0 (312) 911 9553
·
info@kadimhukuk.com.tr
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

İdari Dava Dilekçesi ve Örneği – İYUK 3. Madde

11idari dava dilekcesi ornegi

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari davaların açılması” başlıklı 3. maddesinde dava dilekçelerinin içeriğine ilişkin bulunması gereken temel hususlar düzenlenmiştir. İdari yargı yerlerinde yazılı yargılama usulü geçerlidir. Yazılı yargılama yerinin uygulanıyor olması nedeniyle idari dava dilekçesinin bir takım özellikleri taşması gerekmektedir. İdari dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar “idari davanın açılması” başlıklı 3. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dilekçelerde;

  • Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,
  • Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,
  • Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
  • Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,
  • Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası gösterilir.

Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.

Madde 3 – İdari Davaların Açılması

1. İdari davalar, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır.

2. Dilekçelerde;

a) Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adresleri ile gerçek kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

b) Davanın konu ve sebepleri ile dayandığı deliller,

c) Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,

d) Vergi, resim, harç, benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarla tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar,

e) Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası, Gösterilir.

3. Dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenir. Dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örnekleri karşı taraf sayısından bir fazla olur.

  • Mahkemenin İsmi

İdari davalar Danıştay, İdare Mahkemesi ve Vergi Mahkemesi Başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacaktır. Buna göre ilk derece davası olarak, hangi mahkemenin görev ve yetkisine giriyorsa o yere hitaben dava dilekçesi yazılacaktır.

  • Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görevli olduğu davalarda;

Danıştay  … Dairesi Başkanlığına,

Danıştay  … Dairesi Başkanlığına Gönderilmek üzere İdare/Vergi Mahkemesi Başkanlığına,

Danıştay … Dairesi Başkanlığına Gönderilmek üzere – Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğine şeklinde hitabetler yazılacaktır.

  • İdare mahkemesi veya vergi mahkemesinin görevine giren davalarda;

Kırıkkale İdare Mahkemesi Başkanlığına

Ankara Nöbetçi 201rgi Mahkemesi Başkanlığına Gönderilmek üzere İdare veya Vergi Mahkemesi Başkanlığına

Konya Nöbetçi Vergi/idare Mahkemesi Başkanlığına Sunulmak üzere Kırıkkale Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğine.

iyuk 3. madde
iyuk 3

Bu şekilde başlıklarla hitabetler yapılarak dava dilekçesinin diğer kısımlarına geçilecektir. Dava dilekçesinin mutlaka imzalı olması da gerekmektedir. İmzalı olmayan dilekçeler mahkemelerde işleme konulmaz. İdari mahkemesi tarafından dilekçe ret kararı verilecektir. Dilekçedeki imza ıslak imza olabileceği gibi elektronik imza da olabilir. Bu arada önceleri dava dilekçelerinden karşı tarafa gönderilecek olan nüshanın fotokopi imzalı olması (ıslak imzalı olmaması) dava dilekçesinin reddini gerektirir iken artık uygulamada bu hususun yargılamayı uzatıyor olması, AİHM’nin Mesutoğlu/Türkiye kararında da belirtildiği üzere usul kurallarının geniş yorumlanmasının vurgulanması ne deniyle bu husus dilekçe ret nedeni olarak görülmemektedir. Bu şekilde imzalı olan nüshaya “aslı gibidir” kaşesi basılarak yazı işleri müdürü tarafından dilekçenin imzalanması gibi uygulama yoluna gidilebilmektedir. Islak, imzalı dilekçe yukarıda belirtilen şekilde belirtilen yerlerden mahkeme / Danıştay Daire başkanlıklarına sunulabileceği gibi UYAP üzerinden i-imza ile de gönderilebilir.

  • Davanın Konusu

Dava dilekçesinden, davanın konusunun ne olduğu açıkça anlaşılmalıdır. Dava konusu olan işlem, ya da eylemin neden ibaret olduğu belirtilmelidir. Davanın konusu itibariyle idari işlem, eylem ya da sözleşmelerden hangisi ya da hangilerinin olduğu, bunların iptalinin veya bunlardan doğan zararın giderilmesinin mi ya da her ikisinin birlikte mi istendiği belirtilmelidir.

Dava konusu edilen işlemi yapan idare ile birlikte tarih ve sayısı ile bu işlemin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemi varsa bunun dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Yine işleme bağlı tazminat istemi varsa bunun da belirtilmelidir. Aynı şekilde tam yargı davalarında istenilen maddi ve manevi tazminat miktarı belirtilmelidir. Örnek;

  • Milli Eğitim Bakanlığının 11.04.2021 gün ve 26445 sayılı atama işleminin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemi.
  • Kırıkkale Valiliğinin 21.05.2011 gün ve 52 sayılı yolluk isteminin reddi ne ilişkin işlemin iptali ve hak ettiği sürekli görev yolluğunun yasal faiziyle birlikte tazmini istemli.
  • İdarenin hizmet kusuru nedeniyle uğramış olduğu 250.000,00 TL maddi ve 400 000,00 TC manevi tazminat olmak üzere toplam 650.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte tazmini istemi.

Bu şekilde birer cümle ile dava konusu edilen işlem veya tazminat miktarı belirtmek yeterli olacaktır. Ayrıca, bu kısımda davacının duruşma, savunma süresinin kısaltılması istemi, delil tespiti ile keşif ve bilirkişi istemi gibi istemleri varsa bu istemlere de yer verilebilir.

Dava konusu belirtilirken, vergi, resim, harç, para cezası, gecikme zamları; ya da tazminat davalarında, uyuşmazlık konusu miktar; verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ve varsa mükellef hesap numarası da gösterilmelidir. Dava dilekçeleri terditli olarak açılamaz. Yani, istem sonucunda hüküm altına alınması istenen hususun mahkemece reddedilmesi durumunda onun yerine başka bir hususun hüküm altına alınması istenemez.

  • Uyuşmazlık Miktarı

Uyuşmazlık konusunun belli bir miktarın verilmesini içeren dava dilekçelerinde tazminatın türü ve tutarı açık, net, gerçekçi ve kabul edilebilir olarak belirtilmelidir. İdari yargıda hakim istemle bağlı olduğu için, dilekçede talep edilen meblağın üstünde bir miktara hükmedemez. Dilekçede davacının talep ettiği miktar hükmedilebilecek üst sınırı gösterir. Hâkim bu miktarın azına hükmedebilirken, yaptığı ve yaptırdığı inceleme sonucu istemden çok daha büyük bir tazminat miktarını tespit etse de, istemle bağlı olmasından dolayı buna hükmetmesi mümkün değildir. Davacının uğradığı zarardan fazlasını talep etmesi, zararının tam karşılanamaması ya da gereksiz harç ve avukatlık ücreti ödenmesine neden olabilir.

Ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesinin 4. fıkrasında 2013 yılında yapılan değişiklik ile birlikte tam yargı davalarında ıslah mümkün hale gelmiştir. Düzenleme, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” şeklindedir.

idari dava dilekcesi ornegi indir
idari dava dilekcesi ornegi
  • Tebliğ Tarihi

Dava konusu olan, idari işlemin, ya da kararın yazılı bildirim tarihi, idarenin susması üzerine dava açılıyorsa, idareye başvurma tarihi dava dilekçesinde yer almalıdır. Başka bir yargı yerince görevden reddedilen dava üzerine, Danıştay’da açılacak davaya ait dilekçede, görevsizlik kararının bildirim tarihinin de bulunması gerekir. Bu gibi durumlarda, ilgili belgenin asılları, ya da örnekleri dava dilekçesine eklenir. Bütün bunlar, davacının, davasını süresinde açıp açmadığını saptamaya yarayacak nitelikte olmalıdır. Bu çerçevede;

  • İdari işlemin yazılı bildirim ya da ilan tarihi,
  • Zımni ret kararlarında idareye başvuru tarihi,
  • Adli yargıda açılıp bu yargı yerinin görevsizlik nedeniyle davayı reddetmesi durumunda, kesinleşen bu kararın tebliğ tarihi,
  • Tam yargı davalarında zararın öğrenildiği, ön karar başvurunun yapıldığı, idarenin vermiş olduğu ön kararın tebliğ tarihi, zımnen ret durumunda yalnızca ön karar için başvuru tarihi dilekçede yer almalıdır.

“Davacının… dilekçesinde dava konusu işlemin tebliğ işlemini göstermediği… anlaşıldığından… dilekçenin reddine.” (Danıştay 12. Daire 17.4.1975, E. 975/736)

Ayrıca 2577 sayılı Kanunun 10. ve 11. maddeleri uyarınca başvuru yapılmış ve başvurunun reddi söz konusu ise buna ilişkin başvuru ve cevap tarihleri ile cevabın tebliğ tarihi de burada belirtilebilir. Yine düzenleyici işlemlerin iptali isteminde bu işlemlerin resmi gazetede vb yerlerde yayım tarihi esas alınacağı için yayım tarihi buraya yazılabilir. Adli yargı yerlerince verilen görev yönünden davanın reddi kararı üzerine açılan davalarda adli yargıdaki davanın kesinleşme tarihi de bu kısma yazıla bilecek olan bilgilerdendir. Vergiye ilişkin davalarda yine dava açma öncesin de yapılan tahsilat, tahakkuk, istihkak ödemesi tarihinin yazılmasında fayda bulunmaktadır.

  • Verginin Özellikleri

Vergi davalarında dava dilekçesinde belirtilmesi gereken hususlar İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinde ifade edilmiştir. Buna göre dava dilekçesinde;

  • Davanın ilgili bulunduğu verginin veya vergi cezasının nevi ve yılı,
  • Tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası,
  • Varsa mükellef hesap numarası gösterilmelidir.

Dava konusu edilen vergi: Katma Değer Vergisi

Vergi yılı: 2018 – 08 ay

Vergi cezası adı: Özel Usulsüzlük Cezası

Vergi miktarı: 2.600,00 TL

Vergi cezası miktarı: 5.200,00 TL

İhbarname tarih ve sayısı: 05.11.2016

Tebliğ tarihi: 18.12.2016 şeklinde yazılmalıdır;

  • Yürütmenin Durdurulması İstemi

Yürütmenin durdurulması istemi, idari işlemin hukuka uygunluk karinesinin askıya alınarak dava konusu işlemin uygulanmasının ertelenmesi maksadıyla ve bu yönde karar verilmesi noktasında ileri sürülen bir taleptir. Diğer bir deyişle de yürütmenin durdurulması, idari işlemin uygulanmasının doğuracağı sakıncaları ortadan kaldırmak için başvurulabilecek bir araçtır.

Yürütmenin durdurulması hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz. https://kadimhukuk.com.tr/makale/yurutmenin-durdurulmasi-sartlari-itiraz-iyuk-27-madde/

Yürütmenin durdurulması istemi, yalnızca açılacak bir iptal davasında ileri sürülebilir. Bu yönüyle, iptal davasına sıkı sıkıya bağlı ve ondan ayrılmayan bir önlemdir. İptal davasından ayrı açılan tam yargı davasında yürütmenin durdurulması mümkün değildir. Çünkü tam yargı davası idari eylemden dolayı açılmışsa, yürütmesi durdurulacak bir işlem yoktur. Tam yargı davası idari işlemden dolayı açılmışsa, yine yürütmenin durdurulması kararı verilemez. Çünkü davacı işlemin iptalini istememekle onun hukuk düzeninde kalmasını peşinen kabul etmiştir.

Yürütmenin durdurulması istemi ile duruşma istemleri dava dilekçesinin sağ üst köşesine yazılabilir. Bu şekilde bu istemler dava dilekçesini okuyan hakimin de dikkatini çekecektir.

  • Yürütmeyi durdurma istemi vardır.
  • Duruşma istemlidir.
  • Keşif ve Bilirkişi incelemesi istemi içerir.
  • Delil tespiti istemlidir.

Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (İYUK, 27/2)

  • Hukuksal Nedenler ve Deliller

Dava dilekçesinde, dava konusu olan eylem ve işlemin, hangi nedenlerle hukuka aykırı olduğu belirtilmelidir. Davacının dayandığı deliller de dava dilekçesinde yer almalıdır. Uygulamada, Danıştay, davacının hukuka aykırılık nedenlerini genel olarak belirtmesini, hatta kimi durumlarda, kanuna aykırılık savını yeterli görmektedir.

İdari yargıda re’sen tahkik ilkesi gereği hâkim, ileri sürülen hukuka aykırılık gerekçeleriyle bağlı olmadığından, dava konusu uyuşmazlığın hukuka uyarlılığını ve kanuni neden ve dayanaklarını kendi kanaatince yapacağı inceleme ile bizzat saptayacaktır. Ancak idari yargıda re’sen tahkik ilkesi olsa bile davanın doğru ve süratli bir biçimde yürütülmesi için davacının haklılığını ve iddialarının geçerliliğini gösterecek, elde edilmesi mümkün ve yargısal denetimi yapmak için yeterli olan her türlü idari karar, yazışma, düzenleyici işlem, tutanak, rapor, bilgi, belge, kayıt, makbuz, bilirkişi raporları gibi her türlü delilin eklenmesi ve yargı merciine sunulması gerekir. Ancak delil sunma çerçevesinde idari yargıda, medeni yargılama usulünden farklı olarak tanık dinlenmesi, sözlü ifade alınması ya da yemin ettirilmesi usulü yer almamaktadır.

  • Sonuç ve İstem

Dilekçenin sonunda yer alan “sonuç ve talep” (netice-i talep) bölümünde, davacı neye hükmedilmesini istiyorsa onu arz eder. Bu bölümde, işlemin iptali, işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali, uğranılan zararın miktarı ve tazminine hükmedilmesi gibi karar altına alınması istenen hususlar, davanın önceki bölümlerindeki konu ve sebeplerle tutarlı biçimde talep edilir.

Davacının istem sonucu dava alanını belirlediği için hem kendini, hem de hâkimi bağlar. Hakim istemle bağlı olduğu için istemden farklı bir karara hükmedemeyeceği gibi, davacı da davayı genişletme yasağından dolayı (tam yargı davalarında ıslah hariç) istemini sonradan değiştiremez.

Dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında mahkemeden istenilen hususlar açık ve net olarak ortaya konulmalıdır. Burada yukarıda yer verilen dava konusu kısmında yazılı olanlar yazılacaktır. Ayrıca yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretlerinin karşı tarafa yüklenilmesi istenecektir. Yine yürütmeyi durdurma istemi, delil tespiti ve duruşma istemi gibi talepler burada belirtilmelidir. Dava konusu ve sonuç kısmı birbiri ile uyumsuz olması halinde mahkeme dava dilekçesinin reddine karar verebilecektir.

  • İmza

Dava dilekçesi, davacı, ya da vekili tarafından imzalanır. Zira “yazılı şekle tabi muamelelerde şekil, imza ile tekemmül eder. Danıştay kararlarında da ifade edildiği üzere, imzasız bir dava dilekçesi, “hukuken dava dilekçesi mahiyet ve vasfında” kabul edilemez. (Danıştay 4. Dairesi, 2.2.1955, E. 953/1864- K. 955/312. Danıştay Kararları Dergisi, Sayı 69, s. 6)

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda davanın imzalı dilekçelerle açılacağı düzenlendiğinden, faks aracılığı ile gönderilen dava dilekçesi ile dava açılamayacağı kabul edilmektedir. Ayrıca gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, yetkili temsilcilerinin ise UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden elektronik imza ile dava açabilmeleri mümkündür. Bunun için elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Taraf vekilleri ise UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile dava açabilir.

  • Dava Dilekçesinde Hata ve Eksiklik Durumları

Dava dilekçelerinin yukarıda İYUK m. 3 kapsamında belirtilen unsurlar ve koşullara aykırı olması durumunda, yargı merciince yapılacak ilk incelemede hangi nedenle hukuka aykırı olduğu belirtilir ve yanlışların düzeltilip yeniden düzenlenmesi ve eksikliklerin tamamlanarak 30 gün içinde tekrar başvurulmak üzere dilekçenin reddine karar verilir. (İYUK, 15/1-d)

30 gün içinde sunulan dava dilekçesinde belirtilen hataların tekrarlanması veya eksikliklerin tamamlanmaması durumunda dava reddedilir. (İYUK, 15/5)

İdari Dava Dilekçesi Örneği

İSTANBUL İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

                                                    Yürütmenin Durdurulması Taleplidir.

                                Davalı İdarenin Cevap Süresinin Kısaltılması Taleplidir.

                                    Duruşma Taleplidir.Memur Eliyle Tebligat Taleplidir.

Davacı       : … A.Ş.

Vekili        : Av. Umur Yıldırım – Koç Kule B Blok No:7 Çankaya/Ankara

Konu         : İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İbb) Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (Ukome) 26.02.2017 Tarih ve 2017/35 Sayılı; “İstanbul Genelindeki Alışveriş Merkezlerine Ait Otoparklara Gelen Müşterilerden İlk Üç Saate Kadar Ücret Alınmamasına” İlişkin Kararının Öncelikle ve İvedilikle Yürütülmesinin Durdurulması Ve Sonrasında İptali Talebinden İbarettir.

Ittıla Tarihi    : 27.02.2017

Açıklamalar:

  • Müvekkilimiz İstanbul ili Bakırköy ilçesinde bulunan … alışveriş merkezinin maliki ve işletmecisidir.
  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) 02.2017 tarihli toplantısında; “Çevre trafiğinin olumsuz etkilenmemesi için, İstanbul genelindeki alışveriş merkezlerine ait otoparklara gelen müşterilerden ilk üç saate kadar ücret alınmamasına” karar verilmiştir.
  • Aşağıda hukuka aykırılığını arz ve izah edeceğimiz bu işlemin iptaline yönelik olarak iş bu davayı açmak zarureti hAsıl olmuştur.

Hukuka Aykırılık Gerekçeleri

  1. Anayasanın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler kanunla sınırlandırılabilir. Hâlbuki davaya konu karar ile alışveriş merkezi malik ve işletenlerinin sözleşme ve mülkiyet hakları kanuni dayanağı olmayan idari bir işlemle sınırlandırılmıştır.
  2. Davalı idarenin kanunda dayanağı olmayan bir yetkiyi kullanabilmesi mümkün değildir. Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesinin (f) bendinde yer verilen “kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek” yetkisi ile 9. maddesinde öngörülen “trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin…” yetkilerin kapsamına özel otoparklardan alınan ücret tarifelerini belirlemek girmemektedir.
  1. Yukarıda da yer verdiğimiz üzere idarenin mülkiyet ve sözleşme özgürlüğünü bu yönde sınırlaması ve serbest teşebbüsün gerçekleştirdiği faaliyete yönelik ücretlere bu tür bir müdahalede bulunabilmesi için kanunda açıkça yetkilendirilmiş olması gerekmektedir. Oysa 5393 sayılı Belediye kanununda yer verilen trafik düzenlemesine yönelik yetkiler bu yönde bir sınırlamanın dayanağını oluşturacak açıklıkta değildir.
  2. Belediye Kanunu’nun 18. maddesinde yer alan “Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirlemek.” yetkisi de bu tür bir müdahalenin dayanağını oluşturmaz. Zira anılan fıkrada yer verilen ücretler belediyenin bizatihi kendisinin sunduğu veya özel hukuk kişilerine gördürdüğü kamusal hizmetlere yönelik olup özel girişim tarafından serbest faaliyet kapsamında sunulan ticari hizmetleri kapsamamaktadır.
  3. Bir an için, davalı Belediyenin alışveriş merkezlerindeki otoparklardan ücret alınmamasına yönelik karar verme yetkisi bulunduğu kabul edilse bile bu yetkinin Büyükşehir Belediye Meclisine ait olduğu; ne 5216 sayılı kanunda ne de Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliğinde UKOME’ye bu tür bir karar alma yetkisinin verilmediği açıktır. Dolayısıyla UKOME davaya konu işlemi tesis etmek bakımından
  4. Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinin 2. fıkrası, “Ukome toplantılarına … ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de … davet edilerek görüşleri alınır” hükmünü havi iken, davaya konu kararın alınmasında herhangi bir meslek kuruluşundan görüş alınmamıştır. Yasal mevzuat uyarınca alınması zorunlu bir görüşün alınmaması esasa etkili bir usul sakatlığıdır. Bu nedenle dava konusu işlem “usul” unsuru bakımından da hukuka aykırıdır.
  5. Davaya konu işlem sebep unsuru bakımından da sakattır. Alışveriş merkezlerindeki otoparklardan ücret alınması ile trafik düzeninin olumsuz etkilenmesi arasında herhangi bir ilgi, sebep-sonuç ilişkisi bulunmamaktadır. Davaya konu karar, alışveriş ve ticaret merkezlerine ait otoparklardan ücret alınmasının veya alınmamasının trafik, ulaşım ya da toplu taşıma yönünden nasıl bir sakınca oluşturduğu konusunda somut herhangi bİr tespit yapılmaksızın alınmıştır.

Yürütmenin Durdurulması Talebinin Gerekçeleri

Davaya konu işlemin yürütülmesinin durdurulması bakımından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinde belirtilen her iki şart da gerçekleşmiştir.

  • Yukarıda arz ve izah olunduğu üzere davaya konu işlem açık bir şekilde hukuka aykırıdır.
  • Davaya konu işlemin yürütülmesine devam edilmesi halinde müvekkilimizin mali yapısı bir daha düzeltilmesi mümkün olmayacak bir biçimde sarsılacaktır.
  • Alışveriş merkezlerinin otopark işletmelerinin gelirleri vergilendirmeye tabidir. Şayet alışveriş merkezlerinden ilk üç saate kadar ücret alınmaması uygulamasının devamına izin verilir ise bu takdirde kamu maliyesi ciddi bir vergi gelirinden haksız yere mahrum bırakılmış olacaktır.

Dolayısıyla davaya konu işlemin yürütülmesinin durdurulmaması halinde gerek kamu yararı gerekse müvekkilimizin hak ve menfaatlerinin korunması bakımından telafisi güç veya imkânsız zararların ortaya çıkacağı açıktır.

Sonuç ve Talep: Yukarıda arz ve izah olunan ve Sayın Mahkemenizce resen dikkate alınacak gerekçelerle,

  1. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (Ukome) 26.02.2017 Tarih ve 2017/35 Sayılı; “İstanbul genelindeki alışveriş merkezlerine ait otoparklara gelen müşterilerden ilk üç saate kadar ücret alınmamasına” ilişkin kararının öncelikle ve ivedilikle yürütülmesinin durdurulmasına,
  2. Sonrasında iptaline,
  3. Davalı İdare’nin cevap süresinin kısaltılmasına,
  4. Tebligatın memur eliyle yapılmasına,
  5. Duruşma yapılmasına,
  6. Her türlü yargılama giderinin davalı İdare üzerinde bırakılmasına Karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. 03.03.2017

        Davacı

                                        Av. Umur Yıldırım

EKLER:

  • İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (Ukome) 26.02.2017 Tarih ve 2017/35 Sayılı; “İstanbul genelindeki alışveriş merkezlerine ait otoparklara gelen müşterilerden ilk üç saate kadar ücret alınmamasına” ilişkin kararı (Davaya konu işlem)
  • Karar tutanakları
  • Vekalet Sureti

] }


Avatar

1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.

Yorum Yazın