0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK)

11devlet memurları kanunu 25 madde

Devlet Memurları Kanunu 25. Madde (DMK)

İsnat ve İftiralara Karşı Koruma

Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.

  • İlgili Makale: 
  • 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) Tam Metin: 

Devlet Memurları Kanunu 25. Madde Açıklaması

Memurlarla ilgili bir isnatta bulunan, isnadını ispatlamak zorunda olup, bu hususu ispatlayamadığı takdirde; mali ve cezai sorumluluğu bulunmaktadır. Söz konusu sorumluluk; hem haksız ve hukuki olmayan isnat ve iftira da bulunan kişi için, hem de haksız isnat ve iftirada bulunan bu kişinin asılsız hareketini Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmeyerek harekete geçmeyen ve suç duyurusunda bulunmayarak görevini ihmal eden kurumun atamaya yetkili amiri konumundaki en üst kamu görevlileri ve valiler içindir.

İsnat ve iftiraya maruz kalan memurun isnatta bulunan kişi için bir işlem yapılmasını idareden talep etmesine gerek olmadan, merkezde görev yapan memurlar için o kurumun en üst amiri, taşrada görev yapan memurlar için ise valiler tarafından resen Cumhuriyet Savcılığından asılsız ve gerçek dışı suçlamalarıyla bir memur için isnat ve iftirada bulunanlara karşı dava açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler. Bu görevin yapılmaması halinde bu görevde bulunan kamu görevlileri de sorumlu olur ve görevleri sebebiyle suç işlemiş olurlar.

devlet memurları kanunu 25 madde dmk
devlet memurları kanunu 25 madde dmk

Devlet Memurları Kanunu 25. Madde İsnat ve İftiralara Karşı Koruma Emsal Kararlar

Danıştay İkinci Dairesi E:2004/2624, K:2004/1641

  • Devlet Memurları Kanunu 25. Madde
  • İsnat ve İftiralara Karşı Koruma

İlköğretim Müfettişi olan davacının davalı idarece “isnat ve iftiralara karşı korunma” hakkının ihlal edilmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği, 10.000.000.000.- ( On milyar )lira manevi zararın tazmini istemiyle açtığı davada; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “isnat ve iftiralara karşı koruma” başlıklı 25. maddesinde, Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetlerin garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde Valilerin, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isteyecekleri hükmüne yer verildiği, idarenin bağlı yetki ile zorunlu olduğu işlem ve eylemleri yapmaktan kaçınmasının ve yasalarla düzenlenen idari bir hizmeti hiç işletmemesinin hizmet kusurunu oluşturduğu, davacı tarafından hakkında yapılan asılsız isnat ve iftiralara dayalı haberler üzerine “…” ve “…” gazeteleri ile ilgili gerekli yasal işlemlerin yapılması talebiyle 12.2.2001 tarihinde davalı idareye yaptığı başvurunun, bu konuda kişisel dava açılması gerektiğinden bahisle reddine ilişkin 26.3.2001 tarihli cevabi yazı üzerine bakılan davanın açıldığı; yukarıda anılan mevzuat hükmü uyarınca “…” ve “…” gazetelerinde davacının ismi belirtilerek yapılan haberlerin asılsız isnatlar olduğunun Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince düzenlenen 10.11.1998 gün ve 8765/47.77 sayılı soruşturma raporu ile sabit olduğu göz önüne alındığında davalı idarenin anılan gazeteler hakkında suç duyurusunda bulunmayarak hizmet kusuru işlediği, bir kamu görevlisinin asılsız olduğu sabit olan ve toplumun husumetini çekecek nitelikte gerçek dışı isnatlara karşı korunmadığı, davacının duyduğu elem ve üzüntüden dolayı oluşan manevi zararının karşılanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ve takdiren 1.000.000.000. (Bir milyar )lira tazminatın davacıya ödenmesi, fazlaya ilişkin isteminin ise reddi yolunda İstanbul 5. İdare Mahkemesince verilen 9.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/657 sayılı kararın kabule yönelik kısmının dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca bozulması isteminden ibarettir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nce verilen 9.5.2002 günlü, E:2001/752, K:2002/657 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına,20.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Danıştay Beşinci Dairesi E:1991/1187, K:1991/2049

  • Devlet Memurları Kanunu 25. Madde
  • İsnat ve İftiralara Karşı Koruma

1984 yılında Telsiz Genel Müdürlüğü Frekans Dairesi Başkanlığı görevine getirilerek genel müdürlük bünyesinde göreve başlayan davacının, 1986 yılında Sistemler Dairesi Başkanlığına, 1988 yılında da Genel Müdür Yardımcılığına atandığı, aynı genel müdürlükte laboratuvar şube müdürü olan şahıs hakkında yürütülen bir soruşturmadan dolayı bu kişinin öne sürdüğü bazı iddialar üzerine 15.10.1990 günlü olurla Bakanlık Müfettişleri tarafından yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen raporda davacı hakkında alış konuda inceleme yapıldığı, bunlardan dört tanesinde yer alan iddiaların sübut bulmadığı veya gerçeği yansıtmadığının belirtildiği, buna karşılık davacının firmalarca laboratuvarda test edilmesi amacıyla getirilen cihazlarla ilgili başvuru dilekçelerine ivedi kaydı koyarak bazı firmaların işlemlerinin daha çabuk yapılmasına yönelik tutum içinde olduğu, ayrıca Jandarma İkmal Merkez Komutanlığı için imal edilen uzaktan kumanda cihazının test edilmesi amacıyla firmasınca yapılan 1.8.1990 tarihli başvuru dilekçesine Telsiz Kanununun 29. maddesinin son fıkrası uyarınca kapsam dışı olduğu yolunda kayıt koyulduğu halde aynı firmaya yapılan 8.8.1990 tarihli yazıda başvurunun kapsam dışı olmadığı, firmanın Telsiz Genel Müdürlüğünden izin alması gerektiğinin bildirildiği, ilk yazıya Telsiz Kanununun 29. maddesinin eklenmesinin laboratuvar şube müdürünün talimatı üzerine aynı yerde görevli bir mühendis tarafından gerçekleştirildiği ancak her iki yazıyı da parafe eden davacının bu davranışı ile tutarlı bir idarecilik örneği göstermediği, ayrıca hakkındaki bu soruşturma nedeniyle davacının genel müdürlük makamı ile koordineli ve güven ortamı içinde çalışma olanağı kalmadığı kanaatine varıldığı belirtilerek davacının görevinin değiştirilmesinin önerilmesi üzerine dava konusu işlemlerin tesis edildiği dosyadaki belge ve bilgilerin incelenmesinden anlaşılmıştır.

Telsiz Genel Müdürlüğünün dosyada bulunan yazısıyla, önceden olduğu gibi kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerden ve Türkiye’deki yabancılardan gelecek, taleplerin geciktirilmemesi, başvuru evrakına ivedi kaydı konulmuş olanlara öncelik verileceğinin tüm ünitelere duyurulmasının istenilmesi karşısında davacının bazı başvurulara ivedi kaydı koymasında özel bir kasıt aranamayacağı ve genel müdürlüğün süregelen uygulaması doğrultusundaki bu tutumu nedeniyle kusurlandırılamayacağı açıktır. Jandarma İkmal Merkez Komutanlığı için imal edilen cihazın Telsiz Kanununun 29. maddesi kapsamında olmadığına dair laboratuvar şube müdürünce hazırlanıp imzalanan yazıdan sonra bu cihazın yasa kapsamında olduğu yolunda düzenlenen ve laboratuvarda görevli teknisyen, mühendis, laboratuvar şube müdürü ve Daire Başkanının parafını taşıyan yazıda genel müdür yardımcısı olarak davacının da parafının bulunmasının adı geçenin görevden alınmasını hukuken haklı kılacak bir yönü bulunmamaktadır. Görevinde herhangi bir başarısızlığı saptanmayan davacı hakkında salt soruşturma yapılmış olmasına dayanılarak ve soruşturmada elde edilen bilgiler değerlendirilmeksizin adı geçenin genel müdürlük makamıyla koordineli ve güven ortamı içinde çalışamayacağı sonucuna varılmasında ve bu durumun işlemin nedenleri arasında gösterilmesinde ise kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden hukuka uyarlıktan söz edilemez.


Danıştay Beşinci Dairesi E:1988/1262, K:1988/1785

  • Devlet Memurları Kanunu 25. Madde
  • İsnat ve İftiralara Karşı Koruma

Davacı, hakkında sokak duvarlarına sloganlar yazdığı ve örgütsel faaliyet içinde bulunduğu iddiasıyla yapılan soruşturma sonucu iddiaların sübut bulduğu, ancak böyle bir olaya dolaylı da olsa, gerçekten karışmamış da olsalar karıştırılmış olmasının çevrenin öğretmene duyması gereken güvenin sarstığı, bu nedenle il dışına atanması yolundaki müfettiş önerisi yerinde görülerek dava konusu işlemin tesis edildiği, idari soruşturmaya neden olan eylemle ilgili olarak Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcılığınca yapılan soruşturmada 02.02.1987 günlü ve 5 sayılı takipsizlik kararı verildiği dosyadaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır. İleri sürülen iddialarla ilgili olarak idari ve cezai yönden yapılan soruşturmalar sonucunda, davacının üzerine atılı suçlamaların sabit olmadığına karar verildiğine ve bu sonuca göre davacının 657 sayılı yasanın 25.maddesi gereğince Devlet tarafından isnat ve iftiralara karşı korunmaya alınmasının gerekmesine karşın, sübut görülmeyen bu iddialara dayanarak adı geçenin görev yerinin değiştirilmesinde yasaya, kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık bulunmamaktadır.


Devlet Memurları Kanunu 25. Madde emsal karar aramak için https://karararama.danistay.gov.tr/

] }


Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın