yas kucuklugu tck 31. madde

Türk ceza hukukunda yaş küçüklüğü 31. madde de düzenlenmiştir. Bu madde kapsamında yaş küçüklüğü failin kusurunu azaltan veya kaldıran bir neden olarak düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK 31. maddesindeki düzenlemeler; failin suç tarihindeki yaşını esas almıştır. Bu sebeple, küçüğün ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığı incelenirken, suç tarihindeki yaşına göre inceleme yapılmalıdır.

Türk ceza hukukunda kusur yeteneğini etkileyen birçok hal kabul edilmiştir. Yaş küçüklüğü de bu hallerden biridir. Türk Ceza Kanunu’nun 6. maddesi ile Çocuk Koruma Kanunu’nun 3. maddesinde tanımlanan çocuk terimi, yaş küçüklüğü hükümlerinin tatbiki bakımından önem arz etmektedir. Çocuk Koruma Kanununda çocuk terimi; “korunma ihtiyacı olan çocuk” ve “suça sürüklenen çocuk” olmak üzere iki şekilde ele alınmıştır. Makalemizin konusunu oluşturan çocuklar, suç işlediği iddia edilen suça sürüklenen çocuklardır.

T.C. Anayasası 61. Madde: ‘’Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her türlü tedbiri alır.’’

Yaş Küçüklüğü (TCK 31) Nedir?

Yaş küçüklüğü, Türk Ceza Kanunumuzda ceza sorumluluğunu azaltan veya kaldıran nedenlerden biri olarak düzenlenmiştir. Yaş küçüklüğü kavramı, ceza hukukumuzda sorumluluk, kusur yeteneği ve kusurluluk konuları ile birlikte ele alınır.

Doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırabilme ve buna göre davranabilme yeteneği olarak tanımlanan kusur yeteneğine sahip olan kişi kusurlu olarak davranabilir. Yaşı küçük kişilerde kusur yeteneği ya tamamen yoktur ya da yeterince gelişmemiştir. Bu nedenle ceza hukuku açısından yetişkin kişilere göre farklı hükümlere tabi tutulmuşlardır.

Yaş küçüklüğü TCK’nın 31. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

Madde 31

(1) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

(2) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı halinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan on bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu halde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.

(3) Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on sekiz yıldan yirmi dört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde on iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve u halde her fiil için verilecek hapis cezası on iki yıldan fazla olamaz.

Taksirle yaralama suçu hakkında bilgi almak için bu makalemizi okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/taksirle-yaralama-sucu-cezasi-turk-ceza-kanunu-tck-89/

Yaş Küçüklüğünün Kusurluluğa Etkisi Nedir?

Bir kişinin işlediği fiil nedeniyle cezalandırılabilmesi veyahut kusurlu olduğunun söylenebilmesi için, o kişinin fiili işlediği sırada kusur yeteneğine sahip olması şarttır. Yaş küçüklüğü hali, kusur yeteneğini tamamen ortadan kaldıran veya azaltan hallerden biridir. Bu haller kişide bulunduğu takdirde kişi kusur yeteneğine sahip olamayacak bunun neticesi olarak da kişinin ceza ehliyeti doğrudan etkilenecektir.

Çocuk kusurlu bulunmasa dahi kanunlarca yasaklanmış bir fiili gerçekleştirdiği için, işlenen fiil suç olma vasfını korur. Nitekim kusur yeteneğine sahip olmayan çocuklar da kasten veya taksirli bir şekilde davranabilir. Bu ihtimalde çocuklar kusurlu olmadıkları için haklarında ceza yaptırımları uygulanmaz ancak şartları gerçekleştiği takdirde güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

Ceza Hukukunda Yaşın Tespiti Nasıl Yapılır?

Suça sürüklenen çocuğun içinde bulunduğu yaş dönemi, çocuğa uygulanacak ceza kuralları belirleyeceğinden, fiilin işlendiği andaki yaşın tespit edilmesi hayati öneme sahiptir. Çocuğun yaşının bilinmesi; muhakeme kurallarının tespit edilmesi, yaptırım hukuku bakımından sorumluluk derecesinin tespit edilmesi ve çocuk hakkında verilen cezanın infazı açısından önem taşımaktadır.

Yaş tespiti kural olarak nüfus kayıtlarına göre gerçekleştirilir. Çocuğun yaşının tespit edilmesinde nüfus kayıtları ilgili nüfus müdürlüğünden istenilir. Yaş tespiti için tıbbi bir inceleme gerekirse uzman bilirkişiden de yardım alınabilir.

Ceza hukukumuzda fiilin işlendiği zamana göre sorumluluk tespit edildiği için, yapılacak yaş tespiti ‘’fiilin işlendiği zamana’’ göre gerçekleştirilecektir. Fiilin işlendiği zamandan anlaşılması gereken kanundaki tanımına uygun, hukuka aykırı, kasten veya taksirle işlenen fiilin tamamlandığı andır.

Kusur Yeteneğine İlişkin Adli Rapor

12-15 yaş grubundaki çocuklarda; suç oluşturan fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını “algılama” ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını “yönlendirme” yeteneğinin olup olmadığının tespiti bakımından “adli rapor” alınması ceza yargılaması bakımından zorunludur. Algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneği yönünden Adli Tıp Kurumundan, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden ya da tam teşekküllü bir devlet hastanesinin çocuk psikiyatrisi bölümündeki uzman hekimden “adli rapor” alınmalıdır. Adli raporda çocuğun  yargılandığı her bir suç için ayrı ayrı “algılama” ve “yönlendirme” yeteneklerinin olup olmadığı gerekçeleriyle açıklanmalıdır.

Sosyal İnceleme Raporu

Çocuk mahkemesi tarafından çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren bir inceleme yaptırtılarak bu alanda uzman bir bilirkişiden “sosyal inceleme raporu” alınmalıdır. Sosyal incelemeyi yapan bilirkişi, çocuğun içinde bulunduğu aile ortamı, sosyal çevre koşulları, gördüğü eğitim, fiziksel ve ruhsal gelişimi hakkında sosyal inceleme raporu düzenler.

Hakim, bu yaş grubuna giren çocuğun kusur yeteneğinin olup olmadığını değerlendirirken, görevlendirdiği bilirkişinin hazırlamış bulunduğu raporda yer verilen gözlem, tespit ve değerlendirmeleri dikkate alır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde önemli bir ölçüttür. Çocuk mahkemeleri, sosyal inceleme raporu almadan karar verildiği takdirde, sosyal inceleme raporu alınmamasının gerekçesi kararda ayrıntılı bir şekilde yazılmalıdır.

Çocuk hakkında hazırlanan adli rapor ile sosyal inceleme raporu birbiriyle uyumlu olmalıdır. Bu iki rapor arasında çelişki olması halinde, mahkemenin üçüncü bir rapor alarak çelişkiyi gidermesi gerekir.

Meşru Müdafaa (Savunma) ve Zorunluluk Hali – TCK 25. Madde hakkında bilgi almak için bu makalemizi okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/mesru-mudafaa-savunma-zorunluluk-hali-tck-25/

Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü Dönemleri Nelerdir?

Kişinin, fiziksel gelişimine paralel olarak, toplumun değer yargılarını, bunların anlam ve içeriğini algılama yeteneğinin geliştiğinden bahsetmiştik. Yine bu gelişim sürecinde algılama yeteneğinin yanı sıra, ayrıca toplumdaki ölçü davranış kurallarının gerekleri doğrultusunda hareketlerini yönlendirebilme yeteneği de gelişmektedir.

  • 0-12 Yaşında Çocukların Cezai Ehliyeti
  • 12-15 Yaşında Çocukların Cezai Ehliyeti
  • 15-18 Yaşında Çocukların Cezai Ehliyeti

Bu hususlar göz önüne alınıp değerlendirildiğinde, bizim hukuk sistemimizde yaş küçüklüğünün yani çocukluğun 18 yaşının doldurulması ile tamamlandığı kabul edilmiştir. Yani kişi 18 yaşına kadar çocuk sayılır ve 18 yaşını doldurduğu günden itibaren yetişkin bir birey sayılır. Buna bağlı olarak da 18 yaşını doldurmuş kişiler genel ceza hukuku hükümlerine tabi iken, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişiler yani çocuklar ise yaş küçüklüğüne ilişkin düzenlemelere tabi olurlar.

Ancak 18 yaşına gelene kadar bir kişinin algılama yeteneği ve kişilik gelişimi belli aşamalardan geçmektedir. Bu sebeple Türk Ceza Kanunu’muz 18 yaşını tamamlamamış olan çocukların ceza sorumluluğunu düzenlerken üç ayrı dönem oluşturup bu şekilde bir ayrıma gitmiştir.

  • 12 Yaşını Doldurmayan Küçükler

Yaş küçüklüğünde birinci dönem 0-12 yaş grubu arasında bulunan çocuklardan oluşmaktadır. TCK’ya göre bu yaş grubunda bulunan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Ceza sorumsuzluğu bu yaş grubu için mutlaktır.

Bizim hukukumuzca izlenen suç ve ceza politikasının gereği olarak, bu gruba giren yaş küçüklerinin ceza sorumluluğunun olmadığı kural olarak kabul edilmiştir. Çünkü bu çocuklar hakkında ceza yaptırımının uygulanması, cezanın önleme ve yeniden topluma kazandırma işlevi bakımından tamamen ters etki gösterecektir. Hatta bu çocuklarla ilgili olarak ceza kovuşturmasına ilişkin işlemlerin yapılması, psikolojik gelişimleri üzerinde olumsuz etkiler meydana getirebilmektedir. Bu nedenle, suç yoluna sürüklenmiş olan bu çocuklarla ilgili olarak sadece koruyucu ve eğitici nitelikte olan güvenlik tedbirlerine başvurulabilir.

  • 12-15 Yaş Grubundaki Küçükler

Çocuğun 12 yaşını bitirmesinden, yani 13 yaşından gün almasından 15 yaşını bitirmesine kadar olan bu dönem, kusurluluğu ortadan kaldırmakta ya da azaltmaktadır.

Çocukluktan gençliğe geçiş sürecinde bulunan on iki yaşını doldurmuş fakat henüz on beş yaşını tamamlamamış kişiler, genellikle işlediği fiilin bir haksızlık oluşturduğunun bilincindedirler. Ancak bazı durumlarda fiili işlemekten kendilerini alıkoyamamakta ve bazı davranışlar açısından iradelerine yeterince hakim olamamaktadırlar. Bu nedenle, suç oluşturan bir fiili işlediği sırada 12 yaşını bitirmiş olup da 15 yaşını bitirmemiş olan kişilerin, işlediği suç açısından davranışlarını yönlendirebilme yeteneğine sahip olduğunun belirlenmesi halinde, ceza sorumluluğunun olduğu kabul edilmiştir.

Bu grup yaş küçüklerinin ceza sorumluluğunun olup olmadığı, çocuk hakimi tarafından tespit edilir. Ancak, bu belirlemeden önce, yaş küçüğünün içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce rapor hazırlanması istenir. Çocuk hakimi, hazırlanan bu raporları, ceza sorumluluğunun belirlenmesiyle ilgili olarak yapacağı değerlendirmede dikkate alır.

Bu değerlendirmeler sonucunda kusur yeteneği bulunmayan çocuk hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilir. Ancak, bu kişiler hakkında koruyucu, eğitici ve yeniden topluma kazandırıcı nitelikte güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Bunun yanı sıra çocuk hakimi, işlediği suç açısından ceza sorumluluğunun olduğunu kabul ettiği yaş küçüğü hakkında ise kural olarak kanunda belirtilen indirilmiş cezaya hükmedecektir.

  • 15-18 Yaş Grubundaki Küçükler

Üçüncü ve son dönem yaş küçüklüğü ise, 15 yaşını bitirmiş ve fakat 18 yaşını bitirmemiş olan çocuklardan oluşmaktadır. Bu yaş grubunda bulunan çocuklar kural olarak işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahiptir. Bu sebeple bu çocukların ceza sorumluluğu kural olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu dönemde yer alan çocukların kusur yeteneğine sahip olup olmadıklarının araştırılmasına gerek yoktur.

Ancak bu dönemde bulunan bir çocuğun kusur yeteneğine sahip olmadığı iddia edildiği takdirde hakim, çocuk hakkında yaş küçüklüğü sebebiyle kusur yeteneği incelemesi değil, TCK m.32’de düzenlenen akıl hastalığı bakımından bir inceleme yaparak çocuğun ceza sorumluluğunu akıl hastalığına ilişkin hükümlere göre tespit edecektir. (Akıl hastalığının ceza sorumluluğuna etkisi ile ilgili makalemize buradan ulaşabilirsiniz.)

Bu dönemde yer alan çocuklar, işledikleri suçlar sebebiyle tam olgunluğa ulaşamamışlardır. Ayrıca 15-18 yaş grubundaki çocukların soyut düşünme ve olayları yetişkinler gibi değerlendirme yetisine sahip olmasına rağmen, bilgi ve tecrübeleri eksik olduğu için kusurluluk hallerinin yetişkinlerden az olduğu düşüncesiyle cezalarında belirli bir oranda indirime gidilmiştir. Nitekim bu husus her devletin kendi ceza politikasının bir neticesidir. Gerçekten ülkemizde bu yaş grubunda yer alan çocuklar ceza ve ceza muhakemesi müesseseleri bakımından farklı kurallara tabi kılınmıştır. Örneğin bu yaş döneminde yer alan çocuklar için sosyal inceleme yaptırılması mecburi tutulmamıştır. Ancak hakimin sosyal inceleme yaptırmaması durumunda, bunun sebeplerini kararında gerekçelendirmesi gerekir.

Sağır ve Dilsizlerde Yaş Küçüklüğünün Etkisi Nedir?

Sağır-dilsizlik durumu da, TCK’nın 33. maddesinde kusurluluğu etkileyen bir hal olarak düzenlenmiştir. TCK’da kabul edilen sistemde sağır ve dilsizlerin ceza sorumluluğu da yaş kıstas alınarak, yaş küçüklüğüne benzer bir şekilde düzenlenmiştir. Ancak bu kişilerin durumu dikkate alınarak, yaş sınırları daha yüksek tespit edilmiştir. Kanunun gerekçesinde de ifade edildiği gibi sağır ve dilsizlere 21 yaşını bitirmelerine kadar yaş küçüklüğüne ilişkin hükümler uygulanacaktır.

Sağır ve dilsizlere uygulanacak yaş küçüklüğü hükümleriyle ilgili olarak da Kanunda yine üç adet dönem öngörülmüştür. Bu üç adet döneme ilişkin kurallara aynen yukarıda bahsettiğimiz genel yaş küçüklüğüne ilişkin kurallar uygulanır. Yalnızca dönemlerin başlangıç ve bitiş anları değişmiştir. Daha ayrıntılı açıklayacak olursak;

  • Yaş küçüklüğüne ilişkin genel hükümde yani 31. maddede ilk dönem, yani ceza sorumluluğunun olmadığı dönem, 0-12 yaş arası iken sağır ve dilsizlerde bu dönem 0-15 yaş aralığına genişletilmiştir.
  • 31. maddede ikinci dönem, yani gerekli sosyal incelemeler üzerine karar verilecek dönem, 12-15 yaş arası olarak belirtilmiş iken, sağır ve dilsizlerde bu dönem 15-18 yaş aralığına çekilmiştir.
  • 31. maddede üçüncü ve son dönem, yani ceza sorumluluğunun olduğunun kural olarak kabul edildiği dönem, 15-18 yaş arası olarak düzenlemiş ise de, sağır ve dilsizlerde bu dönem 18-21 yaş aralığı olarak düzenlenmiştir.

Söz konusu yaş aralıkları farklı olarak düzenlense de yukarıda bahsettiğimiz gibi bu yaş aralıklarına uygulanacak hükümler aynıdır.

Yani bu düzenleme farklılığından şu sonucu çıkartabiliriz: sağır ve dilsizlik hali, kişinin olağan ruhi gelişimine engel olmasına neden olur. Bu nedenle sağır ve dilsizlerin diğer insanlara göre yaşama daha geç ayak uydurması ve iletişim noktasında sıkıntı yaşamaları sebebiyle ceza sorumluluğu bakımından farklı bir düzenleme gerektirir. Dolayısıyla bu kişilerin daha geç gelişim göstereceği dikkate alınarak yaş küçüklüğüne paralel bir düzen öngörülmüştür. Yani farklı bir yaş dönemi sınıflandırması hüküm haline getirilmiştir.

Çocuklar Hakkında Soruşturma ve Kovuşturma Nasıl Yürütülür?

Ceza hukukumuzda çocuklara ilişkin olarak ‘’çocuğun üstün yararı’’ ilkesi benimsendiği için, çocuklara yetişkinlerden farklı olarak özel bir muhakeme usulü uygulanması gerekmektedir. Bu düşünce nezdinde, çocuklar hakkında uygulanacak soruşturma ve kovuşturma usulleri özel bir kanun olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir.

  • Çocuk Ceza Yargılamasında Soruşturma Aşaması

Çocukların işledikleri suçlardan dolayı soruşturma 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 15 ve 21. maddeleri uyarınca düzenlenmiştir. İlgili Kanunun maddeleri aynen şu şekildedir:

Soruşturma

Madde 15 –

(1) Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı tarafından bizzat yapılır.

(2) Çocuğun ifadesinin alınması veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında, çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilir.

(3) Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında gerekli görüldüğünde çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hakiminden isteyebilir.


Çocuğun Gözaltında Tutulması

Madde 16 –

(1) Gözaltına alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulur.

(2) Kolluğun çocuk biriminin bulunmadığı yerlerde çocuklar, gözaltına alınan yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulur.


İştirak Halinde İşlenen Suçlar

Madde 17 –

(1) Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi halinde, soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür.

(2) Bu halde de çocuklar hakkında gerekli tedbirler uygulanmakla beraber, mahkeme lüzum gördüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılamayı genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletebilir.

(3) Davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi halinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında, mahkemelerin uygun bulması şartıyla birleştirme kararı verilebilir. Bu takdirde birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülür.


Çocuğun Nakli

Madde 18 –

(1) Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hallerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlemler alınabilir.


Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi

Madde 19 –

(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından erteleme süresi 3 yıldır.

(2) Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hapis cezasının üst sınırı, on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından beş yıl olarak uygulanır.


Adli Kontrol

Madde 20 –

(1) Suça sürüklenen çocuklar hakkında soruşturma veya kovuşturma evrelerinde adli kontrol tedbiri olarak Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinde sayılanlar ile aşağıdaki tedbirlerden bir ya da birkaçına karar verilebilir:

  • Belirlenen çevre sınırları dışına çıkamamak
  • Belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek
  • Belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak

(2) Ancak bu tedbirlerden sonuç alınamaması, sonuç alınamayacağının anlaşılması veya tedbirlere uyulmaması durumunda tutuklama kararı verilebilir.

(3) Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından takip edilen çocuk için adli kontrol süresince rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir ve çocuk hakkında yapılacak ihtiyaç değerlendirmesine göre iyileştirme çalışmaları yürütülür.


Tutuklama Yasağı

Madde 21 –

(1) On beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerde dolayı tutuklama kararı verilemez.


Söz konusu maddeye göre; çocukların işledikleri suçlardan dolayı soruşturma, çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından bizzat yapılacaktır.

Bunun yanı sıra çocuğun ifadesinin alınması veya hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurulabilecektir.

Yine çocuğun üstün yararının gözetilmesi amacıyla, Cumhuriyet savcısı soruşturma sırasında gerek görürse çocuk hakkında koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanmasını çocuk hakiminden isteyecektir.

Yetişkinlerle birlikte iştirak halinde işlenen suçlarda ise soruşturma ve kovuşturma yetişkinlerde ayrı olarak yürütülecektir. Gerek görüldüğü takdirde çocuk hakkındaki yargılama, genel mahkemedeki davanın sonucuna kadar bekletilebilecek, davaların birlikte yürütülmesinin zorunlu görülmesi halinde, genel mahkemelerde, yargılamanın her aşamasında mahkemelerin uygun bulması koşulu ile birleştirme kararı verilebilecek ve birleştirilen davalar genel mahkemelerde görülecektir.

  • Çocuk Ceza Yargılamasında Kovuşturma Aşaması

Soruşturma aşamasının sonunda Cumhuriyet savcısında, şüphelinin soruşturma konusu suçu işlediği yönünde yeterli şüphe oluşursa Cumhuriyet savcısı bir iddianame hazırlar. Bu iddianame görevli ve yetkili mahkemeye gönderilir. Mahkeme iddianameyi kabul ederse kamu davası açılmış olur. Yani kovuşturma aşaması başlamış olur.

Çocukların işledikleri suçlardan dolayı haklarında yapılacak kovuşturma aşaması ise 5393 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 22 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddeler şu şekildedir:

Duruşma

Madde 22 –

(1) Çocuk, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile ve kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisi duruşmada hazır bulunabilir.

(2) Mahkeme veya hakim, çocuğun sorgusu veya çocuk hakkındaki diğer işlemler sırasında çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulundurabilir.

(3) Duruşmalarda hazır bulunan çocuk, yararı gerektirdiği takdirde duruşma salonundan çıkarılabileceği gibi sorgusu yapılmış çocuğun duruşmada hazır bulundurulmasına da gerek görülmeyebilir.


Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Madde 23 –

(1) Çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda, Ceza Muhakemesi Kanunundaki koşulların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak, bu kişiler açısından denetim süresi üç yıldır.


Uzlaşma

Madde 24 –

(1) Ceza Muhakemesi Kanununun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır.


Duruşma: Duruşmanın nasıl yapılacağı, kimlerin bulunacağı 22. maddede düzenlenmiştir. Buna göre; kovuşturma aşamasına geçildikten sonra çocuk mahkemeleri veya çocuk ağır ceza mahkemelerindeki duruşmalarda belli kişiler hazır bulundurulabilir. Bu kişiler çocuğun kendisi, velisi, vasisi, mahkemece görevlendirilmiş sosyal çalışma görevlisi, çocuğun bakımını üstlenen aile veya çocuk bir kurumda bakılıyorsa kurumun temsilcisidir.

Kovuşturma sürecinde çocuğun sorgusu veya çocuk hakkında yapılacak tüm işlemlerde çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi bulunabilir. Sosyal çalışma görevlisi kişiler; PDR (Psikolojik danışmanlık ve rehberlik), psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik vb hizmet alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensuplarından oluşur. Uygulamada çocuk mahkemeleri ve çocuk ağır ceza mahkemelerinde çocuğun yanında bulunan sosyal çalışma görevlisi genellikle pedagoglardan seçilir.

Son olarak çocuğun üstün yararı gözetilerek ve mahkemenin gerekli gördüğü durumlarda çocuk duruşma salonundan çıkarılabilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkeme tarafından sanık hakkında verilen hükmün, hukuki sonuçlarını doğurmaması anlamına gelir. Hagb kurumunun uygulanabilmesi için çocuğa verilen cezanın 2 yıl ve daha az süreli hapis veyahut adli para cezası olması şarttır. Yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için aranan tüm şartlar çocuklar için de geçerlidir. Ancak yalnızca, çocuklara ve yetişkinlere uygulanacak denetim süresi farklılık gösterir. Yetişkinler hakkında uygulanan hagb kararının sonrasında verilen denetim süresi 5 yıl iken, çocuklarda bu süre 3 yıl olarak düzenlenmiştir.

Bu süre zarfında hakkında hagb kararı verilen çocuk denetim altına alınabilir. Denetim altına alınan çocuk için bir denetim görevlisi görevlendirilir. Ancak, korunma ihtiyacı olan veya suç tarihinde 12 yaşını bitirmemiş suça sürüklenen çocuklar hakkında çocuğun aileye teslimi yönünde karar verilebilir. Bu çocuklar hakkında denetim görevi gözetim esaslarına göre Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından yerine getirilir.

Uzlaşma: Çocuğun üstün yararı ilkesinin gözetildiği bir ceza hukuku sisteminde, çocuğun muhakemeden uzak tutulması sağlanır. Bu sebeple çocuklar için esas olarak muhakeme dışı yöntemlerin kullanılması gerekir. Uzlaşma da bu yöntemlerden biridir.

Uzlaşma genel olarak ceza muhakemesine ilişkin bir uyuşmazlık üzerinde; mağdur, iddia, savunma ve yargının belirli menfaatler karşılığında işbirliği yaparak söz konusu uyuşmazlığı mahkemeye taşımadan çözüme kavuşturmalarıdır. Uzlaştırma kurumu Ceza Muhakemesi Kanunu’muzun 253-255. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Şartları oluştuğu takdirde çocuklar hakkında da uzlaştırma hükümleri uygulanacaktır.

Kamu Davasının Açılmasının Ertelenmesi: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, soruşturma aşamasının sonunda ve şartların varlığı durumunda, şüpheli hakkında açılacak davanın ertelenmesi imkanını sağlayan bir kurumdur. Soruşturma aşamasının sonunda, suçun işlendiği hususunda yeterli delile ulaşmış olmasına rağmen Cumhuriyet savcısı, kamu davasının açılmasında fayda görmeyebilir ve erteleme kararı verebilir.

Yetişkinler ve çocuklar bakımından kural olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesi aynı şartlara tabidir. Erteleme süresi hariç yetişkinler ile çocuklar arasında ayrım gözetmeksizin, aynı kurallar uygulanacaktır. Ertelemenin süresi ise yetişkinler için şartları gerçekleştiği takdirde 5 yıl olmasına karşılık, bu süre çocuklar için 3 yıl olarak belirlenmiştir.

Koruma Tedbirlerinin Çocuklar Bakımından Uygulanışı

Çocuğun nakli sırasında yani yakalandıkları yerden karakola veya gözaltına alındığı karakoldan karşısına çıkarılacağı hakimin huzuruna götürülmeleri sırasında zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak, zorunlu hallerde kaçmasının, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlüğü bakımından doğurabileceği tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli tedbirler alınacaktır.

Gözaltına alınan çocuklar, kolluğun çocuk biriminde tutulacak, böyle bir bölüm yok ise yetişkinlerden ayrı bir yerde tutulacaktır.

Ceza Muhakemesi Kanunu’muzda düzenlenen koruma tedbirlerinden olan adli kontrol kurumu ise suça sürüklenen çocuklarda sınırlı şekilde uygulanabilir. Yani çocuklar hakkında verilebilecek adli kontrol şekilleri yalnızca üç adettir. Bunlar; belirlenen çevre dışına çıkamamak, belirlenen bazı yerlere gidememek veya ancak bazı yerlere gidebilmek, belirlenen kişi ve kuruluşlarla ilişki kurmamak şeklindedir.

Ceza hukukumuzda düzenlenen en ağır koruma tedbiri olan tutuklama kararı da çocuklar için yürütülen soruşturmalarda sınırlandırılmıştır. Normal şartlarda ‘’sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda’’ tutuklama kararı verilemez. Ancak Çocuk Koruma Kanunu ile getirilen sınır ile tutuklama tedbiri çocuklar için özel olarak düzenlenmiştir. Şöyle ki; 15 yaşından küçük çocuklar hakkında ‘’üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı’’ tutuklama kararı verilemez.

Yani 15 yaşından büyük çocuklar hakkında tutuklama kararı verilebilmesi normal şartlara tabi iken, 15 yaşından küçük çocuklar hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için bu şart biraz daha zorlaştırılmıştır.

Soruşturma aşamasında yetişkin bireylerin bir müdafisinin olma zorunluluğu yokken çocuklar için bu duruma istisna getirilmiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunumuzun 150/2. maddesine göre, hakkında soruşturma yürütülen çocuğa çocuğun istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilecektir.

Çocuklar İçin Uygulanacak Cezalar ve Güvenlik Tedbirleri Nasıl Belirlenir?

  • Cezaların Belirlenmesi

Hakim önüne gelen faile verilecek cezayı belirlerken TCK m.61’deki sıralamayı dikkate alır. Daha önce de bahsettiğimiz gibi TCK’da yaş küçüklüğü kusurluluğu etkileyen bir sebep olarak düzenlenmiştir. Eğer somut olayda yaş küçüklüğü söz konusuysa, hakim tarafından TCK m.61’deki aşamalar takip edilerek ve çocuğun içinde yer aldığı yaş grubu dikkate alınarak verilecek cezadan TCK m.31 hükmü gereğince indirim yapılır.

TCK m.31 hükmüne göre yapılacak indirim, çocuğun suçu işlediği tarihteki yaşı dikkate alınarak gerçekleştirilir. Çocuk hakkında yaş tespiti işlemi yapılmışsa bu takdirde TCK m.31’in uygulanışı bakımından belirlenmiş olan gerçek yaş dikkate alınacaktır. Şimdi yazımızda da değindiğimiz yaş gruplarına göre yapılacak indirimleri inceleyelim:

  • Fiili işlediği anda 12 yaşını doldurmamış birinci dönemde bulunan çocukların ceza sorumluluğu olmadığı için bu çocuklar hakkında hapis cezası uygulanamaz ancak hakim isterse çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmedebilir.
  • Fiili işlediği sırada 12 yaşını bitirmiş ancak 15 yaşını doldurmamış olan ikinci dönemde yer alan çocukların, algılama ve irade yeteneğine sahip olmadıkları tespit edilirse bu çocukların ceza sorumluluğunun olmadığı kabul edilmiştir. Hakim bu durumda hapis cezasına hükmedemez ancak zorunlu olarak çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmeder.
  • Yine bu dönemde yer alan fakat algılama ve irade yeteneğine sahip olduğu belirlenen çocukların ise ceza sorumluluğunun bulunduğu kabul edilmektedir. Bu çocuklar hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren durumlarda 12 yıldan 15 yıla; müebbet hapis cezasını gerektiren durumlarda 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yani süreli hapis cezalarının ise yarısı indirilir ve bu durumda her fiil için verilecek hapis cezası 7 yıldan fazla olamaz.
  • 15-18 yaş grubunda bulunan çocukların ise ceza sorumluluğu tam kabul edilmektedir. Ancak cezalarında belirli bir oranda indirim yapılmaktadır. Buna göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren durumlarda 18 yıldan 24 yıla; müebbet hapis cezasını gerektiren durumlarda 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yani süreli hapis cezalarının ise üçte biri indirilir ve bu halde her fiil için tatbik edilecek hapis cezası 12 yıldan fazla olamaz.

Hapis ve adli para cezasının seçimlik olarak öngörüldüğü suçlarda ise, hakimin öncelikle cezanın türünü tespit etmesi gerekir. Burada hakim cezanın türünü tespit ederken ‘’çocuk hakkında hürriyeti kısıtlayıcı ceza ile özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlere en son çare olarak başvurma’’ ilkesini göz önünde bulundurmalıdır. Bu sebeple çocuğun işlediği suçun cezası karşılığında kanunda hapis cezası ile adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüşse hakim adli para cezasını tercih etmelidir.

  • Güvenlik Tedbirlerinin Belirlenmesi

Güvenlik tedbirleri tehlikeli suçlular hakkında cezaya alternatif veya ceza ile birlikte uygulanan bir tedbir türüdür. Failin tehlikeliliği ile orantılı olacak şekilde verilir. Esas amacı çoğunlukla failin rehabilitesi yani failin iyileşmesi olan, kanunla düzenlenen ve mahkemece hükmedilen yaptırımlardır.

Çocuklara özgü güvenlik tedbirleri TCK yerine daha önce de adından bahsettiğimiz Çocuk Koruma Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu tedbirler:

Danışmanlık: Çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunların çözümünde yol göstermeye yönelik tedbirdir. (ÇKK m.5/1-a)

Eğitim: Çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; bu şekilde eğitim alması mümkün olmayan çocukların evde eğitim almalarına, özel eğitim almaları gereken çocukların eğitsel ihtiyaçları doğrultusunda ilgili eğitim kurumuna devamına, kendilerine, ailelerine, öğretmenlerine ve okul personeline; uzman personel, araç gereç sağlanmasına yönelik tedbirler ile çocuğun iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamu ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine yönelik tedbirlerdir. (ÇKK m.5/1-b)

Bakım: Çocuğun bakımından sorumlu olan kişinin herhangi bir sebeple görevini yerine getirememesi durumunda, çocuğun resmi veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden faydalandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine yönelik tedbirlerdir. (ÇKK m.5/1-c)

Sağlık: Çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına yönelik tedbirlerdir. (ÇKK m.5/1-d)

Barınma: Barınma yeri olmayan çocuklu kişilere veya yaşamı tehlike altında olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya yönelik tedbirlerdir. (ÇKK m.5/1-e)

şeklindedir.

Çocuk Yargılamalarında Görevli ve Yetkili Mahkemelerin Özellikleri Nelerdir?

Yetişkinlerin işlediği suçlar normalde asliye ceza mahkemelerinin görevine giren suçlardan ise, çocuklar aynı suçları işlediği takdirde bu suçlara ‘’Çocuk Mahkemeleri’’ bakar. Bu mahkemeler tek hakimlidir. Aynı zamanda buradaki duruşmalara Cumhuriyet savcısı katılmaz.

Eğer yetişkinlerin işlediği suçlar ağır ceza mahkemelerinin görevine giren suçlardan ise, çocuklar aynı suçu işlediği takdirde bu sefer de ‘’Çocuk Ağır Ceza Mahkemeleri’’ görevlidir. Çocuk ağır ceza mahkemeleri ise bir başkan ve iki üyeden oluşur. Buradaki duruşmalara Cumhuriyet savcısı da katılır. Çocuk ağır ceza mahkemelerinde yargılanan çocukların duruşmaları kapalı yapılır. Hüküm de kapalı duruşmada açıklanır.

Çocuk mahkemeleri ve çocuk ağır ceza mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar, çocuklar hakkında soruşturma ve kovuşturma bu yerde bulunan Cumhuriyet Başsavcılığı ve görevli mahkemeler tarafından ÇKK hükümlerine göre yapılır. Bu durumda korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında tedbir kararları görevli aile veya asliye hukuk mahkemelerince alınır.

Yine çocuğun üstün yararı ilkesi göz önünde tutularak, çocuk mahkemelerinde verilen kararlara karşı Cumhuriyet savcıları kanun yoluna başvurabilirler.

Çocuk mahkemelerinin yargı çevresi, kuruldukları il veya ilçenin mülki sınırları ile belirlenmiş olup, çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlı ilçelerin idari sınırlarıdır.

Çocuklar Yargılamalarında Diğer Önemli Düzenlemeler Nelerdir?

  • Dava zamanaşımı; TCK’nın 66. maddesinin 1. fıkrasında dava zamanaşımı için belirlenen süreler, 2. fıkra hükmüne göre; 12-15 yaş grubu için yarısı, 15-18 yaş grubu için ise üçte ikisi olarak öngörülmüştür.
  • Ceza zamanaşımı; TCK’nın 68. maddesinin 1. fıkrasındaki ceza zamanaşımı için belirlenen süreler de, 2. fıkra hükmüne göre; 12-15 yaş grubu için yarısı, 15-18 yaş grubu için üçte ikisi olarak öngörülmüştür.
  • Ceza Muhakemesi Kanunumuzun 234/2. maddesi uyarınca, suç mağdurunun 18 yaşını doldurmamış olması, sağır ve dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malul olması ve bir vekili de bulunmaması halinde, istemi aranmaksızın kendisi için bir vekil görevlendirilir.
  • TCK’nın 50. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, daha önce hapis cezasına mahkum olmamak koşulu ile fiilli işlediği tarihte 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş olanların mahkum edildikleri bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birisine (örneğin; adli para cezasına veya mağdurun uğradığı zararın tamamının tazminine) zorunlu olarak çevrilir.
  • TCK’nın 51/1. maddesi uyarınca, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş kişiler bakımından ertelemenin üst sınırı 3 yıldır.
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107/5. maddesi uyarınca, hükümlünün koşullu salıverilme süresinin hesabında, 15 yaşını doldurana kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün iki gün olarak dikkate alınır.
  • Fiili işlediği sırada 18 yaşından küçük olanlar hakkında TCK’nın 53/1. maddesinde sayılan hak yoksunluklarına (örneğin; seçme ve seçilme hakkından yoksunluk) hükmedilemez.
  • Çocuklar hakkındaki hapis cezaları, çocuk kapalı ceza evleri veya çocuk eğitim evlerinde infaz edilir. 18-21 yaş arasındaki hükümlülerin cezaları ise gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında çektirilir.
  • Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezalar hapse çevrilemez. Tahsili için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, bu kanun kapsamındaki suçlardan dolayı hükmedilen hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilemez. Ancak, bu hüküm 15 yaşını tamamlamamış çocuklar hakkında uygulanamaz.
  • Suça sürüklenen çocuğun aynı zamanda akıl hastası olması halinde, 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin 1. ve 2. fıkrası kapsamına giren çocuklar hakkında (Yani; 0-12 yaş grubu ve 12-15 yaş grubundaki çocuklar hakkında), çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

Türk Ceza Hukukunda TCK 31 (Yaş Küçüklüğü) ile İlgili Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay CGK’nun 10.03.2015 tarihli, 2013/8-816 E. ve 2015/39 K.

  • TCK 31. madde
  • Yaş Küçüklüğü

Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hükmedilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin birinci fıkrasında düzenlenen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan sanığa verilen hapis cezası miktarı itibariyle kısa süreli olup, bu cezanın TCK’nın 50/3. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilebilmesi için sanığın daha önce hapis cezası cinsinden mahkumiyetinin bulunmaması gerekmektedir.

Somut olayda sanığın sabıkasında yer alan para cezasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin ilamların TCK’nın 50/3. maddesinin uygulanmasın engel oluşturmayacağı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bununla birlikte sanığın sabıkasında bulunan Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2010 gün ve 22-300 sayılı ilamında, hırsızlık suçundan 10 ay hapis cezasına hükmedildikten sonra TCK’nın 50/1-c maddesi uyarınca 2 yıl süreyle meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla bir eğitim kurumuna devam etme tedbirine çevrilmiş, sanığın tedbire uymaması nedeniyle 26.10.2010 tarihinde 10 ay hapis cezasının tamamının infazına karar verilerek 27.09.2011 tarihinde de infaz edildiğinden TCK’nın 50/3. maddesinin uygulanmasına engel teşkil edeceği düşünülebilirse de, hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası TCK’nın 50. maddesinin 1. fıkrasına göre seçenek tedbire çevrilen ancak seçenek tedbirin gereklerini yerine getirmeyen çocuk sanık hakkında hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verilmeyerek, adli para cezası dahil TCK’nın 50. maddesinin 1. fıkrasında yer alan diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinden, sanığın hapis cezası cinsinden mahkumiyetinin olmadığı kabul edilmelidir. Buna göre de, sanığa hükmolunan 3 ay 10 gün hapis cezasının TCK’nın 50. maddenin 3. fıkrası gereğince aynı maddenin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

Aksinin kabulü halinde yaşı küçük sanığın TCK’nın 50/1. maddesinde düzenlenen hapis cezasına seçenek yaptırıma uymaması nedeniyle hapis cezasının infazı yerine maddede belirtilen başka bir seçenek yaptırıma çevrilmesi gerekirken hapis cezasının tamamen infazına karar verilip infaz edilmesi suretiyle sanığın aleyhine bir işlem yapıldıktan sonra bu aykırılık devam ettirilerek sanığın sabıkasında yer alan bu ilam dikkate alınarak hakkında seçenek yaptırıma karar verilmemesi suretiyle ikinci kez aleyhe hukuka aykırı bir sonuç kabul edilmiş olacaktır.

Diğer taraftan kabule göre, 18 yaşından küçük olan sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezası nedeniyle TCK’nın 53/4 maddesine aykırı olarak aynı maddenin 1. fıkrasında düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmesi da kanuna aykırıdır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire düzelterek onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının TCK’nın 50/. maddesi gereğince zorunlu olarak aynı maddenin 1. fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin ve suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında TCK’nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğuna karar verilmeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmelidir.


Yargıtay CGK’nun 21.06.2011 tarihli, 2011/6-70 E. ve 2011/89 K.

  • TCK 31. madde
  • Yaş Küçüklüğü

Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı TCY’nin 31. maddesinin hangi fıkrasının uygulanması gerektiğinin belirlenmesine ilişkindir.

07.02.2006, 09.02.2006 ve 13.02.2006 olan suç tarihlerinde 15 yaşından küçük olup, 12-15 yaş grubunda yer aldığı anlaşılan sanık hakkında, yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı TCY’nin 31. maddesinin 2. fıkrası yerine, 3. fıkrası ile uygulama yapılarak fazla cezaya hükmedilmiş olması yasaya aykırıdır.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1412 sayılı CYUY’un 5230 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki hükmün, yaş küçüklüğü nedeniyle TCY’nin 31. maddesinin 2.  fıkrası ile uygulama yapılmak ve Özel Daire kararındaki eleştiri bölümü de eklenmek suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmelidir.


Yargıtay CGK’nun 19.04.2011 tarihli, 2011/6-79 E. ve 2011-54 K.

  • TCK 31. madde
  • Yaş Küçüklüğü

Nüfus kaydına göre 17.03.1991 doğumlu olup, yargılamaya konu hırsızlık suçunu işlediği 27.01.2006 tarihinde henüz 15 yaşını tamamlamamış olduğundan, 12-15 yaş grubunda yer alan sanık R.Ş.’nin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, öncelikle bu konuda rapor alınarak herhangi bir değerlendirme yapılmadan sanığın suç tarihinde 15 yaşını bitirmiş olduğu kabul edilerek hükümlülük kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, yerel mahkeme hükmünün belirtilen yasaya aykırılık nedeniyle bozulması yerine, Özel Dairece düzeltilerek onanmasına karar verilmesi isabetsizdir.

Yaş küçüklüğü TCK 31. madde hakkında daha fazla emsal karara Yargıtay’ın sitesinden ulaşabilirsiniz. https://www.yargitay.gov.tr/

Türk Ceza Hukukunda Yaş Küçüklüğü İle İlgili Sık Sorulan Sorular

  • TCK m.31 Nedir?

TCK m.31, Türk Ceza Hukukumuzda failin kusurluluğunu etkileyen sebeplerden biri olan yaş küçüklüğünü düzenlemektedir. İlgili madde aynen şu şekildedir:

‘’ Yaş küçüklüğü

Madde 31-

(1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz.

(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz.’’

  • Ceza Ehliyeti Nedir?

Ceza ehliyeti, Türk Ceza Hukuku bakımından, bir kişinin işlemiş olduğu suç sebebiyle cezalandırılabilmesi için gerekli özelliklerdir. Bu özellikler; yaş, algılama, kavrama ve yönlendirme gibi bir takım yeteneklerden oluşur. Bu özelliklere sahip olmayan kişilerin ceza ehliyeti olduğu söylenemez. Ceza ehliyeti olmayan kişiler işledikleri suçlardan dolayı cezalandırılamazlar.

  • Tam Ceza Ehliyeti Kaç Yaşında Başlar?

Türk Ceza Hukukunda kişilerin ceza ehliyetleri, 12 yaşını tamamlamaları ile başlar. Ancak 12 yaşından 15 yaşına kadar olan dönemde ceza ehliyetlerinin tam oluştuğu yine söylenemez. Bu sebeple belli durumlarda yine ceza ehliyeti yok sayılır fakat belli durumlarda ceza ehliyeti olduğu varsayılır. Ceza ehliyetinin olduğunun varsayıldığı durumlarda ise verilecek cezada indirime gidilir. 15 yaşından 18 yaşına kadar olan dönemde ise ceza ehliyetinin tamamen oluştuğu söylenebilir. Ancak yine bu yaş grubundaki kişiler işledikleri suçlardan dolayı cezalandırılacakları zaman cezalarında indirime gidilir. Bu sebeple aslında tam ceza ehliyetinin başladığı anı, kişinin çocukluktan çıkıp erginliğe adım attığı an olan 18 yaşının tamamlanması olarak belirtebiliriz. Yani tam ceza ehliyeti 18 yaşının tamamlanması ile başlar.

  • Suça Sürüklenen Çocuğun İfadesinin Alınması Nasıl Olur?

Suça sürüklenen bir çocuk kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alındıktan sonra ifadesi alınacağı sırada; çocuğun yanında sosyal çalışma görevlisi (örneğin; pedagog, psikolog, rehber öğretmeni) bulundurulabilir. Ayrıca müdafii bulunmayan şüpheli çocuğa, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.

  • 18 Yaşından Küçükler Cezaevine Girer Mi?

Suça sürüklenen çocuklar mahkeme tarafından yargılandıktan sonra belli bir hapis cezasına çarptırıldıklarında cezalarının infaz edilmesi için cezaevlerine girerler. Ancak çocuklar hakkındaki hapis cezaları, çocuklara özel olarak yapılan çocuk ceza evleri veya çocuk eğitim evlerinde infaz edilir. 18-21 yaş arasındaki hükümlülerin cezaları ise gençlik kapalı ceza infaz kurumlarında çektirilir.