Kasten Öldürme Suçu Savunma Dilekçesi

kasten oldurme sucu savunma dilekcesi

Kasten öldürme suçu savunma dilekçesi hazırlarken her somut olaya uygun hazırlanmalıdır. Çünkü her dosya birbirinden farklıdır. Bu nedenle kopyala yapıştır dilekçeler üzerinden ilerlemek sizi hak kaybına uğratabilir. Burada paylaşacağımız kasten öldürme suçu savunma dilekçesi size sadece yol gösterici olabilir. Buna dikkat ediniz.

Kasten öldürme suçu, bir kişinin başka bir kişinin hayatını sonlandırması fiilini konu edinmektedir. Kasten öldürme suçunda asli korunan hukuki değer yaşam hakkıdır. Kasten öldürme suçunun basit hali Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinde “Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenleme alanı bulmuştur. TCK 82. maddeye bakıldığında ise kasten öldürme suçunun nitelikli halleri düzenlenmiş olup bu hallerin varlığı halinde kişi hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacağı öngörülmüştür. TCK 83. maddede de suçun ihmali davranışla işlenmesi hüküm altına alınmıştır.

Bu hallerin dışında suçun oluşumunda dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise, olaylara göre değişmekle beraber, bazı durumlarda fail yaralama kastı ile hareket etmiş olsa da ortaya çıkan sonuç ölüm olabilmektedir. Bu durumda kişi kast etmiş olduğu sonuçtan yargılanmalıdır. Yaralama amacıyla hareket etmenize rağmen ölümle sonuçlanması durumunda kasten öldürme değil, kasten yaralama suçundan yargılanmanız gerekir. Nitekim Yargıtay tarafından da kişinin yaralama kastıyla hareket edip etmediğini belirlemek için birtakım ölçütler öngörülmüştür.

Bir suç ile itham edilen herkesin savunma hakkı vardır. Kasten öldürme suçunda savunma hakkı mutlak olup, etkili bir savunma şüpheli/sanığın itham edildiği suçtan aklanmasını sağlayabilir. Şüpheli veya sanık, soruşturma veya kovuşturma aşamasında her zaman savunma dilekçesi sunarak eyleminin suç oluşturmadığını, eylemin kendisi tarafından gerçekleştirilmediğini, hukuka uygunluk nedenlerini delilleriyle birlikte savunabilir. Yazılı savunmanın soruşturma veya kovuşturma aşamasındaki etkinliği göz önünde bulundurulduğunda savunma dilekçesi verilmesini her zaman tavsiye etmekteyiz. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu yazımızda kasten öldürme suçu savunma dilekçesinden bahsedeceğiz.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama
kasten oldurme sucu savunma dilekcesi ornegi
kasten oldurme sucu savunma dilekcesi ornegi

Kasten Öldürme Suçu Savunma Dilekçesi Nasıl Yazılır?

Kasten öldürme suçu savunma dilekçesi bilgisayar ortamında veya kalemle yazılabilir. Kasten öldürme suçunda her zaman savunma dilekçesi hazırlanarak dosya savcılık aşamasındaysa savcılığa, mahkeme aşamasındaysa mahkemeye sunulabilir. Dilekçe sunulacak savcılık veya mahkemeye hitaben yazılmalı, dosya numarasına ve şüpheli/sanığın bilgilerine dilekçede yer verilmelidir. Bu temel bilgilerden sonra açıklamalar kısmına geçerek hukuki ve anlaşılabilir bir dil kullanılarak lehe olan tüm deliller açık bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu açıklamalara yer verirken temel hukuki ilkelerle birlikte mevzuat hükümlerine atıf yapılmalı ve emsal kararlardan yararlanılmalıdır.

Kasten öldürme suçunda savunma davanın seyrini değiştirebilecek en etkili yöntemdir. Bu süreçte ceza avukatından destek almanızı tavsiye ederiz. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu konuda destek vermekteyiz. Burada sanık müdafii şüpheli/sanığın cezai sorumluluğu açısından önem taşıyan şu hususlara ve benzer hususlara dikkat etmelidir;

  • Olayın adli makamlara kim tarafından ve hangi yolla ihbar edildiği, ihbarda eylemi gerçekleştiren kişiye ilişkin bilgi verilip verilmediği, ihbar eden kişinin beyanının alınıp alınmadığı, beyanında eylemi gerçekleştirdiği iddiasıyla somut olarak bir kişiyi belirtip belirtmediği, beyanında bildirdiği eşkalin şüphelinin/sanığın fiziki özellikleriyle uyumlu olup olmadığı ve ihbar eden kişiye usule uygun teşhis yaptırılıp yaptırılmadığı.
  • Tanık ve mağdur beyanlarının “maktul ile şüpheli/sanık arasında husumet bulunup bulunmadığı, olayın nasıl geliştiği, eylemin kim tarafından ve ne şekilde gerçekleştirildiği” hususları ayrıntısıyla sorulmak suretiyle alınıp alınmadığı, bu kişilere usule uygun teşhis yaptırılıp yaptırılmadığı.
  • Eylemin şüpheli/sanık tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin tanık ve mağdur beyanları doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılarak bu soyut beyanların başka delillerle doğrulanıp doğrulanmadığı ve beyanlar arasındaki çelişkilerin giderilip giderilmediği.
  • Olay yerinde usule uygun inceleme/keşif yapılıp yapılmadığı, olay yerinin, olay yerinde bulunan cesedin ve diğer bulguların görüntü kayıtlarının alınıp alınmadığı, olayın mahiyetine göre gerekli bulguların usulünce temin edilip edilmediği ve incelenip incelenmediği.
  • Olay yerinden temin edilen ve şüpheliye/sanığa ait olduğu izlenimi uyandıran kan, kıl, elbise, parmak izi vs. bulguların şüpheliden/sanıktan alınan örnekler veya ele geçirilen eşyalardan temin edilen örneklerle usule uygun biçimde mukayese ettirilip ettirilmediği.
  • Olay yerini, olay yerinin çevresini ve olay yerine ulaşan güzergâhları gösterir kamera kayıtları temin edilerek olayın nasıl gerçekleştiğine ve eylemi gerçekleştiren kişinin eşkâline dair ayrıntılı inceleme yapılıp yapılmadığı.
İlgili Yazı: Yargıtay Kararları

Kasten Öldürme Suçu Savunma Dilekçesi Örneği

… AĞIR CEZA MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞI’NA

Dosya No: (…)

Sanık: Ad-Soyad (T.C.) (Adres)

Müdafi: Av. Umur YILDIRIM (Söğütözü Mah. Söğütözü Cad. No: 2/B/7 Çankaya/Ankara)

Suç: Kasten öldürme

Konu: Davanın esası hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarımızın ve nihai savunmamızın sunulmasıdır.

AÇIKLAMALAR

Sayın mahkemece aşağıda arz ve izah edilen nedenlerle müvekkil SSÇ ………… ın beraatına karar verilmesini talep ediyoruz. Sayın iddia makamının müvekkil …………. hakkındaki aleyhe olan mütalaasına katılmıyoruz. Olası kastla adam öldürme suçunun unsurlarının oluşmadığı, Müvekkilin eyleminin tamamen meşru müdafaa sınırları içerisinde gerçekleştiği maddi vakıalardan ve tanıkların bayanından ve tüm dosya kapsamından anlaşılacaktır.

Sayın mahkemeye öncelikle maddi vakıalar konusunda sonrada hukuki değerlendirme konusunda beyanda bulunmak istiyoruz.

Sayın iddia makamının esas hakkındaki mütalaasında belirtmiş olduğu gibi müştekilerin, sanıkların ve tanıkların beyanları tamamen çelişkilidir. Sayın mahkemece dört sanık savunması, bir müşteki beyanı ve altı kişide tanık beyanları alınmıştır. Her iki tarafta olayı kendi düşüncesi ve bakış açısı ile anlatmıştır. Ama gerçek olan iki şey maktulün ölmüş olması ve elde edilen silah ile bu silaha ait iki adet kovandır…………. ın müşteki A… ile kavga etmesinin nedeni oğlu SSÇ ………… uyuşturucu madde satmamasını istemesidir. Fakat mahallenin sosyal yapısı ve insanların genel yapısı her an kavga etmeye müsait olduğundan bir kavga çıkmış ilgili ilgisiz insanların karışması ile en az 20-30 kişinin toplanması ile olaylar büyümüş ama işin ilginç olan tarafı kavganın başlangıcında olan … annesinin evine girmiş ve kavgaya dahil bile olmamıştır.

Babasının kavga ettiğini öğrenen SSÇ………. olay yerine gelerek kalabalığı görünce kalabalığın dağılması için bir el ateş etmiş bunun üzerine babası ve orada bulunanlar silahı elinden almışlardır. SSÇ ……….. kimin kiminle kavga ettiğini dahi bilmemektedir.

Her ne kadar dosyada mevcut müşteki sanık ve tanıklar kaç el ateş edildiği konusunda çelişkili beyanlarda bulunmuşu iseler de somut olan tek şey iki adet kovan bulunmasıdır. Ve istenmese de ölüm meydana gelmiştir.

CEZA YARGILAMASINDA KURAL SAVUNMANIN İSPATLANMASI DEĞİL, SAVUNMANIN AKSİNİN İSPATLANMASI KURALDIR. Dolayısıyla müvekkillerin anlatımları doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği kanaatindeyiz.

Olayın bu oluş şekline göre müvekkillerin eylemlerinin hukuki açıdan vasıflandırılmasını yapacak olur isek,

Müvekkillerin eylemi müdafaa sınırları içinde gerçekleşmiş olup müvekkilin kesinlikle maktulü öldürme ya da yaralama kastı yoktur. Aşağıda arz ve izah edilen nedenlerle meşru müdafaanın bütün unsurları oluşmuştur. TCK ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında meşru müdafaanın unsurları belirtilmiştir. Bu unsurlar;

  1. Saldırının varlığı
  2. Saldırının haksızlığı
  3. Saldırının ırza ya da nefse yönelik olması
  4. Savunmanın zorunluluğu
  5. Saldırı ve savunma arasındaki nispet.

Somut olayda meşru müdafaanın bütün unsurlarının oluştuğu kanaatindeyiz. Müvekkilin ailesine karşı haksız bir saldırı mevcut ve müvekkil bunu bertaraf etmek için meşru müdafaa sınırları içerisinde ailesini savunmaya çalışmıştır. Savunmada bulunmak her canlının bu arada insanın kendisini koruma tepkisinin bir sonucudur.

Yukarıda açıklanana olaylar zinciri içerisinde özellikle karşı tarafın eylemlerinin göz önünde bulundurulduğunda müvekkilin meşru müdafaa şartları içinde hareket ettiği anlaşılacaktır. Kasten adam öldürmekten söz edebilmek için, suçun bütün unsurlarının düşünülmüş öngörülmüş ve bütün bu hususlar hakkında bilgiye sahip olunması gerekir. Oysa olayda bu unsurlar gerçekleşmemiştir.

Eğer sayın mahkeme aynı kanaatte değil ise müvekkilin kastı adam öldürmeye yönelik bulunmadığından meşru müdafaa sınırının aşılması durumunun söz konusu olması nedeni ile 5237 sayılı yasanın 27. maddesi gereğince müvekkilin beraatına karar verilmesini talep ediyoruz. Müvekkilin maktulü öldürme kastı yoktur. Ama müvekkilin eyleminin meşru müdafaa olmadığı düşünülse bile müvekkilin kastı öldürme olmadığından, müvekkile 5237 sayılı yasanın 86. madde delaleti ile 87/4. maddesi gereğince ceza verilmesi gerekmektedir. Burada müvekkilin eyleminin öldürmeye yönelik mi yoksa yaralamamı olduğunun tespiti gerekmektedir Müvekkilin eyleminin öldürmemi yaralamamı olduğu tespit edilmelidir ki bu da müvekkilin kastının belirlenmesine bağlıdır. Bu da sübjektif yani faile ilişkin suç sebebi ve mağdurla ilişkileri ve objektif fiilin işleniş tarzı, kullanılan vasıta, hedef alınan yer, darbe adedi, suçtan önceki ve sonraki davranışlara göre gruplandırılmalıdır. Bu sebeplerin hepsi birlikte değerlendirilerek sonuca varılmalıdır. Fail ile mağdur arasındaki ilişkiler tek başına belirleyici bir kriter olmamakla birlikte öldürmeye -yaralama kastı ayırımında ispat vasıtası olabilir. Genel olarak basit bir uyuşmazlığın öldürmeyi gerektirmeyeceği bir kanaattir Kasten adam öldürmekten söz edebilmek için, suçun bütün unsurlarının düşünülmüş öngörülmüş ve bütün bu hususlar hakkında bilgiye sahip olunması gerekir. Oysa olayda bu unsurlar gerçekleşmemiştir.

Taraflar arasında bir düşmanlığın bulunmadığı, olaydan önce ve olay sırasında failin mağduru öldürmesini gerektirir bir nedenin bulunmadığı, mağdurdaki darbe sayısı ve müvekkilin olaydan sonra mağduru hastaneye götürmesi de düşünülürse müvekkilin kastının yaralama olduğu anlaşılacaktır. Ne müvekkil ne de mağdur yaralandığının farkında değildir.

Kastı aşan etkili eylem sonucu öldürme ile kasten öldürme eylemleri arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun farklılığına dayanır. Birinci durumda sadece daha hafif sonuç (etkili eylem) istenilmiş olup daha ağır sonuç (ölüm) istenilmiş değildir. Fakat ölüm, sanığın hareketinden dolayı meydana gelmiştir. Ancak sanık ölüm sonucunu istememiş olduğundan kasten adam öldürme suçunu işlemiş sayılamaz.

Sanığın iç dünyasını ilgilendiren kastının öldürme mi yoksa yaralama mı olduğu; aradaki husumetin derecesi, kullanılan aletin öldürmeye elverişlilik niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, darbelerin vurulduğu bölgenin hayati bakımdan önemi, mani hal mevcut olup olmadığı, sanığın eylemini kendiliğinden mi devam ettirmediği yoksa mani hal nedeniyle mi devam ettirmediği gibi ölçütler kapsamında değerlendirilmektedir.

Yüksek Yargıtay’ın süregelen ve uyum gösteren uygulamalarına göre yaşamsal bölgedeki yaralamalar başkaca bir delil bulunmadığı takdirde başlı başına öldürme kastının kanıtı sayılamaz. Arada öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumetin bulunmadığı, öldürmeye elverişli aletin çok sayıda kullanılması olasılığı varken kullanılmadığı durumlarda veya failin toplu ya da kişisel bir saldırıya maruz kalması kavga, boğuşma, mücadele ortamında veya karanlık bir ortamda hedef almadan yapılan atışlarda eylemin yaralama niteliğinde bulunduğu kabul edilmektedir. Bütün bu hususlar müvekkilin kastının ve eyleminin öldürme olmadığı olmadığının açık kanıtıdır.

Müvekkilin dostluğu olan ve birebirine kirve diye hitap ettiği ve arasında herhangi bir husumet olmayan maktulü öldürme kastı yoktur. En kötü ihtimalle sırf kendisini korumak için yaralama kastıyla hareket etmiştir. Fakat istemediği halde yaralamaya bağlı ölüm meydana gelmiştir.

Biran için müvekkilin eyleminin meşru müdafaa ya da meşru müdafaa sınırının aşılması olmadığı var sayılsa bile müvekkilin kastı adam öldürmeye yönelik olmadığından 5237 sayılı yasanın 86. maddesi delaleti ile 87/4 maddesi gereğince cezalandırılması gerekmektedir. Yani kasten yaralama sonucu ölüm meydana gelmiştir. Müvekkilin kastı maktulü öldürmeye yönelik olmayıp, yaralama kastı ile eylemini gerçekleştirmiştir olabilir. Müvekkilin öldürme kastı yoktur. Ceza hukukunda failin istemediği bir sonuçtan sorumlu tutulmaması genel kural gereğidir. Yani kastı aşan adam öldürme eylemi gerçekleşmiştir. Müvekkilin işlediği yaralama eylemi sonucunda ölümün meydana gelebileceğini tahmin etmiş ya da öngörmüş olmalıdır. Kişi suç oluşturan hareketi gerçekleştirirken kast ettiği sonuçtan daha ağır veya başka bir sonuç gerçekleşmişse bir başka deyişle fail kastettiği sonuç dışında gerçekleşen bu daha ağır ve başka sonuç açısından kasten hareket etmemişse netice itibari ile ağırlaşmış bir suç ile karşı karşıyayız demektir

Yargıtay Ceza Genel kurulunun müteaddit karalarında (19.06.1995,126/210,12.06.19951-119/198,07.03.1994,1-51/75,29.06.19991-166/183;04.11.1997,1-166/258;25.03.1997,1-41/165) belirtildiği gibi kastı aşan etkili eylem sonucu adam öldürme ve kasten adam öldürme eylemleri arasındaki ayırıcı kriter manevi unsurun varlığına dayanır. Birinci durumda sadece hafif sonuç (Etkili eylem)istenilmiş olup daha ağır sonuç (ölüm)istenilmiş değildir. Fakat ölüm sanığın hareketinden dolayı meydana gelmiştir.

Sonuç ve İstem: Öncelikle müvekkilin beraatına, ceza verilecek ise alt sınırdan ceza verilmesini talep ediyoruz. Yine 5237 sayılı TCK’nın 62 ve 31 /3 maddelerinin ve lehe olan diğer yasa maddelerinin müvekkil lehine uygulanmasına ve hükümle birlikte tahliyesine karar verilmesini arz ve talep ederiz. 08.02.2026

                   Suça Sürüklenen Çocuk

                                 ……… 

                                 Müdafii 

                   Av. Umur YILDIRM

X
kadim hukuk ve danışmanlık