Devlet Memurları Kanunu 125. Madde (DMK)

Devlet Memurları Kanunu 125. Madde (DMK)

devlet memurları kanunu 125 madde

Devlet Memurları Kanunu 125. Madde (DMK)

Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller

Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

A) Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,

b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek,

c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,

d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,

e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,

f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,

g) Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,

h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak.

B) Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,

b) Eşlerinin, reşit olmayan veya mahcur olan çocuklarının kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,

c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak,

d) Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

e) Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,

f) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,

g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,

h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,

ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,

j) Verilen emirlere itiraz etmek,

k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,

l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak.

m) (Ek:17/9/2004 – 5234/1 md.) Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek.

C) Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 – 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,

b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,

c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,

d) Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,

e) Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,

f) Görev yeri sınırları içerisinde her hangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak,

g) (Mülga: 13/2/2011 – 6111/111 md.)

h) (Mülga: 13/2/2011 – 6111/111 md.)

ı) Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

j) (Mülga: 13/2/2011 – 6111/111 md.)

D) Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 – 3 yıl durdurulmasıdır. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,

b) Özürsüz ve kesintisiz 3 – 9 gün göreve gelmemek,

c) Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak,

d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,

e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak,

f) Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,

g) (Mülga:17/9/2004 – 5234/33 md.)

h) Ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,

ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,

j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak,

k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak,

l) Amirine, maiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,

m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla Devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,

n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,

o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.

E) Devlet Memurluğundan Çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a) İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,

b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,

c) Siyasi partiye girmek,

d) Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,

e) Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,

f) (Değişik: 13/2/2011 – 6111/111 md.) Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak,

g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,

h) Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,

ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,

j) Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,

k) 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işlemek.

l) (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/75 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/61 md.) Terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu örgütlerin propagandasını yapmak.

Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların özlük dosyasından silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir. Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir. Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.

Öğrenim durumları nedeniyle yükselebilecekleri kadroların son kademelerinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının ¼’ü – ½’si kesilir ve tekerrüründe görevlerine son verilir. Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiilin genel hükümler kapsamına girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez.

  • İlgili Makale: 
  • 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu (DMK) Tam Metin: 

devlet memurları kanunu 125 madde dmk
devlet memurları kanunu 125 madde dmk

Devlet Memurları Kanunu 125. Madde Açıklaması

Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinin konuyla ilgili birinci fıkrası “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun saymadığı bir filden dolayı cezalandırılamaz kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır ceza verilemez” hükmünü taşımaktadır. Suç ve cezaların yasayla belirlenmesi, çağdaş ceza hukukunun temel ilkelerinden biridir. İlkenin esası, kişilerin yasak eylemleri ve bunlar karşılığında verilecek cezaların önceden bilmelerini sağlamak düşüncesine dayanmaktadır. Suç ve cezaların yalnızca yasayla konulup kaldırılması da yeterli olmayıp kuralların kuşkuya yer vermeyecek biçimde açık ve sınırlarının da belli olması gerekir. Bu bağlamda cezanın yasallığı ilkesi, bir suça uygulanacak yaptırım türlerinin, ölçülerinin hangi sınırlar içinde uygulanacağının, nelerin hangi ölçüde hafifletici veya ağırlaştırıcı neden olacağının da yasa koyucu tarafından kurala bağlanmasını gerekli kılar.

Yasallık ilkesi Anayasa Mahkemesi kararına göre disiplin suç ve cezalarında da geçerli olmasına rağmen, 657 Sayılı Devlet Memurları Yasasının 125. maddesinde yer alan bazı eylemler Anayasanın 38. maddesiyle ters düşmektedir. 125. maddede disiplin suçlarının neler olduğu sayılmış olmakla birlikte Türk Ceza Yasasındaki netlik ve açıklıkta değildir. Örneğin; ceza hukukunda rüşvet, zimmete para geçirme, gibi suçlar tüm unsurlarıyla tanımlanmış olmasına rağmen disiplin hukukunda bu açıklıkta bir tanım yoktur. Daha çok; “devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunmak”, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak”, “görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek” gibi genel ibarelere de yer verilebilmektedir. Ancak, hangi hal ve davranışların Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranış olduğu, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin hangileri olduğu, saygısızlıktan neyin kastedildiği konusunda ceza hukukunda olduğu gibi açıkça bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle takdire dayalı çok geniş bir kavram olması bakımından istismara açık bir hüküm niteliğinde bulunan bu tür eylemler disiplin amirleri tarafından çoğu kez keyfi olarak amacı dışında uygulanmaktadır.

Örneğin, Devlet memuriyetinden çıkarılmayı gerektiren 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan “Memurluk sıfatıyla bağdaşmayan nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” şeklindeki kuralda, ceza yaptırımına bağlanan eylemin tanımı yapılmamış, suç kesin biçimde ortaya konulmamıştır. Bu kural ile hangi tür eylemlerin yasaklandığı belirtilmemiş, bunun takdiri yönetime bırakılmıştır. Diğer bir ifade ile bu kural, cezalardan hangisinin hangi durumlarda verileceğini belirtmeyip yönetime çok geniş takdir yetkisi vererek “ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur” diyen Anayasanın 38. maddenin üçüncü fıkrasına aykırılık oluşturmaktadır.

Memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin sınırındaki belirsizlik, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine ters düşmektedir. Memur güvenliğini ihlal edecek derecede geniş takdir yetkisine yer veren bu hüküm, idari yargı mercilerince de gereğinden çok daha geniş yorumlanmaktadır. Örneğin, zina ceza hukuku açısından suç olmaktan çıkartılmıştır. Buna karşılık bazı yargı kararlarında zina hala utanç verici hareket olarak değerlendirilmektedir.

Danıştay, yetkili merci olarak suçun niteliğine ve işleyenin konumuna göre değerlendirme yaparak hangi suçun hangi açıdan şeref ve haysiyet kırıcı ya da utanç verici suç olduğuna karar vermektedir. Örneğin, bir öğretmenin sabit olan sarkıntılık eylemi nedeniyle yargılanması sonucu verilen hapis cezası tecil edilmiş olsa bile, olayın niteliği ve öğretmenlik mesleğinin özelliği dikkate alındığında işlenen suçun, şeref ve haysiyet kırıcı bir suç olduğunun kabulüne karar verilmiştir. Hatta bir kararında Danıştay, “şeref ve haysiyet kırıcı suç” un Türk Ceza Kanununda yer almadığından, bir fiilin bu nitelikte olup olmadığının takdirinin, yargı yerine ait olduğuna karar vermiştir.

Yetkili merci olarak yargı organlarının takdirlerine bırakmak yerine, yasa koyucunun düzenleme yaparak; hangi suçların yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlardan sayıldığının belirlenmesi, tereddütleri ortadan kaldıracak ve uygulamada yeknesaklık sağlanacaktır.

Bilindiği gibi kamu görevlisi, hizmet etmek üzere kurulmuş yönetim cihazının bir parçasıdır. Günümüz devletinin yüklediği görev ve sorumluluklar, kamu görevliliğini meslek edinmiş kişilerin varlığını gerektirmektedir. Kamu görevlisi güvenliği, memurluğun meslek oluşunun doğal bir sonucudur. Bütün çalışma hayatını kamu hizmetlerine adayan bir kimse karşılığında hizmet güvenliği arar; ağır bir kusur işlemedikçe işini ve memurluk statüsüne bağlı diğer haklarını kaybetmeyeceğinden emin olmalıdır. Her an işini kaybetme korkusu içinde bulunan bir kimseden verimli bir hizmet beklenemez. Bu nedenle, devletin asli ve sürekli görevlerini yerine getiren kamu görevlilerine günlük endişelerden uzak güven içinde çalışma olanağı verilmelidir. Memur güvencesi böyle bir düşüncenin ürünüdür.

Öte yandan memur güvencesi, memurun kişiliğine tanınan bir ayrıcalık değildir. Bu güvence hizmetin daha iyi görülmesi için tanınmıştır. Asıl amaç, hizmeti korumaktır. Hizmetin korunması dolaylı olarak o hizmeti yerine getiren kişinin de korunması sonucunu doğurur. Bu açıdan bakıldığında idareye suçun tavsifi konusunda geniş takdir yetkisi tanıyan söz konusu kurallar kamu görevlisi (memur) güvenliği bakımından tehlikeli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Hukuka bağlı bir devlet yönetiminin kurulması ve işlemesi özellikle kamu görevlilerinin güvenliğinin sağlanması ile mümkündür.

Disiplin cezaları ancak, “Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla Kanunların, Tüzüklerin ve Yönetmeliklerin Devlet memuru olarak yapılmasını emrettiğini yerine getirmeyenlere, uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara” uygulanır. Devlet memurlarının, kamu hizmetleri bakımından ne gibi yasaklar, sorumluluklar ve ödevler altında bulundukları genel nitelikli Yasa olan 657 sayılı yasada ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Diğer personel yasalarında ise, genel olarak 657 sayılı yasa esas alınarak disiplin cezalarına dair özel esaslar düzenlenmiştir.


Devlet Memurları Kanunu 125. Madde Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller Emsal Kararlar

Danıştay On İkinci Dairesi E:2000/3109, K:2000/3834

  • Devlet Memurları Kanunu 125. Madde
  • Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller

Dosyanın incelenmesinden; davacının,  Disiplin Kurulu Kararı ile 657 sayılı Yasanın 125/D-c maddesinde yer alan göreviyle ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak fiili nedeniyle 1 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması ve yine  Disiplin Kurulu Kararı ile de , 125/D-f maddesinde yer alan gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek fiili nedeniyle 3 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına, Genel Müdürlük makamının 22.9.1998 günlü onayı ile de, 1985 yılı kadastro çalışmalarına karşı vatandaşlarca açılan davalardaki bilirkişilik görevi sırasında ve kesinleşen kararların infazı aşamasında vatandaşlardan para toplamak eylemine ilişkin olarak hakkındaki disiplin soruşturması sonucunda Devlet memurluğundan çıkarma cezası önerisi ile dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildiği, anılan Kurulca adı geçen hakkında dolandırıcılık suç isnadı ile dava açıldığından, bu dava sonucunda ceza alması halinde 657 sayılı Yasanın 48(5), 98(b) maddeleri gereğince görevine son verileceğinden önerinin reddine karar verildiği belirtilerek, 657 sayılı Yasanın 126/3. maddesi uyarınca anılan kanunun 125/D fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırıldığı, dava konusu  Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile de; davacının Kadastro Müdürlüğü kontrol memuru iken … Köyünde 1985 yılında yapılan tapulama çalışmalarında itirazlı olarak komisyona intikal eden ve 1998 yılında karara bağlanan 6 adet parselle ilgili olarak komisyon kararı olmadığı halde 1997 yılında parsel başına … TL menfaat temin ederek usulsüz olarak 6 adet çaplı tasarruf vesikası vermek yolundaki eylemi nedeniyle, yukarıda sözü edilen ve davacı hakkında daha önce verilen disiplin cezaları sebebiyle 657 sayılı Yasanın 125/2.maddesinde belirtilen tekerrür hükümleri uygulanarak ve eylemin 4455 Sayılı Yasa kapsamında görülmeyerek Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmamasına karar verildiği, söz konusu fiili nedeniyle  Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile görevi kötüye kullanmak suçundan 6 ay hapis ve … TL ağır para cezasıyla cezalandırılmasına, 3 ay süreyle memuriyetten yoksun bırakılmasına, hürriyeti bağlayıcı cezanın ağır para cezasına çevrilerek ertelenmesine karar verildiği, bu kararın temyiz edildiği anlaşılmıştır.

Davacı hakkında 4.12.1997 – 17.4.1998 – 22.9.1998 tarihlerinde verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları, 4455 sayılı Yasanın 1. maddesiyle affa uğramış ve bu cezalar ortadan kalkmış olmakla birlikte 657 sayılı Yasanın yukarıda anılan 125. maddesindeki hükmünde “cezaların tekerrüründen” değil, disiplin cezalarının verilmesine sebep olmuş bir “fiil veya halin” tekerrürü halinden bahsedilmiş olup, bu nedenle söz konusu fiil ve haller mevcut iken, bu fiil ve haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının affa uğramış olmasıyla ilgiliye tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı sonucuna varılmasına olanak bulunmamaktadır.

Yukarıda yer alan açıklamalar karşısında, disiplin cezalarının affa uğramış olmasının tekerrür hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği açık olduğundan, mahkemece davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, işlemin tekerrür koşulları bulunmaması nedeniyle iptal edilmesinde isabet görülmemiştir.


Danıştay On İkinci Dairesi E:2002/3280, K:2005/472

  • Devlet Memurları Kanunu 125. Madde
  • Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller

Dava; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Kanunun 125/B-a maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesinin  kararıyla; Anayasanın 129. ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135 ve 136. maddelerinde yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesi sonucu, 657 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı dava açılamayacağı, sadece üst disiplin amirine, yoksa disiplin kuruluna itiraz edilebileceğinin anlaşıldığı, davacıya 657 sayılı Kanunun 125. maddesi uyarına verilen kınama cezasının iptali istemiyle açılan davanın esasının incelenmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Davacı; kınama cezasının usul açısından hukuka aykırı olarak verildiğini, disiplin kurulu tarafından kınama cezası verilemeyeceğini, üzerine atılı suçu işlemediğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir. 2709 sayılı Anayasanın, Temel Hak ve Ödevler Kısmının, Kişinin Hakları ve Ödevleri Bölümünde yer alan “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” kuralına yer verilmiş, 129. maddesinde de; uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağı belirtilmiştir.

Anayasanın 129. maddesindeki hüküm uyarınca, uyarma ve kınama cezalarının yargı denetimi dışında bırakılabileceği açık ise de, yukarıda anılan hak arama hürriyetine ilişkin 36. maddeye özel bir sınırlama getirilmiştir. Ancak bu sınırlamanın yalnızca yasama organı tarafından getirilebileceği de Anayasanın 13. maddesi gereğidir.

Olayda: davacının, 233 sayılı KHK’de Kamu İktisadi Kuruluşu olarak belirlenen … Fabrikaları A.Ş Genel Müdürlüğü personeli olduğu açık olup, gerek 233 sayılı KHK’de, gerekse de daha sonra yürürlüğe giren 399 sayılı KHK’de uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunu kapatan bir hüküm mevcut değildir.

Bu durumda; 399 sayılı KHK’ye tabi olarak çalışan davacıya verilen kınama cezasına karşı açılan davada, hak ve nesafet kuralları gereğince, hangi mevzuat uyarınca ceza verildiği gözetilmeksizin işin esasının incelenmesi gerekirken, İdare Mahkemesince Anayasanın 129.maddesi ve 657 sayılı Kanun hükümleri gereğince uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştay On İkinci Dairesi E:2008/2174, K:2009/1703

  • Devlet Memurları Kanunu 125. Madde
  • Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller

Dava, davacının infaz ve koruma memuru olarak görev yapmakta iken, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 16.10.2007 günlü işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

 İdare Mahkemesinin kararıyla; rüşvet almak suçundan dolayı davacı hakkında adli ve idari yönden soruşturma açıldığı, adli yönden yargılandığı davadan, cezaevinde hükümlülerden menfaat temin etmek suretiyle görevini kötüye kullandığından dolayı hüküm giydiği, disiplin soruşturması sonucunda da fiilinin sübuta erdiği gerekçesiyle, dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, dosyanın incelenmesinden de hükümlülerden menfaat temin etmek suretiyle görevini kötüye kullandığı anlaşılan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı; hakkında bir alt cezanın uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 130. maddesinde “Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır” hükmüne yer verilmiştir.

Savunma hakkı memur disiplin hukukunun en önemli teminatlar, arasında yer alır. Bir memura savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilmesi iptal sebebi oluşturur. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 129. maddesinde ise, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını verme konusunda yetkili kılınan Yüksek Disiplin Kurullarının gerek inceleme yöntemi, gerekse bu kurullar önünde kullanılacak savunma hakkı bakımından diğer cezalara göre daha farklı ve detaylı düzenlemeler öngörülmüştür.

Maddede “Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidir. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir” hükmü yer almıştır. 130. maddede diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere yazılı veya sözlü bir savunma hakkı tanınmışken 129. maddeyle memuriyetten çıkarma cezası açısından, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür. Bu durumda, Yüksek Disiplin Kurulunca, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye (konunun kurula intikalinden önce savunması alınmış olsa bile) son savunma hakkı tanınması gereklidir.

Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, davacı hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezasını veren Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca davacının 657 sayılı Yasa’nın 129. maddesi kapsamında son savunmasının alınmadığı, soruşturmacının almış olduğu savunmaların değerlendirilmesi suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, yukarıda sözü edilen Yasa hükümleri uyarınca hakkında Devlet Memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca son savunması alınmadan tesis edilen işlemde mevzuata ve disiplin hukuku ilkelerine uyarlık görülmediğinden, bu husus göz ardı edilerek verilen kararda isabet bulunmamaktadır.


Danıştay İkinci Dairesi E:2008/3555, K:2009/4123

  • Devlet Memurları Kanunu 125. Madde
  • Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller

Dava; davacının, İstanbul – … İlköğretim Okulu Müdürlüğünden … İlköğretim Okulu Müdürlüğüne naklen atanmasına ilişkin 22.11.2005 günlü ve 6783 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay 2. Dairesi’nin 21.9.2007 günlü, E:2007/1571, K:2007/3510 sayılı bozma kararına uyularak işin esasına girilmek suretiyle  İdare Mahkemesi’nce verilen kararla; halihazırda İş Bankası ile yapılmış maaş ödeme protokolünün öğretmenlerin görüşleri alınmadan yapılmış olması ve öğrencilerden test parası alınması davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına dayanak alınmış ise de; bankalar ile yapılacak maaş ödenme protokollerine ilişkin idarece düzenlenmiş herhangi bir kural bulunmaması karşısında, idareye ait kusurun davacıya atfedilmesi ve disiplin cezasına dayanak alınmasının hukuken mümkün bulunmadığı, bu durumda davacı üzerine atılı fiiller ile bağlantılı olarak yapılması gereken usul ve esaslar konusunda idarece önceden belli bir usul ve esas belirlenmediği alanlarda, davacının bu usul ve esaslara ne şekilde aykırı davrandığının tespiti maddi ve hukuki açıdan mümkün olmadığından, davacının üzerine atılı fiil ve eylemlerden dolayı da 657 sayılı Kanun’un işleme esas ”kurumlarca belirlenen usul ve esaslara” aykırı davrandığından bahsedilmesine hukuken imkan bulunmadığı gerekçesiyle anılan işlem iptal edilmiştir. Davalı idare, dava konusu işlemlerin soruşturma raporunda yer alan idari yöndeki teklife dayalı olarak tesis edildiğini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesinin 1. fıkrasında; “Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68. maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler.” hükmüne yer verilmiştir. Bu madde ile memurların naklen atanmaları konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık olup, bu yetkinin ancak kamu yararı ve hizmet gerekleri göz ardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde, sözü edilen bu durumun dava konusu idari işlemin neden ve amaç yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.

Dava dosyasının incelenmesinden, … İlköğretim Okulunda Müdür olarak görev yapan davacı hakkında düzenlenen 18.6.2005 günlü, 410/74-39 Soruşturma Raporunda 1- … Bankası … Şubesi ile öğretmen maaş ve alacaklar ile ilgili yapılan sözleşmeyi öğretmenlerin görüşünü almadan yenilediği, 2- Okul yetiştirme kursuna katılan öğrencilerden test parası adı altında ayrıca para toplandığı, 3- Okulda ücret karşılığında fotokopi çekildiği iddialarının sübuta erdiğinden bahisle idari yönden il içinde müdür olarak başka bir okula atanması teklifinin getirildiği, bu teklif uyarınca dava konusu işlemle … İlköğretim Okuluna atamasının yapıldığı, anlaşılmıştır.

İdare Mahkemesince davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporundaki fiillerin davacının görev yeri değişikliğini gerektirip gerektirmediği hususlarının incelenmediği, soruşturma raporunda getirilen teklif doğrultusunda davacıya verilen 657 sayılı Kanun’un 125/C-a maddesi gereğince 1/30 oranında aylıktan kesme cezasının irdelenerek hüküm kurulduğu anlaşılmakta olup, dava konusu atama işlemi incelenmeden işlemin iptali yönünde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.


Danıştay Sekizinci Dairesi E:2016/7098, K:2021/403

  • Devlet Memurları Kanunu 125. Madde
  • Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller

Dava, … İlkokulu/Ortaokulu bünyesinde görevli okul müdürü ve öğretmenler hakkında vermiş olduğu şikayet dilekçesine istinaden ilgili kişiler hakkında yapılan soruşturma sonucu davacıya tebliğ edilen  işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin, davacıya bilgi verici mahiyette olduğu, bu haliyle tek başına hukuki sonuçlar doğuran, davacının hukuki durumunda değişiklik yapan idari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülebilir işlem niteliği taşımadığından esasının inceleme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için hakları ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve genel hizmetlerden birinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaların idari yargı yerinde görülmesi gerektiği hükme bağlanmış, aynı Kanunun 14/3-d maddesinde dava dilekçelerinin “İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı” yönünden ilk incelemesinin yapılacağı; 15/1-b maddesinde ise idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gerekli olmayan bir işleme karşı açılan davaların reddedileceği belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; davacının oğlunun … İlkokulu/Ortaokulu’nda öğrenci olduğu, oğlunun fiziksel ve ruhsal şiddete maruz kaldığı iddiasıyla davacının anılan okulda görevli okul müdürü ve öğretmenler hakkında vermiş olduğu şikayet dilekçesine istinaden ilgili kişiler hakkında soruşturma yapıldığı, bu kapsamda okul müdürü … ve İngilizce öğretmeni … hakkında soruşturma raporuyla teklif edilen cezalar uygun görülmek suretiyle …’nun 657 sayılı Kanun’un 125/A-e maddesi uyarınca; okul müdürü …’in ise 657 sayılı Kanun’un 125/A-a maddesi uyarınca uyarma cezası ile tecziye edildiği, diğer şikayet edilen öğretmenler ve muhasebe görevlisi hakkında ise disiplin cezası tesis edilmediği anlaşılmaktadır.

Bir işlemin iptal davasına konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığının, işlemin ismine veya idarenin isimlendirmesine bakılarak değil, işlemin içeriğine bakılarak belirlenmesi gerekmektedir. Bir idari işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem sayılabilmesi; hukuk düzeninde varlık kazanabilmesi için gerekli idarî usulün son aşamasını da geçirmiş bulunmasına, bir başka idari makamın onayına ihtiyaç göstermeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirebilmesine bağlı bulunmaktadır. İlgililerin hukuki durumları üzerinde etki yaparak, ilgililer için yeni hukuki durumlar doğuran, ilgililerin mevcut hukuki durumlarını değiştiren veya ortadan kaldıran işlemler, icrai nitelik taşıyan işlemlerdir. İdarenin belirli konulardaki görüşlerini açıkladığı işlemlerde olduğu gibi, muhataplarının hukuki durumları üzerinde etkide bulunmayan işlemler ise, icrai işlemler değildir.

Somut olayda; davacının başvurusu üzerine yapılan disiplin soruşturması neticesinde davacının şikayetçi olduğu bazı öğretmenler ve muhasebe görevlisi hakkında disiplin cezası verilmediği, dava konusu işlemde ise davacının şikayet dilekçelerinde yer alan konularla ilgili dört öğretmen ve muhasebe görevlisi hakkında gerekli soruşturmanın yapıldığı, okul müdürü … ve İngilizce öğretmeni … hakkında getirilen disiplin teklifinin …İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünce uygulandığı hususuna yer verildiği görülmüştür.

Her ne kadar İdare Mahkemesince davacının başvurularının sonucu hakkında tesis edilen dava konusu işlem bilgilendirici mahiyette bir işlem olarak nitelendirilmiş ise de; Mahkemece dava konusu işlemin içerik olarak icrai nitelikte bir işlem olup olmadığı, diğer bir anlatımla davacının dava açma iradesinin şikayetçi olduğu ve disiplin cezası uygulanmayan öğretmenler ve muhasebe görevlisi hakkında disiplin cezası verilmemesine ilişkin işlemlere yönelik olup olmadığı hususu ortaya konulmaksızın davanın incelenmeksizin reddi yönünde verilen temyize konu Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.


Devlet Memurları Kanunu 125. madde emsal karar aramak için https://karararama.danistay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık