmiştir. İfade alma usulleri aşağıdaki şekilde gerçekleştirilecektir;

  • Önce ifadeye çağırılan kişinin açık kimliği belirlenecektir. Özellikle kişinin adı ve soyadı, açık adresi, baba adı, doğum tarihi ve doğum yeri, T.C. kimlik numarası gibi bilgiler alınır. Kişinin susma hakkı bu bilgileri kapsamamaktadır. Kişi bu bilgiler hakkında ifade vermek zorundadır.
  • İfade sırasında kişinin sosyal ekonomik durumu da araştırılacaktır. Bu kapsamda kişinin aylık gelirinin de öğrenilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda kişinin medeni durumu da sorulacaktır.
  • Yakalama kararı sonucunda ifade veren kişinin aynı zamanda yakınlarına kişinin yakalandığının bilgisi verilmek zorundadır.
  • Devamında şüpheliye suçlanmış olduğu konu hakkında bilgi verilecektir. Yapılan suçlamalar anlatılacak ve kendisinden olaylar hakkında açıklamalarda bulunması istenecektir. Bu husus kişinin susma hakkını kapsamaktadır. Kişi olay hakkında açıklamalarda bulunmak istemediğini ve susma hakkını kullanmak istediğini belirtebilir.
  • Aynı zamanda ifade sırasında kişinin yanında avukat bulundurabileceğini, eğer avukat seçebileceği durumu yoksa kendisine ücretsiz olarak baro tarafından avukat görevlendirebileceği belirtilecektir. Kişi ifadesini avukatıyla beraber vermek istediğini belirtmek istediğinde avukatı gelene kadar beklenmek zorundadır. Aksi halde alınan ifade yapılacak yargılamada delil olarak kullanılamayacaktır.
  • Bazı durumlarda kanunen kişiye avukat atanması zorunlu tutulmuştur. Özellikle üzerine atılı suçu anlayamayacak durumda olanlar, 18 yaşından küçük olan çocuklar ve kanunda sayılı suçlardan dolayı ifadesi alınan kişilerin avukatı ifadesi esnasında yanında bulunmak zorundadır.
  • İfade esnasında kişi aleyhine toplanan delillere yönelik söyleyecek şeyi olup olmadığı sorulur. Özellikle toplanan delillerin şüpheliye gösterilmesi önemlidir.

Şüpheli ve Sanığın İfade Sırasında Susma ve Diğer Hakları

Hiç kimse, kendisi aleyhine delil üretmeye zorlanamaz. Susma hakkı da bu ilke gereğince ortaya çıkarılmıştır. Susma hakkı, suçlanan kişinin üzerine atılı suç hakkında açıklamalarda bulunmaması anlamına gelmektedir. İfade alınmasından önce ifadesi alınacak kişiye susma hakkının olduğunun hatırlatılması gerekmektedir. Kişi susma hakkını kullandığı takdirde artık şüpheliye soru sorulamaz, olay hakkında açıklamalarda bulunmaya zorlanamaz. Kişinin susma hakkını kullanması halinde ifadesi alınmış varsayılır ve süreç sonlandırılır.

Kişinin susma hakkını kullanması kişi aleyhine yorumlanamaz. Kişinin susma hakkını kullandığı gerekçe gösterilerek kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilemez. Kişi hakkında yapılan yargılamaya normal usullere göre devam edilmelidir. Kişinin susma hakkını kullanması sonrasında ifade vermesine engel değildir. Kişi kolluk kuvvetleri önünde vereceği ifade esnasında susma hakkını kullanması halinde savcı veya hakim önünde ifade verebilir, sorgusu yapılabilir.  Ayrıca yukarıda da açıklandığı üzere ilk ifadenizin alınması esnasında yanınızda avukat bulundurmak istediğinizi belirtmeniz halinde kolluk kuvvetlerinin avukatı beklemesi kanunen zorunludur.

Kolluk kuvvetleri şüpheli şahsı yakaladıkları zaman derhal Cumhuriyet savcısına bildirimde bulunur. Çünkü talimatları Cumhuriyet savcısından alarak ifade alabilirler. Bunun dışında ifade almak için davetiye çıkartılır ve kişilerin gelmeyeceği takdirde zorla getirme kararının çıkartılacağı bildirilir. İfade ya da sorguya başlamadan önce kişilerin kimlik tespiti yapılır. Kişiye öncelikle üzerine atılı suç anlatılır. Sonrasında bir avukatın yardımından yararlanabileceği söylenir.

Aynı zamanda kişiler üzerlerine atılı suç hakkında bir beyanda bulunmayabilir. Buna susma hakkı denir. Kişiler ekonomik durumları hakkında ayrıntılı bilgi verirler. Ayrıca şüpheli ya da sanık delillerin toplanmasını da isteyebilir. Özetlemek gerekirse; şüpheli ya da sanığın hakları ve yükümlülükleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Şüpheli ya da sanığın kimlik tespiti yapılır. Kişiler bu konudaki bilgileri doğru cevaplamak zorundadır.
  • Şüpheli ya da sanığa isnat edilen suç anlatılır.
  • Şüpheli ya da sanığa müdafii seçme hakkı olduğu belirtilir.
  • Şüpheli ya da sanığa yakınlarına haber verilebileceği söylenir.
  • Şüpheli ya da sanık somut delillerin toplanmasını isteyebilir.
  • Şüpheli ya da sanık kişisel ve ekonomik durumu hakkında bilgi verir.
  • İfade ve sorgu esnasında teknik imkanlar kullanılır ve tutanağa bağlanır.

Şüpheli ve Sanığın İfade Esnasında Avukatla Görüşme Hakkı

Avukat ile görüşme hakkı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 154. maddesinde düzenlenmiştir. Hükme göre şüpheli veya sanık vekaletname aranmaksızın avukatıyla her zaman görüşebilecektir. Aynı zamanda görüşmenin kimsenin duymayacağı bir ortamda gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda avukat ile yapılacak yazışmalar da denetime tabii tutulamayacaktır. İfadeye davet halinde de aynı şartlar geçerlidir.

İfadesi alınan şahıs bu esnada avukatı ile özel olarak görüşme yapmak istediğini de belirtebilir. Böyle bir talebin olması halinde şüpheli şahsa avukatı ile konuşmalarının duyulamayacağı bir ortam sağlanması gerekmektedir. Aynı zamanda kötü niyet teşkil etmediği müddetçe istediği kadar görüşme hakkı da verilir. Önemle belirtmek gerekir ki; kişinin avukatı olmadan alınan ifadesi hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. Bu durum CMK’nın 148.maddesinde hüküm altına alınmıştır.

ifade verme alma
ifade verme alma

İfadede Zorunlu Olarak Avukatın Bulunması Gereken Haller

Kovuşturma ve soruşturma evrelerinde şüpheli veya sanık birden fazla müdafinin yardımını alabilir. Eğer bu kişinin kanuni temsilcisi bulunuyorsa müdafi seçimini o yapabilir. Soruşturma evresinde alınan ifadelerde en fazla 3 avukatın yardımından faydalanılabilir. Aynı şekilde örgüt faaliyeti ile işlenen suçlar söz konusu ise kovuşturma evresinde ve duruşmalarda da en çok 3 avukat bulunabilir. Soruşturma evresinin her safhasında ve kovuşturma evresinin her safhasında kişilerin avukattan hukuki yardım alma hakkı hiçbir şekilde engellenemez.

Avukatın kişi ile görüşmesi, ifadesi alınırken veya sorgusu yapılırken yanında olması kısıtlanamaz. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak biz de sorgu ve ifade esnasında hizmet vermekteyiz.  Kural olarak şüpheli veya sanık bir müdafii seçer hatta müdafii seçemeyecek durumda olduğunu beyan ederse ve talep ederse baro tarafından bir avukat görevlendirilir. Ancak bazı durumlarda kişinin talebi aranmaksızın avukat görevlendirilir. Bu durumlar:

  • Şüpheli veya sanık çocuk ise,
  • Şüpheli veya sanık kendisini savunamayacak derecede malul ise,
  • Şüpheli veya sanık kendisini savunamayacak derecede sağır ise,
  • Şüpheli veya sanık kendisini savunamayacak derecede dilsiz ise,
  • İsnat edilen suç alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiriyorsa.

İfade Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

İfade esnasında somut olay hakkında açıklamalarda bulunabilirsiniz. İlk ifadenin her zaman ilk savunmanız olduğunu unutmayın. Kendi lehinize olan durumlardan bahsetmeniz önemlidir.

  • Şüpheli veya sanık, şüpheden kurtulmasını sağlayacak somut delilleri öne sürebilir.
  • Kendisine sorulacak sorulardan istediğine cevap verir istediği soru hakkında susma hakkı kullanabilir.
  • Susma hakkı kullanabileceği gibi, sorulara şu an cevap verilmeyeceği ilerleyen aşamalarda cevap vermek istediğini belirtebilir.

İfade esnasında ifadeye ilişkin tutanak tutulur. Tutanakta şüphelinin sorulara verdiği cevaplara ayrıntılı bir şekilde yer verilir.  İfadenin bitiminde, şüpheliye ifadeye yönelik söyleyeceği bir şeyi olup olmadığı sorulur. İfade sonrasında ifade tutanağının şüpheliye imzalatılması zorunludur. Aynı zamanda şüphelinin avukatı bulunması durumunda ifade tutanağının müdafi tarafından da imzalanması gerekmektedir. Aksi takdirde söz konusu ifade tutanağı yargılama esnasında delil olarak değerlendirilemeyecektir.

Ek İfade Nedir?

Bazı durumlarda, olay hakkında yeni bir gelişmenin ortaya çıkması halinde şüpheli tekrar ifadeye çağrılabilmektedir. Ek ifadeye çağrılma sebepleri;

  • İlk ifadede eksik kalan hususların tamamlanması,
  • Soruşturmada yeni bir delilin ortaya çıkması,
  • Polisin aldığı ifadenin ardından savcının yeniden ifade alma talebi vb. olabilmektedir.

Kişinin ek ifadeye çağrılması genel olarak aynı usullerle gerçekleştirilmektedir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148. maddesinin 5. Fıkrası bu hususa ilişkin olarak; “Bir şüphelinin aynı olayla ilgili olarak ikinci defa yani bir kez daha ifadesini savcı alabilir.” Hükmünü amirdir.

Kural olarak soruşturmayı yöneten cumhuriyet savcısı maddi gerçeğe ulaşmak maksadıyla hem şüphelinin lehine hem de aleyhine olan delilleri toplayıp derlemekle yükümlüdür. Bu nedenle yukarıda belirtilen hususların halinde savcılık şüphelinin ek ifadesinin alınmasını gerekli görebilir. Buna göre kişinin tekrar ifadesine ihtiyaç duyulması halinde işlem yalnızca cumhuriyet savcısı tarafından gerçekleştirilebilecektir. Kişinin ek ifadesinin kolluk kuvvetleri tarafından gerçekleştirilmesi halinde ek ifadenin hukuka aykırı olarak gerçekleştirileceğinin kabulü gerekir. Bu halde alınan ek ifade, delil olarak değerlendirilemeyecek ve hüküm kurulurken esas alınamayacaktır.

İfade Alma ve Sorguda Yasak Usuller

İfade alma veya sorguda yasak olan bazı usuller vardır. Çünkü beyanlar şüpheli veya sanığın özgür iradesine dayanmalıdır. Örneğin kişilere kanuna aykırı yarar sağlayacak şekilde vaatlerde bulunulamaz. Çünkü kişilerin yasak usullerle elde edilen ifadeleri delil olarak sayılmaz. İfadelerin rıza ile verilmiş olması da durumu değiştirmemektedir. Özgür iradeyi engelleyecek şu durumlar kesinlikle yasaklanmıştır:

  • Kötü davranışlar
  • İşkence
  • İlaç verme
  • Yorma
  • Aldatma
  • Cebir
  • Tehdit
  • Bedensel müdahale
  • Ruhsal müdahale

Şüphelinin ifadesi bir kez alındıysa kural olarak bir daha alınmaz. Ancak yukarıdaki durumların uygulandığı biliniyor ya da varsayılıyorsa ifadenin usulüne uygun olarak alınmadığı görülür. Bu durumda aynı olay/konu ile ilgili tekrar ifade alınacağı zaman bu ifadeyi Cumhuriyet savcısı bizzat kendisi yapar. Son olarak bir kişinin avukatı olmadan verdiği ifade; hakim ya da mahkeme huzurundayken şüpheli/sanık doğrulamadığı müddetçe hükme esas teşkil etmez.

İlgili Yazı: Yargıtay Kararları

İfadeye Çağrılmak Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2017/2789 E., 2018/218 K. Sayılı Kararı

  • İfadeye Çağrılmak
  • İfade Vermek

Sanığın kollukta müdafii bulunmaksızın alman ifadesinin, duruşmada kabul edilmedikçe CMK 148/4 maddesi kapsamında hükme esas alınamayacağından bu beyanın delil olarak kabul edilmediği, ayrıca sanığın üzerinde bulunan ve dış bakıştan kolaylıkla görülebilen patlayıcı maddelerin bulunduğu pakete arama sonucu el koyma işleminin, 2559 sayılı Yasanın 4/A ve CMK’nın 90/2-4 maddeleri gereğince kanuna uygun olduğundan, arama sonucu elde edilen delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğine dair savunmanın yerinde görülmediği, belirlenerek yapılan incelemede;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alman tüm delillerin yukarıda açıklandığı üzere hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin duruşmada ve temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan duruşmalı, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan duruşmasız olarak yapılan incelemede CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, 06.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/13261 E., 2021/9190 K. Sayılı Kararı

  • İfadeye Çağrılmak
  • İfade Vermek

Gaziosmanpaşa 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2014/268 değişik iş sayılı ve 14.04.2014 tarihli önleme araması kararına dayanılarak iddianameye konu iş yerinde yapılan arama neticesinde ele geçirilen deliller ve sanığın hazırlık aşamasında tespit edilen savunmaları uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Hakimlikçe verilmiş usulüne uygun bir adli arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından verilmiş bir yazılı arama izninin de bulunmadığı, ayırca; sanığın hazırlık aşamasında müdafi hazır olmaksızın alınan savunmasının kovuşturma aşamasında doğrulanmaması nedeni ile CMK’nun 148/4. maddesi uyarınca yüklenen suçun işlendiğine ilişkin mahkeme huzurunda sanık ikrarının varlığından söz edilemeyeceğinin de anlaşılması karşısında; yapılan arama hukuka aykırı olup, ele geçen delillerin yasak delil niteliğinde olduğu, Anayasa’nın 38/2, 5271 sayılı CMK’nun 206/2-a, 217/2, 230/1 maddelerine göre hukuka aykırı surette elde edilen deliller ile müdafi hazır bulunmadan kollukça alınan sanık beyanına dayanılarak sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceği sabit ise de; soruşturma aşamasında beyanı tespit edilen … ‘ un 19.04.2014 tarihli beyanında, sanık tarafından kullanılan yeri sanığa kiraladıklarını, komşusu … almış olduğu interneti kullanması için sanığa verdiğini, yasa dışı iddia oyunu oynattığını öğrenince itiraz ettiğini ve interneti iptal ettiğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, … ve … tanık sıfatı ile beyanları tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yetinilerek hüküm kurulması, BOZMA nedenidir.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.05.2018, 1087-211 sayılı kararı

  • İfadeye Çağrılmak
  • İfade Vermek

5271 sayılı CMK’nın 45. maddesi uyarınca tanıklıktan çekinme hakkı bulunan ve soruşturma aşamasında kolluk tarafından beyanı alınıp istinabe yoluyla yapılan duruşmada tanıklıktan çekinme hakkını kullanan sanık Y’nın ablası ve inceleme dışı sanık Sakine’nin gelini olan tanık .K.’nin önceki beyanları ile olayın hemen ardından polis memurlarınca müdafi bulunurmaksızın yapılan ön mülakat sonucu beyanlarının yazıya aktarılması suretiyle düzenlenen ve sonradan inceleme dışı sanık S. Tarafından doğrulanmayan 30.04.2013 tarihli tutanağın, 5271 sayılı CMK’nın 148/4, 210 ve 217. maddeleri uyarınca hükme esas alınmasının mümkün olmadığı kabul edilmelidir.


Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 16.10.2010 tarihli ve 19839/2059 sayılı kararı

  • İfadeye Çağrılmak
  • İfade Vermek

Sanık susma ve müdafiden yararlanma hakkının da hatırlatıldığı ve savunmasını kendisinin yapacağı belirttiği 17.11.2005 tarihli Askeri Savcılık tarafından alınan ifadesinde özetle “Parti olarak nitelendirdiği Hizb-üt Tahrir örgütünün üyesi olduğunu, İstanbul’da yapılan basın açıklamasına katıldığını söylemiş, duruşmadaki savunmasında ise anılan örgütün terör örgütü olduğunu kabul etmediğini, askeri savcıya verdiği ifadesinin doğru olup olmadığı hususunda bir şey söylemek istemediğini açıklamıştır.

CMK’nın 148. maddesinin amaç, kapsam ve gerekçesi birlikte nazara alındığında, sanığın askeri savcılıkta alınan ifadesinin yasak usullerle elde edilmediği gibi müdafi hazır bulunmaksızın alınan ifadesi kollukça alınan ifade olarak değerlendirilemeyeceğinden hükme esas alınmasında yasal bir engel bulunmadığı, kaldı ki sanığın bu ifadesini mahkeme huzurunda da açıkça reddetmediği anlaşılmaktadır.

Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kesinleşmiş yargı kararları ile terör örgütü olduğu kabul edilen Hizb-üt Tahrir adli örgütün üyesi olduğu, eylemin 3713 sayılı Kanunun 7/1. Maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, hukuki durumun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı gerekçe ile beraatine karar verilmesi, kanuna aykırı.