Devremülk Hukuku

Devremülk Sözleşmesinin Feshi, Senetlerin İptali ve İadesi

13. HD., E. 2016/457 K. 2017/12512 T. 14.12.2017 T.C. Yargıtay Başkanlığı – 13. Hukuk Dairesi

Esas No           : 2016/457
Karar No          : 2017/12512
Karar tarihi      : 14.12.2017

MAHKEMESİ   :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki borçlu olmadığının tespiti sözleşme ve senetlerin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile imzalanan 09/08/2015 tarihli devre mülk sözleşmesiyle … İli, …, ilçesi … köyü 118 ada 2 parselde bulunan arsa üzerinde inşa edilecek … isimli devremülkten 28.250,00 TL bedelli bir devre mülk satın aldığını, yaptığı araştırmalar sonucu davalı hakkındaki duyduğu olumsuzluklar nedeniyle sözleşmenin iptalini istediğini, cayma bedeli olarak satış bedelinin %20 lik kısmının kendisinden talep edildiğini, dava konusu devre mülkü hiç kullanmadığını, davalıya 36 adet senet verdiğini belirterek, sözleşmenin iptali ile senetlerin geçersizliğini ve tarafına iadesini, davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

Davalı, cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne, sözleşmenin iptaline ve 36 adet toplam 28.250,00 TL bedelli senetlerin 6502 SK.m.17/1 uyarınca geçersizliğine, adı geçen senetlerden dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

“Davacı, eldeki dava ile imzaladığı devremülk sözleşmesinin iptalini ve sözleşme gereğince davacıya verdiği senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, davacı kendisini vekille temsil ettirmesine rağmen davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Oysa ki, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13.maddesine göre; “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” Buna göre, davacı lehine kabul edilen ve harca esas değer olarak gösterilen 28.250,00 TL üzerinden hesaplanan 3.390,00 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davacı lehine vekalet ücretine karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.”

Ne var ki, yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması usulün 438/7 maddesi gereğidir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 5. bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davacı vekili lehine AAÜT gereğince hesaplanan 3.390,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu