0 (312) 911 9553
·
[email protected]
·
Pzt-Cuma 09:00-18:00
Danışmanlık

Ceza Muhakemesi Kanunu 3. Madde (CMK)

11ceza muhakemesi kanunu 3 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 3. Madde

Görev

  1. Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.
  2. (Ek: 26/6/2009 – 5918/6 md.;Mülga:2/7/2018-KHK/700/159 md.)

Ceza Muhakemesi Kanunu 3. Madde Gerekçesi

Kamu davasını gören merci, elbette ki, mahkemedir. Türk sisteminde de mahkemelerle ilgili hususlar mahkemeler teşkilâtı hakkındaki kanunlarda yer almalıdır. Burada sadece mahkemelerin görevleri ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin, genel hükümler arasında yani soruşturma ve kovuşturma evrelerine ortak Birinci Kitabın Birinci Kısmında yer almış bulunmasının nedeni, böylece Cumhuriyet savcılarının da yetkisinin dolayısıyla belirlenmiş olmasıdır. Maddede “madde bakımından yetki” türü düzenlenmiş olup, bu hükümle Anayasanın 142. maddesindeki ilke de ayrıca vurgulanmaktadır.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 
ceza muhakemesi kanunu 3 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 3 madde cmk

Ceza Muhakemesi Kanunu 3. Madde Görev Emsal Kararlar

Yargıtay 16. Ceza Dairesi E: 2015/5165, K: 2015/2514

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 3. Madde
  • Görev

Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.08.2007 tarih 2007/1075 D. İş, 2007/1076 D. İş sayılı ihtiyati tedbir kararına istinaden kendisine teslim edilen malı ya da malları tedbir kararına aykırı hareket ederek iade etmediği ileri sürülen sanığın eyleminin 6100 sayılı HMK’nın 398/1 maddesi kapsamında kalmasına göre görevli mahkemenin davanın esası hakkında karar veren … Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilmeksizin yargılamaya devamla yazılı biçimde karar vermek suretiyle CMK 3. maddesine muhalefet edilmesi, Kanuna aykırı katılan vekilinin temyiz talebi bu yönde yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeksizin hükmün bu nedenle bozulmasına, 15.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


 Ceza Genel Kurulu E: 2010/9-254, K: 2011/31

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 3. Madde
  • Görev

Sanığın suç tarihinde sevk ve idaresindeki araçla trafik kazası yaparak Z.O.’un ölümüne, mağdur D.’nin hayati tehlike geçirmeksizin, basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek ve 3 gün olağan işinden kalacak şekilde, mağdur C.’nin ise, hayati tehlike geçirmeksizin, basit tıbbi bir müdahale ile giderilebilecek ve 7 gün olağan işinden kalacak şekilde yaralanmalarına neden olduğu, mağdurların sanıktan şikâyetçi olmadıkları anlaşılmaktadır.

Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Vücudunda kemik kırılmasına,

c) Konuşmasında sürekli zorluğa,

d) Yüzünde sabit ize,

e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.

(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.

4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması hâlinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

5) (Değişik fıkra: 06/12/2006-5560 s.K.5.mad) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz” şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin 5. fıkrasına göre taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak 89. maddenin 1. fıkrası kapsamına giren yaralamalar hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmayacaktır. Anılan değişiklikle 1. fıkra¬da yazılı taksirle basit yaralama suçu bilinçli taksirle işlenmiş olsa bile şikâyete tâbi hale getirilmiş olup, taksirle öldürme eyleminin gerçekleştirilmesi sonucu bir kişinin ölümü ile birlikte yaralanmaya da neden olunmuş ise, yaralılar yönünden şikayet önem taşımaktadır. Bu durumda; bir kişinin ölümü ile birlikte şikâyete tabi olan bir veya birden fazla yaralanma meydana gelmiş ve yaralananlar da şikâyetçi değiller ise, eylem 5237 sayılı TCK’nın 85. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen suçu oluşturacaktır.

Özel Dairenin istikrar kazanmış uygulamaları bu şekilde olduğu gibi, öğretide de, bir kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin de 5237 sayılı TCK’nın 89/1. maddesi kapsamında yaralanması halinde, yaralamadan ötürü şikâyetin geri alınmasının veya şikayette bulunulmamasının anılan Yasanın 85. maddesinin 2. fıkrasının uygulanmasına engel olacağı belirtilmiştir. (Artuk-Gökçen-Yenidünya, TCK Şerhi- Özel Hükümler, Ankara 2009, sh.2242). Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sevk ve idaresindeki araçla trafik kazası yapan sanık bir kişinin ölümüne ve 5237 sayılı TCK’nın 89. maddesinin 1. fıkrası kapsamında kalacak şekilde iki kişinin de yaralanmasına neden olmuştur. Bu hali ile sanığın eylemi 5237 sayılı TCK’nın 85. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen suçu oluşturmakta ise de, anılan Yasanın 89. maddesinin 5560 sayılı Yasa ile değişik 5. fıkrası uyarınca mağdurların yaralanmaları aynı maddenin 1. fıkrası kapsamında olması nedeniyle şikâyete bağlı bulunduğundan ve her iki mağdurda sanıktan şikâyetçi olmadıklarından, sanığın eylemi taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, sanığın 5237 sayılı TCK’nın 85. maddesinin 1. fıkrası yerine aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ve lehe Yasa değerlendirmesinin de 85/2. maddesi uyarınca yapılmasına ilişkin yerel mahkeme direnme hükmü isabetsiz olup, sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. Açıklanan nedenlerle, Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2009 gün ve 146-167 sayılı direnme hükmünün suç vasfındaki yanılgı nedeniyle sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına 05.04.2011 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 2. Ceza Dairesi E: 2013/15396, K: 2014/4342

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 3. Madde
  • Görev

21.07.2011 ve 26.01.2012 tarihli duruşma tutanakları içeriğine göre Baro tarafından 15 yaşından küçük olan mağdur A.. İ..’e müdafii olarak Av.F. A. atandığı ve mağdurun ifadesinin alınması sırasında hazır olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki 1 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir, Ancak,

Olay günü, sanığın mağdurun yanına gelerek önce cep telefonu olup olmadığını sorduğu, hayır cevabını alınca elini mağdurun cebine atarak telefonunu alma eylemiyle ilgili olarak mağdurun korktuğu için ses çıkaramadığını, zorla cep telefonunu aldığını belirtmesi ve durumu kolluk görevlilerine bildirmesi karşısında sanığın eyleminin, suçun sübutu halinde TCK’nın 148/1. maddesi kapsamında yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtları tartışıp değerlendirme görevi Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek, yargılamaya devamla yazılı şekilde esasa ilişkin karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, O yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi bozulmasına, 19.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 68. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/

] }


Avatar
1990 yılında Kırıkkale’de doğan Umur Yıldırım, orta öğrenimini Bursa Polis Koleji’nde tamamladıktan sonra yüksek öğrenimine Ankara Polis Akademisi’nde başlamış ve 2011 yılında ayrılmıştır. Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlayarak başarı burs ile üç yılda dönem ikincisi olarak mezun olmuştur. Halen tam burslu olarak Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Kamu Hukuku Bölümünde yüksek lisansına devam etmekte olan Umur Yıldırım, Kadim Hukuk ve Danışmanlık Bürosu’nun kurucusudur.
Yorum Yazın