İdare Hukuku

Soyut Norm Denetimi / Somut Norm Denetimi

Anayasa yargısı, kanunların ve diğer bazı yasama işlemlerinin anayasaya uygunluğunun yargısal usullerle kontrol edilip, karara bağlanması faaliyetlerinin tümüne denir. Ülkemizde anayasa yargısı; soyut norm somut norm denetimi ve bireysel başvuru olarak uygulanmaktadır.

Anayasa yargısının amacı, insan haklarının ve temel hürriyetlerin tam güvence altına alınmasıdır. Diğer bir ifadeyle anayasa yargısı insan haklarını güvence altına alan anayasanın yasama çoğunluğuna karşı etkili biçimde korunması ihtiyacından kaynaklanmıştır.

Soyut norm denetimi; Anayasa’da belirtilen kişi, grup, kurum veya organlar tarafından belli bir kanun aleyhine anayasaya aykırı olduğu savıyla yetkili yargı merciinde açılan davada yapılan denetimdir.

Somut norm denetimi; Somut norm denetimi, bir mahkemede görülmekte olan davanın karara bağlanmasının, o davada kullanılacak kanun hükmünün anayasaya uygun olup olmamasına bağlı olması halinde yapılan denetimdir.

Bireysel başvuru; yargılama sırasında kişinin savunma gibi kimi temel haklarının ihlal edildiği ve karara esas olan kanunun kişinin anayasayla korunan temel hakkını ihlal ettiği iddialarıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasıdır.

Soyut Norm Denetimi (İptal Davası)

Soyut Norm Dava Açma Yetkisi

1982 Anayasasının 150. maddesi uyarınca iptal davası olarak adlandırılan denetim türünde dava açma hakkı sınırlı sayıda organ tarafından kullanılabilir. Sayılan organlar dışında kimse kanunların anayasaya aykırılığını ileri süremez. Bahse konu durumda, kanunun uygulandığı somut bir olay yoktur. Soyut norm denetimi 2018 yılında çıkarılan bir çok kanunda uygulanma alanı bulmuştur.

Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, TBMM İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde iptal davası açabilme hakkı 1982 anayasası uyarınca esasa ilişkin dava açabilecek organlar; Cumhurbaşkanı, iktidar ve ana muhalefet partileri meclis grupları ile TBMM üye tamsayısının en az beşte biri üye tarafından açılabilir (m.150). 1961 anayasasına göre dava açma hakkını oldukça sınırlamıştır. Hatta şekli bakımdan inceleme de ise sayı daha da azaltılıp dava hakkı sadece Cumhurbaşkanı ve TBMM üye tamsayısının en az beşte birine tanınmıştır. Şekli yönden davayı açacak kişilerdeki sınırlandırma sadece kanun ve anayasa değişikliği içindir.

Sıkça tarafımıza yöneltilen; “bütçe kanununa iptal davası açılabilir mi ?” sorusunun cevabı ise açılamaz. Bütçe kanunları özel nitelikte kanunla olup iptali istenemez.Fakat bütçe kanunlarına ekleme yapılarak farklı kanunların iptalinin istenmesi engellenmek istenirse Anayasa Mahkemesi tarafından incelenebilecektir.

Anayasa Mahkemesi İptal Davası Açma Süresi

İptal davası açma süresi esas bakımından Resmi Gazetede yayınlanmasından itibaren altmış gündür. Şekil sebebiyle açılacak davada ise süre 10 gündür. Pekala yukarıdaki sürelere kanun hükmünde kararnameler ve TBMM içtüzüğü dahil değildir. Bunlar için dava açma süresi altmış gündür.

6216 sayılı Kanunun 38’inci maddesi uyarınca ilgili kişilerin vereceği dilekçe ile dava açılmış olur. Anayasaya aykırılık iddiasında hangi maddelerin ihlal edildiği açıkça belirtilmelidir. Fakat Anayasa Mahkemesi bunlar ile bağlı değildir, resen araştırma yapabilir. Soyut norm denetimi kimler tarafından yapılır sorusunun cevabı ise Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır. Soyut norm denetiminde tek ve nihai karar verici merci Anayasa Mahkemesidir.

Somut Norm Denetimi (İtiraz Yolu)

Kuvvetler ayrılığı ilkesine göre yasama, yürütme ve yargı erkleri birbirinden ayrı yapıda olması gereklidir. Hatta sayılan erklerin faaliyetlerinin hukuka uygunluğunun denetimi hukuk devletinin olmazsa olmaz şartlarındandır. Somut norm denetimi tam bu nokta da herkesin işletebileceği, olası hak kayıplarının önüne geçilmesi noktasında anayasa yargısının temel taşı durumundadır. Somut norm denetimi 2018 yılında bir çok mahkeme tarafından işletilmiş olup, olası hak kayıpları engellenmeye çalışılmıştır.

Somut norm denetimi kısaca; “Görülmekte olan bir dava sebebiyle uygulanacak bir veya daha çok yasa ya da yasa gücünde kararname normunun, davayı gören mahkemece anayasaya aykırı bulunması veya taraflardan birinin bu yoldaki iddiasının ciddi olduğu kanısına varılması üzerine, bu konuda verilecek karara kadar dava geri bırakılarak işin Anayasa Mahkemesi’ne intikal ettirilmesiyle başlayan yargısal denetim sürecine, somut norm denetimi denir”. Görüleceği üzere somut norm denetimi soyut norm denetimi gibi sınırlı insan tarafından işletilen bir yol değildir. Yine bu yola başvurmak için süre sınırlandırılması yoktur. Pratikte çokça başvurulması gereken somut norm denetimi fiili olarak çok az durumda işletilmektedir. Çünkü hakimler bu yola başvurma noktasında tereddütler yaşamaktadır. Bir diğer husus ise yargılama sürecinin bu yola başvurulması ile istenmedik şekil de uzamasıdır.

Anayasanın 152. maddesin de düzenlenen somut norm denetimi 2949 sayılı kanunun 28. maddesi birlikte değerlendirilerek ele almak gereklidir. Temel düzenleme olan 152. madde somut norm denetiminin tanımını, şartlarını ve işleyişini belirtirken, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 28. maddesi ayrıntılı olarak sürecin nasıl işleyeceğini düzenlemektedir.

Soyut Norm Denetimi Şartları

Somut norm denetimi; “bir mahkemede görülmekte olan bir davanın karara bağlanmasının, o davada kullanılacak hukuk normunun anayasaya uygun olup olmaması halinde yapılan denetimdir.” şeklinde tanımlanabilir. Bu tanımdan anlaşılacağı üzere ortada görülmekte olan bir dava olmalı, bu dava mahkeme sıfatına haiz bir kurumda görülmeli, davaya uygulanacak normun anayasaya aykırılığı ileri sürülmeli ve son olarak mahkemenin bu iddiayı ciddi bulması gereklidir. Soyut norm denetimi kimler tarafından yapılır sorusunun cevabı ise; öncelikle davaya bakan mahkeme tarafından Anayasa Mahkemesine götürülerek burada hukuka uygunluğu denetlenir. Tüm bu şartlar ayrıntılı olarak ele alınacak olursa;

1.Görülmekte olan bir dava olmalı: Somut norma denetiminin en temel ve ayırt edici özelliği görülmekte olan bir dava esnasında bu yola başvurulmasıdır. “Davaya bakılmış veya davanın esası hükme bağlanmış ise artık o davada somut norm denetimi yapılamaz.” Buna rağmen davanın sonuçlanması Anayasa Mahkemesinin davaya bakmasına engel değildir. Yine davadan feragat, geri alma gibi hususlar Anayasa Mahkemesini bağlamaz. Mahkeme anayasaya aykırılık iddiasını ciddi bulursa yargılama faaliyetini beş ay bekletici sebep yapar. Bu süre boyunca dosya bekletilir. Fakat süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre karara bağlar. Aksi durumda yargılama sürümce de kalır ki bu husus adil yargılama hakkının ihlali anlamına gelir. Anayasamız beş ay süre tanıyarak kişinin hakları ile devletin yargılama faaliyeti arasında bir denge mekanizması kurmaya çalışmıştır.

Dava kavramından ise çekişmeli veya çekişmesiz yargı anlaşılmalıdır. Çünkü 2 durumda da uygulanacak bir norm vardır. Bu normun anayasaya aykırılığı ilerisi sürülmesi söz konusudur. Anayasanın 152. maddesi geniş şekilde tüm yargısal işlemleri içerisine almaktadır. Yine anayasa mahkemesinin 26.9.1968 tarih ve 1967/21-1968/36 sayılı kararı çekişmesiz yargı işlerinin somut norm denetimine konu olacağını ve karar alınmasına engel olmadığını belirtmiştir.

2.Mahkemenin varlığı: Mahkeme kavramı Türk hukukunda; bağımsız ve tarafsız hakimler tarafından, yargısal usullere uyularak, yargısal işlemlere yapmasıdır. Bu hususları birlikte bünyesinde barındıran kurumlar mahkeme olarak adlandırılır. Burada mahkeme kavramından idari, askeri ve adli tüm mahkemeleri algılamak gereklidir. Yine Anayasa Mahkemesi bir kararında mahkemeyi; “bir davaya bakmakta olan, hakim niteliğinde kişilerden kurulu, yargı yetkisine sahip, tarafların arasındaki uyuşmazlığın esasını çözümleyen merci” olarak tanımlamıştır. Anayasa Mahkemesince yapılan tanımda da belirtildiği gibi, mahkeme kavramına her derece mahkeme dahildir. Böylece Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemeleri bu anlamda birer mahkemedir.

İlk derece mahkemesi veya temyiz mercii olması bu hususu değiştirmez. Yine Anayasa Mahkemesi, anayasa metninde yüksek mahkeme olarak düzenlenmeyen Sayıştay’ı yeni tarihli bir kararında somut norm denetimi bakımından mahkeme olarak kabul etmiştir. Anayasa derslerinin tartışmalı konusu olan Sayıştay’ın yüksek mahkeme olup olmadığı hususun da en azından somut norm denetimi bakımından Anayasa Mahkemesi bir mahkeme olarak kabul etmiştir. Fakat Uyuşmazlık Mahkemesi’nin bir mahkeme olup olmadığı tartışmalıdır. Somut norm denetimi dışında mahkeme olduğundan şüphe duyulmayan bu mahkeme somut norm denetimi bakımından bir tartışmaya sebep olmaktadır.

3.Davaya uygulanacak norm: Anayasa metninin 152. maddesin de açıkça kanun ve kanun hükmünde kararnamelerin bu yol ile inceleneceğini düzenlemiştir. Soyut norm denetimi bakımından davaya uygulanacak normun kapsamı anayasa da çok geniş tutulmuştur. Buradan anlamamız gereken sonucu etkileyecek, taraflardan birine tatbik edilecek kanundur. İstisna hüküm niteliğinden olan 152. madde bu kapsamda dar yorumlanmalıdır. Yine Anayasa Mahkemesi önüne gelen normun uygulanacak norm olup olmadığı noktasında mahkemenin kararıyla bağlı olmayıp, resen araştırma, belirleme yetkisine sahiptir. Burada her hangi bir kanun veya kanun hükmünde kararname olmayıp davanın esasına uygulanacak kanun veya kanun hükmünde kararnameler olduğuna dikkat edilmesi gereklidir. Kanun koyucu bu şekilde bir sınırlandırmaya giderek anayasa yargısında soyut norm denetimi gibi başvuru şartlarında kısıtlamaya gitmiştir.Son olarak soyut norm denetimine tabi olan içtüzük somut norm denetimine tabi değildir. Zira içtüzük mahkemelerin davaya uygulayacağı bir yasal düzenleme olmayıp sadece meclisin işleyişini düzenleyen bir belgedir. Bu çerçeve de zaten itiraz yoluna konu edilmesi düşünülemez.

4.İddianın mahkemece ciddi bulunması: Son olarak mahkemenin taraflardan birince ileri sürdüğü anayasaya aykırılık iddiasını ciddi bulması veya resen buna karar vermesi gereklidir. Davaya bakan mahkeme resen veya tarafların istemi üzerine bu istemi ciddi bulması durumunda işletilen bir denetim türüdür. Mahkeme tarafların istemini ciddi bulmadığı takdirde somut norm denetimi ile Anayasa Mahkemesine gidilemez. Aslında bu husus bir sınırlama sebebidir. Zira diğer türlü tüm davalarda uygulanacak norm Anayasa Mahkemesine taşınacak buda yargılamayı sürünce de bırakacaktır. Diğer taraftan mahkemelere bir yükümlülük yüklenmiş, uygulayacağı kuralın anayasaya uygun olup olmadığını araştırmasını görevi verilmiştir.Anayasaya aykırılık iddiasını; davalı, davacı, savcı veya suçtan zarar görev ileri sürebilir. Bunların özel veya tüzel kişi olmasının bir önemi yoktur. Yeter ki davanın tarafı konumunda olsunlar.

Son olarak mahkemenin anayasaya aykırılık iddiasını ciddi bulması ile kastedilenin, kanunun anayasaya aykırılığının dava mahkemesi tarafından da kabul edilmesi değil, konunun hukuki bakımdan savunulabilir ve tartışılabilir olmasıdır. Burada mahkeme uygulanacak normun adaleti sağlayıp sağlamadığı noktasında ikileme düşmektedir. Bu yüzden sorunun çözüme kavuşturulması için bu yola başvurmaktadır.

Soyut Norm Denetiminin İşleyişi

Anayasanın 150. Maddesinde bu husus ayrıntılıca düzenlenmiştir. İlgili hüküm uyarınca; davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak kanun hükmünün anayasaya aykırılığına resen kanaat getirir veya taraflardan birinin ileri sürdüğü anayasaya aykırılık iddiasını ciddi bulursa, Anayasaya aykırılık ön meselesi oluşturur ve Anayasa Mahkemesinin kararına kadar davayı geri bırakır. Ciddi bulmaz ise temyiz mercii hükümle birlikte karara bağlar. Temyiz mercii hem davanın esası bakımından hukukilik denetimi yapacak hem de anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olup olmadığı hakkında karar verecektir. Böylece temyiz mercii her iki konu hakkında birlikte karar verecektir.

Anayasa mahkemesine somut norm denetimi ile gidildiğinde mahkeme bu durumu ön mesele yapacak ve beş ay içerisinde anayasa mahkemesi hükmünü verip açıklaması gereklidir. Bu süre zarfında karar verilmediği takdirde davaya mevcut madde ile bakılmaya devam edilecektir. Fakat sona ermeden Anayasa Mahkemesi kararına açıklar ise bu durum dikkate alınacak, hüküm Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği kanun göz ardı edilerek verilecektir.

Anayasa Mahkemesi, aykırılık iddiasına konu kanunu iptal ederse, bu karar sadece o davayla sınırlı değil, genel etki doğurur ve herkese uygulanır. Red kararı verdiği taktirde hiçbir etki doğurmayacak mevcut kanun maddesine göre dava sonuçlanacaktır. Fakat red kararının hukuki anlamda etkisi ilgili kanun hükmünün on yıl boyunca anayasaya aykırılığının ileri sürülememesidir. Esas bakımından reddedildiği takdirde bu durum geçerlidir tabi ki de. Son olarak somut norm denetimi ile şekli denetim yapılamayacağını da belirtmekte fayda var.

Bireysel Başvuru

Anayasa tarafından korunan temel haklarından birisinin, anayasanın belirttiği işlem veya eylemlerle, güncel ve doğrudan bir menfaatini ihlal edilmiş olan kişilerin öngörülmüş sürelerde içerisinde başvurabileceği bir yoldur. Bireysel başvuru sonucunda mahkeme işlemin anayasaya uygunluğunu inceler ve karar verir. İptal kararı ile işlem yürürlükten kalkar. Bireysel başvuru imkanı 2010 anayasa değişikliği ile hayatımıza girmiş olup, 2010 değişikliği ile ülkemiz temel hak ve özgürlükler anlamında büyük ilerleme kaydetmiştir. Bir sonraki yazımızda bireysel başvuru detaylıca incelenecektir.

Kanunların anayasaya uygunluğunun, temel hak ve özgürlükler için ne kadar önemli ve hukuk devletinin vazgeçilmez unsurudur. Anayasa yargısının da temel taşı olan somut norm denetimi sunduğu imkanlar dahilinde millet tarafından kullanılabilmesi ve pratikte en çok uygulanma imkanına sahip bu yol ne yazık ki mahkemelerin iddiayı ciddi bulmaması, ileri sürüldüğü takdirde davaların çok fazla uzaması gibi negatif yönlerinden dolayı ülkemizde sınırlı olarak işletilmektedir. Yine mahkemelerin iş yükü dolayısıyla somut norm denetimi yolunun işletilmesi zorlaşmaktadır. Soyut norm denetiminde belli organlara tanınan imkan somut norm denetimi ile adete halkın anayasa denetiminde söz sahibi olmasına imkan tanımıştır. Kağıt üzerinde etkili fakat pratikte yetersiz kalan somut norm denetimi işletilmediği taktirde anayasaya aykırı kanunların uygulanması sonucunu doğuracak ve hak kayıplarına neden olacaktır. Yazımızda soyut somut norm denetimi farkı ortaya konulmuştur.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu