Ticari Davalar | Mutlak ve Nispi Ticari Davalar TTK 4. Madde

Ticari Davalar | Mutlak ve Nispi Ticari Davalar TTK 4. Madde

ticari davalar

Özel hukuktan doğan, birbirine eşit taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların görüldüğü adli uyuşmazlıklar grubunda yer alan ve TTK m. 4’te sınırlı olarak sayılan davalar ticari davalar olarak nitelendirilmektedir. Hangi iş ve uyuşmazlıkların ticari dava sayıldığı TTK’ da ve bazı özel kanunlarda sınırlı olarak belirtilmiştir. Ticari davalar;

  • Mutlak ticari davalar,
  • Nispi ticari davalar
  • Ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere 3 gruba ayrılmaktadırlar.

Uyuşmazlığın çözüleceği yargı kolu ve söz konusu uyuşmazlığın çözümünde tatbik edilecek usul kurallarının tespit edilmesi bakımından, uyuşmazlığın niteliğinin belirlenmesi, önem arz etmektedir. Bu nedenle sürat, güvenlik ve esneklik gerektiren ticari hayatın, ilgili uyuşmazlıkların çözümü bakımından ayrı bir uzmanlık gerektirmesi, bir uyuşmazlığın ticari olarak nitelendirilmesi ve davanın daha sağlıklı yürütülmesi açısından elzemdir.

ticari davalar mutlak nispi
ticari davalar mutlak nispi

Ticari Dava Türleri

TTK’nın 4. maddesine bakıldığında ticari davalar nitelikleri bakımından;

  • Mutlak ticari davalar,
  • Nispi ticari davalar,
  • Herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi şartıyla ticari sayılan davalar şeklinde üçe ayrılmaktadır.

Bir davanın ticari dava sayılmasında, tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece uyuşmazlığın ticari niteliği kıstas teşkil ediyorsa mutlak ticari dava; tarafların tacir sıfatı ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerini ilgilendirmesi kıstası ele alınıyorsa nisbi ticari dava söz konusu olur.

Mutlak Ticari Davalar

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlık konusunun TTK anlamında ticari işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, TTK m. 4’te düzenlenen davalarla, bazı özel kanunlarda ticari dava olduğu açıkça belirtilen davalardır.

Mutlak ticari davadan anlaşılması gereken, tarafların sıfatı veya işlem ve fiilin ilgili olduğu işletmenin ticari olup olmadığı olgusu dikkate alınmaksızın bu davaların kendiliğinden ticari dava niteliği taşımasıdır.

Türk Ticaret Kanunu m.4’e göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

  • Türk Ticaret Kanunu’nda,
  • Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ile 969 uncu maddelerinde,
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun;
    • Malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203,
    • Rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,
    • Yayın sözleşmesine dair 487 ile 501,
    • Kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ile 519,
    • Komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ile 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ile 554,
    • Havale hakkındaki 555 ile 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ile 580 inci maddelerinde,
  • Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
  • Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
  • Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari dava sayılmaktadır.

Bununla birlikte, TTK’ nın 4. maddesinde sayılan hususlar dışında da bazı özel kanunlarda yer alan mevcut düzenlemeler gereği ticari sayılan davalar bulunmaktadır. Bu kanunlarda belirtilen bazı davalar şu şekildedir:

  • Kooperatifler Kanunu m.99’dan kaynaklanan hukuk davaları,
  • Ticari İşletme Rehni Kanunu’ndan kaynaklanan davalar,
  • İflas davaları,
  • Konkordato davaları,
  • Finansal kiralama sözleşmesinden doğan davalar,
  • Oda ve borsa üyelerine verilen disiplin cezaları,

Nispi Ticari Davalar

TTK m. 4/1’de “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının” ticari dava olacağı hükmü yer almaktadır. Öyleyse, bir davanın nisbi ticari dava olabilmesi için şu iki şartın varlığı birlikte aranmaktadır:

  • Her iki taraf da tacir olmalıdır.
  • Söz konusu uyuşmazlık her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olmalıdır.

Bu iki şartın varlığı halinde dava ticari dava olarak nitelendirilmektedir. Aksi takdirde davanın ticari dava olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Örneğin; her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren karz, hizmet, istisna, kira gibi sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar nispi ticari davaya vücut verecektir. Ancak, sözleşme yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiriyor ise nispi ticari davaya konu olamayacaktır. Aynı şekilde, ticari taşımacılıkta kullanılan kamyonun, bir fabrika binasına çarpması sonucunda doğan zararın tazmini için açılan dava ticari davadır. Fakat, TCDD işletmesine ait trenin, tren yolu geçidinden yaya olarak geçen bir şahsa çarparak zarar vermesi ise, ticari davaya konu olmayacaktır.

Herhangi Bir İşletmeyi İlgilendirmesi Şartıyla Ticari Sayılan Davalar

Bir davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer almalı ya da tacir her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık söz konusu olmalıdır. Ancak istisnai olarak, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren;

  • Havale,
  • Vedia ve
  • Fikri haklara dair davalar da ticari dava olarak kabul edilmektedir.

Yukarıda yer verilen davalara ilişkin hususlar, yalnızca taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendirse dahi, TTK ticari dava olarak nitelendirmektedir.

ticari davalar nelerdir
ticari davalar nelerdir

Ticari Davalarda Yargılama Usulü

Ticaret mahkemelerinde, yargılama usulü kural olarak asliye hukuk mahkemelerinde geçerli olan yazılı usuldür. Yazılı usulde, özellikle davanın açılması, cevap verilmesi, delillerin bildirilmesi gibi dava malzemelerinin hazırlanması yazılı şekilde olur. Bununla birlikte yazılı yargılama usulünde dahi, HUMK m. 73 gereği, hakim her iki taraf dinlenmeksizin hüküm veremez. Ancak yargılamanın daha basit ve hızlı bir biçimde sonuçlandırılmasının gerekli olduğu kimi hallerde kanun istisnai olarak, basit yargılama usulünün uygulanacağını kararlaştırmıştır. Bu haller genel itibariyle şu şekildedir:

  • Asliye ticaret mahkemelerinde görülen miktar ve değeri 100 bin Türk Lirasını geçmeyen davalar,
  • Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal davaları,
  • İflas ve konkordatoya ait dava ve işler,
  • Kolektif şirkette ortaklarla tasfiye memurları arasında çıkan ihtilaflar,
  • Ticaret şirketlerinde ortakların şirketle veya birbirleriyle olan ilişkilerinden doğan davalar ve şirketlerin yönetim kurulu üyeleri, müdürleri ve denetçilerine karşı açılacak sorumluluk davaları,
  • Kooperatifler kanununda düzenlenen hususlardan doğan hukuk davalarında da basit yargılama usulü uygulanır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

TTK m.4/1’e göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Asliye ticaret mahkemesinin olmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemeleri bu davalara bakmakla görevli olacaktır. Mahkeme yönünden görev, tarafların yapacakları anlaşma ile değiştirilemez.

Ticari davanın açılacağı yetkili mahkeme ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (“HMK”) göre belirlenecektir. İlgili mevzuat gereğince genel hüküm, davanın davalının yerleşim yerinde açılabileceği şeklindedir. Ancak, uyuşmazlığın tarafları, aralarındaki uyuşmazlıklarda kesin yetki kuralı olmadıkça sözleşme ile yer yönünden yetkili mahkemeyi belirleyebilirler. Örneğin; uyuşmazlığın görülmesinde bir mahkemenin kesin yetkisi olmadığı takdirde taraflarca İstanbul mahkemelerinin yetkili kılınması kararlaştırılabilir.

Ticari Davalarda Dava Şartı Arabuluculuk

TTK m.5’te; Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” denilmektedir.

Öyleyse söz konusu kanun hükmünden hareketle, ticari davalara ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle arabulucuya başvurulmalıdır. Bu husus bir dava şartıdır. Arabulucuya gidilmeksizin dava açılması halinde davanın reddine karar verilecektir.

Ticari davalar, mevzuatların kapsamının genişliği ve detayları itibariyle hukuki yardım almadan takip edilemeyecek kadar karmaşıktır. Birçok hukukçu, avukat dahi ticaret hukuku anlamında yeterli bilgiye sahip değildir, doğrudan ticaret hukukunun mevzuatına ve pratikte ticari davalara hakimiyeti olan bir avukattan bilgi ve yardım almak gerekmektedir.

X