Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 138 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde

Tesadüfen Elde Edilen Deliller

  1. Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhal bildirilir.
  2. Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhal bildirilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde Gerekçesi

Madde, arama sonunda, aramanın esasını oluşturan soruşturma ile ilgisi bulunmayan ve fakat diğer bir suç şüphesini harekete geçirecek şeylerin bulunması hâlinde yapılacak işlemi göstermektedir. Bu eşyaya geçici olarak elkonulacak ve durum Cumhuriyet savcılığına, geciktirilmeksizin bildirilecektir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

ceza muhakemesi kanunu 138 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 138 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde Tesadüfen Elde Edilen Deliller Emsal Kararlar

Yargıtay 16. Ceza Dairesi E:2018/6345, K:2020/1114

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde
  • Tesadüfen Elde Edilen Deliller

İstinaf Mahkemelerinin Türk yargı sistemine dahil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir anlayışı benimseyen kanun koyucunun, hem maddi olay hem de hukuki denetim yapacak olan istinaf başvurusunda sebep gösterme zorunluluğu öngörmezken (5271 s. CMK madde 273/4), incelemesi hukuki denetimle sınırlı (CMK madde 294/2) olan temyiz yolunda; mülga 1412 sayılı CMUK’tan (madde 305.) da farklı şekilde, re’sen temyiz tercihinden vazgeçerek, temyiz davasını açan ve sınırlayan temyiz dilekçesinde/layihasında temyiz edenin hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini/temyiz sebeplerini göstermek zorunda olduğunu (CMK madde 294/1) şart koşmuş ve temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermemesi durumunda; tıpkı başvurunun süresi içinde yapılmaması, hükmün temyiz edilemez olması ya da temyiz edenin buna hakkı bulunmaması hallerinde olduğu gibi usulüne uygun açılmış bir temyiz davasından bahsedilemeyeceğinden temyiz isteminin reddedilmesini (CMK madde 298) emretmiş (F.Yenisey-A.Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 923, Centel-Zafer Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 826, C.Şahin-N.Göktürk Ceza Muhakemesi Hukuku sh. 278) olmasına, anılan Kanunun 289. maddesinin, usulüne uygun açılmış bir temyiz davasının “sınırlı inceleme ilkesinin” bir istisnasını teşkil etmesine (F. Yenisey-A. Nuhoğlu, age sh. 905), şartları ve usulü açık bir şekilde ortaya konulmak şartıyla (AİHM Galstyan/Ermenistan Başvuru No; 26986/03 15.01.2007 t.) öngörülen usul şartlarına uyulmaması sebebiyle kanun yolu başvurusunun reddedilmesinin bu hakkın ihlali sonucunu doğurmayacağının (AİHM Sjöö/İsveç Başvuru No; 37604/97) da istikrar kazanmış yargısal kararlarla kabul edilmesine nazaran; sanığın 21.06.2018 tarihli temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediği anlaşılmakla; temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 298. maddesi uyarınca reddine,

Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … hakkındaki hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına,

Sanık … hakkındaki hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Diğer sanık ve örgüte kazandırılmak istenilen mağdurların sanık … ile ilgili aleyhe beyanda bulunmadıkları da dikkate alındığında; sanık … hakkında CMK 135’e göre iletişimin tespiti kararı alındığı, tape kayıtlarına göre bu sanığın örgüte eleman kazandırmak için sanık … ile görüşme yaptığı, bu tape kayıtlarının CMK 138’de düzenlenen tesadüfi delil niteliğinde bulunduğu; ancak bu delil elde edildikten sonra kanuna uygun şekilde sanık hakkında iletişimin tespiti kararı alınmadığından, suçun sübutu için hükme esas alınamayacağı gözetilmeksizin hükme esas alınarak mahkumiyetine karar verilmesi,

Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı bozulmasına, oyçokluğuyla karar verildi.


Yargıtay 15. Ceza Dairesi E:2017/8243, K:2019/10340

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde
  • Tesadüfen Elde Edilen Deliller

Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanıklar mahkumiyetine ilişkin hükümler sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanık… adına kayıtlı aracın müşteki şirketten kaskolu olduğu, sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde, kasko bedelini almak amacıyla, kaza süsü vererek aracı yoldan dışarı attıkları, kasko bedelini alarak menfaat temin ettikleri iddia edilen somut olayda;
Başka suçtan alınan dinleme kararına istinaden elde edilmiş tape kayıtlarının, CMK 138/2. maddesi uyarıca tek başına mahkumiyete esas olamayacağı, diğer deliller incelenip tartışılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 22/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 5. Ceza Dairesi E:2017/3474, K:2021/6773

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde
  • Tesadüfen Elde Edilen Deliller

CMK’nın 138. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan, fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda bu delilin kullanılabileceğinin kabul edilmiş olması, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; suç tarihinde yürürlükte bulunan CMK’nın “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı 138. maddesinin ikinci fıkrası “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir” şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için, bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, suç tarihi itibarıyla CMK’nın 135. maddesi kapsamında bulunmayan suçlara ilişkin dinleme kayıtlarının aynı Kanun’un 138/2. maddesi gereğince bu suçların delili olarak kullanılamayacağı, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda “hukuka aykırılığın mevcudiyetinin” kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinlemenin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği, sanık … hakkında … Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünün … ilinde oluşan veya oluşum sürecindeki suç örgütleri ile mücadele kapsamında  Cumhuriyet Başsavcılığınca 2008/38363 sayı ile yürütülen soruşturmada TCK’nin 220. maddesine göre suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan alınan iletişimin denetlenmesi sırasında tespit edilen incelemeye konu SGK denetçileri tarafından sanık …’in Söke’de bulunan iş yerinde 17/12/2008 tarihinde denetim yapıldığı ve sigortasız işçi çalıştırıldığına ilişkin tutanak tutulduğu, iş yeri sahibi olan sanık …’in sigortasız işçi çalıştırma nedeniyle verilecek idari para cezasından kurtulmak için muhasebeci olarak görev yapan sanık  aracılığı ile Bademli beldesi Kale mahalle muhtarı olan sanık … ile iletişime geçerek geçmiş tarihli sigortalı işe giriş bildirgelerini posta yoluyla … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne gönderilmesini istediği, bunun üzerine sanık …’ın SGK’ya gönderilecek zarfı posta acentesi sahibi olan sanık …’a verdiği, bu sanığın da eski tarihli giriş yapılmış gibi zarfın üzerine 13/12/2008 … … Acenteliği … mührünün vurulmasını sağlayarak evrakın posta girişini yaptığına dair görüşmelere ilişkin tutanakların … Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/29841 sayılı farklı bir soruşturma numarasına kaydedilerek 02/04/2009 tarihli ve 2009/1694 sayılı yetkisizlik Kararıyla … Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği ve iletişimin tespitine ilişkin tutanakların delil olarak kullanıldığı, iletişimin tespitine dayanak mahkeme kararının … ilindeki çıkar amaçlı suç örgütlerine yönelik yürütülen soruşturma kapsamındaki telefon dinlemelerine ilişkin verildiği, muhasebeci olarak görev yapan sanık … dışındaki sanıklar haklarında alınmış iletişimin tespitine yönelik bir kararın da bulunmadığı anlaşıldığından, iletişimin tespiti suretiyle elde edilen bu kapsamdaki delillerin kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden rüşvet suçunun sübutunda kanıt olarak kullanılamayacağı, bunlara dair kayıtlar dışlandıktan sonra sanıklar … ve …’a isnat edilen eylemlerin sübutu halinde 5237 sayılı TCK’nin 257/1. maddesi kapsamında görevi kötüye kullanma, diğer sanıklar … ve …’a atılı eylemlerin ise bu suça azmettirme veya yardım etme suçlarını oluşturacağı, söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla bu suçların aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 17-18/12/2008 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanıklar hakkında açılan kamu davalarının aynı Yasa’nın 322 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı düşmesine 16/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 6. Ceza Dairesi E:2021/1321, K:2021/15325

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde
  • Tesadüfen Elde Edilen Deliller

Anayasanın 90/son maddesi uyarınca iç hukuk mevzuatımızdan sayılan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca, herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir. Diğer taraftan, Sözleşme’nin 8. maddesinde güvenceye alınan özel hayat ve haberleşme hürriyetine ilişkin kişi haklarına aykırı şekilde elde edilen delilin soruşturma veya kovuşturmada kullanılması, sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edebilecektir.

Yürütülen bir suç soruşturması veya kovuşturması dolayısıyla telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri CMK’nın 135. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca; suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, suç tarihi itibariyle hakim veya gecikmesinde sakınca olan halde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Aynı maddenin 8. fıkrasında, dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümlerin ancak, bu fıkrada katalog şeklinde sayılan suçlarla ilgili olarak uygulanabileceği belirtilmiş, 9. fıkrada ise, maddede belirtilen usuller dışında hiç kimsenin, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemeyeceği ve kayda alamayacağı hükme bağlanmıştır.

Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yürütülmekte olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan, ancak başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek şekildeki “tesadüfen elde edilen deliller” CMK’nın 135/8. maddesinde düzenlenen katalog kapsamındaki suçlara ilişkin ise, soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılabilmektedir. Buna karşın CMK’nın 138/2. maddesinin açıklığı karşısında katalog kapsamında yer almayan suçlara ilişkin kayıtların delil olarak kullanılması mümkün değildir. Kanunda, kişiler arasında telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi yalnızca belirli ağırlıktaki suç tipleri bakımından meşru kabul edilmiş, bunlar dışındaki suçlar yönünden ise özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğinin korunmasına ilişkin yarar üstün tutulmuştur.
İncelenen dosyada sanığın, katalog kapsamındaki suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan haklarında iletişimin denetlenmesi kararı uygulanması sırasında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine hükmolunmuş ise de, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında, suç tarihi itibariyle hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarının CMK’nın 135/8. maddesi kapsamında bulunmaması nedeniyle anılan dinleme kayıtlarının aynı Kanun’un 138/2. maddesi gereğince bu suçun delili olarak kullanılamayacağı, sanığın atılı suçları işlemediği yönündeki savunmasının aksine başkaca delil de bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak bozulmasına, 11.10.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.


Yargıtay 11. Ceza Dairesi E:2018/3729, K:2021/6068

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde
  • Tesadüfen Elde Edilen Deliller

07/10/2010 tarihli sanık … ile … Gümrükleme isimli firmada çalışan … Kardeşler ve aynı kişilere ait … isimli işletmelerin yurt dışına ihraç edilecek ürünlerinin işlemlerini yapan … ile yaptığı telefon görüşmesinde, … isimli firmanın ihraç etmek istediği limonun tümünü numune alımı sırasında hazır etmediği halde işlemlerin bir an önce gerçekleşmesi yönündeki talebi nedeniyle işletmeye koydukları sadece 4 palet limondan numune alındığı, tüm parti hazır ve gerekli inceleme yapılmış gibi sanıklar … ile …’nın birlikte numune alma tutanağı düzenledikleri, olayla ilgili olarak sanıklar hakkında kamu görevlisinin sahteciliği suçundan kamu davası açılmış ise de; dosya kapsamına göre, sanıkların sahtecilik bilinç ve iradesi ile hareket ettiklerinin tespit edilememesi karşısında eylemlerinin kül halinde 5237 sayılı TCK’nin 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında hataya düşülerek kamu görevlisinin sahteciliği suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi,

… ve …’nın içerik itibariyle sahte olarak tanzim edilmek suretiyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediklerinin kabul edildiği Asgolden isimli firma tarafından yapılan şeftali ihracatına ilişkin olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/12/2017 gün ve 2017/4-291, 2017/558 sayılı kararında da açıklandığı üzere; başka bir suçtan dolayı yapılan iletişimin tespiti sırasında tesadüfen elde edilen delilin CMK’nın 135. maddesinde sayılan katalog suçlardan birisine ilişkin olmaması halinde yasak delil niteliğindeki telefon görüşmesine ilişkin iletişim tespit tutanağının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı,

CMK’nın 138. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ile iletişimin denetlenmesi tedbiri sırasında, yapılan soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olmayan, fakat 135. maddede sayılan suç veya suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delilin elde edilmesi durumunda, bu delilin kullanılabileceğinin kabul edilmiş olması, tedbirin uygulanması sonucu elde edilen delillerin 135. maddede sayılan suçlarla sınırlı olmak kaydıyla aynı soruşturma veya kovuşturmayla ilgili olan suçlar yönüyle kullanılabileceği kabul edilebilir ise de; CMK’nın “Tesadüfen elde edilen deliller” başlıklı 138. maddesinin ikinci fıkrası; “Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ve ancak, 135. maddenin altıncı fıkrasında sayılan suçlardan birinin işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir” şeklindeki düzenlemeye uygun şekilde hareket edilmesinin zorunlu olduğu, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi tedbiri uygulandığı sırada elde edilen tesadüfi delillerin hukuka uygun kabul edilip kullanılabilmeleri için, bu delilin elde edildiğine ilişkin derhal savcılığa bilgi verilmesi gerektiği, suç tarihi itibariyle CMK’nın 135. madde kapsamında bulunmayan suçlara ilişkin dinleme kayıtlarının aynı Kanunun 138/2. maddesi gereğince bu suçların delili olarak kullanılamayacağı, ceza muhakemesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan kurallar ihlal edilerek toplanan delillerin hukuka aykırı sayılması, kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının kapsam ve çerçevesi belirlenirken, gerek pozitif hukuk metinlerine, gerekse kişilerin temel hak ve hürriyetlerine ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığının gözetilmesi ve aykırılığın varlığı durumunda, “hukuka aykırılığın mevcudiyetinin” kabul edilmesi gerektiği, tesadüfi delil elde edildikten sonra dinlemenin bitirilmesi beklenerek veya dinlemeye devam edilip başka tesadüfi deliller de elde edildikten sonra bilgilendirilme yapıldığı takdirde de, bu tesadüfi delillerin hukuka uygun olduğundan bahsedilemeyeceği, kollukça yasal düzenlemeye riayet edilmediği gözetilerek iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme suretiyle elde edilen bu kapsamdaki delillerin kanunda gösterilen hukuka uygun yöntemlerle tespit edilmediğinden suçun sübutunda delil olarak kullanılamayacağı nazara alınıp bunlara dair kayıtlar dışlandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre diğer deliller birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz talepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 29.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


Yargıtay 4. Ceza Dairesi E:2016/13337, K:2020/10159

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde
  • Tesadüfen Elde Edilen Deliller

Sanık … hakkında suç işlemek için örgüt kurmak, örgüt faaliyetleri kapsamında çeşitli suçlar işlenmesi ile ilgili olarak soruşturma yürütüldüğü, yürütülen bu soruşturma kapsamında sanığın bir kısım iletişim tespit tutanaklarında cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarını işlediğinin tespit edilmesi üzerine sanık hakkında ayrıca cinsel istismar ve cinsel saldırı suçlarından dolayı iletişim tespiti kararı alındığı, bu kapsamda sanık …’ın 19/01/2013 ve 20/01/2013 tarihlerinde yaşı küçük … ile karşılıkla mesajlaştıkları, iletişim tespit tutanaklarından sanığın mağdurla cinsel içerikli konuşmalar yaptığı, hakaret ettiği ve tehditte bulunduğunun anlaşıldığı, somut olayda alınan iletişimin denetlenmesi kararının, CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasındaki katalog suçlardan olan suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ve cinsel saldırı ile çocuğun cinsel istismarı suçlarına ilişkin, iddianameye konu edilen mesajlaşmaların ise tesadüfen elde edilen delil niteliğinde olduğu, Ceza Genel Kurulunun 03/07/2018 tarihli ve 2015/1-396 Esas, 2018/323 sayılı kararında da belirtildiği üzere, telefon dinlemesi sırasında tesadüfen elde edilen kanıtların dikkate alınabilmesi için söz konusu suçun da CMK’nın 135. maddesinde sayılan katalog suçlardan birisine uygun olması gerektiği, sanığa isnat edilen cinsel taciz, tehdit ve hakaret suçlarının CMK’nın 135/8. madde ve fıkrasında belirtilen katalog suçlar arasında yer almadığından aynı Kanunun 138/2. madde ve fıkrası gereğince iletişim tespit tutanaklarının bu suçun delili olarak kullanılamayacağı, elde edildikleri tarihte yürürlükte bulunan kanunlara uygun şekilde tespit edilmeyen kanıtların hukuka uygun delil kabul edilemeyeceği gözetilerek, hukuka aykırı deliller dışlandıktan sonra iddiaya konu edilen soruşturma ve yargılama dosyası içerikleri ve diğer deliller değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı ve sanık …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 15/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 138. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/ 

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık