Tazminat Hukuku

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu

Anonim Şirket Nedir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 329. maddesinde yer aldığı üzere “Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.” Başka bir deyişle, anonim şirket, yasal sınırları olan, ortaklarının sermayeleri kadar şirkette payları bulunan ve olası borçlardan sadece mal varlıkları kadar ortakların sorumlu oldukları şirket türüdür. Anonim şirket türündeki şirketler, isimlendirmede yaygın olarak “A.Ş” şeklinde kısaltmalar kullanmaktadırlar. Ayrıca, anonim şirketler menkul kıymetler üretebildiği için, bu kısaltmayı şirketin ismiyle birlikte, birçok hisse senedi, tahvil gibi menkul kıymetlerde de görebiliriz. Anonim şirketlerde  avukat bulundurma zorunluluğu vardır.

Anonim Şirket Nasıl Kurulur?

Anonim bir şirket kurulabilmek için, öncellikle şirket ana sözleşmesinin hazırlanması gerekir. Söz konusu ana sözleşme ortak ya da ortaklar tarafından hazırlanan, içeriğinde kurucuların adı, şirketin kuruluş amacı ve faaliyet alanı, şirket merkez ve şubelerinin adresleri, şirket pay sahipleri ve payların dağılım oranları, sermayenin miktarı ve nasıl ödeneceği, şirket genel kurul toplantılarının nasıl yapılacağı, bilgilerini içeren bir sözleşmedir. Ana sözleşmenin içeriğinde hangi bilgilerin bulunması gerektiği Türk Ticaret Kanunu madde 339’da düzenlenmiştir.  Bu sözleşme ortak ya da ortaklarca noter huzurunda imzalanır.

Anonim bir şirket kurabilmek için, ikincil olarak şirket sermayesi olarak taahhüt edilen miktarın en az %25 i, (1/4’ü) 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na bağlı bir bankada, kurulmakta olan şirket adına açılacak özel bir hesaba, sadece şirketin kullanabileceği şekilde yatırılmalıdır. Şirket sermayesinin kalan kısmı ise, şirketin tescilini izleyen yirmidört ay içerisinde ödenmelidir. Anonim şirket türünün düzenlendiği TTK’nin hükmettiği şekilde, bir şirketin anonim şirket olabilmesi için söz konusu şirketin sermayesi en az 50.000 TL olmalıdır.

Anonim bir şirket kurabilmek için son aşama ise, şirketin ticaret siciline tescil edilmesi ve ticaret sicili gazetesinde ilan edilmesidir. Türk Ticaret Kanunu’nun 354. maddesinde incelendiği üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın izniyle kurulması belirlenen anonim şirketlerin söz konusu Bakanlık izni ve onayı sonrasında şirketin kuruluşunu izleyen otuz gün içerisinde şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil edilmeli ve söz konusu tescil Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan olunmalıdır.

Bakanlık izni ile kurulması belirlenen şirketler haricindeki şirketler için ise, bir izin öngörülmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, bu şirketlerin kurucularının esas sözleşmelerini bir noter huzurunda veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalamaları gerekir. Bu şekilde imzalandıktan sonra şirket esas sözleşmesinin tamamı, şirketin kuruluşunu izleyen otuz gün içerisinde şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil edilmeli ve söz konusu tescil Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan olunmalıdır.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu

13168 sayılı ve 7 Nisan 1969 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde kanun koyucu sadece avukatların yapabileceği işleri düzenlemiştir. İlgili madde de dava açmaya yeteneği olan herkesin kendi davasına ait evrakı düzenleyebileceği, bizzat davasını açabileceği ve davasını takip edebileceği düzenlenmiştir. Maddenin devamında ise, kanun koyucu bir istisna getirerek Türk Ticaret Kanunu 332. Maddede düzenlenmiş bulunan anonim şirketlerin esas sermaye miktarının beş katı veya daha fazla miktarda sermayeye sahip anonim şirketlerin sözleşmeli bir avukat bulundurmasını zorunlu kılmıştır.

Bu durumda Türk Ticaret Kanunu’nda esas sermaye miktarı anonim şirketler için en az 50.000 TL olarak düzenlendiği için, Avukatlık Kanunu’nda sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu getirilen anonim şirketlerin, sermaye miktarları en az 250.000 ve daha fazlası olan şirketler olduğunu söyleyebiliriz. Anonim şirketlerde avukat bulundurma zorunluluğu 2019 yılı için yasal bir zorunluluktur.

Bu yükümlülük kapsamında ilgili anonim şirketlerin, kendilerine Baro Başkanlıkları tarafından tebliğ edilen yazıların tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içerisinde, şayet Sözleşmeli avukat bulunduruyorlar ise mevcut yıla ait güncel Avukatlık Sözleşmesi ile ilgili ücret ödemelerini gösteren serbest meslek makbuzu ödeme belgesi örneklerini, eğer çalıştırılan avukat sigortalı ise söz konusu yıla ait maaş bordroları örneklerini ilgili Baro Başkanlığı’na sunmaları gerekmektedir.

Eğer bahsedilen şirketler bahsedilen hükme aykırı davranırlarsa, maddenin devamında ön görüldüğü üzere “Hükme aykırı davranan kuruluşlara Cumhuriyet Savcısı tarafından sözleşmeli avukat tayin etmedikleri her ay için, sanayi sektöründe çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için suç tarihinde yürürlükte bulunan, asgarî ücretin iki aylık brüt tutarı kadar idari para cezası verilir. Hukuk ve Ceza Muhakemeleri Usulleri kanunları ile diğer kanun hükümleri saklıdır.” Cumhuriyet Savcısı tarafından idari para cezası yaptırımı uygulanacaktır.

Söz Konusu Uygulama Anayasa’ya Aykırılık Teşkil Eder Mi?

Anonim şirketlerde sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu hususunun Anayasa’ya aykırılık teşkil edip etmediği tartışılan ve daha önce de tartışılmış bir durumdur. Tartışılan bu durum ise, Anayasa Mahkemesi tarafından da daha önce değerlendirilmiş bir durumdur. Anayasa Mahkemesi’nin bu değerlendirmesiyle tartışmalar sona ermiştir.

Anonim şirketler için gerçekleştirilen bu uygulama, ilgili maddeleri Anayasamızda mevcut olan sözleşme özgürlüğüne, özel hayatın gizliliğine ve eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ise, “19.3.1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinin, 23.1.2008 günlü, 5728 sayılı Kanun’un 329. maddesiyle değiştirilen üçüncü fıkrasının ‘anonim şirketler’ yönünden, Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, 30.6.2011 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.”şeklinde olmuştur ve tartışmalara uygulamanın Anayasamıza aykırı olmadığı kararıyla son verilmiştir.

İş Akdi ile Çalışan Avukat Kanun’da Bulunan Zorunluluğu Sağlamış Olur mu?

Şirket bünyesinde iş akdi ile çalıştırılan avukatların, Kanun’da bulunan sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğunu karşılayıp karşılamadıkları bir tartışma yaratmıştır. Kanun hükmünde her ne kadar lafzına bakıldığında sözleşmeli avukat olması gerekliliği düşünülse de, hükmün ruhuna bakıldığında hukuki sorunun bir meslek mensubu marifetiyle yürütülmesi amaçlanmıştır. Bu nedenle Anonim şirket bünyesinde iş akdi ile avukat çalıştırılması halinde de, Kanun’da zorunlu tutulan uygulama yerine getirilmiş olacaktır.

Şirketler ve ticaret hukuku özel bir alan olup bu alanda uzman avukat ile çalışmanız iş hayatında yaşayacağınız problemlerin çözümü ve sonuca ulaştırılması bakımından önemlidir. Anonim şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğu aslında yasal olmaktan ziyade ticaret hayatının zorunluluğudur.

Yukarıda bahsedilen hükme göre, sözleşmeli avukat tayin etmeyen anonim şirketlere, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Savcısı tarafından verilecek idari para cezası, 2019 döneminde her ay için iki aylık brüt asgari tutar 4.536 TL olarak uygulanacaktır. Yani 2019 yılında 12 ay boyunda sözleşmeli avukat bulundurmayan bir anonim şirkete Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla 54 bin 530 TL idari para cezası uygulanacaktır.

Anonim Şirketlerde Avukat Bulundurma Zorunluluğu 2020

Belirtildiği üzere, Anonim Şirketlerde Avukat bulundurma zorunluluğuna uyulmaması halinde Anonim Şirkete Cumhuriyet Savcısı tarafından bir idari para cezası verilecektir. Bu idari para cezasına ilişkin itiraz etmek istenilmesi halinde ilk olarak gidilecek yargı mercii İdari Yargı’ymış gibi düşünülse de Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Hukuk Bölümünce 2014/1119 E. 2014/1163 K. sayılı ve 29.12.2014 tarihli kararında da ”…İncelenen uyuşmazlıkta, Cumhuriyet savcısı tarafından davacı Anonim Şirkete verilen idari para cezasının 5326 sayılı Kabahatler Kanun’un 16. Maddesinde belirtilen idari yaptırım türlerinden biri olduğu, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nda idari para cezasına itiraz konusunda görevli mahkemenin gösterilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda, Kabahatler Kanunu’nun 17/4’üncü maddesinde belirtildiği üzere, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde uygulanacağı nedeniyle, görevli mahkemenin belirlenmesinde 5326 sayılı Yasa hükümleri dikkate alınacağından, idari para cezasına karşı açılan davanın görüm ve çözümünde, anılan Kanunun 27. Maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.”  şeklinde belirtildiği üzere, gidilecek yargı mercii Adli Yargı iken yetkili mercii ise Sulh Ceza Hakimlikleridir.

Başa dön tuşu