Yüz Kızartıcı Suçlar

Yüz kızarıcı suçlar kavramı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş birtakım suç tiplerini içeren, özellikle memuriyete girişte kişilerin karşısına çıkan bir kavramdır. Yüz kızartıcı suçlar bazı özel kanunlarda ve 1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 76.maddesinde; tanımına yer verilmeksizin sayılma suretiyle düzenlenmiştir. Memuriyete girişte yüz kızartıcı suçlar Devlet Memurları Kanunu’na göre alımlarının iptal edilmesine veya işlerinden atılmalarına neden olmaktadır.

Ceza Kanununda “yüz kızartıcı suçlar” şeklinde bir suç kategorisi yoktur.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda memurluğa giriş şartlarını öngören 48.maddenin A bendi 5.fıkrasında sayılan bu suçlar 5728 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce “…devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı…” şeklinde olup ilgili kanun değişikliği sonucunda “yüz kızartıcı suçlar” deyimi kaldırılarak sadece suçların isminin sayılması yoluna gidilmiştir. Bu düzenlemeye hangi suçların yüz kızartıcı ve ahlaki değerlere taban tabana zıt olduğunun tartışmalı olması nedeniyle gidilmiştir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Memuriyete Engel mi? https://kadimhukuk.com.tr/makale/hukmun-aciklanmasinin-geri-birakilmasi-hagb-cmk-231/

Yüz Kızartıcı Suç Nedir?

Türk Ceza Kanunu’nda “yüz kızartıcı suçlar” gibi bir ayrıma yer verilmemiştir. Ceza Kanunu bakımından herhangi bir sonuç doğurmayan yüz kızartıcı suçlar kavramı özel kanunlar, yönetmelik ve tüzüklerde geçmektedir. Bu kavram hukuk camiasında tartışmalı bir durum olması nedeniyle kullanımından vazgeçilmiştir. Zira “yüz kızartıcı” sıfatının toplumun ahlak değerlerini etkileyen suç tiplerinden olduğu aşikar olmakla birlikte, toplum vicdanını daha da derinden etkileyen çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz, reşit olmayanla cinsel ilişki ve bunlara benzer suçların bu kapsamda sayılmadığı görülmektedir. Toplumun ahlak değerlerini sarsan bu suçlara yer verilmeyen yüz kızartıcı suçlar kavramı bu sebeple hukuk çevrelerince somut bir dayanağı olmadığı gerekçesiyle kabul görmemiştir.

yuz kizartici suclar neler

Yüz kızartıcı suçlar; Devlet Memurları Kanunu 48’de sayılmış olup, madde de belirtilen suçların miktarına ve infazına bakılmaksızın salt o suçtan mahkum edilmiş olmasına denir. Bir suç vasfı gereği memuriyete engel teşkil ediyorsa ilgili cezanın miktarı, seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmemesinin önemi yoktur. Önemli olan o suçun memuriyete engel nitelikte olup olmadığı yani Devlet Memurları Kanunu 48. madde de sayılmış olmasıdır.

Yüz Kızartıcı Suçlar Nelerdir?

Yüz kızartıcı suçlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre memuriyete girişe ve İş Kanunu’na göre işe alımlara engel teşkil eden, devam eden iş akdinin tazminatsız olarak sonlandırılmasına dayanak yaratan suç tipleridir. Bu sebeple suçun yüz kızartıcı olup olmadığı hususu, hakkında uygulanacak özel kanuna göre şekillenmektedir. Yüz kızartıcı suç olarak sayılan suç tipleri özel kanunlara göre şu şekilde sıralanabilir:

  • Hırsızlık suçu (TCK Madde 141)
  • Dolandırıcılık suçu (TCK Madde 157)
  • Güveni kötüye kullanma suçu (TCK Madde 155)
  • Görevi kötüye kullanma suçu (TCK Madde 257)
  • İrtikap suçu (TCK Madde 250)
  • Zimmet suçu (TCK Madde 247)
  • Özel belgede sahtecilik suçu (TCK Madde 207)
  • Kıymetli damgada sahtecilik suçu (TCK Madde 199)
  • Mühürde sahtecilik suçu (TCK Madde 141)

Hangi Kanunlarda “Yüz Kızartıcı Suçlar” Kavramı Vardır?

Makalemizin önceki bölümlerinde de belirttiğimiz gibi yüz kızartıcı suç kavramı çeşitli tartışmalar nedeniyle çoğu kanundan çıkarılmıştır. Kullanılmaya devam eden başlıca kanunlar ise:

  • 2709 Sayılı 1982 Anayasası m.76/2: “En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, yükümlü olduğu askerlik hizmetini yapmamış olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis ile ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlarla, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler.”
  • 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu m.11: “1. (Değişik alt bend: 02.01.2003 4778 S.K./15. md.) Basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkum olanlar”
  • 2820 Sayılı Siyası Partiler Kanununun m.11/b-2: “2 – (Değişik alt bend: 02.01.2003 – 4778 S.K./7. md.) Basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkum olanlar
  • 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48/5: “5. (Değişik alt bent: 10/01/1991 – 3697/1 md.; Değişik altbent: 23/01/2008-5728 S.K./317.mad) Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikập, rüşvet, hirsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak.”
  • 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu m.8/h: “h) (Değişik bent: 11/09/1987 – KHK 276/3 md., Aynen Kabul: 24/02/1988 – 3409/3 md.) Taksirli suçlar hariç olmak üzere, (…) üç aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı bir suçtan veya kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak veya bu suçlardan veya taksirli suçlar hariç olmak üzere üç aydan fazla hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir fiilden dolayı soruşturma veya kovuşturma altında olmamak.”
  • 6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun m.7/son: “(Değişik fikra: 23/02/2000 – 4534/1. md.; Değişik fikra: 23/01/2008-5728 S.K./154.mad) Ateşli silahla işlenen suçlardan hükümlü bulunanlar ile taksirli suçlar hariç olmak üzere bir yıldan veya bu Kanun kapsamına giren suçlardan dolayı altı aydan fazla hapis cezasına mahkum olanlara, affa uğramış olsalar bile ateşli silah taşıma bulundurma izni verilemez.”
  • 3568 Sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu m.4/d: “d) (Değişik bent: 10.07.2008 – 5786 S.K./2. md.) Türk Ceza Kanununun 53’üncii maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmamak.”
  • 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu m.5: “a) (Değişik bend: 02/05/2001 – 4667/5. md.; Değişik bent. 23/01/2008-5728 S.K./326.mad) Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikập, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmak.”
  • 1512 Sayılı Noterlik Kanunu m.7: “5. Kesinleşmiş bir karara Yüz kızartıcı bir suçtan veya ağır hapsi gerektiren bir cürümden mutlak olarak yahut kasdi bir cürümden bir sene veya daha fazla hapis cezası ile hüküm giymiş olmamak,”
  • 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun m.4/A: (Değişik bent: 23.01.2008-5728 S.K.) “Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı beş yıl veya daha fazla süreyle ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli Savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamunun sağlığına karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından hapis cezasına mahkûm olmak”
  • 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu m.56/4: (Değişik bent: 23.01.2008-5728 S.K.) “4. Türk Ceza Kanununun 53’üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikập, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûmiyetin bulunmaması ve siyasi partilerin organlarında görevli olmamak”

Yüz kızartıcı suçların kavram olarak yer aldığı bazı kanunlar yukarıdaki gibidir. Görüldüğü üzere yüz kızartıcı suç kavramı halen kullanılmakta olup, bu suçları işleyenlerin belirli meslek gruplarına girmelerini engellenmektedir.

yuz kizartici suclar memuriyet

Yüz Kızartıcı Suçlar Nasıl Tespit Edilir?

Yüz kızartıcı suç terimi yukarıda da açıkça belirttiğimiz gibi özel kanunlarla, sayılmak suretiyle kategorize edilmiştir. Bu sebeple herhangi bir suçun yüz kızartıcı suç sınıfına girip girmediği konusunda yorum yapabilmek mümkün değildir. Tabi tutulacağınız kanuna göre ve o kanunda yüz kızartıcı kavramıyla bazı suçlar sayılmış olması durumunda bir suçun yüz kızartıcı olup olmadığının tespiti yapılabilmektedir.

Yüz kızartıcı suç kavramı aslında bir suç tasnifi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yüz kızartıcı suç kavramı, ilk defa 1961 Anayasasının 68.maddesinde yer almış ve bundan sonra 1982 Anayasasında ve diğer kanunlarda da bu tabir kullanılmaya başlanılmıştır. Genel olarak kanunlarda sayılmayan ya da örneklenmeyen durumlarda, suçun yüz kızartıcı olup olmadığı ilgili mercilerin takdirine bırakılmıştır.

Bu konuda 02.07.1996 Tarih ve 3-144/171 sayılı Yargıtay Ceza Genel Kurul kararında Anayasadaki düzenlemenin sözel yorumunu esas alarak, yüz kızartıcı suçun başta Anayasada ve diğer yasalarda sayılan suçlarla sınırlı olmadığını, toplumun yapısına göre zaman zaman değişikliğe uğrayabileceğini savunmuştur. Danıştay 1. Dairesi 09.11.1983 tarih E.1983/220 K. 1983/260 sayılı kararında Devlet Memurları Kanununun 48/5 maddesindeki suçlar dışında bir suçun yüz kızartıcı suç olarak kabul edilmeyeceği görüşünü savunmuştur. Bu görüşünü, Danıştay 5. Dairesinin 17.03.1986 gün ve E. 85/953 K. 86/308 sayılı kararında “ kanun koyucu bu düzenleme ile yalnız unsurları ve oluş biçimleri yönünden benzeyen suçları değil niteliği itibariyle yüz kızartıcı olan bütün suçları amaçlamıştır” diyerek, daha önceki görüşünü sürdürmüştür.

Yüz Kızartıcı Suçların Memuriyete Etkisi

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, memuriyete girişte aranan şartları düzenlemiştir. Bu şartlar m.48’te sayılmıştır. İlgili maddeye göre aranan şartlardan biri;

“Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak” olarak düzenlenmiştir.

Yüz kızartıcı suçlar olarak da nitelenen memuriyete engel suçlar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu madde 48/5’te sınırlı sayıda düzenlenmiştir. Sayılan suçlar şu şekildedir;

  • Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar
  • Edimin İfasına Fesat Karıştırma
  • Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama
  • Kaçakçılık Suçları
  • Hırsızlık Suçu
  • Dolandırıcılık Suçu
  • Güveni Kötüye Kullanma Suçu
  • İrtikap Suçu
  • Zimmet Suçu
  • Hileli İflas
  • Özel Belgede Sahtecilik Suçu
  • Kıymetli Damgada Sahtecilik
  • Mühürde Sahtecilik Suçu

Kişi memuriyete atandıktan sonra üstte sayılan suçları memuriyetten önce işlediği anlaşılırsa veya kişi memuriyeti sırasında 48. madde de ki suçlardan herhangi birine işlerse memuriyetine son verilir. Kişinin memuriyet süresi boyunca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48.maddesinde belirlenen şartları taşımak zorundadır. 48. madde de sayılmış suçlardan herhangi birinin işlenmesi halinde memurluk vasfını kaybeder ve kişinin memursa memuriyetine son verilir, ilişiği kesilir.

Yüz Kızartıcı Suçlar Sabıka/Adli Sicil Kaydından Ne Zaman Silinir?

Adli sicil kayıtlarının tutulması ve saklanmasından Adli Sicil Genel Müdürlüğü sorumludur. Silinen adli sicil kayıtlarının arşivlenmesi keyfiyetini Adli Sicil Genel Müdürlüğü’nün, ilgili kanunlarda yüz kızartıcı olduğu açıkça belirtilen suçlar ile sınırlı tutuğu söylenebilir. Yüz kızartıcı suçun belirsizliğinin bazı suçların daha başka ve daha ağır cezalar doğurması sonucu yaratabileceği için, insan haklarının ve insan hakları evrensel beyannamesi ve kendi Anayasamızın “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi göz önünde tutularak düzenlenmesi şarttır. Yine, ceza hukukundaki kıyas yasağı da, “gibi” edatıyla söz konusu suçları benzetme yapılarak çoğaltmaya fırsat tanındığından hukukun temel ilkelerine ters düşmektedir.

Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler açısından bu denli önemli bir konuyu, başta idare olmak üzere yargı organlarının takdirine bırakması hiç sağlıklı görülmemektedir. Ancak, 10.07.2008 tarih ve 5786 sayılı Kanunla Özel Ceza Kanunlarında yapılan değişikliklerde “yüz kızartıcı suç ve gibi” terimleri kullanılmamış, suçlar tek tek sayılmıştır. Bütün kanunlarda ortak kullanılan suçlar olduğu gibi, bazı özel kanunlarda sayılan suçlar diğer bazı özel kanunlarda sayılmamıştır.

Yüz kızartıcı olarak sayılan suçlar adli sicilden silinir ancak, arşiv kaydına alınır. Adli sicil kaydı ve arşiv kaydı bu yönüyle birbirlerinden farklıdırlar. Bu suçlarda arşiv kaydının silinmesi ise, 5352 Sayılı Adli Sicil Kanunu 12. Maddesindeki şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise bahsi geçen kanun maddesi uyarınca:

“Arşiv bilgileri;

a) İlgilinin ölümü üzerine,

b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren;

1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla on beş yıl geçmesiyle,

2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle,

c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir.

(2) Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir.

(3) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.

(4) Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin kayıtlar, infazının tamamlanmasıyla tamamen silinir.” Şeklinde düzenlenmiştir.

Yüz Kızartıcı Suçlar İle İlgili Danıştay Kararları

Yüz kızartıcı suçların memuriyete engel teşkil edip etmediği hususunda Danıştay’ın sitesinde emsal karar bulabilirsiniz. https://www.danistay.gov.tr/

Danıştay 12.Dairesi, 09.10.2002 2000/2702, 2002/2982

  • Yüz Kızartıcı Suçlar
  • Devlet Memurları Kanunu 48. Madde

Davacının 657 sayılı kanunun 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada; memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici harekette bulunduğu sabit olan davacının bir alt ceza ile cezalandırılması yönünde idarece takdir yetkisinin kullanılmamış olmasının idari işlemi sakatlayamayacağı.

Danıştay 5.Dairesi 05.11.1990, K:90-1990, E:88-607

  • Yüz Kızartıcı Suçlar
  • Devlet Memurları Kanunu 48. Madde

Reşit olmayan bir kimseyi kendi isteği ile alıkoyma ve kendi isteği ile cinsel ilişkide bulunma suçu 657 sayılı yasanın 48.maddesinde belirtilen yüz kızartıcı suçlardan olmadığı gibi suçun işlendiği tarihte memuriyete almaya engel olmayan hali, anılan maddede daha sonra yapılan değişiklikle şeref ve haysiyet kırıcı suç eklentisi ile engel oluştuğu hükmü göz önüne alındığında ve iki ayrı eylem nedeniyle verilen cezaların birleştirilmesi yoluyla toplamının 6 ayı aştığı esasına dayanılamayacağından, yargılanmasının uzun zaman almış olmasının sorumluluğu yüklenilemeyeceği ve sözü edilen değişiklik hükmüne dayanılarak davacının görevine son verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı…

Danıştay 5. Dairesi 13.04.1989 Esas:1987/1931; Karar:1989/640

  • Yüz Kızartıcı Suçlar
  • Devlet Memurları Kanunu 48. Madde

İdarenin bir suçun yüz kızartıcı suç niteliğinde bulunup bulunmadığını tespitteki takdir yetkisinin mutlak olmadığı…

Yüz kızartıcı suçlar, kişilerin özel  ve genel kanunlar gereği elde edebileceği hak ve statüleri engellemesi, suçların cezaları dışında daha büyük sonuçlar doğurması nedeniyle  ceza davasının bir avukat aracılığıyla takip edilmesi önemli hak kayıplarının meydana gelmesini önleyecektir..




Paylaş