Belirsiz Alacak Davası (HMK 107. Madde)

Belirsiz Alacak Davası (HMK 107. Madde)

belirsiz alacak davasi dilekce

Belirsiz alacak davası, alacaklının, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenemeyeceği yahut bunun imkansız olması halinde, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle açacağı davaya verilen isimdir. Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukuki ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgari olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tam olarak tespit edemeyebilir. Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Bu tür durumlarda karşımıza belirsiz alacak davası çıkmaktadır. Belirsiz alacak davası, sadece para alacakları için söz konusu olur; konusu para olmayan eda davaları için açılamaz. Belirsiz alacak davası mahkemeden istenen hukuki korumaya göre kural olarak bir tür eda davasıdır. Dava açılırken belirsiz olan alacak delillerin toplanması, karşı tarafın verdiği bilgi, bilirkişi incelemesi yaptırılması veya yapılan tahkikat sonucunda, alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi halinde belirsiz alacak davası, eda davasına dönüşmüş olur.

Belirsiz alacak davası 1086 sayılı HUMK’da düzenlenmemiştir. 6100 sayılı kanunda getirilen başlıca yeniliklerden birisidir. Bununla birlikte HUMK döneminde bazı dava çeşitleri yer almamasına rağmen Yargıtay kararlarında ve doktrin tarafından kabul edilerek uygulama alanı bulmuştur. Bunların başında kısmi dava gelmektedir. Belirsiz alacak davası ise HMK öncesinde uygulama alanı bulmamakla beraber yargılama sırasında karşılaşılan sorunlar sebebiyle ayrı bir madde ile düzenleme alanı bulmuştur. Uygulamada belirsiz alacak davası ile kısmi dava birbirine benzetilerek karıştırılmakta ve aksaklıklara sebep olmaktadır.

belirsiz alacak davasi nedir
belirsiz alacak davasi nedir

Belirsiz Alacak Davası Nedir?

Kanun koyucu belirsiz alacak davası ile malvarlığı ve şahıs varlığını ilgilendiren davalarda davacı dava açtığı sırada talep edeceği dava değerini kesin olarak belirleyebilmesi kendisinden beklenemeyeceği veya belirlenmesinin imkansız olduğu durumlarda davacının geçici bir değer göstererek açtığı davaya belirsiz alacak davası denir. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe durumu davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır.

Oysa ki malvarlığına ilişkin davalarda dava konusunun değerinin dava dilekçesinde dava açılırken gösterilmesi gerektiği HMK’nın 119/1-d maddesinde belirtilmiştir. Düzenleme doğrultusunda dava konusu değerinin bildirilmemesi durumunda mahkeme tarafından verilen bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanmadığı taktirde davanın açılmamış sayılacağını düzenlenmiştir.(HMK m. 119/2) Dava açıldığında dava değerinin belirtilmesi zorunluluğuna kanun koyucu bir takım sonuçlar bağlamıştır. Davacının dava açarken belirttiği değer üzerinden harç alınmakla birlikte davalı taraf davacının dava dilekçesinde belirttiği değere göre savunma yapabileceği gibi davacının davasını da bildirilen değer üzerinden kabul edebilir. Hakim de taleple bağlı olarak belirtilen değer üzerinden yargılamayı yapıp hüküm kuracaktır. Fakat bazı durumlarda davacı taraf dava açıldığı esnada dava değerini net olarak bilemeyebilir. Ya da alacak miktarının belirlemesi için davacının bir külfet altına girmesi gerekiyorsa davacının bu külfet altına girmesi beklenemez.

HMK 107. Maddesi

  1. Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
  2. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.
  3. Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.

Belirsiz Alacak Davasının Şartları

Alacaklının belirsiz alacak davası açabilmesi için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak belirlemesi mümkün olmamalı yahut bu objektif olarak imkansız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Bununla birlikte, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğu anda, alacaklı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. Belirsiz alacak davasında, şu kıstaslara dikkat edilmektedir:

  • Davanın açıldığı tarihte alacağın miktar ya da değerin tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacının kendisinden beklenemiyor olması gerekmektedir.
  • Dava açılacak miktar ya da değerin tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi objektif olarak imkânsız olmalıdır.
  • Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olmalıdır.

Genel olarak usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğüne hizmet etmekle birlikte sağladığı en önemli avantaj, davacının yüksek meblağlı yargılama giderlerine katlanma ve dava konusu alacağın zamanaşımına uğramasını engellemesidir. Belirsiz alacak davaları açılırken alacağın miktarı veya değeri asgari şekilde belirtilmelidir. Davaya esas miktar ya da değerin davacının talep sonucunu belirlemek hakkını saklı tutarak, geçici bir talep sonucu olarak ileri sürmesi gerekmektedir. Bir diğer anlatımla, davalı tarafça verilen bilgiye istinaden alacağın kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu durumlarda en başta belirtilmiş olan talebin arttırılma hakkı da saklı tutulmalıdır. Bununla birlikte, alacağa ilişkin olarak eda davasının yanında tespit davası da açılabilmektedir.

belirsiz alacak davasi hmk 107
belirsiz alacak davasi hmk 107

Belirsiz Alacak Davasında Taraflar

Taraf ehliyeti HMK.’ nın 50. maddesinde: “Medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, davada taraf ehliyetine de sahiptir. “ şeklinde düzenlenmiştir. Taraf ehliyeti davada taraf olarak bulunabilme ehliyetidir. Çekişmeli davalarda en az iki taraf vardır. Uyuşmazlık konusu hakkında talepte bulunan kişiye davacı , uyuşmazlık konusu uyarınca istemi yerine getirmesi gereken kişiye de davalı denir. Dava
dilekçesinde davacı ve davalı tarafların eksiksiz gösterilmesi gerekmektedir.

Taraflardan birinin yanlış gösterilmesi taraf teşkilinin eksik olmasına yol açar. Bu durumda mahkeme taraf teşkilinin sağlanması için davacı tarafa bir haftalık kesin verir. Kesin süre içerisinde eksik taraf teşkili sağlanamazsa mahkeme dava şartı eksikliğinden dolayı davayı resen usulden reddeder (HMK m.115/2). Alacaklı tarafın dava konusu alacağını net olarak belirleyemediği durumlarda karşı tarafın bir şeyi yapmaya veya bir şeyi vermesini isteyen taraf belirsiz alacak davasında davacı taraftır. Bunun yanında alacaklının dava konusu alacak miktarının ödenmesini istediği taraf ise belirsiz alacak davasının davalı kısmını oluşturacaktır.

Belirsiz Alacak Davasında Delil, İspat ile İddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesi Yasağı

Belirsiz alacak davası açıldığında davacı davasını ispat etmek için elinde bulunan ve davanın ispatına yarar belgeleri sunmak zorundadır. Belirsiz alacak davası ile diğer dava türleri arasında davanın ispatı bakımından ve deliller hususunda bir farklılık bulunmamaktadır. Belirsiz alacak davasında da davacı talep sonucunda belirttiği olayları ispat etmekle yükümlüdür. Belirsiz alacak davası sadece davacının elinde olmayan bilgi ve belgeler sebebiyle dava açıldığı zaman dava değerinin kesin olarak belirlenemediği durumlarda geçici dava değeri göstererek dava açılmasına imkan sağlar. Belirsiz alacak davası ile kanun koyucu davacıya dava konusu alacağın ispatı konusunda farklı düzenleme getirerek diğer dava türlerine göre ispat kolaylığı sağlanmamıştır. Bu sebeple belirsiz alacak davası açıldığında davacı taraf davasını dava
dilekçesinde belirtiği delil ve vakıalarla kanıtlamak zorundadır. Davacı davasını açarken dava konusu alacağın var olduğuna ilişkin delilleri dava dilekçesinde belirtmek zorundadır. Taraflarca ön inceleme duruşmasında sulh veya uzlaşma sağlanamadığında taraflara dilekçelerinde gösterdikleri fakat dava dosyasına sunmadıkları belgeleri sunmaları için iki haftalık kesin süre verilir (HMK m.140/3).

İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı HMK’nın 141. maddesinde: “Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır.” şeklinde düzenlenmiştir.

HMK’nın 141/2 maddesi gereğince davacı taraf cevaba cevap dilekçesini verdikten sonra davalı tarafın rızası olmaksızın iddiasını genişletemez veya değiştiremez. Davacı ön inceleme duruşmasında eğer davalı taraf mazeret bildirilmeksizin duruşmaya katılmamışsa davacı iddiasını serbestçe genişletebilir veya değiştirebilir. Fakat davalı taraf duruşmaya gelmişse veya mazeret sunulmuşsa davacı davasını ancak davalının muvafakatiyle genişletebilir veya değiştirebilir. Davalı taraf ise ikinci cevap dilekçesini mahkemeye sunduktan sonra davacının muvafakati olmadan savunmasını genişletemez. Koşulların oluşması halinde davacı gibi davalıda ön inceleme aşamasında savunmasını genişletebilir. İddianın ve savunmanın genişletilmesi yasağı çekişmesiz yargı işlerinde ve kendiliğinden araştırılma ilkesinin geçerli olduğu davalarda uygulanmayacağı gibi davanın açılmasından veya savunma yapılmasından sonra doğan olaylar içinde yasak geçerli değildir.

Belirsiz Alacak Davasında Zamanaşımı

Belirsiz alacak davasının açılmasıyla davacı maddi hukuktan doğan hakkının tümünün hüküm altına alınması amaçlanmıştır. Yani belirsiz alacak davasıyla alacağın net olarak belirlenemediği durumlarda davacının alacağının en kısa sürede ve en az zararla alması amaçlanmaktadır. Davacı belirsiz alacak davası ile alacağını dava açılırken bilmese de yargılama sırasında bilirkişi tarafından yapılan hesaplama sonucunda alacağın tümünü aynı dava sırasında hüküm altına aldırabilir. Belirsiz alacak davasının en önemli sonuçlarından biri de belirsiz alacak davası açıldığında belirli olmayan dava değeri içinde zamanaşımının kesilmesidir. Belirsiz alacak davası açıldığında davacı dava açıldığı zaman taleplerini açıkça ve eksiksiz bildirir. Bunun yanında dava konusunu oluşturan dava değeri kesin olarak belirlenemediğinden dava değeri olarak geçici bir değer gösterilir. Fakat bu durumda davacı talep konusunu açıkça bildirdiğinden zamanaşımı alacağın tümü için kesilir. Davacı alacağını tam olarak belirleyemediği durumlarda belirsiz alacak davası açarak alacağın belirsiz olan kısmının zamanaşımına uğramasını engeller. Zamanaşımı belirsiz alacak davasının açıldığı tarihte bütün alacak için kesilmiş sayılır.

Dava açılmasının maddi hukuk bakımından sonuçlarından birisi de zamanaşımının kesilmesidir. Belirsiz alacak davalarında da davanın açılması ile birlikte zamanaşımı alacağın tamamı açısından kesilmektedir. Belirsiz alacak davası Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde: “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.” şeklinde yer
verilmiştir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasına ilişkin 107. maddesinin birinci fıkrasında davacının dava açıldığı tarihte dava konusu alacağın değerinin tam ve kesin olarak belirleyemediği veya belirlenmesinin imkansız olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılabilecektir. Yani davacının dava değerini dava açıldığı zaman belirleyememesi durumunda olması gerekir. Bu durumda dahi davacı taraf dava açıldığında davalı taraf ile arasında oluşan hukuki ilişkiyle birlikte dava açıldığı tarihte belirleyebildiği alacağa ilişkin değeri göstermek zorundadır.

belirsiz alacak davasi
belirsiz alacak davasi

Belirsiz Alacak Davasında Faiz

HMK m. 107; Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” hükmünü amirdir. Bu kanun hükmünün amacı dikkate alındığında, faiz başlangıç tarihi ileride belirlenecek tam ve kesin miktarda dahil tüm alacak davasının açıldığı tarihtir. Fakat borçlu yani davalı taraf dava açılmadan evvel temerrüde düşürülmüşse faiz başlangıcı temerrüt tarihidir. İş mahkemelerinde görülen kıdem tazminatının tahsili davasında kıdem tazminatı için faiz başlangıcı işten çıkış tarihidir.

Bununla birlikte davacı alacağını tahsil etmek için belirsiz alacak davası açmak yerine diğer dava türlerine göre dava açtığında alacağını net olarak bilemeyeceğinden maddi hukuk anlamında alacağı alacaktan daha fazla bir miktarı dava değeri olarak gösterdiğinde fazladan yargılama giderine mahkum olmasına yol açacaktır. Ayrıca belirsiz alacak davası açıldığında faiz alacağın tümü için temerrüde düşürülmemişse davanın açıldığı tarihten itibaren verileceğinden bu durum davacının hukuki yararınadır. Çünkü bu durumda davalı taraf temerrüde düşürülmemişse dava tarihinde geçici değer gösterilerek açılan davada sunulan belgeler ve mahkeme tarafından yapılan tahkikat
sonucunda alacak net olarak belirlendiğinde, davacı tarafça sunulan tamamlama dilekçesi uyarınca mahkeme hüküm kuracağı gibi davacı taraf dava dilekçesinde faiz talep etmişse bütün alacak miktarı için dava tarihinden itibarın faize hükmedilecektir.

Belirsiz Alacak Davasında Feragat, Kabul ve Sulh

Feragat davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Belirsiz alacak davasında da davacı davasından feragat edebilir. Feragat, karşı tarafın ve mahkemenin iznine bağlı olmadığından feragat nedeni ile davanın reddine karar verilebilir.

Feragat da olduğu gibi, davanın kabulü de davacının ve mahkemenin iznine bağlı değildir. Davalı taraf, davaya verdiği cevap dilekçesinde ya da tahkikat sırasında mahkeme huzurunda davayı kabul ettiğini beyan edebilir. Belirsiz alacak davasında, henüz tam ve kesin alacak miktarı belirlenmeden davanın kabulü halinde, ilk talep sonucu olarak bildirilen miktarlar kesinleşecektir. Bu durumda dava sadece kabul edilen kısım için kabul ile sonuçlanır, buna karşılık henüz belirlenmeyen alacak için davaya devam edilir. Aynı şekilde belirsiz alacak davası olarak açılan manevi tazminat davaları tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalardan olduğu için sulh olarak davaya son verebilir.

Belirsiz Alacak Davasının Amacı

  • Yüksek yargılama giderinden kurtulmak
  • Yanlış ve eksik ya da fazla talepte bulunma riskinden kurtarmak
  • Talep sonucunun davalının muvafakatına bağlı olmadan artırılması
  • Gereğinden fazla harç ve avans yatırmama
  • Zamanaşımının kesilmesi
  • Talep sonucunun artırılması ve faiz talep edilmesi durumunda faizin dava tarihinden başlaması

Belirsiz Alacak Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yasalarla mahkemelerin hangi uyuşmazlığa bakacakları açıkça düzenlenmiştir. Görev kamu düzenindendir. Mahkeme resen görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında inceleyebileceği gibi taraflarda mahkemenin görevsiz olduğunu iddia edebilir. Mahkemelerin görevi yorum ve kıyas yolu ile genişletilemez. Görev hususunda hukuki müktesep kuralı geçerli değildir. Yani dava açıldığında mahkeme görevli olsa bile dava devam ederken yeni yapılan düzenleme ile mahkeme görevsiz hale gelmişse mahkeme hakimi görevsizlik kararı vermek zorundadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi mahkemelerinin görevini ancak kanunla düzenlenebileceği ve görevin kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir. Kanunun 2. maddesi ise; asliye hukuk mahkemelerinin görevinin dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığına ve şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli olduğu düzenlenmiştir. Sulh hukuk mahkemesinin görev konusuna giren davalar ise kanunun 4. maddesinde; kira ilişkisinden doğan davalar, taşınır ve taşınmaz malvarlığının paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesi davaları ve taşınır ve taşınmaz malların zilyetliğin korunmasına ilişkin davalar olarak sayılmıştır.

Düzenlemeler doğrultusunda dava açıldığında görev konusunu dava miktar ve değerine bakılmaksızın dava konularına göre çözüme kavuşturulacaktır. Hukuk davalarında asıl görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemeleridir. 6100 sayılı kanunu gereğince aksine bir düzenleme bulunmadıkça malvarlığı ve şahıs varlığını ilgilendiren davalarda asliye hukuk mahkemesi yetkilidir. Belirsiz alacak davasına giren davalarda malvarlığına ilişkin davalara ilişkin açılabileceği için dava konusuna ilişkin dava değeri ve miktarına bakılmaksızın belirsiz alacak davalarında görevli mahkeme özel kanunlardaki düzenlemeler dışında asliye hukuk mahkemeleridir. Belirsiz alacak davası uygulamada en çok maddi tazminat davalarında açıldığından bu davalara ilişkin görevli mahkeme dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemeleridir.

Hukuk muhakemeleri kanununda yetki bir davada yargılamanın yer itibariyle hangi mahkemede bakılacağının belli olmasıdır. Kesin yetki kanunda belirtilen yetkili mahkemeler haricinde o uyuşmazlık konusu hakkında başka bir mahkemede davanın görülemeyeceğidir. Kesin yetki dava şartı olduğu gibi yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebilmesinin yanında mahkemede resen kesin yetki hususunu incelemek zorundadır. Mahkemenin kesin yetkili olması durumunda taraflarca yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK m. 18/1). Yapılsa bile yapılan yetki sözleşmesi geçersiz olmakla birlikte yetkili olarak gösterdikleri mahkemede açılan davada hakim kesin yetki sebebiyle yetkisizlik kararı vermelidir.

Belirsiz alacak davasında yetkili mahkemeler ise 6100 sayılı Kanunu’nun 5. maddesinde: “ Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kanundaki hükümlere tabidir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile belirsiz alacak davasının konusu itibariyle özel kanunda yetkiye ilişkin bir düzenleme varsa yetkili mahkemenin belirlenmesinde bu düzenlemelere göre yapılacaktır. Örneğin 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunun 5. maddesinde davanın dava açıldığı tarihte dava olunanın ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı iş yerinin olduğu yer mahkemesi de yetkili olduğu düzenlenmiştir. Açıklamalar doğrultusunda yetkili mahkemenin tespiti kanunlarla düzenlendiği ve dava konusu değerinin yetkili mahkemenin belirlenmesinde etkili olmadığından davanın belirsiz alacak davası olarak açılması yetkiyi değiştirmeyecektir.

Belirsiz Alacak Davası ve Manevi Tazminat

Belirsiz alacak davası türü en çok uygulamada maddi ve manevi tazminat davalarında karşımıza çıkmaktadır. Çünkü maddi ve manevi tazminat davaları açıldığında davacı tarafından dava açıldığı tarihte uğranılan zarar belirlenememekle birlikte objektif olarak da belirlenemeyeceği durumlarda olabilir. Maddi tazminatın belirlenmesi için yapılan tahkikat ile toplanan deliller sonucunda veya bilirkişi raporu alınarak belirlenebilir hale gelmektedir. Bazı durumlarda dava konusu zarar bilirkişi raporu uyarınca belirlenebileceği gibi bazı maddi tazminat talepleri ancak davalı tarafın sunacağı bilgi ve belgeler uyarınca belirlenebilir.

Manevi tazminatta kesin bir hesabın yapılması olanaksızdır. Bunun için miktarı, somut olayın özelliği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak Türk Medeni Kanun’un 4. maddesi uyarınca hâkim tarafından takdir ve tayin edilir. Hakim, manevi tazminatın miktarını belirlerken geniş bir yetkiye sahiptir. Manevi tazminat alacaklıların durumu öğretide tartışmalı bir konudur. Bir görüş, manevi tazminat alacak miktarlarının, davacı tarafından belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, belirsiz alacak davası şeklinde açılması gerektiği görüşünü savunurken bir değer görüş ise; tazminat talepleri bölünebilir bir nitelik taşımadığından, yalnızca manevi tazminatın nedenini oluşturan zararın değişmeye/gelişmeye devam etmesi durumunda belirsiz alacak davası olarak açılabileceğini, hâkimin tazminat miktarıyla ilgili fikrinin bilinmemesi halini, belirsiz alacak davası açmaya hak veren bir hukuki yarar olamayacağını savunmaktadır. Yargıtay da manevi tazminatın bir bütün olduğu görüşünde olup, bu görüş sabit hale gelmiştir.

X