Hamileyken boşanmak, evlilik birliği devam ederken gebe olan eşin ya da diğer eşin boşanma davası açması ile mümkündür. Türk Medeni Kanunu’na göre hamilelik, boşanma davasının açılmasına engel değildir; ancak dava sürecinin gidişatında hamileliğin doğurduğu hassasiyet mutlaka dikkate alınır. Eşlerin her ikisi de gebelik halinde boşanma davası açabilir. Boşanma davasında taraflar Türk Medeni Kanunu’nda yer alan boşanma şartlarından birinin gerçekleşmesi halinde bu gerekçeye dayanabilir.
Hamileyken açılan boşanma davasında, aile mahkemesi hakimi gebe olan kadının sağlık durumuna, ekonomik koşullarına ve henüz doğmayan çocuğun velayeti, nafakası gibi hususlara dikkat etmektedir. Çünkü çocuk henüz doğmamış olsa da üstün yararı korunmalıdır. Bu kapsamda boşanma davası esnasında da kadının ve çocuğun korunması için gerekli tedbirler alınabilir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda hamileyken boşanmak nedir ve mümkün müdür bu hususlardan bahsedeceğiz.
Hamileyken Boşanabilir Miyim?
Hamileyken boşanmak, hem duygusal hem de hukuki açıdan hassas bir süreci ifade eder. Gebelik devam ederken açılan boşanma davalarında, anne adayının korunması ve doğmamış çocuğun menfaatlerinin gözetilmesi hukuk tarafından özel olarak ele alınır. Hamilelik süreci içerisinde kadının ya da eşi olan erkeğin genel/özel boşanma sebeplerine dayanarak boşanma davası açması mümkündür. Kadının hamilelik sürecinde psikolojik destek alması da gerekebilir. Aynı zamanda maddi ve manevi haklarına da dikkat edilerek doğmamış çocuğun velayeti ve nafaka hususlarında da boşanma davasında karar verilir.
Dolayısıyla Türk Medeni Kanunu kapsamında hamileyken boşanma davası açılması mümkündür ancak annenin psikolojik ve ekonomik durumu ile doğacak çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurularak boşanmaya karar verilir ve aynı zamanda boşanma davası devam ederken gerekli tedbirlere hükmedilir. Hakim hem doğmayan çocuğun hem de annenin sağlığını gözeterek karar verir. Sonuç itibariyle bu hususlar göz önünde bulundurularak hakim tarafından hamileyken tarafların boşanmasına karar verilebilir.

Anne Karnındaki Çocuğun Velayeti
Hamile kadının karnındaki çocuğun velayeti hukuken tam ve sağ doğum sağlanmadığı takdirde ebeveynlerden birine verilmemektedir. Ancak hakim boşanma davası devam ederken velayeti belirlemek için doğumun gerçekleşeceği ana kadar dosyada delilleri toplayabilir. Doğumdan sonra çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurularak velayet konusunda hakim bir karar vermelidir.
Anne karnındaki çocuğun velayeti her ne kadar doğum gerçekleşmeden ebeveynlerden birisine verilmese de doğumdan sonra velayet takdir edilirken bazı kriterler göz önünde bulundurulur. Göz önünde bulundurulacak kriterlerden birisi de yeni doğan bir bebeğin annesine ihtiyaç duymasıdır. Ancak annenin bebeğe bakamayacak durumda hasta olması, engelli olması halinde çocuğun güvenliği için velayetin babaya verilmesi de mümkündür.
Hamileyken Anlaşmalı Boşanma Davasında Velayet
Anlaşmalı boşanma davası evlilik birliğinin en az 1 yıl sürdüğü durumlarda eşlerden birinin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi ya da her ikisinin birlikte dava açması ile başlatılan süreçtir. Anlaşmalı boşanma davasında eşler tüm konularda bir protokol hazırlamalıdır. Bu konular, velayet, tazminat, nafaka gibi hususlarla birlikte mal paylaşımını da içermektedir. Anlaşmalı boşanma davasında hakim karar verirken her iki tarafı da dinler ve protokolü uygun bulursa tarafların boşanmalarına karar verir.
Hamile bir kadının anlaşmalı boşanması mümkündür. Ancak eşi ile birlikte bir protokol hazırlamalı, protokol içerisinde diğer hususlarla birlikte özellikle doğmamış çocuğun velayeti konusunda da bir anlaşma sağlanmış olmalıdır. Hakim bu protokol ile bağlı olmayıp çocuğun üstün yararını gözeterek velayete karar verebilir. Bu nedenle velayetin kesin olarak anneye ya da kesin olarak babaya verilmesi şeklinde bir hüküm protokol kapsamında kabul edilmez.
Hamile Kadının Boşanması Halinde Nafaka Hakkı
Hamile bir kadının boşanma sürecinde birçok desteğe ihtiyacı vardır. Bu desteklerden en önemlisi nafakadır. Nafaka boşanma süresi içerisinde kadının ve erkeğin gelir durumuna göre belirlenir. Hamile bir kadının boşanma davasında geçici olarak tedbir nafakası istemesi mümkündür. Barınma ve geçimi için ihtiyaçlarını karşılaması adına hakim tarafından resen bu göz önünde bulundurulabilir. Ayrıca çocuğun velayetinin anneye verilmesi halinde çocuk lehine de tedbir nafakası verilmesi mümkündür. Ancak çocuk için verilecek tedbir nafakası çocuğun doğumundan itibaren başlatılır.
Bunun dışında boşanma davası ile kadın yoksulluğa düşebilir bu durumda yoksulluğun olduğuna hükmedilirse kadına ödenmesi için erkek lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Diğer nafakalarda olduğu gibi nafaka tutarı erkeğin maddi gücü ile orantılı olmalıdır. Hakim tedbir nafakasında olduğu gibi resen göz önünde bulundurmaksızın tarafların talepleri ile bağlıdır. Boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren yoksulluk nafakasının 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde talep edilmesi gerekir. Dolayısıyla hamile bir kadının talep edebileceği nafaka türleri şu şekildedir:
- Tedbir nafakası: Boşanma davası süresi içerisinde. Hem anne hem çocuk için.
- İştirak nafakası: Boşanma davası kesinleştikten sonra. Çocuk için.
- Yoksulluk nafakası: Boşanma davası kesinleştikten sonra. Kadın için.
Hamile Kadının Boşanması Halinde Tazminat Hakkı
Hamile bir kadının boşanma davası açması ya da kendisine karşı bir boşanma davası açılması halinde maddi ya da manevi tazminat hakları da bulunmaktadır. Çekişmeli boşanma davasında maddi tazminatın talep edilebilmesi için öncelikle talepte bulunan kadının kusur oranının diğer tarafa göre daha az olması gerekir. Ayrıca mevcut bir menfaati de zedelenmiş olmalıdır. Ancak anlaşmalı boşanma davasında taraflar aralarında bir protokol hazırladığı için kusur oranına bakılmaksızın maddi tazminata hükmedilebilir.
Boşanma davası içerisinde manevi tazminat da talep edilebilir. Bu tazminat kişinin menfaatleri, psikolojisi ve kişilik haklarının saldırıya uğraması halinde talep edilmektedir. Özellikle hamile bir kadının psikolojisinin boşanma davasında daha kötü olacağı kabul edilir. Aynı şekilde tazminat talep eden tarafın daha az kusurlu olması gerekir çünkü eşit kusur halinde tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Ayrıca tazminat boşanma davası ile birlikte istenmese de sonradan dava açılarak talep edilebilir. Ancak bu talep boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmelidir aksi takdirde zamanaşımına uğrayacaktır.