Avukat Tarafından Temsil Edilen Kişi

Avukat Tarafından Temsil Edilen Kişi

avukat tarafindan temsil edilen kisiye denir

Avukat tarafından temsil edilen kişiye “müvekkil” denir. Temsil ile vekalet ilişkisi birbirine benzerdir. Halk arasında aynı durumu ifade etmek için kullanılır. Avukatlar, hukuki konularda danışmanlık ve temsil hizmeti veren, yasal nitelikleri olan kişilerdir. Avukatlar, kanunen tanımlanmış haklarını ve yükümlülüklerini yerine getirmek isteyen veya hukuki bir sorunu olan kişileri temsil ederler. Bir avukat tarafından temsil edilen kişi, genellikle bir dava veya hukuki bir sorunla karşı karşıya olan bir birey, kuruluş veya şirkettir. Avukatlar, müvekkillerinin haklarını savunmak ve yasal prosedürleri takip etmek için çalışırlar. Avukatlar ayrıca müvekkillerine hukuki danışmanlık hizmeti verir ve sözleşmeler, işlemler ve diğer yasal belgeler üzerinde çalışırlar.

Avukat: her türlü hukuki sorun ve anlaşmazlıkların, adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasında, yargı organlarına, kişilere, kurum ve kuruluşlara yardım etmek için hukuki bilgi ve tecrübelerini, adaletin hizmetine tahsis eden ve kamu hizmeti ifa eden serbest meslek mensubudur. Avukat tarafından temsil edilen kişi kimdir veya avukat tarafından temsil edilen kişiye ne denir sorularının yanıtları günümüzde hala sıklıkla arandığından Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak sizleri bu hususta aydınlatmak istiyoruz.

avukat tarafindan temsil edilen kisi kimdir
avukat tarafindan temsil edilen kisi kimdir

Avukat Tarafından Temsil Edilen Kişiye Ne Denir?

Avukat tarafından temsil edilen kişiye “Müvekkil” denilmektedir. Müvekkil, “Birini kendine vekil olarak seçen kimse” olarak da tanımlanmaktadır. “Vekalet” yerine “temsil” ifadesinin kullanıldığına sıklıkla rastlanılmaktadır. “Temsil” kelimesi, günlük yaşamda vekalet ilişkilerini de içerecek bir genişlikte kullanılmasına karşın “temsil” ve “vekalet” birbirlerinden farklı kavramlardır. Kısaca ifade etmek gerekirse, “Vekil, bir vekalet sözleşmesi çerçevesinde başkasının nam ve hesabına hareket eden kimse iken, “temsil”in varlığından söz edebilmek için taraflar arasında mutlaka bir sözleşme bulunması gerekmez; “temsil” tek taraflı bir hukuki işlemdir ve etkisini sadece dış ilişkilerde gösterir. Bununla birlikte, vekalet sözleşmesinde vekil, sözleşmede belirtilen işi yapmakla yükümlü iken, temsil yetkisinin verilmesi temsilciyi böyle bir yükümlülük altına sokmamaktadır. Görüldüğü üzere “temsil” ve “vekalet” birbirinden farklı kavramlar olup, doğru kullanım biçiminin “vekalet” olması gerekir.

Avukatlık özel bir vekalet ilişkisidir. Türk Borçlar Kanunu’nda Vekalet Sözleşmesi özel olarak 502 ila 514. maddeler arasında düzenlenmiştir. TBK’nın vekalet sözleşmesine ilişkin düzenlemelerine https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6098-20120704.pdf adresinden ulaşabilirsiniz.

“Müvekkil” tabirinin kullanımına, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun çeşitli maddelerinde de rastlamak mümkündür. Örneğin, Avukatlık Kanunu m. 171, “Vekaletnamede, bunun düzenlendiği tarihten sonra açılacak veya takip edilecek bütün dava ve işlerde vekalete ve başkasını tevkile genel şekilde yetki verilmişse, avukat, bu tarihten sonraki dava ve işlerde müvekkilinden ayrıca vekalet almaya lüzum kalmaksızın işi başka bir avukatla birlikte veya başka bir avukata vererek takip ettirebilir” şeklindedir.  HMK m. 74 ve m. 82 ile CMK m. 130’da da “müvekkil” ifadesi kullanılmaktadır. Uygulamada, “müvekkil” tabiri yerine “vekil eden” ifadesinin kullanıldığına da sıkça rastlanmaktadır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun çeşitli maddelerinde müvekkil için “iş sahibi” ifadesinin kullanıldığı da görülmektedir. Örneğin, Avukatlık Kanunu m. 164/son, “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez” şeklindedir.

Avukata Vekalet Veren Kişiye Ne Denir ?

Avukata vekalet veren kişiye “müvekkil” denir. Müvekkil, avukatın temsil ettiği, hukuki bir sorun veya dava ile karşı karşıya olan kişi veya kuruluştur. Avukat, müvekkilinin yasal haklarını ve çıkarlarını korumak için vekaletname aldığı müvekkil adına hareket eder. Vekaletname, müvekkilin avukata verdiği yasal yetki belgesidir ve bu belge ile avukat müvekkilin adına yasal işlemleri yapabilir.

Avukatlar, müvekkillerinin yasal haklarını ve çıkarlarını savunmak için temsil görevini üstlenirler. Bu nedenle, avukat tarafından temsil edilen kişi, hukuki bir sorun veya dava ile karşı karşıya olan kişi veya kuruluş olabilir. Örneğin, bir kişi bir suçlama veya suçlamalarla karşı karşıya kaldığında, bir avukat tarafından temsil edilmesi gerekebilir. Bu avukat, müvekkilinin savunmasını üstlenir ve mahkemede onun adına konuşur.

Ayrıca, bir şirket, bir sözleşme veya işlemle ilgili bir yasal sorunla karşı karşıya kalabilir ve bu durumda bir avukat tarafından temsil edilmesi gerekebilir. Avukat, şirketin yasal haklarını ve çıkarlarını korumak için hareket eder. Sonuç olarak, avukat tarafından temsil edilen kişi, hukuki bir sorun veya dava ile karşı karşıya kalan, yasal hakları ve çıkarları korunması gereken kişi veya kuruluştur.

Neden Avukat Tutmak Gerekir?

1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.1’e göre, avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Kanunun 2. maddesine göre avukatlığın amacı, hukuki münasabetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olup, avukat bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis eder.

Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.

Avukatlar, lisans eğitimini hukuk fakültesinde tamamlamış; yasal mevzuatın gereklerini bilen, teori ve uygulama bilgisine sahip olan kişilerdir. Pek çok dava türü ile sürekli karşı karşıya gelen, farklı konulardaki uygulamayı yerinde gören ve tespit eden tecrübe sahibi kimselerden hukuki destek almak hak sahibinin hakkının zamanında ve en etkin biçimde savunulabilmesi açısından son derece önemlidir.

Gerek hukuki uyuşmazlık ortaya çıkmadan önce önleyici hukuk hizmeti almak gerekse uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra dava sürecinde uzman bir avukatın desteğini almak, uyuşmazlığın ortaya çıkmasının önlenmesini yahut ortaya çıkan uyuşmazlığın haklarınızın en doğru şekilde savunulması sebebiyle lehinize çözümlenmesini sağlayacağından yararınıza olacaktır.

Avukatla Temsil Zorunlu Mudur?

Avukatlar, müvekkillerinin yasal haklarını ve çıkarlarını savunmak için temsil görevini üstlenirler. Bu nedenle, avukat tarafından temsil edilen kişi, hukuki bir sorun veya dava ile karşı karşıya olan kişi veya kuruluş olabilir. Örneğin, bir kişi bir suçlama veya suçlamalarla karşı karşıya kaldığında, bir avukat tarafından temsil edilmesi gerekebilir. Bu avukat, müvekkilinin savunmasını üstlenir ve mahkemede onun adına konuşur.

Medeni yargılama hukukumuzda, avukatla temsil zorunluluğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle, taraf, davasını açmak ve yürütmek için kendisine bir avukat atamak zorunda değildir. Dava ikamesine ehil olan; yani taraf ve dava ehliyetine sahip her kimse, davasını bizzat takip etmeye de ehildir.

Tarafın davasını bir vekil ile yürütmesi ihtiyaridir. Ancak taraf, davasını bir vekil vasıtası ile takip etmek ister ise, bu kişinin kural olarak baroya kayıtlı bir avukat olması gerekmektedir. Bu durumda kural olarak, baroya kayıtlı avukatların dışındaki kimselerin davaya vekalet ehliyetlerinden de bahsedilemeyecektir ve bu durum, dava şartlarından olduğundan bu şartın yokluğu, davanın usulden reddini gerektirmektedir.

X
kadim hukuk ve danışmanlık