İdare Hukuku

İdari Yargıda Dava Türleri

İdari yargıda dava türleri ikiye ayrılır. Bunlar iptal davası ve tam yargı davasıdır. İYUK 2. madde gereğince idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat ögelerinden birinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle işlem dolayısıyla menfaati ihlal edilenler iptal davası, idari işlem ve eylemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tam yargı davası açabilir.

İdari dava açmadan önce dava konusu durumun işlemden mi yoksa eylemden kaynaklandığı tespit etmek gereklidir. Zira bu durum süre, usul, harç ve diğer bir çok durumu etkiyecektir. Bu nedenle alanında uzman idare hukuku avukatı ile süreci takip etmeniz faydanıza olacaktır.

İdari yargıda dava türleri;

  • İptal davası
  • Tam yargı

İptal Davası

Yalnızca idari yargıya özgü bir dava türü olan iptal davası idari işleve dahil işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalardır. İptal davaları bir taraftan devletin hukuka uygun davranmasını sağlayarak hukukun üstünlüğünü ve hukuk devleti ilkesini egemen kılarken diğer taraftan da idarenin işlemlerinden zarar görenlerin hak ve menfaatlerini korumayı amaçlar.

İptal davaları idarenin işleminden ve sözleşmeden kaynaklanabilir. İYUK 2. Maddede belirtildiği üzere idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu, maksat ögelerinden birinin hukuka aykırı olması sebebiyle iptal davası açılabileceği gibi kanunun, Cumhurbaşkanı kararnamesinin, yönetmeliğin vb. emredici hükümlere ve mevzuata aykırı olması nedeniyle de ilgili işlem hakkında iptal davası açılabilir.

İptal davası kesin, yürütülebilir, tamamlanmış olan işlemlere karşı devlet aleyhine açılan bir davadır. İptal davası açmak için 60 günlük süre vardır. Bu süre hak düşürücü süredir. Bu süreye dikkat edilmelidir.

İptal davaları düzenleyici işlemler için objektif nitelik taşır. Bunun sonucu olarak iptal davasının sonucundan sadece davayı açan kişi değil herkes etkilenir.

İptal davalarında davalının gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olması hali davanın veya dilekçenin reddi sebebini oluşturmaz. Bu durumda mahkeme heyeti toplanarak Hasım(davalı) Düzeltme Kararı alır. Mahkeme söz konusu ara kararıyla dava dilekçesini doğru hasıma tevdii eder.

Her idari işlem için ayrı ayrı dava açılır. Ancak İYUK 5 uyarınca aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık veya sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabilir. Birden fazla şahsın müşterek dilekçe ile dava açabilmesi için İYUK 5\2 uyarınca davacıların hak ve menfaatlerinde iştirak bulunması ve davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebeplerin aynı olması gerekir.

İdareye karşı idari yargıda dava türlerinden biri olan iptal davası açtığınızdan Uyap Vatandaş üzerinden takip edebilirsiniz. Uyap Vatandaş’a bu adresten giriş sağlayabilirsiniz https://vatandas.uyap.gov.tr/main/vatandas/index

  • İptal Davalarında Ehliyet

İptal davalarında genel ehliyetin (ergin olma, kısıtlı olmama, ayırt etme gücü) yanı sıra özel ehliyet aranmaktadır. Buna göre idari işlemlerden dolayı menfaati ihlal edilenler dava açabilir. Söz konusu menfaat kişisel, güncel ve meşru olmalıdır. Üç kriterden biri bile eksik ise dava ehliyet yönünden reddedilir.

Ehliyet incelemesi ilk incelemede sebebidir. Fakat yargılama süresince resen veya tarafların ileri sürmesiyle araştırılır. Hatta istinaf ve temyiz aşamaların da bu husus resen araştırılır. 
  • İptal Davalarında Görev ve Yetki

İdari yargıda görev davanın hangi mahkemede açılacağına ilişkindir. İdari yargıda genel görevli mahkeme idare mahkemesidir. Vergi mahkemesi, Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalar vb. özel görevli mahkemelerdir. İdari işlem, eylem veya sözleşme için özel görevli bir mahkeme öngörülmemişse dava doğrudan idare mahkemesinde açılır.

İdari yargıda yetki coğrafi bir kavramdır ve davanın nerede açılacağına ilişkindir. İdari yargıda genel yetkili mahkeme İYUK 32 uyarınca kanunlarda özel yetkili mahkeme gösterilmemiş olması halinde dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki yer mahkemesidir. Bunun yanı sıra İYUK 33 de kamu görevlileri ile ilgili davalarda, İYUK 34-35 de taşınır ve taşınmaz mallarla ilgili davalarda özel yetki kuralları öngörülmüştür.

  • İptal Davalarında Süre

Genel dava açma süresi 60 gündür. Söz konusu süre tebliğ, yayım, ilan, zımni red, ıttila(öğrenme) tarihini izleyen gün başlar. Kanunda özel dava açma süresi (Kamulaştırma işlemine karşı 30 gün, vergi mahkemelerine 30 gün vb.) öngörülmemişse genel dava açma süresi olan 60 günlük süre uygulanır.

Dava açma süresi kamu düzenindendir ancak ilgili süreler dar yorumlanırsa hak arama özgürlüğü ortadan kalkabilmektedir.

Tam Yargı Davası

Tam yargı davası idarenin işleminden, eyleminden, sözleşmesinden kaynaklanabilir. Özel hukuktaki maddi-manevi tazminat davalarının idare hukukundaki karşılığı tam yargı davalarıdır. Maddi zarar kalemleri dava dilekçesinde tek tek ortaya konmalıdır. Manevi zarar kişinin duyduğu elem ve ızdıraptır, zenginleşme yasağına aykırı olmayacak şekilde hakimin takdirindedir.

Tam yargı davası, iptal davasına nazaran daha sübjektiftir. Bunun sonucu olarak tam yargı davasının sonucundan herkes değil yalnızca davayı açan taraf etkilenir.

Tam yargı davaları sorumluluk davalarıdır. İdarenin denetim ve sorumluluk yükümlülüğünü birçok alanda görmek mümkündür.

  • Tam Yargı Davalarında Ehliyet

İptal davalarında olduğu gibi tam yargı davalarında da genel ehliyetin yanı sıra özel ehliyet aranmaktadır. Çünkü “menfaat” kavramı “hak” kavramını da kapsayan daha geniş bir anlam ifade etmektedir.

Menfaati olan kişiler tam yargı davası açabilir. İptal davası gibi geniş bir kitle için dava açma tanınmamıştır.

  • Tam Yargı Davalarında Görev ve Yetki

Tam yargı davalarında özel görevli bir mahkeme yoksa genel görevli olan idare mahkemesi görevlidir.

İYUK 36 uyarınca idari sözleşmeden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme sırasıyla: zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesidir.

  • İdari İşlemden Kaynaklı Tam Yargı Davası

İYUK 12 gereğince ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem için üç ihtimal öngörmektedir. İlk olarak davacı ilgili işleme karşı iptal ve tam yargı davalarını aynı anda birlikte açabilir. İkinci olarak sadece tam yargı davası açabilir. Son olarak da iptal davasını önce açıp davanın sonucuna göre tam yargı davası açabilir.

İYUK 12 gereğince ortada zaten bir idari işlem olduğu için idareye başvuru zorunlu değildir.

  • İdari Eylemden Kaynaklı Tam Yargı Davası

İYUK 13 gereğince idari eylemden hakları ihlal edilenler tam yargı davası açmadan önce, söz konusu eylemi yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu başvuru Ön Karar Başvurusudur ve zorunludur. Zorunlu başvuru yapılmadan dava açılmaya kalkışılırsa idari merci tecavüzü sebebiyle dava reddedilir. İlgililerin bu isteklerinin kesmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında 60 gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.

  • Tam Yargı Davalarında Islah

Islah, davayı yenilemek demektir. Tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye karar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere arttırılabilir. Islah ilk derece mahkemesi aşamasında mümkündür. Islah miktarla sınırlı olduğu için kısmi dava açılır. Islah kurumunu işletebilmek için dava talep sonucuna “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla” ibaresinin düşülmesi gerekir.

  • Tam Yargı Davalarında İdarenin Sorumluluğu

İdare hukukunda idarenin kusur ve kusursuz olmak üzere iki tür sorumluluğu vardır. İdarenin sorumlu olacağına ilişkin hiçbir düzenleme bulunmasa dahi hukuk devleti gereği idare işlem ve eylemlerinden sorumlu olmalıdır.

AY 125’de “İdare kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür” denilerek idare kendi kusurundan ve kusuru olmasa dahi oluşan zararlardan sorumlu olacağı öngörülmüştür.

İdarenin kusur sorumluluğunda yer alan hizmet kusuru, objektif nitelikte bir kusurdur yani zararı veren kamu görevlisine bakılmaz. İdare bir hizmetinin kötü işlemesi, geç işlemesi ve hiç işlememesinden sorumludur.

İdarenin kusur sorumluluğunda yer alan kişisel kusur, kamu görevlisinin kasıtlı bir davranışı, kişisel garezi vb. halleridir. Bu durumda ilgili kamu görevlisine kişisel kusuru sebebiyle maddi manevi tazminat davası açılabilir.

İdarenin kusursuz sorumluluğu devlet üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirse dahi ortaya çıkan zarardan sorumlu olması halidir. Sosyal devlet gereği olarak idarenin kusuru olmasa da tanzimle yükümlüdür.Terör olayları bunun en net örneğidir.

İdarenin kusursuz sorumluluğunda yer alan tehlike sorumluluğu, tehlikeli faaliyeti (cephaneliğe yıldırım düşmesi sonucu askerlerin ölmesi), mesleki riski (düşen uçağın pilotunun ölmesi) ve sosyal riski (terör olayları sonucu insanların ölmesi) kapsamaktadır.

İdarenin kusursuz sorumluluğunun kapsamında yer alan fedakarlığın denkleştirilmesinde ise idarenin yapması gereken bir eylem sonucu bazı kişilerin zarar görmesi kaçınılmaz ise söz konusu zarar idare tarafından karşılanır. Örneğin devletin yol, köprü, baraj vb. yapması nedeniyle çiftçinin tarlasının sular altında kalması.

Başa dön tuşu