Vergi Mahkemesi ve Görevleri

Vergi Mahkemesi ve Görevleri

vergi mahkemesi nedir

Vergi mahkemesi; idarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemedir (İdari Yargılama Usulü Kanunu 1. madde). Vergi ise “kamu hizmetlerine harcanmak üzere devletin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya ya da kimi maddelerin, hizmetlerin fiyatları üstüne ekleyerek dolaylı yoldan yurttaşlardan topladığı para” olarak tanımlanabilir. Vergi mahkemeleri vergi uyuşmazlıkları ile ilgili davaların görüldüğü mahkemelerdir. Vergi davaları idari davlardır. Vergi mahkemeleri özellikle yetkilendirilmediği sürece başkaca bir idari dava göremezler. Vergi davalarında istinaf ve temyiz kanun yolu incelemesi de dahil görevli mahkemelere şunlardır:

  • Vergi mahkemesi (İlk derece mahkemesi)
  • Bölge idare mahkemesi (İstinaf mahkemesi)
  • Danıştay (Temyiz mahkemesi)

Vergi Mahkemeleri, idari yargının bir dalı olarak görev yapar ve idari yargı sistemi içerisinde yer alır. Vergi Mahkemelerinde görevli olan hakimler, idari yargıçlar arasından atanır ve vergi hukuku konularında uzmanlaşmışlardır. Vergi Mahkemelerine başvuru, vergi idaresi tarafından alınan vergi, resim ve harçlar ile ilgili düzenlenen idari işlemlere ve idari para cezalarına karşı yapılır. Başvuru sürecinde, vergi mükelleflerinin (vatandaşlar ve işletmeler) öncelikle vergi idaresine itiraz etmeleri ve idari başvuru süreçlerini tamamlamaları gerekmektedir. İdari başvurunun sonucuna göre, vergi mükellefi, vergi idaresinin kararını kabul edebilir veya Vergi Mahkemesine başvurarak davanın başlatılmasını talep edebilir.

ankara vergi mahkemesi nerede
ankara vergi mahkemesi

Vergi Mahkemesi Nedir?

Vergi Mahkemesi, vergi hukukuyla ilgili uyuşmazlıkların çözüldüğü ve vergi davalara bakan özel bir yargı organıdır. Vergi Mahkemeleri, vergi idaresi tarafından alınan vergi, resim ve harçlar ile bunlara ilişkin idari para cezaları ve kararlarını denetler ve değerlendirir. Ayrıca, vergi hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda vatandaşlar ve işletmeler ile vergi idaresi arasında hakemlik yapar. Vergi yargısı, idare ile mükellef arasında çıkan uyuşmazlıkların çözümü noktasında başvurulan yargı yoludur. Ülkemizde vergi uyuşmazlıkların çözümü için bağımsız yargı organı olarak vergi mahkemeleri kurulmuştur.

Vergi mahkemeleri, idarenin vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin iptal ve tam yargı davalarına bakmakla görevli idari mahkemesidir. Vergi mahkemeleri idari yargı kolu içerisinde yer aldıklarından İdari Yargılama Usul Kanununda belirtilen esaslara göre yargılama yapar. Buna göre idari yargılama usulünde genel görevli mahkeme idare mahkemesi iken vergi mahkemesinin görevleri özel olarak belirlendiğinden özel görevli mahkemedir.

Vergi mahkemeleri 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri Ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu Ve Görevleri Hakkında Kanun ile kurulmuş ve görevleri belirlenmiştir. Vergi Mahkemelerinin kararlarına karşı tarafların başvurabileceği üst mahkeme, Bölge İdare Mahkemesi ve  Danıştay’dır. Vergi Mahkemesinin verdiği kararlar, tarafların temyiz başvurusu yapmaları durumunda Danıştay tarafından incelenir ve onaylanır veya bozulur. İstinaf başvurusu ise Bölge İdare Mahkemesi tarafından incelenir.

Vergi Mahkemesi’ne Başvuru Süreci ve Şartları

Vergi Mahkemesi’ne başvuru süreci ve şartları, vergi hukuku ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde önemli bir rol oynar. Vergi idaresi tarafından alınan vergi, resim ve harçlar ile ilgili düzenlenen idari işlemlere ve idari para cezalarına karşı başvurulabilecek bu yargı merciine başvurabilmek için belirli süreçler ve şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.

  • İdari başvuru süreçlerinin tamamlanması: Vergi Mahkemesi’ne başvurmadan önce, vergi mükellefinin (vatandaş veya işletme) öncelikle vergi idaresine itiraz etmesi ve idari başvuru süreçlerini tamamlaması gerekmektedir. İdari başvuru, vergi idaresinin düzenlemiş olduğu işleme veya karara karşı yapılan resmi başvurudur.
  • Başvuru süresi: İdari başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından, vergi mükellefi vergi idaresinin kararına karşı Vergi Mahkemesi’ne dava açma hakkına sahiptir. Genellikle, vergi idaresinin kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde Vergi Mahkemesi’ne dava açılması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü süredir. Dikkat edilmelidir.
  • Harç ve masraflar: Vergi Mahkemesi’ne dava açılırken, yasal olarak öngörülen dava harcının yatırılması gerekmektedir. Dava harcı, davanın açılabilmesi için ödenmesi zorunlu olan bir mali yükümlülüktür. Dava sürecinde, tarafların kendi avukatlık ücretleri ve diğer masrafları da karşılamaları gerekebilir.
  • Dava dilekçesi ve belgeler: Vergi Mahkemesi’ne başvuru yapılırken, dava dilekçesi ve ilgili belgelerin eksiksiz ve doğru bir şekilde sunulması gerekmektedir. Dava dilekçesinde, başvuru sahibinin kimliği, vergi idaresinin işlemi veya kararı, itiraz edilen konular ve talepler açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, idari başvuru sürecinde elde edilen belgeler ve varsa diğer deliller dava dosyasına eklenmelidir.
  • Dava süreci: Vergi Mahkemesi’ne başvurunun ardından, dava süreci başlar ve mahkeme, tarafların delillerini ve iddialarını değerlendirerek kararını verir. Mahkeme süreci sırasında, tarafların avukatlarla çalışarak haklarını ve yasal süreçlerini doğru yönetmeleri önemlidir.

Başvuru süreci ve şartlarına uygun olarak Vergi Mahkemesi’ne yapılan başvurular, davanın usulüne uygun bir şekilde görülmesi ve karara bağlanması için önemlidir. Başvuru sürecinde profesyonel avukatlık hizmeti alınması menfaatinize olacaktır.

Vergi Mahkemesi’nde Görülen Davaların Örnekleri

Vergi Mahkemesi’nde görülen davalara ilişkin bazı örnekler şunlardır:
  • Gelir Vergisi İhtilafları: Vergi mükellefinin gelir vergisi hesaplamalarına ilişkin anlaşmazlıklar, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından alınan kararlara itiraz edildiğinde ve idari başvurunun reddedilmesi durumunda Vergi Mahkemesi’nde görülebilir.
  • Kurumlar Vergisi İhtilafları: Şirketlerin kurumlar vergisi ödeme tutarlarına veya vergi matrahlarının hesaplanmasına yönelik anlaşmazlıklar, idari itiraz sonrasında Vergi Mahkemesi’ne taşınabilir.
  • KDV İhtilafları: Katma Değer Vergisi (KDV) hesaplamaları, iade talepleri veya KDV oranlarının uygulanmasına ilişkin anlaşmazlıklar, idari başvurunun reddi durumunda Vergi Mahkemesi’nde ele alınabilir.
  • ÖTV İhtilafları: Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulaması ve hesaplamalarına ilişkin anlaşmazlıklar, mükellef ve vergi idaresi arasındaki uyuşmazlıklarda Vergi Mahkemesi’ne götürülebilir.
  • Gümrük Vergisi İhtilafları: Gümrük vergisi uygulamaları ve değerlemelerine ilişkin anlaşmazlıklar, idari başvurunun reddedilmesi durumunda Vergi Mahkemesi’nde çözümlenebilir.
  • İdari Para Cezaları İhtilafları: Vergi idaresi tarafından verilen para cezalarına karşı yapılan itirazlar, idari başvurunun reddi durumunda Vergi Mahkemesi’ne taşınabilir.
  • Vergi İdaresi’nin Takdir Komisyonu Kararlarına İtirazlar: Vergi mükellefinin vergi matrahına ilişkin takdir komisyonu kararlarına itirazlar, idari başvurunun reddedilmesi durumunda Vergi Mahkemesi’nde görülebilir.
  • Vergi İdaresi’nin Zamanaşımı Kararlarına İtirazlar: Vergi İdaresi tarafından alınan zamanaşımı kararlarına yönelik itirazlar, idari başvurunun reddi durumunda Vergi Mahkemesi’nde dava açılır.

Bu örnekler, Vergi Mahkemesi’nde görülen dava türlerinden sadece birkaçıdır. Vergi hukukuyla ilgili anlaşmazlıklar geniş bir yelpazede olup, her davanın süreci ve şartları, tarafların durumuna ve vergi idaresinin kararına bağlı olarak değişmektedir.

vergi mahkemesi istinaf temyiz
vergi mahkemesi istinaf temyiz

Vergi Davalarının Açılması ve Dilekçelerin Verileceği Yerler

Madde 3

1. İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

2. Dilekçelerde;

a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,

c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,

d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,

e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, Gösterilir.

Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.

Vergi davaları kanunun lafzından da anlaşıldığı üzere vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası belirtilmelidir.

Madde 4 – Dilekçelerin Verileceği Yerler

Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.

Vergi Mahkemesinde Yürütmenin Durdurulması Kararı

Yürütme durdurma kararı vergi mahkemelerinde ihtiyati tedbir niteliğindedir. Yürütme durdurma kararı; “Açılan iptal davasında davanın sonuçlanmasına kadar idari işlemin durdurulmasıdır. Diğer bir anlatımla davanın sonucu beklenmeden uygulanması halinde kişilerin zarara uğramasını engellemek amacıyla verilen geçici nitelikte bir karardır.”

Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan iptal davalarında davanın açılması; tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Fakat, İdari Yargılama Usulü Kanunu 26. maddenin 3. fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Kanunu 26. maddenin 3. fıkrası uyarınca işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazı kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. Karar merci vergi mahkemesidir. (İYUK 27/4. madde)

Vergi mahkemesinde dava açılması dava edilen diğer idari işlemlerin yürütülmesini durdurmaz. (İYUK 27. madde) Yürütmenin durdurulması, davacı tarafından ayrıca harcı yatırılmak suretiyle talep edilmelidir. Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Yürütmenin durdurulması kararı talep edilen idari dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. İdari Yargılama Usulü Kanunu 27. maddesi uyarınca yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlar;

  • İdari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya olanaksız zararların doğması,
  • İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması.

Yukarıdaki iki şartın birlikte gerçekleşmesi halinde davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra, vergi mahkemesi tarafından gerekçe belirtmek suretiyle yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. ( İYUK 27. madde)

Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da yürütme durdurma kararı durdurulabilir. Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez. (İYUK 27/2. madde)

Yürütmenin Durdurulması veya Durdurulmasının Reddi Kararına İtiraz: Vergi mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlarına karşı; en yakın bölge idare mahkemesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. (İYUK 27/7. Madde)

vergi mahkemesi gorevleri nelerdir
vergi mahkemesi gorevleri

Vergi Mahkemesinin Görevleri

Vergi mahkemesinin görevli olduğu davalar 2576 sayılı Kanun 6. Maddesinde tek tek sayılmıştır. Vergi mahkemesinin görevli olduğu davalar şu şekildedir:

  • Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davalar,
  • Yukarıdaki konularda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları,
  • Diğer kanunlarla vergi mahkemesine verilen işler.

Sayılan davalar dışında bir idari uyuşmazlıkların vergi mahkemesinde görülmesi için iki şartın bir arada bulunması gerekir. Şartlar ise şu şekildedir:

  • İdari davanın konusu, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerle bunların zam ve cezalarına ilişkin olmalıdır.
  • Bu mali yükümler, Genel Bütçeye, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere ait olmalı; yani, bu bütçe ve idarelerin giderlerinin karşılığı niteliğinde bulunmalıdır.

Bu şartlar bulunmadığı takdirde; idari uyuşmazlığa bakma görevi, genel görevli mahkeme olan idare mahkemesidir. İdarenin vergi ile ilgili aldığı ve yürüttüğü tüm kararlar verginin tarhı, tahakkuku ve tahsiline ilişkin işlemlerinin tamamı idari yargının denetimine tabidir. Görevli mahkemeler ise vergi mahkemeleridir. Genel olarak vergi mahkemeleri iptal ve tam yargı davalarını görmektedirler.

Vergi Uyuşmazlıklarında Yetki

Bu Kanununa göre vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme:

  • Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen,
  • Gümrük Kanununa göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren,
  • Amme Alacaklarının Tahsil Usulu Kanunun uygulanmasında, ödeme emrini düzenleyen,
  • Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan, Dairenin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesidir.

Vergi davalarında yetki işlemi tesis eden dairenin bulunduğu yer olarak belirlenmiştir.

Vergi Davalarında İstinaf

Vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvuru şartları İdari Yargılama Usulü Kanununda düzenlenmiştir. Şöyle ki:

  1. İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.
  2. İstinaf, temyizin şekil ve usullerine tabidir. İstinaf başvurusuna konu olacak kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularında dilekçelerdeki hitap ve istekle bağlı kalınmaksızın dosyalar bölge idare mahkemesine gönderilir.
  3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
  4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.
  5. Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.
  6. Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir. Bu kararlar, dosyayla birlikte kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilir ve bu mahkemelerce yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.
  7. İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz.
  8. İvedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamaz.

Vergi Davalarında Temyiz

Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştay’da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

  • Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  • Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar.
  • Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  • Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları.
  • Müşterek kararnameyle yapılan atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri ile daire başkanı ve daha üst düzey kamu görevlilerinin atama, naklen atama ve görevden alma işlemleri hakkında açılan iptal davaları.
  • İmar planları, parselasyon işlemlerinden kaynaklanan davalar.
  • Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ve Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunca itiraz üzerine verilen kararlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  • Maden, taşocakları, orman, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular ile ilgili mevzuatın uygulanmasına ilişkin işlemlere karşı açılan davalar.
  • Ülke çapında uygulanan öğrenim ya da bir meslek veya sanatın icrası veyahut kamu hizmetine giriş amacıyla yapılan sınavlar hakkında açılan davalar.
  • Liman, kruvaziyer limanı, yat limanı, marina, iskele, rıhtım, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı gibi kıyı tesislerine işletme izni verilmesine ilişkin mevzuatın uygulanmasından doğan davalar.
  • 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun uygulanmasından ve 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan davalar.
  • 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  • 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun uygulanmasından doğan davalar.
  • Düzenleyici ve denetleyici kurullar tarafından görevli oldukları piyasa veya sektörle ilgili olarak alınan kararlara karşı açılan davalar

Vergi Mahkemesinde Çekinme ve Ret

Tek hakimle görülen davalarda hakimin reddi istemi, reddedilen hakimin katılmadığı idare veya vergi mahkemesince incelenir. İtiraz üzerine veya doğrudan davaya bakmakta olan bölge idare mahkemesi ile idare ve vergi mahkemesi başkan ve üyelerinin reddi istemi, reddedilen başkan ve üyenin katılmadığı bölge idare, idare ve vergi mahkemesince incelenir.

İdare ve vergi mahkemelerinde reddedilen başkan ve üye birden çok ise istem bölge idare mahkemesince incelenir. Bölge idare mahkemelerinde reddedilen başkan veya üye birden çok ise istem Danıştay tarafından incelenir.

Danıştayca ve bu mahkemelerce ret istemleri yerinde görülürse için esası hakkında da karar verilir. Davaya bakmaktan çekinme halinde diğer bir hakimin görevlendirilmesi ile mahkemenin noksan üyesinin tamamlanması veya görevli mahkemenin belirlenmesinde yukarıdaki hükümler uygulanır.

Vergi Mahkemelerinde Çalışmaya Ara Verme

Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler. Ancak, yargı çevresine dahil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan ve sadece bir idare veya bir vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki idari yargı mercileri çalışmaya ara vermeden yararlanamazlar. Bu mahkemeler, 62 nci maddedeki sınırlamaya tabi olmaksızın görevlerine devam ederler.

Vergi Mahkemesinde Dava Açmaya Yetkili Olanlar

  • Mükellefler ve kendilerine vergi cezası kesilenler, tarh edilen vergilere ve kesilen cezalara karşı vergi mahkemesinde dava açabilirler.
  • Vergi dairesi tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin ve takdir olunan matrahlara karşı vergi mahkemesinde dava açabilir.
  • Belediyelerde dava açma yetkisini belediye adına varidat müdürü, olmayan yerlerde hesap işleri müdürü veya o görevi yapan kullanır.
  • Vergi dairesi başkanlıkları ile vergi daireleri, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenen tutarları aşan davalarda Gelir İdaresi Başkanlığının (İl özel idareleri ile belediyeler, valilerin) muvafakatını almadan vergi mahkemesi kararları aleyhine temyiz yoluna gidemezler.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı, tespit edeceği hadlerle sınırlı olmak şartıyla, muvafakat verme yetkisini vergi dairesi müdürlüklerinin taraf bulunduğu davalar için vergi dairesi başkanlıklarına ve/veya defterdarlıklara devredebilir.

Vergi Usul Kanununa göre vergi davası konusu: Vergi mahkemesinde dava açabilmek için verginin tarh edilmesi, cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonları kararlarının tebliğ edilmiş olması; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması lazımdır. Mükellefler beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamazlar. Bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümleri mahfuzdur.

Vergi Mahkemesi Danıştay Kararları

Vergi Dava Daireleri Kurulu 2013/752 E., 2014/173 K.

  • Vergi Mahkemesi
  • Vergi Hukuku

Gümrük idaresinin temyiz istemini inceleyen Danıştay Yedinci Dairesi, 29.1.2013 günlü ve E:2008/7102, K:2013/374 sayılı kararıyla; 4458 sayılı Gümrük Kanununun 242’nci maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan şekline göre, gümrük para cezalarında, idari davaya konu olabilecek işlem, para cezası kararları değil; bu kararlara karşı, Gümrük Kanununun 242’nci maddesinde öngörülen usullere göre yapılacak itiraz üzerine, yine aynı maddede yazılı mercilerce tesis edilecek olumsuz işlem olduğundan, 4458 sayılı Kanunun 238’inci maddesi uyarınca hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlem tebliğ edilmeden; bir diğer ifadeyle, idari davaya konu edilebilecek bir işlem olmadan, vaktinden önce açılan davada, Mahkemece, bu husus gözetilmeden verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

… Vergi Mahkemesinin, … günlü ve E:…, K:… sayılı kararının, davanın gümrük başmüdürlüğüne yapılan itirazın reddine ilişkin karar tebliğ edilmeden açılmasına karşın, dava açıldıktan kısa bir süre sonra olumsuz yanıt tebliğ edilerek idari itiraza ilişkin sürecin tamamlanması nedeniyle davanın incelenebileceği yolundaki ısrar hükmü aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Ancak, vergi mahkemesinin kararı, idari davaya konu edilebilecek işlem olmadan açılan davanın reddi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş olduğundan, uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmamış olup, bu incelemenin Kurulumuzca değil, ilk derece yargı yerince verilen kararları temyizen incelemekle görevli vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir.

Bu nedenle, temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddine, kararın, dava konusu işlemin iptali yolundaki hüküm fıkrası temyizen incelenmek üzere dosyanın Danıştay Yedinci Dairesine gönderilmesine, 26.3.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi.


Vergi Dava Daireleri Kurulu 1994/363 E., 1996/57 K.

  • Vergi Mahkemesi
  • Vergi Hukuku

Mal müdürlüğünün bu karara karşı yaptığı temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi 30.12.1993 gün ve E:1992/5829, K:1993/5521 sayılı Kararıyla; 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinde vergiyi doğuran olayın tanımlandığı, Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesinin (B) bendinde ise vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğunun belirtildiği, olayda, iki faturanın yükümlü şirket tarafından Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak … isimli kişi adına düzenlendiği ve bu şahıs tarafından gider kaydedildiği, davacının ise söz konusu iki faturanın, evvelce çalınan boş bir fatura cildinin tanımadığı… tarafından kullanıldığını sonradan öğrendiği, faturaları kendilerinin düzenlemediklerini ileri sürdüğü, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre vesikaları muhafaza sorumluluğunun yükümlüye ait olduğu ve kaybolan belgelerin vergi dairesine bildirilmesi gerektiği halde bu yönde bir bildirim yapılmadığı, yasa hükümlerine uygun olarak düzenlendiği hususunda ihtilaf bulunmayan fatura tutarları esas alınarak tarhiyat yapılmasında kanuna aykırılık bulunmadığı ve tarhiyatın terkini yönünde verilen vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan … Vergi Mahkemesi … günlü ve K: … sayılı kararında, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3 üncü maddesine göre vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, aynı Kanunun 134 üncü maddesinde ise vergi incelemesinden amacın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğunun kurala bağlandığı, ara kararı ile getirtilen ve faturaları kullanan … hakkında düzenlenen inceleme raporunda, … adına düzenlenen ve adı geçen tarafından gider kaydedilen faturaların muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu ve bu taşıma işinin yapılmadığı tespit edilerek giderlerinden çıkarıldığı, davacı şirket tarafından yapılmayan bir taşıma işi için başkaları tarafından düzenlendiğinde kuşku bulunmayan faturalara istinaden yapılan tarhiyatta yasal isabet bulunmadığı nitekim, davakonusu olay nedeniyle yükümlü şirket adına yapılan cezalı kurumlar vergisi tarhiyatının kaldırılması yönünde verilen kararın Danıştay Üçüncü Dairesinin17.11.1993 gün ve K:1993/3247 sayılı kararı ile aynen onandığından söz ederek davanın kabulü yolundaki kararında direnmiştir.

Karar Mal müdürlüğü tarafından; elde edilen hasılat nedeniyle düzenlenen faturaların kayıt ve beyan dışı bırakılmasının resen takdiri gerektirdiği ve bu hasılat üzerinden yapılan cezalı tarhiyatın onanması gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmiştir.

Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi Kararın özet bölümünde yazılı … Vergi Mahkemesinin … günlü ve E: …, K: … sayılı Kararı aynı gerekçe ve nedenlerle Kurulumuzca da uygun bulunmuş ve temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar Kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.


Danıştay 1. Daire Vergi Dairesi 2011/1663 E. 2011/1949 K.

  • Vergi Mahkemesi
  • Vergi Hukuku

… 4483 sayılı Kanuna göre soruşturma izni vermeye yetkili merciin kararlarına karşı Kanunda gösterilen ilgililer tarafından yetkili bölge idare mahkemesi veya Danıştay İdari Dairesine yapılan itiraz üzerine bu mercilerce verilen kararların yargısal kararlar olmayıp kesin idari kararlardan olduğu, bu nedenle hakim ve yüksek hakim statüsündeki kişilerden oluştuğunda kuşku bulunmayan bölge idare mahkemelerinin ve Danıştayın idari dairesi olan Birinci Dairenin, 4483 sayılı Kanun hükümleri gereğince yapılan itirazları incelemesi ve sonuçlandırılmasının yargısal bir işlev olmadığı, bu nedenle yargılamaya ilişkin usul kurallarının uygulanmasına olanak bulunmadığı, 4483 sayılı Kanunun uygulamasında Danıştay İdari Dairesi ve bölge idare mahkemesi başkan ve üyelerinin tarafsızlığından şüpheye düşüldüğünden bahisle hakimin çekinmesi ve reddi müessesesinin uygulanmasının istenmesi halinde, bu hükümlerin uygulanmasına olanak veren yasal bir düzenleme bulunmadığı, hakimin davaya bakmaktan çekinmesi veya reddine ilişkin kuralların ortada usul hükümlerine uygun olarak açılmış bir davanın bulunması halinde işletilebileceği, yukarıda sözlü edilen 6100 ve 2577 sayılı Kanunlarda yer alan hükümlerde sıkça sözü edilen “dava” teriminin ulaşılan bu sonucu desteklediği görülmektedir.

Usule ilişkin kurallar, bu kuralı uygulayan mercie yükümlülük yükleyen, taraflara ise hak sağlayan niteliğe sahiptir. Bu bakımdan, kanunlarda yer alan usul kurallarının işletilmemesi halinde, merci tarafından yapılan işlemlerin geçersiz sayılması gibi hukuki bir sonuç doğmaktadır. Bu önemi nedeniyle usul kurallarının yorum suretiyle kapsamının genişletilmesinin ve yine yorum ve kıyas yoluyla idari işlerde yeri olmayan yargıya ilişkin usul kurallarının uygulamaya konulmasının hukuken mümkün olamayacağı ortadadır. 6100 ve 2577 sayılı Kanunlarda yer alan hakimin reddi ve çekinmesi müessesesinin, yorum ve kıyas yoluyla 4483 sayılı Kanunun uygulamasında idari kararlar veren mercilerde görev yapan yargı mensupları hakkında verdikleri idari kararlar nedeniyle uygulamaya konulmak istenmesi, yasa koyucunun düzenlemediği bir alanda onun yerine kural koymak sonucunu doğuracaktır.

Uyuşmazlığın çözümünde adaleti ve nesnelliği sağlama amacıyla konulduğuna kuşku bulunmayan hakimin çekinmesi ve reddi müessesesinin, pozitif bir hukuki düzenleme olmaksızın 4483 sayılı Kanun için uygulanmasında ya da bölge idare mahkemeleri ile Danıştayın idari dairesi olan Birinci Dairesinin diğer idari kararları dolayısıyla uygulanmasına imkan bulunmamaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre, 4483 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin son fıkrasında, yetkili merci kararına yapılan itirazlar sonucu Danıştayca veya bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu hükmü yer aldığından, Dairemizin 26.5.2011 tarih ve E:2011/351, K:2011/805 sayılı kararının yargılamanın yenilenmesi suretiyle kaldırılması ile Danıştay Birinci Dairesi Başkan ve tüm üyelerinin reddi istemini içeren şikayetçi …’nın isteminin incelenmeksizin reddine, kararın bir örneği ile dilekçenin …’ya gönderilmesine 6.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Ankara Vergi Mahkemesi

Ankara’da 7 tane vergi mahkemesi vardır. Vergi mahkemeleri; Muhsin Yazıcıoğlu Caddesi, No:39 Çukurambar/Çankaya adresinde bulunmaktadır.

  • Ankara 1. Vergi Mahkemesi (Dahili numarası 6301)
  • Ankara 2. Vergi Mahkemesi (Dahili numarası 6302)
  • Ankara 3. Vergi Mahkemesi (Dahili numarası 6303)
  • Ankara 4. Vergi Mahkemesi (Dahili numarası 6304)
  • Ankara 5. Vergi Mahkemesi (Dahili numarası 6305)
  • Ankara 6. Vergi Mahkemesi (Dahili numarası 6306)
  • Ankara 7. Vergi Mahkemesi (Dahili numarası 6307)

Vergi davalarında profesyonel hukuki destek almak için Kadim Hukuk ve Danışmanlık ile irtibata geçebilirsiniz.

X