0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Devlet Memurları Kanunu 59. Madde (DMK)

11devlet memurları kanunu 59 madde

Devlet Memurları Kanunu 59. Madde (DMK)

İstisnai Memurluklar

Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin memurluklarına, Bakan Yardımcılıklarına, Savunma Sanayii Müsteşarlığına ait Müsteşar, Müsteşar Yardımcısı, I. Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı ve Müşavir Avukat kadrolarına, Toplu Konut İdaresi Başkanlığına ait Başkan, Başkan Yardımcısı, Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, Uzman, Uzman Yardımcısı, Müşavir Avukat ve Şube Müdürleri (Uzman), Özelleştirme İdaresi Başkanlığında Başkan, Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Proje Grup Başkanı ve Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine, Bakanlık Müşavirlikleriyle Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliklerine, Türkiye İstatistik Kurumu Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine, Avrupa Birliği Bakanlığı Başkanlıklarına (İdari Hizmetler Başkanlığı hariç), Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Başkan Yardımcısı, Başkanlık Müşaviri, Basın Müşaviri ve Hukuk Müşaviri, Gelir İdaresi Başkanlığında Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğine, Milli Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı kadrolarında veya kadro açıklamalar bölümünde özel nitelikli olarak gösterilen görev yerlerine, Özel Kalem Müdürlüklerine, Valiliklere, Büyükelçiliklere, Elçiliklere, Daimi Temsilciliklere, Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığına, dış kuruluşlarda çalışma müşavirlikleri nezdinde görevlendirilecek sendika uzmanlıklarına, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeliklerine, Diyanet İşleri Başkanlığı Başkanlık Müşaviri (4 adet), Diyanet İşleri Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Milli İstihbarat Teşkilatı memurluklarına, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Müşavirliklerine, Hukuk Müşavirliğine ve Genel Sekreter Sekreterliğine, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığında Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği ve Başkanlık Müşavirliğine, Anayasa Mahkemesi Basın Müşavirliğine, Nükleer Düzenleme Kurumunun Başkan Yardımcılıklarına ve Daire Başkanlıklarına, bu Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve dereceye yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabilir. Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşavirlikleri ile Devlet Konservatuvarında görevlendirilecek uluslararası ün yapmış üstün yeteneklere sahip Devlet sanatçılarının, olimpiyat şampiyonluğu veya olimpik spor dallarından birinde büyükler kategorisinde birden fazla Dünya şampiyonluğu kazananlar arasından atanacak spor müşavirlerinin atama ve ilerlemelerinde de bu hükümler uygulanır.

Birinci fıkrada sayılan memurların bulundukları bu kadrolar emeklilik aylığının hesabında ve diğer memurluklara naklen atanmalarında herhangi bir sınıf için kazanılmış hak sayılmaz. Bu görevlerde bulunan memurların emeklilik kıdemleri yürümekte devam eder.

Devlet Memurları Kanunu 59. Madde Açıklaması

Bu maddede istisnai memurluklar tek tek belirtilmek suretiyle emekli aylığı hesabına ve diğer memurluklara naklen atanmalara dair hususlarda düzenleme yapılmıştır.

  • İlgili Makale: 
  • 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) Tam Metin: 
devlet memurları kanunu 59 madde dmk
devlet memurları kanunu 59 madde dmk

Devlet Memurları Kanunu 59. Madde İstisnai Memurluklar Emsal Kararlar

Danıştay On İkinci Dairesi E:1995/1960, K:1996/3949

  • Devlet Memurları Kanunu 59. Madde
  • İstisnai Memurluklar

1966 yılında memuriyete giren davacının 1969 yılında … İktisadi Ticari İlimler Akademisinden mezun olduğu ve aynı yıl kooperatif müfettişliğine geçtiği; 25.01.1985 tarihinde kurumlararası nakil yoluyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilatlandırma Genel Müdürlüğünde Genel Müdür Yardımcılığına ve 15.07.1988 tarihinde de aynı yerde Genel Müdürlüğe atandığı; 30.11 – 1992 günlü, 92/40707 sayılı müşterek Kararname ile bu görevinden alınarak bakanlık müşavirliğine atanması üzerine açtığı davanın, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca onanan Danıştay Beşinci Dairesinin 23.06.1994 günlü kararıyla reddedildiği; bu kez 17.05.1995 günlü, 95/44339 sayılı müşterek Kararname ile bu görevinden alınarak APK uzmanlığına atanması üzerine bakılan davayı açtığı dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır. Her ne kadar, davalı idarenin savunmasında işleme sebep olarak yalnızca 657 sayılı Yasanın 59. ve 76. maddeleri ile tanınan takdir yetkisi ileri sürülmüş ise de; esasen, dava konusu müşterek kararname ile davacının yerine atanan …’nın Avrupa Topluluğu Koordinasyon Genel Müdür Yardımcılığı görevinden alınmasına ilişkin müşterek kararname ile APK uzmanlığına atanmasına ilişkin bakanlık işleminin iptalleri istemiyle açtığı davada Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca verilen 03.02.1995 günlü, YD. İtiraz No: 1995/482 sayılı ve adı geçenin APK uzmanlığına atanması yönünden yürütmenin durdurulması yolundaki karar gereklerinin yerine getirilmesi amacıyla bakılan dava konusu işlemlerin tesis edildiği, Personel Dairesi Başkanlığı ifadeli 22.05.1995 günlü, 3987 sayılı yazıdan anlaşılmaktadır.

3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanunun 27. maddesinde “Bakanlıklarda, özel önem ve öncelik taşıyan konularda bakanlık makamına yardımcı olmak üzere özel yeteneği olanlardan bakanlık müşavirleri bulunabilir.” hükmü yer almakta; 3143 sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 21.maddesinde de “Bakanlıkta özel önem ve öncelik taşıyan konularda bakana yardımcı olmak üzere yirmi bakanlık müşaviri görevlendirilebilir.” hükmüne yer verilmektedir. Anılan hükümler ile, bakanlıkların danışma birimleri arasında yer alan bakanlık müşavirlerinin “özel önem ve öncelik taşıyan konularda Bakana yardımcı olabilecek özel yeteneğe” sahip bulunmaları esası öngörülmüş olup, bakanlık müşavirliğine atanacakların belirtilen niteliği taşıyıp taşımadıklarının öğrenim düzeyleri, geçmiş hizmetleri ve bulundukları idari görevler yönünden yapılacak değerlendirmeye göre saptanmasının kamu yararı amacına ve hizmetin gereklerine uygun olacağı açıktır. Belirtilen duruma göre, …’nın alındığı genel müdür yardımcılığı görevine eşdeğer bir göreve atanması sonucunu doğuran Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun anılan yürütmenin durdurulması kararı gereklerini yerine getirebilmesi için bakanlık müşavirliği kadrosuna gereksinim duyan davalı idare tarafından, boş kadro bulunmaması halinde mevcut kadroları işgal etmekte olan bakanlık müşavirlerinin yukarıda belirtildiği gibi öğrenim düzeyleri, kamuda geçen hizmetleri ve bulundukları görevler yönünden yapılacak değerlendirme sonucuna göre işlem yapması gerektiği ve bu konuda takdir yetkisine sahip olan idarenin “hangi kadronun boşaltılması gerektiği” konusunda kural olarak yargı kararı ile zorlanamayacağı açıktır. Hukuki durum böyle olmakla birlikte halen görev yapmakta olan bakanlık müşavirlerinin ara kararı ile getirtilen hizmet belgeleri üzerinde dairemizce yapılan inceleme sonucunda, yukarıda belirtilen ögeler itibariyle davacıya kıyasla bu görev için yetersiz olanların müşavirlikte tutulduklarının belirlenmesi karşısında, yargı kararı gereklerinin yerine getirilmesi amacıyla davacının bakanlık müşavirliğinden alınmasında idarenin açık takdir hatasına düştüğü saptanmış olup, dava konusu işlemlerde bu nedenlerle sebep ve maksat yönlerinden hukuka uyarlık görülmemiştir.

Öte yandan, hukuka aykırılığı saptanan işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idarece tazmin edilmesi Anayasal ve yasal bir zorunluluktur.


Danıştay On İkinci Dairesi E:1997/2711, K:1996/3949

  • Devlet Memurları Kanunu 59. Madde
  • İstisnai Memurluklar

… 657 sayılı Yasanın “Sınıflandırma” başlığını taşıyan II. Kısmının “Kadroların tespiti” başlıklı 33. maddesinde yer alan “Kadrosuz memur çalıştırılamaz.”: “Kadro cetvelleri” başlığını taşıyan 35. maddesindeki “Her kurum için gerekli kadroların sınıfı, derecesi, unvanı ve adedi gösterilir.” ve 45. maddesinde yer alan “Hiçbir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz.” yolundaki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, “memurun kendi kadro görevinde çalışmasının” temel ilke olarak kabul edildiğinde kuşkuya yer bulunmamaktadır. Bir kamu kurum veya kuruluşuna tahsis edilmiş olan ancak hukuken açık (boş) bulunan kadroların, kural olarak “görevlendirme” suretiyle doldurulamayacağını ve personelin, bu kadrolarda öncelikle yetkili makamlarca yapılacak “asaleten atama” veya gerekli ve zorunlu hallerde aynı yasanın 86. maddesinde düzenlenen “vekaleten atama” yoluyla istihdam edilmeleri gerektiğini de özellikle vurgulamak gerekir.

Ayrıca, anılan yasanın “İstisnai Memurluklar” başlığını taşıyan 59. maddesinde sayılan memuriyetler arasında yer alan bakanlık müşavirliğine ilgililerin atanabilmeleri, 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanunun 2. maddesi ve bu kanuna 4158 sayılı Kanunla eklenen ek madde gereğince “ortak kararname” ile mümkün olup, bu hukuki durum karşısında ve yukarıda açıklanan nedenlerle bir kamu görevlisinin bakanlık müşavirliğinde kural olarak “görevlendirme” suretiyle çalıştırılmasına olanak bulunmadığı gibi; görevlendirilen bir kişinin bu görevde sürekli olarak bırakılması sonucunu doğuracak şekilde yargı kararı verilemeyeceğini, bir başka ifadeyle, bu konuda idarenin yargı kararı ile zorlanamayacağını da kabul etmek gerekir.

Yukarıda belirtilen hukuksal nedenler birlikte değerlendirildiğinde, 5. Akşam Sanat Okulu Öğretmeni olarak görev yapmakta iken 7.3.1996 günlü, 96/45919 sayılı bakan oluru ile bakanlık müşaviri olarak görevlendirilen davacının söz konusu görevlendirme onayının iptali yolunda tesis edilen 16.9.1996 günlü, 96/118621 sayılı işlemde sözü edilen mevzuat hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığından, anılan işlemin iptaline ilişkin idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştay Beşinci Dairesi E:2008/641,K:2009/2589

  • Devlet Memurları Kanunu 59. Madde
  • İstisnai Memurluklar

… Dosyanın incelenmesinden; davacının, 30.6.1989 – 14.9.1994 tarihleri ile 14.1.1995 – 20.8.1998 tarihleri arasında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü emrinde 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesine tabi sözleşmeli statüde çözümleyici olarak görev yaptığı, 21.8.1998 tarihinde Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği kadrosuna 9. derecenin 1. kademesi ile açıktan atandığı, hemen sonrasında 24.8.1998 tarihinde Başbakanlık İdareyi Geliştirme Başkanlığı’na aday memur olarak atandığı ve 12.1.2000 tarihinde asaletinin tasdik edildiği, 30.10.2001 tarihinde ise 8/1 kazanılmış hak aylık derecesiyle tekrar Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği görevine getirildiği, adı geçenin 28.11.2006 tarihli dilekçesi ile sözleşmeli olarak geçen hizmet sürelerinin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi için başvuruda bulunduğu, bu başvurusunun 20.2.2007 günlü dava konusu işlemle reddedilmesi üzerine temyizen incelenmekte olan bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 4 yıllık yüksekokul mezunu olması nedeniyle 657 sayılı Yasa’nın 36. maddesinin Ortak Hükümler kısmının (A) bölümde yer alan tabloya göre 9. derecenin 1. kademesinden devlet memurluğuna girebilme koşulunu taşıdığı açık olan davacının, 4. dereceli Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği kadrosuna atandığı 9/1 aylık derecesini kazanılmış hak aylığı olarak elde ettiği açık olduğundan Kanun’un kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümlerinin uygulanması ve 36/C-6 uyarınca sözleşmeli personel olarak geçirdiği sürelerin kazanılmış hak aylığında değerlendirilmesi gerekirken, aksi yönde kurulan dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştay On İkinci Dairesi E:1995/8281, K:1998/348

  • Devlet Memurları Kanunu 59. Madde
  • İstisnai Memurluklar

Ankara 2. İdare Mahkemesinin 27.1.1995 günlü, E:1994/337, K:1995/171 sayılı kararı ile dava dosyasının içeriğinden davalı idarede 1.7.1992 tarihinde göreve başlayan davacının, çalışmalarından hiçbir fayda temin edilemediği gibi bundan sonra da durumunda düzelme olmayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle adaylık süresi içinde görevine son verilmesine ilişkin 12.1.1994 günlü işlemin tesis edildiğinin anlaşıldığı, davacının 657 sayılı Yasanın 59. maddesinde öngörülen istisnai memur kapsamında bulunduğunun taraflar arasında tartışmasız olduğu, bu tip atamalarda adaylıktan bahsedilemeyeceği, davacı hakkında 657 sayılı Yasanın sicil veya disiplin hükümleri yönünden işlem tesis edilmesi gerekmekte olduğu, ancak böyle bir işlemin de söz konusu olmadığı, kaldı ki, 657 sayılı Yasanın 56. maddesinde hangi hallerde adaylık süresi içinde göreve son verilebileceğinin tadadi olarak belirtildiği, dosyadaki mevcut belgelerden, davacının Türkiye’nin dünya pazarlarına açılması konusunda geniş araştırmalar yaparak rapor hazırladığı. Kuveyt’teki El … Santralinin Türk firmalarına bırakılması ile üçüncü dünya ülkelerinde Türkiye’nin müteahhitlik hizmetleri yönünden çeşitli hizmetlerde bulunduğu ve kültürel konulardaki çalışmaları nedeniyle teşekkür aldığının görüldüğü, çalışmaları belgeler ile saptanan davacının görevine, sübjektif olarak verimli çalışmadığı nedeniyle son verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Davalı idare, istisnai memurların da kamu görevi yaptıklarını, 657 sayılı Yasada belirtilen ödevler, sorumluluklar ve yasaklara ilişkin esaslara uymak zorunda olduklarını, 657 sayılı Yasada istisnai memuriyetleri yürütenlerin aday memur olmalarına mani hükmün yer almadığı, davacının çalışmalarından fayda temin edilemediğini ve formasyon itibariyle de verim alınmasının mümkün görülmediğini ileri sürmekte ve idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup davalı idarece ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.

657 sayılı Yasanın 59. maddesinde; istisnai memurluklar belirlenerek bu görevlere, 657 sayılı Kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine ilişkin hükümleriyle bağlı olmaksızın tahsis edilmiş derece aylığı ile memur atanabileceği hükme bağlanmış, anılan yasanın “İstisnai Memurluklara Atananlara Bu Kanunun Uygulanacak Hükümleri” başlıklı 61. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında ise; “60’ncı madde gereğince istisnai memurluklara atananlar hakkında bu kanunun atanma, sınavlar, kademe ilerlemesi ve derece yükselmesi dışında kalan hükümleri uygulanır. Ancak istisnai bir memuriyet kadrosuna atananlar, atandıkları kadronun derece aylığının ilk kademesini kazanılmış hak olarak elde ettikleri tarihten itibaren, haklarında bu kanunun kademe ilerlemesi ve derece yükselmesine dair hükümleri uygulanır.” kuralı getirilmiştir.

Memuriyete atanmaya ilişkin hükümler 657 sayılı Yasanın IV- Kısmı 1.bölümünde yer almış olup, aday memurluktan asli memurluğa atanmaya ilişkin düzenleme bu bölümünde bulunan 58. madde ile yapılmış ise de, istisnai memurluklara ilişkin müstakil düzenleme yapan 59.ve 61. madde hükümleri ile bu görevlere atamanın ” memur” statüsünde yapılacağı, 657 sayılı Yasanın atanmaya ilişkin hükümlerinin istisnai memuriyete atananlara uygulanamayacağının kurala bağlandığı dikkate alındığında, istisnai memurluklara aday memur statüsünde atama yapılamayacağı dolayısı ile de aday memurlara ilişkin düzenleme yapan 657 sayılı Yasa hükümlerinin bu tür görevleri yürüten memurlara uygulanamayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, 657 sayılı Yasanın 1897 sayılı Yasa ile değişik 158. maddesi uyarınca aday memurların asaletlerinin tasdikine kadar kademe ilerlemesi yapması mümkün değil iken, 657 sayılı Yasanın 61. maddenin 2.fıkrasında istisnai memurlar için aksine düzenleme yapılmış olması, 657 sayılı Yasanın 1327 sayılı Yasa ile değişik 163. maddesinde de; bu kanuna tabi olmayan kurumlardan istisnai memuriyetlere atananların bu kanuna tabi kurumlarda bir göreve atanmaları halinde adaylık hükümlerinin bu gibilere uygulanamayacağının hükme bağlanması da bu görevlen yürütenlerin statülerinin farklı bir biçimde düzenlendiğini göstermektedir.

Ankara 2. İdare Mahkemesince verilen 27.1.1995 günlü, E:1994/337, K:19957 171 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep de bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 16.02.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Devlet Memurları Kanunu 59. madde emsal karar aramak için https://karararama.danistay.gov.tr/

] }


Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın