Boşanma Davasında Psikolojik Şiddet – İspat ve Karar

Boşanma Davasında Psikolojik Şiddet – İspat ve Karar

bosanma davasinda psikolojik siddet nedir

Psikolojik şiddet, evlilik birliğini eşlerden biri çekilmez hale getirmektedir. Hiç kimse bu şiddet altında evliliği devam ettirmek zorunda kalmayı hak etmemektedir. Bu nedenle psikolojik şiddet boşanma sebeplerinden biridir. Boşanma davası açacak tarafların, öne sürecekleri boşanma nedenini ispatla yükümlüdürler. O yüzden psikolojik şiddet nedeniyle boşanma davası açacak bireylerin, psikolojik şiddet davranışlarını kanıtlamaları gerekir.

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2. Maddesi uyarınca;

Ev içi şiddet: Şiddet mağduru ve şiddet uygulayanla aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti,..

Kadına yönelik şiddet: Kadınlara, yalnızca kadın oldukları için uygulanan veya kadınları etkileyen cinsiyete dayalı bir ayrımcılık ile kadının insan hakları ihlaline yol açan ve bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan her türlü tutum ve davranışı,

Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı,

Şiddet mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri,

Şiddet önleme ve izleme merkezleri: Şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esası ile yürüten merkezleri,

Şiddet uygulayan: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri,

Tedbir kararı: Bu Kanun kapsamında, şiddet mağdurları ve şiddet uygulayanlar hakkında hâkim, kolluk görevlileri ve mülkî amirler tarafından, istem üzerine veya resen verilecek tedbir kararlarını, ifade eder.” şeklindedir. Görüldüğü üzere maddede ev içi şiddet, kadına yönelik şiddet ve şiddet tanımlamaları yapılmış ve psikolojik şiddet de bir şiddet çeşidi olarak açık bir biçimde ifade edilmiştir.

[vc_row][vc_column][vc_column_text] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_message message_box_color=”alert-warning” icon_fontawesome=”fas fa-exclamation-triangle”]Anlaşmalı boşanma protokolü hakkında detaylı bilgi almak ve indirmek için tıklayınız. https://kadimhukuk.com.tr/makale/anlasmali-bosanma-protokolu-ornegi/[/vc_message]

Psikolojik Şiddet Nedir?

Psikolojik şiddetin tanımı yapılmadan önce, bu şiddet türünün başka hangi isimlerle anıldığını belirtmek gerekmektedir. Psikolojik şiddet, aynı zamanda psikolojik istismarduygusal istismar ya da duygusal şiddet olarak da adlandırılmaktadır. Psikolojik şiddette fiziksel şiddetten farklı olarak, şiddeti uygulayan kişi mağdur kişiyi duygusal olarak aşağılar, sindirmeye, cezalandırmaya ve toplumdan soyutlamaya çalışır ve bu nedenle de fiziksel şiddete kıyasla duygusal şiddetin sınırlarını belirlemek çok daha zordur.

Aşağıda daha ayrıntılı biçimde ifade edilecek olmakla birlikte, karşıdaki kişiyi ağır ve kırıcı şekilde eleştirmek, istediği şeyi yaptırmak için tehditte bulunmak, küçümsemek, rahatsız edici şekilde utandırmak, yalan söylemek, karşıdaki kişinin duygularını ihmal edip sadece canı istediğinde iletişime geçmek ve aşağılayıcı hakaretlerde bulunmak gibi durumlar psikolojik şiddete örnek olarak verilebilir.

psikolojik siddet nedir
psikolojik siddet

Kadın yahut erkek fark etmeksizin herkes psikolojik şiddetin mağduru olabilir; ancak genellikle erkekler, kadını kontrol etmek, denetlemek, küçük düşürmek, aşağılamak, cezalandırmak amacıyla sıklıkla psikolojik şiddete başvurmaktadır. Fiziksel şiddetin aksine psikolojik şiddeti tarif etmek çok daha zordur.

Psikolojik şiddete aşağıda sayılan durumlar örnek olarak gösterilebilir:

  • Duygusal ihtiyaçların (sevgi, ilgi, destek, değer vb.) kontrol sağlamak için keyfi şekilde karşılanması veya karşılanmaması,
  • İstediklerini yaptırmak için cezalandırıcı, küçük düşürücü, yaralayıcı, tehdit edici davranış ve tutumlar sergilemek,
  • Duygu sömürüsü yapmak, suçlu hissettirmek, utandırmak, küsmek, surat asmak, alay etmek, küfür ve hakaret etmek,
  • Kıskançlık adı altında, nerede, ne zaman, kiminle ne yaptığını, ne giydiğini “Bu elbiseyle dışarı çıkamazsın” gibi baskıcı ya da “Kendi iyiliğin için onunla görüşmeni istemiyorum” gibi karşı tarafı düşündüğünü ifade eden sözler ve davranışlarla denetlemek, sosyal ilişkilerini kontrol altında tutmaya çalışmak,
  • Beceri ve yetilerini küçümsemek, karar mekanizmalarına dahil etmemek, bireysel haklarını yok saymak, yaptıklarını sürekli eleştirmek ve kendisini akılsız, aciz, yetersiz, beceriksiz, zayıf, muhtaç ve bağımlı hissettirmek,
  • Yalnızlaştırmak; ailesi veya arkadaşları başta olmak üzere yakınlarından fiziksel veya duygusal olarak uzaklaştırmaya çalışmak, maddi ve manevi destek alabileceği bütün kişiler ve kuruluşlarla arasını bozmak ve bunlara ulaşımını engellemek; sevilmediğini, istenmediğini söylemek,
  • Hasta, sorunlu ya da deli olduğunu hissettirmek,
  • Kişiliği, fiziksel görüntüsü, ailesi vb. ile ilgili hakaret etmek,
  • Gerçekleştirilmesi imkansız taleplerde bulunmak, yerine getirildiğinde ise talepleri değiştirmek,
  • Ne düşündüğünü, ne hissettiğini, ne istediğini, onun için neyin iyi olduğunu kadın adına tanımlamak, onun adına kararlar almak,
  • Kadının sahip olduğu evcil hayvanlara, kadını cezalandırmak ve kontrol etmek amacıyla şiddet uygulamak,
  • Çocukları suçlu hissettirmek için kullanmak, çocukların kaçırılacağı, gösterilmeyeceği, elinden alınacağına ilişkin tehditler savurmak; çocuklara şiddet uygulamak.

Psikolojik şiddetin olduğu her ilişkide fiziksel şiddete rastlanmayabilir. Başka bir deyişle şiddet yalnızca psikolojik baskı düzeyinde kalmış; henüz el kaldırılmamış olabilir. Ancak, fiziksel şiddetin olduğu her ilişkide psikolojik şiddetin bazı öğeleri bulunmaktadır. Psikolojik şiddet genellikle fiziksel şiddetten önce başlar ve zamanla fiziksel şiddete evrilebilir. Bu sebeple en az fiziksel şiddet kadar acı verici sonuçları olan psikolojik şiddet, aynı zamanda fiziksel şiddetin de uyarıcısı olabilir.

Şiddete maruz kalan bireyler suçluluk, yalnızlık, çaresizlik gibi duyguları yoğun bir şekilde hissettiklerinden depresyon, anksiyete bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu, alkol-madde bağımlılığı, bedensel kaynağı bulunamayan psikosomatik hastalıklar gibi psikolojik rahatsızlıklar sıklıkla bu bireylerde görülmektedir.

Psikolojik şiddet, genellikle fiziksel şiddetten daha yaygın olmasına rağmen daha az bilinmekte ve daha az tepki gösterilmektedir. Bunun nedeni ise psikolojik şiddetin fiziksel şiddete nazaran çok daha zor fark ediliyor olmasıdır. Psikolojik şiddete maruz kalmış kişiler, psikolojik şiddete uğramamış kişilere göre bir başkasına psikolojik şiddet uygulamaya daha meyilli olmaktadır ve yapılan çalışmalara göre, ülkemizde her iki kadından biri psikolojik şiddet mağdurudur.

Bir kimse, ilişkilerinde psikolojik şiddetin olup olmadığından emin olamıyorsa, muhtemelen psikolojik şiddete maruz kalmaktadır. Bu durumun, zararsız bir şekilde başlayabileceği ve zamanla şiddetin seviyesinin artabileceği unutulmamalıdır. Zaman kaybetmeden durumun farkına varmak, gerek görülüyorsa hukuki yollara başvurmak ve bu süreçte psikolojik destek almak, yaşanılan sürecin çok daha kolay atlatılması için son derece önemlidir.

Şiddete uğrayan tarafın başvurabileceği hukuki yollardan biri, 6284 Sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun “ a göre bazı tedbirler istemek olabilir. Kanunun adında her ne kadar kadına karşı şiddetin önlenmesi varsa da bu kanun, aile içinde yalnızca kadını değil;  tüm aile bireylerini korumaktadır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için büromuzla iletişime geçebilir ve “Koruma Tedbiri ve Uzaklaştırma Kararı” başlıklı makalemizi okuyabilirsiniz.

[vc_row][vc_column][vc_column_text] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_message message_box_style=”outline” message_box_color=”blue” icon_fontawesome=”fas fa-balance-scale”]Şiddete uğrayan kadınlar ayrıca şu kurumlardan destek alabilirler: Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattı Alo 183, ALO 155 Polis İmdat, ALO 156 Jandarma İmdat,112 ACİL, 0212 656 96 96 Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattını arayabilirler. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde veya Aile ve Sosyal Politikalar İlçe Müdürlüğünde, Aile Danışma Merkezleri ve Toplum Merkezlerinde ücretsiz olarak danışmanlık, rehberlik, yönlendirme hizmetleri alabilirler. ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi) şiddet uygulayan ve şiddete maruz kalanlara yönelik verilen tedbirlerin etkin olması için izleme yapan birimlerdir. Bu merkezlerde hukuki, psikolojik, mesleki ve danışma gibi farklı alanlarda hizmetler sunulmaktadır. İlaveten sığınma evleri ya da diğer adıyla konukevleri, şiddete uğrayan veya risk altındaki kadınların varsa beraberlerindeki çocuklarıyla birlikte, geçici süre ile barınma ihtiyacının karşılanması amacıyla kurulmuştur. Bu hizmeti başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü olmak üzere, sivil toplum kuruluşları, belediyeler, kaymakamlıklar ve valilikler yürütmektedir.[/vc_message]

Psikolojik Şiddetin Cezası

Psikolojik şiddet kapsamına giren suç tiplerinden biri, TCK m. 84/1’de düzenlenen intihara yönlendirme suçudur. Kanun koyucu başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişiyi cezalandırmıştır. Söz konusu maddede esas itibariyle üç ayrı suç tipi öngörülmüş olup, psikolojik şiddete konu olabilecek suçlar intihara ikna veya yardım ile intihara zorlamadır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu da psikolojik şiddetin bir görünümüdür. TCK m. 109/1’e göre, bu suç bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak olarak tanımlanmıştır. TCK m. 109/3-e’ye göre, bu suçun eşe karşı işlenmesi nitelikli hal olarak değerlendirilmiştir. İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, haberleşmenin engellenmesi, haberleşmenin gizliliğini ve özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi ve hukuka aykırı olarak yayılması da ayrı birer suç oluşturdukları gibi; somut durum değerlendirildiğinde kötü muamele suçunun da unsurlarını oluşturabilirler.

Psikolojik şiddetin bir diğer görünüm biçimini oluşturan birden çok evlilik de TCK m. 230’da suç olarak düzenlenmiştir. Buna göre, evli olmasına rağmen başkası ile evlenme işlemini yaptıranlar, kendisi evli olmamakla birlikte evli olduğunu bildiği bir kimse ile evlilik işlemi yaptıranlar ve aralarında evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar hakkında cezai yaptırım öngörülmüştür.

Eşlerden birinin aile hukukundan doğan bakım veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumu da TCK m. 233/1 kapsamında suç teşkil edecektir. Kocanın hamile olduğunu bildiği eşini terk etmesi, yine aynı maddenin 2. fıkrası kapsamında ceza yaptırımına bağlanmıştır.

Şartların gerçekleşmesi halinde psikolojik şiddet, TCK m.96 kapsamında eziyet suçuna, TCK m.106 kapsamında tehdit suçuna yahut TCK m.107 kapsamında şantaj suçuna da vücut verebilir.

Psikolojik şiddet uygulayan fail, hakkında ceza davasının açılması sonucunda yapılacak yargılama neticesinde ilgili suç tipinin TCK’da öngörülen cezası kapsamında cezalandırılacaktır.

Psikolojik Şiddet Boşanma Davası

Şiddet yalnızca eşe karşı gerçekleştirilen fiziksel şiddeti ifade etmemekte; özellikle eşe karşı psikolojik şiddet uygulanması, uygulamada boşanma davasına ilişkin hükümlerde sıklıkla yer almaktadır. Şiddetin her türlüsü yeterli bir boşanma sebebi olduğundan boşanmada duygusal şiddet de boşanma sebepleri içerisinde yer almaktadır. Yargıtay, birçok kararında psikolojik ve ekonomik şiddeti kusurlu davranış ve boşanma sebebi olarak görmektedir. Fiziksel, psikolojik ve/veya ekonomik şiddet içerikli davranışlar veya bu davranışlara uğrama tehlikesi, boşanma davasına konu olabileceği gibi 6284 sayılı Kanun uyarınca “koruma ve önleyici tedbir davası” açılmasına da sıklıkla sebep olabilmektedir.

Psikolojik şiddet gören eş, psikolojik şiddetin artık evlilik birliğini sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek boyutlara vardığını düşündüğü anda psikolojik şiddet nedeniyle boşanma davası açabilir; burada bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Psikolojik şiddet eşlerden biri için evlilik birliğini çekilmez bir hale getirmiş ve ortak hayatı sürdürmesi kendisinden beklenemeyecek ise şiddet mağduru eş, çekişmeli boşanma davası açabilir ve bu durumda hakim, boşanmaya karar verecektir. Boşanma davasında maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunulabileceği gibi müşterek çocuk ya da çocukların varlığı durumunda velayet, çocuk lehine iştirak nafakası yahut yoksulluğa düşecek eş açısından yoksulluk nafakası da talep edilebilir.

Boşanma sebepleri TMK’nın 161-166. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bu sebeplerin özel ve genel sebepler olarak ayrılması mümkündür. Boşanmanın özel sebepleri zina (TMK m. 161); hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162); suç işleme ve haysiyetiz hayat sürme (TMK m. 163); terk (TMK m. 164) ve akıl hastalığıdır (TMK m. 165). Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m. 166). Anlaşmalı boşanma ve fiili (eylemli) ayrılık da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesi şartını arayan boşanma sebeplerinin nisbi; bu şartın aranmadığı sebeplerin ise mutlak boşanma sebebi olduğu kabul edilmektedir.

Psikolojik şiddet türlerinden birini ve özel-mutlak boşanma sebebini oluşturan zina, evlilik birliği devam ederken eşlerin karşı cinsten başka biriyle bilerek ve isteyerek cinsel ilişki kurmaları anlamına gelir. Zinadan söz edilebilmesi için, kişinin evli olması, eşinden başka ve karşı cinsten biriyle cinsel ilişkide bulunması (tek bir kez bile olsa) ve kusurlu olması gerekir. Eşlerden birinin sadakatsizliği nedeniyle zinaya dayanarak boşanma davası açılabileceği gibi, bu eylemin doğurduğu çekilmezlik nedeniyle de boşanma davası açılabilir. Davacı hem zinayı, hem evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürerek dava açabilir. Aynı cinsten olan kişiler arasındaki cinsel ilişki, zina olarak kabul edilmez. Benzer şekilde normal cinsel ilişki dışında kalan diğer cinsel ilişki türleri (hayvanlarla, livata, vibratör vb. araçlarla yapılanlar) de zina kavramına dahil edilmemiştir. Bu tür durumlar haysiyetsiz hayat sürme (TMK m. 163) veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) nedeniyle boşanma sebebi olabilir. Zinayı ileri süren taraf, bunu her türlü delille ispat edebilir. Mektuplar, smsler, e-mailler, fotoğraflar, doğan çocuğun DNA ve kan testlerinin sonuçlarına istinaden başkasından dünyaya geldiğinin anlaşılması vb. deliller bu kapsamda değerlendirilir.

TMK m. 162’de özel-mutlak boşanma nedenlerinden biri olarak düzenlenen “hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış”, başlığında aslında üç ayrı boşanma sebebi sayılmıştır. Bunlardan ilki olan hayata kast, eşlerden biri tarafından bilerek ve isteyerek diğerinin hayatına karşı yapılan ve öldürme amacı taşıyan eylemlerdir. Eğer bu eylem, diğer eşi fiilen öldürmeye teşebbüs şeklinde ortaya çıkmışsa evlilik içi fiziksel şiddet; diğer eşi intihara teşvik, zorlama ve yardım olarak ortaya çıkmışsa evlilik içi psikolojik şiddet söz konusudur. Öldürme tehdidi eşe karşı uygulanan psikolojik şiddetlerden biri olmakla birlikte sadece tehdit aşamasında kaldığı sürece hayata kast sebebi ile boşanma kararı verilmesi mümkün değildir. Buna karşılık öldürme kastının bulunmadığı fiziksel şiddet türleri, diğer eş için hayati tehlike yaratmış olsa bile, yine hayata kast sebebi ile boşanma davası açılması söz konusu olamayacaktır. Pek kötü davranış, eşlerden birinin diğerinin bedensel ve ruhsal sağlığını tehlikeye düşürecek maddi nitelikteki her türlü davranışıdır. Evlilik içi fiziksel şiddet örnekleri oluşturan eşlerden birinin diğerini dövmesi, aç bırakması, hapsetmesi; psikolojik şiddet örneği oluşturan doktor yerine üfürükçüye götürmesi; cinsel şiddet örneği oluşturan cinsel ilişkiye zorlaması pek kötü davranış olarak nitelendirilir. Onur kırıcı davranış, eşlerden birinin diğerinin onuruna veya haysiyetine bilerek ve isteyerek haksız saldırı yöneltmesidir. Davranışın amacı genellikle, eşe hakaret etmek ya da onu küçük düşürmektir. Saldırı sözlü, yazılı olabileceği gibi, hareketle de yapılabilir. Yapılan fiilin hem eşler hem de yaşadıkları çevre açısından onur kırıcı olup olmadığını hakim takdir edecektir. Diğer eşin kışkırtması varsa onur kırıcı davranışı yapan eşin kusuru kısmen ya da tamamen ortadan kalkabilir. Evlilik içi psikolojik şiddet örnekleri de oluşturan eşlerden birinin diğerine asılsız hırsızlık ihbarında bulunması, mahkeme koridorunda hakaret etmesi, asılsız şekilde bakire olmadığını yayması, karısının bakire olmadığını kahvehanede açıklaması, Yargıtay tarafından onur kırıcı davranış olarak nitelenmektedir.

TMK m. 163’de düzenlenen küçük düşürücü suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme özel-nisbi boşanma sebebidir. Bu hükümde tek başlık altında iki ayrı boşanma sebebi düzenlenmiştir. Her iki fiil de doğrudan eşler arasında işlenmediği halde, yansıması evlilik içi psikolojik şiddet oluşturabilir.

TMK m. 164’de özel-mutlak ve kusurlu bir boşanma sebebi olarak düzenlenen terk, evlilik içi psikolojik şiddet de oluşturur. Terk, eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak hayata son vermesidir. Ortak hayata son verme, ortak konutun terki şeklinde ortaya çıkabileceği gibi; diğer eşi ortak konutu terk etmesini için zorlamak veya haklı neden olmaksızın ortak konuta dönmesini engellemek şeklinde de oluşabilir. Boşanma davası açılabilmesi için terkten itibaren en az 4 ay geçtikten sonra hakimin terk eden eşe yapacağı ortak konuta dönmesi ihtarı üzerinden de 2 ay geçmiş olması gerekir.

TMK m. 165’de özel-nisbi ve kusura dayanmayan bir boşanma sebebi olarak düzenlenen akıl hastalığı, günlük hayatta şiddet içeren olası sonuçlar doğurabilecek olsa bile, bunlar diğer boşanma sebeplerini değil sadece akıl hastalığı nedeniyle boşanma isteminin gerekçesini oluştururlar.

TMK m. 166’da yukarıda sayılan özel boşanma sebeplerinden farklı olan ve genel- nisbi boşanma sebebi olarak adlandırılan evlilik birliğinin sarsılması düzenlenmiştir. Eşlerden her biri evlilik birliğinin, ortak hayatın sürdürülmesi kendilerinden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılması durumunda boşanma davası açabilir. Zira eşler arasında boşanma sebebi olabilecek her olayın önceden belirlenmesi ve düzenlenmesi beklenemez. Başka bir deyişle, önceden belirlenmesi mümkün olmayan bir olay evlilik birliğini temelinden sarsmışsa ve bu nedenle eşlerin ortak hayatı devam ettirmesi beklenemez durumda ise, boşanmanın genel sebebinden söz edilir. TMK m. 166’da aslında üç tür genel boşanma sebebi düzenlenmiştir. Bunlardan ilki evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır. Diğer iki halde ise, kanun koyucu evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğu varsayımından hareketle, eşlerin birlikte dava açmaları ya da birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesini anlaşmalı boşanma; açılmış olan bir boşanma davasının reddinin kesinleşmesinden başlayarak 3 yıl içinde eşlerin ortak hayatı yeniden kurmamaları halinde ise evlilik birliğinin fiilen kurulamaması kapsamında düzenlemiştir.

Evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının kabul edildiği psikolojik şiddet örneklerinin pek çoğu kadına yönelik küçültücü davranışlardan oluşmaktadır. Yargıtay davalının fiziksel özellikleri ile alay edilmesini (deve gibi boynun var, karga gibi burnun var; zürafa gibisin, yiye yiye dana gibi oldun) ve aşağılanmasını (ben seni evlendiğimizden beri kullandım, hevesimi aldım, bundan sonra seni kimse almaz) bu kapsamda değerlendirmiştir. Yine psikolojik şiddet kapsamında olan nesebi reddetmediği halde ortak çocuğun kendisinden olmadığını ileri sürmek ve hatta karısını sevmediğini söylemek de evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak yorumlanmıştır.

Psikolojik Şiddet Boşanma Davası Maddi ve Manevi Tazminat

TMK m. 174/1 uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Maddi zararın miktarı, boşanma yüzünden eşin artık kullanma olanağı kalmayan ve ileride de kavuşması ihtimali ortadan kalkan yararlar kadar olacaktır. Maddi tazminat miktarının belirlenmesinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları, zararın miktarı gibi hususlar gözetilecektir.

TMK m. 174/2 uyarınca, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Şiddet, esas itibariyle kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir fiil olduğundan, uygulamada  eşe karşı şiddet uygulanması sebebi ile açılan boşanma davalarında, manevi tazminat taleplerine sıklıkla rastlanmaktadır.

Maddi ve manevi tazminat talebi boşanma davası ile birlikte yahut boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde ayrı bir dava olarak ileri sürülebilir. Zira TMK m.178 uyarınca,  evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Boşanma Davasında Psikolojik Şiddetin İspatı

Boşanma davalarında psikolojik şiddetin ispatı her türlü delil ile gerçekleştirilebilir. Tanık beyanı (komşular, aile bireyleri, çocuklar gibi), eşle yapılan mesajlaşmalar, whatsapp yazışmaları, sosyal medya yazışmaları psikolojik şiddetin ispatında başvurulabilecek delillere örnektir.

Boşanma davasında boşanmak isteyen  ve boşanma taleplerini kanunda öngörülen nedenlere dayandıran eşlerden her biri iddialarını ispatla mükelleftirler. İddiaların ispatı noktasında ise eşler mutlaka tanık göstermek zorunda değildir; ancak uygulamada eşlerin iddialarına ilişkin tanık dinlenmesi talepleri ile sık sık karşılaşılmaktadır. Şiddet nedeniyle açılacak boşanma davasında, darp ve benzeri durumların doktor raporu ile tespiti, fiziksel temas içermeyen ekonomik ve psikolojik şiddet gibi durumlarda ise yine eşinizle aranızda geçen bu duruma tanık olan kişilerin, tanık olarak gösterilmesi ve mahkemede beyanlarının alınması psikolojik şiddetin ispatlanması açısından oldukça önemlidir.

Psikolojik Şiddet Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. HD. 2020/440 E.- 2020/1390 K.

  • Psikolojik Şiddet
  • Medeni Kanun

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına gerekçede yer alan açıklamalara göre tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/son maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiğinin anlaşılmasına, hüküm fıkrasında bu madde yerine aynı kanunun 166/1. maddesinin gösterilmesinin maddi yanılgı sonucu olup bu hususun mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece “Tarafların Türk Medeni Kanunu’nun 166/4. maddesinde yer alan üç yıllık fiili ayrılık süresinde ortak hayatın yeniden kurulmadığı” gerekçesiyle boşanmalarına karar verilmiş, “Davalı kadının ortak hayatı tesis etmekten kaçındığı, yine davalının davacıya hitaben “Caddeler Süleyman gibi köpeklerle dolu” demek suretiyle duygusal şiddet içeren davranışta bulunduğu belirtilerek boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadın tam kusurlu kabul edilmiştir. Oysa, fiili ayrılığı başlatan reddedilen boşanma davasının davacı erkek tarafından açıldığı, davacı erkeğin 29.07.2010 tarihinde davadan feragat etmesi sebebiyle reddedildiği, bundan sonra tarafların bir arada yaşamadığı anlaşılmaktadır. Davacı erkeğin boşanma davasından feragati, sözü edilen davaya kadarki olaylardan dolayı davalının kusurlu kabul edilmesine mani olur. Feragatin hasıl ettiği kesin hüküm etkisi karşısında, artık önceki olaylardan dolayı davalı kusurlu addedilemez. Mahkemece davalı kadına yüklenen diğer kusurlara davacı erkek dava dilekçesinde dayanmamış olup, dayanılmayan vakıaların hükme esas alınması mümkün değildir (HMK m. 25/1). Bu durumda reddedilen boşanma davasını açarak fiili ayrılığa sebep olan davacı erkek boşanmada tam kusurludur. Davalı kadına atfedilebilecek bir kusur gerçekleşmemiştir. Hal böyle iken davalı kadının tam kusurlu bulunması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere davacı erkek boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olup, kadın boşanma sonucu eşinin maddi desteğini yitirecektir. Kadın yararına Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi koşulları oluşmuştur. Davalı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı kadının maddi tazminat talebinin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2017/6166 E.- 2019/2546 K.

  • Psikolojik Şiddet
  • Medeni Kanun

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından; manevi tazminat talebinin reddi yönünden, davalı erkek tarafından ise; tüm yönlerden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Davalı erkeğin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, mahkemece belirlendiği üzere eşine duygusal şiddetin yanında, ekonomik şiddet de uygulayan davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğu ve bu olayların davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m 4, TBK m 50, 51 ve 58) dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın davalıya yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 154.30 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/25746 E.- 2018/11588 K.

  • Psikolojik Şiddet
  • Medeni Kanun

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve eksik inceleme yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarı ile velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 22.10.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı-davalı … vekili Av. … geldi. Karşı taraf temyiz eden davalı-davacı … ve vekili gelmedi. Davalı-davacı … vekili Av. …’ın mazereti olduğuna dair dilekçe verdiği, belgelendirmediği görülmekle, mazereti yerinde görülmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı erkeğin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı erkeğin birlik görevlerini yerine getirmediği ve eşini küçümseyici davranışlar sergilediği, buna karşılık davalı-davacı kadının ise birden fazla kez intihar girişiminde bulunduğu, eşine ağır hakaretler ettiği, kendisini ve ortak çocuğu öldüreceği yönünde söylemlerde bulunduğu ve eşine karşı fiziksel şiddete yönelik davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece; davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin, davacı-davalı erkeğin duygusal şiddet ve baskı içeren davranışlarına tepki niteliğinde olduğu gerekçesiyle kusur belirlemesinde dikkate alınmadığı belirtilmiş ise de; toplanan delillerle bu husus ispatlanamadığı gibi, davalı-davacı kadın tanığı Yaşar’ın, kadının evlenmeden önce de intihar girişimi olduğunu duyduğu yönündeki beyanı da dikkate alındığında, davalı-davacı kadının intihar girişimlerinin erkeğin davranışlarına tepki olarak kabulü ile kadına kusur olarak yüklenmemesi doğru değildir. Tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının davacı-davalı erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

3-Türk Medeni Kanunu’nun, 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; 174/2 maddesi, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan

…/..olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, kadının maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (TMK m. 175) . Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda yoksulluk nafakası isteyen davalı- davacı kadının ağır kusurlu olduğu anlaşılmakla, kadının yoksulluk nafakası isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 1630 TL vekalet ücretinin … alınıp … verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden … yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 143.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Mesut’a geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/13379 E.- 2018/3650 K.

  • Psikolojik Şiddet
  • Medeni Kanun

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine verilen tazminatlar, nafakalar ile kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen alkollü şekilde eve gelme vakıasının duyuma dayalı beyanlar olması ve eşini korkutarak duygusal şiddet uygulama vakıasının ise ispatlanamadığından iddia edilen bu vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine de boşanmaya sebebiyet veren diğer vakıalara göre erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece davalı-davacı kadına; 6 adet 22 ayar, 10 gram Bilezik (6.000,00 TL), 17 adet 22 ayar (3.043,00 TL)’ın aynen, olmadığı taktirde ise tespit edilen 9.043,00 TL olan bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerden 17 adet 22 ayarın nelerden ibaret olduğu, cins, nitelik, ağırlık ve değerleri hüküm fıkrasında gösterilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında ise; gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun olarak düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyasın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden hüküm altına alınan ziynet eşyalarının adet, cins ve değerleri tek tek belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ziynet eşyasına yönelik olarak yapılan diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/13379 E.- 2018/3650 K.

  • Psikolojik Şiddet
  • Medeni Kanun

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, kusur belirlemesi, kadın lehine verilen tazminatlar, nafakalar ile kabul edilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davacı-davalı erkeğe kusur olarak yüklenilen alkollü şekilde eve gelme vakıasının duyuma dayalı beyanlar olması ve eşini korkutarak duygusal şiddet uygulama vakıasının ise ispatlanamadığından iddia edilen bu vakıaların erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine de boşanmaya sebebiyet veren diğer vakıalara göre erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2-Mahkemece davalı-davacı kadına; 6 adet 22 ayar, 10 gram Bilezik (6.000,00 TL), 17 adet 22 ayar (3.043,00 TL)’ın aynen, olmadığı taktirde ise tespit edilen 9.043,00 TL olan bedelinin ödenmesine karar verilen ziynetlerden 17 adet 22 ayarın nelerden ibaret olduğu, cins, nitelik, ağırlık ve değerleri hüküm fıkrasında gösterilmeyerek, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin (2.) fıkrasında; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği, aynı Yasanın 298. maddesinin (2.) fıkrasında ise; gerekçeli kararın, tefhim edilen hükme aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre; dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun olarak düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyasın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden hüküm altına alınan ziynet eşyalarının adet, cins ve değerleri tek tek belirtilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre ziynet eşyasına yönelik olarak yapılan diğer temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/12004 E.- 2018/2538 K.

  • Psikolojik Şiddet
  • Medeni Kanun

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

Tarafların karşılıklı açılan boşanma davalarının yargılaması sırasında davalı-karşı davacı kadının davasının 27/10/2015 tarihinde müracaata bırakıldığı, davacı-karşı davalı erkeğin davası yönünden yargılamaya devamla 27/10/2015 tarihinde, davalı-karşı davacı kadının birlik görevini ihmal etmek amacıyla ortak konutu terk ettiği, davacı-karşı davalı erkeğin ortak çocuklara psikolojik şiddet uyguladığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu karar 23/12/2015 tarihinde taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Davalı-karşı davacı kadın tarafından 27/10/2015 tarihinde müracaata kalan davanın 18.11.2015 tarihinde yenilenerek ayrı esasa kaydedilmesi ile yapılan yargılamada davacı-karşı davalı erkek tarafından açılan ve taraflarca temyiz edilmeksizin keşinleşen boşanma davasındaki aynı gerekçeyle tarafların boşanmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.

Davacı-karşı davalı erkek tarafından TMK 166/1 maddesi hükmü istemiyle açılan ilk davanın yukarıda belirtilen gerekçeyle kabulüne karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden davalı-karşı davacı kadının TMK 166/1 maddesi hükmü istemiyle açmış olduğu dava konusuz kalmıştır. O halde; mahkemece yapılacak iş kadının davası yönünden dava konusuz kaldığından “Karar verilmesine yer olmadığına” dair hüküm kurmak ve davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücreti konusunda karar vermekten ibaret olup, bu husus gözetilmeden yazılı şekilde yeniden boşanmaya karar verilmesi ve fer’ileri hakkında hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık