0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde (CMK)

11ceza muhakemesi kanunu 46 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde

Meslek ve Sürekli Uğraşıları Sebebiyle Tanıklıktan Çekinme

1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır:

a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler.

b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler.

c) Mali işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.

2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.

Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde Gerekçesi

Madde, esasta meslek ve sürekli uğraşılar nedeniyle tanıklıktan çekinmeyi düzenlemektedir. Bu bakımdan tanıklıktan çekinme, hizmet sunulan kişilere güven verdikleri takdirde hizmet verebilecek meslek grupları bakımından kabul edilmiştir. Madde tanıklıktan çekinebilecek meslek gruplarının sayısını çoğaltmıştır. Bu hususta göz önünde tutulan ölçüt, “güven ilişkisi”dir; “orantılılık” ilkesi gereğince maddî gerçeğin ortaya çıkarılması hedefi ile güven ilişkisinin korunmasından doğan yarar tartılmış ve maddede kabul edilen hâllerde güven ilişkisinin daha ağır bastığı kabul edilmiştir.

Mesleki sır tutma nedeniyle, karşılaştırmalı ceza yargılama hukukunda avukatların, hekimlerin veya din görevlilerinin, sıfatları nedeniyle öğrendikleri müvekkillerinin, hastalarının, kendilerine itirafta bulunmuş din cemaatleri mensuplarının sırları hakkında tanıklıktan çekinebilmeleri kabul edilmektedir. Buna karşılık meslekî sır gazeteciler için genel olarak kabul edilmemektedir. Kolluk mensuplarının meslekî sırları konusu ise tartışmalı olmakla beraber, İtalyan Ceza Usulü Kanununun 201. maddesi ile Fransa’da, mahkeme içtihatları ile kamu yararına bağışıklığın kabul edildiği İngiltere’de, kolluk mensuplarının kendilerine sürekli bilgi getiren kişilerin (indicateur) isimlerini açıklamayı reddedebilecekleri kabul edilmiştir.

Maddede, değişik ülkelerin karşılaştırmalı kanun ve içtihatları ve bu husustaki eğilimler göz önünde bulundurulmak suretiyle dört meslek grubu mensupları bakımından belirli koşullarla meslekî sırdan dolayı tanıklıktan çekinme kabul edilmiştir.

Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi nedeniyle öğrendikleri sırlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Görülüyor ki, avukatın meslekî sırrı koruma yükümü, avukatın sıfatı veya yüklendiği yargı görevi nedeniyle elde ettiği bütün sırları kapsamaktadır. Bu itibarla avukatın müvekkili ile bütün haberleşmesi de meslekî sır içindedir. Meslekî sıfat dolayısıyla veya yargı görevi nedeniyle elde edilmemiş olan bilgiler bakımından tanıklıktan çekinilemeyecektir. Hâkimin, bilginin ne suretle elde edildiğine dair beyanları takdir yetkisi vardır.

  • Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensupları, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ile bunların yakınlarına ait öğrendikleri sırlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler.
  • Mali işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterler, hizmet verdikleri kişilerin, sıfatları dolayısıyla öğrendikleri sırları hakkında tanıklıktan çekinebileceklerdir.

Kolluk mensupları, bu sıfatları nedeniyle üç grup kişi hakkında öğrendikleri bazı bilgiler hususunda tanıklıktan vazgeçebileceklerdir. Bu hüküm, Türk hukukunda tam bir yeniliktir ve suçla mücadelede etkin bir araç oluşturabilecek niteliktedir. Gruplar şunlardır:

a) Kolluk mensubu, kendilerinin veya yakınlarının hayat ve sağlıklarını korumak amacıyla kimliklerini açıklamayı reddetmiş bulunan tanıkların kimliklerini açıklamaktan çekinebilir.

b) Aynı nedenle suçu ihbar etmiş olanların kimlikleri hususunda da tanıklıktan çekinilebilir.

c) Kolluğa suçlar ve suçlular hakkında sürekli bilgi veren kimselerin de kimliklerini kolluk mensupları açıklamaktan çekinebilirler.

Görülüyor ki, çekinme sadece bu üç grup kişinin kimliklerini kapsamaktadır. Yukarıda açıklanan (1) ilâ (3) numaralı bentlerde belirtilen kişilerin tanıklıktan çekinmeleri zorunlulukları mutlaktır; bunlar ilgilinin rızası bulunsa bile belirtilen hususlarda tanıklık yapamazlar. (4) numaralı bentte yazılı hâlde ise ilgilinin rızası varsa çekinme zorunlu değildir; ancak kolluk mensubu takdirine göre yine de tanıklıktan çekinebilecektir. Ancak maddenin son fıkrasında belirtildiği üzere, bilginin verilmemesinin suç sayıldığı hâllerde çekinmede bulunulamaz. Fakat bu fıkra, avukatlar veya stajyerleri veya yardımcıları hakkında, hiçbir hâlde uygulanmayacaktır.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 
ceza muhakemesi kanunu 46 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 46 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde Meslek ve Sürekli Uğraşıları Sebebiyle Tanıklıktan Çekinme Emsal Kararlar

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E:2017/4667, K:2018/72

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde
  • Meslek ve Sürekli Uğraşıları Sebebiyle Tanıklıktan Çekinme

Sanıklar … ile … hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamada, yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı, dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılanlar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin istem gibi onanmasına,

Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde; sanığın katılanlar adına sahte olarak oluşturduğu 12.01.2012 tarihli muvafakat nameyi işyeri ruhsat işlemleri için Belediye Başkanlığına ibraz etmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği kamu davasında, iş yerini fiili olarak sanığın savunmasının … tarafından doğrulanmadığı ve mevcut delillere göre sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, sanık hakkında mahkumiyet yerine beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına,

Sanık A. A. hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde; katılanların kiralayan, kendisinin kiracı olarak göründüğü 01.09.2007 tarihli kira kontratını sanığın sahte olarak düzenleyip işyeri işlemleri için Belediye Başkanlığına ibraz etmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia edildiği kamu davasında; sanığın suça konu kira kontratının muhasebecisi mali müşavir … tarafından hazırlandığını ve kendisine imzalatıldığını beyan etmesi karşısında, tanık …’in usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilip 5271 Sayılı CMK’nın 46/1-c, 48/1 maddeleri uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak, suça konu kira kontratı kendisine okunup gösterilerek, kontratı kendisinin veya çalışanlarından birinin düzenleyip düzenlemediğinin sorulması, çalışanı tarafından düzenlenmiş ise bu kişinin aynı şekilde çekinme hakkı hatırlatılarak tanık olarak dinlenmesi kendilerinden kira kontratındaki yazıların kime ait olduğunun ve kontratı kimlerin imzaladıklarının sorulması, gerekli olması durumunda imza yazı örnekleri alınarak kontrat üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 08.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 11. Ceza Dairesi E: 2017/16804, K: 2018/426

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde
  • Meslek ve Sürekli Uğraşıları Sebebiyle Tanıklıktan Çekinme

Sanıklar hakkında, 2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçlarından açılan kamu davasında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; her takvim yılı için suça konu fatura asıllarından kanaat oluşturacak sayıda temin edilip, dosya arasına konulmasından sonra incelenerek, 213 sayılı Yasanın 227. maddesinin 3. fıkrasındaki düzenleme de gözetilip, aynı yasanın 230. maddesinde öngörülen şekil şartlarını taşıyıp taşımadığının tespit edilmesi, sanık …’ın hangi tarihlerde cezaevinde bulunduğunun araştırılması, sanıkların savunmalarında ve vergi tekniği raporunda ismi geçen mali müşavir …’nun, CMK’nın 46 ve 48. maddeleri de dikkate alınıp tanık olarak dinlenmesi, suça konu faturaları kullanan şirket veya kişilerin tespiti ile suça konu faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak aldıkları ve sanıkları tanıyıp tanımadıklarının sorulması, sanıkların işletmenin faaliyetleriyle ilgili beyanname, işletmeye ait bir belge düzenleyip düzenlemediklerinin araştırılması, vergi dairesi ve ilgili kurumlara sunulan tüm belge asılları ile faturalardaki imza ve yazıların sanıklara aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin bir gereği olarak, suça konu faturaların düzenlenme tarihleri dikkate alınıp, yüklenen suçların oluşumunda sanıkların rol ve sorumluluklarının her yıl için ayrı ayrı tartışılması suretiyle, eylemleri gerçekleştiren gerçek sorumlu veya sorumlular belirlenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de;

a- Adli sicil kayıtlarında tekerrüre esas ve ertelemeye engel sabıkaları bulunan sanıklar … ve … hakkında, hapis cezalarının ertelenmesine karar verilip, tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,

b- 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 17.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


 Yargıtay 13.Ceza Dairesi Esas: 2013/3777, Karar: 2014/19509

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 46. Madde
  • Meslek ve Sürekli Uğraşıları Sebebiyle Tanıklıktan Çekinme

Sanıklardan T. E. suça konu aracı S. ve Y. isimli şahıslardan satın aldığını bildirip, sanıklar Y. ve S. hakkındaki evrakın bu evraktan tefrik edildiği, ancak sanıklar Y. ve S.’ın örgüt lideri olarak göründükleri ve şema içerisinde bu davanın konusu olan suçun da yer aldığı suç örgütünü yönettikleri iddiasıyla Y. ve S. hakkında Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/204 esas sayılı dosyasıyla kamu davası açıldığı, mümkün olduğu takdirde bu dosya ile bahsedilen 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/204 esas sayılı dosyasının birleştirilmesinin sağlanması mümkün olmadığı takdirde yargılama aşamasına ilişkin dosyasında bulunmayan diğer ilgili evrakın temini ile sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerektiği halde, anılan dosyanın getirtilip incelenmesiyle yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

Sanıkların aracı satın aldıklarını bildirdikleri, başka dosyada sanık olarak yargılanan Y.’nin tanık sıfatıyla 10.11.2010 tarihli oturumda dinlenmesi sırasında, tanığın CMK’nın 45 ve 46. maddeleri anlamında tanıklığa engel bir halinin bulunmadığı, sadece anılan Yasa’nın 48. maddesi uyarınca, kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebileceği hususunda ihtarda bulunulması gerekirken, tanığa çekinme hakkının bulunduğu bildirilip, tanığında tanıklık yapmayacağını bildirmesi üzerine, çekinme hakkını kullandığı gerekçesiyle beyanının alınmaması,

Sanıkların müştekiye ait aracı çalıp zilyetliklerine geçirdikten sonra, aracı parçalamaları şeklinde gelişen olayda, sanıkların hâkimiyetinde bulunan suça konu aracın mülkiyetine yönelik zarar verilmesi eyleminin ayrıca mala zarar verme suçunun unsurlarını oluşturmamasına karşın mala zarar verme suçundan sanıkların beraatı yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine hükmedilmesi, bozmayı gerektirmiş, sanıklar K. U., H. ve T. E. müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak bozulmasına, 02.06.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 68. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/

] }


Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın