Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 38 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde

Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat

Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Gerekçesi

Maddeye göre, Cumhuriyet savcılığına yapılacak tebligat, tebliği gereken yazının aslının verilmesi suretiyle yapılacaktır. Tebliğ ile başlayan sürelerin başladığı tarihe açıklık getirilmesi amacıyla, Cumhuriyet savcılığına verildiği günün, verilen yazının aslına kaydedilmesi zorunluluğuna maddede yer verilmiştir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat Emsal Kararlar

Yargıtay 18. Ceza Dairesi E: 2018/3534, K: 2019/4804

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde
  • Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar CMK’nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi olup, itiraz kanun yoluna başvurma süresine ilişkin kuralları içeren CMK’nın 268/1. maddesinde “Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35. maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
Cumhuriyet Savcısının itiraz süresi için ayrı bir düzenleme bulunmadığı, maddede atıf yapılan CMK’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında “…aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde olup, yine “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat” başlıklı CMK’nın 38. maddesinde “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.” şeklinde hükme yer verildiği anlaşılmıştır.

İnceleme konusu somut olayda, sanık hakkında TCK’nın 184/1, 62 maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara karşı Cumhuriyet Savcısının 7 günlük yasal süreden sonra itiraz ettiği, bu nedenle Cumhuriyet Savcısının itirazının yasal süresi geçtiğinden bahisle itirazın reddine dair mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin reddine, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine, 12/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 10. Ceza Dairesi E: 2017/2355, K: 2017/6005

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde
  • Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat

05/05/2007 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle sanık hakkında İzmir 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 15/07/2008 tarihli ve 2007/1827 esas, 2008/1002 sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik kararı verildiği,

Sanığın bu kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 24/03/2016 tarihli ve 2015/2679 esas, 2016/2732 sayılı ilamı ile yasa yolunun itiraz olduğu belirtilerek dosyanın mahalline iade edildiği, itiraz incelemesi yapan İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19/04/2016 tarihli ve 2016/410 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilerek tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,

Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için sanığa tebligat gönderildiği, ancak sanığın hiç müracaat etmemesi üzerine 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilmesi için mahkemesine bildirimde bulunulduğu,

Bunun üzerine mahkemece yargılamaya devam edildiği, ancak İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı kararı ile, sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen tebligatların usulsüz olması nedeniyle yargılama şartı bulunmadığından bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği, kararın sanığa tebliğ edildiği ve Cumhuriyet savcısı tarafından da 29/12/2016 tarihinde görüldü şerhi verilerek 24/01/2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,

Daha sonra Cumhuriyet savcısının 30/01/2017 tarihli yazı ile “sanığa tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlaması için gönderilen tebligatların geçerli olduğu, yargılamaya devam edilmesi gerektiği” gerekçeleri ile durma kararına itiraz etmesi üzerine, mahkemece itirazın süresinden sonra olduğu ve içeriği itibari ile de yerinde olmadığı değerlendirilerek itirazı incelemeye yetkili mercie gönderdiği,

İtirazı inceleyen İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14/02/2017 tarihli ve 2017/46 değişik iş sayılı kararı ile itirazın süresinde olup olmadığına ilişkin bir değerlendirme yapılmadan, Cumhuriyet savcısının itiraz gerekçeleri yerinde görülerek itirazın kabulüne, durma kararının kaldırılmasına ve yargılamaya devam edilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine kesin olarak karar verildiği, anlaşılmıştır.

İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı durma kararı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi olup, itiraz kanun yoluna başvurma süresine ilişkin kuralları içeren CMK’nın 268/1. maddesinde “Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı ve Cumhuriyet savcısının itiraz süresi için ayrı bir düzenleme bulunmadığı, maddede atıf yapılan CMK’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında “…aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur.” şeklinde düzenleme yer aldığı, yine “Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat” başlıklı CMK’nın 38. maddesinde “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı, anlaşılmıştır. Somut olayda, Cumhuriyet savcısı tarafından itiraz edilen İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20/12/2016 tarihli ve 2016/941 esas, 2016/1030 sayılı durma kararında Cumhuriyet savcısının 29/12/2016 tarihli “görüldü” şerhi bulunduğu, dolayısı ile 7 günlük yasal itiraz süresinin bu tarihten itibaren başlayacağı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının 30/01/2017 tarihli itirazının yasal süresinden sonra olduğu gözetilerek itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa yönelik inceleme yapılarak itirazın kabulüne karar verilmesi yasaya aykırı olup, (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerindedir. Bu nedenle, usule ilişkin ileri sürülen (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş olduğundan, esasa ilişkin olarak ve kabule göre ileri sürüldüğü anlaşılan (2) numaralı kanun yararına bozma talebinin ayrıca incelenmesine gerek görülmeyerek inceleme dışı tutulmuştur.

Açıklanan nedenlere göre, İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14/02/2017 tarihli ve 2017/46 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına bozulmasına; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 23.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 16. Ceza Dairesi E: 2017/765, K: 2017/1165

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde
  • Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat

Somut olayda; atılı suçlardan dolayı suça sürüklenen çocuk hakkında Gaziosmanpaşa Çocuk Mahkemesi tarafından verilmiş olan 22.05.2013 tarih ve 2012/388 Esas, 2013/677 Karar sayılı beraat hükmünün görüldü yapıldığı tarihten bir haftadan fazla süre geçtikten sonra o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 09.11.2016 tarih ve 2015/2879 Esas, 2016/6286 Karar sayılı kararı ile Cumhuriyet savcısının 1412 sayılı CMUK’un 310/1 maddesinde öngörülen bir haftalık temyiz süresi geçtikten sonra hükmü temyiz etmiş olması gerekçesi ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Dairemizce yapılan incelemelerden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında belirtmiş olduğu Ceza Genel Kurulu kararının eldeki uyuşmazlık konusu ile aynı konuya ilişkin olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında da Yargıtay Ceza Genel Kurulunun “benzer bir yaklaşımı” kabul ettiği belirtilerek, söz konusu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının yorum yoluyla kapsamı genişletilmiştir. Oysa söz konusu Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının konusu ile sınırlı ve gerekçesi ile açıklayıcı olarak kabul edilmesi gerekir.

Dairemizce de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazında ve söz konusu itirazda anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında belirtilen şu husus aynen kabul edilmektedir: Cumhuriyet savcısının duruşmalarına iştirak etmediği çocuk mahkemeleri ile ilgili olarak, temyiz süresinin Cumhuriyet savcısı yönünden düzenleyen bir hüküm bulunmadığından, sorunun 1412 sayılı CMUK’un “Temyiz talebi ve süresi” başlıklı 310. maddesi kıyasen uygulanarak çözümlenmesi gerekir.

Sulh mahkemelerinin temyizi kabil kararları, yargı çevresi içinde bulundukları asliye ve ağır ceza mahkemeleri nezdindeki Cumhuriyet savcıları tarafından, tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde temyiz edilebilir.”

1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinin birinci fıkrasında, temyiz talebinin hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde yapılması öngörülmüş; ikinci fıkrasında ise hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu sürenin tebliğden itibaren başlayacağı belirtilerek, sadece sanıkla ilgili olarak bir düzenleme yapılmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet savcılarının duruşmasına katılmadıkları asliye ceza mahkemesi veya çocuk mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresinin tefhimden mi yoksa tebliğden mi başlayacağı hususuna değinilmemiştir. Fakat bu boşluğun 5271 sayılı CMK’nın 35, 38 ve 260. maddeleri ile doldurulmuş olduğu açıkça anlaşılabilmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 260/2 maddesinde, ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcılarının, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilecekleri hükme bağlanmıştır. “Kanun yolu” ibaresinin temyizi de içerdiği şüphesizdir. Yine, 5271 sayılı CMK’nın 35/2 maddesine göre; aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. Söz konusu hükümdeki “ilgili” kavramına Cumhuriyet savcısının da girdiği tartışmasızdır. 5271 sayılı CMK’nın “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat” başlıklı 38. maddesine göre ise; “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır.” Buna göre, Cumhuriyet savcısına yapılan tebliğ, evrakın aslının verilmesi suretiyle olacaktır. Nihayet, 5271 sayılı CMK’nın “Elektronik işlemler” başlıklı 38/A maddesine göre de her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır. Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir. Fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez. Eldeki dava açısından yürürlüğe girmemiş olan 5271 sayılı CMK’nın 291. maddesine göre, temyiz süresi yedi gündür. Eldeki dava açısından yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesine göre ise bir haftadır. Her iki kanunda da Cumhuriyet savcısının temyiz hakkı olup, yoklukta verilen kararların tebliği öngörülmüştür. Eldeki davada hüküm Cumhuriyet savcısına görüldüye gönderilmek suretiyle tebliğ edilmiş ve Cumhuriyet savcısı bir haftalık temyiz süresi geçtikten sonra temyiz talebinde bulunmuştur. Cumhuriyet savcısı, asliye ceza mahkemesindeki veya çocuk mahkemesindeki duruşmaya katılmamaktadır. Şayet duruşmaya katılmış olsaydı, yüzüne karşı verilen kararı bir hafta içinde temyiz edebilecekti. Hal böyle iken, öğrenme tarihi olan görüldü tarihinden itibaren bir hafta içinde hükmü temyiz etmesi gerekir. Kaldı ki, ceza yargılamasında tarafların eşitliği ilkesi kabul edilmiştir. Sanığa ve katılana tanınan bir haftalık sürenin Cumhuriyet savcısı açısından bir ay olarak kabul edilmesi, tarafların eşitliği ilkesinin ihlali olur.

Tüm bu açıklamalar karşısında; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı ve kararın düzeltilmesini gerektiren bir neden bulunmadığı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmesi yerinde olacağı anlaşıldığından; dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 08.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi E: 2013/27642, K: 2014/3628

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde
  • Cumhuriyet Başsavcılığına Yapılan Tebligat

Cumhuriyet savcılarının nezdinde görev yaptıkları Asliye Ceza Mahkemesi kararlarına karşı, 5271 sayılı CMK’nın 260/2 ve 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesi uyarınca tefhimden itibaren bir hafta içinde kanun yollarına başvuru hakkı mevcut iken, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 3. maddesi ile 01.01.2014 tarihine kadar Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmalara Cumhuriyet savcısının bulunmayacağı, ancak verilen hükümlere karşı kanun yollarına başvurabilmesi amacıyla dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği hüküm altına alınmıştır. Bu açık yasal düzenlemeler uyarınca, Cumhuriyet savcılarının nezdinde görev yaptıkları asliye ceza mahkemesi kararlarına karşı hükümlerin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği tarihten itibaren bir hafta içinde kanun yollarına başvuru haklarının bulunduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla dosyada mevcut gerekçeli kararlar üzerinde görüldü yapıldığına dair bir ibare ve görüldü tarihine rastlanılmamış ise de; UYAP sisteminden yapılan kontrolde; gerekçeli kararın UYAP üzerinde gönderme tarihinin 08.01.2013 olduğu, 5271 sayılı CMK’nın 38. maddesinde; “Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır. “ hükmüne yer verildiği, buna göre UYAP üzerinden tespit edilen, kararın gönderme tarihi olan 08.01.2013 tarihinde ilgili Cumhuriyet Savcısı tarafından görüldüğü ve temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine incelenen dosya kapsamına göre, mahalli Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak onanmasına; 14.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 38/A. Madde

Elektronik İşlemler

  1. Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.
  2. Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.
  3. Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronik ortamda düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir.
  4. Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.
  5. Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir.
  6. Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.
  7. Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.
  8. Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir.
  9.  Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.
  10.  Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez.
  11. Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

ceza muhakemesi kanunu 38 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 38 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 38/A Madde Elektronik İşlemler Emsal Kararlar

Yargıtay 13. Ceza Dairesi E:2020/6020

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 38/A Madde
  • Elektronik İşlemler

Dosya içerisinde hükmün verildiği 28.01.2020 tarihli ıslak imza bulunmayan e- imzalı olduğu belirtilen duruşma tutanağının iki tane olduğu, Uyapta da kayıtlı olan tutanakta sanığın “mağdurun zararı varsa gidermek isterim” şeklinde beyanının bulunduğu, diğer tutanakta ise bu beyanının bulunmadığı görülerek CMK 38/A-5. maddesi gereğince Uyapta kayıtlı olan tutanak esas alınarak yapılan incelemede; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir. Ancak; sanığın kovuşturma aşamasında mağdurun zararı varsa gidermek istediğini beyan ettiği ve mağdurun giderilmesini istediği zararının bulunmadığını beyan etmesi karşısında, zararın kovuşturma aşamasında giderilmiş olduğu kabul edilerek sanık hakkında TCK’nın 168/2. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanık hakkında daha önce verilen 3 yıl hapis cezasının kazanılmış hak oluşturduğu, bozma sonrası hakkında 168/1. maddesi gereğince sonuç olarak sanığa kazanılmış hakkın altında 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği, bu cezadan ayrıca kazanılmış hak nedeniyle herhangi bir indirim yapılamayacağı gözetilmeden ayrıca önceki hükümdeki 3 yıl hapis cezasından TCK’nın 168/1 maddesi gereğince indirim yapılarak sonuç cezanın 1 yıl hapis cezası olarak eksik tayini,

Sonuç ceza bakımından kazanılmış hak korunduğu sırada uygulama maddesinin 1412 sayılı CMUK’un 326/son fıkrası yerine 5271 sayılı yasanın 307/son fıkrası olarak gösterilmesi, bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak bozulmasına, 10.11.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


 Yargıtay 13. Ceza Dairesi E:2018/11521, K2019/4505

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 38/A Madde
  • Elektronik İşlemler

Kısa kararda, sanık hakkında TCK’nın 142/1-b, 143,168/1 maddeleri uyarınca verilen 10 ay 20 gün hapis cezasından, TCK’nın 62/1 maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak sonuçta, 8 ay 26 gün olarak e-imzalı olarak verilen ve gerekçeli karara aktarılan ceza, ıslak imzalı olan kısa kararda 8 ay 16 gün olarak yanlış aksettirilmiş ise de; CMK 38/A-5 maddesi uyarınca e-imzalı kısma itibar edileceğinden ve sonuç ceza doğru olduğundan tebliğnamedeki eleştiri görüşüne itibar edilmeyerek yapılan incelemede; dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; sanığın temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak onanmasına, 21/03/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 21. Ceza Dairesi E:2016/10069, K:2016/7916

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 38/A Madde
  • Elektronik İşlemler

Katılan vekilinin yokluğunda verilen hükmün, 08.04.2016 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, dosya içerisinde yer alan kayıtlara göre katılan vekilinin UYAP sistemi üzerinden 15.04.2016 tarih ve saat 23.28’de temyiz dilekçesini gönderdiği, 6352 sayılı Yasayla değişik 5271 sayılı CMK 38/A maddesinin 9. fıkrasındaki “elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, katılan vekilinin temyizinin süresinde kabul edilmesi gerektiği cihetle, yerel mahkemenin 16.05.2016 tarihli ek kararının kaldırılarak yapılan incelemede; Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına, 22.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 38. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/ 

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık