Sansür Yasası

Sansür Yasası

sansur yasasi

Kamuoyunda sansür yasası olarak bilinen kanun 18 Ekim 2022 tarihinde Meclisten geçti. Özellikle “yalan habere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası” öngören 29. Madde tartışmaları devam etse de, kanunda sosyal medya platformları için de ağır yaptırımlar söz konusu. Facebook, Twitter ve Google başta olmak üzere sosyal medya platformları gelecek yıl nisan ayına kadar kanunun getirdiği tüm yükümlülüklere uymak zorundalar. Yükümlülüklere uymamaları halinde temel gelirleri olan reklamdan mahrum kalacak, hatta seçim dönemi ile eş zamanlı olarak erişimi fiili olarak olanaksız hale getirecek ‘bant daraltma’ önlemleri ile karşı karşıya olabilecekler.

Kanunda sosyal medya platformları yanıltıcı bilgi yayan veya devletin bütünlüğünü tehlikeye soktuğuna kanaat getirilen kullanıcıların bilgilerini yetkili kurumlar ile paylaşmak zorunda olacaklar. Bilgileri paylaşmaz ise birkaç saat içinde siteye erişimi neredeyse imkansız kılacak sınırlamalara maruz kalacak. Ayrıca içeriği veya şikayet edilen hashtag’i kaldırmazsa ‘doğrudan sorumlu’ olacak. Buna ek olarak WhatsApp gibi haberleşme hizmetlerinin hepsi BTK’nin yetki alanına dahil edildi. Sosyal medya şirketleri düzenlemelere uymamaları halinde yıllık uluslararası cirolarının yüzde 3’ü oranında para cezası veya reklam yasakları ile karşı karşıya kalabilecekler.

Sansür Yasası Nedir?

18 Ekim 2022 tarihli Resmi Gazetede 7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun yayımlanmıştır. Düşünceyi açıklama, yayma ve ifade özgürlüklerine getirdiği kısıtlamalar nedeniyle bu düzenleme kamuoyunda Sansür Yasası olarak adlandırılmıştır.

Bu düzenleme ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na “Halka Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” başlığı ile 217/A maddesi eklenmektedir. İlgili hüküm şu şekildedir: “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun, failin gerçek kimliğini gizlemek suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.

sansur yasasi nedir
sansur yasasi nedir

Sansür Yasası Maddeleri

Sansür Yasası bir çerçeve yasadır. Çerçeve yasa yürürlükteki kanun hükümlerinde ekleme, kaldırma ve değişiklik yapan yasadır. Sansür Yasası da Basın Kanunu ve Ceza Kanunu başta olmak üzere birçok Kanunda değişiklik yapmıştır. Sansür Yasası olarak bilinen 7418 sayılı Yasa 40 maddeden oluşmaktadır.

Sansür Yasasının 29. maddesi aynen şöyledir: MADDE 29 – 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa 217. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma – Madde 217/A

  • Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
  • Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.

Sansür Yasasının 29. maddesi ile Türk Ceza Kanununun 5. bölümündeki kamu barışına karşı suçlara yeni bir suç eklenmiştir: Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu. Bu suç Türk Ceza Kanununun 217. maddesindeki kanunlara uymamaya tahrik suçundan sonra gelmek üzere 217/A maddesiyle Kanuna eklenmiştir. Bu suçun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak öngörülmüş, gerçek kimliğin gizlenmesi veya örgütsel faaliyet kapsamında işlenmesi cezada artırım nedeni olarak öngörülmüştür.

Bu suçun varlığından söz edebilmek için:

  • ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili
  • gerçeğe aykırı bir bilginin
  • sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle
  • kamu barışını bozmaya elverişli şekilde
  • alenen yayılması

şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.

  • Bilgi, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili değilse, ya da
  • gerçeğe aykırı değilse,
  • halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacı yoksa
  • kamu barışını bozmaya elverişli şekilde yayılmamışsa
  • alenen yayılmamışsa

bu suçtan söz edilemez.

Halka Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu TCK 217/A Madde (Sansür Yasası)

29. madde: Teklifin en kritik maddesi olan ‘yanıltıcı bilgiyi yayma’ suçunu Türk Ceza Kanunu’na ekleyen madde değiştirilmeden kabul edildi. Teklifin kabul edilmesiyle, ‘halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişiler’ ibaresiyle gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

Öte yandan anonim hesapların ‘suçu işlemesi’ halinde veya ‘örgüt suçu’ olması halinde ceza yarı oranında arttırılacak.

30. madde: Değiştirilmeden kabul edilen maddeyle Ceza Muhakemesi Kanunu’na da ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ ibaresi eklenmiş oldu.

31. madde: Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin yapısında değişiklik yapılan maddeyle görev ve yetki alanının yeniden düzenlendi. Birliğin erişim engellemesi, içerik çıkarılması ve yer sağlayıcıları bildirilmesi görevlerinin temelleri güçlendirildi. Ayrıca bildirimlerin elektronik posta adreslerine yapılmasının önü açıldı.

32. madde: Değiştirilmeden kabul edilen maddeyle yurt içi ya da yurt dışı fark etmeksizin erişime engelleme konusunda tek elden hareket etme olanağı sağlandı. Ayrıca Milli İstihbarat Teşkilatının faaliyetleri ve personeline yönelik suç teşkil eden içerikler katalog suçlar kapsamına alındı.

33. madde: Hakim tarafından verilen içeriğin çıkarılması veya erişimin engellenmesi kararına konu içeriklerin başka internet adreslerinde de yayınlanması halinde ilgilinin başvurusu üzerine mevcut karardaki içeriklerle aynı olduğu tespit edilen içerikler için yeni bir mahkeme kararı aranmaksızın mevcut karar uygulanabilecek.

34. madde: Sosyal medya platformlarının temsilcisinin gerçek kişi olması hâlinde bu kişinin Türkiye’de yaşayan ve Türk vatandaşı olması zorunlu kılındı. Maddeyle ayrıca Türkiye’den günlük erişimin on milyondan fazla olması hâlinde; yurt dışı kaynaklı sosyal platformların temsilcilik açmaları ve içeriklerinin adli makamlar ile paylaşılmasının önü açıldı. Aynı maddeyle içerik çıkarma kararlarının uygulanmaması halinde sosyal medya platformlarına ağır yaptırımlar getiriliyor. Bu yaptırımlar arasında para cezaları, reklam yasakları ve bant genişliğinin daraltılması yer alıyor. İçeriklerin kaldırılması için platformlara dört saat süre tanınacak.

35. madde: Teklifin yasalaşmasından önce temsilci belirlemiş olan platformların bu yasa ile getirilen yükümlülükleri altı ay içinde tamamlaması için altı ay süre verildi.

36. madde: Kabul edilen madde ile sesli, yazılı, görsel iletişim sağlamak amacıyla sunulan elektronik haberleşme hizmetleri ‘şebekeler üstü hizmet’ ve ‘şebekeler üstü hizmet sağlayıcı’ kavramlarıyla tanımlandı.

37. madde: Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından yetkilendirilen işletmecilerin tüketici hakları, kişisel verilerin korunması, hizmet kalitesi, raporlama, mali yükümlülüklere tabi tutulması sağlandı. En önemlisi ise Whatsapp, Telegram veya Signal gibi anlık mesajlaşma uygulamalarının aktif bireysel ve kurumsal kullanıcı sayısı, sesli arama sayısı ve süresi, görüntülü görüşme sayısı ve süresi, anlık mesaj sayısını BTK’ya vermek zorunda bırakılacak.

38. madde: Mesajlaşma uygulamalarının belirtilen kurallara uymaması halinde bir milyon Türk lirasından otuz milyon Türk lirasına kadar idari para cezası ile karşılaşabilecek. Kesilen cezaların da ödenmemesi halinde bant genişlikleri daraltılacak ve ulaşımları zorlaşacak.

39. ve 40. madde: Kabul edilen maddelerin yürürlüğe gireceği tarihler belirlenmiş oldu.

sansur yasasi ne zaman cikiyor
sansur yasasi ne zaman cikiyor

Sansür Yasası Yürürlüğe Girdi Mi?

Halka yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu TCK 217/A Madde (Sansür Yasası) yürürlüğe girmiştir. Sansür Yasası olarak adlandırılan 7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 18 Ekim 2022 tarihli ve 31987 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Kanunun yürürlük maddesi olan 39. maddesi

“Bu Kanunun;

a) 20 nci, 21 inci, 22 nci, 25 inci, 26 ncı ve 27 nci maddeleri ile 28 inci maddesinin (a) ve (b) bentleri hariç diğer bentleri 1/4/2023 tarihinde,

b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer”

hükmünü taşımaktadır. Anılan hüküm gereğince 01.04.2023 tarihi itibariyle Kanun tüm maddeleriyle yürürlüğe girmiştir.

Sansür Yasalarının Kapsamı: İfade Özgürlüğü ve Medya Düzenlemeleri

Sansür yasalarının kapsamı ifade özgürlüğü ve medya düzenlemeleri ile doğrudan ilgili bulunmaktadır. Sansür yasaları bilginin ve düşüncenin paylaşımı ve yayılması konularını düzenlemekte ve sınırlamaktadır. Düşünceler medya vasıtasıyla başkalarına iletilmektedir. Günümüzde sosyal medyanın yaygın bir şekilde kullanımıyla düşüncelerin kitlelere yayılması çok daha kolay hale gelmiştir. Bu durum kamu düzeni ve güvenliği ile temel hak ve özgürlüklerin korunması arasındaki dengeyi çok daha hassas bir hale getirmiştir. Kamu düzeninin ve güvenliğinin korunması toplum ve bireyler için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Bu amaçla zorunlu hallerde ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere temel hak ve hürriyetler sınırlandırılabilir. Ancak temel özgürlükler de kişinin insan olmasından kaynaklanan dokunulmaz ve vazgeçilmez haklardır. İfade özgürlüğü ise demokrasinin temel taşlarındandır.

Bu nedenle ifade özgürlüğü başta olmak üzere temek haklarla ilgili sınırlamamaların ancak zorunlu hallerde ve istisnai durumlarda, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı düşmeyecek ve hakkın özüne dokunmayacak bir şekilde ve ölçülülük ilkesine uygun olarak yapılması gerekmektedir. Bu son derece hassas dengenin tespiti ve korunmasında kanun koyucunun olduğu kadar hukukçuların da sorumluluğu bulunmaktadır. Dengenin sağlanamaması halinde kamu düzeninin veya temel hakların ya da her ikisinin zarar görme ihtimali vardır. Ne kamu düzeni ve ne de temel haklar biri diğeri ne feda edilebilecek ya da biri için diğerinden vazgeçilebilecek konular değildir. Demokratik bir toplum düzeni için her ikisinin varlığı da aynı derecede zorunludur.

Sansür Yasaları ve Kamu Yararı: Farklı Görüşler ve Tartışmalar

Sansür yasaları ve kamu yararı konularında farklı görüşler ve tartışmalar mevcuttur. Kimilerine göre kişilerin onur ve haysiyetinin, manevi varlıklarının ve kişilik haklarının korunması için ve aynı zamanda toplumun doğru bir şekilde bilgilendirilmesi, yalan ve yanlış haberlerin ve bunlardan kaynaklanan zararların önlenmesi, kamu düzeni, güvenliği ve sağlığının korunması için yazılı, görsel ve sosyal medya ile ilgili düzenleme ve kısıtlamaların yapılması kaçınılmazdır. Kimileri ise ifade özgürlüğü ve bilgiye ulaşma hakkının demokrasin vazgeçilmez unsurları olduğu, bu konularda yapılacak kısıtlama ve sınırlamaların temel hakların ihlali olduğu, amacına hizmet edemeyecekleri, asıl bu sınırlamaların kamu ve kişi yararına zarar vereceği düşüncesindedirler.

Her iki görüş de temelinde haklı kaygılara dayanmakla birlikte uygulamaya bakıldığında sansür yasaları ile getirilen sınırlamaların genellikle amacı dışına kullanıldıkları, kişilerin ve toplumun bilgiye ulaşma hakkını engelledikleri, ifade hürriyetini ihlal ettikleri görülmektedir. Kamu düzeni ve güvenliği toplumun yalan ve yanlış haberlerden korunması kadar doğru bilgiye ulaşabilmesini de gerektirmektedir. Yani ifade özgürlüğünün kaldırılması ve bilgiye ulaşımın engellenmesi de kamu düzenini ve güvenliğini tehdit etmektedir. Bu nedenle özgürlüğün asıl, sınırlamanın istisna olduğu ilkesinden hareketle ifade özgürlüğü ile ilgili sınırlamalar ancak zorunlu hallerde ve olabilecek en alt düzeyde tutulmalıdır.

Sansür Yasalarının Uygulanması: Ceza, İhraç ve İşten Çıkarmalar

Sansür yasaları ceza, mahkûmiyet, meslekten men, sözleşme feshi, ihraç, işten çıkarma ya da kamu görevine alınmama gibi sonuçlar doğurabilmektedir. Sansür yasaları ile belirlenen kısıtlamalara uymayan yayıncılara ve sorumlularına yayın durdurma, içerik kaldırma gibi yaptırımlar, para veya hapis cezaları verilebilmektedir. Bu konularda paylaşım yapan kişiler hakkında da adli soruşturma açılabilmekte ve ceza verilebilmektedir.

Adli soruşturma açılmadığı durumlarda bile sansür yasalarına aykırı davrandığı ileri sürülen kişilerin sözleşmeleri feshedilebilmekte, işten çıkarılabilmekte ya da işe alınmayabilmektedirler. Tüm bu durumlar sansür yasalarının bireysel ve toplumsal maliyetinin ağırlığını gözler önüne sermektedir. Sansür yasaları birey ve toplum için bu denli ağır sonuçlar doğurması nedeniyle de hukuka uygun değildirler.

Sansür Yasalarının İtiraz Süreci: Yargı Yolu, Bireysel Başvuru ve Kampanyalar

Sansür yasaları ile getirilen kısıtlama ve yaptırımlara karşı bunların niteliğine görev farklı hukuki başvuru yolları bulunmaktadır. Yayın durdurma ve içerik kaldırma kararlarına karşı görevli ve yetkili mahkemeler nezdinde itiraz başvurusu yapılabilir. Ceza ve mahkumiyet kararlarına karşı da itiraz, istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurulabilir. İşten çıkarma durumlarında yerine göre iş ya da idare mahkemelerinde işe iade veya iptal davaları açılabilir.

Tüm kanun yollarından sonra Anayasa Mahkemesine, iç hukuk yolları tüketildikten sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Bireysel başvuruda bulunulabilir. Hukuki yolların yanında toplumsal bilinç ve farkındalığın artırılması da son derece önemlidir. Bu nedenle sansür yasalarının olumsuz etkileri hakkında hukukçular, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar tarafından bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır.

Sansür Yasalarının Yarattığı Etkiler: Medya Çeşitliliği, İfade Özgürlüğü ve Demokrasi

Sansür yasaları medya çeşitliliği, ifade özgürlüğü ve demokrasi açısından son derece olumsuz etkiler doğurur. Sansür yasaları medya çeşitliliğini ortadan kaldırır. Farklı yorum ve haberler seyrekleşir ve bunlara nadir rastlanır. Sık sık yaptırıma maruz kalan medya kuruluşları etkin bir şekilde faaliyet gösteremez. Medya kuruluşları ve yazarlar yaptırımlara maruz kalmamak için oto sansür uygulamaya başlarlar. Bu da ancak belli tip haber ve yorumların paylaşılabilmesiyle sonuçlanır.

Toplum ve bireyler farklı haber ve yorumlara ulaşamaz. Ancak izin verilen haber ve yorumlarla yetinmek zorunda kalır. Toplum ve bireyler bilgiye ve habere ulaşamaz. İfade özgürlüğü ortadan kalkar. Bireyler düşüncelerini açıklamaya çekinir. İfade özgürlüğü demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez temel unsurlarından birisidir. Demokrasi aynı zamanda farklı düşünce ve yorumların varlığını ve bunların serbestçe ifade edilebilmesini gerektiren bir rejimdir. Sansür yasaları medya çeşitliliğine engel olması ve ifade özgürlüğünü ihlal etmesi açısından demokratik düzeni de olumsuz yönde etkiler.

Sansür Yasalarının Geleceği: Reformlar, Değişimler ve Yeni Yönelimler

Sansür yasalarının geleceği bireysel ve toplumsal bilinç ve farkındalığa, çoğulculuğun ve demokrasi kültürünün yerleşmesine ve varlığına bağlıdır. Sansür yasaları bunların varlığına engel olduğu gibi ifade özgürlüğünden söz edebilmek için de bunlar gereklidir. Uluslar arası alanda ve ülkelerin içinde yaşanan sorunlar ve krizler otoriter eğilimlerin artmasına ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasına yol açabilmektedir. Temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması da demokrasiden uzaklaşılmasına neden olmakta ve sorunların çözümü için fikir üretilmesini engellemektedir.

Tüm bunlar kısır döngüye neden olmaktadır. İfade özgürlüğünün sağlanmasıyla elde edilecek fayda sınırlandırılmasına nazaran çok daha fazladır. Hakların sınırlanması uzun vadede sınırlama amacının aksine sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle sınırlama ancak istisnai ve zorunlu hallerde, amacına uygun bir şekilde ve ölçülü bir biçimde yapılmalıdır. Toplumsa sorunların çözümünde toplumsal uzlaşının önemi büyüktür. Bu ise ancak fikirlerin serbestçe ifade edilebildiği bir ortamda gerçekleşebilir. Hakeza gelişme ve ilerleme için düşünce ve ifade özgürlüğü vazgeçilmezdir.

Hayat standartları yüksek gelişmiş ülkelerde ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hakların teminat altına alınmış olması tesadüf değildir. Aynı şekilde binbir dertle boğuşan geri kalmış toplumlarda ifade özgürlüğünün ve diğer temel hakların gerçekte var olmadığı dikkatlerden kaçmamaktadır. Kısacası ifade özgürlüğü bireysel ve toplumsal ilerleme ve gelişmenin ve demokrasinin vazgeçilmezidir. Bu nedenle de temel haklar ve özellikle de ifade özgürlüğü ile ilgili düzenlemeler çoğulcu ve özgürlüklerden yana bir bakış açısıyla ele alınmalıdır.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık