İkinci El Ayıplı Araç Satışında Satıcının Sorumluluğu

İkinci El Ayıplı Araç Satışında Satıcının Sorumluluğu

ikinci el ayipli arac dava

İkinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu bulunmaktadır. Satıcı dikkat etmezse hem hukuki hem de cezai sorumluluk ile karşı karış karşıya kalabilir. İkinci el motorlu kara taşıtları (araçları), Karayolları Trafik Kanunu’nun 3.maddesinde tanımlanan ve trafik siciline tescilli olan motosiklet, otomobil, arazi taşıtı, otobüs, kamyonet, kamyon ve lastik tekerlekli traktör niteliğindeki taşıtlar olarak ifade edilmektedir. İkinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğuna ilişkin açıklamalar yapılırken bu işin ticareti ile ilgilenen başka bir deyişle meslek olarak iştigal eden gerçek kişiler ve tüzel kişiler (yetkili satıcı, otomobil bayii, galerici vs.) ile araç satışı ticareti ile ilgilenmeyip sadece aracının satışını gerçekleştiren kişiler arasındaki ayrıma dikkat edilerek ayrı ayrı incelemeye tabi tutulmalıdır. Uygulamada genellikle şu hususlar ayıp olarak kabul edilmektedir:

  • Aracın hasar kaydının olması
  • Değişen parçalarının olması
  • Şasede bozulma, eğilme vs. olması
  • Sunroof, radyo, kapı, far, camlar vs. düzgün çalışmıyor olması
  • Aracın şanzımanında, motorunda vs. aksaklık bulunması
  • Yakıtla ilgili problemler olması
  • Kilometresi ile oynanmış olması
  • Balata veya yağ sisteminin sorunlu olması
  • Sebebi belirlenemese de aracın satıcının vaat ettiğinden düşük performans göstermesi

Yukarıda sayılanlar ve bunlara benzer birçok aksaklık ikinci el araç satışında satıcının sorumluluğunu doğurabilir. İkinci el araç satışında aracın ayıplı çıkması halinde satıcının sorumluluğu bulunmaktadır. Aracın kapsamına giren şeyler ise motosiklet, otomobil, arazi taşıtı, otobüs, kamyonet, kamyon ve lastik tekerlekli traktör niteliğindeki taşıtlar olarak ifade edilmektedir. İkinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğu, bu işi ticareti amaç ile yapan gerçek kişiler ve tüzel kişiler (yetkili satıcı, otomobil bayii, galerici vs.) ile sadece aracının satışını gerçekleştiren gerçek kişiler açısından farklılık göstermektedir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda ikinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğunun ne olduğundan bahsedeceğiz.

ikinci el ayipli arac iade
ikinci el ayipli arac iade

Ayıp Ne Demek?

Ayıp; satış kapsamında, sözleşme ya da satılanın niteliklerinde bulunması gereken özelliklerin bulunmaması halinde ya da bulunmaması gereken özelliklerin bulunması halinde söz konusu olmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219. Maddesinde düzenlenmiştir. Yasa hükmü şu şekildedir: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.”

Ayıbın niteliği iki şekilde olabilir. Bunlardan birisi hukuki ayıpken diğeri maddi ayıptır. Hukuki ayıp, malın alıcıya bildirilen nitelikleri taşımaması ya da beklenen yararı azaltması halinde söz konusu olur. Maddi ayıp ise bir malda olan ve malın amacına uygun kullanımını engelleyen ayıpların söz konusu olmasıdır. İkinci el ayıplı araç satışında satıcının sorumluluğunu doğuran bazı şartlar vardır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Satış konusu mal ayıplı olmalıdır.
  • Alıcı, satış konusu maldaki ayıbı bilmemeli ya da bilecek durumda olmamalıdır.
  • Alıcı eğer satış konusu maldaki ayıbı öğrendiyse malı kabul etmemelidir.
  • Satış konusu maldaki ayıp hasar alıcıya geçmeden önce var olmalıdır.

Ticari Faaliyet Kapsamında Meslek Olarak Araç Satışını Gerçekleştiren Satıcının Sorumluluğu (Galerici)

Satıcı, ticari veya mesleki amaçlarla ikinci el araç satışını meslek haline getirmiş biri ise (galerici vs.), bu kişilerin araç satışından doğan uyuşmazlıklara Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uygulanacaktır. Nitekim bu durumda alıcı, tüketici sıfatına haiz olur. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) kapsamında,

  • Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
  • Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi,
  • Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ifade eder.

İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretinde garanti ve ayıplı mal Yönetmeliğin 15.maddesinde düzenlenmiştir. Düzenlemeye göre, ikinci el otomobil ve arazi taşıtının motor, şanzıman, tork konvertörü, diferansiyel ve elektrik sistemi, satış tarihinden itibaren üç ay veya beş bin kilometre, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal eden işletmenin garantisi altındadır. İşletme, garanti kapsamına giren hususları sigorta yaptırmak suretiyle karşılayabilir. İşletmeler, belirtilenlere ilave garantiler de verebilir.

Yukarıda sayılan parçalarda garanti süresi veya kilometresi içinde meydana gelen arızalar azami kırk beş iş günü içinde giderilir. Arızanın giderilmesine ilişkin masraflar işletmeye aittir. Bu sürelerin tespitinde taşıt sahibinin işletmeye yazılı başvuru tarihi veya ilgili il müdürlüğüne yazılı başvurusu üzerine il müdürlüğünce işletmeye yapılan bildirim tarihi dikkate alınır. İl müdürlüğüne yapılan başvuruya satış sözleşmesinin bir örneği eklenir. İkinci el motorlu kara taşıtı satışlarında tüketicilerin 6502 sayılı Kanunun ayıplı mal ve hizmetlere ilişkin hakları saklıdır.

  • Ayıplı mal

Ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan, tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar da ayıplı olarak kabul edilir. (TKHK m. 8)

  • Ayıplı maldan sorumluluk

Satıcı, malı satış sözleşmesine uygun olarak tüketiciye teslim etmekle yükümlüdür. Satıcı, kendisinden kaynaklanmayan reklam yoluyla yapılan açıklamalardan haberdar olmadığını ve haberdar olmasının da kendisinden beklenemeyeceğini veya yapılan açıklamanın içeriğinin satış sözleşmesinin akdi anında düzeltilmiş olduğunu veya satış sözleşmesi kurulma kararının bu açıklama ile nedensellik bağı içinde olmadığını ispatladığı takdirde açıklamanın içeriği ile bağlı olmaz. (TKHK m. 9)

  • İspat yükü

Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların, teslim tarihinde var olduğu kabul edilir. Bu durumda malın ayıplı olmadığının ispatı satıcıya aittir. Bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyor ise uygulanmaz. Tüketicinin, sözleşmenin kurulduğu tarihte ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hâllerde, sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bunların dışındaki ayıplara karşı tüketicinin seçimlik hakları saklıdır. (TKHK m. 10)

  • Tüketicinin seçimlik hakları

Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici;

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme,
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme,
  • Aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme,
  • İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme, seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya karşı da kullanılabilir. Buradaki hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Üretici veya ithalatçı, malın kendisi tarafından piyasaya sürülmesinden sonra ayıbın doğduğunu ispat ettiği takdirde sorumlu tutulmaz. Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin satıcı için orantısız güçlükleri beraberinde getirecek olması hâlinde tüketici, sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim haklarından birini kullanabilir. Orantısızlığın tayininde malın ayıpsız değeri, ayıbın önemi ve diğer seçimlik haklara başvurmanın tüketici açısından sorun teşkil edip etmeyeceği gibi hususlar dikkate alınır.

Tüketicinin sözleşmeden dönme veya ayıp oranında bedelden indirim hakkını seçtiği durumlarda, ödemiş olduğu bedelin tümü veya bedelden yapılan indirim tutarı derhâl tüketiciye iade edilir. Seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca tazminat da talep edebilir. (TKHK m.11)

  • Zamanaşımı

Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile, malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Ayıp, ağır kusur ya da hile ile gizlenmişse zamanaşımı hükümleri uygulanmaz. (TKHK m. 12)

  • İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik m. 13 kapsamında ikinci el motorlu kara taşıtının tanıtımı ve ilanı şu şekilde yapılır:

Satışa sunulan ikinci el motorlu kara taşıtının üzerinde kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde taşıta ilişkin tanıtıcı bilgilerin güncel olarak yer aldığı bir tanıtım kartı bulundurulur. Tanıtım kartında yetki belgesi numarasına ve ikinci el motorlu kara taşıtına ilişkin aşağıdaki asgari bilgilere güncel olarak yer verilir (sahibinden.com, arabam.com gibi internet sitelerinde de tanıtım yapılırken bu bilgilere yer verilmelidir):

a) Markası, cinsi, tipi ve model yılı.

b) Rakam veya harflerinin bir kısmı karartılmak suretiyle motor ve şasi numarası.

c) Plaka numarası.

ç) Yakıt türü.

d)

e) Satış fiyatı.

f) Boyalı ve değişen parçaları.

g) Niteliği belirtilmek suretiyle hasar kaydı.

ğ) Üzerinde rehin veya haciz gibi şerhlerin bulunup bulunmadığı.

İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretine yönelik ilan veren işletmeler bu ilanlarda aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:

a) Yetki belgesi numarası ve yetki belgesindeki işletme adı veya unvanı ile ikinci fıkrada belirtilen diğer bilgilere güncel olarak yer vermek.

b) Üçüncü kişileri yanıltıcı bilgi ve belgelere yer vermemek.

c)İkinci el motorlu kara taşıtının satılması veya taşıt teslim belgesinin süresinin sona ermesi halinde üç gün içinde ilan faaliyetine son vermek.

İnternet ortamında ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretine yönelik ilan verilmesine aracılık eden gerçek veya tüzel kişiler aşağıdaki hususlara uymakla yükümlüdür:

a) İşletmelerin, m. 13/3- (a) bendinde belirtilen yükümlülüğü yerine getirebilmeleri için imkân sağlamak.

b) İşletmelerin üyeliğinden önce Bakanlığın internet sayfası veya Bilgi Sistemi üzerinden yetki belgesi kontrolü yapmak ve yetki belgesine sahip olmayan işletmelerin üyeliğine izin vermemek.

c) Aynı ikinci el motorlu kara taşıtına yönelik birden fazla işletme tarafından verilen ilanlarda, taşıt sahibi olan veya o taşıta ilişkin taşıt teslim belgesi bulunan işletmenin talebi halinde yetkisiz verilen ilanları yayımdan derhal kaldırmak.

ç) İlanlara ilişkin talep ve şikâyetlerin internet tabanlı iletişim yöntemlerinden en az biri ve telefon aracılığıyla iletebilmesi için müşteri hizmetleriyle iletişim imkânı sunmak. Bu talep ve şikâyetlerin etkin şekilde yönetilerek sonuçlandırılmasını sağlamak.

d) İlan, şikâyet ve üyeliklere ilişkin bilgileri Bakanlığın taleplerine uygun olarak Bakanlığa iletmek.

e) İkinci el motorlu kara taşıtı ticaretinin geliştirilmesi ve tüketicinin korunması amacıyla Bakanlıkça alınan tedbirlere uymak.

TSE hizmet yeterlilik belgesine sahip ekspertiz işletmesi bulunmayan illerde faaliyet gösteren işletmeler hariç olmak üzere, ikinci el otomobil veya arazi taşıtı satışı yapan işletme tarafından, satışın yapıldığı tarihten önceki üç gün içinde ekspertiz raporu alınır.

Ekspertiz raporu ücreti, satış işleminin alıcıdan kaynaklanan bir nedenle gerçekleşmemesi durumunda alıcı, diğer hallerde satıcı işletme tarafından ödenir. (Yönetmelik m. 14/1) Model yılına göre sekiz yaşın veya yüz altmış bin kilometrenin üzerindeki taşıtlar için ekspertiz raporu alınması zorunlu değildir. Ekspertiz raporunda asgari olarak aşağıdaki hususlara yer verilir:

a) Taşıtın markası, cinsi, tipi ve model yılı.

b) Ekspertiz raporunu düzenleyen ticari işletmenin hizmet yeterlilik belgesi ve MERSİS numaraları ile MERSİS’e kayıtlı ticaret unvanı ve işletme adı veya ekspertiz raporunu düzenleyen esnaf ve sanatkâr işletmesinin hizmet yeterlilik belgesi numarası ve ESBİS’e kayıtlı işletme adı ile işletme sahibinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası veya yabancı kimlik numarası.

c) Ekspertiz raporunu alan ticari işletmenin yetki belgesi ve MERSİS numaraları ile MERSİS’e kayıtlı ticaret unvanı ve işletme adı veya ekspertiz raporunu alan esnaf ve sanatkâr işletmesinin yetki belgesi numarası ve ESBİS’e kayıtlı işletme adı ile işletme sahibinin adı, soyadı ve T.C. kimlik numarası veya yabancı kimlik numarası.

ç) Ekspertiz raporunu alan işletmenin yetki belgesinin bulunmaması durumunda, yetki belgesinin bulunmadığı hususu.

d) TSE’nin ilgili standardı ile belirlenen diğer hususlar.

Ekspertiz işletmesi, ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur. Aldatıcı ve yanıltıcı ekspertiz raporları ile ilgili olarak tüketicilerin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun ayıplı hizmete ilişkin hakları saklıdır.

  • Satıcının Araç Satışındaki Bireysel Sorumluluğu

5092 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219/2. Madde hükmüne göre satıcının sattığı maldaki ayıpların varlığını bilmemesi halinde dahi bu ayıplardan dolayı sorumlu olduğu kabul edilmiştir. İkinci el araçlardaki ayıplar fren sisteminden, yağ sisteminden, yakıttan vb. diğer durumlardan kaynaklanabilir. Bununla birlikte alıcının Tramer kaydı ya da sigorta kaydı gibi hususları inceleyerek ayıp olup olmadığını araştırma yükümlülüğü yoktur. Bu tür satıcılar “İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik” kapsamında olmayan kişiler olup, araçlarını sattıkları alıcılar da tüketici sayılmazlar. Sadece aracının satışını gerçekleştiren satıcıların sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu’ndaki taşınır satışında satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümlere (TBK m. 219) tabidir.

  • Ayıptan sorumluluk

Ayıp kavramı, ayıbın niteliğine göre açık ve gizli ayıp olmak üzere ikiye ayrılır. Uygulamada malda hangi ayıp türünün bulunduğuna göre farklı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Kısaca açıklamak gerekirse;

  • Açık Ayıp: İlk bakışta göze çarpan, basit bir gözden geçirme ile anlaşılabilen ayıplardır. Örneğin aracın sağ kapısındaki çizikler, camındaki çatlaklar açık ayıbı oluşturur.
  • Gizli Ayıp: İlk bakışta anlaşılamayan, zamanla ortaya çıkan ayıplardır. Örneğin motorun sorunlu olması gizli ayıbı oluşturur.

Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. (TBK m. 219)

Yargıtay 13.Hukuk Dairesi’nin 2016/4472 E. ve 2018/6303 K. sayılı kararında, “ Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” şeklinde ifade edilmiştir. Örneğin uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere araçların daha önceki sahiplerinin,  kilometre sayaçları ile oynaması halinde durumu fark eden alıcı, aracı  kendisine satan son satıcıya dava açabilir. Bu durumda satıcının aracın kilometresinin değiştirildiğini bilmesine gerek yoktur. Sorumsuzluk anlaşması kapsamında, satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. (TBK m. 221)

Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. (TBK m. 222) TBK 222/1’e göre araç satışı gerçekleşmeden önce alıcının fark edip kabul ettiği veya satıcının alıcıya bildirdiği durumlarda satıcının ayıp sorumluluğundan bahsedilemez. Bu konuda belirtmek gerekir ki ikinci el aracın piyasa değerinin altında bir fiyata satılmış olması, söz konusu ayıbın alıcı tarafından bilindiğini göstermemektedir. Satıcı, sattığı ikinci el aracın ayıplarının varlığını alıcıya bildirdiğini veya alıcının ikinci el araçtaki ayıpları bildiğini iddia ediyorsa iddiasını ispatla mükelleftir. Dolayısıyla herhangi bir şekil şartı olmamasına rağmen yazılı delil altına alınmasında ispat kolaylığı açısından fayda bulunmaktadır.

Gözden geçirme ve satıcıya bildirme yükümlülüğü, alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olmasıdır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. (TBK m. 223)

Satıcının ağır kusurunun sonuçlarına katlanmak zorundadır. Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir. (TBK m. 225)

  • İspat yükü

Araçtaki ayıpların alıcıya bildirildiğinin ispatı satıcıdadır. Günümüzde ikinci el araç satışları çoğunlukla internet ilanları üzerinden yapılmaktadır ve bu şekilde yapılan satışlar satıcının araçtaki ayıpları alıcıya bildirdiğinin ispatı niteliğindedir.  Bu bildirimlerin sözlü olarak yapıldığı durumlarda ise ileride ispat açısından sorunlar yaşanmaktadır. Bunların önüne geçebilmek için araçtaki ayıpların yazılı olarak bildirilmesi oldukça önemlidir.

Alıcının ekspertiz incelemesi yaptırma zorunluluğu yoktur. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 2016/26690 E.  ve  2019/9299 K. Sayılı kararında da hükmedildiği üzere; “Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü’nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme, TRAMER’e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur.” Söz konusu karara göre satıcı sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar hakkında alıcının gerekli sorgulamaları yaptırmadığını (ekspertiz, sigorta kayıtları, tramer kaydı vb.) bu nedenle de gözden geçirme yükümlülüğüne aykırı davrandığını iddia ederek sorumluluktan kurtulamaz. Ayıpların satıcıya ihbar edildiğinin ispat yükümlülüğü ise alıcıdadır. Bu nedenle noter kanalıyla ihtarname çekmek ya da iadeli taahhütlü mektup aracılığıyla bildirimde bulunmak alıcı tarafa ispat kolaylığı sağlayacaktır.

  • Alıcının seçimlik hakları

Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:

  • Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
  • Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
  • Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
  • İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.

Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Alıcıya ayıplı olarak verilen araç; ayıp nedeniyle, beklenmedik halden ötürü yahut mücbir sebepten ötürü yok olur veya ağır hasar alırsa alıcı yine yukarıda bahsettiğimiz seçimlik hakları kullanabilir. Örneğin araçtaki ayıp bir kaza sonrasında öğrenilirse aracın pert olması vs. seçimlik hakların kullanılmasına engel olmaz. Ayıp bu tür bir olaydan önce öğrenilse dahi araç sonradan pert olur, yok olur vs. olursa gene bu haklar kullanılabilir. Bu durumda alıcı yalnızca aracın elinde kalan kısmını vermekle yükümlü olur. Eğer araçtaki bu tür eksiklikler alıcıdan ötürü ortaya çıkarsa alıcı yalnızca ayıptan ötürü araçtaki değer eksikliğini satıcıdan talep edebilir.

Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. (TBK m. 227)

Dönmenin sonuçları TBK m. 229’da düzenlenmiştir. Satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Buna karşılık alıcı da, satıcıdan aşağıdaki istemlerde bulunabilir:

  • Ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi.
  • Satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi.
  • Ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesi.

Satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür. Ancak satıcı bu ‘diğer zararlardan’ ötürü kusuru olmadığını ispat ederse bu ‘diğer zararları’ ödemek durumunda kalmaz. Yukarıda sıraladığımız talepler ise satıcının kusurundan bağımsızdır; satıcı kusuru olmasa da bunları karşılamak zorundadır.

  • Zamanaşımı

Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz. (TBK m. 231)

ikinci el ayipli arac sorumluluk
ikinci el ayipli arac

İkinci El Ayıplı Araç Satışında Hukuki Süreç

  • Aracın Kilometresi Düşürülerek Satılması

Araba satışlarında sıklıkla karşılaşılan ayıplardan birisi de aracın mevcut kilometresinin düşürülerek satışa konulması durumudur. Burada satıcının; aracın kilometresini düşürerek satması hem ayıptan doğan sorumluluğu oluşturacaktır; hem de nitelikli dolandırıcılık suçuna vücut verecektir. Yargıtay bu konu ile ilgili emsal teşkil edebilecek nitelikte kararlar vermekte olup, bu suçu işleyen kişiler 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve beş gün güne kadar adli para cezasına hükmedilmek üzere Ağır Ceza Mahkemelerinde yargılanmaktadırlar.

  • Noterde İmzalanan Sözleşmenin Ayıba Etkisi

İkinci el araç satışı noterde yapılmaktadır ve noterde yapılan sözleşmede alıcının ‘aracı kontrol ettim, bu haliyle kabul ediyorum’ şeklinde irade beyanında bulunduğu görülmektedir. Bu irade beyanının ikinci el araç satışında satıcının sorumluluğunu her durumda kaldırmadığını önemle belirtmek gerekir.

  • Ekspertiz Raporunun Ayıba Etkisi

İkinci el araç satışında expertiz raporu alınması günümüzde çok yaygın bir uygulamadır. İkinci el araç satışında satıcının sorumluluğu, alınan expertiz raporundaki eksiklikler bakımından kalkmaktadır. Başka bir deyişle, expertiz raporunda yer alan hasarlardan alıcının haberdar olduğu kabul edilir. Ancak ikinci el araç satışında satıcının sorumluluğu expertiz raporunda yer almayan aksaklıklar bakımından devam etmektedir. Expertiz raporunda hatalı olarak yer alan bilgilerden ötürü de satıcının sorumluluğu bulunmaktadır.

  • Araçtaki Hasar Kaydının Ayıba Etkisi

Araçtaki hasar (tramer) kaydı alıcının bir takım hasar hakkında bilgi sahibi olmasını sağlar. Dolayısıyla bu hasarlardan ötürü ayıp hükümlerine başvurulamaz. Ancak bir kaza olmuş ve tramere geçmesin diye sıradan bir tamircide bu hasar giderilmişse ve bundan alıcı haberdar edilmemişse satıcının ayıptan doğan sorumluluğu devam etmektedir. İlaveten tramer kaydından ve kazadan alıcı haberdar edilmiş olsa dahi kişiye bunun sonucu hakkında yanıltıcı bilgi verilmiş ise,  örneğin aracın bir kazaya karıştığı ancak belirtilen kısımlarının sorunsuz çalıştığı söylendiği halde bu kısımlarda sorun ortaya çıkarsa satıcının ayıptan doğan sorumluluğu söz konusu olur ve alıcı kanuni haklarını kullanabilir.

  • Ayıbın Tespiti Sonrası İhtar Çekilmesi

Alıcı satın aldığı araçtaki ayıbı fark ettikten sonra noter kanalı ile satıcıya ihtarname çekebilir. Bunun yanında tanık, mail veya telefon üzerinden mesaj ile de durumu bildirebilir. Başta ihtarname olmak üzere satıcıya yapılacak bu bildirimler açılacak davanın akıbeti bakımından önemli olacaktır.

  • İkinci El Ayıplı Araç Satışında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Ayıplı ikinci el aracı satın alan davacı ticari bir amaçla aracı satın almışsa, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır. Davacı aracı bireysel kullanım için satın aldıysa, yani ticari bir amaçla satın alınmamışsa görevli mahkeme ikinci el aracın satıcısının bu işi meslek olarak yapan bir kişi olması (galerici vs) halinde Tüketici Mahkemesi; sadece kendi aracını satan bir şahıs olması halinde ise Asliye Hukuk Mahkemesidir.

İkinci el araçta garanti süresi devam etmekte ise distribütörün sorumluluğu devam ettiği için görevli mahkeme, Tüketici Mahkemesidir. Galeriden alınan ikinci el aracın çalıntı çıkması halinde zapta karşı tekeffül hükümlerine göre görevli mahkeme yine Tüketici Mahkemesidir. Görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu; fakat davanın açıldığı yerde Tüketici Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi Tüketici Mahkemesi sıfatıyla davaya bakacaktır.

Görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi veya Tüketici Mahkemesi olduğu durumlarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı olarak öngörülmüştür. Şöyle ki, TTK m.5’ e eklenen düzenleme, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” şeklinde iken 6502 sayılı TKHK m. 73/A’da “Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır” şeklindedir.

Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesi ise de tüketicinin yerleşim yeri mahkemesi de ayrıca yetkili mahkemedir. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesi de yetkilidir.

  • Davada Yargılama Usulü

Tüketici Mahkemesinde açılan davalar kanun gereği basit yargılama usulüne tabidir. Bu yüzden tarafların tek bir dilekçe ile mahkemeye başvurma hakları bulunmaktadır. Başkaca dilekçe hakkı olmadığından, davacı tüketici tüm delilleri ve itirazlarını, Mahkemeye izah etmek istediği hususları bu dilekçede açıklamalıdır. Özellikle de deliller ile ilgili olarak, hangi delillere nerelerden ulaşılması gerektiğine ilişkin bilgilere de yer vermelidir. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak davalarda ise kanun gereği yazılı yargılama usulü uygulanacaktır.

  • Faiz

Sözleşmeden dönme hakkının kullanılarak araç bedelinin tahsilinin talep edildiği durumlarda faiz, aracın satıcıya teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Zira alıcı, araç için ödediği bedeli geri alana kadar aracı teslim etmek zorunda olmadığından aracı kullanmaya devam etmiş olabilir ve bu durumda faiz talep edemez. Bununla birlikte satın alınan araçta ortaya çıkan ayıp, aracı kullanılmaz hale getirmiş ise faiz, dava veya aracın kullanılmaz hale geldiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakkını kullanan tüketicinin satıcıya ihtar göndermeden dava açması durumunda temerrüt faizi, davanın açıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Satıcı, alım satım işini meslek haline getirmiş bir kimse değilse uygulanacak olan faiz, yasal faizdir.

  • Dava Sürerken Aracın Başkasına Satılması

İkinci el araç satışında satıcının sorumluluğu ile ilgili hukuki imkanlar kullanıldığı zaman hukuki süreç devam ederken araç başka bir kişiye satılabilir; ancak dava tarihi itibariyle ayıptan dolayı kanuni haklarını kullanan alıcının araca malik olması gerekmektedir. Ayrıca kişi eğer söz konusu ayıptan ötürü aracı ederinin altında satmışsa, arada kalan miktarı da bu davada satıcıdan talep edebilir.

  • Ticari Satımlarda Ayıp İhbar Süreleri ve Ayıp İhbarlarının Hukuki Niteliği

Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde muayene külfetini yerine getirip ayıp ihbarında bulunmalıdır; aksi takdirde, muayene külfetini yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalkmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari Satış ve Mal Değişimi” başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ilgili fıkrasında ise ; “(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Alıcı, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir; açıkça belli değilse malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Tacirler için basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında gözden geçirme ve ayıp bildiriminde bulunma yükümlülüğü bir külfet olarak değerlendirilmektedir. Ayıp ihbarlarının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yapılması gerekmektedir. Alacak talebi içerir ihtarnamenin geçerli bir ayıp bildirimi niteliği taşımadığı, ortada süresinde ve geçerli bir ayıp ihbarı bulunmadığı takdirde ayıp iddiasının dinlenemeyeceği Yargıtay kararlarında da ifade etmiştir.

Gerek Türk Borçlar Kanunu’nda gerekse de Türk Ticaret Kanunu’nda ayıp bildiriminin(ihbarının) şekline ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayıp bildiriminin şekli bakımından, kural olarak tarafların tacir olmaları herhangi bir değişiklik yaratmayacaktır. Ancak Türk Ticaret Kanunu’nun madde 18/3 düzenlemesi önem arz etmektedir. İlgili hüküm “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere ilgili hükümde ayıp bildirimine yer verilmemiştir ancak ayıbın bildirilmesiyle birlikte dönme hakkının kullanılmasını içeren bir bildirim, TTK m. 18/3’te sayılan ispat şekillerinden birisi ile yapılmalıdır.

2. el ayipli arac iade
2. el ayipli arac

İkinci El Ayıplı Araç Satışında Satıcının Sorumluluğu Hakkında Yargıtay Kararları

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/25258 E. 2019/10215 K. Sayılı Kararı

  • İkinci El Ayıplı Araç
  • TTK

Davacı, “……. com” internet sayfasında davalının araç satım ilanını görünce davalı ile irtibata geçip, … plaka 2004 model … tipi 1.6 FSİ 115 HP benzinli … marka aracı satın almak istediğini söylediğinde, aracın 68.000 km’de olduğu, çok az kullanıldığı, hasarsız olduğu taahhüt edildiğinden 24.000,00 TL bedel üzerinden anlaştıklarını, … Noterliğinin 22.07.2013 tarih ve 5236 yevmiye numaralı kati araç satım sözleşmesi ile aracı satın aldığını ve satış bedeli olan 24.000,00 TL yi davalıya nakit olarak ödediğini, ancak aracın detaylı incelemesinde kilometresiyle oynandığını ve ayrıca kaza sorgulama sonucunda aracın 19.12.2011, 20.01.2011, 02.12.2010 tarihlerinde 3 ayrı ağır hasar gören kazaya karıştığının ortaya çıktığını, bu durumlar ortaya çıktıktan sonra davalıya Tire Noterliğinden 06.08.2013 tarihli ihtarname çektiğini, davalının da … Noterliğinin 16.08.2013 tarih ve 5771 yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi ile taleplerine olumsuz yanıt verdiğini, bu nedenlerle taraflar arasındaki araç satım sözleşmesinin feshine, … Noterliğinin 22.07.2013 tarih ve 5236 yevmiye numaralı … plaka sayılı aracın satışının iptaline, satım bedeli olarak davalıya ödenen 24.000,00 TL ve 900,00 TL zaruri giderinin ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline, bu mümkün olmadığı takdirde bilirkişi incelemesi sonucunda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL semenin satım bedelinden indirilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Somut olayda mahkemece alınan 22.10.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 22.07.2013 tarihinde davalıdan satın aldığı aracın 02.12.2010, 20.01.2011 ve 19.12.2011 tarihli hasar kayıtlarının olduğu, dava konusu araca ilişkin muayene verilerine göre ise 31.10.2014’de 86.499 km, 16.10.2012’de 57.803 km, 26.06.2010’da ise 435.050 km’de olduğu görülmüştür. Davacının olayda kusurundan söz edilemez. Davacının, satın aldığı araçla ilgili olarak Trafik Şube Müdürlüğü’nce tutulan kayıtları, aracın sigorta kayıtlarını, TRAMER kayıtlarını inceleme, TRAMER’e SMS atarak bilgi edinme yükümlülüğü de yoktur. Davalı taraf, satış öncesinde davacıyı aracın hasarlı olduğu konusunda bilgilendirdiğini veya davacının bu hususu bildiğini ispatlayamamıştır. Satışa konu araç hukuki ayıplıdır. Satıcı ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Davalı satıcının ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır. Bu nedenle davacının sözleşmeden dönmesi haklı nedene dayanmakta olup ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davacı uğradığı zararları akidi olan davalıdan isteyebilir.

Davacının dava konusu aracı satın aldığı tarihte 68.000 km’de olduğu ancak yapılan araştırmada satın alma tarihinden önceki tarihlerde daha yüksek km de olduğu ve hasar kayıtlarının mevcut olduğu dosya kapsamından anlaşılmış olup, aracın bu haliyle gizli ayıplı olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Araç davalının elindeyken kilometresiyle ile oynanmamış ve hasar görmemiş olması ayıpta tekeffülü ortadan kaldırmaz.

Ayrıca davacının talebi terditli dava mahiyetindedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 227. maddesinde alıcıya tanınan haklar yenilik doğurucu yani tüketilen haklardan olup alıcı bunlardan ancak birini kullanabilecek, başka bir anlatımla terditli olarak talepte bulunamayacaktır. Mahkemece, Türk Borçlar Kanunu’nun 227. maddesi ve HMK’nın 31. maddesi gereğince davacıya hangi seçimlik hakkını kullandığı sorulup talebi açıklattırıldıktan sonra ayıba karşı tekeffül hükümleri gereğince davacının uğradığı zararları akidi olan davalıdan isteyebileceği gözününe alınıp buna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, …


Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2011/5292 K. 2011/8219 Sayılı Kararı

  • İkinci El Ayıplı Araç
  • TTK

Sözleşmeden cayma halinde satış bedeline hangi tarihten faiz yürütülmesi gerektiği meselesine gelince, gerek Dairemiz gerekse H.G.K. 22.6.2005 tarih ve 2005/4-309 Esas, 205/391 Karar inançlarına göre; sözleşmeden cayma ve bedel iadesi durumunda satıcının kullanma bedeli olarak bir talepte bulunamayacağı benimsenmiştir. Ayrıca sözleşmeden cayma durumunda, araç ayıplı dahi olsa alıcının tasarrufunda bulunduğu sürece satıcı veya sağlayıcının faiz ile sorumlu olmayacağı kabul edilmektedir. Arızanın niteliği itibariyle, aracın kullanımına engel teşkil etmediği ve aracın davacı tarafından yargılama süresinde devamlı kullandığı durumlarda bunun menfaatler dengesine ve hakkaniyete uygun olduğu şüphesizdir. Ne var ki aracın ayıp sebebiyle hiç kullanılmadığının sabit olduğu veya ayıplı aracın, satıcıya veya ifa yardımcısı durumundaki yetkili servislerine veya mahkemece belirlenen tevdii mahalline teslimi durumunda satıcının temerrüde düştüğünün dolayısıyla faiz ile sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Somut olayda arızanın mahiyeti itibariyle davacının aracı kullanmaya devam ettiği anlaşıldığına ve araç iade edilmediğine göre faiz talebinin reddine karar verilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiştir.


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2010/28 K. 2010/6526 Sayılı Kararı

  • İkinci El Ayıplı Araç
  • TTK

 Davacı, davalıdan satın aldığı aracın ayıplı çıktığını, aracın değiştirilmesi için açtığı davayı kazandığını, mahkeme ilamını icraya koyduğunu, aracın aynısının üretiminin kalkması sebebiyle araç değerinin ödenmesi konusunda icra müdürlüğünce bilirkişi incelemesi yapıldığını, davalının belirlenen bedeli icra dosyasına bloke ettiğini, ancak bedele itiraz ederek paranın tarafına ödenmesine engel olduğunu, parasını zamanında almadığından zarara uğradığını, uğradığı zarar sebebiyle 1.000,00 TL munzam zarar ile 30.000,00 TL manevi zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

….

Toplanan delillerden ve dosya kapsamından davacının ayıplı aracının mahkemece değiştirilmesine karar verildiği, davacının ilamı icraya koyduğu, aynı aracın üretiminin kalkması sebebiyle davacı tarafından 7.6.2002 tarihinde ki talep ile İ.İ.K.24. madde gereğince işlem yapılmasını istediği, icra müdürlüğünce aracın değerinin tespit edildiği, davalı tarafında icra müdürlüğünce belirlenen bedelin 30.6.2003 tarihinde icra dosyasına bloke edildiği ancak bu bedele itiraz ederek paranın davacıya ödenmesini engellediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca paranın icra dosyasına ödendiği tarihte oluşan ve faizi aşan zararını isteyebilir. Öyle ise mahkemece, davalının parayı bloke ettiği tarihten eldeki dava tarihine kadar geçen zaman zarfında gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları, döviz kurlarını gösterir liste ilgili resmi kurumlardan getirtilmeli, konusunda uzman bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmalı, davacının zarar miktarı belirlemeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu yönlerin göz ardı edilerek yazılı şeklide hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda birinci bentte belirtilen sebeple davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 10.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2011/3976 K. 2011/11142 Sayılı Kararı

  • İkinci El Ayıplı Araç
  • TTK

Davacı, eşi için araç satım pazarında 34 … … plakalı Nissan marka 2007 model 1,4 NOTE aracın ilanını da inceleyerek Üsküdar 15. Noterliğinin 16.9.2008 tarih ve 22450 yevmiye sayılı sözleşme ile davalıdan aracı 22.242.00.TL bedelle satın aldığını, kasko aşamasında aracın pert olduğunu trafikten ve götürdüğü tamir bakım servisinden öğrendiğini, davalının kötüniyetli olarak trafiğe çıkması mümkün olmayan pert aracı sattığını öğrendikten sonra GOP. 10. Noterliğinin 23.9.2008 tarih ve 01958 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ayıplı aracın geri alınarak ödediği satış bedelinin iadesini istediğini ancak iade edilmediğini belirterek aracın noter satış bedeli olan 22.242.00.TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, 6.8.2008 tarihinde önceki satıcıdan hafif hasarlı olduğu belirtilerek satın aldığı aracı kısa süre kullandıktan sonra borçlarını ödemek için davacıya 19.900.00.TL bedelle sattığını, davacının da bu bedelle aracı satın aldığını çektiği ihtarnamede belirttiğini, davacının aracı kontrol ettirerek satın aldığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-) Davacı , aracın ayıplı olduğu iddiası ile aracın satış tarihindeki kasko değeri olan 22.242.00.TL’nın davalıdan tahsilini istemiştir. Ülkemizde ikinci el araçların kasko değerlerinin, araçların gerçek değerlerini yansıtmadığı bir gerçektir. Ayrıca davacının, Gaziosmanpaşa 10. Noterliğinin 23.9.2008 tarih ve 01958 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ayıplı aracın geri alınarak satış bedeli olarak ödediği 19.900.00.TL’nın iadesini istediği ve davalının da aracın satış bedelini 19.900.00.TL olarak kabul ettiği dosya kapsamı ile sabittir. O halde davalı tarafından satılan ikinci el aracın satış tarihindeki gerçek değerinin 19.900.00.TL olduğunun kabulüyle bu değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken mahkemece noter satış bedeli üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle hükümün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 6.7.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2010/13266 K. 2011/267 Sayılı Kararı

  • İkinci El Ayıplı Araç
  • TTK

… Dava konusu olaya bu kapsamda bakıldığında; otomobilin 2. el alıcısı bulunan davacının, garanti süresi içinde meydana gelen arızalar nedeni ile otomobili üreten firmaya husumet yönelterek açtığı davada, taraflar arasında mal ya da hizmet alım satım ilişkisi bulunmadığı belirtilerek tüketici mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesi ile Bursa Tüketici Mahkemesi’nce verilmiş bulunan karar bozulmuş ise de yukarda anılan H.G.K. kararı uyarınca, bir kimsenin tüketici sıfatını kazanması için doğrudan mal ya da hizmeti satın almış bulunmasının şart olmadığı; üreticinin, garanti süresi içinde malı elinde bulunduran herkese karşı 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa kapsamında sorumlu bulunduğunun kabulü gerekir.

Diğer yandan, görev konusu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir.

Yerel mahkemece açıklanan sebeplerle davacının tüketici olduğu ve 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Yasa’nın 23/1. maddesinde yer alan “Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır” biçimindeki düzenleme gereğince davaya bakmaya tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, mahkemenin görevsizliği sebebiyle dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, işin esasının incelenmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeple BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 825,00.-TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2006/13194 K. 2006/16511 Sayılı Kararı

  • İkinci El Ayıplı Araç
  • TTK

Davacı, 01.08.2005 gününde davalılardan 24.087 YTL bedelle P. araç satın aldığını, bir süre sonra aracın sağ ön çamurluğu, sağ ön kapısı, sol arka kapısı ile kaputunun sonradan boyandığı, orijinal olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, aracın ayıpsız yenisiyle değiştirilmesine, bunun mümkün olmaması halinde ödediği 24.087 YTL. nin ticari faizi ile ödetilmesini istemiştir.

4822 Sayılı Yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ayıplı mal başlıklı 4. maddesinin 1.fıkrasında hangi malların ayıplı sayılacağı açıklandıktan sonra ikinci fıkrasında “Tüketici malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği, bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlilik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı- üreticiden tazminat isteme hakkına da sahip olacağı…” belirtilmiştir. Anılan bu yasa maddesi hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi tüketici, kendisine tanınan seçimlik haklarından sadece birini kullanabilecek, başka bir anlatımla terditli olarak talepte bulunamayacaktır. Hal böyle olunca davacıdan talebinin davaya konu aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine mi yoksa bedele mi yönelik olduğu yönünde açıklanma istenmeli, sonucuna uygun hüküm kurulmalıdır. Bu hususların gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Kaldı ki, B.K.’nun 101. maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Davacının dava açılmadan önce davalıları ihtar çekerek mütemerrit duruma düşürdüğü iddia ve ispat edilmemiştir. Bu nedenle dava tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu yön göz ardı edilerek, davalıya yapılan ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

SONUÇ : Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenle diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 500 YTL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı P. A.Ş.ye ödemesine, peşin harcın istek halinde 326,00 YTL nin davalı İ. Oto. San. Ltd. Şti. ye, 326.00 YTL davalı P. A.Ş. ne iadesine, 19.12.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E. 2011/14923 K. 2012/491 Sayılı Kararı

  • İkinci El Ayıplı Araç
  • TTK

Davacı belediye, davalı akaryakıt şirketinden 1998’de 1999 model Nissan marka araç satın aldıklarını, aracın rampada hararetinin çabuk yükselip çekişinin düştüğünü, bu durumu hem satıcıya hem de servise ilettiklerini ileri sürerek, dava konusu aracın aynı özellikteki yeni modeli ile değiştirilmesine, arızalandığı tarihten beri kullanılmayan araç nedeniyle uğradıkları 10.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.

Davalılar, Nissan Otomotiv Aş ve Ab Otomotiv Aş davanın reddini dilemişler, diğer davalı davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davacı belediyenin 4077 SK kapsamında olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1999 model Nissan marka aracın aynı özelikteki yeni bir modelinin davalılardan alınarak davacı kuruma teslimine, aracın kullanılamamasından dolayı 6000 TL zararın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı, davalılar Nissan Otomotiv Aş ve An Otomotiv Aş tarafından temyiz edilmiştir.

1-) 03.12.2010 günlü ilam, temyiz eden davacı tarafa 26.01.2011 tarihinde tebliğ edilmiş ve temyiz dilekçesi 11.02.2011 tarihinde verilmiştir. 3156 sayılı Yasanın 20. maddesiyle değiştirilen HUMK.nun 432/1. maddesi uyarınca yasanın yürürlüğe girdiği 6.4.1985 tarihinden itibaren verilen kararlarda temyiz süresi 15 gündür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 1.6.1990 gün ve esas 1989/3, karar 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2-) 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.

Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.

Davacı belediye olup, bu durumda davacı tüketici olmadığı gibi, sözleşmenin de Tüketici Yasası kapsamında kalmadığı, bu haliyle taraflar arasındaki davanın tüketici mahkemesinde görülmesi doğru olmayıp, genel mahkeme görevlidir. Öyle olunca, mahkemece Genel Mahkeme sıfatıyla ve genel hükümlere göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.

3-) Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davacının temyiz dilekçesinin reddine, 2. bentte gösterilen nedenle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 3. bentte gösterilen nedenle davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

1 yorum

  1. Murat Bektaş 6 Kasım 2023 9:45 AM

    Merhaba. Hatasız, boyasız diye tarafıma satılmaya çalışılan araca yaptırdığım expertiz sonucu ilanda beyan edilmeyen (ekran görüntüleri var) boya, onarım vb. değer düşürücü kusurlar çıkmıştır. Bu sebeple almaktan vazgeçtim ancak yol ve exper masrafımı tazmin için hakkım mevcut mudur? Teşekkür ederim.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık