Ceza Hukuku

Suça Teşebbüs

Suça teşebbüs, bir suç işleme kararını alan failin, suç yolunda ilerleyerek işlemeyi kastettiği suça ilişkin gerekli hazırlıkları yapıp icra hareketlerine başlamasına rağmen elinde olmayan nedenlerden ötürü, işlemek istediği suçu sonuçlandıramaması olarak tanımlanabilir. TCK madde 35’te “Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.” şeklinde suça teşebbüs tanımlanmaktadır. Kanun düzenlenişinden açıkça anlaşılacağı üzere bir suçun teşebbüs aşamasında kalması için:

  1. İşlenmek istenen suçun kasten işlenebilen bir suç olması,
  2. Failin elverişli hareketlerde bulunması,
  3. Failin doğrudan doğruya suçun icrasına başlaması,
  4. Failin elinde olmayan nedenlerden ötürü eylemini tamamlayamaması

şartlarının oluşması gerekmektedir.

Her ne kadar fail tarafından suç gerçekleştirilememiş olsa da suç yolundaki eylemlerin cezasız kalması hukukla ve adaletle bağdaştırılamayacaktır. Nitekim, teşebbüs halinde suç meydana gelmese bile toplum düzeni üzerinde somut bir tehlike yaratmaktadır. Kanun koyucu bir eylemin hukuka aykırı olduğunu değerlendirirken, toplumdaki düzeni bozucu nitelik taşıyıp taşımadığına, toplumun korunan hak veya menfaatine zarar verip vermediğini dikkate alır.

Teşebbüs aşamasında kalan eylemler ile suçun kanuni tanımındaki eylemler yerine getirilmiştir; ancak netice kısmı eksik kalmaktadır. Bu nedenle teşebbüsü cezalandırmanın nedeni tamamlanmış suçları cezalandırmakla aynı nedene dayanmaktadır.

Teşebbüs aşamasında fail, işlemeyi kastettiği suçu tamamlamak istediği sonuca ulaşmak amacıyla icra hareketlerine başlamaktadır; ancak elinde olmayan nedenlerle icra hareketlerini tamamlayamamakta ya da icra hareketlerini tamamlamasına rağmen istenilen sonuç meydana gelmemektedir.

Yakalama Sebebi Olarak Suça Teşebbüs

Suça teşebbüs 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda yakalama sebebi olarak gösterilmiştir. Kanunun 13. maddesine göre “polis, … suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare veya delil bulunan şüphelileri, … yakalar ve gerekli kanuni işlemleri yapar. …” Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 5. maddesinde de kolluk görevlilerinin suça teşebbüs edildiğine dair haklarında kuvvetli iz, eser, emare ve delil bulunan şüphelileri yakalayabileceği belirtilmiştir.

Suça Teşebbüsün Unsurları

  • Maddi Unsur

İcra Hareketlerine Başlama

İcra hareketlerine başlama, teşebbüsün oluşmasını sağlayan pozitif unsurlardandır. Kanun koyucu tarafından suçun işlenmesi maksadıyla yapılan tüm eylemler cezalandırılmamıştır. Bu kapsamda icra hareketleri cezalandırma sınırları içindedir. Bu durumda bir eylemin hazırlık hareketi mi yoksa icra hareketi mi olduğu sorusu önemlidir. Hazırlık hareketleri aşamasında fail, suçu işlemek için hazırlanmaktadır; işleyeceği suça uygun suç aletini satın almaktadır, onun hakkında bilgi sahibi olmaktadır, suçu işlemeye yönelik gerekli eylem planını hazırlamaktadır.

Hazırlık hareketi ile icra hareketi arasındaki ayrımın zor olması nedeniyle TCK madde 35’te doğrudan doğruya icraya başlama kıstası getirilmiştir. Fail suçun varlığı için gerekli olan davranışı işlemeye başladığında icra hareketi meydana gelmektedir. Buna göre doğrudan doğruya icraya başlanması icra hareketi olarak kabul edilmiştir. Kanunda suçun oluşması için yer alan hareketlerin yapılmasıyla icra hareketlerine başlanmış olunacaktır.

Hareketin Elverişli Olması

Hareketin elverişli olması, teşebbüsün oluşmasını sağlayan pozitif unsurlardandır. Kanunda elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlama suça teşebbüsü oluşturmaktadır. Failin icra hareketi istenilen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmalıdır. Elverişli vasıta, elverişli hareket kapsamına alınmaz; nitekim vasıta terimi hareketsiz bir şeyi ifade etmektedir.

Elverişlilik değerlendirilirken olay anındaki durum ve şartlar göz önüne alınmaktadır. Fail tarafından yapılan hareket suçu tamamlamaya imkanı vermiyorsa bu durumda mutlak/kesin elverişsizlik söz konusu olacaktır. Normal şartlar altında suçun kanuni tanımında yer alan sonuçları meydana getirmeye elverişli olmasına rağmen failin işlemek istediği suç konusu açısından elverişsiz olması durumunda ise nispi elverişsizlik söz konusudur. Yargıtay’ın kimi kararlarında, elverişlilik halini değerlendirirken mutlak ve nispi elverişsizlik kavramlarına göre ayrım yapmaktadır.

İcra Hareketlerinin Tamamlanamaması

İcra hareketlerinin tamamlanamaması, teşebbüsün oluşmasını sağlayan negatif unsurlardandır. Bu durumda fail suç yolunda ilerlerken, elinde olmayan nedenlerle icra hareketlerini tamamlayamamaktadır. Failin elinde olmayan neden maddi veya manevi nitelikte olabileceği gibi üçüncü bir kişini fiiliyle de gerçekleşebilir; her ne olursa olsun dış etmenler tarafından engellenmiş olacaktır. Aksi takdirde, failin özgür iradesiyle icra hareketlerini tamamlamaması durumunda gönüllü vazgeçme söz konusu olur.

İcra hareketlerinin tamamlanamaması engelleyici etmenler suç tamamlanmadan önce ortaya çıkmalıdır. Failin icra hareketlerini tamamlamasına rağmen istediği sonuca ulaşamaması durumunda da suçu tamamlayamamaktadır.

  • Manevi Unsur

Kanun lafzından da anlaşılacağı üzere teşebbüs sadece kasten işlenebilen suçlarda mümkün olur. TCK madde 21/1’de “Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde kast ifade edilmiştir. Bu bakımdan tamamlanmış suça özgü nitelikleri taşımaktadır. Nitekim teşebbüs aşamasında kalmış suçtaki kast, tüm unsurlarıyla birlikte tamamlanmış suçu işlemek isteğinden ibarettir. Kısacası, fail tarafından suçu işlemeye elverişli davranışları gerçekleştirmek bilinç ve iradesi ortadadır. Nitekim Yargıtay kararlarınca da failin kastının suçu tamamlamaya yönelik olduğunu ve teşebbüs için ayrı bir kasttan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun T. 14.12.1999-1/278-308 kararında failin kastı belirlenirken “failin olay öncesi ve sonrası davranışları, fail ile mağdur arasındaki husumetin sebebi ve niteliği, failin suçta kullandığı suç aletinin mahiyeti, atış veya darbe sayısı ile mesafesi, mağdurun vücudunda meydana gelen yaraların yerleri ile nitelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, olayın akış ve sebebi, failin işlemeyi kastettiği suçun iradesi dışında engel bir halinin olup olmadığı” değerlendirilmektedir.

Bazı Suçlar Bakımından Suça Teşebbüs Sorunu

  • Taksirli Suçlarda Teşebbüs

Taksir, TCK madde 22/2’de “Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle taksirli suçlarda bir suç işleme kararı ve iradesi bulunmadığından, taksirle işlenen suçlarda teşebbüs mümkün değildir. Basit taksir veya bilinçli taksir ayrımının bir önemi bulunmamaktadır.

  • Olası Kastla İşlenen Suçlarda Teşebbüs

Olası kast, TCK madde 21/2’de “Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” olarak tanımlanmaktadır. Olası kastta fail, gerçekleşecek olan neticenin meydana gelmesini kabullenmekte, riski göze alarak hareketlerine devam etmektedir. Bu nedenle olası kastla işlenen suçların teşebbüse elverişli olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır. Yargıtay’ın, olası kastı neticenin belirleyeceği görüşünden hareketle, öngörülen ancak meydana gelmeyen sonuç yönünden teşebbüsün oluşmayacağı şeklindeki kararları ağır basmaktadır.

  • İhmal Suçlarında Teşebbüs

Sırf ihmal suçlarında fail hareketsiz kalarak ihmalin gerçekleşmesiyle suç tamamlandığından, ilgili suç bakımından teşebbüsün mümkün olup olmadığı doktrinde tartışmalıdır.

İhmal suretiyle icra suçlarında icrai bir şekilde işlenebilen bir suçun ihmali hareketle gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İhmal suretiyle icra suçlarında, failin ihmali bir davranışla gerçekleşmesi amacıyla hareketsiz kalması, ancak neticenin bu hareketsizliğe rağmen failin iradesi dışında doğan bir nedenden dolayı gerçekleşmemesi durumunda da teşebbüs mümkündür. Örneğin, hastaya gerekli tedaviyi yapmayarak ihmali davranışta bulunan doktorun davranışına karşılık, başka bir doktorun gerekli müdahaleyi yaparak hastayı kurtarması durumunda, ihmal suretiyle icra suçuna teşebbüs söz konusu olur.

  • Tehlike Suçlarında Teşebbüs

Tehlike suçu bakımından korunan varlık veya menfaatin sadece tehdit edilmiş olması yeterlidir. Dolayısıyla zararın doğma ihtimalinin bulunması tehlike suçları için yeterlidir. Bu husus bakımından teşebbüsün mümkün olup olmayacağı tartışmalıdır. Bir tehlike suçu olan tehdit suçu bakımından teşebbüs mümkündür.

  • Sırf Hareket Suçlarında Teşebbüs

Bir suçun tamamlanması için neticenin gerçekleşmesine gerek olmaması durumunda sırf hareket suçları/neticesiz suç meydana gelir. Hareketin yapılmasıyla suç tamamlandığından kural olarak bu suçlara teşebbüs mümkün değildir.

Sırf hareket suçları birden çok icra hareketiyle gerçekleşiyorsa, icra hareketleri ayrılabiliyorsa bu durumda teşebbüs mümkün olur. Örneğin, fail tarafından yazılan mektubun hakaret içerdiğini fark edemediği için kabul eden PTT memurun, üçüncü bir kişi nedeniyle mektubu göndermesinin engellemesi veya PTT dağıtıcısının hakaret mektubunu mağdura iletmemesi halinde teşebbüsün olabileceği kabul edilmektedir. Hakaret ve iftira suçları da sırf hareket suçlarındandır.

  • Kalkışma Suçlarında Teşebbüs

Kalkışma suçlarında suçun tamamlanması öne alınmıştır. Kanun koyucu tarafından hukuki koruma konusu varlığa zarar vermeyen davranışlar ile suç tamamlanmış kabul edilmektedir. Dolayısıyla suçun tamamlanmış veya teşebbüs aşamasında kalmış olmasının bir önemi kalmamaktadır; teşebbüse elverişli değildir. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, Anayasayı ihlal gibi suçlar kalkışma suçlarındandır.

  • Kesintisiz Şekilde İşlenen Suçlarda Teşebbüs

Kesintisiz şekilde işlenen suçlarda suçun varlığı için ihlalin zaman içinde bir süre devam etmesi gerekmektedir. Bu süre zarfında suç tamamlanıncaya kadar teşebbüs mümkün olur. Örneğin bir kişinin hürriyetinden yoksun bırakılmak amacıyla araca bindirilmeye çalışıldığı bir durumda, mağdurun direnç göstererek kendini kurtarması durumunda suç teşebbüs aşamasında kalmış olur.

  • Neticesi Sebebiyle Ağırlaşan Suçlarda Teşebbüs

Neticesi sebebiyle ağırlaşan suçlarda gerçekleşen netice kast edilenden daha ağır olmaktadır. Teşebbüs ancak kasıtlı suçlarda gerçekleşebileceğinden neticesi sebebiyle ağırlaşan suçlardaki sonuç failin kast ettiği ve istediği sonuç değildir. TCK madde 23’te “Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.” ifadesi ile netice sebebiyle ağırlaşmış suç için taksirle hareket edileceği açıktır. Taksirli suçlarda teşebbüs mümkün olmadığından neticesi sebebiyle ağırlaşan suçlarda teşebbüs mümkün değildir.

İşlenemez Suç

Sonucun gerçekleşmemesi, kullanılan vasıtaların ve dolayısıyla hareketin elverişsiz olmasından veya suçun maddi konusunun bulunmamasından kaynaklanıyorsa bu durumda işlenemez suç söz konusudur. Burada fail suçu gerçekleştirmek için hareket etmekte ancak sonucu gerçekleştirememektedir.

Her ne kadar kullanılan vasıtanın ve dolayısıyla yapılan hareketin elverişsiz olması veya suçun maddi konusunun bulunmaması halinde suç işleme kararının icrasına başlansa da, işlenmek istenen suçun icrasına başlamaktan ve cezalandırılabilir bir teşebbüsten söz edilemeyeceğinden, fail cezalandırılmayacaktır. Dolayısıyla teşebbüsten söz edilemez.

Gönüllü Vazgeçme

Fail, suç tamamlanmadan icra hareketleri sırasında suç yoluna son vererek veya icra hareketlerinden sonra da neticenin meydana gelmesini önleyerek suç işleme kararından vazgeçebilir. Bu durumda önleme failin iradesiyle olmalıdır.

TCK madde 36’da “Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.” ifadesi ile gönüllü vazgeçme düzenlenmektedir. Bu halde gönüllü vazgeçmede fail cezalandırılmayacaktır.

Failin gönüllü olarak vazgeçmesi durumunda fail teşebbüsten dolayı cezalandırılamaz; ancak fail gönüllü vazgeçene kadar tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır. Suça teşebbüs ile gönüllü vazgeçme genelde birbirine karıştırılır.

Teşebbüsün Cezalandırılması

TCK madde 35/2’de “Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” denmektedir. Suça teşebbüs ceza hukuku bakımdan önemli bir kurumdur.

Teşebbüs aşamasında kalan bir suç nedeniyle ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı asıl suçun tamamlanması halinde meydana gelecek zarar ve tehlikenin ağırlığına göre daha azdır. Bu nedenle kanun koyucu tarafından, suça teşebbüs bakımından asıl suça bağlı olarak daha az bir cezai yaptırımı öngörmüştür. Kanun hükmünün düzenlenişinden açıkça anlaşılacağı üzere teşebbüs halinde faile verilecek ceza miktarı belirlenirken, failin teşebbüs aşamasında kalan eyleminin meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınacaktır. Buna göre;

  • ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası,
  • müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası,
  • Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilip,

yaptırım uygulanır.

CMK madde 12/2’de “Teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir.” denmektedir. Buna göre teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı yer mahkemesi yetkili olur. Görevli mahkeme bakımdan ise; ağır ceza mahkemesinin kapsamına giren suçlarda Ağır Ceza Mahkemesi, asliye ceza mahkemesinin kapsamına giren suçlarda Asliye Ceza Mahkemesi görevli mahkeme olur.

Teşebbüs aşamasında kalan suç bakımından suçun normal şeklinden ceza alanlar ceza avukatı hukuki bilgisinden yararlanması gereklidir. Zira ceza hukuku bu bakımdan uzmanlık gerektiren bir alandır.

Başa dön tuşu