Hatalı burun estetiği nedeniyle tazminat davası (Malpraktis), hatalı burun estetiği sebebiyle ortaya çıkan ve komplikasyon olarak değerlendirilemeyen uygulama hatalarında fiziki ve psikolojik zarara uğrayan hastaların, uğradıkları maddi ve manevi zararları tazmin edebildikleri dava türüdür. Estetik ameliyat, genellikle zorunlu olmayan, kişinin kendi isteğiyle fiziksel görünümünü iyileştirmek amacıyla tercih ettiği cerrahi bir işlemdir. En sık tercih edilen estetik operasyonlardan biri burun estetiği (rinoplasti) ameliyatıdır. Ancak operasyon sonrasında hasta nefes almada güçlük, burun düşmesi, burun ucu sertleşmesi, eğrilik gibi sorunlarla karşılaşabilir ya da taahhüt edilen görünüme kavuşmamış olabilir. Bu gibi durumlarda hasta malpraktis tazminat davası açarak hatalı burun estetiği nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminini sağlayabilir.
Tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerde kural olarak hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet ilişkisidir. Hekim sonuç garantisi vermez, ama sonuca ulaşmak için tıp biliminin gerektirdiği tüm dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Hekim tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen sonuç (hastanın iyileşmesi) gerçekleşmezse sorumlu tutulamaz. Ancak estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde durum farklıdır. Hasta tıbbi bir zorunluluk olmaksızın fiziksel görünümünü değiştirmek amacıyla hekime başvurmakta, hekim de hastanın istediği estetik sonucu taahhüt etmektedir. Dolayısıyla estetik amaçlı yapılan müdahaleler, hukuki açıdan eser sözleşmesi niteliği taşımakta ve bu kapsamda hatalı burun estetikleri nedeniyle açılacak (malpraktis) tazminat davalarında TBK’nın eser sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanmaktadır.
Bununla birlikte burun estetiği özel hastanede, hekimin özel kliniğinde ya da devlet veya üniversite hastanesinde gerçekleştirilebilir. Estetik operasyonun gerçekleştirildiği yere göre açılacak tazminat davasında usulü farklılıklar söz konusu olmaktadır. Özel hastanede yahut hekimin özel kliniğinde yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak (malpraktis) tazminat davası tüketici mahkemesinde açılmakta iken, devlet hastanelerinde yapılan hatalı burun estetiği ameliyatları sonucu ortaya çıkan zararlar idare mahkemesinde açılacak tam yargı davası ile tazmin edilebilmektedir. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu temel ayrım gözetilerek hatalı burun estetiği nedeniyle (malpraktis) tazminat davasından bahsedeceğiz.
Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davası Nedir?
Tıbbi bir zorunluluk bulunmamasına rağmen fiziksel görünümün iyileştirilmesi amacıyla estetik ameliyatları uygulamada sıklıkla tercih edilmektedir. Estetik ameliyatı cerrahi bir işlem olup en sık tercih edileni arasında burun estetiği (rinoplasti) de bulunmaktadır. Burun estetiği sonucu hasta nefes problemi, burun düşmesi, burun ucu sertleşmesi, eğrilik gibi sorunlarla karşılaşabilir ya da taahhüt edilen görünüme kavuşmamış olabilir. Bu durumda hasta (malpraktis) tazminat davası açarak hatalı burun estetiği nedeniyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminini sağlayabilir. Bu kapsamda hatalı burun estetiği nedeniyle (malpraktis) tazminat davası; hatalı burun estetiği sebebiyle ortaya çıkan ve komplikasyon olarak değerlendirilemeyen uygulama hatalarında fiziki ve psikolojik zarara uğrayan hastaların, uğradıkları maddi ve manevi zararları tazmin edebildikleri dava türüdür.
Özel hastanede yahut hekimin özel kliniğinde yapılan burun estetiği ameliyatları eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmektedir. TBK’nın 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerde kural olarak hekim ile hasta arasındaki ilişki vekalet ilişkisidir. Hekim sonuç garantisi vermez, ama sonuca ulaşmak için tıp biliminin gerektirdiği tüm dikkat ve özeni göstermekle yükümlüdür. Hekim tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen sonuç (hastanın iyileşmesi) gerçekleşmezse sorumlu tutulamaz.
Ancak estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde durum farklıdır. Hasta tıbbi bir zorunluluk bulunmaksızın kendi isteğiyle fiziksel görünümünü değiştirmek amacıyla hekime başvurmakta, hekim de hastanın istediği sonucu taahhüt etmektedir. Dolayısıyla estetik amaçlı yapılan müdahaleler, hukuki açıdan eser sözleşmesi niteliği taşımakta ve bu kapsamda hatalı burun estetikleri nedeniyle açılacak (malpraktis) tazminat davalarında TBK’nın eser sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanmaktadır.
Buna karşılık devlet hastanesinde yapılan hatalı burun estetiği ameliyatları ise hizmet kusuru olarak değerlendirilmekte ve ortaya çıkan zararların tazmin edilmesinde idare hukuku hükümleri uygulanmaktadır. Dolayısıyla devlet hastanelerinde yapılan hatalı burun estetiği ameliyatları sonucu ortaya çıkan zararlar tam yargı davası ile tazmin edilebilmektedir. İYUK madde 2/1-b’de tam yargı davası “idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan” dava olarak tanımlanmaktadır.

Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle (Malpraktis) Tazminat Davasının Şartları Nelerdir?
Hatalı burun estetiği nedeniyle (malpraktis) tazminat davasının belirli şartları bulunmaktadır. Bu şartlar genel olarak şunlardır:
- Burun estetiği sürecinde hekim tarafından tıp bilimi kurallarına aykırı hareket edilerek hatalı bir işlem yapılmış olmalıdır
- Yapılan burun estetiği sonucu hasta zarara uğramış olmalıdır
- Hastanın uğradığı zarar ile hekim tarafından yapılan işlem arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Yani ortaya çıkan zarar, hatalı estetik işleminden kaynaklanmalıdır
- Zarar, komplikasyon sonucu meydana gelmiş olmamalıdır.
Bu şartlardan komplikasyon hususuna ayrıca değinmek yerinde olacaktır. Tıbbi hata olarak adlandırılan malpraktis; hekimin bilgi eksikliği, deneyimsizliği veya dikkatsizliği sonucunda yaptığı hatalı uygulama sonucu hastanın zarar görmesidir. Komplikasyon ise, tıp biliminin standartlarına uygun olarak ve gerekli özen gösterilerek yapılan tıbbi müdahale sırasında öngörülmeyen, öngörülse bile önlenemeyen riskli durum, istenmeyen sonuçtur. Tıbbi müdahaleyi yapan hekim kural olarak komplikasyondan sorumlu tutulmaz. Ancak, bunun için hastanın tıbbi müdahale öncesinde olası riskler hakkında yeterince aydınlatılmış ve onayı alınmış olması gereklidir. Ayrıca komplikasyon fark edildiğinde doğru bir şekilde müdahale edilmiş olmalıdır.
Mahkeme tarafından tıbbi bir müdahale sonucu ortaya çıkan olumsuz sonucun komplikasyon mu yoksa malpraktis mi olduğuna çoğu zaman bilirkişi raporları esas alınarak karar verilmektedir. Bununla birlikte komplikasyon, estetik amaçlı tıbbi müdahalelerde, tedavi amaçlı tıbbi müdahalelerde olduğu gibi, malpraktis tazminat davası bakımından belirleyici bir şart değildir. Estetik amaçlı yapılan tıbbi müdahaleler, hukuki açıdan eser sözleşmesi niteliği taşımakta ve hekim sonuç taahhüdü altına girmektedir. Dolayısıyla olay tıbbi olarak komplikasyon kapsamında dahi olsa taahhüt edilen sonuca ulaşılamadığı takdirde tazminat yükümlülüğü ortaya çıkabilmektedir.
Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle (Malpraktis) Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?
Özel hastanede yahut hekimin özel kliniğinde yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle (malpraktis) tazminat davasında taraflar mağdur hasta ve hatalı işlemi gerçekleştiren hekimdir. Bununla birlikte hekimlerin zorunlu mesleki sorumluluk sigortalarının bulunması sebebiyle, tazminat taleplerinin doğrudan sigorta şirketine karşı ileri sürülmesi de mümkündür. Devlet hastanesinde yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle tam yargı davası Sağlık Bakanlığına karşı açılır. Bu davanın estetik ameliyatı gerçekleştiren hekime karşı açılması mümkün değildir.
Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davasında Maddi ve Manevi Zarar ile Tazminat Miktarı
Hatalı burun estetiği nedeniyle (malpraktis) tazminat davasında, hasta hatalı burun estetiği sebebiyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminini isteyebilir. Maddi zarar, hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle kişinin mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma ile yoksun kalınan geliri ifade etmektedir. Hatalı burun estetiği nedeniyle talep edilebilen maddi zararlar genel itibariyle şunlardır:
- Ödenen ameliyat ücreti
- Tedavi giderleri (hastanın geçireceği ikinci düzeltme ameliyatı bedeli, ilaç ve bakıcı giderleri, bu süreçteki konaklama ve ulaşım giderleri vb.)
- Kazanç kaybı (hastanın çalışamayacağı süre zarfında mahrum kalacağı olası gelir)
- Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar
- Efor kaybından doğan zarar (bu zarar kalemi çalışma gücü kaybından doğan zarardan farklı bir zarar kalemi olup içtihatlarla kabul edilen bir maddi zarar türüdür. Hastanın kazancında bir eksilme olmasa dahi beden gücü kaybına bağlı olarak bundan sonra işinde emsallerine göre daha fazla efor sarf etmesi gerektiğinden hareketle bu durumun parasal olarak telafisi amaçlanmaktadır.)
Hatalı burun estetiği nedeniyle açılan tazminat davalarında maddi tazminat miktarı yargılama sırasında alınacak bilirkişi raporuna göre saptanmaktadır. Tıp alanında uzman olan bilirkişilerce, hekim tarafından uygulanan tıbbi müdahalede meydana gelen zararın malpraktis mi komplikasyon mu kapsamında kaldığı, hekimin kusurunun ağırlığı ve meydana zarar dikkate alınarak maddi tazminat tutarı belirlenmektedir.
Hasta hatalı burun estetiği sebebiyle duyduğu elem, üzüntü, keder, acının karşılığı olarak uğramış olduğu manevi zararların da tazminini isteyebilmektedir. Manevi zarar kişilik haklarının ihlalinden doğan zarardır. Manevi zarar, fiile bağlı olarak kişinin manevi varlığında meydana gelen eksilme olarak ifade edilir. Manevi tazminatın miktarını mahkeme kararlaştırmaktır. Mahkeme, manevi tazminat miktarını belirlerken hastanın duyduğu elem ve üzüntü, hastanın mesleği ve toplumsal konumu, tarafların ekonomik durumu, olayın meydana geliş şekli, hekimin kusurunun ağırlığı gibi hususları göz önünde bulundurur. Ancak manevi tazminatın, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Zarar hesabının olay tarihi itibariyle yapılması gerekir. Mahkeme de olay tarihindeki zarara hükmetmelidir. Maddi ve manevi tazminata hükmedildiğinde, talep varsa kanuni faize de hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle dava dilekçesinde faiz talebine yer verilmeli ve faiz başlangıç tarihi açıkça belirtilmelidir. Başlangıç tarihi konusunda olaya göre farklılıklar bulunduğundan, dilekçede faiz başlangıcı olarak olay tarihinin gösterilmesi, davacının yararına olacaktır. Özel hukukta faiz için olay tarihi esas alınmakta iken aksi yöndeki Danıştay uygulaması doktrinde eleştirilmekte ve faizin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davasında İspat ve Bilirkişi Raporu
Hatalı burun estetiği nedeniyle açılan tazminat davalarında ispat yükü kural olarak davacı taraf olan hastadadır. Bununla birlikte yargı içtihatlarında ve doktrinde hastanın rızasının alındığını ispat yükümlülüğü hekimde olduğu kabul edilmektedir. Ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflar, hastane kayıtları, sağlık raporları ve tanık beyanları temel delil olmakla birlikte dava esas olarak bilirkişi raporu üzerinden çözüme kavuşturulmaktadır.
Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişiler yapılan işlemin tıp biliminin kurallarına uygun olup olmadığı değerlendirilmekte ve zararın bir komplikasyondan kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirtilmektedir. Bilirkişiler tarafından hazırlanan rapora karşı davanın tarafları iki hafta içerisinde itiraz edebilirler.
Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Hatalı burun estetiği nedeniyle (malpraktis) tazminat davasında görevli mahkeme, tıbbi müdahalenin gerçekleştirildiği kuruma göre değişiklik gösterir. Özel hastane ve sağlık kuruluşlarında yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak tazminat davasında görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise, estetik operasyonun yapıldığı yer yahut hastanın veya hekimin yerleşim yeri tüketici mahkemesidir. Bununla birlikte hekimin mesleki sorumluluk sigortası nedeniyle doğrudan sigorta şirketine karşı açılacak davalarda görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir.
Devlet hastanelerinde yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak tam yargı davalarında görevli mahkeme idare mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 36. maddesindeki özel yetki kuralı uyarınca estetik ameliyatın yapıldığı yer idare mahkemesidir.
Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davasında Zamanaşımı
Hatalı burun estetiği nedeniyle tüketici mahkemelerinde açılacak (malpraktis) tazminat davasında zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ancak tıbbi müdahalede doktor ağır kusurlu ise zamanaşımı süresi 20 yıldır.
Devlet hastanelerinde yapılan hatalı burun estetiği sonucu ortaya çıkan zararın tazmini amacıyla açılacak tam yargı davasından önce idareye başvuru zorunludur. Ön karar olarak bilinen bu zorunluluk İYUK’un 13. maddesi ile belirli bir süreye bağlanmıştır. Buna göre, yapılan hatalı burun estetiğinden zarar gören hasta, tam yargı davası açmadan önce, meydana gelen zararı öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda olayın gerçekleştiği tarihten itibaren 5 yıl içinde Sağlık Bakanlığı’na başvurarak zararlarının ödenmesini istemek zorundadır. İdare bu başvuruya 30 gün içerisinde cevap vermekle yükümlüdür. 30 gün içerisinde cevap verilmezse isteğin zımnen reddedildiği kabul edilerek 30 günlük sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir. İsteğin kısmen veya tamamen reddi halinde ise, ret işlemin tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde dava açılabilir.
Hatalı Burun Estetiği Ameliyatlarında Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Zorunluluğu
Yukarıda da belirttiğimiz üzere hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak (malpraktis) tazminat davasında, operasyonun özel hastane veya devlet hastanesinde gerçekleştirilmiş olmasına göre usulü farklılıklar söz konusu olmaktadır. Devlet hastanesinde yapılan hatalı burun estetiği sonucu ortaya çıkan zararlar idare mahkemesinde açılacak tam yargı davası ile tazmin edilebilmekte ve idare hukuku hükümleri uyarınca açılacak bu davada tüketici hakem heyetine başvuru zorunluluğu bulunmamaktadır.
Buna karşılık özel hastanede yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak tazminat davasında görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Her yıl belirlenen parasal sınırın altında kalan tüketici uyuşmazlıkları için tüketici mahkemesinde dava açmadan önce Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunludur. 2026 yılı itibarıyla Tüketici Hakem Heyetlerine başvuru için parasal sınır 186.000 TL olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak (malpraktis) tazminat davasının değeri 186.000 TL’nin altında ise Tüketici Hakem Heyetine başvuru zorunludur.
Başvurular, tüketici sıfatında sayılan, hatalı estetik mağduru hastanın yerleşim yeri tüketici hakem heyetidir. Hatalı estetik süreci ve taleplere ilişkin olarak hazırlanan dilekçe ile başvuru yapılmaktadır. Hazırlanan dilekçe bizzat yahut avukat aracılığıyla elden, posta yoluyla yahut online olarak yapılabilmektedir. Online başvurular, Tüketici Bilgi Sistemi üzerinden yapılmaktadır. Tüketici hakem heyetlerine yapılan başvurular kural olarak 6 ay içinde sonuçlandırılır. Heyet kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilir. İtirazlar, tüketici hakem heyeti kararının tebliğinden itibaren 15 gün içinde yetkili tüketici mahkemesine sunulmaktadır.
Hatalı Burun Estetiği Ameliyatlarında Zorunlu Arabuluculuk
Özel hastanede yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak (malpraktis) tazminat davasındaki bir diğer usulü farklılık da dava şartı olan arabuluculuk kurumudur. Özel hastanede yapılan hatalı burun estetiği nedeniyle açılacak tazminat davasında, önce arabuluculuk süreci tamamlanmalıdır. Zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadan açılan tazminat davası, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilecektir. Tüketici hakem heyetinin görev alanına giren uyuşmazlıklarda arabuluculuk yoluna başvuru zorunlu değildir.

Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davasına İlişkin Mahkeme Kararları
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 10.04.2018 tarih ve 2018/479 E., 2018/1458 K. Sayılı Kararı
- Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davası (Malpraktis)
Davacının burnundaki şekil bozukluğunun tıbben komplikasyon olarak tanımlanmakla birlikte eser sözleşmesinin niteliği sonucu garanti etmesi nedeniyle gereği burnundaki şekil bozukluğunun 2. bir operasyonla düzeltilmesi gerektiği dosyada bulunan bilgi ve raporlardan anlaşıldığından dosyada mevcut bulunan 10.07.2015 günlü belge ekinde sunulan bilgi ve belgeler ile 25.07.2014 tarihli fatura da gözetilerek davacının yeniden ameliyat olması nedeniyle ödediği bedelin kadri maruf olup olmadığı konusunda son bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp bu bedelin hüküm altına alınması gerekirken tümden maddi tazminat isteminin reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 07.01.2019 tarih ve 2018/5219 E., 2019/46 K. Sayılı Kararı
- Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davası (Malpraktis)
Davacı vekilinin davalılar … ve … Özel … hastanesine yönelik temyiz itirazlarına gelince; Müvekkilinin 2011 yılının Mayıs ayında davalı doktor …’a başvurarak burnunun estetik olarak düzeltilmesini talep ettiğini, doktor tarafından masraf ve ücret olmak üzere 1.000,00 TL kararlaştırıldığını ve 23.05.2011 tarihinde Özel … Hastanesinde ameliyat ettiğini, bu ameliyat sonucu evine dönmüş ve sargıları açıldığında burnunda bir düzelme olmadığı gibi burnunun üzerinde yanık izi ve şişkinlikler bulunduğunu gördüğünü, bunun üzerine müvekkillinin davalı doktor ile görüştüğünde bunun normal olduğunu, düzeltilebileceğini söyleyerek bu kez 22.09.2011 tarihinde Özel … Hastanesinde ameliyat ettiğini, bu kez de düzeltilemediğinin ve yaralarının olduğunu, çok kötü durumda olması nedeniyle davalıya ilettiğini, bir süre beklemesini ve iyileşeceğini söylemesine karşın düzelme olmadığı gibi psikolojisinin de bozulduğunu, burnu düzelmeyen müvekkilinin bir kez daha 31.07.2012 tarihinde davalı …’a ameliyat olmasına karşın yara izleri geçmediği gibi göz kapaklarının da düştüğünü, bu gelişmeler karşısında hayatında acı ve elem yaşayacağının ortaya çıktığını, hastane, ilaç, yol gibi masraflar yaptığını ve maddi kayıplarının da olduğunu ileri sürerek 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılardan … Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, akdî ilişkiyi inkâr etmemiş ve davacıya yapılan ameliyatın diğer davalı doktor tarafından hastanede yapıldığını bildirmiş, esasa yönelik savunmalarda bulunmuştur. Bu durumda sözleşmenin kurulduğu tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK’nın 100. maddesi ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 116. maddesi uyarınca davalı hastanede gerçekleşen operasyonda oluşan zararlardan sorumludur. Esasında … Kurumu Genel Kurulunun vermiş olduğu 20.10.2016 günlü raporunda, ameliyatın rinoplasti (burun estetiği) ameliyatı olduğu, ameliyatı yapan hekimin genel cerrahi uzmanı olduğu, ameliyatın genel cerrahi alanına girmediği hususları birlikte değerlendirildiğinde ameliyatı yapan hekimin eyleminin tıp kurallarına uygun bulunmadığı ve tıbben kusurlu bulunduğu bildirildiğine göre, … Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. yönünden de davanın kabulü gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.
Danıştay 10. Dairesinin 12.03.2025 Tarih ve 2021/5780 E., 2025/1578 K. Sayılı Kararı
- Hatalı Burun Estetiği Nedeniyle Tazminat Davası (Malpraktis)
İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, operasyon başlangıcında yapılan lokal anestezik enjeksiyonunun tıbben uygun olduğunun, bu enjeksiyon sonrasında gelişen ani tansiyon yükselmesinin, her türlü özene rağmen ortaya çıkabilen bir komplikasyon olduğunun, tansiyonu düşürmek için uygulanan ilaç seçimi ve dozlarının doğru olduğunun, medikasyon sonrası oluşan tansiyon düşmesi, bradikardi ve kardiak arrestin (kalp durmasının) her türlü özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olarak değerlendirildiğinin, kardiak arrest sonrası uygulanan resusitasyon (yeniden canlandırma) işlemi ve sonrasında yapılan tedavilerin uygun olduğunun, dolayısıyla ortaya çıkan komplikasyonların doğru yönetildiğinin belirilmesi karşısında, davacıda meydana gelen hasarın oluşmasında davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. Bununla birlikte, …’un çarpık burun tanısı nedeniyle olduğu ameliyat sırasında henüz operasyona geçilmeden önce ameliyat bölgesindeki kanamayı önleme amacıyla yapılan lokal anestezinin uygulanmasını takiben ani tansiyon yükselmesi ve taşikardinin geliştiği, yükselen tansiyonu düşürmek amacıyla yapılan anestezi medikasyonu sonrası ise tansiyonun düştüğü ancak bradikardi ve takiben kardiyak arrest geliştiği, uygulanan resustasyona cevap alınan hastanın operasyon sonlandırılarak yoğun bakım ünitesine alındığı, neticede …’un %99 oranında, ömür boyu yatağa mahkum olacak şekilde engelli hale geldiği, yapılan ameliyat sonucunda komplikasyon olarak kardiyak arrest (kalp durması) gelişmesine karşın ameliyatın gerçekleştirildiği hastanede kardiyoloji uzmanının bulunmadığı, hayata döndürülen hastanın kardiyoloji uzmanının bulunduğu bir merkeze sevkine karar verildiği görülmektedir. Buna göre, davalı idarenin meydana gelen hasarda hizmet kusurunun bulunduğunun açıkça ortaya konulamaması karşısında, maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte, yukarıda belirtilen tüm bu işleyişteki aksaklığın, davacılarda sağlık hizmetinin kötü işletildiği, tedavide eksiklik yapıldığı kanısı yarattığı ve bu nedenle davacılarda daimi üzüntü ve acıya sebebiyet verdiği dolayısıyla manevi zarara yol açtığı açıktır. Bu durumda, yürütülen sağlık hizmetinin öngörülen şekilde ifa edilmesini sağlayacak organizasyonun yapılmamasından kaynaklı olarak davacıların uğradıkları manevi zararın da manevi tazminatın yukarıda belirtilen niteliği gözetilerek takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

