Danıştay (Görevleri – Kararları – Dosya Sorgulama)

Danıştay (Görevleri – Kararları – Dosya Sorgulama)

danistay

Danıştay, idari yargılama hukukunda en yüksek görevli idari mahkemesidir. (Danıştay Kanunu 1. madde) Danıştay Kanunu’nun 1. maddesinde Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş Yüksek İdare Mahkemesi, danışma ve inceleme merci olarak tanımlanmaktadır. Yüksek mahkeme olarak nitelendirilmesi Danıştay’ın yargısal fonksiyonunu, danışma ve inceleme mercii olarak nitelendirilmesi ise Danıştay’ın idari fonksiyonunu ortaya koymaktadır. İdari fonksiyonu dolayısıyla yerine getirmekle yükümlü kılındığı görevleri de, Danıştay’ın idari görevlerini oluşturmaktadır. İlk derece, istinaf ve temyiz kanun yolu incelemesi de dahil olmak üzere idari davalara bakma görevi mahkemeler şunlardır;

  • İdare mahkemesi (İlk derece mahkemesi)
  • Vergi mahkemesi (İlk derece mahkemesi)
  • Bölge idare mahkemesi (İstinaf mahkemesi)
  • Danıştay (Temyiz mahkemesi ve bazı idari davalar için ilk derece mahkemesi)

Anayasal düzenimiz içinde Devletin inceleme ve danışma fonksiyonunu yerine getiren ve yüksek mahkeme olarak da ilk derece idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemelerince verilen kararların temyiz incelemesini gerçekleştiren Danıştay, hukukun üstünlüğü, hukuk güvenliği, insan hakları gibi evrensel ilkelerin hayata geçirilmesi ve adil yargılama hakkının güvence altına alınması için mevcut insan kaynağı ve fiziki alt yapısıyla büyük bir özveri içinde çalışmalarını sürdürmektedir.

danistay nedir
danistay nedir

Danıştay Nedir?

Kamu kurumlarının yapmış olduğu düzenleme, iş ve işlemlere karşı açılan davalara bakmak idari yargının görevidir. İdari yargı, idare ve vergi mahkemeleri ile bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’dan oluşmaktadır. Danıştay, Anayasamızda düzenlenmiş bulunan “yüksek mahkemelerimizden” biridir. Anayasamızın 155. maddesine uyarınca; Danıştay, idari mahkemelerce verilen kararların son inceleme merciidir. Ayrıca kanunla gösterilen belli davalara da “ilk ve son derece mahkemesi olarak” bakar. Danıştay, bunların yanında kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında düşüncesini bildirmek ve kanunla gösterilen diğer işleri de yapmakla görevlidir. Danıştay’ın yargı görevine ilişkin iç yapılanması şu şekildedir:

  • Danıştay Daireleri: Danıştay daireleri, temel yargısal işleri yapan vergi dava daireleri ve idari dava daireleri olmak üzere ikiye ayrılır. İdari dava daireleri ile vergi dava daireleri uyuşmazlığın niteliğine göre kendi aralarında iş bölümü yaparak çalışır. (2575 sayılı Kanun 27. madde)
  • İdari Dava Daireleri Kurulu: İdari dava daireleri kurulu, İdare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarının ve İdari dava dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlarının temyiz incelemesini yapmakla görevlidir. (2575 sayılı Kanun 38. madde)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu: Vergi dava daireleri kurulu, vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararlarının ve vergi dava dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlarının temyiz incelmesini yapmakla görevlidir. (2575 sayılı Kanun 38. madde)
  • İçtihatları Birleştirme Kurulu: İçtihatları Birleştirme Kurulu, içtihat birliğini sağlamakla görevli kuruldur. İçtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesi üzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse, içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir. (2575 sayılı Kanun 39. madde)
  • Danıştay Genel Kurulu: Danıştay Genel Kurulu, Danıştay Kanunu ve diğer kanunlarla bu Kurula verilen seçim görevleri ile diğer görevleri yapar. Ayrıca, Danıştay Kanunu’nda öngörülen içtüzük ve yönetmelikleri kabul eder. (2575 sayılı kanun 45. madde)

Danıştay’ın Anayasal Dayanağı

İdari yargı ilk derece mahkemelerinin vermiş olduğu kararların temyiz edilmesi halinde bu kararları incelemek Danıştay’ın görevidir.
Başbakan veya Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek de Danıştay’ın görev alanına girmektedir. Ayrıca, kanunla gösterilen belirli konularda ilk derece mahkemesi olarak görev yapmaktadır. Danıştay on beş daireye ayrılmış olup Genel Kurul, İdari İşler Kurulu, İdari ve Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu ile İçtihatları Birleştirme Kurulu gibi karar organları vardır. Danıştay, ülkemizde 1924 Anayasası’ndan bu yana tüm Anayasalarda var olan anayasal bir kuruluştur. Danıştay, bir yüksek mahkemedir. Danıştay’a ilişkin temel anayasal düzenlemeler Anayasa’nın 155. maddesinde yapılmıştır. Anayasa’nın 155. maddesindeki düzenlemelerden hareketle, Danıştay’a ilişkin anayasal esasları şu şekilde belirtmek mümkündür:

  • Danıştay, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Ayrıca, Danıştay, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar. (AY m. 155/1)
  • Danıştay, davaları görmek, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında 2 ay içinde düşüncesini bildirmek, idari uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir. (AY m. 155/2) O halde, Danıştay’ın yargısal görevlerinin yanında danışma görevleri de vardır.
  • Danıştay üyelerinin 3/4’ü, birinci sınıf idari yargı hâkim ve savcıları ile bu meslekten sayılanlar arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulu; 1/4’i, nitelikleri kanunda belirtilen görevliler arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. (AY m. 155/3)
  • Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla 4 yıl için seçilirler. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler. (AY m. 155/4)
  • Danıştay’ın, kuruluşu, işleyişi, Başkan, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin nitelikleri ve seçim usulleri, idari yargının özelliği, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir. (AY m. 155/5)

Danıştay’a Üye Seçimi

Danıştay, 1982 yılında yürürlüğe giren 2575 sayılı Danıştay Kanunu’na göre örgütlenmiştir. 01.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6723 sayılı Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklik hükmü uyarınca Danıştay, onbir dava, bir idari olmak üzere oniki Daireden oluşmaktadır. Bugün Danıştay’da, Danıştay Başkanı, Başsavcı, Başkanvekilleri, Daire Başkanları ve Üyeler olarak, 117 yüksek mahkeme hâkimi görev yapmaktadır. Danıştay’da ayrıca, dava dosyalarını inceleyerek daire veya görevli kurullara gerekli açıklamaları yapmak, tutanakları hazırlamak ve karar taslaklarını yazmakla görevli, tetkik hâkimleri ve davalar hakkında hukuki düşüncelerini bildirmek üzere savcılar bulunmaktadır.

Danıştayda boşalan üyeliklerin dörtte üçü idari yargı hakim ve savcılığından, dörtte biri ise diğer görevliler arasından seçilir.  İdari yargı hakim ve savcıları, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca; diğer görevlerde bulunanlar ise, Cumhurbaşkanınca Danıştay üyeliğine seçilirler. Danıştay üyeleri on iki yıl için seçilir. Bir kimse iki defa Danıştay üyesi seçilemez. (Danıştay Kanunu m. 9).

Danıştay’ın İç Yapısı

Danıştay’ın önemli karar organları şunlardır (Kanun m. 5):

  • Daireler,
  • Danıştay Genel Kurulu,
  • İdari Dava Daireleri Kurulu,
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu,
  • İçtihatları Birleştirme Kurulu.

Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekilleri ve daire başkanları “kendi üyeleri arasından” Danıştay Genel Kurulunca üye tam sayısının salt çoğunluğu ile seçilirler. Danıştay Başkanı ve Başsavcısı seçilebilmek için altı yıl, başkanvekili ve daire başkanı seçilebilmek için üç yıl süre ile Danıştay üyeliği yapmış olmak zorunludur. Danıştay Başkanı, Başsavcısı, başkanvekilleri ve daire başkanlarının görev süreleri dört yıldır. Süresi bitenler yeniden seçilebilirler, yeniden seçilemeyenler ile seçime girmeyenler veya süreleri dolmadan bu görevlerden çekilenler Danıştay üyeliği görevlerine devam ederler.

Danıştay Kararlarını Buradan Sorgulayabilirsiniz: https://vatandas.uyap.gov.tr/danistay/portal_baslangic.uyap?param=user
danistay dosya sorgulama
danistay dosya sorgulama

Danıştayın Görevleri Nelerdir?

Danıştay, idare mahkemeleri ile vergi mahkemelerinden verilen kararlar ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görülen davalarla ilgili kararlara karşı “temyiz istemlerini” inceler ve karara bağlar. Danıştayın temyiz mercii olarak görevi, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmakla sınırlıdır. Ayrıca Danıştay, kanunda yazılı idari davaları “ilk ve son derece mahkemesi olarak” karara bağlar. Danıştay, “kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında” düşüncesini de bildirir.

Danıştay’ın görevlerini biraz daha açarsak; İlk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek davalar aşağıda açıklanmıştır. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak;

  • Cumhurbaşkanı kararlarına,
  • Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere,
  • Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere,
  • Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,
  • Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere,

Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar. Ayrıca Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar.

Temyiz yoluyla Danıştay’da görülecek davalara gelince; idare mahkemeleri ile vergi mahkemelerince verilen “nihai kararlar” ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülen davalarla ilgili “nihai kararlar” Danıştayda temyiz yoluyla incelenir ve karara bağlanır. İdari dava daireleri ile vergi dava daireleri kendi aralarında işbölümü esasına göre çalışır. Kanunda hüküm bulunmadığı takdirde daireler arasındaki iş bölümü Başkanlık Kurulu tarafından belirlenir.

Danıştay Kurullarının Görevleri Nelerdir?

İdari Dava Daireleri Kurulu;

  • İdare mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını,
  • İdari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceler.

Vergi Dava Daireleri Kurulu ise;

  • Vergi mahkemelerinden verilen ısrar kararlarını,
  • Vergi dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceler.

Danıştay’da bir de İçtihatları Birleştirme Kurulu vardır. İçtihatları Birleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava daireleri genel kurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatların değiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, işi inceler ve lüzumlu görürse, “içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi” hakkında karar verir.

Kurulun, içtihatların birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkındaki kararları, Resmi Gazete’de yayımlanır. Bu kararlara, Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemeler ve idare uymak zorundadır. Danıştayda ayrıca Danıştay Genel Kurulu da bulunur. Bu kurul ise, kanunla verilen seçim görevleri ile diğer görevleri yapar, içtüzük ve yönetmelikleri kabul eder.

Temyiz Kanun Yolu

İdari yargı ilk derece mahkemelerinin (idare ve vergi mahkemelerinin ile ilk derece mahkemesi olarak görev yaptıklarında Danıştay dava daireleri) nihai kararları, Danıştay’da temyiz edilebilir. Özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde, Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarına karşı tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde Danıştay’da temyiz yoluna başvurulabilir. Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir (İYUK m. 46):

  • Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  • Konusu belli meblağı aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.
  • Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  • Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  • Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.
  • İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.
  • Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  • Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.
  • Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.
  • Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.
  • 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.
  • 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  • 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  • Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar.

Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar şu şekildedir:

  1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
  • Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
  • Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
  1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
  • Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
  • Hukuka aykırı karar verilmesi,
  • Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
  1. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.
  2. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde de bu usuller uygulanır.

Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem ise şu şekildedir:

  1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen karar, dosyayla birlikte kararı veren mercie gönderilir. Ancak Danıştay ilgili dairesinin onamaya ilişkin kararları, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneği de bölge idare mahkemesine gönderilir. Bu kararlar taraflara tebliğe çıkarılır.
  1. Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve yeniden karar verir.
  1. Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.
  1. Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır.
  1. Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur.

Temyiz İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması

  1. Temyiz yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulunca karar verilebilir. Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi İYUK 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.
  1. İptal davalarında teminat istenmeyebilir.
  1. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
  1. Temyiz incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.
  1. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.

Danıştay Kararlarının Sonuçları

Danıştay’ın esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, yukarıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Otuz gün içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.

Danıştay kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilir. Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir (İYUK m. 28).

Danıştayın Göreve İade Kararları

Danıştayın göreve iade konusunda önemli gördüğümüz bazı kararlarına aşağıda yer verilmiştir.

Danıştay 10. Dairesi’nin 27.10.1987 tarihli ve 1987/1721 E. – , 1987/2015 K. sayılı kararı

  • Danıştay Kararları

… Bu durumda üstüne atılı disiplin suçunu işlediği hiç bir şüpheye yer vermeyecek biçimde kesin olarak ortaya konmadan, çelişkili ifadeler dayanak alınarak davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması yolundaki dava konusu işlemde hukuki isabet görülmemiştir…


Danıştay 2. Daire 2004/6213 E., 2005/329 K. Sayılı ve  31/01/2005  tarihli kararı

  • Danıştay Kararları

…uyuşmazlığın çözümü uyuşmazlığa konu idari işlemin sebebinin ortaya konulmasının olduğu ve bu sebebin, davalı idarece ileri sürülmesinin yanında bilgi ve belgeyle ispatlanması gerekliliği dikkate alındığında, somut bilgi ve belgeye dayandırılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde ispat külfeti, öncelikle olayda aktif durumda bulunan davalı idareye yükletilmesi gerekeceğinden, sicilin orta düzeyde belirlenmesi sırasında sicil amirlerince objektif davranılmadığının ortaya konulması hususunun davacıya yükletilmesi suretiyle davanın reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.


Danıştay 5.D., E.1998/1346, K.2001/4937 sayılı kararı

  • Danıştay Kararları

… işlemin sebebinin salt istihbari nitelikte bir bilgiden ibaret olduğu, bunun gerçek ve hukuken geçerli bir neden olmadığı …”

Öte yandan ceza ve mahkumiyetle sonuçlanmayan, takipsizlik kararıyla neticelenen hususlara dayanılarak tesis edilen kamu görevinden ilişiğin kesilmesi işlemlerinin hukuka aykırı oldukları bir çok Danıştay kararında ifade edilmiştir. Şöyle ki:

Danıştay 12. Dairesi, 22.10.2015 tarihli ve 2015/3408 E., 2015/5510 K. sayılı Kararında; davacıya isnad edilen suça ilişkin olarak hakkında henüz bir dava açılmadığı, dolayısıyla bu konuda yargılaması ve mahkumiyeti bulunmadığı anlaşıldığından,  davacının bu sebeple atamasının iptal edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet bulunmadığına karar vermiştir.

Danıştay 12. Dairesi, 16.09.2015 tarihli ve 2015/440 E., 2015/4835 K. sayılı Kararında; istihbari nitelikte bilginin, somut bilgi veya belgelerle desteklenmediği sürece hukuken geçerli bir belge olarak kabulüne olanak bulunmadığını belirterek bu nedenle hakkında yapılmış bir işlem ya da açılmış bir kamu davası sonucunda verilmiş bir mahkumiyet kararı da olmaması karşısında, davacının anılan göreve atanmasında şahsı açısından bir engel bulunmadığı sonucuna varmıştır.

Danıştay 2. Dairesi, 08.12.2004 tarihli ve 2004/1029 E., 2004/1456 K. sayılı Kararında; hakkında somut bilgi ve belge sunulamayan, takipsizlik ve beraat kararları verilen davacının yurtdışı göreve gönderilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına karar vermiştir.


Danıştay 8. Dairesi, 15.04.2013 tarihli ve 2011/7930 E., 2013/3154 K. sayılı kararı

  • Danıştay Kararları

… davacının polis meslek yüksekokulu ile ilişiğinin kesilmesine sebep olan ceza yargılamasında beraat etmiş olması ve bu kararın da kesinleşmiş olması karşısında, davacının okul ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakta olup; aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştayın İstanbul Sözleşmesi Kararı

Danıştayın gündemde en çok yer alan kararlarından biri de İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin verdiği karardır. İstanbul Sözleşmesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla 20 Mart 2021 tarihinde tek taraflı olarak feshedilmiştir. Bu karara karşı başta kadın örgütleri olmak üzere onlarca kişi ve kurum dava açmıştır.

Danıştay Savcısı da İstanbul Sözleşmesi’nin Meclis kararı olmadan feshedilemeyeceğini belirterek iptal kararı verilmesini istemiştir. Danıştay 10. Daire ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi kararının iptali talebini reddetmiştir. Daire, bu kararı oyçokluğuyla vermiştir.

Danıştay 10. Dairesinin E:2021/1493, K:2022/2489 sayılı ve 28/04/2022 tarihli anılan kararının önemli gördüğümüz kısımları şu şekildedir:

“… Cumhurbaşkanı, Devletin başı olarak ve Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni

temsil etmekte olup; milletlerarası hukukta bu temsil yetkisi ve görevi çoğu zaman milletlerarası andlaşmalar yoluyla kullanılmaktadır.

Milletlerarası andlaşmaların, yürütme organı tarafından ülkemizin yabancı ülkeler veya kuruluşlarla ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmesi sonucu, Devletin güncel menfaatleri doğrultusunda ve ülkemizin taraf olmasında yarar görülüp görülmemesine bağlı olarak imzalanıp imzalanmamasına karar verilmektedir.

Yürütme organı tarafından imzalanan ve onaylanması uygun bulma kanununa bağlı olmayan milletlerarası andlaşmalar doğrudan imzalanmakla, onaylanması TBMM tarafından kanunla uygun bulunan milletlerarası andlaşmalar ise doğrudan uygun bulma kanununun yayımlanmasıyla yürürlüğe girmemekte, Anayasa uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından onaylanarak Resmi Gazete’de yayımlanması halinde yürürlüğe girmektedir.

Anayasa’nın onaylama yetkisini Cumhurbaşkanına vermiş olması, milletlerarası andlaşmaların Türkiye Cumhuriyeti’nin güncel menfaatleri yararına olup olmadığı konusunda son değerlendirmenin Cumhurbaşkanı tarafından yapılacağını ortaya koymaktadır.

Milletlerarası andlaşmaların onaylanması veya sona erdirilmesine yönelik işlemler, nitelikleri itibarıyla hem iç hukukta hem de milletlerarası hukukta sonuç doğurmakta olup, yukarıda da belirtildiği üzere Cumhurbaşkanına devletin başı olması nedeniyle bu işlemlere dair yetkiler tanınmıştır.

Anayasa’nın 125. maddesinde, yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hüküm altına alınmış olup, …  idari yargı yetkisinin sınırları çizilmiştir.

Görüldüğü üzere, idari işlemler üzerindeki yargısal denetim bu işlemlerin hukuka uygunluğunun saptanmasıyla sınırlı olup, idari yargı organlarının idareyi belli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri Anayasa ve 2577 sayılı Kanun’un … ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.

9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 3. maddesi ile bir milletlerarası andlaşmayı onaylama veya sona erdirme konusunda Cumhurbaşkanına tam bir yetki tanınarak bu işlemler Cumhurbaşkanının takdirine bırakılmıştır. Bu itibarla, Cumhurbaşkanına devletin başı sıfatına istinaden tanınmış olan takdir yetkisi gereğince ve aynı zamanda milletlerarası hukuk çerçevesinde tesis edilen dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının yargısal denetiminin, diğer idari işlemlerin tabi olduğu yargısal denetimle aynı esaslar doğrultusunda yapılamayacağı açık olup, Cumhurbaşkanına tanınan takdir yetkisini kaldıracak şekilde bir denetim yapılması milletlerarası andlaşmaların sona erdirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararlarının Anayasa’nın açık hükmüne aykırı şekilde yerindelik bakımından denetime tabi tutulması anlamına gelecektir.

Öte yandan; Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca milletlerarası andlaşmaların Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması mümkün olmayıp, bu hükümden hareketle Anayasa Mahkemesince uygun bulma kanunlarının … hukuki denetiminin sadece son oylamada öngörülen çoğunlukla kabul edilip edilmediği ile sınırlı olarak şekil bakımından yapılabileceği kabul edilmektedir.

… Anayasa’ya aykırılık iddiasının incelendiği kısımda belirtildiği üzere; TBMM’ye milletlerarası andlaşmaların feshedilmesine (sona erdirilmesine) ilişkin olarak Anayasa ve kanunlarda herhangi bir görev veya yetki verilmemiş olması, bu suretle TBMM’nin milletlerarası andlaşmalara yönelik yetkisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmaktan ibaret olması, milletlerarası andlaşmaların feshedilmesinin (sona erdirilmesinin) yürütme yetkisine ilişkin olması ve yürütme yetkisinin Anayasa gereğince Cumhurbaşkanına ait bulunması hususları ile 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinin birlikte değerlendirilmesinden; milletlerarası andlaşmaların feshine ilişkin işlemlerin, kaynağını Anayasa’dan alan yürütme yetkisi ve görevi kapsamında Cumhurbaşkanı tarafından yapılacağı, Cumhurbaşkanının, yürütme faaliyetine ilişkin fesih yetkisini kullanırken yasama organının bir işlem tesis etmesine gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Diğer taraftan, her ne kadar Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca, bir kısım milletlerarası andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlı olsa da, Anayasa’nın 104. maddesiyle uluslararası andlaşmaları “onaylama” yetkisi açıkça Cumhurbaşkanına verildiğinden ve Cumhurbaşkanının uygun bulma kanunu sonrasında milletlerarası andlaşmayı onaylayıp onaylamama konusunda takdir yetkisi bulunduğundan, Cumhurbaşkanının TBMM’nin onaylanmasını uygun bulduğu bir uluslararası andlaşmayı onaylama zorunluluğu bulunmadığı gibi, gerek zamanlama açısından gerekse uluslararası alanda değişen ya da gelişen yeni koşullar itibarıyla andlaşmanın onaylanmasını erteleyebileceği, onaylamaktan tamamen vazgeçebileceği ve daha önce onaylamış olduğu bir andlaşmayı (yasama organının herhangi bir iştiraki olmaksızın) sona erdirebileceği de açıktır.

Ayrıca, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile ülkemiz bakımından feshedilmesi öngörülen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin 80. maddesinde, “Her Taraf istediği zaman Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildirimle bu Sözleşme’yi feshedebilir. …” hükmü yer almakta olup; TBMM’nin söz konusu Sözleşmenin onaylanmasını uygun bulurken, anılan Sözleşmenin feshedilebilmesi hususunda “Taraflara” –bu arada yürütme organına/ Cumhurbaşkanına Sözleşmeyi feshetme yetkisini de verdiğinde tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan; Anayasa uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti, Devletin başı olan ve yürütme yetkisine sahip olan Cumhurbaşkanı tarafından Devlet başkanı sıfatıyla temsil edilmektedir. Yabancı ülkelerle Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin yürütülmesi, bu kapsamda milletlerarası andlaşmaların imzalanması, müzakere edilmesi, onaylanması, onaylanmış bulunan milletlerarası andlaşmaların feshedilmesi, sona erdirilmesi ve andlaşmalardan çekilme hususları da Cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyeti’ni Devlet başkanı sıfatıyla temsil yetkisi içerisinde kalmaktadır. Bu itibarla; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, Anayasa tarafından verilen yürütme ve temsil yetkisi ile 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine istinaden tesis edilmiş olması; daha açık bir ifadeyle, Anayasa uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisinin milletlerarası andlaşmalara ilişkin yetkisinin andlaşmanın onaylanmasını bir kanunla uygun bulmaktan ibaret bulunması, milletlerarası andlaşmaların sona erdirilmesinin yürütme yetkisi dahilinde bulunması, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinde milletlerarası andlaşmaları sona erdirmenin Cumhurbaşkanı kararı ile olacağının düzenlenmiş olması, uygun bulma kanunu sonrasında milletlerarası andlaşmayı onaylayıp onaylamama konusunda takdir yetkisi bulunan Cumhurbaşkanının yürütme faaliyetine ilişkin sona erdirme yetkisini kullanırken yasama organının bir işlem tesis etmesine gerek bulunmaması nedenleriyle, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında yetki ve şekil unsurları yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. Diğer taraftan; yetki ve usulde paralellik ilkesi mevzuatta aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece bir idari işlemin tesisinde uygulanan yetki ve usul kurallarının aynı işlemin geri alınması, kaldırılması ve değiştirilmesine yönelik işlemlerde de uygulanmasını ifade etmektedir.

Yetkide ve usulde paralellik ilkesi, idari işlemlerin ne şekilde ve hangi merci tarafından geri alınacağının, kaldırılacağının veya değiştirileceğinin mevzuatta düzenlenmediği durumlarda uygulanma imkanı bulmakta olup, mevzuatta bir idari işlemin geri alınması, kaldırılması veya değiştirilmesine ilişkin usulün düzenlenmiş olması ve/veya işlemi tesis etmeye yetkili makamın belirtilmiş olması durumunda uygulanabilmesine olanak bulunmamaktadır. 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3. maddesinde milletlerarası andlaşmaları sona erdirme konusunda Cumhurbaşkanının açıkça yetkilendirilmiş olması karşısında yetkide ve usulde paralellik ilkesinin uygulanması mümkün olmamakla birlikte, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile ülkemiz bakımından feshedilen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin 6771 sayılı Kanun’la Anayasa’da yapılan değişiklik öncesinde yürütme yetkisini kullanan Bakanlar Kurulu’nun 10/02/2012 tarih ve 2012/2816 sayılı kararı ile onaylanmış olması nedeniyle anılan sözleşmenin yeni hükümet sisteminde yürütme yetkisini haiz Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmesinde yetkide ve usulde paralellik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

… Bu itibarla; Anayasa tarafından verilen temsil yetkisi ve 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine istinaden tesis edilmiş olan dava konusu Cumhurbaşkanı Kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Karar Sonucu:

Açıklanan nedenlerle; davanın reddine … oy çokluğuyla karar verildi.”

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık