Telif Hakkı Nedir? Nasıl Alınır? İhlali ve Cezası

Telif Hakkı Nedir? Nasıl Alınır? İhlali ve Cezası

telif hakki

Telif hakkı, bir kişi ya da kişilerin her türlü fikri emeği ile meydana getirdiği bilgi, düşünce, sanat eseri ve ürününün kullanılması ya da kopyalanması ile ilgili hukuken sağlanan haklara denir. Telif hakkının doğması için tescile gerek yoktur. Kişi veya kişilerin, fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar eserin üretilmesiyle birlikte doğmaktadır. Bununla birlikte eser sahibi isterse ülkenin ilgili tescil birimlerinde (Türkiye’de Noter veya Kültür Turizm Bakanlığı) isteğe bağlı olarak kayıt ve tescil yaptırır. Telif hakkı, özgün yaratıcıların eserlerinin orijinalliğini koruyan bir tür fikri mülkiyettir. Bu hakkın içerisine tablolar, fotoğraflar, kitaplar, müzikler, videolar, filmler, mimari eserler, heykeller girebilmektedir. Bu hak, özgün yaratıcıların hukuki olarak korunmaları açısından oldukça önemlidir.

Bir eserin telif hakkı sahibi genellikle o eseri yaratan kişidir. Bu hak, bir eserin fikri mülkiyet hakkı olarak kabul edilir ve genellikle yasal yollarla korunur. Bir eserin telif hakkı ihlal edildiğinde, telif hakkı sahibi yasal yollarla ihlal eden kişiyi durdurabilir ve tazminat talep edebilir. Telif hakkı ihlalinde eser ya da bağlantılı ya da mali hak sahipleri ya da yetkili meslek birliği tecavüzün gerçekleştiği veya sonuçlarının meydana geldiği yerin savcılığına başvurur. Şikâyet üzerine Cumhuriyet savcısı suç konusu eşya ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre elkoyma koruma tedbirinin alınmasına ilişkin gerekli işlemleri yapar. Cumhuriyet savcısı ayrıca, gerek görmesi hâlinde, hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına karar verebilir. Ancak, bu karar yirmidört saat içinde hâkimin onayına sunulur. Hâkim tarafından yirmidört saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır.

Telif Hakkı İhlali Halinde Başvurulabilecek Hukuki Yollar Nelerdir?

Telif hakkı ihlali durumunda çeşitli hukuki yollara başvurulabilir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, eser sahibinin manevi ve mali haklarına karşı tecavüzlerde;

  • Ceza davaları
  • Hukuk davaları olmak üzere temel olarak iki farklı başvuru yolu öngörmüştür.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda yer alan hukuk davaları da dörde ayrılabilir;

  • Tecavüzün ref’i (giderimi) davası: var olan ve halen devam etmekte olan bir tecavüze karşı, tecavüzün sona erdirilmesi talebiyle açılan davadır.
  • Tecavüzün meni (önlenmesi) davası: henüz gerçekleşmemiş fakat gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel bir tecavüzün önlenmesi talep edilmektedir.
  • Tespit Davası: Eser üzerindeki mali ve manevi hakların ihlalinin bulunup bulunmadığı yönünde hukuki yararı olan herkes genel hükümler uyarınca tespit davası açabilir. Dava sonunda verilen tespit kararı, davanın tarafları bakımından kesin hüküm ifade eder.
  • Maddi ve manevi tazminat davasıdır.

Telif hakları, genel olarak belli bir süre için geçerli olur. Telif Hakkı simgesi, çember içinde bir “C” harfidir, © harfi üzerinde bulunduğu yapanın telif haklarının korunduğunu belirtir. C sembolü kullanılsın ya da kullanılmasın; orijinal her fikir ve ürün, doğuştan telif haklarına sahiptir. Günümüzde sık sık duyulan terimlerden birisi Telif Hakkıdır. Özellikle sosyal medyada telif hakkı ile ilgili ihlal ve bilgilendirme geçmektedir. Telif hakkının ne demek olduğu pek çok insan bilmemektedir. Bundan dolayı da mağdur olunmakta ve çok araştırılmaktadır. Aynı zamanda telif hakkı almak isteyen kişiler de bu konu hakkında çeşitli araştırmalar yapmaktadır. Sık sık araştırılan bu konu ile ilgili cevapları bu yazımızda topladık.

telif hakki nedir
telif hakki nedir

Telif Hakkı Nedir?

Telif hakkı, bir kimsenin fikri emeği sonucu meydana getirdiği bilgi, düşünce, sanat eseri ve ürününün kullanılması ve kopyalanması ile ilgili hukuken sağlanan her türlü hakka verilen isimdir. En temel insan haklarından biri olan telif hakkının doğması için tescile gerek duyulmamaktadır. Aksine, fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklar eserin üretilmesiyle birlikte doğmaktadır. Telif hakları, kapsamının genişliği ve konuya ilişkin farklı yaklaşımlar nedeniyle diğer Fikri Mülkiyet Haklarına göre dünya çapında en az uyumlaştırılmış alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle de ülkeler arasında benzer konularda uygulama farklılıkları bulunmaktadır.

Ülkemizde telif hakları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (“FSEK”) kapsamında korunmakla birlikte herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklar arasında yer almaktadır.  Ancak bütün mutlak haklarda olduğu gibi telif hakkında da belirli sınırlamalarla karşılaşılabilir. Örneğin, kamu düzeninin korunması, genel ahlak ve genel sağlığın korunması, kamunun ilgisi ve yararının bulunması vb. durumlarda telif hakkına bazı sınırlamalar getirilmesi mümkündür. Hukukumuzda telif hakları kendi içinde dört ana eser kategorisinden oluşur; ilim-edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri ve sinema eserleridir. Hususiyet taşıyan bu çalışmalardan doğan haklar münhasıran sahiplerine ait olup, üçüncü kişiler bu hakları izinsiz kullanamaz. İşaret, resim ve ses ile resim ve portre, günlük, hatıra ve mektup gibi diğer koruma konuları da telif mevzuatımızda düzenlenmiştir.

Telif Hakkı Nasıl Alınır?

Telif hakları, tescil edilmeseler dahi yasal olarak koruma altındadır. Bir diğer ifade ile, tescile gerek kalmaksızın bir eser yayımlandığı andan itibaren korunması gereken statüye kavuşur. Bununla birlikte ileride çıkabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlamak amacıyla isteğe bağlı olarak telif başvurusu yapılarak tescil sağlanabilmektedir. Ancak bu halde dahi, yapılacak tescil kurucu nitelikte değildir. Zira, eserin üretilmesiyle birlikte telif hakkı da söz konusu eserle birlikte doğmuştur. Bu kapsamda isteğe bağlı olarak yapılacak telif başvurularının yenilik doğuran bir hak olmadığından bahsetmek mümkündür.  Tescil başvurusu esnasında gerekli bilgi ve belgeler ve başvuru prosedürü Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik m. 7 hükmünde yer almaktadır.

Genel olarak telif hakkı tescil edilmese dahi korunmakla birlikte, kimi istisnai durumlarda fikir ve sanat eserlerinin tescili zorunlu olabilmektedir. Örneğin, Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmelik m. 5 hükmü uyarınca; Sinema ve müzik eserlerinde filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları ile seslerin ilk tespitini gerçekleştiren fonogram yapımcıları, hak ihdas etmek amacı taşımaksızın, sahip oldukları hakların ihlal edilmemesi, hak sahipliklerinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağlanması ve mali haklara ilişkin yararlanma yetkilerinin takip edilebilmesi amacıyla sinema ve müzik eserlerini içeren yapımlarının kayıt ve tescilini yaptırmak zorundadır.

telif hakki ihlali
telif hakki ihlali

Telif Alma Ücreti ve Süresi Ne Kadardır?

Fikir ve sanat eserlerinde kural gereği kayıt mecburiyeti olmamakla birlikte bazı hallerde kanun gereği kayıt zorunluluğu bulunmaktadır. Zorunlu ya da isteğe bağlı tescil hallerinde telif hakkı ücreti ödenir. Bu ücret, Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde belirtilmiştir. Bahsi geçen kanun hükmüne göre telif ücreti, Yönetmeliğin 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen eserler için 1000, diğer kayıt ve tescil işlemleri için ise 5000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardır.

Telif hakkı süreleri genellikle belirli bir süre için geçerlidir. Bu süre işin türüne, çalışmanın bir fert ya da şirket tarafından oluşturulup oluşturulmadığına, aleniyet kazanıp kazanmadığına ve diğer bazı değişkenlere bağlı olabilmektedir. Birden çok eser sahibinin bulunması halinde, son sağ kalanın vefat tarihi dikkate alınır. Eser maliki,   tüzel kişi ise, tescil korunma süresi eserin alenileştiği tarihten itibaren 70 yıldır. 5486 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu madde 26’da “Eser sahibinin ölümünden itibaren başlayan sürelerin hesabında, eser sahibinin öldüğü seneyi takip eden yılın ilk günü başlangıç tarihi sayılır. 10 uncu maddenin birinci fıkrasında zikredilen hallerde süre, eser sahiplerinden son sağ kalanının ölüm tarihinden sonra başlar.” denilmiştir. Ülkemizde ise telif haklarının korunma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl olarak düzenlenmiştir.

Telif Hakkı Sahibinin Hakları Nelerdir?

Telif hakkı sahiplerine Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca maddi ve manevi haklar olmak üzere 2 sınıf hak tanınmıştır. Bu kanun kapsamında tanınan maddi haklar şu şekildedir:

  • İşleme hakkı.
  • Çoğaltma hakkı.
  • Yayma hakkı.
  • Temsil hakkı.
  • İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı.
  • Pay ve takip hakkı.

Manevi haklar ise şunlardır:

  • Umuma arz etme, yayma.
  • Adın belirtilmesi.
  • Eserde değişiklik yapılması menetme.

Telif Hakkı İhlali Nedir?

Telif hakkı sahibinin izni ve bilgisi olmaksızın, eserinin kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması ya da izin gerektirecek şekilde görüntülenmesi, bazı çalışmalarda kullanılmasına telif hakkı ihlali olarak adlandırılmaktadır. Öyleyse şu durumlarda telif hakkı ihlalinin varlığından söz edilir:

  • Telif hakkına sahip bir eserin izinsiz çoğaltılması
  • Telifi olan eserin izinsiz değiştirilmesi
  • Telifi olan eserin izinsiz dağıtılması
  • Telifi olan eserin izinsiz umuma sunulması
  • Başkasına ait olan eseri kendi eseriymiş gibi adlandırma
  • Eser ve eserin telifine ilişkin eksik, yanıltıcı ya da aldatıcı bilgi verme
  • Telifi olan eserin izinsiz iletilmesi, kiralanması satılması, gösterimi.

Telif hakkı ihlali kapsamında yukarı sayılan durumlarla sınırlı olmayıp, somut olayın özelliklerine göre ihlalin varlığı kabul edilir.

Telif Hakkı İhlalinde Açılabilecek Davalar Nelerdir?

Günümüzde uygulamada telif hakkı ihlalleri farklı şekillerde gerçekleşebilmektedir. Bu ihlaller hukuk dünyasında yer alan hükmün ihlal edilmesi suretiyle olabileceği gibi, cezai hükümler içeren FSEK’in 71, 72 ve 81’inci maddelerine uyulmaması ve  bunların ihlal edilmesi şeklinde de meydana gelmektedir. Telif hakkı ihlali durumunda, eser sahibi FSEK m.71 gereği suç duyurusunda bulunabileceği gibi hukuk davası da açabilmektedir. Bu kapsamda FSEK uyarınca eser üzerindeki gerek manevi gerekse de mali hakların ihlali durumunda açılabilecek hukuk davaları şu şekildedir:

  • Tecavüzün Ref’i Davası: Manevi ve mali hakları tecavüze uğrayan kimse tecavüz edene karşı tecavüzün ref’ini dava edebilir. Burada dikkat edilmesi gereken; bu davanın açılabilmesi için ihlal eyleminin yahut hukuki sonuçlarının devam ediyor olmasıdır. Bu davada amaç başlamış olan tecavüz eyleminin durdurularak hak sahibinin daha fazla hak kaybına uğramasının önüne geçmektir. Bu kapsamda mahkeme, ihlalin ortadan kaldırılması için gerekli tedbirler alır.
  • Tecavüzün Men’i Davası: Mali veya manevi haklarında tecavüz tehlikesine maruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir. Bu davada, tecavüzün ref’i davasından farklı olarak, gerçekleşmiş değil, gerçekleşme tehlikesi bulunan ihlal eylemlerinin engellenmesi amacıyla açılabilir. Ancak, ihlal eylemi gerçekleşmiş ve aynı zamanda devamı veya tekrarı muhtemel ise aynı davada hem tecavüzün ref’i ve tecavüzün men’i 
  • Tespit Davası: Eser üzerindeki mali ve manevi hakların ihlalinin bulunup bulunmadığı yönünde hukuki yararı olan herkes genel hükümler uyarınca tespit davası açabilir. Dava sonunda verilen tespit kararı, davanın tarafları bakımından kesin hüküm ifade eder.
  • Maddi Tazminat Davası: Eseri, hak sahiplerinden izin almaksızın işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlere karşı tazminat davası açılabilmektedir. Bu kapsamda, hak sahipleri, ihlal fiilini gerçekleştiren kimselerden aralarında sözleşme yapılsa idi kararlaştırılabilecek bedelin yahut sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya FSEK hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Burada talep edilecek olan miktar piyasa rayiç bedeli üzerinden belirlenir.
  • Manevi Tazminat Davası: FSEK hükümleri uyarınca manevi hakları zarara uğrayan eser sahibi, tecavüz eylemini gerçekleştirene karşı manevi tazminat davası açabilir. Bunun için eser üzerindeki manevi hakların ihlali niteliğinde hukuka aykırı bir eylemin varlığı gerekir. Burada ihlal eylemini gerçekleştiren kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaz. Manevi tazminat miktarı, ihlalin önemine, ihlali gerçekleştiren kişinin maddi olanaklarına göre değişiklik göstermektedir.

Öte yandan, suç duyurusunda bulunması neticesinde koruma altına alınan fikir ve sanat eserleriyle ilgili manevi, mali veya bağlantılı hakları ihlal eden kimse hakkında yapılacak ceza yargılamasında şu fiilleri neticesinde 1 ile 5 yıl arasında hapis yahut adli para cezası ile cezalandırılır:

  • Eseri, hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işlemek, temsil etmek, çoğaltmak, değiştirmek, dağıtmak, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletmek, yayımlamak (bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezası)
  • Hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz etmek, satmak, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yaymak, ticarî amaçla satın almak, ithal veya ihraç etmek, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulundurmak ya da depolamak (bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası)
  • Başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koymak (altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası). (Bu fiilin dağıtmak veya yayımlamak suretiyle işlenmesi hâlinde, hapis cezasının üst sınırı beş yıl olup, adlî para cezasına hükmolunamaz.)
  • Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunmak (altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası)
  • Hak sahibi kişilerin izni olmaksızın, alenileşmemiş bir eserin muhtevası hakkında kamuya açıklamada bulunmak (altı aya kadar hapis cezası)
  • Bir eserle ilgili olarak yetersiz, yanlış veya aldatıcı mahiyette kaynak göstermek (altı aya kadar hapis cezası)
  • Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı, tanınmış bir başkasının adını kullanarak çoğaltmak, dağıtmak, yaymak veya yayımlamak (üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası)

Telif Hakkının Devri Nedir?

Telif hakkının devri, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığı takdirde sözleşmeye konu edilen telif hakkının kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredilmesi anlamına gelmektedir. Telif hakkının devredilmesi aynı zamanda, eser sahibinin esere ilişkin olan haklarının malvarlığından çıkması ve devralan kişinin mutlak bir hakka sahip olması anlamına gelmektedir. Ancak mali hakların devrinin gerçekleşmesi yapılacak yazılı bir sözleşmenin varlığına bağlıdır. Aynı şekilde, mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Bu bağlamda, telif hakkı sahibi yahut mirasçıları ile devralacak kimse arasında yapılacak yazılı sözleşme ile telif hakkı devri gerçekleşmiş olacaktır.

Bununla birlikte, telif hakkına ilişkin manevi haklar, eser sahibine sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan mirasla intikal edemeyeceği gibi hukuki işlemlere de konu olamayacaktır. Telif hakkının devredilmesi ve sözleşmede aksine bir hüküm yer almaması halinde eser sahibinin eser üzerindeki mali haklarını kullanması mümkün olmayacaktır.

Telif Hakkı Hakkında Yargıtay Kararları

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2007/15364 K 20087314 ,24/01/2008 kararında “Suça konu şiirlerin sahibinden izin almaksızın eserde yer alması, şahsi davacının mali ve manevi haklarını ihlal edici niteliktedir. Bu nedenle, sanığa yüklenilen fikir ve sanat eseri sahibinin mali ve manevi haklarına tecavüz suçu oluşmuştur.”


Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2007/16776 K. 2009/13083 10/11/2009 kararında ““5846 sayılı Yasa’dan kaynaklanan davalara ihtisas mahkemelerinin bakacağı, anılan Yasa’nın 76. maddesinde belirtildiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerekir. Yasadışı çoğaltılıp satışa sunulan yayınlarla ilgili olarak dava konusu kitapların orijinal olup olmadıkları, orijinal değilse hangi firmanın yayını olduğunun tespit ile yayın hakkı devralınmışsa müştekinin yayım ve eser sahibi haklarını haiz olup olmadığının belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir.”


Yargıtay  11. Hukuk Dairesi  E. 2008 / 12051 K. 2008 / 12531 ,10/11/2008 kararında “Davalıların ibraz ettiği deliller davacılara tebliğ edilmemesi ve karşı delil sunma olanağı da davacılara tanınmamış olup, kesin sürenin kapsamında yer alan bu hususun yerine getirilmesi davacılara ait bir yükümlülük de değildir. Delillerden bazılarına, davalılar da dayanmış olup, bazıları da davalıların ticari defter ve kayıtlarına ilişkindir. Öte yandan, verilen süre delillerden bazıları için yeterli de değildir. Mahkemece, davanın kesin süre nedeniyle reddi bu açıklamalar ve tespitler karşısında doğru olmamıştır.”


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2000 / 7663 K. 2000 / 9770, 07/12/2000 kararında “Dava, mali hakları davacıya ait kitabın davalılarca haksız olarak çoğaltılıp yayınlandığı iddiasına dayalı fikir hakları nedeniyle tazminata ilişkindir. Bozmaya uyulduğuna göre, bu defa davacı tarafın, davalıların Kitabı haksız olarak basıp yayınlamaya devam ettikleri, davalılar eyleminin aynı zamanda suç olup (FSEK md.73) ceza zamanaşımına tabi olduğu yönündeki iddiaları da değerlendirilmek suretiyle, somut olayın özelliğine göre zamanaşımı sürelerinin gerekçeli olarak irdelenip tartışması gerekir”

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık