Ceza hukukunda ek savunma; savcı tarafından hazırlanan iddianameyle yargılama konusu haline getirilen olaya dair suç vasfının değişmesi veya sanık aleyhine daha fazla ceza veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirine hükmedilmesini gerektiren bir halin ilk defa duruşmada ortaya çıkması durumunda sanığa tanınan bir haktır. (CMK madde 226) Bu hakkın sanığa tanınmaması durumlarında kararın bozulması veya kaldırılması mümkündür. Anlaşılacağı üzere sanığa tanınan savunma hakkı yargılama aşaması için önem arz etmektedir. Ceza muhakemesi hukukunda ek savunma şu hallerde verilir (CMK madde 226):
- Yargılama sırasında suç vasfının değişmesi,
- Cezanın arttırılmasını gerektiren bir halin ilk defa duruşmada ortaya çıkması,
- Cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren bir halin ilk defa duruşmada ortaya çıkması.
Suç haberinin alınmasıyla başlayan ceza muhakemesinde, davasız yargılama olmaz ilkesi gereğince bir fiilin suç teşkil ettiğinin ve bu fiili işleyen failin cezalandırılması gerektiğinin ileri sürülmesi gerekir. Bu ilkenin de bir sonucu olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170 inci maddesi, Cumhuriyet savcısına düzenleyeceği iddianame ile kamu davası açma görevini vermiştir.
CMK’nın 225. maddesine göre ise mahkeme hükmünü sadece iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında kuracaktır. Ancak mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla yargılama sırasında fiilin nitelendirmesinin değişmesi söz konusu olabilir. Bununla birlikte cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması da mümkündür. Kanun koyucu CMK’nın 226. maddesi ile her iki durumda da sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen durum üzerinden hüküm kurulabilmesine imkan tanımıştır.
Ek savunma için sanığa önceden haber verilmeli ve savunma yapılabilecek bir halde bulundurulmalıdır. Aksi halde sanığın savunması alındırılmadan iddianamede düzenlenen suç vasfının dışına çıkılarak mahkeme tarafından sanık hakkında başka suçtan dolayı mahkûmiyet kararı verilmesi mümkün değildir. Kadim hukuk ve danışmanlık olarak bu makalemizce Ceza Muhakemesi Kanunun 226. maddesi kapsamında ek savunma hakkı, ek savunma hakkı verilmesini gerektiren haller ile ek savunma hakkı verilmesinde usulün bahsedeceğiz.
Ek Savunma Nedir?
CMK’nın 225 inci maddesinin 1 inci fıkrasına göre hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin “fiil” ve “fail” hakkında verilir. Böylece Cumhuriyet savcısı, yaptığı soruşturma neticesinde elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre düzenlediği iddianame ile kovuşturma aşamasının sınırlarını belirlemektedir.
Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi, o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesine bağlıdır. İddianamede anlatılan fiilin dışına çıkılarak davaya dâhil edilmeyen bir fiil nedeniyle yargılama yapılması ve bu fiilden dolayı hüküm kurulması davasız yargılama olmaz ilkesinin ihlaline yol açar. Bu sebeple iddianamede sadece suç teşkil eden fiilin anlatılması yeterli olmayıp maddi olayın tamamen açıklanması zorunluluk arz etmektedir. Başka bir deyişle iddianamenin ayrıntılı olması, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak açık ve net bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir.
CMK’nın 225. maddesinin 2. fıkrasına göre mahkeme, fiili nitelendirirken iddia ve savunmalarla bağlı değildir. Dolayısıyla yargılama sürecinde iddianamede gösterilen “fiilin hukuki niteliğinin” değişmesi söz konusu olabilir. Bununla birlikte “cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması” da mümkündür.
İddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi ve cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkması durumlarında CMK’nın “Suçun niteliğinin değişmesi” başlıklı 226. maddesi ile kanun koyucu, sanığa “ek savunma hakkı” verilerek değişen duruma göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunun 226. maddesinde düzenlen bulan ek savunma hakkı; kişi hakkında soruşturma aşamasında savcılık makamınca düzenlenen iddianamede yer alan suç vasfının kovuşturma aşamasında değişmesi ile birlikte veya sanık aleyhine daha fazla cezaya hükmedilmesi veya ceza ile birlikte güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiren durumların varlığı halinde sanığa tanınan bir haktır.
Sanığa ek savunma hakkı verilmesini zorunlu kılan birinci ve en önemli neden olan “suçun hukuki mahiyetinin değişmesinden amaç; Ceza Kanunundaki unsurlarına nazaran fiilin yeniden tespit olunan şekli ve vasfıdır. Yani sanığın suçlama belgesinde belirtilen eylemi son soruşturmada, unsurları yönünden iddianamede gösterilen suçtan daha başka nitelikte bir suç olarak değerlendirilebilir ki, bu durumda suçun hukuki mahiyeti değişmiş olmaktadır. İşte bu halin varlığı halinde karar mercii olan mahkemeler sanıktan ek savunma vermesini istemesi gerekmektedir. Ceza muhakemesi hukukunda ek savunma, şu hallerde mümkündür (CMK m.226):
- Yargılama sırasında suç vasfının değişmesi,
- Cezanın arttırılmasını gerektiren bir halin ilk defa duruşmada ortaya çıkması,
- Cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren bir halin ilk defa duruşmada ortaya çıkması.
Sanık hakkında daha fazla ceza verilmesi gerektiğinin duruşma esnasında ortaya çıkması durumunda da mahkeme tarafından da yine sanığın bu konuda ek savunması alınarak bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu müessese usul bakımından zorunludur. Bu sebeple ek savunma alınmaksızın tayin edilen daha ağır cezalar bir üst mahkemece bozulabilmektedir. Ek savunma gerektiren bir diğer hal olan cezaya ek olarak güvenlik tedbiri uygulanmasını gerektiren bir halin orta çıkması durumunda da yine sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmeden önce ek savunmasının dinlenilmesi gerekmektedir.
Ek savunma hakkı verilmesinin temel amacı, sanığın kendisine ilk defa yöneltilen suçlamalara ilişkin olarak savunma hazırlama ve yeni delil sunma olanağı verilmesidir. Örneğin sanık hakkında hırsızlık suçundan dolayı iddianame hazırlanmış ve bu suç ile alakalı olarak savunması alınmış olabilir. Ancak mahkeme tarafından iddianamede düzenlenen suç irtikap olarak değiştirilmiş ise, sanığın irtikap suçuna ilişkin olarak tekrardan savunmasının bir diğer değişle ek savunmasının alınması gerekmektedir.
Suçun niteliğinin değişmesi – Madde 226
- Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
- Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
- Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
- (Değişik:14/11/2024-7532/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda yazılı bildirimler, sanığa ve varsa müdafiye yapılır. Müdafii sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Sanığın dosyada var olan son adresine bildirim yapılamaması veya bildirime rağmen duruşmaya gelmemesi halinde müdafiye yapılan bildirimler yeterli kabul edilir.

Suçun Hukuki Niteliğinin Değişmesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da değinildiği üzere soruşturma evresinde elde ettiği delillerden ulaştığı sonuca göre iddianameyi hazırlamakla görevli iddia makamı, düzenlenen iddianame ile CMK’nın 225. maddesinin birinci fıkrası uyarınca kovuşturma evresinin sınırlarını belirlemektedir. Bu bakımdan iddianamede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiil/fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması zorunludur. Böylelikle sanık; iddianameden üzerine atılı suçun ne olduğunu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlamalı, buna göre savunmasını yapabilmeli ve delillerini sunabilmelidir.
CMK’nın 226. maddesindeki düzenlemeyle iddianamede anlatılan eylem değişmemiş olduğunda, kanun koyucu o eylemin hukuki niteliğinde değişiklik olmasını “yargılamanın sınırlılığı” ilkesine aykırı görmemiş, bu gibi hallerde sanığa ek savunma hakkı verilerek değişen suç niteliğine göre bir hüküm kurulmasına imkân sağlamıştır. Bu düzenlemenin bir sonucu olarak mahkeme, eylemin hangi suçu oluşturacağına ilişkin nitelendirmede iddia ve savunmayla bağlı değildir. Örneğin, iddianamede kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilen eylemin kasten yaralama suçunu oluşturacağı görüşünde olan mahkemece, sanığa ek savunma hakkı da verilmek suretiyle bahse konu suçtan hüküm kurulabilecektir.
İddianamede anlatılan ve kapsamı belirlenen olayın dışında bir fail ve fiilin yargılanması söz konusu olduğunda ise, suç duyurusunda bulunulması ve iddianame ile dava açılması hâlinde gerekli görülürse her iki iddianame ile açılan davaların birleştirilmesi yoluna gidilebilecektir. Bununla birlikte bir olayın açıklanması sırasında bir başka olaydan söz edilmesi, o olay hakkında dava açıldığını göstermez.
İddianamede dava konusu yapılan fiilin bir başka olaya dayalı olmadan, bağımsız olarak açıklanması gerekir.
Delillerin duruşmada ortaya konulmasından sonra, suçun hukuki niteliğinin değişmesini, cezanın arttırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek haller ortaya çıktığında sanığın ek savunmasının alınması gerekir. Sanığın ek savunmasını alınmadıkça iddianamede belirtilen kanun maddelerinden başka maddelere dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Sanığa ek savunma hakkı verildiğinde sanık savunmasını hazırlamak için süre talep ettiğinde makul süre verilmesi gerekir. Yine, Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre iddianamede sanık lehine uygulanması talep edilen bir maddenin uygulanmama ihtimali var ise anılan maddenin uygulanmama ihtimaline binaen sanığa veya müdafisine ek savunma verilmelidir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226.maddesinde suç niteliğinde değişiklik olması durumu düzenlenmiştir. İşbu maddeye göre;
- Sanık, suçun hukukî niteliğinin değişmesinden önce haber verilip de savunmasını yapabilecek bir hâlde bulundurulmadıkça, iddianamede kanunî unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkûm edilemez.
- Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır.
- Ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir.
Mahkeme, iddianamede açıklanan fiil dışına çıkamaz ise de, suçu nitelemede özgürdür. Mahkemenin eylemin kanıtlandığını ve suç oluşturduğunu kabul etmesi durumunda, o eylemin kanunun hangi maddesine uyduğunu belirlemesi gerekir. Uygulanacak madde, iddianamedeki nitelemeye uygun ise sorun yoktur. Çünkü, iddianame okunup sorgusu yapıldığında, sanık suçlamaya göre esasen yapmış olmaktadır. Ancak, yargılama sırasında suçun hukuksal niteliği değiştiği takdirde bu yeni durum karşısında sanığın ek savunma yapması zorunlu olup, beklemediği ve savunmasını yapmadığı suçtan hükümlendirilmesi doğru olmayacaktır.
Maddenin 1. fıkrasında, sanığın niteliği değişen suçtan dolayı hükümlendirilmeden önce haber verilerek, savunmasını yapabilecek bir durumda bulundurulması öngörülmüştür. Söz konusu olan değişiklik, yasa maddesi olmayıp unsurları (öğeleri) gösterilen suçun değindiği kanun hükmü olarak kabul edilmelidir. Ek savunma verildiği takdirde, bunun tutanağa geçirilmesi şarttır. Mahkemenin bağımsız suçları müteselsil suç olarak nitelendirmesi veya tersi durumlarda, sanığa ek savunma hakkı vermesi gerekir.
Ek Savunma Gerektiren Durumlar
Ceza hukukunda sanığa ek savunma hakkı tanınması gereken haller şöyle sıralanabilir;
- Nitelik değişikliği sanığın yararına da olsa, sanığa ek savunma hakkının verilmesi gerekir. Örneğin, sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan açılan davanın, görevi savsama suçuna dönüşmesi durumunda da, ek savunma verilmelidir. Suçun niteliğinin sanık yararına değişmesi yani daha az ceza verilmesi halinde, sanığa mutlaka I fıkradaki gibi ek savunma hakkı tanınması gerekir. Bu durumda sanığa ya da varsa müdafiine açıklamalı davetiyenin tebliğ edilmesi, tebliğe karşın, sanık ya da müdafi duruşmaya gelmez ise, ek savunmaya gerek olmadan hüküm kurulabileceğine ilişkin hükme yer verilmediğinden, çağrılıp ek savunma verilmesi gerekir.
- Maddenin ikinci fıkrasına göre cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hallerin “ilk defa” duruşma sırasında ortaya çıkması halinde de ek savunma hakkı verilmesi gerekir. Ancak cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hususlar ilk defa duruşmada ortaya çıkmamışsa, örneğin sabıkası olan sanığa sabıka kaydı yüzüne karşı okunmuşsa, iddianamede maddesi gösterilmemiş olsa bile suçun zincirleme şekilde işlendiği anlatılmışsa ek savunma hakkı tanınmasına gerek kalmaz.
- YCGK’nın ve Yargıtay 5. CD’nin kararlarına göre, sanık hakkında zimmet ya da irtikap vs. suçlardan dava açılmış, ancak suçun niteliği değişmişse (örneğin, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturuyorsa) bu durumda, 4483 sayılı Yasa uyarınca izin alınmadan, ek savunma verilerek hüküm kurulması gerekir.
- Tek eylemden dava açılmış ise, iddianame dışına çıkılarak, ek savunma verilerek müteselsil suçtan hüküm kurulamaz. Ancak, çok eylemden dava açılmış ise, ek savunma verilerek müteselsil suçtan hüküm kurulması olanaklıdır. Aynı durum tersi için de geçerlidir.
- Suça kalkışmadan açılan davada, tamamlanmış eylemden hüküm kurulacak ise, ek savunma verilmelidir.
- 1412 S.K. 258. maddesinin ek 6. fıkrasına madde de yer verilmediğinden suçun hukuksal niteliği sanık yararına değişse bile açıklamalı davetiye çıkarmak suretiyle ek savunma verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Sanık yararına dahi olsa ek savunmanın sanığın ya da müdafiinin huzuruyla verilmesi şarttır.
Cezanın Arttırılmasını Gerektiren Hallerde Ek Savunma
Mahkeme tarafından cezanın arttırılmasını gerektiren tüm hallerde sanığa ek savunma hakkı verilmelidir. Suçun niteliği aynı kalsa dahi, uygulanan ceza kanunu maddeleri sanığın daha fazla ceza alması sonucunu doğuracaksa, sanığa mutlaka ek savunma hakkı tanınmalıdır. Örneğin, iddianamedeki sevk maddesi basit tehdit suçu olmasına rağmen, mahkeme olayda sopa kullanılması nedeniyle, suç vasfının daha fazla ceza gerektiren nitelikli tehdit suçu olduğunu düşünüyorsa sanığa ek savunma hakkı vermelidir. İddianame ve mütalaada olmamasına rağmen sanık hakkında cezanın arttırılması sonucunu doğurması nedeniyle sanığa ek savunma verilmesini gerektiren bazı haller şunlardır:
- İddianamede ve mütalaada talep edilmemesine rağmen, mahkemece daha fazla cezayı gerektiren TCK 43. madde yani zincirleme suç hükümlerinin uygulanması düşünülüyorsa, sanığa ek savunma hakkı tanınmalıdır.
- İddianamede ve mütalaada talep edilmemesine rağmen, mahkemece daha fazla cezayı gerektiren tekerrür hükümlerinin uygulanması düşünülüyorsa, sanığa ek savunma hakkı tanınmalıdır. Tekerrür hükümleri (TCK madde 58) açısından özellik arz eden durum adli sicil kaydının duruşmada okunup okunmadığıdır. Eğer sanığa adli sicil kaydı duruşmada okunarak beyanı alınmışsa, iddianame ve mütalaada yer almasa bile, sanığa ek savunma hakkı verilmesine gerek olmadan sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilebilir.
- İddianame ve mütalaada suçun vasfı taksirli suç olarak tayin edilmiş, mahkeme suçun daha ağır ceza gerektiren TCK 22. madde yani bilinçli taksirle işlenen suçtan mahkumiyet hükmü kurma kanaatindeyse, sanığa ek savunma hakkı vermelidir.
- İddianame ve mütalaada herhangi bir suç vasfının nitelikli bir halinin uygulanması talep edilmesine rağmen, mahkeme birden fazla nitelikli halin uygulanması gerektiğini öngörüyorsa sanığa ek savunma hakkı vermelidir.
-
İddianamede suçun birden fazla mağdur aleyhine işlendiği (örneğin, birden fazla kişiye karşı ayrı ayrı hakaret suçu işlenmesi) belirtilmesine rağmen, sanığa bir kez ceza istenmesi halinde; aynı suçtan iki kez veya daha fazla cezalandırılmasına karar verilecekse sanığa ek savunma hakkı tanınmalıdır.

Ek Savunma Hakkı Verilmesinin Usulü
Fiilin hukuki niteliğinin değişmesi ihtimali üzerine veya ilk defa duruşma sırasında ortaya çıkan ve cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek hâllerin bulunduğunun anlaşılması durumunda mahkemece sanığa ek savunma hakkı olduğu bildirilerek, savunma hazırlayabilmesi için süre isteyip istemediği sorulur.
CMK’nın 226. maddesinin 3.fıkrasına göre ek savunma verilmesini gerektiren hâllerde istem üzerine sanığa ek savunmasını hazırlaması için süre verilir. CMK’nın 226. maddesinin 4. fıkrası uyarınca sanığın müdafii varsa bildirim müdafiye yapılır ve müdafi sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır. Bu sebeple sanığın hazır bulunmadığı duruşmada ek savunma hakkı müdafi tarafından kullanılabilecektir.
İddianamede açıklanan eylemin (yasal unsurları gösterilen suçun) niteliğinin değişmesi halinden başka, maddenin 2. fıkrasına göre, duruşmada cezanın ağırlaştırılmasını gerektirir nedenler ilk defa duruşmada ileri sürülmesi durumunda da, ek savunma verilmesi zorunludur. Örneğin, mahkemenin iddianamede öne sürülmemesine karşın, yaralamanın silahla işlendiğini kabul ederek cezayı artıracak ise, önceden sanığa haber verip onun ek savunmasını yapma olanağımı sağlaması gerekir. Yine, cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanması ilk defa duruşmada ortaya çıkması halinde de, mahkemenin ek savunma vermesi şarttır. Ancak sanık suçun değiştiğinden ya da ağırlatıcı nedenden başka şekilde haberdar olmuş ve savunmasını yapma olanağını bulmuş ise, ek savunmaya gerek yoktur.
Örneğin, C. Savcısı sanığın hazır olduğu oturumda değişen suçtan görüş bildirmiş ya da mahkeme görevsizlik kararı vermiş ya da suçu niteleyen Yargıtay kararı sanığa okunmuş ise, ek savunma verilmesine ihtiyaç bulunmamaktadır. Suçun hukuki niteliğinin değişmesi halinde de, belirtilen durumlar varsa böylece savunmasını yapmış olacağından, ek savunmaya gerek kalmamaktadır. Ancak CMK’nın yürürlüğe girişinden sonra bu hallerin madde de öngörülmemesi nedeniyle ek savunma yerine geçmeyeceği ve yöntemine uygun ek savunma olanağının verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Ek savunma toplu mahkemelerde başkan tarafından verilir. Mahkeme ek savunma verirken oyunu belli etmeyecek şekilde, maddenin uygulanma olasılığından söz ederek ek savunmayı vermelidir. Örneğin, “sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçuna ilişkin TCK’nın 257/1. maddesinin uygulanması olasılığı karşısında, ek savunma verildi” denilmesi ve bunun tutanağa geçirilmesi yeterlidir. Sanığa ek savunma verilecek hallerde, süre verme zorunluluğu yoktur. Suçun niteliğinin aleyhe değişmesi de bu durumu değiştirmemektedir. Ancak, sanık, istemde bulunduğu takdirde, kendisine savunmasını hazırlaması için süre verilmesi zorunlu olup, mahkemenin duruşmayı ertelemesi gerekir. Maddenin 4. fıkrasında ise, ek savunmanın varsa sanık müdafiine verilmesi öngörülmüştür. Fıkraya göre, müdafi sanığa tanınan haklardan onun gibi yararlanır.
İddianamede açıklanan eylem dışına çıkılarak hüküm kurulamaz. CMK’nın 225. maddesine göre “hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Bu hüküm karşısında, ek savunma verilirken, fiilin aynı fiil olup olmadığına dikkat edilmelidir. Fiil farklıysa ek savunma verilerek hüküm kurulması olanaksızdır. Bu durumda, ancak ek iddianame düzenlenmesi gerekir.
Ek Savunma Hakkında Yargıtay Kararları
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2020/5577 E, 2020/9833 K. sayılı kararı
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/04/2017 tarihli ve E.2015/1167 K.2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi hükmü gereğince ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması…)
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2020/3967 E, 2020/8226 K. sayılı kararı
İddianame içeriğine göre sanık Emre Güzelyurt hakkında TCK’nın 39/2-c. maddesinin uygulanması talep edildiği halde, sanığa ek savunma hakkı verilmeden belirtilen maddenin uygulanmaması suretiyle CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması…)
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2020/13389 E, 2020/8213 K. sayılı kararı
İddianame ile sanıklar hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından TCK’nın 142/2-h ve 116/1. maddelerinin uygulanması talebi ile dava açıldığı halde, aynı Kanun’un 143/1. ve 116/4. maddelerinin uygulanma ihtimaline göre ek savunma hakkı tanınmadan sanıklar hakkında TCK’nın 143/1. ve 116/4. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması…)
- Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 2018/9720 E, 2020/3122 K. sayılı kararı
Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulurken hakkında 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinin uygulanmaması ihtimaline binaen 5271 sayılı CMK’nın 226/1. maddesine göre ek savunma hakkı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması neticesinde savunma hakkının kısıtlanmasıdır.
- 1. Ceza Dairesi, 05.07.2010, 7143/5489
Sanık N… ‘in iddianamedeki sevk maddesinin 5237 Sayılı TCK’nın 82/1-8, 39 maddeleri, esas hakkında mütalaada ise uygulanması talep edilen maddenin 5237 Sayılı Yasanın 82/1-a maddesi olduğu halde, sanığa, “hakkında 5237 sayılı TCK’nın 39, maddesinin uygulanmaması” ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı Yasanın 81/1, 62. maddeleri uyarınca hüküm kurulmak suretiyle 5271 Sayılı CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi…
- 1. Ceza Dairesi, 29.06.2010, 9918/4917
Sanık M. hakkında 5237 sayılı TCK’nın 38/1. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 82/1-h maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı ve Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünün de bu yönde olduğu anlaşıldığı halde, ek savun ma hakkı tanınmadan 5237 sayılı TCK’nın 38/1. maddesi yollamasıyla aynı Yasanın 82/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulması suretiyle CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması.
- 1. Ceza Dairesi, 08.06.2010, 3625/4227
Sanık hakkında kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan 765 sayılı TCK’nın 64/1 delaletiyle 448, 62 maddesinin uygulanması istemiyle kamu davası açıldığı, Cumhuriyet Savcısının 23/07/2008 tarihli celsede sarık müdafiinin yüzüne karşı verdiği esas hakkındaki mütalaasında 5237 sayılı TCK’nın 82/1-a, 35 maddelerinin uygulanmasını talep ettiği, sanık müdafiinin de esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını yaptığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nın 37 maddesinin uygulanması yönünden ek savunma hakkı verilmemesi bozma nedeni yapılmamıştır.
- 1. Ceza Dairesi, 06.04.2010, 6912/2106
Sanık hakkında, maktullere karşı “olası kastla öldürme suçundan TCK’nın 81. 21/2. maddelerinden cezalandırılması istemi ile kan davası açıldığı, Cumhuriyet Savcısı mütalaasında, sanığım “taksirle iki kişinin ölümüne neden olma” suçundan TCK’nın 85/2, 22/3 maddeleri gereğince cezalandırılmasını istediği anlaşılmakla, sanığa ek savunma hakkı tanımadan, yazılı biçimde “maktullere karşı TCK’nın 85/1, 22/3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilerek CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi…
- 1. Ceza Dairesi, 05.06.2007, 5040/4468
Sanık M.. hakkında 765 sayılı TCK’nın 296 maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle dava açıldığı, iddianame sanığın öldürme suçuna iştirak ettiğine dair anlatım bulunmadığı, bu suçtan ek iddianame ile dava da açılmadığı, bu durumda sanığın eyleminin öldürmeye iştirak suçuna dönüşemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi…