“Gizli duruşma”, duruşmaların aleniyeti ilkesinin bir istisnasını oluşturmaktadır. Gizli duruşma, yargılamanın belirli koşullar çerçevesinde kamuya kapalı şekilde yürütülmesi anlamına gelmektedir. CMK 182. maddede düzenlenmiştir. Bu müessesenin temel amaçları arasında; kamu düzeninin korunması, devlet güvenliğine ilişkin bilgilerin ifşa edilmesinin önüne geçilmesi ya da kişilerin özel hayatlarına müdahalenin önlenmesi vb. sebepler yatmaktadır. Duruşmaların gizli görülmesi, yargı sürecinin toplum tarafından denetime tabi tutulması imkanını azaltmaktadır. Nitekim alınan gizlilik kararı itibarıyla duruşma salonuna girebilecek kişiler sınırlanmaktadır.
Duruşmaların gizliliğine ilişkin verilen karar keyfi nitelikte olmamalıdır. Verilen gizlilik kararı meşru gerekçelere dayandırılmalıdır. Aksi takdirde yargılamanın meşrutiyeti açısından ciddi tartışmalara sebebiyet verecektir. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 186. Maddesinde duruşmada gizlilik kararı verilmesi gereken hallerde bu hususun gerekçelerinin tutanağa geçirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu doğrultuda mahkemenin duruşmanın gizliliğine ilişkin verdiği kararı, açık, somut ve denetlenebilir gerekçelerle beraber vermesi hukuki öngörülebilirlik bakımından zaruridir. Kadim Hukuk olarak bu yazımızda “Gizli duruşma” hakkında bilgi vereceğiz.
Duruşmada Kapalılık (Gizli Duruşma) Ne Demektir?
Gizli duruşma, kamuoyuna açık olmayan veya özellikle duruşma sürecindeki gelişmelere dair haberlerde yer almayan bir duruşmadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 182. madde hükmünce duruşmalar herkese açıktır. Ancak genel ahlakın ya da kamu güvenliğinin kesin şekilde gerekli kıldığı hallerde duruşmanın bir kısmının ya da tamamının kapalı; yani gizli şekilde yapılması mümkündür. Bu kararı yargılamayı yapan mahkeme verir.
Duruşmanın kapalı yapılması hususunda verilen kararın gerekçesi ile birlikte açık duruşmada açıklanması mecburidir. Genel olarak duruşmaların aleniyeti, açıklığı ilkesi kabul görmekte ise de duruşmada kapalılık (gizlilik) bu ilkenin bir istisnasını oluşturmaktadır.
Duruşmanın icra edildiği yere ilgililerin girebilme imkanının bulunması durumu “yargılamada aleniyet” ilkesinin mevcut olduğunu göstermektedir. Duruşma salonunun fiziki yetersizliği gibi sebeplerle yapılan sınırlamalar “duruşmanın gizliliği” anlamına gelmemektedir. Alınan bu tür tedbirler duruşmaların sağlıklı şekilde yürütülmesine yardımcı olmak amacıyla alınan önlemlerden ibarettir. Ancak yargılamayı yürüten mahkeme tarafından duruşmanın yapıldığı yere kamuya açık şekilde erişimin engellenmesi yönünde bir karar verilmesi ve icra edilmesi “duruşmanın gizliliği” anlamına gelmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’na göre duruşmalarda kapalılık durumu iki şekilde meydana gelebilir:
- Takdire Bağlı Kapalılık (Gizlilik): Takdire bağlı kapalılık 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 182/2. Madde hükmünde düzenlenmektedir. Buna göre genel ahlakın ya da kamu güvenliğinin kesin şekilde gerekli kıldığı hallerde; duruşmanın bir kısmı ya da tamamı hakkında kapalılık kararı verilebilmektedir. Bu kararı yargılamayı gören mahkeme verecektir. Madde hükmünde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde kapalılık kararı verilmesi hususunda takdir mahkemeye aittir. Mahkeme duruşmaların kapalılığını gerekli gördüğü takdirde bu kararını ve gerekçelerini açık duruşmada vermelidir.
- Zorunlu Kapalılık (Gizlilik): Zorunlu kapalılık ise 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 185. Maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre yargılamaya konu somut olayda sanığın 18 yaşını doldurmamış olması halinde duruşmalar kapalı yapılacaktır. Ayrıca sanık hakkında kurulan hükümde yine kapalı duruşmada açıklanacaktır. İlgili madde hükmü ile amaçlanan çocukların korunmasıdır. Burada mahkemenin takdir yetkisi bulunmamaktadır.
CMK Madde 182
- Duruşma herkese açıktır.
- Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir.
- Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır.

Gizli Duruşmada (Kapalı) Kimler Bulunabilir?
“Gizli duruşmalarda”, duruşmaların kamuya erişimi kısıtlanmaktadır. Duruşmada kapalılık kararının alınması ile beraber duruşma salonuna halkın erişimi kısıtlanmış olacaktır. Ayrıca kapalı duruşmalara basının katılımı da mümkün değildir. Bu tür duruşmalarda bulunabilmek ancak belirli kişilerle sınırlı olup yasal düzenlemelere tabidir. Gizli duruşmalara; taraflar, tarafların avukatları, yargı organları ve özel olarak izin verilmiş olan kişilerle davaya müdahale hakkı bulunanlar katılabilmektedir.
Kapalı duruşmaya katılmasına izin verilen bu kişiler duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları gerektiği noktasında uyarılırlar. Katılımcıların uyarıldığı kapalı duruşmaya ilişkin duruşma tutanağına da yazılır. Bu bakımdan kapalı duruşmaların içeriğinin yayımlanması hiçbir şekilde mümkün değildir. Bunun nedeni özel hayatın gizliliği, devletin güvenliği ya da yargının bağımsız bir şekilde işlemesini sağlamak gibi hususlar olabilir. Yargılama neticesinde verilen karar açık duruşmada açıklanır.
Gizli (Kapalı) Duruşmanın Şartları
Türk hukukunda duruşmaların aleni yürütülmesi esastır. “Aleniyet İlkesi” Anayasal düzeyde de güvence altına alınmıştır. Bu bakımdan “Gizli (Kapalı)” duruşmalar istisna niteliktedir. Esas olan duruşmaların halka ve basına açık bir şekilde yürütülmesidir. Ancak belirli şartların meydana gelmesi halinde duruşmanın gizli (kapalı) olarak gerçekleştirilmesine karar verilebilir. Bu şartlar tamamen takdir yetkisine bağlı olmayıp keyfiliğin önlenmesi amacıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda da düzenleme altına alınmıştır.
Duruşmanın gizli (kapalı) şekilde gerçekleştirilmesine karar verilebilmesi için somut bir gerekçenin mevcut olması gerekmektedir. Bu gerekçeler;
- Kamu güvenliği,
- Özel hayatın gizliliği,
- Genel ahlak,
- Mağdurun korunması,
- Devlet sırlarının korunması gibi hususlar olmalıdır.
Gizli (Kapalı) duruşmanın gerçekleşebilmesi için ilgili hususa ilişkin açık ve gerekçeli bir mahkeme kararı olması gerekmektedir. Mahkemenin duruşmanın gizli (kapalı) yapılması gerektiğine ilişkin açık ve gerekçelendirilmiş bir kararı olmadan duruşmalar gizli (kapalı) yapılamaz. Duruşmanın gizli (kapalı) yapılmasına mahkeme re’sen karar verebileceği gibi taraflardan birinin talebi üzerine de bu karar verilebilir.

Çocuklar İçin Zorunlu Gizli (Kapalı) Duruşma
Genel ahlakın ya da kamu güvenliğinin kesin şekilde gerekli kıldığı hallerde; duruşmanın bir kısmı ya da tamamı hakkında kapalılık kararı verilebilmektedir. Ancak bu kararı verme noktasında yargılamayı yürüten mahkemenin takdir hakkı bulunmaktadır. Her ne kadar mahkemenin gizli (kapalı) duruşma yapılmasında takdir hakkı bulunsa da bazı hallerde yargılamanın gizli (kapalı) duruşmalarla yapılması mecburi tutulmuştur. Buna göre sanık on sekiz yaşını henüz doldurmamış ise duruşmalar gizli (kapalı) şekilde yapılır. Bu bakımdan suça sürüklenen çocuklar bakımından gizli (kapalı) duruşma yargılamanın zorunlu bir unsurudur.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun “Zorunlu Kapalılık” başlıklı 185. Maddesi de “Sanık, on sekiz yaşını doldurmamış ise duruşma kapalı yapılır; hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.” Hükmünü amirdir. Çocukların yargılama süreçlerinde korunması, adalet sisteminin sorumlulukları arasındadır. Suça sürüklenen çocuklar hakkında yapılan yargılamalarda gizli (kapalı) duruşmaların esas alınmasının temelinde de çocukların korunması amacı yatar. Bu doğrultuda suça sürüklenen çocuk baskı altında kalmadan kendini ifade edebilir ve haklarını savunabilir. Bu uygulamada çocuğun üstün yararı gözetilmekte olup adil yargılanma hakkını da temin eder.
Gizli (Kapalı) Duruşmaya İlişkin Emsal Kararlar
- Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 2012/6905 E., 2012/8337 K., 02/07/2012 tarih
- Gizli (Kapalı) Duruşma
Dosyadaki bilgi ve belgelerden soybağının reddine dair davanın 19.3.2008 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında katılan M. T. vekilinin istemi üzerine 24.9.2008 tarihli oturumda Türk Medeni Kanunu’nun 184/6. maddesi gereğince duruşmaların gizli yapılmasına karar verildiği, 2.11.2011 tarihli son duruşmanın da gizli yapıldığı ve aynı oturumda gizlilik kararı kaldırılmadan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Oysa gerek Anayasanın koymuş olduğu yargılamanın açıklığı kuralı, gerekse H.U.M.K’nun 382. maddesi uyarınca, karar gizli olarak görüşülerek verilir ve alenen tefhim edilir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 28. maddesi uyarınca da kararların bildirilmesi alenidir. Kaldı ki mahkeme gerekçesinde belirtilen Türk Medeni Kanunu’nun 184/6. maddesi boşanma davalarında yargılama usulüne duruşmaların gizli yapılmasına dair olup soybağına dair davalardaki yargılama usulü ise aynı Kanunun 284. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede belirtilen kurallar saklı kalmak kaydıyla soybağına dair davalarda H.U.M.K. uygulanır. H.U.M.K’nun 149. maddesi uyarınca duruşma herkese açıktır. Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. Ne var ki davanın açıldığı ve gizlilik kararının verildiği tarihte H.U.M.K.nu yürürlükte bulunmaktadır. Bu kanunun 149. maddesine göre; yargılamanın kural olarak açık yapılması gerekir. Duruşmanın açık yapılmasının adap ve genel ahlaka hakikaten aykırı olduğu hallerde mahkeme, gerekçesini göstermek suretiyle yargılamanın gizli olarak yapılmasına karar verebilir. Mahkemece yukarda belirtilen hususlar dikkate alınmadan hangi gerekçeyle gizlilik kararı verdiğini de açıklamadan, gizlilik kararı verilmesinin koşulları bulunup bulunmadığını tartışmadan gizlilik kararı verip hükmü gizli tefhim etmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 2014/22002 E., 2014/19278 K., 28/05/2014 tarih
- Gizli (Kapalı) Duruşma
Suça sürüklenen çocuğun 05.05.2013 günü 18 yaşını bitirdiği halde, 07.05.2013 tarihli son oturumun kapalı yapılması ve hükmün de kapalı duruşmada açıklanması suretiyle CMK’nın 185. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk Y… K… müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 28.05.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 2015/381 E., 2015/257 K.
- Gizli Duruşma
Somut olayda; temyiz kapsamında bulunmayan …’ın yaşının küçük olması nedeniyle 07/07/2005 tarihli celsede tüm sanıklar yönünden duruşmaların kapalı olarak yapılmasına karar verildiği, …’ın 15/10/2005 tarihinde onsekiz yaşını doldurduğu ve 5271 sayılı CMK’nın 182, 184 ve 186. maddeleri uyarınca verilmiş ayrı bir “kapalılık kararı” da bulunmadığı anlaşılan sanıklar hakkındaki duruşmanın, 5271 sayılı CMK’nın 182. maddesi uyarınca “herkese açık” bir şekilde yapılması ve hükmün de “açık yapılan duruşma sırasında” tefhim edilmesi gerektiği gözetilmeden, 27/12/2005 tarihinden sonraki duruşmaların kapalı yapılması, hükmün de kapalı duruşmada gizli olacak şekilde tefhim edilmesi suretiyle “açıklık kuralının” ihlâl edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafi ile sanık …’ın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 06/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2014/21351 E., 2014/20641 K.
- Gizli Duruşma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Nüfus kayıt örneği incelendiğinde suça sürüklenen çocuk C.. T..’nın 10.05.1994 doğumlu, son duruşma tarihinin ise 16.04.2013 olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2009/6-82 E., 2009/231 K. sayılı ve 13.10.2009 tarihli kararında da belirtildiği gibi, gerek 1412 Sayılı CMK’nın, 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca halen yürürlükte olan 308.maddesinin 6.fıkrasında, gerekse 5271 Sayılı CMK’nın 289.maddesinin 1.fıkrasının (f) bendinde; “duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi” hukuka kesin aykırılık hali olarak düzenlenmiştir. Bununla birlikte, 5271 Sayılı CMK’nın 182/2.maddesinde “duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebileceği”, 3. fıkrasında “duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hükmün açık duruşmada açıklanacağı” 185.maddesinde ise; “sanık, on sekiz yaşını doldurmamış ise duruşmanın kapalı yapılması, hüküm de kapalı duruşmada açıklanması” gerektiğine dair hükümlere yer verilmiştir.
Somut olayda; oturum tarihinden önce 10.05.2012 tarihinde on sekiz yaşını doldurduğu ve 5271 Sayılı CMK’nın 182, 184 ve 186. maddeleri uyarınca verilmiş ayrı bir “kapalılık kararı” da bulunmadığı anlaşılan çocuk hakkındaki duruşmanın, 5271 sayılı CMK’nın 182.maddesi uyarınca “herkese açık” bir şekilde yapılması ve hükmün de “açık yapılan duruşma sırasında” tefhim edilmesi gerektiği gözetilmeden, 12.03.2013 tarihinde ve daha sonraki tarihlerde duruşmaların kapalı yapılması, hükmün de kapalı duruşmada gizlice tefhim edilmesi suretiyle “açıklık kuralının” ihlâl edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebepten dolayı BOZULMASINA, 11.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.