Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 113 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde

Güvence

1) Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar:

a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.

b) Aşağıda gösterilen sıraya göre ödemelerin yapılması:

1. Katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hâle getirme; şüpheli veya sanık nafaka borçlarını ödememeleri nedeniyle kovuşturuluyorlarsa nafaka borçları.

2. Kamusal giderler.

3. Para cezaları.

2) Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde Gerekçesi

Madde 109/3. maddede yer alan güvencelerin hangi hususları güvence altına alacağını belirtmektedir. Maddenin 1 numaralı bendine göre güvence, birinci olarak şüpheli veya sanığın, hazır bulunması gerekli bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya hâlen veya sonradan altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunmasının güvencesini oluşturacak yani ihlâl hâlinde Hazineye gelir kaydedilecektir.

İkinci olarak güvence 2 numaralı bendin gösterdiği sıra dahilinde olmak üzere bir kısım masrafların, zararların, nafaka borçlarının, kamusal giderlerin, para cezalarının karşılığını oluşturacaktır.

Başlangıçta 109. maddenin ilgili bentlerini uygulayan merci, güvencenin karşılayacağı kısımları da, 2 numaralı bentteki sıraya göre kararında gösterecektir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

ceza muhakemesi kanunu 113 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 113 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde Güvence Emsal Kararlar

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E:2012/33880, K:2014/15039

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde
  • Güvence

Sanık … hakkında mala zarar verme suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre, verildiği tarih itibariyle hükmün temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’un 317. maddeleri uyarınca sanık … müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, temyiz isteğinin reddine,

Diğer hükümlere yönelik temyize gelince; temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

Sanık …’na yükletilen tehdit ve izin belgesiz silah taşıma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;

Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunlarda öngörülen suç tiplerine uyduğu,v cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, 24.03.2009 tarihli sorguda, sanık hakkında CMK’nın 113. maddesi gereğince yargılama giderlerini ve ileride hükmolunacak cezaları karşılamak üzere 3000 TL güvence miktarı karşılığı adli kontrol kararı verilmesi, güvence bedelinin CMK’nın 113/1-b bendinin 2 ve 3 nolu alt bentlerinde ifade edilen kamusal giderler ve para cezasına karşılık alınması, CMK’nın 115/3. maddesine göre de hükümlülük halinde güvence bedelinin kamusal giderler ve para cezasına mahsup edilmesine karar verilmesi gerekliliği karşısında; adli kontrol kararında yer almamasına karşın “usulüne uygun davetiye tebliğine ve duruşmadan haberdar olmasına rağmen, geçerli mazereti olmaksızın duruşmaları takip etmediğinden sanık tarafından soruşturma sırasında yatırılan adli güvence miktarı paranın CMK’nın 113 ve 115. maddeleri gereği Hazineye gelir kaydına” karar verilmesi, Kanuna aykırı … müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak, hüküm fıkrasından “Sanık usulüne uygun davetiye tebliğine ve duruşmadan haberdar olmasına rağmen, geçerli mazereti olmaksızın duruşmaları takip etmediğinden sanık tarafından soruşturma sırasında yatırılan adli güvence miktarı paranın CMK’nın 113 ve 115 maddeleri gereği Hazineye gelir kaydına” ibaresinin çıkarılmasına, yerine “CMK’nın 115/3 madde ve fıkrasına göre adli para cezaları ve yargılama giderinin CMK’nın 113/1-b maddesi gereğince alınan 3000 TL güvence bedelinden karşılanmasına” ibaresinin eklenmesi biçiminde düzeltilmesine ve başkaca yönleri Kanuna uygun bulunan hükümlerin, bu bağlamda onanmasına,

Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince; Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; sanığın sabıka kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan eski mahkumiyet kararının, 5941 sayılı Kanunla suç olmaktan çıkartılan 3167 sayılı Kanuna aykırı davranmaya ilişkin olduğu, diğer mahkumiyet kararının ise suç tarihi itibariyle silinme koşullarının oluştuğu gözetilmeden, mala zarar verme suçunda seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilerek mükerrerlere özgü infaz rejimine hükmolunması yanında “sanığın sabıkalı geçmişi” şeklindeki gerekçeyle TCK’nın 62, 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek, CMK’nın 231. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının da tartışılmaması, Kanuna aykırı ve sanık …’nın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 5. Ceza Dairesi E: 2012/6449, K: 2012/9878 

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde
  • Güvence

Şikâyetçi hazine vekilinin 02.03.2011 günlü dilekçesiyle vaki temyiz isteminden vazgeçtiği ve tayin olunan duruşma gününde yapılan tebligat üzerine sanık müdafiin gelmediği ve ayrıca bir talepte de bulunulmadığı anlaşılmakla sanık müdafiin temyiziyle sınırlı olmak üzere duruşmasız inceleme yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Kararın gerekçe kısmında sanığın çeşitli nedenlerle görevde olmayan personeli görevdeymiş gibi kabul ederek operasyon tazminat bordrolarına dahil etmek suretiyle düzenlediği sahte belgelerle yasal olmayan şekilde para elde etmek suretiyle zincirleme biçimde sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmesine karşın, gerekçede sübutuna ilişkin hiçbir irdeleme yapılmayan 67 adet mutemet alındı makbuzu üzerinde sahtecilik eylemini gerçekleştirdiği ifade edilerek hükmün karıştırılması, trafik para cezalarına ilişkin 67 adet mutemet alındı makbuzundaki sahteciliğin sanık tarafından yapılıp yapılmadığı hususunda sübuta ilişkin irdeleme yapılıp, sübut kabul edildiği takdirde 70 adet alındı makbuzlarının alt ve üst nüshalarını farklı düzenlemek, 146 adet sayman mutemet alındılarını kasa defterine işlememek, 260 adet sayman mutemet alındılarını kasa defterine miktarları azaltarak işlemek, 8 adet makbuzun dip koçanlarını ciltlerinden koparmak suretiyle paraları mal edinmek şeklindeki eylemlerinin teselsülen zimmet,

Çeşitli nedenlerle görevde olmayan personeli görevdeymiş gibi tazminat bordrolarına dâhil etmek suretiyle düzenlediği sahte belgelerle yasal olmayan şekilde paraları mal edinmek şeklindeki eylemlerinin ise teselsülen sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturacağı gözetilmeksizin bozma ilamına yanlış anlam yüklenerek yazılı şekilde hükümler kurulması,

5252 sayılı Yasanın 9/3 ve5252 sayılı Yasanın 9/3 ve CMK’nın 34, 230. maddelerine uygun olarak lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; sahtecilik suçuna ilişkin olarak teselsül nedeniyle artırım yapılırken 4 yıl 8 ay yerine 4 yıl 6 ay hapis, nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak ise adli para cezasının suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olamayacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,

Nitelikli dolandırıcılık suçunun 5237 sayılı Yasanın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlendiğinin kabul edilmesi karşısında aynı Yasanın 53/5.  maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Sanığın yatırdığı güvence parası hakkında, karar tarihinde yürürlükte bulunan CMK’nın 115/3, 113/1-b maddeleri gereğince kullanılması ve fazlasının sanığa geri verilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek başvuru halinde sanığa iadesine karar verilmesi,

Sonuç: Kanuna aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 s. Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321, 326. maddeleri uyarınca bozulmasına, 04.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi E: 2013/21094 K: 2014/14169 

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde
  • Güvence

Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Karar: Sanığın eylemi bilinçli taksirle işlediğinin kabul edilmesi karşısında, tayin olunan uzun süreli hapis cezasının TCK’nın 50/4. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma sebebi sayılmamıştır.

Dosya kapsamına göre; sanığın, 3-4 saat uyuduktan sonra, 24.01.2007 günü saat 14.00 sularında, yönetimindeki tankerle Isparta ilinden İstanbul iline gitmek üzere harekete geçerek ertesi gün gece 01.05 sularında Sapanca Güldibi mevkiine geldiğinde, orta refüj ve bariyerle bölünmüş, tek yönlü, üç şeritli, düz, kuru, asfalt kaplama otoyolda, orta şeritte seyrine devam ettiği sırada, aşırı yorgun ve uykusuz olmasından dolayı sola yönelen aracın kendi platformunda kalmasına çaba göstermeyip, direksiyona hiçbir müdahalede bulunmaksızın, orta bariyerleri kırarak, karşı yol bölümüne geçip, karşı yol bölümünde, kendi şeridinde seyrine devam etmekte olan otobüsün sol yan bagaj kesimine, aracının ön kısmıyla çarparak, otobüsün dinlenmeye mahsus bagaj bölümüne uyumak için geçmiş bulunan aracın 2. şoförü Dursun Ünal’ın ölümüne sebebiyet verdiği olayda, sanığın eyleminde, bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla,

Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin bilinçli taksir hükmünün uygulanmasına, kusur durumuna ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

Hükmün esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanığın sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, uygulanan Kanun ve maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi,

Bozma ilamına uyulduğu halde, sanık tarafından 23.03.2007 tarih, 20070002391 numaralı vezne alındısı ile Sapanca Mal Müdürlüğüne yatırılan 2.000,00 TL kefalet parasının CMK’nın 113, 115. maddeleri yerine karar kesinleştiğinde iadesine karar verilmek suretiyle bozma gereğinin yerine getirilmemesi, Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı 321. maddesi gereğince bozulmasına, ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu hususların aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin başına, “TCK’nın 53/6. maddesi gereğince,” ibaresinin ilave edilmesi, hüküm fıkrasının 4 numaralı bendinin, “Sanık tarafından 23.03.2007 tarih, 20070002391 numaralı vezne alındısı ile Sapanca Mal Müdürlüğüne yatırılan 2.000,00 TL kefalet parasının CMK’nın 113, 115. maddeleri gereğince iadesine,” şeklinde değiştirilmesi ve hüküm fıkrasındaki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanmasına, 09.06.2014 tarihinde oybirliğiyle, karar verildi.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi E: 2016/5876, K: 2016/4422 

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde
  • Güvence

1.Ağır Ceza Mahkemesinin 09/06/2011 tarihli ve 2009/186 esas, 2011/91 sayılı kararı ile 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükümlü …‘nün, iş bu cezasının 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 17. maddesi gereğince 1 yıl süreyle ertelenmesi yönündeki talebinin kabulüne ilişkin …Cumhuriyet Başsavcılığının 23/03/2015 tarihli ve 2015/1828 ilamat sayılı kararının üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen teslim olmaması nedeniyle yatırmış olduğu teminatın hazineye gelir kaydına dair …1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/04/2016 tarihli ve 2009/186 esas, 2011/91 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan ek kararın kaldırılmasına dair …2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/05/2016 tarihli ve 2016/545 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;

Benzer bir olaya ilişkin, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 25/06/2015 tarihli ve 2014/18231 esas, 2015/27537 sayılı ilamında belirtildiği üzere, 31/01/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6411 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 17/1. maddesinde yer alan “Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir.” aynı maddenin 5. fıkrasında yer alan “Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir. “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 113/1-a maddesinde yer alan “Şüpheli veya sanık tarafından gösterilecek güvence, aşağıda yazılı hususların yerine getirilmesini sağlar: a) Şüpheli veya sanığın bütün usul işlemlerinde, hükmün infazında veya altına alınabileceği diğer yükümlülükleri yerine getirmek üzere hazır bulunması.” aynı maddenin 2. fıkrasında yer alan “Şüpheli veya sanığı güvence göstermeye zorunlu kılan kararda, güvencenin karşıladığı kısımlar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanun’un 115. maddesinde yer alan “(1) Hükümlü, 113. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı bütün yükümlülükleri yerine getirmiş ise güvencenin 113. maddenin birinci fıkrasının (a) bendini karşılayan ve aynı maddenin ikinci fıkrasına göre verilecek kararda belirtilen kısmı kendisine geri verilir. (2) Güvencenin, suç mağduruna veya nafaka alacaklısına verilmemiş olan ikinci kısmı, kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararları verildiğinde de şüpheli veya sanığa geri verilir. Aksi halde, geçerli mazereti dışında, güvence Devlet Hazinesine gelir yazılır.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, sürenin sonunda müdafisinin hastanede tedavi görmesi nedeniyle hükümlünün müracaat etmeyi ihmal ettiği ve ikinci defa erteleme hakkı olmasına rağmen kullanmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığından bahisle, geçerli bir mazeret olmadığı halde erteleme süresinin sonunda gelip teslim olmayarak yükümlülüğünü yerine getirmeyen sanığın ödediği güvencenin Devlet Hazinesine gelir yazılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilerek, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 01/11/2016 gün ve…sayılı yazılı istemlerine müsteniden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesi ile Dairemize ihbar ve dava evrakı gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü;

Kanun yararına bozma talebine dayanılarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, …2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/05/2016 tarihli ve 2016/545 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 26/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Ceza Muhakemesi Kanunu 113. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/ 

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık