Ceza Hukuku

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu ve Cezası (TCK 135. M)

TCK madde 135’de düzenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ve cezası, kimliği belli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ait her türlü bilginin hukuka aykırı bir şekilde kaydedilmesi ile meydana gelir.

Teknolojideki hızlı gelişmeler bir yandan bilginin hızlı bir şekilde işlenmesini, depolanmasını, dağıtılmasını kolaylaştırırken diğer yandan bu bilgi ve verilerin korunmasını zorlaştırmaktadır. Teknoloji bu kadar ilerlemeden önceki dönemlerde arşivlerde depolanan, ulaşılması zor bilgiler günümüzde sadece birkaç saniyede erişilebilir hale gelmiştir. Bu erişilebilirlik bir yandan büyük bir kolaylık sağlarken diğer taraftan bireyleri korumasız hale düşürmektedir.

Anayasamızın 20. maddesinin son fıkrası kişisel verilerin korunmasını düzenlemektedir. Madde; “herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar.

Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” hükmünü taşımaktadır. Maddede atıf yapılan Kanun sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunudur. Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi Türk Ceza Kanunumuzun 135. maddesinde suç olarak öngörülmüş ve ceza yaptırımına bağlanmıştır.

Kamu güvenliği ve huzuru, suçların önlenmesi ve özellikle iyi bir kamu yönetimi için devletin kişilerle ilgili ayrıntılı bilgilere ihtiyaç duyması çok normaldir. Dolayısıyla Devlet egemenlik yetkisine dayalı olarak kişilere ait bilgileri toplar, saklar ve kullanır. Fakat keyfi kullanım riskinin yüksek olduğu bu alanda yetkinin serbest ve sınırsız kullanılması söz konusu olamaz. O halde Devletin bilgi toplama hakkı ile kişilerin özel yaşamının korunması hakkı arasında bir denge kurması gerekir.

Kişisel verilerin önemi ve bireylerin bu verileri toplayanlara karşı korunabilmesi adına 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu  7 Ekim 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kişisel verinin tanımı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu madde 3/1-d bendinde yapılmıştır. Bu tanıma göre kişisel veri “kimliği belirli ya da belirlenebilir gerçek kişiye ait her türlü bilgiyi” ifade etmektedir. Kanundaki bu tanım yeterince somut değildir.

Bu hususta yakın tarihli bir Yargıtay kararında “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun maddi konusunu oluşturan “kişisel veri” kavramından, kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevre ile paylaştığı nüfus bilgileri (T.C. kimlik numarası, adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, anne ve baba adı gibi), adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, elektronik posta adresi, kan grubu, medeni hali, parmak izi, DNA’sı, saç, tükürük, tırnak gibi biyolojik örnekleri, cinsel ve ahlaki eğilimi, sağlık bilgileri, etnik kökeni, siyasi, felsefi ve dini görüşü, sendikal bağlantıları gibi kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerekir.” şeklinde bir tanımlama yapılmıştır.

Tck Madde 135 – Kişisel Verilerin Kaydedilmesi

(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Unsurları

Suçun Hukuki Konusu

Suçun hukuki konusu, suç tarafından ihlal edilen hukuki varlık veya çıkardır, başka bir deyişle, ceza kuralı ile korunan yarar suçun hukuki konusunu oluştur. Suç tarafından ihlal edilen yarar bireylere, topluma ya da devlete ait olabilir. Bu suçun hukuki konusu kişisel veridir. Bu suçla korunmak istenen hukuki yarar ise kişinin özel hayatıdır.

Suçun Faili

Ceza hukuku anlamında, hukuka aykırı eylemi işleyen kişi suçun failidir. Bu kişi gerçek kişidir. Kanunlarda öngörülen suçların büyük bir çoğunluğu herhangi bir kişi tarafından işlenebilirken, bazı suçlar ancak belirli kişiler tarafından işlenebilmektedir. Belirli kişiler tarafından işlenebilen suçlara “özgü suç” denir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun faili herkes olabilir. Faillik için herhangi bir özel şart aranmamıştır. Suçun bir kamu görevlisi tarafından işlenmiş olması ise cezayı artıran nitelikle hal olarak kabul edilmiştir.

Suçun Mağduru

Mağdur, suçu oluşturan eylemden doğrudan etkilenen kişi veya kişilerdir. Bir başka deyişle mağdur, ceza normu tarafından korunan ve suç tarafından ihlal edilen yani suçun hukuki konusunu oluşturan hukuki çıkarların sahibidir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun mağduru herkes olabilir. Mağdur olabilmek için de herhangi bir özel şart aranmamıştır.

Eylem

Eylem suçun maddi unsurunu oluşturur. Eylem hareket kavramını kapsar. Hareket, yasal normu ihlal eden ve hukuki nitelik gösteren bir davranış türüdür. Bu suç sırf hareket suçudur. Yani suçun neticesi harekete bitişik olduğundan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesiyle bu suç tamamlanmış olur. Bu suçun hareket unsurunu kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinde yer almış olmasa da kaydetme sırasında mutlaka bir araç kullanılmalıdır. Bu nedenle verilerin okunması ya da ezberlenmesi bu suça vücut vermez. Zira kaydetmekle amaç veriyi tekrar kullanılabilir ve saklanabilir hale getirmektir.

Suçun Manevi Unsuru

Manevi unsur denildiği zaman suçun kasten mi taksirle mi işlendiği hususundan bahsedilir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Taksir ise, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. Bu suç genel kastla işlenebilen bir suçtur.

Teşebbüs

Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. Suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde failin cezası kanunda belirtilen miktarda indirilerek verilir. Söz konusu suçun neticesi harekete bitişik bir olmakla birlikte kural olarak bu suç teşebbüse elverişli değildir. Kişisel verilerin ele geçirilmiş ancak henüz kaydedilmemiş olması durumunda teşebbüsten söz etmek mümkün değildir. Çünkü hukuka aykırı olarak ele geçirme de ayrı bir suç olarak TCK m.136’da düzenlenmiştir.

İştirak

bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade eder. Bu suça iştirak mümkündür.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Cezası

Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek 1 ile 3 yıl arasındaki hapis cezası yarı oranında artırılır.

Ağırlaştırıcı Nedenler

Türk Ceza Kanununda suç tipleri düzenlenmekte ve bu suçlara ilişkin cezalar tayin edilmektedir. TCK bazı hallerde failden veya fiilden kaynaklanan nedenler ile ceza sorumluluğunda bir ağırlaştırma düzeni öngörmektedir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun da aşağıda sayılan şekillerde işlenmesi halinde cezasının ağırlaştırılması öngörülmüştür:

  • Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
  • Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle

işlenmesi halinde, hükmedilecek hapis cezası TCK md.136 gereğince 1/2 oranında arttırılır.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunda Adli Para Cezasına Çevirme, Erteleme ve Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması Kararı Verilebilir Mi?

Adli Para Cezası: İşlenen suça karşılık hapis cezasıyla birlikte ya da tek başına uygulanabilen bir yaptırım çeşididir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması: Sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içerisinde sonuç doğurmaması, denetim süresi içerisinde belli koşullar yerine getirildiğinde ceza kararının hiçbir sonuç doğurmayacak şekilde ortadan kaldırılması ve davanın düşürülmesine sebep olan CMK 231. maddede düzenlenen yaptırımdır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi mümkündür.

Cezanın Ertelenmesi: Hükmedilen hapis cezasının cezaevinde infaz edilmesinden sanığın belirlenen denetim süresini sosyal hayat içerisinde iyi halle geçirmesi şartına bağlı olarak vazgeçilmesi durumunda cezasının infaz edilmiş sayılmasını sağlayan bir kurumudur. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu nedeniyle hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi mümkündür.

Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunda Şikayet Süresi, Zamanaşımı, Uzlaşma ve Görevli Mahkeme

Şikayet: Takibi şikayete bağlı suçlar, bir suç hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılabilmesinin suçun mağdurunun veya suçtan zarar gören kişilerin şikayetçi olmasına bağlı olduğu suçlardır. Takibi şikayete bağlı olan suçlar, 5237 sayılı TCK’de ve özel kanunlarda açıkça gösterilmiştir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu şikâyete bağlı suçlar arasında sayılmamıştır. Bu suç resen soruşturulan ve kovuşturulan bir suçtur.

Uzlaşma: Belli suç tiplerinde, suç isnadı altındaki şüpheli ile suçun mağduru olan devlet tarafından görevlendirilmiş bir uzlaştırmacı vasıtasıyla iletişim kurarak anlaşmasıdır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, taraflar arasında uzlaşma prosedürünün uygulanmasını gerektiren suçlardandır.

Dava Zamanaşımı: Suçun işlendiği tarihten itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılmamış veya dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılmamış ise ceza davasının düşmesine neden olan bir kurumdur. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçunun cezasının üst sınırı 5 yıldan fazla olmayan hapis cezası olduğu için dava zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıldır.

Görevli Mahkeme: Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere, sulh ceza hakimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır. Asliye Ceza Mahkemeleri’nin görevleri, Ağır Ceza Mahkemeleri’nin görevlerinin aksine sayma yoluyla sınırlandırılmamış, genel olarak düzenlenmiştir. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu sulh ceza hakimliklerinin ya da ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçlar arasında sayılmadığı için bu suçta görevli mahkeme genel yetkili mahkeme olan asliye ceza mahkemesidir.

Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ve cezası niteliği itibariyle özel hayatınızı etkileyebilecek, kişisel alanınıza müdahale niteliğinde olan bir suçtur. Sizin özel konuşmalarınız  ve videolarınız bu şekilde ele geçirilmesi ileride telafisi imkansız zararlara uğramanıza neden olabilir. Bu sebeple kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ve cezası karşı karşıya kalanlar ceza avukatı ile çalışılması sürecin sonunda mağdur olmanıza engel olacaktır.

kadim-law-consultancy-office-09-04-2018-656

Başa dön tuşu