Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu ve Cezası – TCK 132

haberlesmenin gizliligini ihlal sucu

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (TCK 132. madde) düzenlenmesindeki temel amaç, bir taraftan insanın kendi kişiliğini ifade etmesinin bir aracı olan sözlerinde özgür olmasını, herhangi bir etki ya da baskı altında olmaksızın düşüncelerini serbestçe dile getirebilmesini sağlamak; diğer taraftan özel yaşamı korumak suretiyle anayasal bir hak olan manevi varlığını geliştirme hakkını güvence altına almaktır. Türk Ceza Kanunu’nun 132. maddesinde haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçu dört fıkradan oluşmaktadır;

  • Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse,(TCK 132/1)
  • Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi durumu,(TCK 132/2)
  • Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa edilmesi durumu,(TCK 132/3)

Madde metninde, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali suç olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu suç, belirli kişiler arasındaki haberleşmenin içeriğinin öğrenilmesiyle işlenmektedir. Kişiler arasındaki haberleşmenin ne suretle yapıldığının suçun oluşumu açısından önemi yoktur. Bu haberleşme, örneğin mektupla, telefonla, telgrafla, elektronik posta yoluyla yapılabilir. Bu suç açısından önemli olan, haberleşmenin belirli kişiler arasında yapılmasıdır.

İlgili Makale: İnfaz Hesaplama

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Nedir?

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, kişilerin gerek Anayasa gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gereğince de korunmuş olan bireylerin Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması kapsamında haberleşmelerin koruma altına alınması amacıyla düzenleme altına alınmıştır. Bu suç seçimlik hareketli suçtur. Madde kapsamında üç ayrı fıkra düzenlenmiştir. Fıkralarda yer açıklanan fiillerden bir tanesinin gerçekleştirilmesi suçun tamamlanmış sayılması açısından yeterlidir. İhlal bakımından mağdurun haberleşmenin gizliliği hakkının farklı şekillerde ihlali yeterlidir. Bu ihlal sürekli olabileceği gibi tek seferlik de olabilmektedir. Suçun gerçekleşmesi bakımından konut sahibinin rıza göstermemesi yeterli olabilmektedir.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hükümler kitabının İkinci Kısmının “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar”  başlıklı dokuzuncu bölümünde düzenlenmiştir. TCK m.132 Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna ilişkindir. Yasa maddesine göre bir kimsenin haberleşmesinin gizliliğini ihlal eden kişi; mağdurun şikayet etmesi üzerine 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. İlgili suçun kayı0t altına alınması durumunda verilecek ceza bir kat artırılırken, kaydın paylaşılması yani ifşa edilmesi durumunda 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecektir. Son olarak ise Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu konu edinen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 132. madde metni şu şekildedir;

Madde 132

  1. Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.
  2. Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  3. Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal SuçuTCK 132. Madde
Kanun Maddesi5237 sayılı Türk Ceza Kanunu madde 132
ŞikâyetŞikayete tabiidir.
Zamanaşımı8 yıldır.
Tutuklama ve Adli KontrolTutuklama ve adli kontrol kararı verilebilir.
UzlaşmaTCK md.132’de düzenlenen tüm fıkraları uzlaşma kapsamında yer almaktadır.
Etkin PişmanlıkEtkin pişmanlık hükümleri uygulanabilir.
İndirimŞartları varsa 62 indirimi uygulanabilir.
Memurluğa EtkiVerilen cezanın 1 yıl üzeri olması durumunda Memuriyete engeldir.
Görevli MahkemeAsliye Ceza Mahkemesidir.

haberlesmenin gizliligini ihlal sucu tck 132
haberlesmenin gizliligini ihlal sucu tck 132

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Şartları

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu; iki veya daha fazla kişinin, başkaları tarafından bilinmeyeceği inancıyla, belli iletişim araçları kullanarak (internet, telefon, faks, mektup vb.) gerçekleştirdiği haberleşmenin dinlenmesi, okunması, kaydedilmesi veya ifşa edilmesi ile oluşan bir suç tipidir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, benzer nitelikte fiiller içerse bile kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi, kayda alınması ve ifşa edilmesi suçu; özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, kişisel verileri ele geçirme, yayma veya başkasına verme suçu ve bilişim suçları ile karıştırılmamalıdır. Haberleşmenin bir araçla yapılması gerektiği için, kişiler arasında haberleşme niteliği taşımayan konuşmaların çıplak kulakla dinlenmesi bu suçu oluşturmaz. Ancak bu durum özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (m.134) kapsamında değerlendirilebilir. Böyle bir konuşmanın, ses veya görüntü kaydına alınması halinde ise TCK m.133’deki suç söz konusu olur.

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun şartları şu şekilde ifade edilebilir:

  • Suçun meydana gelmesi için ön şart; iki veya daha fazla kişi arasında elverişli araçlarla gerçekleştirilen bir haberleşmenin varlığıdır. Bu kapsamda haberleşme, en az iki veya daha fazla kişi arasında aleni olmayacak bir şekilde gerçekleşen düşünce ve duygu aktarımı şeklinde olmalıdır. Kişiler, haberleşmenin gizli kalacağı, başkaları tarafından bilinmeyeceği düşüncesiyle hareket edip gizliliği sağlamaya özen göstermelidir. Aleni olmayan haberleşme içeriği, üçüncü kişiler tarafından özel bir çaba gösterilerek öğrenilmelidir. Haberleşmenin özel hayata ilişkin olması veya sır teşkil etmesi gerekmez. Önemli olan haberleşmenin iki kişi arasında sözlü veya yazılı düşünce ve duygu aktarımı niteliğinde olmasıdır. Haberleşme, mutlaka “internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb. elverişli araçlarla” gerçekleştirilmelidir. Kişilerin yüz yüze yaptıkları iletişimin dinlenmesi veya kayda alınması haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuna değil, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçuna (TCK m.133) vücut verecektir. İnternet yoluyla yapılan haberleşme, whatssap, facebook, msn, twitter, instagram vb. aplikasyonlar ve sosyal medya hesapları kullanılarak da yapılabilir. Bu araçlarla aleni olmayacak biçimde kişiler arasında yapılan tüm haberleşmelerin dinlenmesi, okunması, kaydedilmesi veya ifşa edilmesi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturacaktır.
  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, seçimlik hareketli bir suç olduğundan TCK m.132’de öngörülen herhangi bir hareketin yapılmasıyla suç meydana gelir. Şöyle ki; en az 2 veya daha fazla kişi arasındaki haberleşmenin gizliliğinin üçüncü bir kişi tarafından herhangi bir şekilde ihlal edilmesi (TCK md.132/1-1.cümle), en az 2 veya daha fazla kişi arasındaki haberleşmenin üçüncü bir kişi tarafından “kayda alınmak suretiyle” gizliliğin ihlal edilmesi (TCK md.132/1-2.cümle), en az 2 veya daha fazla kişi arasındaki haberleşmenin üçüncü bir kişi tarafından “ifşa edilmesi” (açığa vurulması) suretiyle gizliliğin ihlal edilmesi (TCK md.132/2) veya kişinin kendisiyle yapılan haberleşmeyi herhangi bir şekilde veya basın ve yayın yoluyla “hukuka aykırı bir şekilde ifşa ederek (açığa vurarak)” gizliliği ihlal etmesi (TCK md.132/3) hallerinde bu suç meydana gelmektedir.
  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kasten işlenebilen bir suçtur. Taksirle işlendiğinde de cezalandırılacağına ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığına göre bu suçun taksirle işlendiğinde cezalandırılabilmesi mümkün değildir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Unsurları

  • Fail: TCK’nın 132 maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçunun failini, maddede düzenlenen suçlara göre ayırarak belirlemek gerekir. Birinci fıkrada düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlalı suçu ile ikinci fıkrada düzenlenen kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa etme suçu, haberleşen taraflar dışındaki kımseler tarafından işlenebilen suçlardır.” Daha açık bir deyişle, bu fıkralarda düzenlenen suçların failı, haberleşen kişiler dışında üçüncü kişi durumundaki herkes olabilir Zira haberleşen taraflar arasında gerçekleşen konuşma veya yazışmaların, birbirlerine karşı gizliliğinden bahsedilemez. Gizlilik, bu kişilerin dışındaki kışılere karşıdır. O halde, maddenin birinci ve ikinci fıkrasında düzenlenen suçları, haberleşen taraflardan biri olmayan, haberleşen kimsenin çocukları, eşleri, akrabaları, anne babaları vs. herkes olabilir. Buna göre, örneğin bir koca, eşine gelen ve ortak kullanmadıkları ve eşin rızası ile şifresini vermediği e-mail adresini açarak oraya gelen maili okuması halinde bu suç oluşacaktır. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında düzenlenen suçları, haberle- şen kimseler birbirlerine karşı işleyemezler. Çünkü haberleşen kimselerin aralarında geçen konuşma ve yazışmaların, birbirlerine karşı gizliliğinden ve dolayısıyla dokunulmazlığından söz edilemez. Bu nedenle haberleşen kimseler, bu suçun faili değil, ancak mağduru olabilirler. Maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini ifşa etmek suçunun faili ise, kendisiyle haberleşilen kimsedir. Başka bir deyişle, bu suçu ancak haberleşen taraflardan birisi işleyebilir. TCK’nın 132/3. fıkrasında öngörülen suçun faili, ancak haberleşmenin tarafı olabileceğince özgü suç niteliğini taşır ” Bunun dışındakilerin üçüncü fıkrada belirtilen eylemleri gerçekleştirmesi halinde, maddenin birinci veya ikinci fıkrasındaki suçlar oluşacaktır.
  • Mağdur: Mağdur, suçun kendisine karşı işlendiği kişidir. Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun mağduru herkes olabilir. Başka bir deyişle, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme seçimlik hareketlerinin kendisine karşı gerçekleştirildiği herkes bu suçun mağdurudur. Bu suç herkese karşı işlenebilir. Suçun mağduru haberleşmenin tarafları olan kişi veya kişilerdir. Kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini ifşa suçunun mağduru ise haberleşmenin diğer tarafı, yani haberleşmenin yapıldığı diğer kişi veya kişilerdir.
  • Suçun Hukuki Konusu: Suç teşkil eden her hareketin bir konusu vardır. Suçun hukuki konusu denilince bundan tipik hareketin üzerinde icra edildiği kişi veya şey anlaşılmaktadır. Haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunun konusu haberleşmenin içeriğidir. Suçun oluşması için farklı ortamlarda bulunan kişiler arasında herhangi bir iletişim vasıtası ile bir haberleşmenin yapılması gerekmektedir. Aynı şekilde haberleşmenin içeriğinin sır niteliğinde olması gerekmemektedir. Dolayısıyla içeriğin herkes tarafından bilinmesi suçun oluşmasını engellemez. Haberleşme içeriğinin sınırlı olacak şekilde haberleşmeye taraf olan kişiler tarafından bilinmesi objektif unsuru oluştururken, sübjektif unsuru haberleşmeye taraf olan kişilerin haberleşme içeriğinden başkalarının bilgi sahibi olmaması yönünde taşıdıkları irade oluşturmaktadır. Bu nedenle toplum içinde aleni bir şekilde, tedbir alınmadan yapılan görüşmelerde bu suçun oluşması söz konusu değildir.
  • Suçun Maddi Konusu; Bu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Türk Ceza Kanunu 132. maddesindeki her fıkrada suçun farklı bir işleniş biçimini öngörmüştür. Türk Ceza Kanunu madde 132 /1’e göresuç, haberleşmenin taraflarının rızası ve bilgisi olmaksızın haberleşme içeriğinin dinlenmesi, duyulması ya da görülmesi şeklinde işlenebilir. Sadece haberleşmenin içeriği değil, aynı zamanda haberleşmenin kimler arasında gerçekleştiği, gerçekleşme şekli, zamanı ve süresine ilişkin bilgiler de haberleşmenin gizliliği kapsamına girmektedir. Bu nedenle suçun oluşması için failin bu içeriği anlamış olması gerekli değildir. Aynı şekilde failin, konuşmaların yabancı dilde olduğunu ve bu nedenle bir şey anlamadığını ifade etmesi suçun oluşumunu etkilememektedir. Bu maddeyle cezalandırılan hareket sadece haberleşmenin gizliliğinin ihlalidir. Haberleşme içeriğinin kayıt edilmesi ise suçun nitelikli halini teşkil eder ve aynı maddenin ikinci cümlesi uyarınca verilecek ceza artırılır. Haberleşme içeriğinin kaydedilmesi ise fotoğrafının çekilmesi, sesin kaydedilmesi gibi yöntemlerle işlenebilir. Tarafların vasıtasız olarak iletişimleri haberleşme kabul edilmediğinden, haberleşme niteliği taşımayan konuşmaların dinlenmesi haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunu oluşturmaz. Ancak böyle bir iletişimin kayıt altına alınması halinde Türk Ceza Kanunu’nun 133. Maddesinde düzenlenen “Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması” suçunu oluşturur.

Türk Ceza Kanunu madde 132/2’de haberleşme içeriğinin öğrenildikten sonra başkalarına aktarılması, yani ifşası, suç olarak düzenlenmiştir. Fail tarafından haberleşme içeriğinin kaç kişiye aktarıldığının önemi yoktur, bir kişiye aktarılmasıyla dahi bu suç oluşacağı gibi birden fazla kişiye aktarılmasıyla da tek suç oluşacaktır. Bu suçun oluşabilmesi için, haberleşme içeriği ifşa edilirken haberleşmenin taraflarının da ifşa edilmesi ya da içerikten tarafların anlaşılabilir olması gerekir. Taraflarının kim olduğu bilinmeyen, anonim haldeki haberleşmelerin ifşası halinde bu suç oluşmayacaktır. İfşayı öğrenen kişi sayısı önemli olmadığı gibi, haberleşme içeriğinin ne kadarının ifşa edildiği de önemli değildir. İfşa edilen kısım haberleşmenin bir kısmı olabileceği gibi tamamı da olabilir. Haberleşme içeriğini açıklayan fail aynı zamanda haberleşmenin gizliliğini de ihlal etmiş olacağından, fail hakkında hem TCK madde 132/1, hem de 132/2’den ceza verilmesi ceza normlarına aykırılık teşkil ettiğinden, TCK madde 44 uyarınca daha ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılacaktır.

Türk Ceza Kanunu madde 132/3 uyarınca haberleşmenin tarafı olan kişinin, karşı tarafın rızası olmaksızın, haberleşmeyi alenen ifşa etmesi de suç teşkil eder. Yani haberleşmenin tarafı da haberleşmenin gizliliğini korumakla yükümlüdür. Ancak bu fıkrada düzenlenen suçun ikinci fıkrada düzenlenen ifşa suçundan önemli farkları vardır. Öncelikle haberleşmenin tarafı olan kişinin haberleşmeyi alenen ifşa etmesi gerekmektedir. Alenen ifşanın gerçekleşmesi için, içeriğin televizyon, internet ya da radyo gibi haberleşme vasıtalarıyla yapılması gerekmektedir. Bu suçta haberleşme içeriğinin aktarıldığı kişi sayısı önem kazanır, alenen ifşa arandığı için tek bir kişiye aktarılması TCK madde 132/3’ü oluşturmayacaktır. Haberleşme içeriğinin alenileştirilmesi sonucu belirsiz sayıdaki kişilerin bu içeriği öğrenmesi gerekmektedir. Bu sebeple kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi kaydetmesi ya da bir arkadaşına anlatması bu kapsamda suç değildir. Kaydettikten sonra ifşa ederse suç teşkil edecektir.

Bu suçun oluşması için haberleşme içeriğinin karşı tarafın rızası olmaksızın ifşa edilmesi arandığından, karşı tarafın rızası olmaması bu suçun tipiklik unsurudur. Dolayısıyla, karşı tarafın rızası konusunda yanılgıya düşen ve ifşa eden kişi bu yanılgısından yararlanır ve cezai sorumluluğu ortadan kalkar. Hukuka uygunluk nedenleri bu suç bakımından uygulanabilir. Hukuka uygunluk nedenleri ise, hakkın kullanılması, zorunluluk hali, kanunun verdiği yetkinin kullanılması, ilgilinin rızasıdır. Disiplin yetkisinin kullanımı nedeniyle bir velinin çocuğuna gelen mesajı okuması hakkın kullanılması kapsamında olup hukuka uygunluk nedeni teşkil eder. Bir suçun mağduru konumunda olan ve başka türlü ispat şansı olmayan mağdurun veya yakınının, söz konusu haberleşmeyi kaydetmesi zorunluluk hali kapsamında hukuka uygunluk nedenidir. İşverenlerin, işyeri uzantılı e-postalar üzerinden işçilerin haberleşmelerini izlemeleri hukuka uygunluk nedeni teşkil etmemektedir. Ancak, bir sözleşme ile işçi bu denetime rıza göstermişse, ilgilinin rızası hukuka uygunluk nedeni oluşturacaktır.

Aynı şekilde kanunun verdiği yetkinin kullanılması hukuka aykırılığı kaldırır (TCK m.24/1). Bu bakımdan Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİK) m. 68/2 uyarınca hükümlülere gelen mektupların denetimi, CGTİK m. 66/1 uyarınca telefon görüşmesinin idarece dinlenmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m.135, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu (PVSK) ek m.7 uyarınca iletişimin denetlenmesi, CMK m.129 uyarınca postada elkoyma veya CMK m.122 uyarınca belge ve kağıtların incelenmesi çerçevesinde kişiler arasındaki haberleşme içeriklerinin öğrenilmesi halinde fiil hukuka uygun olacak ve suç oluşmayacaktır. Ayrıca haberleşen tarafların, üçüncü bir kişinin haberleşmeyi öğrenmesi ve kayda alması konusundaki rızaları suçun oluşmasını önler. Hukuka uygunluk nedenleri sınırları içerisinde kalan bu tespit ve kayda alma durumlarında, kişilerin bu edindiği bilgileri üçüncü kişilere ulaştırması halinde ifşa etmek durumu söz konusu olduğundan haberleşme içeriklerinin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi suçu oluşacaktır. Bu durumda fail haberleşme içeriklerine hukuka uygun olarak ulaşmış, ancak bunları üçüncü kişi ya da kişilere ulaştırmak suretiyle ifşa etmiş olması nedeniyle suç oluşmaktadır.

  • Manevi Unsur: Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu ancak kasten işlenebilir. Haberleşme içeriğinin niçin öğrenilmek istendiği, kastın varlığı bakımından önem taşımaz. Ancak failin kastının haberleşmenin gizliliğinin ihlaline yönelik olması gerektiği için, mektubun içindeki parayı almak için açılması halinde bu suç değil, hırsızlık suçu söz konusu olur. Kural olarak kasten işlenen suçların olası kastla da işlenmesi mümkündür. Suç tipinde aksine sonuca ulaşmaya yönelik bir düzenleme bulunmadığına göre bu suçun olası kastla işlenebilmesi mümkündür. Bu halde verilecek ceza belli oranda indirilir (TCK m. 21/2). Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini ifşa suçu (TCK m.132/3) kasten işlenebilen bir suç olduğu için kişi, haberleşmenin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa ettiğini bilecek ve isteyecektir. Kişinin kendisiyle yapılan bir telefon görüşmesi kaydını veya kendisine gönderilen mektubu, delil olarak Cumhuriyet savcılığına veya mahkemeye sunması halinde alenen ifşadan söz edilemez. Zira burada kişi ifşa kastıyla hareket etmediği için suç oluşmaz. Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini ifşa suçunun (TCK m. 132/3) olası kastla da işlenmesi mümkündür; bu durumda ceza indirilerek verilir (TCK m. 21/2). TCK m. 132/2’deki suçta haberleşme içeriklerinin “hukuka aykırı olarak” ifşa edilmesinden söz edildiği için, failin işlediği fiilin hukuka aykırı olduğu hususunda doğrudan kastla hareket etmesi aranmıştır. Bu suç tanımında, fiilin hukuka aykırılığına özellikle işaret edildiği için, bu suç ancak doğrudan kastla işlenebilir. TCK’nın 30. maddesinde kastı kaldıran hata halleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla suçun maddi unsurlarında hataya düşülmesi failin kastını kaldırarak, manevi unsurun gerçekleşmesini engelleyecektir. Sonuç olarak faile sorumluluk yüklenemeyecektir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası Nedir?

TCK’nın 132/1. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunu veya aynı maddenin 3. fıkrasında kendisiyle yapılan haberleşmenin içeriğinin diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa edilmesi suçunu işleyen kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Eğer birinci fıkradaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunun, içeriğin kaydı suretiyle işlenirse, faile birinci fıkranın birinci cümlesi uyarınca verilecek ceza bir kat artırılır. Bu durumda öncelikle temel ceza birinci fıkranın birinci cümlesine göre belirlenecek, daha sonra aynı fıkranın ikinci cümlesi uyarınca artırım yapılacaktır, verilecek ceza da 2 yıldan 6 yıla kadar olabilecektir.

TCK’nın 132. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak alenen ifşa etme suçunu  işleyen kimse 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. TCK’nın 132. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen düzenlenen suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde de faile aynı ceza verilir. Bir kamu görevlisinin görevini kötüye kullanmak suretiyle haberleşme içeriğini basın yayın yoluyla ifşa etmesi durumunda TCK’nın 132. maddesinin 2. fıkrasıyla belirlenecek temel cezadan aynı Yasanın 137/1-a maddesi uyarınca artırım yapılarak cezaya hükmolunacaktır.

5352 sayılı Yasa ile, maddenin dördüncü fıkrasındaki “Kişiler arasındaki haberleşme içeriğinin basın ve yayın yoluyla yayınlanması halinde, ceza yarı oranında artırılır” hükmü kaldırılıp, üçüncü fıkraya “İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayınlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur” hükmü eklendiğinden, artık suçun basın ve yayın yoluyla işlenmesi artırım nedeni olmaktan çıkarılmış ve sadece üçüncü fıkra için suçun işleniş şekillerinden birisi olarak kabul edilmiştir. Haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçunun, haberleşme içeriğinin kaydı suretiyle gerçekleşmesi durumunda, kaydın yapıldığı aletler, cep telefonları ve kaydın yapılmasına yarayan diğer aksamın müsaderesine de karar verilir. 15% Ancak yapılan kayıtlar, konuşmaların kaydedildiği CD gibi, müsadere edilmez, bu kayıtların dosyada delil olarak saklanmasına karar verilir. Faile hapis cezası verildiği takdirde TCK’nın 53/1 maddesindeki hak yoksunlukları uygulanacaktır Bu suçun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi durumunda da verilen cezanın hapis veya para cezası olup olmadığına ve hatta ertelenmiş olup olmadığına bakılmaksızın TCK’nın 53/5. maddesi gereğince verilecek cezanın yarısından bir katına kadar kamu görevinden yoksun bırakılmasına da karar verilir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali SuçuKanuni Dayanağı
TCK 132 /1 fıkra cezasıBir yıldan üç yıla kadar hapis
TCK 132 /2 fıkra cezasıİki yıldan beş yıla kadar hapis
TCK 132 /3 fıkra cezasıBir yıldan üç yıla kadar hapis
Suçun Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi (TCK m.137/1-a):Verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılır.
Belli Bir Sanat veya Mesleğin Sağladığı Kolaylıktan Yararlanarak İşlenmesi (TCK m. 137/1Verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılır.
Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Nitelikli Hallerinin CezasıVerilen ceza bir kat artırılır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Temel Hali Cezası: Suçun temel hali; üçüncü kişi olan failin, iki veya daha fazla kişi arasında aleni olmayan haberleşmeyi, özel bir çaba göstererek elverişli araçlar kullanarak “dinlemesi” veya “okuması” ile meydana gelir. Suçun temel halinin; yani “dinleme” veya “okuma” yoluyla haberleşmenin gizliliğinin ihlal suçunun cezası TCK m. 132/1-1.cümle uyarınca, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Türk Ceza Kanunu m. 140 uyarınca, bu suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde tüzel kişilere yönelik güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunun Nitelikli Hallerinin Cezası: Haberleşme içeriğinin kayda alınması hangi araçla olursa suçun nitelikli halini oluşturacaktır. Örneğin içeriğinin okunabilir bir şekilde mektup fotoğrafının çekilmesi yahut üçüncü kişilerin kendi aralarında yapmış oldukları telefon konuşmalarının ses kayıt cihazıyla kaydedilmesi fiilleri suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halini oluşturacaktır. Bu durumda faile verilecek ceza temel haline verilecek cezanın 1 kat fazlasıdır.

Suçun Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi (TCK m.137/1-a):  Haberleşmenin gizliliği ihlal suçu, şayet bir kamu görevlisinin göreviyle alakalı yetki alanı içerisinde kalan bir hususta işlenmişse, verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır. Örneğin polis memurunun mahkeme kararıyla dinlemiş olduğu kişiye ait ses kayıtlarını üçüncü kişilere sızdırması halinde suçun nitelikli hali meydana gelir. Bu durumda faile verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılmasıyla belirlenir.

Belli Bir Sanat veya Mesleğin Sağladığı Kolaylıktan Yararlanarak İşlenmesi (TCK m. 137/1-b):  Bu durumda fail sahip olduğu mesleğin kendisine sağladığı kolaylıktan yararlanarak haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu işlemektedir. Örneğin tamircinin kendisine tamir edilmek üzere bırakılan telefondan mesajlaşma içeriklerini okuması halinde suçun nitelikli hali meydana gelecektir. Bu durumda faile verilecek ceza temel haline verilecek cezanın ½ oranında artırılmasıyla belirlenir.

İçeriğin Basın veya Yayın Organlarıyla Yayınlanması:  Türk Ceza Kanunu’nda 2012 yılında yapılan değişikliğe kadar, haberleşme içeriğinin basın ve yayın organlarıyla yayınlanması halinde cezanın artırılması öngörülmekteydi. Ancak 2012 değişikliğiyle birlikte, söz konusu eylem nitelikli hal olmaktan çıkarıldı. Dolayısıyla artık haberleşme içeriklerinin basın ve yayın organları aracılığıyla ifşa edilmesi halinde ceza miktarında herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. Öte yandan, 23/05/2013 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun 19. maddesinin 4. fıkrasındaki “Türk Ceza Kanununun 124 üncü ve 132. maddeleri kapsamına giren suçların hizmet sağlayıcılarının çalışanlarınca işlenmesi halinde verilecek cezalar iki katına kadar artırılır” hükmüne de dikkat edilmelidir. Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/3. maddesi ise şu hükmü amirdir: “Elektronik haberleşme hizmeti vermek üzere yetkilendirilmiş bulunan işletmecilerin personelinin, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının İkinci Kısmının Dokuzuncu Bölümünde düzenlenen, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçları işlemesi halinde haklarında bu bölümde öngörülen cezalara hükmolunur. Ancak 137’nci maddeye göre yapılacak artırım bir kat olarak uygulanır.” Dolayısıyla, bu nitelikli hal kamu görevlisi tarafından ve görevi kötüye kullanmak suretiyle ya da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenirse, verilecek ceza 137. madde uyarınca yarı oranında artırılacaktır. Fakat bu suçun, elektronik haberleşme hizmeti vermek üzere yetkilendirilmiş bulunan işletmecilerin personelleri tarafından işlenmesi halinde Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63/3. maddesi uyarınca verilecek ceza bir kat artırılacaktır.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçunda İndirim Halleri: Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun düzenlendiği kısımda cezayı azaltan bir indirim haline yer verilmemiştir. Ama koşulların gerçekleşmesi halinde genel hükümlerde düzenlenen indirim nedenleri uygulanabilir.

haberlesmenin gizliligini ihlal sucu cezasi
haberlesmenin gizliligini ihlal sucu cezasi

Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçu Örnekleri

  • Ahmet, iş yerinde çalıştığı arkadaşlarının özel mesajlarını izinsiz olarak okudu. İş yerindeki bir sohbet uygulaması üzerinden paylaşılan özel mesajları görüntüleyen Ahmet, bu bilgileri kullanarak arkadaşlarından birine karşı bir rekabet yarattı. Arkadaşının bu durumu fark etmesiyle birlikte yaşanan güven kaybı, iş yerindeki ilişkileri olumsuz etkiledi. Ahmet, arkadaşlarının özel haberleşmesine izinsiz girdiği için suçlanarak işten çıkarıldı. Bu durum, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun iş yerlerinde de ciddi sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.
  • Ayşe, eski bir sevgilisi tarafından takip edildiğini fark etti. Eski sevgilisi, Ayşe’nin mesajlarını ve aramalarını izlemek için bir casus yazılım kullandı. Bu yazılım sayesinde Ayşe’nin özel konuşmalarını kaydederek, onu tehdit etmekte ve özel hayatına müdahale etmekteydi. Ayşe, durumu polise bildirdiğinde, eski sevgilisi hakkında haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan dava açıldı. Bu olay, kişisel gizlilik haklarının ihlal edilmesinin ne denli tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ve bireylerin güvenliğini tehdit ettiğini ortaya koymaktadır.
  • Bir devlet dairesinde çalışan Ali, resmi e-postalara erişim yetkisini kötüye kullanarak, diğer çalışanların kişisel mesajlarına göz attı. Bu e-postalar arasında özel hayata dair bilgi içeren iletişimler de bulunmaktaydı. Ali, bu bilgileri daha sonra başka çalışanlar hakkında dedikodu yapmak için kullandı. Çalışanların gizlilik haklarının ihlal edilmesi üzerine konu kamuoyuna yansıyınca, Ali hakkında soruşturma başlatıldı. Bu örnek, kamu sektöründe dahi haberleşmenin gizliliğinin önemini ve ihlal edildiğinde doğabilecek ciddi sonuçları göstermektedir.

Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçunun Özel Görünüşleri

  • Teşebbüs: Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu neticesi harekete bitişik bir suçtur. İhlalin yapılmasıyla suç tamamlanır. Bununla birlikte icra hareketlerinin bölünebildiği durumlarda suça teşebbüs söz konusu olabilir. Örneğin failin, bir kişiye ait e-postanın kullanıcı şifresini kırması, ancak içeriğini öğrenmek üzereyken yakalanması halinde haberleşmenin gizliliğine ihlal suçuna teşebbüsten söz edilebilir. Haberleşmenin içeriğinin tamamı değil, bir kısmı dahi açıklanırsa, suç tamamlanmış olacağı için teşebbüsten söz edilmez. Ancak kişi televizyonda, yayın esnasında kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini az sonra açıklayacağını söylese ve sonrasında programda bu konuda henüz konuşmaya başlamışken, yayının mahkeme kararıyla durdurulması halinde, suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Kişi telefon konuşmalarını dinledikten sonra, kaydetmek üzereyken yakalanırsa, suçun nitelikli haline (TCK m. 132/1 c.2) teşebbüsten sorumlu tutulur.
  • İştirak: İştirak esas itibariyle suça yardım etme ve suça azmettirme şeklinde iki şekilde işlenebilir. Azmettirme aklında suç işleme düşüncesi olmayan bir kişinin başka biri tarafından ikna edilerek suç işlemeye karar vermesinin sağlanmasıdır. Yardım etme ise suç işleme kararı vermiş olan bir kişinin suçu işlemesi için maddi-manevi olarak katkı sağlamak şeklinde gerçekleşir. İştirak TCK madde 37, 38 ve 39’da düzenlenmiştir. Birden fazla kişinin bu suçu işlemeye irade ve kararı ile iştirak durumu ortaya çıkar. İştirak suçun icrası sırasında yardım ederek olabileceği gibi suç öncesinde azmettirme olarak da karşımıza çıkabilir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu iştirak bakımından herhangi bir özellik taşımaz ve iştirakin her şekli gerçekleşebilir. Bu suçtaki tipik fiili birlikte gerçekleştirenlerin her biri TCK m. 37/1 uyarınca müşterek fail olarak sorumludur. Aynı şekilde bir başkasını araç olarak kullanmak suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun işlenmesi halinde TCK m. 37/2 uyarınca dolaylı fail olarak sorumluluk söz konusudur. Bir kimseyi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu işlemeye azmettirerek, yasanın öngördüğü suçu işleten kişi, azmettirmeden (TCK m. 38) sorumludur. Haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimseye yardımda bulunan kişi ise, bu suçun işlenmesine yardım eden olarak (TCK m. 39) şerik sıfatıyla sorumludur.
  • İçtima: Haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kişi, ayrıca bunu ifşa ederse hem m. 132/1, hem de m. 132/2 deki suçlardan ayrı ayrı sorumlu tutulur. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, Türk Ceza Kanunu’nun dokuzuncu bölümünde düzenlenen özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar arasında genel norm niteliğindedir. Bu nedenle haberleşmenin gizliliğini ihlal suretiyle özel hayatın gizliliğinin de ihlal edildiği durumlarda fail sadece haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılır. Örneğin, bir kişiye ait e-posta kutusuna ulaşılması ve içeriği öğrenilmese dahi kimlerle haberleştiğinin öğrenilmesi halinde failin sorumluluğu özel hayatın gizliliği suçundan değil, özel norm olan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundandır. Fail, elde ettiği haberleşme içeriği ile kendisine veya başkasına menfaat sağlamaya çalışırsa, eylemin işleniş şekline göre hem yağma veya şantaj suçu, hem de haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılır. Failin hem kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal etmesi, hem de bu haberleşme içeriğinin muhatabına ulaşmasını engellemesi halinde, fail haberleşmenin gizliliğini ihlal suçuyla birlikte TCK’nun 124. maddesinde düzenlenen “Kişiler arasındaki haberleşmenin hukuka aykırı olarak engellenmesi” suçundan da cezalandırılır.

Öte yandan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu bilişim sistemine girmek suretiyle yapılmışsa, bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verildiği için, bilişim sistemine girme suçu (TCK m. 243) ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu (m. 132/1) bakımından fikri içtima söz konusu olur. Haberleşmenin gizliliğini ifşası aynı zamanda hakaret suçunu (TCK m. 125) da oluşturuyorsa fikri içtima kuralları uygulanır. Bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet verildiği için, bu suçla hakaret suçu arasında fikri içtima söz konusu olur. Failin sorumluluğu en ağır cezayı gerektiren suçtan olacaktır.Bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı kişiye karşı haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun birden fazla işlenmesi durumunda zincirleme suç hükümleri uygulanır. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için “aynı suçun” işlenmesi gerekir.

TCK m. 43/1’e göre, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri aynı suç sayılır. Bu bakımdan haberleşmenin gizliliğinin ihlali (TCK m. 132/1 c. 1) ile suçun nitelikli hali olan gizlilik ihlalinin kayıt suretiyle yapılması (TCK m. 132/1 c.1) aynı suç sayılır. Bir suç işleme kararının icrası kapsamında önce bir kişinin telefonları dinlense, başka bir gün aynı kişinin telefon konuşmaları kaydedilse TCK m. 43/1 hükmü gereğince ceza artırılarak verilir. Ancak TCK m.132’de üç ayrı suç tipi düzenlendiğinden, aynı kişiye karşı 132. maddenin değişik fıkralarındaki suçların işlenmesi halinde zincirleme suç söz konusu olmaz. Fail, her birinden ayrı ayrı cezalandırılır. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun, birden fazla kişiye karşı tek bir fiile işlenmesi halinde de zincirleme suç söz konusu olur (TCK m. 43/2). Örneğin, aynı mektubun iki kişiye gönderildiği durumda, mektubun açılarak içeriğinin öğrenilmesi hali böyledir.

Uzlaşma, Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı

  • Uzlaşma: Uzlaşma kurumu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeye göre takibi şikayete bağlı suçlar ve birinci maddenin b fıkrasında yer alan suçlarda uzlaştırmaya tabii suçlardır. Uzlaştırmada, uzman tarafından tarafların asgari müşterekte anlaşma sağlanması beklenmektedir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun TCK md.132’da düzenlenen tüm fıkraları uzlaşma kapsamında yer almaktadır. Soruşturmayı yapan savcı, dava açmak için yeterli şüphenin varlığı kanaatinde ise, tarafların uzlaştırılması için soruşturma dosyasını mutlaka uzlaştırma bürosuna göndermelidir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, nitelikli hallerden birisi ile işlenir ise, uzlaşmaya tabi olmayacaktır.
  • Adli Para Cezasına Çevirme: Adli para cezaları, mahkemenin, suçun failine verilen hapis cezasının süresine göre belirlenecek bir miktar parayı devlet hazinesine ödemesi konusunda karar vermesi ve failin hapis cezasından kurtulması durumudur. Burada bir hapis cezasının adli para cezasına çevrilebilmesi için verilen cezanın bir yılın altında olması gereklidir yani bu çevirme ancak kısa süreli hapis cezalarında mümkündür. Bazı durumlarda hapis cezasının bir kısmı para cezasına dönüştürülür ve fail hem hapis cezası hem de para cezasına çarptırılır. Türk Ceza Kanununda adli para cezası direkt verilebilmekle birlikte hapis cezasına ek olarak da verilebilir. Türk Ceza Kanunu kapsamında suçun gerçekleşmesinin mahkeme tarafından tespit edilmesi hallerinde adli para cezasına hükmedilebilmektedir. Adli para cezası, işlenen bir suça karşılık hapis cezasıyla birlikte veya tek başına uygulanabilen bir yaptırım türüdür. TCK md.132 yer alan  haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçu, koşulları varsa adli para cezasına çevrilebilir.
  • Erteleme: Erteleme bir kişi hakkında hapis cezasına hükmedildikten sonra infazının ertelenmesi olarak adlandırılır. Kişi deneme süresi içerisinde iyi halli olarak hareket ederse cezaevine hiç girmeden cezası infaz edilmiş sayılır. Yani kişi hakkında hükmedilen cezanın infazı belirli bir süre geri bırakılır ve o süre içerisinde herhangi bir suç işlenmediği takdirde de infaz edilmiş sayılır. Erteleme kararı kapsamında mahkeme tarafından yargılaması yapılan kişinin suçlu olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte kişiye belirli bir hapis cezası da verilmiştir. Ancak mahkeme kişiye vermiş olduğu bu hapis cezasını, kişi ceza infaz kurumuna girmeden, şartlı olarak vazgeçilmesi yoluna gidilebilir. Bu durumda hapis cezasının ertelenmesinden bahsedilecektir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde düzenlenmiştir. Türk Ceza Hukukunda belli suç ve durumlarda cezanın ertelenmesi mümkündür. Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesi gereği failin iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına hükmedilmesi halinde cezanın ertelenmesi söz konusu olabilmektedir. Ceza ertelenmesi, mahkeme tarafından belirlenen cezanın cezaevinde infaz edilmesinden şartlı olarak vazgeçilmesidir. Erteleme, TCK m. 51/1’de; “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır” şeklinde düzenlenmiştir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi de mümkündür.
  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı: Ceza Muhakemeleri Kanununa göre hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için sanığın suçun işleniş biçimi, suçun işlenişindeki amaç ve saikler, yanında sanığın kişiliği, yaşayışı, iş ve güç durumu vb. durumlar önem arz eder. Bu durumların değerlendirilmesi sonucu mahkeme kişinin gelecekte topluma zarar doğurmayacağına kanaat getirmesi halinde bu kararı verebilir. HAGB alan sanığın belli süreler içerisinde başka bir suça karışması durumunda cezası uygulanabilir hale gelecek ve hapis cezası ile karşı karşıya kalacaktır. Bununla birlikte yapılan son değişikliklere göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı artık sanığın rızasına bağlı olmaktan çıkarılmış olup bu karara karşı itiraz değil istinaf kanun yoluna başvurulabilecektir. Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu nedeniyle hükmedilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi mümkündür. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği takdirde sanık beş yıl süreyle denetimle serbestlik uygulamasına tabii tutulur. Sanığın beş yıl içerisinde herhangi bir suç işlemesi halinde her iki suçtan da cezalandırılacaktır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunda Soruşturma ve Kovuşturma Evresi

Soruşturma Evresi: Şikayet, TCK m. 73’te; “Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Bir suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olabilmesi için kanunda bu durumun açıkça belirtilmesi gerekir. TCK m. 139’da, “(1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.” şeklinde yapılan düzenleme ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun soruşturulmasının şikayete bağlı olduğu açıkça öngörülmüştür.

Savcı, suçun işlendiği ile ilgili bilgi edindikten sonra araştırmaya koyulacak ve bu araştırmada şüphelinin aleyhine ve lehine olan delilleri toplayacaktır. Savcı, araştırması sonucunda yeterli delile ulaşırsa iddianame düzenleyerek dava açacak; aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığı (takipsizlik) kararı verecektir. Savcının bir iddianame düzenlemesi için, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphenin varlığı gerekmektedir. Yeterli şüphe şartının aranmasının temel nedeni ise kişilerin gereksiz yere yargılanmalarının önüne geçilmesini sağlamaktır.

Kovuşturma Evresi: Kovuşturma evresi; görevli ve yetkili mahkemenin Cumhuriyet Savcılığı’nın sunduğu iddianameyi kabul etmesi ile başlar ve yargılama sürecini ifade eder. Kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülmektedir. Yukarıda da açıklandığı üzere soruşturma evresinde şüpheli olan şahıs kovuşturma evresinde sanık olarak isimlendirilir. Kovuşturma evresinde sözlü yargılama yapılır ve yargılamalar duruşmalı olarak ilerler. Duruşmada sanık ve sanık vekili dinlenir bunun yanı sıra müşteki yani şikâyet eden kişi de dinlenir. Ayrıca müşteki sıfatına sahip olan taraf, katılma talebi sunduğu takdirde mahkemenin kabulü ile katılan sıfatına sahip olur.

Sanığa verilecek ceza kovuşturma evresinin sonunda belirlenir. Ancak sanık bu aşamadan önce kendisine isnat edilen suçu ve cezasını tam olarak öğrenmiş olmalıdır. Ayrıca cezalandırılması için de suçu işlediği sabit olmalıdır. Örneğin Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçunun faili olarak iki şüpheli varsa ancak hangisinin suçu işlediği sabit değilse her ikisi de beraat edecektir. Bununla birlikte, kovuşturma evresi neticesinde verilecek kararlar beraat, HAGB hatta zamanaşımına uğradığı takdirde davanın düşmesi şeklinde sıralanabilir Haberleşmenin Gizliliğinin İhlali Suçunun kovuşturma evresi tamamlandığında sanığın suçu işlediği sabit ise verilecek ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenecektir. Artırım ve indirim nedenlerinin uygulanması da mahkemenin takdirine kalacaktır.

haberlesmenin gizliligini ihlal sucu beraat
haberlesmenin gizliligini ihlal sucu beraat

Haberleşmenin Gizliliğini İhlali Suçunda Gözaltı ve Tutukluluk

Gözaltı hali, CMK’nın 91.maddesinde düzenlenmiştir. Usule uygun olarak (CMK m. 90) yakalanan kişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. O halde gözaltı süresi toplam 36 saati geçemez. Gözaltına alma, bu tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığına bağlıdır.

Öte yandan toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak tutuklama, koruma tedbirlerinin en ağırıdır. Zira kişi, sınırlı bir süreyle de olsa hakkında bir kesin hüküm bulunmadan özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Tutuklama, CMK m. 100 ve devamında düzenlenmiştir. Tutuklama kararını sadece hâkim verebilir; savcının veya kolluk amirinin tutuklama kararı vermesi hiçbir şekilde mümkün değildir. Muhakemenin yürütülmesinde esas olan sanığın/şüphelinin tutuksuz olmasıdır; tutuklama ise her zaman istisna niteliğindedir. Tutuklama koruma tedbirinin zorunlu tutulduğu bir hal bulunmamaktadır. Olayda muhakeme şartı varsa, tutuklama kararı verebilmek için bunun gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Tutuklamanın somut koşulları bulunmaktadır. Bu koşullar şunlardır:

  • Kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır.
  • Bir tutuklama nedeni bulunmalıdır.
  • Tutuklama, somut olayda orantılı bir tedbir olmalıdır.

Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere, hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, TCK m. 132’de haberleşmenin gizliliğinin ihlali suçuna ilişkin ceza miktarı dikkate alındığında, tutuklama şartlarının varlığı halinde, bu suç bakımından tutuklama koruma tedbirinin uygulanabilmesi mümkün olabilecektir. Bu suçla ilgili tutukluluk süresi CMK’nın 102/1. maddesi uyarınca en çok 1 yıldır. Zorunlu hallerde bu süre 6 ay daha uzatılabilir. Bu süreye kanun yolunda geçen süre dahil değildir.

İfade, Savunma ve Yargılama Süreci

İfade, kişi hakkında yapılan suç duyurusu ve şikayet nedeniyle olay hakkındaki bilgi ve savunmasının alınması için yapılan bir usuldür. Nitekim haberleşmenin gizliliğini ihlali Suçu şikayete tabi bir suç olduğundan kişinin şikayette bulunması gerekmektedir. Bu nedenle, mağdur şikayette bulunduğu için suç hakkında beyanları alındıktan sonra failin ifadesi de alınır. Eğer şüpheli şahıs ifadeye gitmiyorsa bu durumda hakkında yakalama kararı çıkarılacaktır. İfade kolluk görevlileri tarafından alınabileceği gibi bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından da alınabilir. Buna benzer şekilde sorgu ise şüpheli ya da sanığın hakim ya da mahkeme huzurunda kovuşturma evresinde suç hakkında dinlenmesidir.

Savunma hakkı ise şüpheli ya da sanığın en önemli haklarından biri olup irade özgürlüklerini ifade etmektedir. Çünkü kişi üzerine isnat edilen suç hakkında kendisini savunabilmelidir. Bu nedenle kişiye ayrıntılı olarak üzerine isnat edilen suç anlatılır. Ayrıca kendisini savunabilmesi için belirli bir süre de kişiye verilmektedir. Şüpheli şahıs kendisini bizzat savunabileceği gibi bir avukatın yardımından da yararlanabilir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu noktada destek vermekteyiz. haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu işlendiği takdirde koruma tedbirlerinin uygulanması da mümkündür. Örneğin koruma tedbiri ve uzaklaştırma kararı konulabilir. En önemlisi de kişinin teknik araçlarla izlenmesi mümkün hale gelir. Suçun örgüt kapsamında işlenmesi halinde tanık koruma programından yararlanılması da mümkün olur. Tanık yalnızca suçun mağduru değil aynı zamanda bu kişinin yakınları da olabilir. Yargılama 5235 sayılı kanunun 10, 11, 12. Maddeleri uyarınca asliye ceza mahkemelerinde yürütülecektir.

Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Etkin Pişmanlık ve Görevli Mahkeme

  • Şikayet Süresi: Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen TCK m. 132’nin tüm fıkralarının takibi şikayete bağlıdır. Müşteki şikayet hakkını kullanmadığı takdirde suçun soruşturulması mümkün değildir. Şikayet süresi, mağdurun fiilin işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 aydır.
  • Zamanaşımı: Dava zamanaşımı, suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesi sonucunu doğuran bir ceza hukuku kurumudur. Söz konusu suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Failin hapis cezası ile cezalandırılması halinde ise ceza zamanaşımı 10 yıldır. Bu demektir ki, fail hakkındaki mahkumiyet hükmü 10 yıl içinde infaz edilmezse hapis cezası zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkar.
  • Etkin Pişmanlık: Etkin pişmanlık, kişilerin işledikleri suçtan sonra kendi iradeleri ile pişman olması, suçtan dolayı meydana gelen olumsuzlukların giderilmesi ve adalete katkı sunması ile bazı ceza indirimleri öngören bir kurumdur. Etkin pişmanlığın söz konusu olabilmesi için bahse konu suçun kanunda sayılan suç tiplerinden biri olması gerekir. Ayrıca hüküm verilene kadar verilen zarar giderilmelidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 168. madde hükmüne göre; suç tamamlandıysa ancak bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadıysa, fail, azmettirici, yardım eden şahısların pişmanlık göstermesi halinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Bu kişilerin bizzat pişmanlıklarını göstermesi gerekir şöyle ki vermiş olduğu zarar maddi olarak giderilebiliyorsa aynen geri verilmesi ve tazmin edilmesi gerekmektedir. Böyle bir durumda verilecek cezanın üçte ikisine (2/3) kadarı indirilmektedir. Etkin pişmanlık kişinin işlemek üzere olduğu suçtan kendi rızası ile vazgeçmesidir. Bu suçta şartların varlığı haline etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması mümkündür.
  • Görevli Mahkeme: ‘’Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.’’ (5235 sayılı kanun m. 11) Aynı kanunun 14. Maddesinde ise mahkemelerin görevlerinin belirlenirken, ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin gözetilmeden suçun cezasının üst sınırının dikkate alınacağı belirtilmiştir. Suçun nitelikli halleri de göz önünde bulundurulduğunda, cezanın üst sınırının 10 yılı geçmemesi sebebiyle bu suçta görevli mahkeme asliye ceza mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesi gereği suçun işlendiği yer mahkemesidir. CMK m. 12 ve 13’e baktığımız zaman yetkili mahkemeyi tespit edebiliriz. Kural olarak davaya bakma yetkisi suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Yani mağdurun suça maruz kaldığı yer mahkemesi yetkilidir.  Suç teşebbüste kalmışsa son icra hareketinin yapılacağı yer mahkemesi yetkiliyken, zincirleme şeklinde işlenirse son suçun işlendiği yer mahkemesi yetkili olacaktır. Bu durumda şüpheli veya sanığın yerleşim yeri mahkemesi yetkili olacaktır. Türkiye’de yerleşim yeri olmayan kişi için Türkiye’deki son adresinin olduğu yer mahkemesi yetkilidir. Mahkeme yine belirlenemiyorsa ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir.

Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Hakkında Mahkeme Kararları

Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2017/874 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde 

Sanıklar hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan dolayı TCK’nın 136/1. maddesinin uygulanmasının talep edildiği iddianamede, sanıkların, katılan ile katılanın arkadaşının facebook hesaplarından birbirlerine gönderdikleri mesajları ele geçirip, kendi lehlerine yaydıkları şeklinde tarif edilen eylemlerinin, TCK’nın 132/1 ve TCK’nın 132/2. madde ve fıkralarındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, katılan tarafından bilgisayarın açık halde unutulması nedeniyle tesadüfen katılana ait facebook mesajlarını gören sanık Gülşah’ın, katılanın, kendisine, annesine, personel amiri olan diğer sanık Bülent’e ve bir başka işyeri arkadaşına karşı haksız bir saldırıda bulunduğu düşüncesine kapılmasının ardından ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, kaybolma olasılığı bulunan delilleri muhafaza etme ve sanık Bülent’in de iş akdinin haklı nedenle fesh edildiğini ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettikleri bilinciyle davrandıkları kabul edilemeyeceğinden, sanıklara yüklenen fillerin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanıkların CMK nin 223/2-a maddesi gereğince beraatlerine karar verilmesi gerekir.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2019/7462 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesinin TCK’nın 133/1. maddesinde; en az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesinin aynı Kanunun 133/2. maddesinde kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması başlığı altında suç olarak tanımlandığı, söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, aralarında geçen sözleri kaydetmesi, TCK’nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylemin aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesinin TCK’nın 133/3. maddesinde ayrıca suç olarak tanımlandığı, hükümden sonra 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 80. maddesi ile TCK’nın 133/3. maddesinde yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eyleminin suç olarak düzenlendiği,

Belirli veya belirlenebilir iki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmemeleri gerektiği yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, gizliliği sağlamaya özen gösterip, elverişli araçlar (internet, telefon, telsiz, faks, mektup, telgraf, kağıt vb.) ve ortak semboller (söz, yazı, işaret vb.) aracılığıyla paylaştıkları bilgi, düşünce, duygu ve tutumlarının; özel hayata ilişkin olsun ya da olmasın, başka kişi veya kişiler tarafından, özel bir çaba gösterilerek, doğrudan veya dolaylı şekilde (zarfı açılmadan ışığa tutulan mektupta olduğu gibi), okunmak veya dinlenmek suretiyle öğrenilmesi eyleminin TCK’nın 132/1-1. cümlesinde; anlaşılabilir olsun ya da olmasın, başkalarının haberleşme içeriklerinin kaydı, yani; yazı, ses, görüntü, özel işaretler gibi ortak sembollerin, başka bir nesne üzerine taşınarak (örneğin; ses veya görüntünün, manyetik bant üzerine, yazının başka bir kağıt, defter vb. nesne üzerine geçirilmesi, kopyasının alınması, elektronik iletinin taşınabilir belleğe veya CD’ye aktarılması gibi işlemlerle) sabitlenmesi eyleminin TCK’nın 132/1-2. cümlesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal başlığı altında suç olarak tanımlandığı, bu madde kapsamında yer verilmeyen kişinin kendisiyle yapılan haberleşme içeriğini kaydetmesi eyleminin, koşulları bulunduğu takdirde, aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabileceği; haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin TCK’nın 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği,

Görüldüğü üzere, kişilerin tarafı oldukları konuşma ve haberleşme içeriklerini kaydetmeleri TCK’nın 133/1. maddesi ve 132/1-2. cümlesi kapsamında suç olarak düzenlenmediği gibi, konuşmada, kişiler arasında vasıta bulunmaksızın iletişim gerçekleştiği halde, haberleşmede, elverişli bir araç sayesinde kişilerin iletişime geçtikleri,

Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre; sanığın, babası olan katılan ile yapmış olduğu telefon konuşmasını kaydedip, yapmış olduğu kaydı annesine vermesi şeklinde gerçekleşen olayın TCK’nın 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilmesinin gerekeceği, ancak; sanığın, telefonla yapılan görüşmenin, tarafı olması nedeniyle TCK’nın 132/1-2. cümlesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmediği gibi tarafı olduğu haberleşme içeriğini annesine vermesi eyleminde de TCK’nın 132/3. madde ve fıkrasında aranan aleniyet unsurunun gerçekleşmediği, konuşma içeriği incelendiğinde katılanın konuşmalarda geçen kendisinin başka bir bayan ile gayri resmi yaşadığına dair durumdan sanığın annesine bahsedebileceğini belirtmesi nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 132. maddesinde düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan beraate karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek dosya kapsamına göre uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 133/3. maddesinde düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan yazılı şekilde mahkumiyete karar verilmesi bozma nedenidir.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2015/20 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

Sanığın, eşiyle arasındaki boşanma davasında tanıklık yapan ve aynı zamanda bacanağı olan katılanın, duruşmada, eşinin başka bir kişiyle ilişkisi olduğunu bildiği halde ilişkiyi bilmediğine dair yalan beyanda bulunarak suç işlediğini ispat etmek amacıyla, katılanla yaptığı telefon görüşmesinde, katılana özel olarak sorular sorarak, katılanın cevaplarını ve aralarındaki tüm konuşmaları cep telefonuyla gizlice kayda aldığı, bilahare ses kayıtlarını CD’ye aktarıp C.Başsavcılığına ibraz ederek katılan hakkında yalan tanıklık suçundan şikayetçi olduğu ve kayıtları boşanma davasına da delil olarak sunduğu olayda; sanığın, bir daha delil elde etme olanağının bulunmadığı bir durumda iken, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, katılan hakkında C.Başsavcılığına yapacağı şikayete ve boşanma davasına delil oluşturmak amacıyla hareket ederek gizlice kayıt yapıp, bu ses kayıtlarını içerir CD’yi, adli makamlara delil olarak sunduğu, somut olayda, sanığın, hukuka uygun davrandığı kabul edilmeyeceğinden ifşa suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşmuştur.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2015/3 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

Sanığın, haberleşme içeriğini kaydedip, bu kaydı içeren CD’yi, görülmekte olan dava dosyasına delil olarak vermesi biçimindeki eylemleri, 5237 sayılı TCK’nın 134/1-2. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal ve TCK’nın 132/3. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebilir ise de, görüşme ayrıntıları dökümünü üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına dair hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, boşanma davasındaki iddiasını ispatlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket etmediğinden suç oluşmamıştır.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2019/3132 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

Haberleşme içeriklerinin, haberleşmenin muhatabı olan diğer kişi tarafından, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda, ilgilisi veya ilgililerinin rızası dışında ifşa edilmesi, yani; yayılması, açığa vurulması, afişe edilmesi, ilan edilmesi, kamuoyuna duyurulması, özetle; içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişi veya kişilerin bilgisine sunulması eyleminin TCK’nın 132/3. maddesinde tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirileceği,

Görüldüğü üzere, kişilerin tarafı oldukları haberleşme içeriklerini kaydetmeleri TCK’nın 132/1-2. maddesi kapsamında suç olarak düzenlenmemiştir.

İncelenen dosya kapsamına göre; sanığın, katılan ile yapmış olduğu haberleşme içeriklerini kaydedip, tanık …’e dinletmesine konu olayda, sanığın söz konusu kaydı tanık …’e aleni bir şekilde dinletmemesi nedeniyle yerel mahkemece verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.”


Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/14161 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

Sanığın, emri altında çalışan kardeşine disiplin cezası vermesi sebebiyle kendisini telefonla arayarak hakaret ve tehdit eden katılanla olan konuşmasını kayda aldığı ve telefonun hoparlörünü açarak odasında bulunanlara dinlettiği, sonrasında konuşmaya dair seslerin bulunduğu cd’yi Cumhuriyet Başsavcılığına vererek şikayetçi olduğu olayda; sanığın başka şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken kendisine yönelik hakaret ve tehdit içeren görüşmeyi kayda aldığı, sanığın eyleminin hukuka aykırı olduğunu kabul etmek mümkün olmadığı gibi, esasen bu halde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği için ifşa suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu oluşmamıştır.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/13367 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

Taraflar arasında hakaret, tehdit, kasten yaralama suçlarından açılmış çeşitli davalar bulunmaktadır. Müşteki erkek, kendi amcasına hiçbir kadınla ilişkisi olmadığını, eşi olan kadın sanık tarafından iftira atıldığını söylemiş, bunu duyan sanık da iftira atmadığını ispatlama çabasına girmiştir. Taraflar arasında uzun süredir devam eden geçimsizlik olup, katılanın, amcasına, herhangi bir bayanla gayrimeşru bir ilişkisinin bulunmadığını beyan ettiğini öğrenen sanığın, katılanın kendisini zan altında bırakan sözlerinin doğru olmadığını, aile içi geçimsizliğin kaynağının, katılanın olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacıyla daha önceden bildiği katılana ait elektronik posta adresinin ve bu adresle bağlantılı facebook hesabının internet şifrelerini kullanmak suretiyle bilişim sistemindeki katılana özel kısımlara girdiği ve katılanın S. isimli bir bayana gönderdiği elektronik iletileri ele geçirdikten sonra, eşi tarafından aldatıldığının eşinin yakınları tarafından öğrenilmesini sağlamak amacıyla onlara göndermesi haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaz.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi -2014/8990 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

Sanığın, sulh ceza mahkemesinde görülmekte olan şikayetçinin taraf olmadığı bir dava dosyasına delil olmak üzere şikayetçi ile yaptığı telefon görüşmesini, şikayetçinin rızası olmaksızın kayda alarak bu kaydı mahkemeye delil olarak sunarak ifşa etmesi şeklinde gelişen eyleminde, sanığın, şikayetçi tarafından kendisine karşı işlenmekte olan ve ani gelişen bir suç bulunmadığı halde, kaybolma olasılığı bulunan mevcut delilin muhafazasını sağlamak için değil, önceden hazırlıklı ve planlı şekilde, yeni bir delil elde etmek amacıyla hareket ederek, şikayetçi ile arasındaki telefon görüşmesini gizlice kaydedip, bu ses kaydını içerir CD’yi, şikayetçinin bilgisi ve rızası dışında, dava dosyasına delil olarak sunduğu, atılı eylemin TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal etme suçunu oluşturur.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi – 2018/10736 K.

  • Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu
  • Türk Ceza Hukuku 132. Madde

 Oluşa ve dosya kapsamına göre; katılanın erkek arkadaşı ile yapmış olduğu içeriği özel mesajlarını ele geçiren sanığın, bu mesajları katılana göndermek yerine yetkisiz üçüncü kişi olan tanık …’ya göndermesi nedeniyle sanık hakkında TCK’nın 132/2. madde ve fıkrasında düzenlenen haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyete hükmedilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraate karar verilmesi, kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA karar verilmiştir.


Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği

………  (Suçun İşlendiği Yer Buraya Yazılacak) Cumhuriyet Başsavcılığı’na

Müşteki: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Vekili: Av. Umur YILDIRIM

Şüpheli: İsim Soyisim (TC Kimlik No) – Adres

Suç: Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu (TCK m. 132)

Suç Tarihi ve Yeri: …/…/…

Konu: Şüpheli hakkında işlediği suç nedeniyle soruşturma başlatılması ve soruşturma sonucunda kamu davası açılması talepli şikâyet dilekçesidir.

Açıklamalar           :

  • Burada müvekkil hakkında kim olduğu, şüpheli tarafından haberleşmenin gizliliğinin nasıl ihlal edildiğine ilişkin bilgilere yer verilmelidir.
  • Yaşanılan olay ayrıntılı biçimde izah edilmelidir.
  • Burada ise, yaşanılan olaya ilişkin hangi delillerin olduğundan bahsedilmelidir.
  • Dilekçenin ekinde verilecek delillerin neler olduğu belirtilmelidir.

Hukuki Sebepler: TCK ve ilgili her türlü yasal mevzuat.

Hukuki Deliller: Tanık, yemin, video kaydı, fotoğraf görüntüleri, mesajlar ve ilgili her türlü yasal delil.

Sonuç ve İstem : Yukarıda açıklanan nedenlerle şüpheli hakkında soruşturma başlatılmasını, soruşturma sonucunda kamu davası açılması yönünde karar verilmesini saygılarımla vekâleten arz ve talep ederiz. 

                      Müşteki Vekili

                   Av. Umur YILDIRIM


Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçu Hakkında Sık Sorulan Sorular

  • Kişinin Tarafı Olduğu Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Etmesi Mümkün müdür?

Suçun niteliği gereği kişinin tarafı olduğu haberleşmeyi ihlal etmesi mümkün değildir. Çünkü zaten haberleşme içeriğini kişinin bizzat kendisi üretmektedir. Bununla birlikte, kişinin tarafı olduğu konuşmayı diğer tarafın rızası olmadan ifşa etmesi suçun sübuta ermesine sebebiyet verecektir. Örneğin kişinin arkadaşıyla yapmış olduğu whatsapp konuşmalarını, onun rızası olmadan ifşa etmesi halinde bu suç oluşur.

  • Şikayet Olmadan Haberleşmenin Gizliliğini İhlal Suçundan Yargılama Yapılır mı?

TCK m. 139’da açıkça ifade edildiği üzere, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Yani mağdurun yetkili makamlara herhangi bir şikayeti olmazsa, Cumhuriyet Savcılığı re’sen (kendiliğinden) suçu soruşturmaya başlamayacaktır.

  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal nedir?

Telefon veya internet gibi ortamlar üzerinden gerçekleştirilen haberleşmelerin kaydedilmesi, paylaşılması ve yayılması hususları haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaktadır.

  • TCK 132 maddesi nedir?

Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu TCK 132.maddede düzenlenmiştir. ilgili düzüenleme şöyledir” Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır. (2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle: 2/7/2012-6352/79 md.) İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.”

  • Whatsapp yazışmalarını ifşa etmek suç mu?

Whatsapp yazışmalarının resmi kurumlara ibraz gibi durumların haricinde paylaşılması ifşa edilmesi suç oluşturacaktır.

X
kadim hukuk ve danışmanlık