Ankesör dosyalarında ATAÇ Raporu, Türkiye’de FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında ankesörlü telefonlar, büfe telefonları veya sabit hatlar üzerinden yapılan aramaların analizini içeren bir belgedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/164168 numaralı soruşturması için geliştirilen ATAÇ (Ankesörlü Telefon Arama ve Çağrı) yazılımı, telekomünikasyon şirketlerinden alınan HTS (Historical Traffic Search) kayıtlarını tarayarak, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki FETÖ yapılanmasının iletişim ağını deşifre etmeyi amaçlar. Rapor, ardışık, periyodik veya şifreli aramaları tespit ederek, mahrem imamların askeri personelle bağlantılarını ortaya çıkarmaya çalışır.
Hukuki açıdan, ATAÇ Raporu’nun delil olarak geçerliliği, HTS kayıtlarıyla uyumluluğuna ve bağımsız bilirkişi incelemesine bağlıdır. Yargıtay, ardışık aramaların örgütsel bağlantıyı işaret edebileceğini belirtse de, aramaların içeriğinin bilinmemesi nedeniyle tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığını vurgular. Bu delile eleştiriler, raporun teknik hatalar, yanlış sınıflandırmalar (örneğin, ardışık arama kriterlerine uymayan aramaların yanlış etiketlenmesi) ve fişleme iddiaları etrafında yoğunlaşır. Bu makalemizde Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak Ankesör dosyalarında yer alan ATAÇ Raporu hakkında bilgi vereceğiz.
ATAÇ Raporu Nedir ve Nasıl Hazırlanır?
ATAÇ Raporu, Türkiye’de FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında, ankesörlü telefonlar, büfe telefonları veya sabit hatlar üzerinden yapılan aramaların analizini içeren bir belgedir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2017/164168 numaralı soruşturması için geliştirilen ATAÇ (Ankesörlü Telefon Arama ve Çağrı) yazılımı, Emniyet Genel Müdürlüğü veya ilgili kolluk birimleri tarafından kullanılır. Bu yazılım, telekomünikasyon şirketlerinden (Turkcell, Vodafone, Türk Telekom vb.) temin edilen HTS (Historical Traffic Search) kayıtlarını işleyerek, FETÖ’nün özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü’ndeki mahrem yapılanmasının iletişim ağını tespit etmeyi amaçlar. HTS kayıtları; arama ve aranma geçmişi, çağrı süreleri, tarihler ve baz istasyonu bilgileri gibi verileri içerir. ATAÇ yazılımı, bu verileri analiz ederek ardışık, periyodik veya şifreli aramalar gibi örgütsel iletişim örüntülerini ortaya çıkarır.
ATAÇ yazılımı, HTS kayıtlarını tarayarak belirli kriterlere göre analiz yapar ve şüpheli iletişim örüntülerini raporlar. Yazılımın çalışma mantığı şu şekilde özetlenebilir:
- Veri Kaynağı: HTS kayıtları, telekomünikasyon operatörlerinden alınır ve yazılımın veri tabanına yüklenir.
- Analiz Kriterleri: Yazılım, ardışık aramalar (aynı hattan kısa aralıklarla birden fazla kişinin aranması), periyodik aramalar (düzenli aralıklarla yapılan aramalar) ve şifreli aramalar (kısa süreli veya cevapsız çağrılar) gibi örüntüleri tarar.
- Çıktı: Sorgulanan telefon numarasına ait aramaların detayları (tarih, saat, süre, baz istasyonu), arayan/aranan numaraların özellikleri ve bağlantılar raporlanır.
Bu süreç, FETÖ’nün mahrem imamlarının askeri personelle iletişim kurmak için ankesörlü telefonları kullandığı iddiasına dayanır. Örneğin, bir mahrem imamın aynı ankesörden birden fazla askeri personeli ardışık olarak araması, örgütsel bir bağlantıya işaret ettiği iddia edilmektedir.
ATAÇ Raporu, iki ana başlık altında hazırlanır:
- ATAÇ Sorgu Raporu: HTS kayıtlarına dayalı olarak, sorgulanan kişinin ankesörlü, büfe veya sabit hatlardan aranıp aranmadığını tespit eder. Bu rapor, genellikle tablo formatında sunulur ve şu bilgileri içerir:
- Arama tarihi ve saati.
- Aramaların süresi (örneğin, kısa süreli veya cevapsız aramalar).
- Aramaların yapıldığı telefon numarası (ankesör, büfe veya sabit hat).
- Aramaların ardışık, periyodik veya tekil olup olmadığı.
- Hat sahibinin kimlik bilgileri (varsa).
- Baz istasyonu bilgileri (aramanın yapıldığı coğrafi konum).
- ATAÇ Araştırma/Değerlendirme Tutanağı: Sorgu raporunda şüpheli aramalar tespit edilirse, bu aramaların daha derinlemesine analiz edildiği bir tutanaktır. İçeriği ise şöyledir:
- Aramaların yapıldığı numaraların kime ait olduğu (örneğin, mahrem imam veya başka bir şüpheli).
- Aranan kişilerin meslekleri (askeri personel, sivil vb.).
- Şüphelilerin adres bilgileri ve varsa önceki dava veya soruşturma kayıtları.
- Aramaların örüntü analizi (örneğin, aynı hattan birden fazla kişinin ardışık aranması).
Bu tutanak, savcılık ve mahkemeler için daha kapsamlı bir delil olarak kullanılır ve şüphelilerin örgütsel bağlantılarını detaylandırır.

ATAÇ Raporu’nun Kullanım Amacı
ATAÇ Raporu, FETÖ/PDY’nin özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri ile Emniyet Genel Müdürlüğü içerisindeki mahrem yapılanmasını deşifre etmek amacıyla geliştirilmiş bir araçtır. FETÖ’nün, mahrem imamlar aracılığıyla askeri personeli toplantılara çağırmak, talimat iletmek veya kontrol etmek için ankesörlü telefonları sistematik bir şekilde kullandığı iddia edilmektedir. Bu nedenle, raporun temel amacı, ankesörlü telefonlardan yapılan ardışık, periyodik veya şifreli aramaların örüntülerini analiz ederek örgütsel iletişim ağını ortaya çıkarmaktır. Örneğin, bir mahrem imamın aynı ankesörlü telefondan kısa aralıklarla birden fazla askeri personeli ardışık olarak araması, FETÖ’nün “mahrem imam-askeri personel” iletişim modeline işaret ettiği iddia edilmektedir. Rapor, bu tür aramaların tarih, saat, süre ve baz istasyonu gibi detaylarını sunarak, savcılık ve mahkemeler için şüphelilerin örgütle bağlantısını kanıtlamada önemli bir delil kabul edilmektedir.
ATAÇ Raporu, savcılık ve mahkemeler tarafından FETÖ soruşturmalarında delil toplama ve şüpheli tespiti için kritik bir araç olarak kullanılmaktadır. Rapor, ankesörlü telefonlardan aranan numaraların sahiplerini ve bu kişiler arasındaki bağlantıları ortaya çıkararak, örgütsel hiyerarşiyi ve iletişim ağını tespit etmeye çalışır. Örneğin, aynı hattan ardışık olarak aranan askeri personelin meslekleri, adresleri veya önceki soruşturma kayıtları gibi bilgiler, ATAÇ Araştırma/Değerlendirme Tutanağı’nda detaylandırılır. Ancak, raporun hukuki geçerliliği, HTS kayıtlarıyla uyumluluğuna ve diğer somut delillerle (itirafçı beyanları, ByLock kullanımı vb.) desteklenmesine bağlıdır. Yargıtay, ardışık aramaların örgütsel bağlantıyı işaret edebileceğini belirtse de, aramaların içeriği bilinmediği için raporun tek başına mahkumiyet için yeterli olmadığını vurgular. Bu nedenle, ATAÇ Raporu’nun yargılamalarda dikkatle incelenmesi ve bağımsız bilirkişi tarafından doğrulanması gerekmektedir.
Arama Türleri ve Anlamları
- Ardışık Aramalar: Aynı ankesörlü telefondan kısa zaman aralıklarıyla birden fazla kişinin aranması durumunu ifade eder. Bu yöntem, genellikle gizli iletişim kurmak isteyen kişiler tarafından kullanılır. Örneğin, bir mahrem imamın bir ankesörlü telefondan sırayla 3-4 askeri personeli araması, bu tür bir iletişim modeline örnek teşkil eder. Bu aramalar, genellikle dikkat çekmemek ve izlenmeyi zorlaştırmak için hızlı ve planlı bir şekilde yapılır. Ankesörlü telefonların anonim yapısı, bu yöntemi özellikle gizli örgütlenmeler için cazip hale getirir, çünkü arayanın kimliği kolayca tespit edilemez.
- Periyodik Aramalar: Periyodik aramalar, belirli bir düzen içinde, örneğin haftada bir veya ayda bir, aynı numaranın tekrar tekrar aranmasıdır. Yargı mercilerince bu tür aramalar, genellikle düzenli toplantılar, talimat iletimi veya iletişim sinyali olarak değerlendirilir. Örneğin, bir kişi belirli bir gün ve saatte sürekli aynı numarayı arıyorsa, bu bir organizasyonun rutin iletişim protokolüne işaret edebilir. Bu düzen, arayan ve aranan arasında önceden belirlenmiş bir planın varlığını gösterir ve genellikle gizli bir yapının süreklilik sağlama çabası olarak yorumlanır. Tespit edilmesi durumunda, bu düzenlilik şüpheli bir iletişim ağını açığa çıkarabilir.
- Şifreli Aramalar: Şifreli aramalar, kısa süreli (birkaç saniye) veya cevapsız aramalar şeklinde gerçekleşir ve genellikle bir talimat ya da sinyal iletmek için kullanılır. Bu tür aramalar, doğrudan bir konuşma içermediği için içeriğin tespit edilmesini zorlaştırır. Örneğin, bir cevapsız arama, önceden belirlenmiş bir mesajın (örneğin, “toplantı yapılacak” veya “plan devrede”) iletildiğini gösterebilir. Bu yöntem, gizliliği artırmak ve izlenmeyi önlemek için tercih edilir. Şifreli aramalar, özellikle hassas bilgi aktarımında veya operasyonel talimatların iletilmesinde etkili bir yol olarak kullanılır ve tespit edilmesi durumunda ciddi bir güvenlik riski olarak değerlendirilir.

ATAÇ Raporu ile Ardışık Aramaların Hukuki Boyutu
Ardışık aramalar, Türk Ceza Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanunu’nda açıkça tanımlanmış bir suç unsuru değildir; ancak, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2019 tarihli kararlarıyla, özellikle FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında delil olarak kabul edilmiştir. Bu aramaların hukuka uygun delil sayılabilmesi için belirli kriterlere uyması gerekmektedir. Örneğin, aramaların kısa süreli veya cevapsız olması, mesai saatleri dışında gerçekleşmesi, aynı ildeki sabit hatlardan yapılması ve aranan kişilerin genellikle benzer rütbede askeri personel olması gibi unsurlar, ardışık aramaların örgütlü bir iletişim modeline işaret edebileceği şeklinde değerlendirilir. Bu kriterler, aramaların tesadüfi olmaktan ziyade planlı ve sistematik bir iletişim ağının parçası olduğunu ortaya koymayı amaçlar.
Yargıtay, ardışık aramaların tek başına mahkumiyet kararı için yeterli olmadığını, “şüpheden sanık yararlanır” ve “iddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür” ilkeleri gereğince diğer somut delillerle desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Örneğin, tanık beyanları, ByLock kullanımı veya diğer iletişim kayıtları gibi ek deliller, ardışık aramaların örgüt bağlantısını ispatlamada kritik rol oynar. Aksi takdirde, yalnızca ardışık arama kayıtlarına dayanılarak verilen mahkumiyet kararları hukuka aykırılık teşkil edebilir, çünkü tesadüfi aramalar yanlışlıkla suç unsuru olarak yorumlanabilir. Bu nedenle, mahkemeler ardışık aramaları değerlendirirken dikkatli bir inceleme yapmak ve delillerin bütünlüğünü göz önünde bulundurmak zorundadır.
Hakkınızda ATAÇ Raporu düzenlenmişse ve içeriğinde ardışık aramaların olduğu iddia ediliyorsa savunmanızda şu hususlara dikkat edilmelidir;
- İlk olarak, ATAÇ raporlarının otomatik bir program tarafından üretildiği ve hata payı içerebileceği unutulmamalıdır. Örneğin, BTK’dan temin edilen ham HTS (telefon görüşme kayıtları ile ATAÇ sistemindeki verilerin örtüşmediği durumlar tespit edilmiştir. Bu nedenle, savunma, raporun doğruluğunu sorgulamak için HTS kayıtlarının ham halinin mahkemece incelenmesini ve gerekirse bağımsız bir bilirkişi raporu talep edilmesini içermelidir.
- Aramaların ardışık olarak sınıflandırılmasında kullanılan kriterlerin (örneğin, zaman aralığı veya hat tipi) belirsiz veya yanlış uygulanmış olabileceği vurgulanmalı, bu durumun tesadüfi aramaları hatalı bir şekilde suç unsuru olarak gösterebileceği belirtilmelidir.
- Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin kararlarına dayanarak, ardışık aramaların tek başına mahkumiyet için yeterli delil olamayacağı ve diğer somut delillerle desteklenmesi gerektiği savunulmalıdır. Savunma, aleyhe hususların “şüpheden sanık yararlanır” ve “iddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür” ilkelerine aykırı şekilde değerlendirilemeyeceğini vurgulamalıdır. Örneğin, aramaların kısa süreli veya cevapsız olması, mesai saatleri dışında yapılması gibi kriterlerin tesadüfi durumlarla açıklanabileceği (örneğin, ailevi veya sosyal iletişim) gösterilmeli ve aranan kişinin iddia edilen örgütle bağlantısına dair somut delil (tanık beyanı, ByLock kullanımı gibi) olup olmadığı sorgulanmalıdır.
- Aramaların içeriğine dair bilgi olmaması durumunda, bu aramaların suç teşkil eden bir iletişim olduğunu ispat yükünün iddia makamında olduğu belirtilmelidir. Sanığın kişisel durumu, meslek geçmişi ve sosyal çevresi de masumiyetini destekleyici şekilde mahkemeye sunulmalıdır.