0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Babalık Davası – Babalığın Tespiti (TMK 301)

11babalik davasi nedir

Babalık davası; evlilik dışında dünyaya gelen bir çocuğun babası, baba olduğunu kabul etmediği takdirde, anne ya da çocuk tarafından babaya karşı açılan ve bunun sonucunda da babalığın mahkeme kararıyla tesis edilmesini sağlayan davaya denir. Babalık davasının amacı çocuğun biyolojik babasının çocuğu hukuken tanımasıdır. Çocuğun başka bir erkekle soybağının bulunması tanımanın gerçekleştirilmesi önünde engeldir. Çocuğun başka bir erkekle soybağı ilişkisinin bulunması durumunda babalık davasından evvel soybağının reddi davası gündeme gelmelidir. Mahkemede görülen babalık davası neticesinde davalının baba olduğu ispatlandığı taktirde, mahkeme tarafından, evlilik dışı dünyaya gelen çocuğun babası olduğuna hükmedilecektir. Babalık davasıyla beraber çocuk ve baba arasındaki ilişki hâkim hükmü ile kurulur. Bu hüküm kesinleştikten sonra, çocuk ile babası arasında daha önceden olmayan bir soybağı ilişkisi söz konusu olacaktır. Çocuk ile babası arasında oluşan soybağı ilişkisi kurulmasına bağlı olan bütün yasal hakları çocuk elde edecektir. Babalık davası,

  • Cumhuriyet Savcısına
  • Hazineye
  • Dava ana tarafından açılmışsa kayyıma;
  • Kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.

Kanun koyucu şartları varsa, bir başka erkekle soybağı ilişkisi içinde olmayan çocuğun soybağı durumunun belirlenmesi için babalık davası açılmasına olanak tanımıştır (TMK m.301). Baba, çocuğu tanımak istemese de mahkemece çocuğun babalığına hükmedilebilir. Kanun koyucu, çocuğun tanınmamasından doğacak haksızlıkları önlemek düşüncesiyle babalık davasını düzenlemiştir. Babalık davası soybağının tespitine ilişkin davalardandır. Baba ile evlilik dışı doğan çocuk arasındaki soybağının hukuki anlamda kurulmasına mahkemece karar verilmesidir. Çocuk ile baba arasındaki soybağı baba ve annenin evli olması ya da tanıma yoluyla da kurulabilmektedir.

babaligin tespiti davasi
babaligin tespiti

Babalık Davası Nedir?

Babalık davası; babalığın tesisi talebiyle anne veya çocuk tarafından, çocuğun babası olduğunu kabul etmeyen kişiye karşı açılan davadır. Diğer bir tanımla babalık davası; evlilik dışında dünyaya gelen bir çocuğun babası, baba olduğunu kabul etmediği takdirde, anne ya da çocuk tarafından babaya karşı açılan ve bunun sonucunda da babalığın mahkeme kararıyla tesis edilmesini sağlayan davaya denir. Babalık davasının amacı çocuğun biyolojik babasının çocuğu hukuken tanımasıdır. Çocuğun başka bir erkekle soybağının bulunması tanımanın gerçekleştirilmesi önünde engeldir. Babalık davası yenilik doğuran bir davadır. Bu sebeple olumlu sonuçlandığı takdirde, verilen hüküm birtakım hakların ve yükümlülüklerin öngörüldüğü yenilik doğuran bir karar niteliği taşır. Babalığa hüküm verildiğinde çocukla baba arasındaki ilişki doğum anına kadar geriye yürür. Geçmişe yürüyen bir hüküm olması neticesinde çocuk, ölmüş babasına mirasçı olabilir. Ancak çocuğun geçmiş zaman için nafaka isteme hakkı yoktur.

Her çocuk biyolojik olarak bir babaya sahiptir. Ancak çocuğun bazı hak ve güvencelerden yararlanabilmesi adına baba ile çocuk arasında hukuken de geçerli soybağı ilişkisi olması önem taşır. Evlilik birliği içerisinde doğmuş çocukların babayla olan geçerli soybağı ilişkilerinin kurulması pek komplike değildir. Ancak evlilik dışında doğmuş çocukların babalarıyla aralarında bir soybağı ilişkisinin kurulabilmesi için babanın tespiti gerekir. Baba ve çocuk arasında hukuken geçerli bir soybağı ilişkisinin kurulmaması durumunda babanın çocuğuna karşı yerine getirmesi gereken yükümlülükleri çocuğun talep etme hakkı olmaz.

TMK madde 301

  • Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler.
  • Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
  • Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.

Babalık Davası Nasıl Açılır?

Evlilik birliği dışında doğan bir çocuğun biyolojik babasıyla arasındaki soybağı; anne ve babanın sonradan evlenmesi ya da babanın çocuğu tanıması şeklinde gerçekleşebilir. Ancak bu yollar babanın isteği üzerine uygulanır. Babanın talebi olmadığı takdirde çocuk ve baba arasındaki soybağı ilişkisi kurulamaz. Böylece çocuğun hukuken tanınan bir soybağı bağıyla babasına bağlanma hakkı ve babadan talep edebileceği birçok hak, haksız bir şekilde elinden alınmış olur. Çocuğun bahse konu hak ve güvencelerinin babanın iradesine bırakılmaması adına babalık davası açma hakkı anaya ve çocuğa tanınmıştır. Ana ve çocuk babalık davası açarak babayla çocuk arasındaki soybağı ilişkisinin kurulmasını dava yoluyla elde edebilir.

Böylece çocuğun hak ve güvenceleri yalnızca babanın iradesine bağlanmaz. Çocuğun ve annenin babalık davası açma hakkı Türk Medeni Kanunun 301. Maddesi uyarınca güvence altına alınmıştır. İlgili hükümce; “Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya baba ölmüşse mirasçılara karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılırsa kayyıma; kayyım tarafından açılırsa anaya ihbar edilir.” Babalık davası ile yapılan incelemeler sonucunda çocuğun davalı erkekten olduğu ortaya çıktığı takdirde hakim hüküm vererek davalı erkek ve çocuk arasında soybağı ilişkisi kurar. Soybağının reddi davasında yargılama usulü Türk Medeni Kanunu’nun 284. Maddesinde düzenlenmiştir. İlgili hükümce; “Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır:

  1. Hakim maddi olguları re’sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder.
  2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı hakimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hakim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğurmuş sayabilir.”
babalik davasi sartlari
babalik davasi sartlari

Babalık Davasının Şartları

  • Babalık davası açabilmek için ilk şart, çocuğu doğuran annenin belli olmasıdır. Annesi belirsiz olan bir çocuk hakkında babalık davası açılması mümkün değildir. Yargıtay’ın görüşü de babalık davasını açabilmek için ananın belli olması gerektiği yönündedir.
  • Babalık davası için ikinci şart ise, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağının kurulmamış olmasıdır. Çocuk, bir erkeğe soybağı ile bağlı ise, bağlı olduğu erkeğe karşı soybağının reddi davası açmadan babalık davası açamaz. Türk Medeni Kanunu’nun 303. Maddesi hükmünce başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi mevcut olduğu takdirde bir yıllık süre soybağının reddi davasıyla birlikte bu soybağı ilişkisinin ortadan kalkmasıyla işlemeye başlar. Örneğin evli bir kadının kocasından başka bir erkekten hamile kalması ve çocuğun evlilik içinde doğması halinde Türk Medeni Kanunu’na göre çocuk evli olan babaya bağlıdır.
  • Davayı açabilmenin son şartı ise ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmiş olmasıdır. Kanun koyucu babalık davasının açılması halinde, bazı makamların ve kişilerin bu hususta bilgilendirilmesini istemiştir. TMK m.301/3’e göre, açılan dava herhalde Cumhuriyet savcısına bildirilmelidir. Kanun koyucu, aynı şekilde, Hazine’nin de kendi yararını koruması için açılacak bir davadan haberdar edilmesini istemiştir. Ayrıca, ana tarafından açılacak babalık davasında, çocuğun yararı ile ananın yararının çatışabileceği esasından hareketle ananın açacağı babalık davasının kayyıma, kayyım tarafından açılacak babalık davasının anaya bildirilmesi istenmiştir. Dava açıldığına ilişkin olarak yapılan bu ihbarlarla kişiler davanın tarafı olmazlar.

Babalık Davasını Kimler Açabilir?

Babalık davası, sanılanın aksine baba olduğunu iddia eden kişi tarafından açılamamaktadır. Baba olduğunu iddia eden kişi şartlarını taşıması halinde çocukla arasındaki soybağını tanıma yöntemiyle kurabilir. TMK madde 301, babalık davasının açılması için kadın ve çocuğa dava hakkı verildiğini hükme bağlamıştır. Ana ve çocuğun dava açma hakları birbirinden bağımsızdır. Yani ana ve çocuk birlikte babalık davası açabilecekleri gibi ayrı ayrı da açabilirler.

Davalardan biri için verilen karar diğeri için kesin hüküm niteliği taşımaz. Ana ve çocuk ayrı ayrı dava açarlarsa ve davaları aynı mahkemede açmakla birlikte aynı kişiye de açarlarsa davalar birleştirilir. Çocuk ve ananın ayrı ayrı dava açması durumunda davalar arasında bir öncelik sonralık ilişkisi yoktur. Davalardan birinin reddi, diğerinin de ret sebebi olamaz. Ananın veya çocuğun davadan feragat etmesi veya sulh yoluna gitmesi de diğerinin dava hakkını etkilememektedir.

Davalar birbirinden bağımsız olup bu davada zorunlu dava arkadaşlığı söz konusu değildir. Babalık davasının açılmasından önce, bu davadan feragat edilemez. Yani dava açma hakkı, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için bu haktan vazgeçilemez. Ancak çocuğun yararına ise, açılan davadan rücu edilebilir. Davadan rücu edilecekse, vasinin veya kayyımın, vesayet makamının iznini alması gerekir.

  • Davalı

Soybağının reddi davasını açma hakkı çocuk ve anaya tanınmıştır. Babalık davası ana tarafından açıldığı takdirde, çocuğun baba olduğu iddia edilen kişiyle arasındaki soybağının kurulması istenir. Ana tarafından ayrıca doğum nedeniyle uğradığı maddi zararlar da istenebilir. Babalık davası ile birlikte öne sürülebileceği gibi ayrı bir dava konusu da yapılabilir. İstenebilecek maddi zarar kalemleri TMK 304. maddede sayılmıştır.

Doğum giderleri, doğum öncesi ve sonrası altışar haftalık dönemdeki geçim giderleri istenebilir. Bu giderlerle birlikte bu halden kaynaklanan diğer giderlerde istenebilecektir. Ananın dava hakkı, çocuğun dava hakkından bağımsızdır. Bu yüzden çocuğun ölümü, ananın babalık davası açma hakkını sona erdirmez. Velayet hakkı anada ise, ana babalık davasıyla birlikte, çocuk için nafaka da talep edebilir.

Babalık davası çocuk tarafından da açılabilmektedir. Çocuk, baba ile arasındaki soybağının kurulmasını isteyecektir. Çocuk eğer başka bir erkeğe soybağı ile bağlıysa öncelikle bu soybağının reddini istemelidir. Bunu yapmadan babalık davası açabilmesi mümkün değildir. Çocuk tarafından babalık davası ile nafaka da istenebilir.

  • Davacı

Dava, baba olduğu iddia edilen kişiye, bu kişi ölmüş ise mirasçılarına karşı açılabilir. Eğer ölen kişinin hiç mirasçısı bulunmuyor ise miras devlete kalır. Bu durumda babalık davası devlete karşı açılabilir. Baba olduğu ileri sürülen kişi, ayırt etme gücüne sahipse babalık davası kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için kendisine karşı açılan davayı kendi yürütebilir; kişinin sınırlı ehliyetsiz olması önem taşımaz. Baba olduğu ileri sürülen kişi, ayırt etme gücünden yoksun ise yasal temsilcisi onu temsil eder.

Hakim açılan babalık davasında, babalığa hüküm verdikten sonra, öncelikle velayet ve kişisel ilişki kurulmasını, daha sonra da nafaka hususunu çözüme kavuşturmalıdır. Babalık olasılığı kuvvetli bulunursa ödenmesine karar verilen nafaka tedbir nafakası olup, bu nafaka mahkeme tarafından verilen babalık kararının kesinleşmesine kadar devam eder. Babalık kararı kesinleştikten sonra da iştirak nafakasına dönüşür. Babalık olasılığı kuvvetli değilse, tedbir nafakasına karar verilmeyebilir. Bu durumda babalık davasının sonuçlanması beklenir.

Babalık davasının kararı ile birlikte dava tarihinden başlamak üzere baba aleyhine iştirak nafakasına karar verilir. Evlilik dışı ilişkiden doğan çocuğun velayeti kendisine verilmeyen baba, çocuğun bakım ve eğitimi için gerekli giderlere iştirak etmek zorundadır. Burada ödenecek nafaka iştirak nafakası olup, davada hukuki nitelendirme hakime aittir. Babalık davası, mirasçılara karşı açılmışsa, bu dava bakım(iştirak) nafakası davasıyla birleştirilemez. Zira, bakım nafakası sadece ana babaya yüklenmiş bir yükümlülüktür.

Babanın ölümünden sonra babalık davası mirasçılara karşı açılmışsa, TMK m.364 ve 365’de düzenlenen yardım nafakasıyla birlikte açılabilir. Babalık davasının birden fazla kişi hakkında açılması mümkün olup, dava aynı anda açılabileceği gibi ardarda da açılabilir. Aynı şekilde, davaya ispat açısından üçüncü kişiler dahil edilebilir. Birden fazla kişiye dava açılması halinde, hakim hangi dosyayı daha önce ele alacağına dosyaları bizzat inceleyerek karar verir. Sonra tek tek her dosyada baba olması ihtimali olan kişiyle çocuk arasındaki ilişkiyi araştırır.

Babalık Davası DNA Testi

DNA testinde, hedeflenen belirli gen dizilimlerinin, incelenen materyale ait DNA diziliminde olup olmadığı belirlenir. Günümüzde popüler olan ve tıp alanında kullanılan DNA testi, birçok hastalığın teşhisinde kullanıldığı gibi adli vakalar, babalık davası ve soybağının reddi davası gibi davalarda da kullanım alanı bulmaktadır. Dünyaya gelen her birey genetik özelliklerini anne ve babasından alır ve her bireyin DNA’sı kendisine özel olup dünyada eşsizdir. DNA testi kişilerin genine dair incelemeler de bulunarak kimlik tespiti yapılabilmesini sağlar. Babalık davalarında da baba ile çocuk arasında, DNA testi yardımıyla, gen bağı bulunup bulunmadığına ilişkin genetik inceleme yapılır. Günümüzde babalık davalarında tarafların iddialarını ispatlamak için en çok kullandığı yöntemlerin başında DNA testi gelmektedir. Bu test ile örnek alınan kişinin çocuğun babası olup olmadığı çok yüksek doğruluk oranlarıyla tespit edilebilmektedir.

Hakimin DNA testi sonucuyla bağlı olmadığını belirmiştir; ancak, soybağının belirlenmesi biyolojik açıdan teknik ve özel bilgi gerektiren bir konu olduğundan ve bilhassa DNA testi sonuçlarının oldukça yüksek bir doğruluk oranı sunmasından dolayı, hakim kararıyla DNA test sonucunun çelişmesi, aykırılık teşkil etmesi pek mümkün değildir. Soybağının tespitinde yalnızca DNA testi değil; aşağıda sıralandığı üzere farklı tıbbi muayene yöntemlerine de başvurulmaktadır:

  • Kan grupları
  • Antropobiyometri (Babalığın belirlenmesinde vücut ölçülerinin değerlendirilmesi)
  • Similarite (Babalığın belirlenmesinde yüz ve vücut benzerliklerinin değerlendirilmesi)
  • Gebelik süresi – çocuğun gelişim düzeyi

DNA testleri taraflarca hâkimden talep edilebileceği gibi hâkim tarafından da istenmesi mümkündür. DNA testi hâkim açısından bilirkişi raporu niteliğindedir. Başka bir deyişle, hâkim söz konusu rapor ile bağlı değildir. Ancak soybağının tespitinin teknik ve özel bilgi gerektirdiği ve özellikle DNA testinin sonuçlarının bilimsel olarak çok yüksek bir oranda doğru çıktığı bilinmektedir. Her ne kadar bilirkişi raporları hâkimi bağlamasa da objektif olarak yapılan, bilimsel içeriğe sahip ve doğruluk oranı çok yüksek olan bu yönteme aykırı karar vermesi mantığa terstir. Belirtmek gerekir ki, soybağının belirlenmesinde genellikle, kan grupları ile babalık araştırmaları, vücut ölçüleri orantılarına bakılarak babalık tayini (antropobiyometri), yüz ve vücut benzerliklerine göre babalık tayini (similarite), gebeliğin müddeti ile doğan çocuğun olgunluk derecesine ilişkin tıbbı muayene yöntemleri de kullanılmaktadır.

babalik davasi yargitay
babalik davasi yargitay

Babalık Davasında İspat

Türk Medeni Kanunu’nu 6. Maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflar hakkını dayandırdığı olguları ispatlamalıdır. Bu yüzden babalık davası açan taraf yani anne veya çocuk tarafından baba olduğu iddia edilen şahsın babalığının ispatı gerekir. Kanun koyucu ispat edilmesi zor olan bu durumu kolaylaştırmak için babalık karinesi kurumunu getirmiştir. Babalık karinesine göre davalı, çocuğun doğumundan önceki 300 ila 180 gün arasında anayla cinsel ilişkiye girmiş ise bu durumun babalık için karine oluşturulacağı kabul edilmiştir. Davacı tarafından bu ilişkinin varlığını kanıtlamak için her türlü delil kullanılabilir.

Cinsel ilişkinin varlığını gösterir kuvvetli emarelerin olması yeterlidir. Cinsel ilişkiye girildiğini ima eden mektuplar, tanık anlatımları, cinsel münasebetin varlığını düşündürecek nitelikteki sık ziyaretler, davalının, ananın doğum masraflarını ödemek gibi deliller cinsel ilişkinin ispatı için kullanılabilir niteliktedir. Ayrıca cinsel ilişki sırasında hamilelik önleyici ilaçlar alınması veya ilişkinin tam gerçekleşmemesi gibi haller babalık karinesinin oluşumu açısından sorun teşkil etmez. Ancak unutulmamalıdır ki bu karinenin aksinin ispatı her zaman mümkündür. Yani davalı tarafça babalık karinesinin çürütülmesi de mümkündür. Kanun koyucu bu bakımdan babalık karinesinin çürütülmesine yönelik iki olanak sunmuştur.

  • İlki, söz konusu çocuğun anayla olan cinsel ilişkiden olmasının imkânsız olduğunu kanıtlama ya da böyle bir ilişkinin olmadığının kanıtlanmasıdır.
  • Diğeri ise başka bir erkeğin baba olma ihtimalinin kendi ihtimaline nazaran daha yüksek olduğunun kanıtlanması durumudur.

Bu ispat araçlarının yanında davalı ve davacı tarafça bilimsel yöntemlere de başvurulması mümkündür. Örneğin babalık karinesinin varlığını ispatlayacak delilleri mahkemeye sunamayan davacılar DNA testi gibi tıbbi ve bilimsel testlere başvurabilir.

Ayrıca babalık davası resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu bir davadır. Bu nedenle taraflarca talep edilmemiş olsa dahi hakim tarafından soybağının tespiti için ilgililerden kan ve doku örneği alınmasına karar verilebilir. Hakim tarafından verilen bu karara karşı taraflarca veya üçüncü kişilerce, araştırma herhangi bir tehlike yaratmadığı müddetçe, karşı koyulması mümkün değildir. Davalı tarafından rıza gösterilmemesi durumunda uyuşmazlığın çözümü için gerekli olması ve rıza vermeyen bakımından herhangi bir tehlike arz etmemesi durumunda hâkim zor kullanılarak örnek alınmasına karar verebilir. Davacı taraf babalık karinesine dayanarak gerekli delillerle söz konusu karinenin ispatını sağlamışsa ispat yükü davacı tarafın omuzlarından kalkar.

Bundan sonra artık davalı taraf delillerle desteklenen babalık karinesini çürütmekle mükelleftir. Yani ispat yükü artık davalı erkeğin omuzlarındadır. Davalı, davacı gibi, her türlü delille babalık karinesini çürütebilir. Örneğin alacağı tıbbi bir rapor ile kısır olduğunu ve çocuk sahibi olamayacağını ispat edebileceği gibi ananın zaten cinsel ilişki esnasında hamile olduğunu ya da kendisinden olan çocuğun düşürülmüş olduğunu da kanıtlayarak mahkemeye sunabilir. Davacı taraf gibi davalı erkekte çocuğun kendisinden olmadığını bilimsel inceleme yöntemlerine başvurulmasını hakimden talep ederek kanıtlayabilir.

Babalık Davası Açma Süresi

Babalık davasının açılmasına ilişkin yasada öngörülmüş olan süreler “hak düşürücü süre” niteliğindedir. Bu süreler “zaman aşımı süresi” niteliğinde değildir. Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilmektedir. Ana, babalık davasını en geç çocuğun doğumundan itibaren bir yıl içerisinde açmalıdır. Ancak çocuk, ana başka bir erkekle evliyken dünyaya gelmiş ise doğal olarak evlilik birliği içinde doğduğu kabul edilip ananın evli olduğu erkeğe bağlanır.

Böyle bir durumda babalık davası açılabilmesi için diğer erkekle olan soybağının ortadan kaldırılması gerekir. İşte böyle bir durum var ise bir yıllık süre soybağı ilişkisinin ortadan kaldırıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu sürenin geçirilmesini haklı kılacak nedenlerin varlığı halinde ise kanun koyucu bu sebeplerin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içerisinde davanın açılması gerektiğini söylemiştir. Bu sürenin geçip geçmediği yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi hakim tarafından da re’sen gözetilir. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen bu süreler niteliği gereği hak düşürücü sürelerdir.

Yani, bu süreler geçirildikten sonra babalık davası açmak mümkün değildir. Çocuk açısından ise, kanun koyucu farklı bir düzenlemeye gitmiştir. Çocuğa tayin edilen kayyımın veya ergin olduktan sonra çocuğun açacağı babalık davası için Kanun’un 303/2’de düzenlenen süreler Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasaya aykırılık nedeniyle iptal edilmiştir. Çocuğun açacağı babalık davası, TMK madde 303’de bir süre sınırına tabi olmayacaktır. Dolayısıyla kayyım da babalık davasını, görevi devam ettiği süre içinde açabilecektir

Babalık Davası Görevli ve Yetkili Mahkeme

Dava açılması aşamasında dikkat edilmesi gereken iki önemli usuli şart vardır. Bunlardan bir tanesi; uyuşmazlığa hangi mahkemenin bakacağı yani görevli mahkemenin hangisi olduğudur. Diğeri ise davaya hangi yer mahkemesinin bakacağı yani davanın hangi mahkemenin yetkisi kapsamında olduğudur. Görevli mahkeme; dava şartı olup bir davaya bakmakta görevli olan mahkemeye verilen isimdir. Yetkili mahkeme ise bir davaya yer bakımından hangi mahkemenin bakabileceğini gösteren kuraldır. Görev kamu düzenine ilişkin bir unsurdur. Bu sebepten ötürü mahkemenin her aşamasından görev re’sen dikkate alınmalıdır. Babalık davalarına bakmakla görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Eğer davanın açılacağı yerde Aile Mahkemesi bulunmuyor ise Asliye Hukuk Mahkemesinde açılabilmektedir. Babalık davasında yetkili mahkeme;

  • Taraflardan birinin dava anındaki yerleşim yeri,
  • Çocuğun doğumu anındaki yerleşim yeri mahkemesi olarak düzenlenmiştir. (TMK283).

Tarafların Türkiye’de yerleşim yerlerinin bulunmaması halinde davanın açılacağı yer 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 41. Maddesi hükmünce belirlenecektir. İlgili Maddeye göre; “Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davaları, yabancı ülke mahkemelerinde açılmadığı veya açılamadığı takdirde, Türkiye’de yer itibariyle yetkili mahkemede, bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, Türkiye’de sakin değilse Türkiye’de son yerleşim yeri mahkemesinde, o da bulunmadığı takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinde görülür.”

Babalık Davasının Sonuçları

  • Davalının baba olduğuna hükmedilmesi halinde; ananın hamile kalma ve doğum nedeni ile uğradığı maddi zararların tazminini babadan isteyebilir. Talep edilebilecek giderler Türk Medeni Kanunu’nun 304. Maddesinde düzenlenmiştir. TMK 304. Maddesine göre ananın babalık davası sonucunda davalının baba olduğu kararı verilen kişiden talep edebileceği giderler;
    1. Doğum giderleri
    2. Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri
    3. Gebelik ve doğumun gerektirdiği giderlerdir.
  • Babalığına hükmedilen erkek, çocuğu ile kişisel ilişki kurulmasını hakimden izin istemek suretiyle talep edebilir.
  • Mahkeme, babalık davası ile beraber ileri sürülmesi halinde ya da ayrı olarak bir nafaka davası açılarak talep edilmesi halinde; baba olduğu ispat edilen erkeğin; çocuk lehine nafaka ödemesine karar verebilir.
  • Çocuk babalık davası sonucu baba olduğu ispat edilen erkeğin mirasçısı olma hakkı kazanır.

Babalık Davası Yargıtay Kararları 

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/969 E.  ,  2019/5721 K.

  • Medeni Kanun 301. Madde
  • Babalık Davası

Somut olay yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda değerlendirildiğinde, Anayasa Mahkemesi’nin Türk Medeni Kanunu’nun 301/4.maddesi hakkındaki iptal kararı yürürlüğe girmiş olduğundan, çocuk tarafından açılan babalık davasında artık herhangi bir hak düşürücü süre söz konusu değildir. Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nun 301/3. maddesi gereğince davanın Hazine ve Cumhuriyet savcısına ihbar edildikten sonra işin esasının incelenip iddia ile ilgili taraf delillerinin toplanması, DNA incelemesinin yapılması, bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus nazara alınmadan “hak düşürücü süre geçtiğinden” bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/11234

  • Medeni Kanun 301. Madde
  • Babalık Davası

Dava, bu haliyle, davacıların babasının M. K. olmadığı iddiası bakımından 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunun 286.madde kapsamında soybağının reddi, biyolojik babalarının … olduğu yönünden ise aynı Kanun’un 301.maddesi gereği babalığın tespiti istemine ilişkindir. Çocuğun bir başka erkekle soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün değildir. Dolayısı ile eldeki davaya soybağının reddi olarak bakılarak karar verilmesi, babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilerek, soybağının reddi davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Karar: 2017/4772

  • Medeni Kanun 301. Madde
  • Babalık Davası
  1. Evlilik haricinde doğan çocukla baba arasındaki soybağı hakim hükmüyle de kurulabilir. Bunu sağlayan dava ise babalık davasıdır. (m.301). Bu dava, ana ve çocuk tarafından babaya, baba ölmüş ise mirasçılarına karşı açılır. Soybağına dair hükümler 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 282. maddesi ve devamında düzenlendiğinden buna dair davalarda 4787 Sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesi uyarınca görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerekir. Bu açıklama karşısında, davaya aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken, bu husus düşünülmeden asliye hukuk mahkemesi olarak yargılamaya devam edilip davanın reddine karar verilmesi,
  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 426 maddesinin 2. fıkrasına da “Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün yada kısıtlının menfaati çatışıyorsa” kayyım atanacağının belirlendiği, aynı Kanun’un 430. maddesinde ise “temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı karafından atanır” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme dikkate alınarak küçük Yağmur Y.’ı temsil etmek üzere Sulh Hukuk Mahkemesi’nce atanacak bir kayyım huzuru ile yargılama yapılması gerekirken bu usule uyulmadan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü’nden görevlendirilen kişi katılımı ile yargılama yapılması,
  3. Davalı … yargılamayı takip etmediği gibi DNA incelemesi için hastaneye sevki amacıyla kendisine ulaşılması mümkün olmadığından yargılamanın usul ekonomisi ve Türk Medeni Kanunu’nun 284/2-2. bendi gereğince bu husus davalının aleyhine ispatlanmış kabul edilerek DNA incelemesinden vazgeçilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 292/1. maddesi uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak, ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkes, soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır. Haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde, hakim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir hükmünü taşımaktadır. Mahkemece açıklanan yasa hükmü gözetilerek işlem yapılması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Babalık Davası Dilekçe Örneği

ANKARA NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ’NE

Davacı: Ad Soyad (TC:………..) Adres

Vekili : Av. Umur YILDIRIM

Davalı: Ad Soyad (TC:…………) Adres

Konu: TMK m. 301 uyarınca davalının müvekkil ile evlilik dışı ilişki sonucu hayata gelen müşterek çocuğun biyolojik babası olması dolayısıyla babalığın hükmen tayini, müşterek çocuk için nafaka, doğum masrafları ve tazminat taleplerimizden ibarettir.

Açıklamalar:

  1. Müvekkilim ile davalı arasında başlayan arkadaşlık zamanla gönül  ilişkisine dönüşmüştür. Taraflar arasında dini nikah kıyılmış ve örf ve adetler gereğince düğün yapılmış; fakat resmi nikah kıyılmamıştır. Bu birliktelikten …/…/… tarihinde müşterek çocuk …… dünyaya gelmiştir. Ancak babası çocuğu kabul etmemektedir.
  2.  Öncelikle çocuğun davada temsil edilebilmesi için bir kayyım tayin edilmesi gerekmektedir. Sayın Mahkemenin çocuğa kayyım tayini için Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunmasını istemekteyiz.
  3. Müvekkil şu an 1 yaşında olan müşterek çocuk …..’nın tüm masraflarını tek başına karşılamaktadır. Müşterek çocuk halen nüfusa kaydedilmemiş dolayısıyla davalı ile aralarında hukuki bağ kurulamamıştır. Bu durum  hem çocuk  hem  de müvekkilin mağduriyetine sebep olmaktadır.
  4. Yukarıda arz edilen nedenlerle, müşterek çocuğun babasının davalı olduğunun  tespiti, çocuğun davalının nüfus kayıtlarına geçirilmesi, masraflarına davalı babanın da katkıda bulunmasını sağlamak için işbu davayı açma zarureti doğmuştur. Ayrıca doğum ve hastane masraflarının davalıdan tahsili yönünde karar verilmesi talebimiz de mevcuttur.

Hukuki Sebepler: TMK, HMK ve ilgili sair mevzuat.

Hukuki Deliller: Nüfus kayıtları, Doğum raporu, Hastane kayıtları, DNA testi, Bilirkişi incelemesi, Tanık, Yemin,  Her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;

  1. Davalının …… doğumlu küçük ……nun babası olarak tespitine,
  2. Müvekkilin yapmış olduğu doğum gideri, çocuğun iaşe ve sair giderleri için ……. TL tazminatın (fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline,
  3. Müşterek çocuğun giderleri için karar kesinleştiği tarihten itibaren iştirak nafakasına dönüşmek üzere aylık ……. TL tedbir nafakasına hükmedilmesine,
  4. Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini Saygılarımızla vekaleten arz ve talep ederiz.

                                                                                                                                                                                                                                                                                Davacı Vekili Av. Umur YILDIRIM

Sıkça Sorulan Sorular

Babalık davası; evlilik dışında dünyaya gelen bir çocuğun babası, baba olduğunu kabul etmediği takdirde, anne ya da çocuk tarafından babaya karşı açılan ve bunun sonucunda da babalığın mahkeme kararıyla tesis edilmesini sağlayan davaya denir.

Babalık davası asliye ceza mahkemesinde görülür. Asgari ücret tarifesine göre en düşük babalık davası ücreti 17.200 TL'dir. Fakat bu ücret en düşük ücrettir.



Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın