Ceza Hukuku

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası

Bir suça ilişkin soruşturma ya da kovuşturma sırasında uygulanacak  koruma tedbirlerini CMK’de belirtilmiştir. Bu adli kontrol ve tutuklama kararı gelmektedir. Tutuklama kararı hürriyeti bağlayıcı bir yaptırım olduğu için yargılama süresinde beraat kararı alındığı takdirde bunun karşılanması gereklidir. Bu sebeple hazine tarafından Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Davası sonucunda para ödenir.

Usul kurallarına uymama veya keyfi adli işlemler nedeniyle (haksız işlemler)  soruşturma veya kovuşturma sırasında kişilerin uğrayabilecekleri maddi ve manevi zarar halleri ile bu haller gerçekleştiğinde zarar gören kişilerin Devleti dava etmek ve zararlarının giderilmesini istemek hakkını CMK.nin 141.maddesi düzenlemektedir.

Devlet, bireyler için vardır ve onun haklarını korumak amacıyla oluşturulmuştur. Bu nedenle, devletin kendisi de bireylere zarar verdiği takdirde, bu zararları gidermelidir. Maddede, yargının verdiği zararların giderilmesi için, yine yargıya başvurulması söz konusu edilmektedir.

Anayasanın 19. maddesinde, yakalama ve tutuklamanın esasları gösterilmiş ve maddenin 1. fıkrasında ise, kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını, Devletten isteyebilecekleri belirtilmiştir.

Daha önce “466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun” ile özel düzenleme varken, bu kanunun 1. maddesi büyük ölçüde korunarak, maddeye alınmıştır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Hangi Hallerde Maddi Ve Manevi Her Türlü  Zararlarını, Devletten İsteyebilirler?

CMK 141 uyarınca; suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;

a. Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,

“Yakalamanın koşulları CMK.90-94, 98, Tutuklamanın şartları ise, CMK. 100,101,103,104 maddelerinde gösterilmiştir.”

b. Kanuni gözaltı süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan,

“CMK. 91.md.sinde gözaltı süreleri gösterilmiştir.”

c. Kanuni hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,

“Tutuklama için sanığın yargıç önünde sorguya çekilmeli ve sorguda da, şüpheli ve sanığın hakları hatırlatılmalıdır. CMK. Nun 147. md.sinin (c) bendinde müdafi görevlendirme, (e) bendinde açıklamada bulunmama, (f) bendinde kanıtların toplanmasını isteyebilme haklarının bulunduğunun da hatırlatılması gerekir.”

d. Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,

“Tutuklama süresi CMK.nin 102. maddesinde ve tutukluluğun incelenmesi 108. md.de gösterilmiştir.

e. Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,

“Tazminat için, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın itiraz süresinin geçmesi, beraat kararının ise kesinleşmiş olması şarttır. Bu kararların içeriklerinin doğru olup olmadıklarına bakılmaz. Tazminata konu kararlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bu iki karar dışındaki düşme, ortadan kaldırma, mahkumiyet kararları, tazminata konu olamazlar. Son soruşturmanın açılmaması kararı da, kovuşturmaya yer olmadığı kararı niteliğinde olup, tazminat davasına konu olabilir.

f. Mahkum olup da gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süreleri hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu cezayla cezalandırılan,

“Örneğin, bir yıl hapis cezasına mahkum olmasına karşın iki yıl tutuklu kalanlar, bir yıl fazla hapis yatmaları nedeniyle tazminat isteyebilirler. Koşullu salıverme ve diğer infaz hükümlerinden yararlandıkları süreler nazara alınmaz. Gözaltı veya tutuklu kaldıktan sonra, yalnızca para cezasına mahkum edilenlerde, uğrayacakları her türlü zararların tazminini isteyebilirler.Gözaltına alınan ya da tutuklunun bundan yararlanabilmesi için, verilen cezanın sadece para cezası olması gerekir. Para cezası, hapis cezasından çevrilmişse, tazminat istenemez. Yine hapis cezaları ertelenenlerin de, tazminat istemeleri olanaksızdır. Ancak tutuklu kaldığı süre, mahkumiyet süresinden fazla ise, yine zararlarını istemesi mümkündür.”

g. Yakalama veya tutuklama nedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemen olanaklı bulunmadığı hallerde sözle açıklanmayan,

“Anayasa 19/4 md., CMK. 101/2 md., 2559 sy PVSK. 13. md.si”

h. Yakalanmaları veya tutuklanmaları yakınlarına bildirilmeyen,

“Anayasa 19/6 md., CMK. 107 md.si”

i. Hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekilde gerçekleştirilen,

j. Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,

Kişiler, maddi ve manevi her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler.

Tazminat Hakkı Olduğu, Hangi Koruma Tedbirlerinin Verilmesi Sırasında İlgiliye Bildirilir? ( m. 141/2)

Koruma tedbirleri nedeniyle kişilerin, devletten maddi ve manevi her türlü zararlarını hangi hallerde isteyebilecekleri 141/1 md.de düzenlendikten sonra, kanun koyucu maddenin 2. fıkrasında tazminatı gerektiren hallerden (e) ve (f) bendinde sayılan hallerin varlığı halinde kararı veren mahkeme, kişiye tazminat hakkının olduğunu bildirir ve bu bildirimi yaptığını kararına yazar. Aksi takdirde, CMK.nin 142 maddesinde öngörülen süreler başlamayacaktır. Bu eksiklik kararın da bozulmasını gerektirir.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat Konusunda Genel Açıklamalar (CMK 141.m.)

Maddi zarar, haksız olarak yakalanan veya tutuklanan kişinin, yakalama ve tutuklama süresinde uğradığı gelir kaybıdır. Ayrıca haksız işlemler nedeniyle yaptığı giderler de maddi zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Av. Ücreti, yol giderleri v.s. maddi zarar hesabında göz önüne alınacaktır. Yakalanan veya tutuklanan kişi, işçi, memur gibi ücretli birisi ise, net ücret kaybı, maddi zarar sayılır. Ancak kişi, tekrar görevine iade edilmesi nedeniyle tüm ücret ve haklarını geri alacaksa, kendisine maddi tazminat ödenmez. Ancak böyle bir durum yoksa, belli bir iş yerinde çalışan işçilerin hafta ve resmi tatillerde çalışıp çalışmadıkları da araştırılarak, net gelir kaybının saptanması gerekir.

Belli bir iş yerine bağlı olarak çalışmayan işçiler için, tarım veya sanayi de çalışıp çalışmadıkları araştırılarak, tarım ve sanayi asgari ücreti üzerinden, tazminata hükmolunacaktır. İşsizlere de net asgari ücretten tazminat ödenecektir. Serbest meslek sahibi olanların, daha önce ne kadar kazanç sağladığı vergi dairesi veya meslek kuruluşu gibi yerlerden sorularak veya gerekirse bilirkişi dinlenerek, net gelir kaybının saptanması ve buna göre tazminata hükmedilmesi gerekir. Öğrencilere hiçbir işte çalışmamaları nedeniyle tazminat ödenmez.

Mahkemeler istenilen tazminattan fazlasına hükmedemezler. Davacılar da dava dilekçesindeki miktarları sonradan değiştiremezler.

Manevi zarar ise, kişinin itibarının sarsılması, hasret çekmesi, üzüntüleri, cezaevlerinin koşulları, duyulan acı ve ıstıraplar için hükmolunacaktır. Tutuklu kalınan süre, kişinin toplum içindeki konumu, maddi durumu, yüklenen suçun niteliği, tutuklamanın üzerinde bıraktığı izler gözetilerek, manevi zarar saptanacaktır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Kişilerin Tazminat İsteminde Bulunabilme Koşulları Nelerdir?

CMK.142.md.sinin birinci fıkrasına göre, tazminat davasının açılması, ilgili kişi hakkındaki kararın veya hükmün kesinleşmesiyle olanaklı hale gelecektir.

Kesinleşme, kararın veya hükmün ilgilisine veya varsa vekiline tebliğ edildiğinde, tebellüğden itibaren üç ay içinde dava açılabilecektir. Karar veya hükmün tebliğ edilememesi veya tebliğinin herhangi bir nedenle gerçekleştirilmemiş bulunması durumunda dava hakkı, karar veya hükmün kesinleşmesinden itibaren nihayet bir yıllık sürenin sona ermesiyle düşecektir.

Tazminat istemeye hak sahibi olan kimsenin hakkındaki soruşturma ve kovuşturmanın akıbetini ve kesin sonuca bağlanışını takip ederek dava hakkını gecikmeden kullanması öngörüldüğünden bir yıllık süre, hak düşürücü süre olarak benimsenmiştir.

Dava zarara uğrayanın kendisi, yasal temsilcisi veya özel yetkili vekili tarafından açılacak, Devleti temsilen Hazine davalı  gösterilecektir.

Tazminat davasında yetkili ve görevli mahkeme, davacının oturduğu yer ağır ceza mahkemesidir. Böylece kanuna aykırı işlemden zarar gören kişinin en kolay biçimde ve en masrafsız yöntemle hakkına kavuşabilmesi amaçlanmıştır.

Tazminata konu asıl işlem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesince yapılmış ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi varsa dava o dairede çözülecek, bu hususta Kanunun genel düzenlemesi gözetilip numara itibarıyla izleyen daire yetkili olacaktır. Ve fakat o yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, bu takdirde  yer itibariyle en yakın ağır ceza mahkemesi davayı görecektir. Kuşku yok ki, hakimin çekilmesi veya reddi hususundaki genel kurallar bu dava türünde de geçerliliğini koruyacaktır.

Yetkili ağır ceza mahkemesi, inceleme ve değerlendirmesini duruşma yapmaksızın dosya üzerinde tamamlayacak ve davayı öncelikle ve ivedilikle karara bağlayacaktır.

Davanın dosya üzerinden yürütülmesi davacıya önemli sorumluluk yüklemekte, dava dilekçesine açık kimliğini ve oturduğu yer adresini, Devlet Hazinesinin davalı olduğunu, zarara uğramasına ve tazminata hak kazanmasına hangi soruşturma veya kovuşturmanın neden olduğunu, maddi veya manevi zararının nitelik ve niceliğini açık biçimde yazması, gözaltı veya tutuklamayla ilişkili dosyada belgelenenler dışında, her türlü zararını ispat belgelerini de dilekçesine eklemesi gerekmektedir.

Dilekçe ve ekindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğinin neden ibaret olduğunu ve duyuru tarihinden itibaren bir ay zarfında tamamlanıp mahkemeye ulaştırılmadıkça davanın reddedileceğini, davacıya veya davayı açan temsilci veya vekiline duyuracaktır. Bu duyuruda esas alınacak adres dilekçede belirtilen adres olup, bu adresin yetersizlik yahut yanlışlığı veya bildirilmeyen adres değişikliği nedeniyle tebliğin yapılamaması hallerinde mahkemece adres araştırılmasına girişilmeyecektir. Duyurulan yahut belirtilen nedenle duyurulma olanaksızlığından dolayı giderilmemiş olan eksiklik karşısında dava dilekçesi mahkemece Cumhuriyet savcısının yazılı görüşü alınarak reddedilecektir. Bu karara karşı itiraz olunabilecektir.

Dilekçe ve eki belgelerin yeterliliği durumunda mahkeme, gözaltı veya tutuklamayla ilişkili dosyayı getirtip inceleyecek, sıfat, işlem ve süre itibarıyla davanın görülebilir olduğunu öncelikle saptayacak, olumlu sonuca vardığında davacı tarafın sunduğu dilekçe ve belge örneklerini davalı Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ edecek, varsa beyan ve itirazlarını duyurudan itibaren on beş gün içinde bildirmesini isteyecektir. Devlet Hazinesi temsilcisinin illerde defterdarlık, ilçelerde mal müdürlüğü olduğu gözetilecektir.

Mahkeme, istemin ve delil niteliğindeki belgelerin ve davalı Devlet Hazinesinin karşı bildirimlerinin değerlendirilmesinde ve verilecek maddi ve manevi tazminatın saptanmasında, gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya, hatta bilirkişi incelemesi yaptırmaya da yetkilidir.

Dosya üzerindeki her türlü inceleme ve değerlendirmeyi mahkeme, dilerse heyet halinde yapacak, dilerse başkanı veya üyelerinden birini görevlendirerek, Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünü aldıktan sonra heyet halinde karar bağlayacaktır.

Esasa ilişkin karara karşı Cumhuriyet Savcısı, davacı veya davalı Devlet Hazinesi, kararın kendilerine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde istinaf yoluna başvurma hakkını kullanabilecektir. İnceleme öncelikle ve ivedilikle yapılacaktır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Kişilerin Aldıkları Tazminatın Geri Alınması Hangi Hallerde Olacaktır?

Tazminat, haksız olarak hürriyetinden veya hakkından yoksun bırakılmanın karşılığı olmak üzere ödendiğine göre,

  1. “Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar”ı itiraz üzerine veya kamu davası açılmasını haklı saydıracak yeterlikteki delillerin sonradan elde edilmesi ile kaldırılan ve hakkında kamu davası açılan sanık,
  2. Beraat eden, ancak, aleyhinde yargılamanın yenilenmesi dolayısıyla yeniden yargılanan sanık mahkum olup, bu kararı kesinleştiğinde, Devletten aldığı tazminatı yine Devlete geri vermek zorunda kalacaktır.

Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ile aynı mahkemeden alınacak kararla kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümleri uygulanarak geri alınır.

Geri alma işleminde, cezaların tümü esas alınarak, gözaltı ve tutukluluk süreleri mahkumiyet süresini aşmıyorsa, ödenen tazminat bütünüyle, aşıyorsa o sürenin karşılığı kişiye bırakılarak, hukuka uygun olduğu anlaşılan gözaltı ve tutukluluğun karşılığı olarak ödenen bedel geri alınacaktır.

Mahkeme dosya üzerinde incelemesini yaparak, geri isteme koşullarınını gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirecek, tazminatın bir bölümünün geri verilmesi gereken hallerde, gerekli hesaplamayı yaparak kararını C.Savcısına tebliğ edecektir.

Karara karşı, C.Savcısının ve tarafların itiraz hakları vardır. (CMK.267)

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Kişilere Ödenen Tazminat Kimlere Rücu Edilir?

Devlet, ödediği tazminattan dolayı, koruma tedbiriyle ilgili olarak görevini kötüye kullandığı saptanan kamu görevlilerine rücu eder. Görevi kötüye kullanma (TCK.m. 257) rüşvet gibi özel görevi kötüye kullanmaları da kapsayacaktır.

Öte yandan bir başka olasılık, tazminatı gerektiren hürriyet veya hak kaybının, kötü niyetli bir muhbir veya şikâyetçinin ihbar veya suç duyurusundan veya tanık olarak dinlenen bir kimsenin yalancı tanıklığından kaynaklanmasıdır. Bu gibi durumlarda haksız ihbar, şikâyet veya tanıklığın hürriyet ve hak kaybına etkisi mahkemesince değerlendirilecek, bu etkinin varlığı saptandığında ödemek zorunda kaldığı tazminat nedeniyle Devletin, o kişi veya kişilere rücuu hüküm altına alınacaktır.

Koruma Tedbirleri Nedeniyle Zarara Uğrasa Bile Tazminat İsteyemeyecek Kişiler Kimlerdir?

Bu madde ile, kimlerin tazminat isteyemeyecekleri tam bir açıklıkla hüküm altına alınmakta, uluslararası normlar, öğretide benimsenmiş görüşler ve Yargıtay içtihatları gözetilerek uygulamada doğabilecek tereddütlerin giderilmesi hedeflenmektedir.

Bu düzenlemeye göre, kanuna uygun olarak gözaltına alınan veya tutuklanan kimse:

  1. Gözaltı ve tutuklulukta geçirdiği süresini, mahkumiyetle sonuçlanan bir başka hükümlülüğünden indirme kararı alabildiğinde, indirime konu bu sürenin karşılığında tazminat isteyemeyecektir. Kalan “artık süre” için istemde bulunabileceği ise tartışmasızdır.
  2. Sonradan yürürlüğe giren ve getirdiği lehte düzenlemeler ile fiili suç olmaktan çıkarma veya ceza yaptırımını hafifletme gibi sonuçlar öngören kanunu gerekçe göstererek tazminat isteyemeyecektir.
  3. Tazminat, haksızlığın bir karar veya hükümle belgelenmesini gerekli kıldığından, böyle bir belgelemeyi olanaksız hale sokması nedeniyle, ölüm, genel veya özel af, şikayetten vazgeçme, zamanaşımı ve benzeri nedenlerle hakkındaki kamu davasının düşürüldüğünden veya ortadan kaldırıldığından veya kovuşturmasına yer olmadığına karar verildiğinden bahisle tazminat istemeyecek, evlenme nedeniyle hakkındaki kamu davasının ertelendiğini veya düşürüldüğünü ileri sürerek tazminat isteminde bulunamayacaktır.
  4. Kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği gerekçe gösterilerek tazminat isteyemeyecektir.
  5. Adli makamlar huzurunda gerçek dışı beyanla suçu işlediğini veya suça katıldığını ifade ederek gözaltı veya tutuklamaya şahsi kusuruyla neden olmuş ise tazminat istemeye hak kazanamayacaktır.

Bu davalar ceza avukatı vasıtasıyla takip edilmesi hem davanın erken sonuçlanması hem de en yüksek tazminat almanızı sağlayacaktır. Bu şekilde menfaatinizi korumak ve hızlı sonuç almak için ankara ceza avukatı ile çalışmanızı öneririz.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu