Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 87 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde

Otopsi

  1. Otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adli tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir. Zorunluluk bulunduğunda otopsi işlemi bir hekim tarafından da yapılabilir; bu durum otopsi raporunda açıkça belirtilir.
  2. Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnın açılmasını gerektirir.
  3. Ölümünden hemen önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan tabibe, otopsi yapma görevi verilemez. Ancak, bu tabibin otopsi sırasında hazır bulunması ve hastalığın seyri hakkında bilgi vermesi istenebilir.
  4. Gömülmüş bulunan bir ceset, incelenmesi veya otopsi yapılması için mezardan çıkarılabilir. Bu husustaki karar, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından verilir. Mezardan çıkarma kararı, araştırmanın amacını tehlikeye düşürmeyecekse ve ulaşılması da zor değilse ölünün bir yakınına derhâl bildirilir.
  5. Yukarıdaki fıkralarda sözü edilen işlemler yapılırken, cesedin görüntüleri kayda alınır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde Gerekçesi

86.maddenin gerekçesinde de belirtildiği gibi, keşif ve bilirkişiliğe ilişkin genel hükümler varken önemi nedeniyle otopsi ayrıca düzenlenmiştir. Maddenin kapsadığı esaslar şunlardır:

Otopsi, cesedin durumu olanak verdiği takdirde, mutlaka baş, göğüs ve karnının açılması suretiyle yapılan tıbbî bir müdahaledir. İlke olarak birisi adlî tabip diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Avukat tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir; böylece “adil yargılanma hakkı” güçlendirilmektedir ve ayrıca soruşturmada, sağlam delillerin elde edilmesi, davanın bir duruşmada bitirilmesi için gerekli olduğundan, avukatın bu evrede belli delillerin saptanmasında katkıda bulunması sağlanmaktadır.

Kural böyle olmakla beraber, ülkemizin bazı bölgelerindeki koşullar göz önüne alınarak, zorunluluk bulunduğunda işlemin bir hekim tarafından yapılabilmesi de kabul edilmiştir.

Ölümünden önceki hastalığında öleni tedavi etmiş olan hekime otopsi yapma görevi verilemeyeceği, ancak adı geçenin otopsi sırasında hazır bulundurularak hastalığın seyri hakkında bilgi vermesinin istenebileceği kabul edilmiştir.

Otopsi Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hakimin, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının huzurunda yapılacaktır.

Gömülmüş bir cesedin çıkarılıp muayenesi ve ceset üzerinde otopsi yapılması için gerekli karar hâkim tarafından verilecektir. Ancak gecikmesinde sakınca bulunan bir hal varsa Cumhuriyet savcısı tarafından da bu hususta karar verilebilecektir.

Mezardan cesedin çıkarılması kararı ilke olarak ölünün bir yakınına hemen bildirilecektir; ancak bildirme, araştırmanın amacını tehlikeye düşürecekse, örneğin cesedin yok edilmesi olasılığı varsa veya yakınına ulaşılması zor ise, gerçekleştirilmeyecektir.

Maddede belirtilen işlemler yapılırken olanaklar ölçüsünde cesedin fotoğrafı da alınacaktır.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

ceza muhakemesi kanunu 87 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 87 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde Otopsi Emsal Kararlar

Yargıtay 1.Ceza Dairesi E: 2010/ 4360, K: 2012 / 3774

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde
  • Otopsi

Katılan Osman’ın, ölen eşi Nazmiye’nin hastaneye gitmeden önce iki bardak kan kustuğu, hastanede baygın vaziyette ve vücudunun soğuk olduğunu doktorlara söylediği, taburcu edilmesine müteakip eşi maktulü yarı baygın vaziyette evlerine götürdüğü yönündeki beyanları, Nazmiye”nin ölüm nedeninin yapılan 28.09.2006 tarihli otopsi ile belirlendiği, buna göre kişinin ölüm nedeninin dalak rüptürüne bağlı iç kanama olduğunun tespit edilmesi karşısında, yasal olarak Yüksek Sağlık Şurası”nın ölüm nedenini belirleme yükümlülüğü ve yetkisi bulunmadığı da dikkate alınarak ölen Nazmiye’nin daha önceden herhangi bir hastalığı olup olmadığının usulünce araştırılması, tedavi görmüş ise, buna ilişkin ve olay günü hastanede yapılan tedavisine ait tüm tedavi evrakları, film ve grafilerinin temin edilmesi, dava dosyası ile birlikte Adli Tıp Kurumu İlgili İhtisas Dairesi’ne gönderilerek; Nazmiye’nin kesin ölüm nedeninin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi,

Belirlenecek ölüm nedenine tedaviden, doğan ihmalin katılan bir sebep olarak bağlantısının bulunup bulunmadığının tespiti buna göre de; her bir sanığın hukuki durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği halde Yüksek Sağlık Şurası Kararı’na dayanarak eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sanıklar Ali, Mustafa ve Serhat hakkındaki beraat hükümlerinin tebliğnamedeki düşünce hilafına bozulmasına, üye ..”ın mahkeme kararının yerinde olup onanması gerektiğine yönelen karşı oyuyla, 09/05/2012 gününde karar verildi.


Yargıtay 1.Ceza Dairesi E: 2009/ 979 K: 2010 / 3341

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde
  • Otopsi

M.. O..’u kasten öldürmekten ve izinsiz silah taşımaktan sanık C.. Ö..’ün yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin Sincan Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15/05/2008 gün ve 83/96 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık ve müdahiller vekili taraflarından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle; incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Sanığın savunmasının tespit edildiği, 13/09/2007 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1.sayfasının 29299 sicil numaralı mahkeme başkanı O..K.. tarafından imzasız bırakılması suretiyle CMK’nın 219.maddesine muhalefet edilmesi,

Maktul Mehmet’e ait Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından düzenlenen ayrıntılı otopsi raporu getirtilmeden, 23/05/2007 tarihli ölü muayene tutanağı ve otopsi tutanağı ile yetinilerek hüküm kurulmak suretiyle CMK’nın 209. maddesine aykırı davranılması,

Usule aykırı olup, sanık müdafi ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair cihetleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenle hükümlerin tebliğnamedeki düşünce gibi CMUK’un 321.maddesi uyarınca bozulmasına, 06/05/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 1.Ceza Dairesi E: 2008/2750, K: 2010/2202

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 87. Madde
  • Otopsi

Kocası H.. G..’i öldürmekten sanık R.. G..’in yapılan yargılanması sonunda: Hükümlülüğüne ilişkin Kartal İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 17/07/2007 gün ve 252/254 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafi tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C .Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi. Kartal Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/03/2003 tarihinde yapılan ölü muayenesi sırasında doktor bilirkişinin maktulün vücudunda haricen darp cebir izi bulunmadığı, mevcut hali ile ölümün ilaç intoksitasyonuna bağlı olduğu düşüncesiyle kesin ölüm nedeninin tespiti için sistematik otopsi yapılması gerektiğini beyan ettiği, Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 14/05/2007 tarihli raporunda ise kesin ölüm nedeninin elle boğmaya bağlı mekanik asfiksi sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtilmesi karşısında,

Maktulün kesin ölüm nedeninin tespiti açısından, dosyanın maktule ait bütün tıbbi belgeler ile birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesine gönderilmesi suretiyle rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tespiti gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, usule aykırı olup, sanıklar müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle, sair yönleri incelenmeksizin hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi bozulmasına 09/04/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 88. Madde

Yeni Doğanın Cesedinin Adli Muayenesi veya Otopsi

Yeni doğanın cesedi üzerinde adlî muayene veya otopside, doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşam bulgularının varlığı ve olağan süresinde doğup doğmadığı ve biyolojik olarak yaşamını rahim dışında sürdürebilecek kadar olgunlaşmış olup olmadığı veya yaşama yeteneği bulunup bulunmadığı saptanır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 88. Madde Gerekçesi

 Madde, yeni doğanın adlî muayenesi ve otopsisi hakkında özel hüküm getirmekte ve araştırılacak hususları belirtmektedir: Bunlar, yeni doğanın yaşayıp yaşamadığı, vaktinde doğup doğmadığı, yaşama yeteneği, doğumdan sonra yaşama süresi ve ölüm zamanı ile ölüm nedenlerini kapsamaktadır.

Yeni doğanın cesedi üzerinde yapılacak adlî muayene veya otopsi işleminin amacı çocuğun doğum sırasında veya doğumdan sonra yaşayıp yaşamadığını, yaşam bulgularının var olup olmadığını veya biyolojik olarak ananın bedeni dışında yaşamını sürdürüp sürdüremeyeceğini saptamaktır yani yaşama yeteneğini taşıyıp taşımadığını belirlemektir. Demek oluyor ki, Tasarının bu maddesi ile getirilen bir başka yenilik, yeni doğanın yaşama hakkının bir belirtisi olarak, klâsik adlî muayene veya otopsi işlemlerinin yapılmasından beklenen amacın ötesinde, ananın bedeni dışında yaşamının olgunlaşıp olgunlaşmadığının veya yaşama yeteneğinin bulunup bulunmadığının da saptanmasının zorunlu hâle getirilmesidir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

Ceza Muhakemesi Kanunu 88. Madde Yeni Doğanın Cesedinin Adli Muayenesi veya Otopsi Emsal Kararlar

 Yargıtay 1. Ceza Dairesi E: 2009/3196, K: 2011/5560

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 88. Madde
  • Yeni Doğanın Cesedinin Adli Muayenesi veya Otopsi

Yeni doğmuş bebeği iştirak halinde öldürmekten sanıklar S.A..ile M.. B..’ın yapılan yargılanmaları sonunda hükümlülüklerine ilişkin Zonguldak Birinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05/11/2008 gün ve 150/178 sayılı hüküm resen temyize tabi olmakla beraber Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar müdafileri tarafından da istenilmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Dosyanın Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilip, mevcut beyanlar, otopsi raporu ve diğer deliller dikkate alınarak maktul bebeğin sağ doğup doğmadığı, sağ doğması halinde, olayda zorlamalı ölüm olup olmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınarak sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi yerine eksik incelemeyle hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazlarının bu itibarla kabulüyle, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi bozulmasına, delil durumu ve tutuklulukta geçen süreye göre sanık Mehtap’ın bihakkın tahliyesine, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal salıverilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 28/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi E: 2005/3514, K: 2007/625

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 88. Madde
  • Yeni Doğanın Cesedinin Adli Muayenesi veya Otopsi

Dava: Şerefini kurtarmak saikıyla yeni doğmuş bebeği öldürmekten sanık Seher Kertik ile Huriye Kertik’in yapılan yargılanmaları sonunda, Seher’in hükümlülüğüne, Huriye’ye TCK’nın 296/son maddesi gereğince ceza tertibine yer olmadığına ait Denizli Üçüncü Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.06.2005 tarih ve 11/115 s. hükmün Yargıtayca tetkiki sanıklar müdafi tarafından istenilmiş, sanık Seher duruşma da talep etmiş olduğundan dava dosyası C. Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: sanık Seher hakkında duruşmalı, sanık Huriye’nin temyizi veçhile incelendi ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Sanık Seher’in savunmalarında tuvalete oturduğunda içinden bir şeylerin gelerek tuvalet taşına düştüğünü, baktığında tuvalet taşında cenini gördüğünü belirtmesine; 24.11.2004 gününde yapılan otopside baş açıldığında saçlı deri altında sağ temporal kemik kanadı boyunca ve sağ temporal kas üzerinde kanamalar, beyincik alt yüzünde 2×2 cm. sak bulunduğunun tespit edilmesine; 15.4.2005 gün ve 1050 Karar numaralı Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’nun oybirliği ile düzenlediği raporunda, otopsi raporunda tanımlanan travmatik değişimlerin bebeğin doğumu sırasında tuvalete düşmesi neticesinde meydana gelebileceğinin, mevcut verilerle bebeğin sıvı aspirasyonu sonucu mu yoksa doğum sırasında maruz kaldığı künt kafa travması neticesinde mi öldüğünün tıbben ayrımının yapılamayacağının bildirilmesine göre; savunma doğrultusunda bebeğin, doğum sırasında tuvalete düşmesi sonucu oluşan künt kafa travması sebebiyle ölmüş olması ihtimalinin bulunması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, sanıklar Seher ve Huriye’nin beraatları yerine yazılı biçimde sanık Seher’in mahkûmiyetine, sanık Huriye’nin ise füru lehine delilleri yok etme suçu nedeniyle ceza tertibine yer olmadığına karar verilmesi, Yasaya aykırı, sanık Seher ve müdafileri ile sanık Huriye müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden kabulüyle sanıklar hakkındaki hükmün tebliğnamedeki düşünce hilafına bozulmasına, 21.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 4.Ceza Dairesi E: 2004/10373, K: 2006/13795

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 88. Madde
  • Yeni Doğanın Cesedinin Adli Muayenesi veya Otopsi

Katılan A. Zobuoğlu’nun yatırıldığı doğum servisinde görevli sanık hekimin gerekli ilgiyi göstermediğinin iddia edilmesi, hazırlıkta görevlendirilen üç kişilik bilirkişi raporunda hastanın yatırılmasından sonra çok geç girişimde bulunulduğu, doğum sırasında çocuk hekimi bulundurulmadığı, bebeğin postpartum takibi ile ilgili eksiklik bulunduğu sonucuna varılması, 3.7.2001 tarihli muhakkik raporunda sanığın NST bilgisinin yetersiz bulunduğunun belirtilmesi, yargılama aşamasında bilirkişi olarak görevlendirilen Adli Tıp Uzmanının raporunda ise küçükte tespit edilen beyin hasarı ile doğum yönetimi arasında nedensellik bağı kurulamadığı ve sanığa atfedilebilecek kusur bulunmadığı belirtilmiş olup önceki bilirkişi raporu ile arasında çelişki bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın, doğum safhasında gerekli mesleki özeni gösterip göstermediği, yapılması gereken işlemler konusunda bir savsamanın bulunup bulunmadığı, bulunduğu saptandığı takdirde de yükletilen savsama niteliğindeki eylemler ile bebekte ortaya çıkan tıbbı sorunlar ve sonucunda meydana gelen ölüm arasında bir nedensellik bağı ve sanığa atfedilebilecek bir kusur bulunup bulunmadığı, sanığın kendisine yasal normlar çerçevesinde yükletilen sorumluluklarını yerine getirmesi durumunda dahi aynı sonuçların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirlenmesi açısından dosya ile birlikte ilgili tüm raporlar ile hastane kayıt ve belgeleri gönderilmek suretiyle Yüksek Sağlık Şurasından görüş alınması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,

Sonuç: Yasaya aykırı ve katılanlar A. Zobuoğlu, A. Zobuoğlu vekillerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşünce reddiyle hükmün bozulmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 89. Madde

Zehirlenme Şüphesi Üzerine Yapılacak İşlem

  1. Zehirlenme şüphesi olan hallerde organlardan parça alınırken, görünen şekli ile organın tahribatı tanımlanır. Ölüde veya başka yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler, görevlendirilen uzman tarafından incelenerek tahlil edilir.
  2. Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, bu incelemenin, hekimin katılmasıyla veya onun yönetiminde yapılmasına karar verebilir.

Ceza Muhakemesi Kanunu 89. Madde Gerekçesi

Madde, zehirlenerek öldüğünden şüphe edilen kişinin otopsisinde ne gibi hususların, mutlaka göz önüne alınması gerektiğini göstermektedir:

  1. Organlardan parça alınırken organın görünen şekli tanımlanacaktır.
  2. Organda rastlanan tahribat belirlenip, tanımlanacaktır.
  3. Ölüde veya diğer yerlerde bulunmuş şüpheli maddeler toplanacak ve bunların, bir uzmana veya resmen görevlendirilmiş bir makama incelettirilerek tahlilleri yaptırılacaktır.
  4. Bu analizin bir hekimin katılmasıyla veya onun idaresinde yaptırılmasına da karar verilebilecektir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

Ceza Muhakemesi Kanunu 89. Madde Zehirlenme Şüphesi Üzerine Yapılacak İşlem Emsal Kararlar

Yargıtay 1.Ceza Dairesi E: 2010/2295, K: 2012/1693

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 89. Madde
  • Zehirlenme Şüphesi Üzerine Yapılacak İşlem

Yapılan ihbar üzerine maktulün evinde yapılan aramada bir naylon poşet içerisinde patlamaya hazır kurulmuş bir adet el bombası bulunan maktulün 04.04.1994 tarihinde PKK terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan Bitlis İli Ahlat İlçesi Ovacık Jandarma Karakol Komutanlığınca gözaltına alındığı, 06.04.1994 günü gözaltı süresinin 12 gün uzatılmasına karar verildikten sonra ise 07.04.1994 günü sorgusunun yapılabilmesi amacıyla Bitlis İl Jandarma Alay Komutanlığına sevk edilip, 10.04.1994 günü saat 22:00 sıralarında sorgu için gözaltında bulunduğu Bitlis İl Jandarma Alay Komutanlığındaki hücresinde nöbetçi er tarafından ölü olarak bulunduğu olayda; maktulün cesedi üzerinde Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı gece yapılan klasik otopsiye dayalı olarak düzenlenen otopsi tutanağına göre; cesedin yapılan dış muayenesinde herhangi bir darp ve cebir izine rastlanmadığının, ateşli silah yarası ve boğma emaresi gözlemlenmediğinin, cesedin ağzında beyaz sıvı akıntısı görüldüğünün, saat 23:00 itibariyle ölü katılığının oluşmadığının, göğüs açıldığında, diyaframın normal göründüğünün, iç kanama görülmediğinin, karaciğer, böbrek ve bağırsaklarda herhangi bir patoloji görülmediğinin, karın iç duvarı normal görünmesine rağmen, dalak dış zarının yer yer devamlılığının bozulduğunun, herhangi bir iç kanama belirtisi bulanmadığının, maktulün kesin ölüm sebebi ile ilgili olarak kesin bir bulguya rastlanmadığının, kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için beyin, sereblon ve pons dokusundan, kalpten, akciğerden, dalaktan, safra kesesinden parçalar ve batından kan örneği alınarak bunların Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığı’na gönderildiğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığı Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi Başkanlığının 15.06.1994 tarihli toksoloji raporunda; maktul G.. Ö..’e ait olduğu bildirilen kan ve iç organ parçalarının yapılan toksoloji analizinde su buharı destilasyonu ile elde edilen destilatta organik kükürt ve organik fosfat bulunduğu, klasik metodlar ile elde edilen fazda kimyasal testler ve ince tabaka kromatografik metodu ile organik kükürt ve organik fosfat bulunduğu, belirtilen maddelerin bileşiminde organik fosfat ve organik kükürt bulunan herhangi bir insektisitin alındığına delalet edebileceği saptamalarına yer verildiği, Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi Başkanlığı’nın 23.06.1994 tarihli raporunda; maktulün, bileşiminde organik kükürt ve organik fosfat bulunan, zehirli bir insektisit (böcek öldürücü) entoksikasyonu etkisiyle ölmüş olduğunun bildirildiği, 17/08/1994 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulunun raporunda; maktulde haricen darp, cebir izi ve yaraya rastlanmaması nedeniyle, ölümde harici travmatik etkinin bulunmadığı kanaatinin belirtildiği, daha sonra, maktulden alınan iç organ parçaları üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yeniden inceleme yapıldığı, Kimyasal Tahliller Dairesi’nin 29.01.1996 tarihli toksoloji raporunda; toksolojik incelemede, bahis konusu organik fosfat esterli insektisitlerin varlığını gösterir müspet reaksiyonların alınmadığının bildirildiği, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’nun 26.02.1996 tarihli raporunda; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesi’nin daha gelişmiş laboratuvar olanaklarına sahip olması nedeniyle daha önceki tespitler yerine bu laboratuvarlarda yapılan incelemelerde saptanan ”organik fosfat ve kükürt bileşiğinin tespit edilemediği” sonucuna itibar edildiği ve buradan edinilen kanaate göre kurulda maktulün göz altına alındığı, 04.04.1994 tarihinden, ölü bulunduğu 10.04.1994 tarihine kadar geçen süre içinde herhangi bir şekilde organik fosfor zehirlenmesi belirtisinin görülmemesine rağmen bu durumun 6 gün sonra aniden ölüme sebebiyet vermesinin tıbben mümkün görülmediği görüşünün oluştuğu, nezarethaneye dışarıdan bir madde alımının olmaması, maktulün gözaltında kaldığı süre içerisinde erlere verilen yiyeceklerden yemesi, koğuşların bu süre içerisinde herhangi bir nedenle ilaçlanmamış olması aynı zaman ve mekanlarda başkaca bir ölüm olayının meydana gelmemesi hususlarının da bu görüşü desteklediğinin belirtildiği, sonuç olarak tüm bu hususlar birlikte gözetildiğinde, maktulün ölüm nedeninin organik fosfor ya da kükürt içeren bir maddeye ya da ilaca bağlanmasının mümkün görülmediği, bu nedenle maktulün kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için 1. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınması gerektiğinin bildirilmesi, bunun üzerine Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu’ndan alınan 04/07/2007 tarihli raporda; maktulde ölüm meydana getirir nitelikte travmatik bir lezyon bulunmadığı gibi, maktulün organik fosfor ve kükürt ile öldüğünün tıbbi delillerinin de bulunmadığı belirtilerek, mevcut bulgularla kesin ölüm sebebinin belirlenemediğinin bildirilmesi karşısında;

Maktulün kesin ölüm sebebinin saptanması ile ilgili olarak soruşturma aşamasında Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığı’ndan alınan raporlar ile İstanbul Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu’ndan ve 5. İhtisas Kurulu’ndan alınan raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla; raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi ve maktulün kesin ölüm nedenin tespiti için, maktule ait tüm raporlar, varsa 11.04.1994 tarihli ölü muayene ve otopsi sırasında alınan iç organ parçaları ve batından alınan kan örneği ile tüm dosyanın Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’na gönderilerek, maktulün kesin ölüm nedeni ile ilgili çelişkinin giderilmesi ve maktulün kesin ölüm sebebinin tespitinin istenmesi, sanıkların hukuki durumunun da bu raporun sonucuna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekili ile katılan Muzaffer’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün diğer yönleri incelenmeksizin, öncelikle bu nedenle tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak bozulmasına, 12.03.2012 günü oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 1. Ceza Dairesi E: 2007/5800, K: 2007/8245

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 89. Madde
  • Zehirlenme Şüphesi Üzerine Yapılacak İşlem

Sanığın hazırlık soruşturması sırasında hâkim önünde de tekrarladığı ifadelerinde evlilik dışında dünyaya gelen ve 2 ay kadar yaşayan bebeğini, eşinin kendisinden boşanmasını önlemek amacıyla ortadan kaldırmak için sinek öldürme kullanılan spreyi burnuna ve ağzına bir süre sıktığını belirtmiş olduğu, duruşmadaki beyanında da zehirleyip zehirlemediğini hatırlamadığını beyan ettiği, otopsinin 10 gün sonra yapılmış olması nedeniyle toksikolojik incelemede herhangi bir maddenin bulunamayabileceğinin ve yeterli miktarda toksit maddenin sıkılmasının ölümü meydana getireceğinin Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunca belirlendiği, sanığın öldürme kastı ile bu sonucu elde etmeye elverişli toksit maddesiyle bebeğin burnuna ve ağzına bir süre sıkmak suretiyle neticeyi elde ettiği olayda; kasten öz çocuğunu öldürmek suçundan lehe olan 5237 Sayılı TCK’nın 82/1-d, e 62. maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülmesi durumu ortaya çıkmıştır.


Ceza Muhakemesi Kanunu 68. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık