Haksız ve hukuka aykırı olarak kamu görevinden çıkarılan memur, göreve dönebilmek için görevden çıkarılmasına ilişkin işleme karşı idari yargıda iptal davası açmalıdır. İdare mahkemesi iade kararı iptal kararı neticesinde oluşan bir durumdur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 2/1-a maddesine göre iptal davası, idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davadır. İdare mahkemesi göreve iade davasında bazı kriterleri dikkate almaktadır. Bu kriterler;
- Bylock program kullanıcılığı ve içerik tespiti,
- Örgüt liderinin talimatı sonrası Bank Asya’daki destek mahiyetindeki hesap hareketleri,
- FETÖ ile iltisaklı sendikalara örgütsel talimatla üyelik veya yöneticilik,
- FETÖ ile iltisaklı, kapatılan ya da kayyum atanan kurumlarla irtibatı gösteren SGK çalışma kayıtları,
- FETÖ/PDY örgütü ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek, vakıf, federasyonlarla aidiyeti ortaya koyan bilgiler, bu kurumlara yapılan mali yardımlar ve diğer para transferleri,
- Örgütle iltisaklı basın yayın kuruluşlarıyla irtibatına ilişkin bilgiler,
- İdari veya adli soruşturma ve kovuşturma bilgileri,
- Üst amir kanaati esas gösterilerek hazırlandığı görüldüğünde bu kanaat
şeklindedir. Anayasanın 138.maddesi ile İYUK 28.maddesine göre idare, mahkeme kararlarını kendisine tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde uygulamak zorundadır. Bu kapsamda görevden çıkarılmanıza ilişkin işleme karşı açmış olduğunuz iptal davasında idare mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse, idarenin kararın kendisine tebliğden itibaren 30 gün içinde kararı uygulayıp atamanızı yapması gerekmektedir. Bu nedenlerle açılan iptal davası “göreve iade davası”, verilen iptal kararı da “göreve iade kararı” olarak bilinmektedir. Yazımızın ilerleyen bölümlerde göreve iadeyi sağlamaya yönelik idare mahkemesinde açılan iptal davası ve bu dava sonucunda verilen iptal kararı için bu ifadeler kullanılacaktır. Bu yazımızda “İdare mahkemesi iade kararı” hakkında bilgi vereceğiz.
İdare Mahkemesi Göreve İade
İdare mahkemesi iade kararı sonrasında kişi görevine iade yapılır. İdare mahkemesi göreve iade davasında yukarıda belirtilen kriterleri tek tek değerlendirmektedir. Bu değerlendirme aşamasında kişinin ceza yargılamasında aldığı takipsizlik ve beraat kararları da önem arz etmektedir.
- Takipsizlik, Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma neticesinde şüpheli hakkında kovuşturma olanağı veya yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmaması nedeniyle kamu davası açılmasına gerek görülmemesidir (Ceza Muhakemesi Kanunu m.172/1). Yapılan tüm araştırma ve soruşturma işlemleri neticesinde eylemin işlendiği hususunda yeterli delil yoksa takipsizlik kararı verilecektir. Bu karar, idare mahkemesinin göreve iade kararlarında güçlü bir gerekçe oluşturmaktadır.
- Beraat kararlarını 2 şekilde ele almak gereklidir. Burada CMK’nın 223.maddesinin 2.fıkrasının b ve e bentleri arasındaki fark ortaya konulmalıdır.
- CMK 223/2-e; FETÖ yargılamalarında beraat kararı genel itibariyle CMK m.223/2-e‘den verilmektedir. İlgili hüküm “Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” halinde beraat kararı verilmesi gerektiğini düzenlemektedir. Yani kişinin cezalandırılması için yeteri kadar delil bulunamadığında beraat kararı verilecektir. Bu şekilde verilen “delil yetersizliğinden beraat” kararı göreve iade davasında olumsuz bir durum yaratmaktadır.
- CMK 223/2-b; “Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması” halinde beraat kararı verileceğini düzenlemektedir. CMK 223/2-b uyarınca beraat alanların suçu işlemediği sabit hale gelmektedir. İdare Mahkemesi göreve iade kararı verirken CMK 223/2-b maddesine daha çok itibar etmektedir. Dolayısıyla FETÖ yargılaması neticesinde CMK 223/2-b uyarınca beraat kararı almışsanız İdare Mahkemesinde eliniz daha güçlü olacaktır.

Göreve İade Davası Süreci
Göreve iade davasının, idari işlemin tebliğinden itibaren 60 günlük süre içerisinde açılması gerekmektedir. Açılan bu dava ortalama 6 ay ile 1.5 yıl arasında sonuçlandırılmaktadır. Bu davalarda yürütmenin durdurulmasını istemeniz de yararınıza olacaktır. Yürütmenin durdurulması; açılan iptal davasına konu idari işlemin tüm hukuki sonuçlarını dava sonuna kadar geçici olarak durduran, tedbir mahiyetinde bir ara karardır. Bu nedenle açacağınız göreve iade davasında iptal istemiyle birlikte yürütmenin durdurulmasını da talep etmeniz ve mahkemece dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi halinde dava süreci boyunca çalışabilecek, yargılama sonunda verilecek kararı beklemek zorunda kalmayacaksınız.
Göreve iade davalarında memurun devlet memurluğundan çıkarılmasına sebep olan gerekçelere karşı savların öne sürülmesi ve mahkemenin idarenin memurluktan çıkarma gerekçelerinin yerinde olmadığına kanaat getirmesi gerekmektedir. Mahkemenin bu kanaate varması durumdan göreve iade kararı verilecektir. Eğer mahkeme, aksi kanaate varır ve göreve iade talebinizi reddederse, kanun yollarına başvurma hakkınız bulunmaktadır. İdare mahkemesi iade kararı 30 gün içinde uygulanmalıdır.
İdare Mahkemesinin Göreve İade Kararı Sonrası Süreç
İdare Mahkemesi tarafından göreve iade kararı verilmesi ile birlikte, idarenin memuru kararın kendilerine tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde göreve başlatması gerekmektedir. Ancak çoğunlukla bu durum idare tarafından uzatılmaktadır. Bu sebeple genellikle idareye bir dilekçe ile başvuru yapılması gerekmektedir. Dilekçe ile başvurulduğu tarih 30 günlük sürenin başlangıcı olarak baz alınabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcı olması sebebiyle idare tarafından karara direnilmesi ve memurun göreve başlatılmaması mümkün değildir.
Göreve iade ile birlikte memurun özlük haklarının ve geriye dönük maddi haklarının da iadesi gerekmektedir. Şöyle ki; memurun iadesi ile birlikte maaş, kıdem ve sosyal haklar yasal faizi ile birlikte iade edileceği gibi aynı zamanda memuriyet sicili de düzeltilecektir. Bu süreçte mahrum kaldığınız parasal haklarınızın tarafınıza ödememesi halinde tam yargı davası açabilirsiniz.

Khk İdare Mahkemesi Kararları
Bu başlık altında KHK idare mahkemesi kararları paylaşılmıştır. Ankara idare mahkemesi tarafından karara bağlanmıştır. İdare Mahkemesi İade Kararı umarım okuyuculara faydalı olur.
Önemli Not!
T.C.
ANKARA
19. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/…
KARAR NO: 2019/…
DAVACI: …
VEKİLİ: …
DAVALI: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI/ANKARA
VEKİLİ: … – Aynı yerde
DAVANIN ÖZETİ: Davalı kurum bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken olağanüstü hal kapsamında 01.09.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair Komisyonun ../../2018 tarih ve 2018/… sayılı işleminin; internet hattına yüklenen bylock programını kendisinin kullanmadığının belirlendiği, FETÖ/PDY ile bir irtibatının bulunmadığı, internet hattına iradesi dışında bylock yüklendiği, kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ/PDY terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kümelenmiş unsurları, örgütün sivil ve kamunun diğer kesimlerindeki unsurlarıyla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı darbeye teşebbüs etmek suretiyle tüm ülke genelinde yaygın bir terör ve şiddet faaliyeti gerçekleştirdiği ve yüzlerce vatandaşın hayatını kaybetmesine binlercesinin de yaralanmasına neden olduğu, söz konusu örgütün tehdit, şantaj, cebir, şiddet ve diğer yasal olmayan yöntemleri kullanarak tüm Anayasal kurumları baskı altına almayı, zaafa uğratmayı, yönlendirmeyi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmayı hedefleyen Fetullah Gülen tarafından kurulmuş silahlı bir terör örgütü olduğu,
FETÖ/PDY mensuplarının tüm kamu kurumlarına sızarak Devlete paralel bir yapılanma oluşturdukları, kamu görevlilerinin Devlete karşı sadakat ve tarafsızlık yükümlülüklerinin bulunduğu, kamu görevinden çıkarmaların Devletin vatandaşlarına karşı yükümlülükleri ve görevi gereği, terör örgütleriyle mücadele ve yeni bir darbe kalkışmasını önlemeye yönelik zorunlu, acil ve orantılı tedbir niteliğinde olduğu, darbe teşebbüsü sonrasında OHAL süresince alınacak tedbirlerde “mutlak gereklilik” ve “orantılılık” ilkesine hassasiyetle uyulduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 15. maddesi uyarınca Sözleşmeden kaynaklanan hak ve özgürlüklerin korunmasına dair yükümlülüklere ilişkin derogasyon beyanının 21 Temmuz 2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterine bildirildiği, görevine son verilen veya meslekten çıkarılan kamu görevlilerinin yeniden inceleme taleplerinin en ince detayına kadar OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu tarafından incelendiği, davacının FETÖ/PDY ile irtibatı-iltisakı olduğundan yeniden göreve dönme talebinin reddine karar verildiği, işlemin hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Ankara 19. İdare Mahkemesince, dava dosyası incelendi ve işin gereği görüşüldü:
Anayasa’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, … insan haklarına saygılı, … başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” hükmüne, “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5. maddesinde “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” hükmüne, “Egemenlik” başlıklı 6. maddesinde “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
…
…
…
Davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı yönünden yapılan incelemede;
…
…
Bununla birlikte, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının ../../2018 tarih ve Soruşturma No:2018/…, Karar No:2018/… sayılı kararı ile davacının üzerine kayıtlı ttnet adresli ev/işyeri interneti üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı bylock isimli programın kullanılmış olduğunun tespit edilmesi üzerine hakkında soruşturma başlatıldığı, Araklı Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen fezleke ve eki delillere göre, bylock kullanıldığı anlaşılan internet wifi hattından asıl bylock kullanıcısının davacı değil, bir süre davacı ile aynı apartmanda oturan ve interneti paylaştığı komşusu T.A isimli kişi olduğunun tespit edildiği, davacı hakkında FETÖ/PDY kapsamında başkaca delil elde edilemediği belirtilerek davacı hakkında kovuşturma yapmaya yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
Bu aşamada, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında kovuşturma yapmaya yer olmadığına karar verilmekle birlikte, kamu görevinden çıkarılması için örgüt üyeliği dışında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı yahut irtibatı bulunması da yeterli görüldüğünden davacının anılan kovuşturma yapmaya yer olmadığı kararı ve dosyada bulunan diğer deliller yönünden FETÖ/PDY ile iltisakı yahut irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı hakkında kamu görevinden çıkarılmasına yönelik başvurunun reddine dair Komisyon kararında, davacının bylock programı kullanıcısı olduğu belirtilmekle birlikte, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının ../../2018 tarih ve Soruşturma No:2018/…, Karar No:2018/… sayılı kovuşturma yapmaya yer olmadığı kararında davacının bylock kullanıcısı olmadığının, davacıya ait internet wifi hattından komşusu tarafından bylock kullanıldığının belirtildiği görülmekle, Komisyon kararındaki bylock tespitinin davacının FETÖ/PDY bağına dayanak olamayacağı açıktır.
…
…
..
Bu durumda, yukarıda aktarılan tespitler ile davacı hakkındaki kovuşturma yapmaya yer olmadığı kararı birlikte dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağının olmadığı sonucuna varıldığından, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davacıdan tahsil edilmemiş bulunan, aşağıda gösterilen dosya gömleği ücreti ve posta gideri toplamı 103,00 TL’nin davalı idareden tahsili için müzekkere yazılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle yargılama harçları yönünden ise hüküm kurulmasına yer olmadığına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.362,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kararın tebliğini izleyen (30) gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, 13/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.