Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde (CMK)

Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde (CMK)

ceza muhakemesi kanunu 145 madde

Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde

İfade veya Sorgu İçin Çağrı

İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır.

Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde Gerekçesi

Maddenin saptadığı ilke, ifadesinin alınması veya sorgusunun yapılması için, kişinin davetiye ile çağrılmasıdır. Ancak madde, kişi gelmezse zorla getirilebileceğinin davetiye yazılabilmesini de öngörmektedir.

  • İlgili Makale: 
  • 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Tam Metin: 

Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde İfade veya Sorgu İçin Çağrı Emsal Kararlar

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E:2013/4648, K:2014/14727

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde
  • İfade veya Sorgu İçin Çağrı

Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;

Sanığın savunmasının alınması için adresine yazılan talimat sonucunda esas mahkemesinde ifade vermek istediğini bildirmesine rağmen duruşmalara katılmaması karşısında; yeniden talimat yazılması ve 5271 sayılı CMK’nın 145.maddesi uyarınca ihtarlı davetiye ile gelmemesi halinde aynı yasanın 146.maddesine göre zorla getirme kararı verilerek savunmasının alınması gerekirken, savunması alınmadan karar verilmesi,

Yasaya aykırı, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca isteme uygun olarak bozulmasına, 25.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

ceza muhakemesi kanunu 145 madde cmk
ceza muhakemesi kanunu 145 madde cmk

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E:2005/12897, K:2006/7211

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde
  • İfade veya Sorgu İçin Çağrı

Hakaret ve tehdit suçundan şüpheli olan …’ın zorla getirilmelerine karar verilmesine yönelik Kadıköy C. Başsavcılığının talebinin, 5271 sayılı CMK’nın 146. maddesi gereği C. savcısının zorla getirme yetkisi bulunduğu ve bu hususta mahkeme kararı gerekli olmadığı gerekçeleriyle reddine dair Kadıköy 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.9 2005 gün ve 2005/893 müteferrik sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Kadıköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.9.2005 gün ve 2005/209 müteferrik sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 20.10.2005 gün ve 44360 sayılı kanun yararına bozma isteği içeren Yargıtay C. Başsavcılığının 11.11.2005 gün ve 2005/187260 sayılı tebliğnamesiyle Kadıköy C. Başsavcılığının 2005/28578 sayılı soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle incelendi ve gereği görüşüldü:

Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, soruşturma işlemlerinin yapılmasından C. Savcısı sorumlu olmakla birlikte, C.Savcısının soruşturma sırasında ne şekilde hareket etmesi gerektiğini belirten kuralların anılan Kanun’un birinci kitabında düzenlendiği, bu düzenlemelerden bazılarına göre gözlem altına alma için 74, molekül er genetik inceleme için 79, yakalama emri için 98, el koyma için 127. maddesi hükümleri gereğince hakim kararı arandığı nazara alındığında, hürriyeti kısıtlama sonucunu doğurabilecek zorla getirme emri için hakim kararı gerekmesinin tabii olduğu, dolayısıyla ifadelerine başvurulmak üzere çağrı gönderilen şüphelilerin gelmemesi üzerine zorla getirilmeleri için Ceza Muhakemesi Kanununun 146. maddesi gereğince mahkemece zorla getirme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.

Zorla getirme kararı; şüpheli, sanık, tanık veya bilirkişilerin ceza soruşturması veya kovuşturmasında ifade alma, sorgu ya da diğer işlemlerin yapılması maksadıyla ve gerektiğinde zor kullanılarak yetkili adli makam önüne çıkartılmasını sağlamayı amaçlayan koruma tedbiri mahiyetindeki bir Ceza Muhakemesi işlemidir. Zorla getirme yetkisinin Anayasal dayanağı ise 1982 Anayasasının 19/3. maddesinde, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına istisna teşkil eden yargı yetkisi kapsamında görülmüş ve … yetkili mercii önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi … halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz sözcükleri ile ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi sanık, tanık bilirkişi veya şüphelilerin gerektiğinde zorla getirilmesi yargısal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Yürürlükten kaldırılan 1412 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 46. maddesinde tanıklar hakkında, 133 ve 134. maddelerinde şüpheli ve sanık hakkında ihzar kararı verme yetkisi mahkeme veya hakim tarafından, 154/2. maddedeki yetki ise yakalananlar, sanık ve tanıkları kapsayacak biçimde C.Savcısınca kullanılmaktaydı. Buna karşın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY. sisteminde aynı konular farklı biçimde düzenlenmiştir.

1412 sayılı Kanunun C. Savcısının yetkilerini düzenleyen 154. maddesinin karşılığını oluşturan 5271 sayılı CMK’nın 161. maddesinde zorla getirme kararı verme yetkisine yer verilmediği gibi, aynı Yasanın 146. maddesinde de bu konuda C. Savcısına yetki verilmemiştir. Nitekim, şüphelinin zorla getirtilmesini düzenleyen 146. maddenin 4. fıkrasında yetkiyi kullanacak olan hakim ve mahkeme gibi makamlar bakımından çağıran tabiri kullanılmış iken, açıklamalı davetiye üzerine şüpheliyi getirtmesi gereken C.Savcısı yönünden ise isteyen kelimesi kullanılmıştır. Böylece kanun koyucunun, şüphelinin zorla getirtilmesi maksadıyla C.Savcısının yetkili hakimden istemde bulunmasını öngördüğü anlaşılmaktadır. Diğer taraftan CMK’nın 162. maddesinde de hakim tarafından yapılması gereken soruşturma işlemlerinin, bu işlemin yapılacağı yer sulh ceza hakiminden istenileceği hükmü yer almaktadır.

İncelenen dosyada, Kadıköy C.Başsavcılığı tarafından, 5271 sayılı CMK’nın 145. maddesi uyarınca çıkartılan açıklamalı çağrı yazısının kolluk görevlisince şüphelilere 6.9.2005 tarihinde tebliğ edildiği ve çağrıya karşın gelmediklerinin anlaşılması ve açıklanan yasal gerekler karşısında, tebliğnamedeki kanun yararına bozma düşüncesi yerinde bulunarak, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca; Kadıköy C. Başsavcılığının itirazını reddeden Kadıköy 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.9.2005 gün ve 2005/209 müteferrik sayılı kararının kanun yararına bozulmasına, gereği için dosyanın mahalline gönderilmesine, 22.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Yargıtay 12. Ceza Dairesi E:2012/30141, K:2012/27868

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde
  • İfade veya Sorgu İçin Çağrı

Sanığın atılı suçtan dolayı sorgusu yapılıp savunması tespit edilmeden yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle CMK’nın 145 ve devamı maddelerine aykırı davranılması, bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak bozulmasına, 19/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Yargıtay 5. Dairesi E:2007/8737, K:2007/8807

  • Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde
  • İfade veya Sorgu İçin Çağrı

Fuhuş için başkasına kadın tedarik etme ve pasaportta tahrifat suçlarından sanık Margaretta’nın bozma üzerine yapılan yargılanması sonunda; atılı suçlardan mahkumiyetine dair Fatih Beşinci Asliye Ceza Mahkemesi’nden verilen 01.03.2006 gün ve 2005/1605 Esas, 2006/143 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığı’ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:

Sanığın Moldovya uyruklu olup, 27.03.2002 tarihinde sınır dışı edilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, öncelikle vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında suçluların iadesi ve yargılanmasına ilişkin anlaşma bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre gerektiğinde istinabe yoluyla iddianame okunup savunmasının alınması sağlanmadan hüküm kurulmak suretiyle CMK’nın 145 ve devamı maddelerine muhalefet edilmesi,

Sanığa ait nüfus kaydı temin edilmeden üzerinde tahrifat yapıldığı iddia edilen pasaport evrakı ile yetinilmesi, kabule göre de; 5252 sayılı Yasa’nın 9/3 ve CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilmesi ve tüm bunların gerekçelerine de yer verilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına, 15.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


Ceza Muhakemesi Kanunu 145. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.yargitay.gov.tr/ 

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık