İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde (İYUK)

İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde (İYUK)

İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde

Temyiz veya İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması

  1. (Değişik: 5/4/1990-3622/21 md.) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek Cümle: 10/6/1994-4001/22 md.) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27. maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.
  2. İptal davalarında teminat istenmeyebilir.
  3. İdareden ve adli yardımdan yararlananlardan teminat alınmaz.
  4. (Ek: 20/7/2017-7035/8 md.) Temyiz ve istinaf incelemesi sırasında yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar kesindir.
  5. Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur.

İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde Açıklaması

İdari Yargılama Usulü Kanununun “Temyiz veya İstinaf İstemle rinde Yürütmenin Durdurulması” başlıklı 52. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi, “Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması Hâkim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir, hükmünü içermektedir. Fıkranın, 4001 sayılı Kanunun 22. maddesiyle eklenen, üçüncü cümlesi ise, “Davanın reddine ilişkin kararların temyizi halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27. maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.” şeklindedir.

Fıkranın ilk iki cümlesinde yer alan hüküm, aynı Kanunun “Genel Esaslar” başlıklı ilk bölümünde yer alan 28. Maddenin 4001 sayılı Kanunun 13. maddesiyle değişik birinci fıkrasının, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen esas ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre, gecikmeksizin, idarece işlem tesis edilmesinin veya eylemde bulunmasının zorunlu olduğu yolundaki hükme koşut olarak düzenlenmiştir.

Hükme göre; ilk derece uyuşmazlığını çözümleyen idari yargı yerlerinin vermiş oldukları kararlara karşı yapılacak istinaf ve temyiz başvurusu, bu kararların yukarıda sözü edilen 28. madde uyarınca yürütülmesini (infazını) durdurmamaktadır. Başka anlatımla; söz konusu başvurulara karşın, idare, ilk derece idari yargı yerinin başvuruya konu kararının icaplarına göre, gecikmeksizin, işlem tesis etmek veya eylemde bulunmak zorundadır. 55. maddenin 5. bendinde yapılan gönderme dolayısıyla bu kural, diğer kanun yollarında da geçerlidir. Bununla birlikte; başvuruyu inceleyen üst idari yargı yeri, istek üzerine, teminat karşılığında, başvuruya konu kararın yürütülmesinin durdurulmasına karar vere bilmektedir.

Görüldüğü üzere; istinaf veya temyiz başvurusunu inceleyen üst idari yargı yerinin 52. maddenin ilk fıkrasının ikinci cümlesi hükmü uyarınca durdurulmasına karar verdiği husus, bu başvuruya konu edilen ilk derece idari yargı yeri kararının yürütülmesi, yani infazıdır. Fıkranın 4001 sayılı Kanunun yürürlüğünden önceki şeklinde, bu yolda verilecek kararın, ilk derece idari yargı yerince hukuka uygunluk denetimine tabi tutulan işlemin hukuki durumu ve dolayısıyla yürütülebilirlik (icrailik) niteliğine nasıl etki yapacağına veya üst yargı yerinde bu konuda da bir karar verilmesinin gerekli olup olmadığına ilişkin bir açıklama yoktu, 4001 sayılı Kanunla eklenen üçüncü cümle, bu boşluğu doldurmuştur.

  • İlgili Makale: 
  • 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Tam Metin: 

idari yargilama usulu kanunu 52 madde

idari yargilama usulu kanunu 52 madde

İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde Temyiz veya İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması Emsal Kararlar

Danıştay 5. Dairesi E:2010/3275, K:2011/2757

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde
  • Temyiz veya İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun Kararların sonuçları başlıklı 28. maddesinin 1 .bendinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez. Ancak, haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararlar hakkında bu kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir. hükmü, Kararın bozulması başlıklı 49. maddesinin 3. bendinde Kararın bozulması halinde dosya, Danıştayca kararı veren mahkemeye gönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir. hükmü, Temyiz veya itiraz istemlerinde yürütmenin durdurulması başlıklı 52. maddesinin 4. bendinde Kararın bozulması, kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurur. hükmü yer almıştır. Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler uyarınca idare mahkemelerince verilen nihai kararların temyizen incelenmesi sonucu Danıştayca verilen bozma kararındaki hüküm fıkrası, Mahkeme kararının bozulmasına yönelik olup, dava konusu işlemin iptali veya davanın reddi sonucunu doğurmadığından, idarece uygulanacak bir karar niteliğinde de değildir.

Dosyasının incelenmesinden; davacının Afyonkarahisar TCDD 7. Bölge Müdürlüğü’nde Teftiş Kurulu Kontrolörü olarak görev yapmakta iken 18.1.2006 günlü, 3091 sayılı işlemle 7. Bölge Müdürlüğü emrine Eğitim Müdürü olarak atandığı; bu işlemin iptali istemiyle 7. Bölge Müdürlüğünde Servis Müdür Yardımcısı olarak görev yapan … tarafından açılan davanın, Afyonkarahisar İdare Mahkemesinin 28.2.2008 günlü, E:2007/230, K:2008/101 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın temyizen incelenmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesi’nin 26.6.2009 günlü, E:2008/3387, K:2009/4078 sayılı kararıyla bozulduğu; bahse konu bozma kararının uygulanması amacıyla davacının 7. Bölge Eğitim Müdürlüğü görevinden alınarak Teftiş Kurulu Kontrolörlüğü görevine atandığı, bu işlemin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2577 sayılı yukarıda yazılı hükümleri uyarınca, idarece, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bozulmasına yönelik Danıştay Beşinci Dairesi kararı üzerine mahkemece yeniden verilecek karara göre işlem kurulması gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda hüküm bulunmayan bozma kararı üzerine kurulan işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.


Danıştay 5. Dairesi E:2016/22666, K:2020/4752

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde
  • Temyiz veya İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinin 1. bendinde, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, “Kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 3. fıkrasında, kararın bozulması halinde dosyanın Danıştayca kararı veren mahkemeye gönderileceği, mahkemenin, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle inceleyeceği ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar vereceği 49. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayca verilen bozma kararları üzerine, ilk derece mahkemelerinin, bozma kararında yazılı esaslara uygun olarak karar verme ya da ilk kararlarında ısrar etme imkanları bulunmakla birlikte, Mahkeme tarafından, bozma kararına uyulması yönünde karar verildiği takdirde dosyanın, Danıştayca verilen bozma kararındaki yazılı esaslara uygun olarak incelenmek suretiyle, yeniden karar verileceği; “Temyiz veya itiraz istemlerinde yürütmenin durdurulması” başlıklı 52. maddesinin 4. bendinde ise, kararın bozulmasının, kararın yürütülmesini kendiliğinden durduracağı kurala bağlanmıştır.

İdare mahkemelerince verilen nihai kararların temyizen incelenmesi sonucu Danıştayca verilen bozma kararındaki hüküm fıkrası, Mahkeme kararının bozulmasına yönelik olup, dava konusu işlemin iptali veya davanın reddi sonucunu doğurmadığından, 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde sözü edilen ve ilgili idarelerce uygulanması gereken zorunlu bir karar niteliğinde değildir. Bu durumda, her ne kadar, İdare Mahkemesi kararında, bozma kararının 30 gün içerisinde gecikmeksizin uygulanması gerektiği tespitinde bulunulmuş ise de, dava konusu işlemin iptal edildiği veya davanın reddedildiği şeklinde yorumlanmasına imkan bulunmayan, bu yönüyle idarelerce uygulanması zorunlu bir karar niteliğinde olmayan “bozma” kararı üzerine Mahkemece işin esasına ilişkin yeniden verilecek nihai karar doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.


Danıştay 5. Dairesi E:2016/19428, K:2019/98

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde
  • Temyiz veya İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Diğer yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Kararların sonuçları” başlıklı 28. maddesinin 1. bendinde, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği, “Kararın bozulması” başlıklı 49. maddesinin 3. fıkrasında, kararın bozulması halinde dosyanın Danıştayca kararı veren mahkemeye gönderileceği, mahkemenin, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle inceleyeceği ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar vereceği 49. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayca verilen bozma kararları üzerine, ilk derece mahkemelerinin, bozma kararında yazılı esaslara uygun olarak karar verme ya da ilk kararlarında ısrar etme imkanları bulunmakla birlikte, Mahkeme tarafından, bozma kararına uyulması yönünde karar verildiği takdirde dosyanın, Danıştayca verilen bozma kararındaki yazılı esaslara uygun olarak incelenmek suretiyle, yeniden karar verileceği; “Temyiz veya itiraz istemlerinde yürütmenin durdurulması” başlıklı 52. maddesinin 4. bendinde ise, kararın bozulmasının, kararın yürütülmesini kendiliğinden durduracağı kurala bağlanmıştır.

Buna göre, idare mahkemelerince verilen nihai kararların temyizen incelenmesi sonucu Danıştayca verilen bozma kararındaki hüküm fıkrası, Mahkeme kararının bozulmasına yönelik olup, dava konusu işlemin iptali veya davanın reddi sonucunu doğurmadığından, 2577 sayılı Kanunun 28. maddesinde sözü edilen ve ilgili idarelerce uygulanması gereken zorunlu bir karar niteliğinde değildir.

Bu durumda, her ne kadar, İdare Mahkemesi kararında, bozma kararının 30 gün içerisinde gecikmeksizin uygulanması gerektiği tespitinde bulunulmuş ise de, dava konusu işlemin iptal edildiği veya davanın reddedildiği şeklinde yorumlanmasına imkan bulunmayan, bu yönüyle idarelerce uygulanması zorunlu bir karar niteliğinde olmayan “bozma” kararı üzerine Mahkemece işin esasına ilişkin yeniden verilecek nihai karar doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerektiği açıktır.


Danıştay 5. Dairesi E:2016/26505, K:2016/6573

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde
  • Temyiz veya İstinaf İstemlerinde Yürütmenin Durdurulması

Dava dosyasının incelenmesinden, (B) grubu polis amiri statüsünde başkomiser olan davacı tarafından, (A) grubu polis amiri sayılmak için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddine ilişkin kararın, Danıştay On İkinci Dairesinin 18.11.2011 tarih ve E:2009/5741, K:2011/5979 sayılı kararıyla bozulduğundan bahisle, Nisan 2012 tarihinde yapılacak emniyet amirliği sınavına (A) grubu polis amiri statüsünde girmek istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 18.01.2012 tarihli işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, 2577 sayılı Kanun’un yukarıda yazılı hükümleri uyarınca, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının bozulmasına yönelik Danıştay On İkinci Dairesinin kararı üzerine hukuki sürecin devam ettiği ve bozma kararı dava konusu işlemi iptal eden bir karar niteliğinde olmadığından, Mahkemece bozma kararına uyulmak ya da önceki kararda ısrar edilmek suretiyle yeniden verilecek karar sonucuna göre yargı kararının uygulanmasına yönelik idarece işlem tesis edilmesi gerektiğinden; davacının, anılan bozma kararı uyarınca hakkında işlem tesis edilmesi için yapmış olduğu başvurusunun reddedilmesine dair dava konusu işlemde hukuka aykırı bir husus bulunmadığından, işlemi iptal eden mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.


İdari Yargılama Usulü Kanunu 52. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.danistay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık