Mağduru veya suçtan zarar göreni olduğu bir suçu, devletin soruşturma veya kovuşturma makamlarına duyurarak şikayetçi olan kimseye “müşteki” adı verilir. Eğer şikayet hakkını kullanan kişi, işlenen suçtan zarar görmemiş ise “ihbarcı” veya “ihbar eden” olarak değerlendirilmelidir.
Suçun mağduru, aleyhinde suç işlenen, yani suçun konusunun ait olduğu kişidir. Bir başka ifadeyle mağdur, suçla korunan hukuki yararı ihlal edilen ve bu nedenle de dar anlamda suçtan zarar görendir. Mağdur ile suçtan zarar gören kişi aynı kişi olabileceği gibi, farklı kişiler de bu sıfatları haiz olabilir. Suçtan zarar gören kişi sıfatı, mağdur sıfatına göre daha geniştir; bu kavram suçun işlenmesi sebebiyle zarar gören bir veya birden çok gerçek veya tüzel kişileri ifade etmektedir. Örneğin kasten öldürme suçunda ölen mağdurken, bu kişinin ailesi suçtan zarar görendir.
Müşteki, müşteki sanık ve katılan; Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı ya da hakim tarafından çağrı kağıdı ile çağırılırlar. Çağrı bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır ve dinlenilir. Bu kişilerin dilekçelerinde ya da tutanağa geçirilmiş beyanlarındaki adrese tebligat yapılır. Bu adrese yapılan tebligata rağmen gelmeyen kişiler için yeniden tebligat yapılmaz. Müşteki suçtan zarar gören kişidir. Kovuşturma aşamasında dosyaya katılırsa katılan sıfatını alır.
- Müşteki: Müşteki, suça konu eylemin mağduru yani suçtan zarar gören şahıstır.
- Müşteki sanık: Müşteki sanık hem suçtan mağdur olan hem de o dosya kapsamında suç işleme iddiasıyla hakkında iddianame düzenlenen kişi. Yani hem suç işleme hem de mağdur olma iddiası olan kişi.
- Katılan: Katılan ise dava aşamasında müştekinin dosyaya katılması durumunda aldığı sıfata denir.
Devlet düzenini bozan eylemlerin suç olarak kabul edilmeleri karşısında, kural olan tüm suçların re’sen soruşturulması gerektiğidir. Ancak bazı suçların takip edilebilmesi için şikâyet edilmesi gerekmektedir. Bu durumun asıl sebebi, suç sayılan eylem bazen devletten çok şahıslara zarar verebilir. Bu tür eylemlerde kanun koyucu kişi faydasını ön planda tutmuştur. Müştekinin şikayet hakkı; polis, jandarma veyahut savcılığa beyanda bulunmanın yanında savcılığa veyahut mahkemeye yazılı beyanda bulunmak suretiyle yapabilir. Dolayısıyla hukukumuzda şikayet belirli bir şekil şartına tabi değildir. Şikayet hakkı hem gerçek kişilere hem de tüzel kişilere tanınmış bir hak olmakta ve şikâyet hakkını kullanan kişiye müşteki denilmektedir.
Müşteki Ne Demek?
Şikayet hakkı, mağdura ve suçtan zarar görene tanınmış olan bir haktır. Bu hakkı hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler kullanabilir. Kişiler bu haklarını Cumhuriyet savcılığına başvurarak kullanabilir. Şikayetçi (müşteki), önceki yasada ayrıca düzenlenmemiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu bu süjeye ayrı bir statü vermiştir. Şikayet hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır bu nedenle mirasçılar tarafından kullanılamaz. Ancak kişi ölmeden önce şikayet hakkını kullandıysa mirasçılar kovuşturma yapılan bu davada katılan (müdahil) sıfatıyla davaya dahil olabilirler. Müşteki suçtan zarar gören ya da mağdur olup şikayet hakkını kullanan kişidir. Soruşturma evresinde, mağdur/suçtan zarar gören kişi olup şikayette bulunan müşteki aynı zamanda suç isnadı altında olabilir. Bu durumda müşteki şüpheli sıfatına haiz olacaktır. Kovuşturma evresinde de davaya katılma hakkını kullanan müşteki, katılma talebi kabul edilirse katılan (müdahil) sıfatını alacaktır.
Müşteki şüpheli ise tarafların karşılıklı olarak şikayetçi oldukları durumlarda söz konusudur. Kişi hem şikayet edilen hem de şikayet eden ise müşteki şüpheli sıfatını alır. Müşteki sanık ise kişinin; şikayette bulunmamış olması, şikayetinden vazgeçmiş olması, davaya katılma talebi bulunmaması halinde eylemden zarar gören/mağdur olup aynı zamanda suç isnadı altında olması halinde söz konusudur. Eğer davaya katılma hakkını kullanırsa ve katılma talebi kabul edilirse katılan sanık (müdahil sanık) olacaktır. Kişinin herhangi bir konuda hakkı zedelendiyse ve bu konuda mahkemeye başvurduysa davacıdır. Ancak bir suçu şikayet ediyorsa müştekidir. Davacı daha geniş kapsamlı olup, idari bir işleme karşı dava açan kişi de olabilir.
Yargıtay’a göre mağdur ile suçtan zarar gören kavramları aynı şeyi ifade etmemektedir. Mağdur, suçun konusunun ait olduğu kişi olduğundan suç nedeniyle muhakkak zarar görmekte ise de suçtan zarar gören her zaman suçun mağduru olmayabilir. CMK’da bazen “mağdur” (CMK m. 12), bazen “suçtan zarar gören” (CMK m. 22, 237) olarak adlandırılan zarar gören kişiye bazı haklar ve ödevler verilirken kanun koyucunun farklı ölçü ile hareket etmesi de mümkündür. Örneğin CMK’nın 22. maddesi uyarınca davaya bakamayacağı halleri değerlendiren hâkim “suçtan zarar gören” kavramını geniş yorumlarken, Aynı Kanun’un 237. maddesine göre davaya katılmayı değerlendirirken suçtan doğrudan doğruya zarar görme kriterini esas alacaktır.

Ankara’da bu konuda yürüyen bir soruşturma veya dava için Ankara ceza avukatı sayfamızda avukatın rolü, süreler ve 2026 ücret bilgileri yer alır.
Katılan Ne Demek?
Katılan ise; mağdur, suçtan zarar gören kişinin talebi üzerine mahkeme tarafından iddia makamının yanında yargılamaya dahil olmasına karar verilen süjedir. Malen sorumlu da talebi halinde davaya katılır, ancak malen sorumlu, sanık hakkında verilecek mahkumiyet kararından ekonomik olarak etkilenecek kişi olduğundan, savunma makamı ile bazen kısmen ve bazen de tamamen hukuki menfaatleri örtüşmektedir.
Müştekinin kovuşturma aşamasında davaya katılması durumunda aldığı sıfata katılan denir. CMK’nın birinci kısmında suça konu eylemin soruşturma makamlarına intikalinden itibaren, mağdur veya şikâyetçinin haklarının etkin bir biçimde korunması imkânının sağlanması amacıyla “Suçun Mağduru ile Şikâyetçinin Hakları” sistematik olarak düzenlenmiştir. CMK’nın 234. maddesinin 1. fıkrasının “a” bendinde mağdur ile şikâyetçinin soruşturma evresindeki hakları sayılmışken, “b” bendinde kovuşturma evresindeki hakları sıralanmıştır. Aynı maddenin 2. fıkrasında mağdura zorunlu vekil atanmasının şartları düzenlenmiş, 3. fıkrasında ise maddede belirtilen hakların şikâyetçi ve mağdura anlatılıp açıklanacağı vurgulanmıştır.
CMK’nın 234. maddesinin 1 ve 3. fıkralarında tanınan haklardan mağdur ile birlikte suçtan zarar gören şikâyetçi de yararlanacaktır. Kanaatimizce, buradaki şikâyetçi kavramı geniş yorumlanmalı ve şikâyetçi olup suçtan zarar görme ihtimali olan herkesin, özellikle soruşturma evresinde bu haklardan yararlandırılması gerekmektedir. Kitabın ikinci kısmında ise “Kamu Davasına Katılma“ müessesesi düzenlenmiştir.
CMK’nın 237. maddesine göre, davaya katılma hakkı, mağdura, suçtan zarar görene ve malen sorumlu olana kovuşturma aşamasının her evresinde hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduğunu bildirmesi halinde tanınmış bir haktır. Dolayısıyla soruşturma aşamasında ortada açılmış bir kamu davası bulunmadığından davaya katılmadan da söz edilemez. Ceza muhakemesi hukukunda mağdur ve suçtan zarar görenin bir muhakeme süjesi olarak davaya dahil olma ve davayı yönlendirme yetkisi açıkça kabul edilmiş (CMK m.237) ve kendilerine önemli haklar tanınmıştır (CMK m.234 vd.). Kamu davasına katılma bu haklardan biri olup böylece mağdurun veya suçtan zarar görenin ceza muhakemesinde bir muhakeme objesi olarak tanık sıfatıyla muhakemede yer almasının yanında, bir muhakeme süjesi olarak da davada yer alması kabul edilmiştir.
Kamu davasına katılma, açılmış bulunan bir kamu davasına, savcının yanında yer alarak bazı hak ve yükümlülükleri üstlenmek amacıyla davada yer almak anlamına gelmektedir. Katılan savcının yanında yer almakta ve onun bazı yetkilerini kullanabiliyor olsa da, ondan bağımsız bir konumda olduğu açıktır. Katılan, makam dolayısı ile sujedir. Ancak, katılan aynı zamanda suçtan zarar gören kişi tarafıdır. Bu bakımdan da şahıs itibariyle suje olarak kabul edilmektedir. Kanunda mağdur, suçtan zarar gören, gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların katılma hakkı olduğu ifade edilmiştir. Ancak davaya katılmak için bu nitelikler yeterli olmayıp, ayrıca zarar gören kişi ehliyetine de sahip olmak gerekir.
Belirtilen kimselerin kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilme imkanları mevcuttur. Ayrıca duruşma hazırlığı evresinde de katılma talebinde bulunulabilir. Soruşturma evresinde ise katılma söz konusu değildir. Ancak suçtan zarar gören veya şikayetçi kişilerin bu evrede yalnızca kendilerine tanınan diğer haklardan yararlanabilme imkanları mevcuttur. Süren bir davanın celsesinde, şikayetçi olduğunu söyleyip davayı takip etmeyen ve 5271 sayılı CMK’ nun yürürlüğe girmesinden sonra da duruşmalara da gelip şikayetçi olduğunu bildirmeyen şikayetçilerin yokluğunda davaya katılmalarına karar verilmesi kanuna aykırıdır.
Ceza muhakemesi hukukumuzda kamu davasına katılma CMK’nın 237. maddesinde düzenlenmiş olup söz konusu maddede:
- Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
- Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.
hükmü yer almaktadır.
Kamu davasına katılma müessesesi; CMK m.237 ila 243’de düzenlenmiştir. Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar; ilk derece mahkemesinde görülen kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirmek suretiyle kamu davasına katılabilirler. “Kanun yolu muhakemesi” olarak kabul edilen istinaf ve temyiz kanun yollarında ise davaya katılma talebinde bulunulamaz.
Tebligat adresinin yanlış, eksik olması ya da adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamayabilir. Bu durumda adresin araştırılması gerekmez. Ancak şahsın ifadesinin alınması zorunlu ise adres araştırması yapılmalıdır. ‘’Mağdur ile şikayetçi, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme başkanı veya hakim tarafından çağrı kağıdı ile çağırılıp dinlenir. Kovuşturma evresine geçildiğinde çağrı kağıdına iddianame eklenir. Ayrıca, iddianameye ilişkin bilgiler ve duruşma tarihi; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması halinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de bildirilir. Bu hususta yapılacak çağrı ve zorla getirme bakımından tanıklara ilişkin hükümler uygulanır.’’ (CMK m. 233)
Fiil Ehliyeti Olmayan Kişilerin Davaya Katılmaları
Katılma hakkı şahsı sıkı sıkıya ilgilendiren bir haktır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan haklar başkalarına devredilemez sadece kişi tarafından ileri sürülebilir. Mağdur veya suçtan zarar gören kişinin yaşının 18 yaşından küçük olması durumunda bu hakkın doğrudan kullanıp kullanılamayacağı konusu önemli bir soru teşkil etmektedir. Katılma hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı olması sebebiyle önemli olan mağdurun iradesidir. Yasal temsilcisinin veya vekilinin bu konudaki görüşü önem teşkil etmemektedir. Dolayısıyla mağdurun katılma hakkını bizzat kullanması yerindedir. Ancak mağdur kişinin ayırt etme gücü mevcut değilse katılma ile ilgili haklarını yasal temsilcisi aracılığıyla kullanması gerekmektedir.
Yargıtay’a göre, katılma talebinin varlığının kabulü için hak sahiplerinin davayı takip iradelerini açıkça ifade etmeleri yeterlidir. Diğer bir ifadeyle, verilen dilekçelerle sanığın cezalandırılması, soruşturmanın genişletilmesinin istenmesi, ve yeni kanıtların ortaya konulması gibi sanık aleyhinde sonuçlara götürmeye yönelik delil sunma ve talepler, katılma talebi niteliğinde kabul edilmelidir. Ayrıca davaya katılma talebi zımnen de yapılabilir. Katılanın sonradan bu hakkından vazgeçme hakkı da mevcuttur.
Katılanın Hakları
Katılanın avukattan yararlanma, davasından vazgeçme, tutanak ve belgelerin örneğini alma, tanıkların davetini isteyebilme hakkı, kanun yoluna başvurma hakkı, hakimi reddetme gibi hakları mevcuttur.
Katılanın Hakları – CMK Madde 239
- (Değişik: 24/7/2008-5793/41 md.) Mağdur veya suçtan zarar gören davaya katıldığında, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı veya ısrarlı takip suçları ile kadına karşı işlenen kasten yaralama, işkence veya eziyet suçlarında ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteyebilir.
- Mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk, sağır ve dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede akıl hastası olması halinde avukat görevlendirilmesi için istem aranmaz.
Müştekinin Hakları
Müştekiye (şikayetçiye) ceza muhakemesinde bazı haklar tanınmıştır. Bu haklar; kişilere anlatılıp açıklanmalıdır ve bu hususlar tutanağa geçirilmelidir. Haklar soruşturma evresindeki ve kovuşturma evresindeki haklar olarak ikiye ayrılır. Soruşturma evresindeki haklar beş tane iken, kovuşturma evresindeki haklar altı tanedir. Bunlar CMK m. 234/1’de soruşturma ve kovuşturma evresindeki haklar olarak sayılmıştır.
Soruşturma evresindeki müştekinin haklar şöyledir:
- Delillerin toplanmasını isteme hakkı: Bu hak müştekiye tanındığı gibi mağdura da tanınmıştır.
- Belge ve eşyaları inceleme hakkı: CMK m. 153’teki usule uygun olarak vekil aracılığı ile inceleme talebi yapılabilir. Soruşturma belgeleri ve el konulan, muhafaza altına alınan eşyalar da incelenir. Bu inceleme hakkı aynı zamanda mağdura da verilmiştir.
- Belge örneği isteme hakkı: Cumhuriyet savcısından belge örneği istenilebilir. Ancak soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak şartıyla bu hak kullanılabilir. Mağdur da bu hakkı kullanabilir.
- Avukat isteme hakkı: 2008 yılındaki kanuni değişiklikle cinsel saldırı suçu ve alt sınırı beş yıldan fazla olan suçlarda şikayetçi kendisine baro tarafından avukat görevlendirilmesini isteyebilir. 2008 yılından önce bir suç sınırlaması olmaksızın her koşulda barodan avukat görevlendirilmesi istenebilirdi. Mağdurun da aynı şekilde bu hakları mevcuttur.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etme hakkı: Diğer adıyla takipsizlik kararına, kanundaki yazılı usule göre itiraz edilebilir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararını Cumhuriyet savcısı verir.
Bu haklar müştekiye tanınan haklar olduğu kadar mağdura da tanınmıştır. Nitekim ikinci fıkrada da mağdura vekil atanması gereken haller belirtilmiştir. Belirtmek gerekir ki bu noktada vekil atanırken mağdurun istemi olup olmadığına bakılmaz. Maddedeki haklar, şikayetçiye anlatılır ve açıklanır. Açıklamalar soruşturma evresinde ifade tutanaklarına, kovuşturma evresinde duruşma tutanaklarına yazılır.
Kovuşturma evresindeki müştekinin haklar ise şöyledir:
- Örnek alma hakkı: Müşteki bu hakkı doğrudan kullanabileceği gibi vekil aracılığı ile de kullanabilir.
- Davaya katılma hakkı: Müşteki kamu davasına katılma hakkını kullanabilir. Eğer talebi kabul edilirse ‘Katılan’ sıfatını alır.
- Duruşmadan haberdar edilme hakkı
- Tanıkları davet etme hakkı
- Avukat isteme hakkı: Müşteki 2008 yılında yapılan değişiklik sonrasında cinsel saldırı suçu ve alt sınırı beş yıldan fazla olan suçlarda kendisine baro tarafından avukat görevlendirilmesini isteyebilir. 2008 yılından önce her suç tipi için barodan avukat görevlendirilmesi istenebilirdi. Mağdurun da aynı şekilde bu hakları mevcuttur.
- Yasa yoluna başvurma hakkı: Müşteki davaya katılmışsa, davanın sonuçlanmasına yol açan kararlara karşı yasa yoluna başvurabilir.

Müştekinin Şikayet Süresi
Ceza muhakemesinde, suç işlendiği şüphesinin ortaya çıkması ve bunun herhangi bir surette öğrenilmesi üzerine, soruşturma makamlarının resen harekete geçmesi temel kuraldır. Soruşturmaya yetkili makamlar, ceza muhakemesinin kamusallığı ilkesi gereğince, resen harekete geçerek işin gerçeğini araştırmaya başlarlar. Soruşturma makamlarının resen harekete geçme kuralının istisnasını, şikâyet kurumu oluşturur. Bir muhakeme şartı olan şikâyet, suçtan zarar görenin soruşturma ve kovuşturma yapılmasını istemesidir. Şikâyet yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir (CMK. m.158/1).
Bununla birlikte ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek kaydıyla valilik, kaymakamlık veya mahkemeye de yapılabilir (CMK. m.158/2). Yabancı ülkede işlenen ve takibi Türkiye’de yapılan suçlar hakkında Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da şikâyette bulunulabilir (CMK. m.158/3). Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek kaydıyla ilgili kurum ve kuruluş idaresine de yapılabilir (CMK. m.158/4).
Şikayet hakkı devredilmez nitelikte bir hak olup kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. Bu hakkın kullanılması belli bir süreye bağlanmıştır. Şikayet süresi mağdur ya da suçtan zarar görenin söz konusu suçu oluşturan eylemin öğrenilmesinden itibaren 6 aydır. Süre, failin ve eylemin öğrenilmesi ile başlar. 6 aylık bu süre hak düşürücü süredir. Yani 6 ay içerisinde şikayet hakkı kullanılmazsa, bu hak ortadan kalkacaktır. 6 aylık bu süre TCK m. 66’daki hükme bağlıdır. Zamanaşımı başlıklı bu maddeye göre, dava zamanaşımı süreleri içerisinde 6 aylık bu süre söz konusu olacaktır. Ancak dava zamanaşımı süreleri geçerse 6 aylık sürenin bir işlevi kalmayacaktır. Çünkü dava zamanaşımı süreleri geçtikten sonra suçun soruşturulması ve kovuşturulması mümkün olmayacaktır.
Müştekinin Şikayet Hakkını Kullanması
İhbar bir suçun işlendiğinin suçtan zarar gören kişiler hariç diğer kimselerin yetkili merciiye bildirmesidir. Şikayet ise suçtan zarar gören kişinin, vekilinin ya da temsilcisinin suça ilişkin beyanıdır. Kural olarak şikayet yazılı olarak ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. Şikayetçi olacak kişi, kolluğa bir dilekçe vererek ya da beyanda bulunarak bu hakkını kullanabilir. Şikayetin bazı özellikleri vardır:
- Şikayet fiile ilişkin olmalıdır.
- Şikayet bölünemez niteliktedir.
- Şikayet edenin fiili, vasıflandırılış şekli önemsizdir.
- Takibi şikayete bağlı olan suçlar kanunda açıkça sayılmıştır.
Suça ilişkin şikayet kolluğa, Cumhuriyet savcısına, valiliğe, kaymakamlığa, doğrudan mahkemeye yapılabilir. Söz konusu merciiler Cumhuriyet başsavcılığına yapılan şikayeti gönderir. Yurtdışında işlenen ama takibi Türkiye’de yapılacak suçlar için de konsolosluk ya da elçiliğe başvuru yapılabilir. Müştekinin bir kez şikayet hakkını kullanması, fail hakkında soruşturma ya da kovuşturma yapılması için yeterlidir. Müşteki sonrasında hayatını kaybetse de şikayet yapıldığından dolayı şikayete bağlı işlemler yapılacaktır.
Müştekinin Şikayetini Geri Alması
Kural olarak suçların resen takibi yapılacaktır ancak bazı suçların takibi şikayete bağlanmıştır. Bu suçlarda kişi şikayette bulunmadığı sürece soruşturma ve kovuşturma evresine geçilmez. Bu suçlarda şikayet dava şartıdır. Bir suçun şikayete bağlı olması halinde nitelikli halleri de şikayete bağlı olacaktır. Kişi şikayet hakkını kullandıktan sonra bu haktan iki şekilde vazgeçebilir. Bunlardan birisi şikayetten feragat iken diğeri şikayetten vazgeçmedir.
Şikayetten feragat, şikayet hakkı doğduktan sonra kişinin bu hakkını kullanmayacağını açıklamasıdır. Kişi şikayet süresi olan 6 aylık süre içinde hakkını kullanmadığını bildirmelidir. TCK sistematiği içerisinde feragat düzenlenmemiştir. Ancak fail tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Feragat yargı organları, kolluk, noter huzurunda yapılabilir. Yazılı olarak açık şekilde yapılabileceği gibi zımmi olarak örtülü şekilde de yapılabilir.
Şikayetten vazgeçme, şikayet hakkı doğan kişinin usulüne uygun olarak bu hakkını kullandıktan sonra şikayetinden vazgeçtiğini bildirmesidir. Süresi içinde şikayet hakkını kullanan kişi sonrasında vazgeçtiğini bildirebilir. Kovuşturma yapılması şikayete bağlı olan suçlarda, kişi şikayetini geri alırsa dava düşer. Hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme ise cezanın infazına engel olmaz. Ancak bunun da istisnası mevcuttur. Örneğin 3167 sayılı Çek Ödemelerinin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun m. 16/b-c maddelerinde hüküm kesinleştikten sonra kişi vazgeçebilir.

musteki kime denir
Müştekinin Duruşmaya Katılması
Müştekinin yargılamaya katılması, olayın aydınlatılması için önem taşımaktadır. Bazı durumlarda müştekinin duruşmada dinlenilmesi zorunludur. Bu hallerde müşteki duruşmaya katılmak zorundadır. Kişiye davetiye gönderilir ve gelmezse polis zoruyla getirilir. İki durumda müştekinin duruşmaya katılması farklı sonuçlar doğurur. Birincisi müştekinin olayın tanığı olması diğeri ise olayın tanığı olmamasıdır.
Müşteki olayın tanığı ise, tanık olarak dinlenmesine karar verilebilir. Bu noktada yemin hariç tanığa uygulanan hükümler müştekiye de uygulanacaktır. Uyarılı çağrı kağıdı ile duruşmaya çağırılırlar. Çağrı kağıdı, dilekçesinde ya da tutanaktaki adreslerine gönderilir. Usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğ edilmesine rağmen mazeretini bildirmeden gelmeyen şikayetçi zorla getirilir. Gelmemesinin sebep olduğu giderler, kamu alacağının tahsiline göre müştekiden alınır. Eğer müşteki gelmemekteki haklı sebebini sonradan bildirirse aleyhine olan giderler kaldırılır. Adresteki eksiklik, yanlışlık ya da adres değişikliğinin bildirilmemesi halinde adres zabıtalarca araştırılır ve bu adrese çağrı kağıdı gönderilir.
Müşteki olayın tanığı değilse, duruşmada bulunması zorunlu olmayabilir. Yine de çağrı kağıdı ile duruşmaya çağırılırlar. Dilekçeleri veya tutanaktaki adrese çağrı kağıdı tebliğ edilir. Adresteki eksiklik, yanlışlık ya da adres değişikliğinin bildirilmemiş olabilir. Bu takdirde müştekinin adresinin araştırılmasına gerek yoktur. Ancak çağrı kağıdı müştekiye bildirilemiyorsa sistemde kayıtlı olan adrese tebliğ edilmesi gerekir. Ya da tebligat usulleri uygulanır ancak yine de gelmiyorsa duruşmaya yokluğunda devam edilir. Hatta kararın kendisine tebliğine de gerek yoktur.
Ancak CMK’nın 233/1 maddesindeki usule uygun olarak duruşmaya çağrılan mağdur ve şikâyetçinin, bu çağrıya uymamaları ya da bu çağrıya uyduğu halde duruşmalara gelmelerine rağmen davaya katılmamış olmaları durumunda kanun yollarına başvuru hakları ortadan kalkmış olmaktadır.
Müşteki Sıfatı Sicile İşler Mi?
Müşteki suçun işlenmesinden dolayı mağdur olduğu için davalarda taraf sıfatına sahiptir. Bu nedenle vekil (avukat) yardımından faydalanması mümkün olmakla beraber zorunlu değildir. kişinin yalnızca müşteki sıfatıyla mahkemede bulunması onun ceza almasını gerektirmez. Müşteki bir suçun işlendiğinden hareketle şikayette bulunan gerçek ya da tüzel kişidir. Eğer şikayette bulunan tüzel kişi ise tüzel kişiliği temsil etmeye yetkisi olan kişi (kurum avukatı gibi) duruşmaya katılabilir.
Müşteki olarak duruşmada yer almak kişinin sicilinde herhangi bir olumsuz etki yaratmaz. Yani bir kişi hakkında suç duyurusunda bulunmak kişinin siciline işlemez. Sicil kaydı, halk arasında sabıka kaydı olarak bilinir. Adli sicil kaydı, kişi hakkında verilmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararlarının kaydedildiği bir sistemdir. Bu kayıt seyahatlerde, işe alım süreçlerinde incelenebilir. Dolayısıyla müşteki sıfatı değil ancak kişi hakkında yapılan bir suç duyurusu sicil kaydına işleyebilir.
Müşteki ile İlgili Yargıtay Kararları
Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2012/23425 E. 2012/44137 K. ve 17.10.2012 tarihli kararı
- Müşteki, Müşteki Sanık ve Katılan Ne Demek?
Talimat mahkemesince müştekinin dinlenmesi için çıkarılan davetiyenin müştekinin adresi kapalı olduğu için müştekiye tebliğ edilemediği, 5271 sayılı CMK’nun 235.maddesinin 3.fıkrası uyarınca “belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hallerinde adresin araştırılması gerekmez” hükmü uyarınca müştekinin yokluğunda yargılama yapılıp sonuçlandırılabileceğinden mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Müştekinin duruşmaya gelmediği ve kendisini vekille de temsil ettirmediği, 5271 sayılı CMK’nın 237 ve 238. maddeleri gereğince davaya katılmadığı, katılan sıfatını almadığı anlaşıldığından hükmü temyiz hak ve yetkisi olmayan müştekinin temyiz isteminin,1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 17/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2021/4387 E. 2022/4185 K. ve 09.02.2022 tarihli kararı
- Müşteki, Müşteki Sanık ve Katılan Ne Demek?
Müşteki …’nün soruşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği, … tarihli duruşmada ise sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiş olması karşısında müştekinin katılma talebinin reddine karar verilmiş ise de; müştekinin kovuşturmada şikayetinden vazgeçtiğine ilişkin bir beyanın bulunmadığı, soruşturma aşamasındaki şikayetten vazgeçmenin ise katılan sıfatını almasına engel olmayacağı ve gerekçeli kararın yokluğunda hüküm tesis edilen müşteki …’ne tebliğ edilmediği ,
Anlaşıldığından, sanık … müdafisinin temyiz davası isteği hakkında KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, dosyanın müşteki Çiğdem Kulaözü’ne gerekçeli kararın tebliğ işlemleri gerçekleştirildikten sonra ve temyiz dilekçesi verildiği takdirde ek tebliğname düzenlenerek Dairemize yollanılmak üzere, incelenmeksizin karar mahkemesine GERİ GÖNDERİLMESİNE, 09/02/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2015/22703 E. 2015/25914 K. ve 16.09.2015 tarihli kararı
- Müşteki, Müşteki Sanık ve Katılan Ne Demek?
15 yaşını ikmal eden müştekinin medeni hakları kullanmaya ehil olduğu 26.02.2014 tarihli duruşmada şikayetini geri aldığını beyan etmesi nedeniyle müştekinin taraf sıfatı bulunmadığından temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, 16.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Müşteki ile İlgili Sık Sorulan Sorular
Müşteki Kime Denir?
Müşteki diğer adıyla şikayetçi, suçtan zarar gören bu nedenle de yetkili makamlardan soruşturma ve kovuşturma isteminde bulunan kişidir.
Müşteki Sanık Ne Demek?
Müşteki sanık, kişinin suçun hem mağduru hem de faili olması durumunda ortaya çıkan bir kavramdır. Örneğin, bir kavgada karşı tarafa yumruk atan ve kendisine yumruk atılan kişi ceza davasında müşteki sanık olarak yer alacaktır.
Katılan Kime Denir?
Katılan, ceza yargılamasında iddianame düzenlendikten yani yargılama aşamasına geçildikten sonra müştekinin davaya katılması durumunda aldığı sıfata denir.

