0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Gaiplik Davası (Kararı – Şartları – Dilekçesi)

11gaiplik davasi

Gaiplik davası; kişinin ölüm tehlikesi altında kaybolması ve ölüm tehlikesinin üzerinden en az 1 yıl veya son haber alınmasından itibaren 5 yıl geçmiş olması durumunda kişinin ölü kabul edilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesine açılan davaya denir. Gaipliğe dair düzenlemeler, Türk Medeni Kanunu’nun 32. ve 35. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kişinin ölüm tehlikesi altında kaybolması halinde kendiliğinden gaiplik kararı verilmez. Kanunda sayılan kişilerin dava açması gereklidir. Bir kimse hakkında gaiplik kararının alınabilmesi için ölüm tehlikesinin üzerinden en az 1 yıl veya son haber alınmasından itibaren 5 yıl geçmiş olması gerekmektedir. (TMK madde 33/1) Gaiplik davası için öncelikle;

  • Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun bir dava dilekçesi yazılmalı, dilekçe görevli ve yetkili mahkemeye hitaben yazılmalıdır.
  • Dava açan kişi (davacı), kanunda belirtilen sürelere uygun olarak açmalıdır. Süre uygun olmadığı halde mahkeme tarafından ret kararı verilecektir.
  • Dilekçenin düzenlenmesi sonrasında kişi, sunacağı delilleri de dilekçe ekine koymalıdır.
  • Görevli ve yetkili mahkemenin bulunduğu adliyede tevzi bürosuna başvurarak davayı açılır.
  • Dava açılırken mutlaka mahkemenin tevzi bürosuna davanın masrafları ile harçları da yatırmalıdır.
  • Cumhuriyet Savcısın gaiplik davası açma yetkisi bulunmamaktadır.
  • Mutlak surette iki ilan yapılmalıdır. İkinci ilan yapılmadan gaiplik kararı verilmemelidir.
  • Ölmüş kişi hakkında gaiplik kararı verilemez.
  • Gaiplik kararı verilen kişi hakkında uzun zamandır haber alınamamakla birlikte ölümü hakkında kuvvetli şüpheler bulunmalıdır.
  • Davanın nüfus ya da hazineye yöneltilmesi mümkün değildir. Dava hasımsız açılmalıdır.

Gaiplik kararı ancak dava üzerinden verilmektedir. Resen  gaiplik kararı verilemez. Türk Medeni Kanunu’nun 32. maddesinde dava açacak olan kimselere dair düzenleme bulunmakta ve “… hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu…” üzerine denilmiştir. Böylelikle davayı hakları ölüme bağlı olan kimseler tarafından açılmaktadır. Dava açılmasına dair genel prosedür bu şekildedir. Fakat herhangi hukuki bir hata yapılmaması adına mutlaka uzman bir avukattan avukatlık hizmeti almanızı tavsiye etmekteyiz.

gaiplik davasi sartlari
gaiplik davasi nedir

Gaiplik Kararı Nedir?

Gaip, “kayıp, nerede olduğu bilinmeyen” demektir. Hukukta ise, uzun süredir kendinden haber alınamayan ya da ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişiye gaip denir. Bu duruma ise “gaiplik” denmektedir. Gaipliğe örnek olarak; Everes dağına çıktıktan 10 saat sonra cığ düşmesi ve kişinin o günden bu yana haber alınamaması halinde ölümüne kesin gözle bakılacak bir durum teşkil edebilecektir.

Türk Medeni Kanununun (TMK.) 32. maddesine göre; “Kendisinden uzun süre haber alınamayan veya ölüm tehlikesi içinde kaybolan bir kişi hakkında ölüm olasılığı kuvvetli ise hakları bu kişiye bağlı olanlar tarafından başvurulan mahkemece kişinin gaipliğine karar verebilir.”

Burada “hakları bu kişiye bağlı olanlardan kasıt, öncelikle o kişinin mirasçılarıdır. Mirasçılar mahkemeye başvuru yapabilirler. Mahkeme gaiplik kararı verirse, ölüm tehlikesi içinde kaybolan ya da uzun zamandır kendinden haber alınamayan kişi hukuken ölmüş kabul edilir.  Fakat burada kesin ölüm yoktur. Dolayısıyla gaipliğin sonuçları, biyolojik ölümden farklı olur.

Gaiplik kararıyla bazı hukuki sonuçlar doğar. Bu sonuçlar içinde en önemlisi bu kişinin kişiliğinin son bulmasıdır.  Gaiplik kararı sadece gerçek kişiler için verilebilir; tüzel kişiler hakkında gaiplik kararı verilemez.

Gaiplik Davası Nedir?

Gaiplik davası, hakları bu ölüme bağlı yukarıda belirttiğimiz kişiler tarafından açılan çekişmesiz bir davadır. Yani bu davada “hasım bulunmamaktadır.” Bu dava, basit yargılama usulüne göre yürütülür. Dava açılınca, mahkeme kaybolan veya kendinden haber alınamayan kişi hakkında bilgisi olanlara yönelik ilan verir. Bu ilanın üzerinden en az 1 yıl geçince, ikinci ilan verilir.

Her iki ilanda da bilgisi olanların bilgi vermeleri için süre belirlenir. Ayrıca bu ilanlar, gazeteler aracılığıyla da yapılabilir. Hakim gerekli görürse, ikiden fazla ilanın yapılmasına da karar verebilir. Davanın ilerleyen aşamalarında deliller toplanır, tanıklar varsa onlar dinlenir. İlgililer gaiplik iddialarını her türlü delille ispatlayabilirler. Davada kişi hakkında bilgiye ulaşılamazsa veya kişiden haber alınamazsa, mahkeme gaiplik talebini haklı bulur. Bu durumda mahkeme kişinin gaipliğine karar verir.

Gaipliğin Şartları Nelerdir?

Gaiplik kararı, ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş ya da kendisinden uzun bir süre haber alınamayan ve ölme olasılığı yüksek olan kişilerin, mahkeme kararı ile hukuki olarak kişiliğine son verilmesine denir. Gaipliğe kendiliğinden karar verilemez. Ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişinin, kaybolmasından itibaren 1 yıl geçtikten sonra ilgililer mahkemeye başvurabilir. Uzun zamandan beri haber alınamayan hallerde son haber alma tarihinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra ilgililer mahkemeye başvurabilir. Gaiplik kararı verilebilmesi için bazı şartlar gerekmektedir. Bu şartlar şunlardır:

  • Kişiden uzun zamandır haber alınamaması veya kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması,
  • Kişinin ölümün kuvvetle muhtemel olması,
  • Belirli bir sürenin geçmesi,
  • Yasada öngörülen kişilerin mahkemeye başvurması,
  • Mahkemenin gaiplik kararı vermesi.
gaiplik davasi sartlari
gaiplik davasi sartlari

Gaiplik Davası İçin Gereken Süreler

Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne göre yapılan ilanla çağırır. Bu süre, ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır. Mahkeme ayrıca nüfus müdürlüğü, kolluk ve ilgili diğer kurumlardan araştırma yapmalıdır.

Gaipliğine karar verilecek kişi, ilan süresi dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer. İlandan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. İkinci bir ilan yapılmadan gaiplik kararı verilemez. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, gaiplik kararı için belli sürenin geçmesi lazımdır.

TMK. Madde 33/1 uyarınca; “Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir.”

Burada “son haber tarihi” ile kastedilen, o kişiden son haber alma tarihidir. Bu süreler geçtikten sonra, her zaman gaiplik için başvurulabilir. Bunun için herhangi bir süre sınırlaması bulunmamaktadır.

Gaiplik Davasını Kimler Açabilir?

Türk Medeni Kanununun 32. maddesinde gaiplik kararını isteyebilecek kişiler “… hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine …” denilerek ifade edilmiştir. Hakları bu ölüme bağlı olanlardan maksat, ilk etapta kanuni mirasçılar, atanmış mirasçılar ve lehine vasiyet yapılmış olanlardır.

Ayrıca gaip kimseden dolayı mirastan mahrum kalanlar ile alacaklılar da gaiplik davasını açabilir.  Öte yandan hazine ile askerlik şubesi de gaiplik kararı talep edebilir. Ama hazinenin gaiplik davasını açabilmesi için gaibin hiçbir mirasçısının olmaması ön şarttır (TMK. m. 588).

Ölüm Karinesi ve Gaiplik Farkı

Ölüm karinesi ve gaiplik birbirinden farklıdır. Ölüm karinesinde kişinin ölümüne kesin gözüyle bakılacak bir durum söz konusudur. Bu iki kavramın temel farkları aşağıda tabloda değinilmiştir.

Ölüm Karinesi Gaiplik
Kişinin öldüğüne kesin gözü ile bakılır. Kişinin ölmüş olması olasıdır.
Süre şartı yoktur. 1 ve 5 yıllık süreler vardır.
Ölüm, kütüğe ilgisi bulunan kişilerce işletilebilir. Ölüm; kütüğe, hakkı karineye bağlı kişiler tarafından işletilebilir.
Tespit davası ya da mülki amir kararı ile ortaya konulur. Karar mahkeme tarafından verilir.
Evlilik, talep gerekmeksizin kendiliğinden son bulur. Evlilik kendiliğinden sona ermez.
Kişi ölmüş gibi mirasının paylaşımı yapılır. Miras paylaşımı yapılması için teminat ve geri verme hükümleri uygulanır.
Ölüm karinesi verilmesinin ardından kişi geri dönerse, malları için sebepsiz zenginleşme davası açar Kişi geri dönerse, istihkak davası açar.

Gaiplik Kararının Nüfusa Etkisi

Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden çok uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli bir olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine, mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. Gaipliğine karar verildikten sonra kişinin cesedi bulunursa, aile kütüklerine ölümü işlenir. Kişinin hakkında gaiplik kararı verilmesi ölümün hukuki sonuçlarını doğurur.

  1. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Gaiplik kararları kesinleşince, mahkeme yazı işleri müdürleri tarafından on gün içerisinde iki örnek olarak o yer ilçe nüfus müdürlüğüne gönderilir. Bu karara dayanılarak ilgilinin aile kütüğündeki nüfus kaydına işlenir.
  2. Gaip erkeğin eşi evliliğin feshini istememişse, koca hanesinde kalır.
  3. İlgili hakkında gaiplik kararı ile birlikte evliliğinin feshine de karar verilmiş ise, her iki olay da ilgililerin kayıtlarına bu Yönergenin 269 uncu maddesinde açıklandığı şekilde işlenir.

Gaiplik Nedeniyle Evliliğin Feshi

Türk Medeni Kanununun 94. maddesi uyarınca, eşlerden biri hakkında gaiplik kararı verilmişse, diğer eş evliliği feshettirmedikçe, yeniden evlenemez. Bu nedenle gaiplik kararı verilmişse, evliliğin feshi davasının da açılması gerekmektedir. Gaiplik nedeniyle evliliğin feshi davası için öncelikle diğer eş hakkında gaiplik kararı verilmiş olmalıdır.

Öte yandan gaiplik hakkında mahkemeye başvurulurken evliliğin feshi de talep edilebilir.  Bu durumda ayrıca evliliğin feshi davası açmaya gerek yoktur. Bu hallerde ilgili hâkimin yapacakları şunlardır:

  • Gaiplik kararı verilmişse, bu kararın hukuka uygun olup olmadığını araştırmak,
  • Nüfus kayıtlarını incelemek,
  • Gaiplik kararı kesinleştiğinde evliliğin feshedilmesine karar vermek.

Gaiplik Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Gaiplik davasının hangi mahkeme açılacağı, ilgili kişilerin sorduğu sorulardandır. Hemen belirtelim: Gaiplik davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

Peki dava hangi sulh hukuk mahkemesinde açılacaktır? Gaiplik davası “kişinin son yerleşim yeri mahkemesinde” açılacaktır. Hakkında gaiplik kararı verilecek kimsenin Türkiye’de yerleşim yerinin olmaması halinde ise, dava “bu kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yerde” açılır. Bu kimsenin Türkiye’de nüfusa kayıtlı olduğu yer de yoksa, “anne veya babasının nüfusa kayıtlı olduğu yerde” dava açılır.

Gaibin Mirası

Gaiplik kararı miras açısından da sonuçlar doğurur mu? Evet, gaiplik kararı ile miras bakımından da bazı sonuçlar doğar. Bu husus, TMK. madde 584 ile madde 588 arasında düzenlenmiştir. Bir kişi hakkında gaiplik kararı verildiği takdirde, bu kimsenin mirası açılır. Mirasın açılması demek, o kimsenin mirasının mirasçılarına geçmesi demektir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da şudur: Gaiplik kararı, kişiden son haber alınan tarihten itibaren hüküm doğurur. Dolayısıyla miras, kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolduğu andan veya ondan son haber alındığı andan itibaren mirasçılara geçer.

Burada akla gelebilecek bir ihtimal gaip kişinin yeniden ortaya çıkmasıdır.  Gaip kişi yeniden ortaya çıkarsa ne olur? Kanun koyucu bu ihtimali de göz önünde bulundurmuş ve ona göre düzenleme yapmıştır. Şöyle ki; “asa gereği, mirasçılar mirası teslim almak için teminat göstermek zorundadırlar.  Bu teminat göstermek zorunluluğu, gaiplik kararının nedenine göre değişir. “

Mirasçı, gaibin ölüm tehlikesi içinde kaybolması halinde, miras üzerinde fiilen hakimiyet kurmasından itibaren 5 yıl; gaipten uzun süredir haber alınamaması halinde ise, son haber tarihinden itibaren 15 yıl süreyle teminat gösterme yükümlülüğü altındadır. Çünkü, gaibin geri gelmesi veya hayatta olduğunun ortaya çıkması halinde malları iade edilecektir. Gaip ne zaman geri gelirse gelsin, yasal mirasçının, atanmış mirasçının ve kendisi lehine vasiyet edilenin hakkı düşer.

Gaiplik kararından sonra, ancak teminat yükümlülüğü yerine getirilirse, miras taksim edilebilir ve mirasçılar kendilerine düşen mirası alabilirler. Öte yandan, teminat yükümlülüğü sınırsız değildir. Bu yükümlülük, gaibin yüz yaşını doldurmasıyla son bulur. Şunu da belirtelim ki; ilgililer, gaiplik kararı verildikten sonra mirasçılık belgesi çıkartabilirler.

Gaiplik Kararından Sonra Kütük İşlemleri

Bir kimsenin gaipliğe karar verildikten sonrasına ilişkin kütük işlemleri hususu Türk Medeni Kanununun 45. Maddesinde yer almaktadır. Bu madde gereğince mahkeme, hakkında gaiplik kararı verilen kişinin bilgilerini nüfus müdürlüğüne bildirilir. Bu bildirim üzerine nüfus müdürlüğü, kişiyi ölüm kütüğüne kaydeder.

Gaiplik Dava Dilekçe Örneği

… Sulh Hukuk Mahkemesine

Talep Eden : (Ad soyad- TC No) – (Adres)

Vekili   : Av. Umur Yıldırım

Konu   : Gaiplik kararı verilmesi talebimiz hakkındadır.

Açıklamalar

Müvekkilimizin babası … …, dağ sporuyla uğraşmakta idi. Kendisi, kalabalık bir ekiple birlikte Ağrı Dağı’na tırmanmaya gitmiş; Ağrı Dağı’na çıkarken ekipten uzaklaşmış ve kaybolmuştur. Günlerce süren arama kurtarma faaliyetlerinde kendisi bulunmaya çalışılmış, ama bulunamamıştır.

Kendisini bulmak için değişik gazetelere ilanlar verilmiştir. Ama anılan olayın üzerinden iki yıldan fazla zaman geçtiği halde kendisinden hiçbir haber alınamamıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, müvekkilimizin babası hakkında gaiplik kararı almak üzere sayın Mahkemenize başvurma mecburiyeti doğmuştur.

Hukuki Nedenler: TMK, HMK, ilgili tüm sair mevzuat.

Hukuki Deliller: Nüfus Kayıtları, gazete kayıp ilanları, arama ekibinin raporları, yetkili makamların açıklamaları ve sair tüm deliller.

Sonuç ve Talep: Yukarda açıklanan ve sayın Mahkemenizce dikkate alınacak nedenlerle, müvekkilimizin babası … … hakkında gaiplik kararı verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. …/…/…

Davacı Vekili

Av. Umur Yıldırım

Sıkça Sorulan Sorular

Gaiplik davası; kişinin ölüm tehlikesi altında kaybolması ve ölüm tehlikesinin üzerinden en az 1 yıl veya son haber alınmasından itibaren 5 yıl geçmiş olması durumunda kişinin ölü kabul edilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesine açılan davaya denir.

Gaiplik davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Kişinin son yerleşim yeri mahkemesinde açılır.



Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın