İdare Hukuku

Tam Yargı Davası – İdari Yargıda Tazminat Davaları

Gerek Anayasa gerekse Danıştay ve İYUK’ta açıkça belirtildiği gibi “İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür”. İdarenin böyle bir sorumluluğunun ortaya çıktığı durumlarda ise, idareye karşı tazminat davası (tam yargı davası) açılabilecek ve davalı idareden yargı organı aracılığıyla uğranılan zararların tazmini istenebilecektir. Ayrıca kabul gördüğü üzere, idarenin faaliyet alanının ve yaptığı hizmetlerin gerek nitelik, gerekse sayıca çoğalması ile birlikte, kişilerin bu faaliyetlerden zarar görme ihtimali de artmıştır. Kısaca, “herkes neden olduğu zararları gidermek zorundadır” şeklinde açıklanabilir. Tam yargı davaları idareye karşı açılır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki karşılığı tazminat davası olan tam yargı davaları da idari tazminat davalarıdır.

2577 sayılın Kanunda tam yargı davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan etkilenen tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Tam yargı davasında uyuşmazlık konusu, belli bir miktar para alacağı oluşturmaktadır. Bu para alacağının idare tarafından ödenmesi talep edilmektedir. Bu davanın davacısı zarara uğrayan, davalısı idaredir. Bu tazminat istemi idarenin kusurlu / kusursuz eylem ve işlemlerinden doğan zararların tazminine yönelik olmaktadır. Burada idarenin bir işlemi nedeniyle uğranılan zararın istenildiği gibi, sağlık hizmetlerinin görülmesi sırasındaki hizmet kusurlarından kaynaklanan zararların tazminine ya da idarenin gerekli bakım, onarım işlerini yapmadığından doğan zararların tazmini de istenilmektedir.

Tam yargı davası nedir ?

İdari yargıda açılan tazminat davalarıdır.1982 Anayasasının 125. Maddesinin son fıkrasında idarenin eylem ve işlemlerinden doğan sorumluluğu ele alınmıştır. Bu sorumluluğun şartları; zarar doğuran işlem ya da eylem olmalı, bir zarar doğmuş olmalı ve zarar ile eylem / işlem arasında uygun illiyet bağı olmalıdır. Bu üç koşul birlikte bulunduğu takdir de idarenin sorumluluğundan söz edilir.

Tam yargı davaları idarenin eyleminden kaynaklanmış olabileceği gibi iptal davasıyla birlikte de açılabilir. Eylem ve işlemden kaynaklı 2 farklı tam yargı davası vardır. Bu ikisi hususun birbirinden farkı dava zamanaşımı, dava açma süresi, idareye başvuru şartı gibi hususlarda farklılık yaratmaktadır. Eylemden kaynaklı tam yargı davasına örnek verecek olursak; ambulansından geç gelmesi sebebiyle hastanın hayatını kaybetmesi veya itfaiyenin yangına geç müdahale etmesinden dolayı yangının büyümesidir. İşlemden kaynaklı tam yargı davasına örnek ise; memurun haksız olarak devlet memurluğundan çıkarılmasına üzerine açılan iptal davasında mesleğine geri dönmesi, dava süresince oluşan maddi ve özlük haklarının talep edilmesine ilişkindir. Örneğin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandırıldığı gerekçesiyle ilişiği kesilen ancak bunun aksini mahkeme yoluyla kanıtlayan memur adayı işlemin iptali kararını aldıktan sonra aynı zamanda kaybettiği zaman dilimindeki maddi ve manevi hakları ile özlük haklarını geri alabilmektedir.

Tam Yargı Davası Örnekleri

Tam yargı davaları hususunda açılan davalara başka örnek verecek olursak; trafik tescillerindeki kusur nedeniyle davacının zararı doğduğu, baraj kapaklarını açarak tarım alanlarının su altında kalmasında DSİ kusurlu olduğu, kaçak olmayan mallara el konulması nedeniyle doğan zararın tazmininde yasal faizin de ödenmesi gerektiği, sulama kanalından doğan zararda belediyenin kusuru olduğu, yargı kararıyla göreve dönen kişilere açıkta geçen süreçlerdeki maaş ve diğer alacaklarının ödenmesi gerektiği, davacının harcadığı bedelin tazmini gerektiği, belediyenin kazı çalışmalarında zarar verdiği PTT kabloları nedeniyle doğan zararların tazmini gerektiği, davacılara sürekli görev yolluklarının ödenmesi gibi durumlar sayılabilir.

İdari yargıda tazminat davası dilekçe örneği internette fazlaca bulunmaktadır. Fakat bu dilekçeler her olaya özgü olmadığı için olayınıza uygun, hukuki temelleri sağlam bir dilekçe ile davayı açmanız sizlerin lehine olacaktır. İdari yargılama usulü dilekçeler üzerinde yürütülen bir yargılama olduğu için durumunuzu ne kadar açık izah eder ve hukuki nitelendirmeleriniz ne kadar iyi olursa mahkeme nezdinde haklılığınız o derece kolay ispatlanır hale gelecektir.

Tam Yargı Davalarında Maddi ve Manevi Tazminat

“Tam Yargı Davalarında Manevi Tazminat”  başlığında tam yargı davaları ve manevi tazminat ele alınarak, manevi tazminatın tam yargı davalarında nasıl değerlendirildiği incelenmeye çalışılmıştır. Üzerinde çok tartışılan bir hukuki kurum olan manevi tazminat, daha çok özel hukuk alanında ele alınmış olup idari yargının konusunu oluşturan tam yargı davalarında bu konuyla ilgili geniş bir yazı bulunmamaktadır. Tam yargı davalarında manevi tazminat ile ilgili incelemeye tabi tutulması gereken Danıştay, AYİM, Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemes’nin kararları ele alınacaktır. 

Tam yargı davalarında göze çarpan husus istenilen tazminat miktarının tespitidir. Bu tespit davacı tarafından yaptırılmış olsa bile idare mahkemesi gerekli görülmesi halinde bilirkişi ve keşif incelemesi yapılarak gerçek zarar tespiti yaptırabilir. Tam yargı davası manevi tazminat ile birlikte maddi tazminatı da kapsar.

Manevi zararın tespitinde ise, olayın niteliği, davanın taraflarının ekonomik, sosyal durumu, olayda gerçekleşen ölüm, yaralanma gibi hususlar dikkate alınarak İdare Mahkemesi tarafından tespit edilir. Tam yargı davası örnekleri hukukumuzda çok fazladır. Doktor hatasından kaynaklı davalar, terör sebebiyle oluşan zararlar, idarenin sel ve su baskınlarına engel olamamasından dolayı oluşan hizmet kusurları gibi bir çok tam yargı davası örnekleri sayılabilir.

İdarenin Kusurlu Sorumluluğu ve Kusursuz Sorumluluğu

İdare bir kişi değil, bir örgütlenmedir. Tüzel kişiliği haiz idari kuruluşlar adına işler, gerçek kişiler, başka bir deyişle kamu görevlileri tarafından yerine getirilir. Kusurlu tutum ve davranışlar, kamu görevlilerinin tutum ve davranışlarıdır. 

İdarenin sorumluluğu konusunda söz konusu edilen kusur, kişilerde aranan subjektif nitelikte kusur olmayıp kişilerin dışında kalan kamu hizmetlerinin kuruluşu ve işleyişiyle ilgili objektif bir kusurdur. Devlet, hizmetleri en etkin, en verimli ve hukuka uygun şekilde sağlamakla yükümlüdür. Devletin bu borcunu yerine getirmemesi hizmet kusurunu oluşturur.

İdarenin kamu hukuku kurallarına göre sorumluluğunun doğabilmesi için kamu hizmetinin hazırlanması, sunumu veya yürütülmesi esnasında, idarenin idari nitelikteki işlem, eylem ve sözleşmeleri neticesinde kişilere zarar verilmiş olması durumunda kusurlu olması gerekir. İdarenin sorumluğunda, idarenin kendine özgü kuralları ve sorumluluk anlayışı ile uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenmekte ve idarenin mali sorumluluğu gereği de idare tarafından zararlar tazmin edilmektedir.

İdare hukuku açısından, idarenin kusursuz sorumluluğunun doğabilmesi için zararın mağdur olana göre ağır, olağandışı, özel bir zarar vermiş olması gerekir. Kusursuz sorumluluk halleri risk ilkesi ve kamu külfeti karşısında eşitlik ilkesi şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Bu durumda esasında idarenin bir kusuru yoktur. Fakat devlet olması niteliği gereği bazı zararları karşıla görevi gereği sorumlu tutulmaktadır.

Tam Yargı Davası Açma Süresi

İdarenin yaptığı işlem veya eylemlere karşı tam yargı merciinde haklarını aramak isteyenler, bunun için kanuni düzenlemeler ile belirlenen sürelerde haklarını arayarak başvuru yapmak zorundadırlar. Aksi halde süreler aştığı için dava açma hakları da ortadan kalkacaktır. İdare hukukundaki süreler hak düşürücüdür,  belirlenen sürelerde dava açmayanlar bu haklarını kaybetmiş sayılırlar.

İdari davalarda, davanın süresinde açılıp açılmadığı sorunu kamu düzeniyle ilgili olduğu için derdest davanın her aşamasında davanın süresinde açılıp açılmadığı iddiası ileri sürülebilir ve mahkeme tarafından resen dikkate alınır. İptal davasından sonra tam yargı davası açma süresi kararın kesinleşmesinden itibaren 60 gündür.

İdari işlemlere karşı dava açma süresi, diğer kanunlarda aksi belirtilmediği sürece 60 gündür. Tam yargı davası zamanaşımı ise zarar gören kişinin eylemi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve her halükarda 5 yıl içinde idareye başvurmak zorundadır. Bu başvuru sonrası ret kararı vermesi veya zımni olarak reddetmesi durumunda 60 gündür. İdareye karşı manevi tazminat davası zamanaşımı süreside üstte belirtilen sürelere tabidir. Tam yargı davası zamanaşımı süresi İdare Mahkemesi tarafından resen dikkate alınır. Bu sürelere dikkat edilmesi gereklidir.

Tarafımıza sıkça yöneltilen “İptal ve tam yargı davası birlikte açılabilir mi ?” sorunun cevabı ise açılabilir. İYUK gereği bu hakkınız bulunmaktadır. Son olarak tam yargı davası nerede açılır? sorusu yöneltilmektedir. Tam yargı davası, idari eylemin gerçekleştiği yer İdare Mahkemesi’nde açılır.

Tam Yargı Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu?

İdari davalarda avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Şahıslar kendileri, şirketler ise yetkilileri aracılığıyla davalarını açabilir ve yürütebilirler. Ancak baştan sona teknik ve hukuki koşullarla dolu bu süreç olduğu ve yapılan bir hata neticesinde davanız reddedilebilir. Buda haklı olduğunuz bir davada usulden veya esastan davayı kaybetmeniz anlamına gelecektir.  Bu riskle karşı karşıya kalmamak için konusunda uzman idare hukuku avukatı vasıtasıyla hizmet almanız önemlidir. Bu sayede hem hukuken haklı olduğunuz davada alacağınızı tahsil edeceksiniz hem de hızlı ve hatasız tamamlanması sağlanmış olacaktır.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu