Aile Hukuku

İştirak Nafakası

Aile, toplumunun en küçük yapı taşıdır. Türk toplumunda aile kavramının en üstte tutuluyor olmasına rağmen günümüzde boşanma davalarının sayısı hızla artmaktadır. Boşanmadan sadece eşler etkilenmemekte, bu konuda en büyük hasarı çocuklar görmektedir. Bu nedenle Türk hukukunda çocuğu koruyan birçok hüküm bulunmaktadır. Nitekim çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal ve ahlaki gelişimi ve korunması bakımından anne ve baba sorumludur, boşanma ile bu sorumluluk bertaraf edilemez. İştirak nafakası bu nokta önemlidir. Zira bu nafaka türü çocuk için ödenen nafakadır.

Nafaka sözlük anlamı itibarıyla zorunlu ihtiyaç ve maişet için sarf olunacak para ve azık demektir. Başka bir ifade ile nafaka, yasaların belirlediği durumlarda genelde zaruret içinde bulunan kimse ya da kimselere kanunda belirtilen yükümlüler tarafından verilmesi gerekli yardımlardır. Mevzuatımızda nafaka, bakım nafakası ve yardım nafakası olarak ikiye ayrılmaktadır. Yardım nafakası, herkesin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermesi şeklinde düzenlenmişken; bakım nafakası, doğum, evlenme ve boşanma gibi olgularla ilgili nafaka yükümlülüklerini ihtiva etmektedir. Bakım nafakası; tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası olmak üzere üç alt başlıkta ele alınmaktadır (AYM, E.2011/136, K.2012/72, 17/05/2012).

İştirak nafakası, çocuğun korunması için gerekli ve hatta zorunlu bir kurumdur.

Nitekim, TMK madde 182/2’de çocuklar bakımından ana ve babanın hakları başlığı altında “Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.” denmektedir. Buna göre, çocuğun velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür.

TMK madde 169’da “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.” denmektedir. Dava esnasında hakim, gerekli gördüğü takdirde re’sen bu konu hakkında önlem alarak tedbir nafakasına hükmedebilir. Dava sonucunda boşanma kararı kesinleştikten sonra çocuk için verilen tedbir nafakası, iştirak nafakası olarak devam etmektedir.

İştirak Nafakası Talep Yetkisi

TMK madde 329’da dava hakkı ile ilgili “Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hallerde nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir. Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası açabilir.” denmektedir. Buna göre:

  • Küçüğe fiilen bakan ana veya baba,
  • Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için atanacak kayyım,
  • Vasi,
  • Ayırt etme gücüne sahip olan küçük,

tarafından iştirak nafakası talep edilebilir ve iştirak nafakası davası açılabilir. TMK madde 182/2 ve Anayasa madde 41/2 gereğince hakim, herhangi bir talep olmasa dahi re’sen iştirak nafakasına hükmedebilir.

Boşanma davasında nafaka talep edilmese veya talep edilmeyeceği hususunda anlaşılsa dahi, bu durum sadece boşanma davası için sonuç doğurur; bir hakkın doğumun önce o haktan feragat edilemeyeceği için iştirak nafakasının talep edilmesini engellemez. Anlaşmalı boşanma protokolünde iştirak nafakasının istenmeyeceği hususunda bir anlaşma olması da, sonradan bu nafaka türünün talep edilmesini engellemez.

TMK madde 337/1’de “Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.” denmektedir. Buna göre evlilik dışı doğan çocuğun velayeti anaya aittir. Çocuk ile baba arasında soy bağı kurulması şartıyla babadan iştirak nafakası talep edilebilir.

İştirak Nafakası Miktarı ve Ödenme Şekli

İştirak nafakası miktarının belirlenmesinde birçok etmen rol oynamaktadır. İştirak nafakası miktarı belirlenirken; çocuğun yaşı, sağlığı, eğitimi, yaşam koşulları, çocukların sayısı, alıştıkları yaşama şekli, varsa çocukların gelirleri, iştirak nafaka yükümlüsü eşin mali ve sosyal durumu gibi haller göz önünde bulundurulmaktadır. Nitekim, TMK madde 330/1’de “Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.” denmektedir.

Eşler kendi aralarında iştirak nafakası ile ilgili bir miktarda anlaştıkları takdirde, hakim onayından da geçerse anlaşılan miktar geçerli olacaktır. Eğer eşler arasında iştirak nafakasının miktarı bakımından bir anlaşma mevcut değilse, hakim tarafından diğer etmenler de göz önünde bulundurulup takdir yetkisi kullanarak miktara karar verilecektir. Hakim tarafından hükmedilecek nafaka tarafça talep edilen miktardan fazla olamaz.

TMK madde 331’de;

“Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.” şeklinde hüküm bulunmaktadır. Buna göre hakim tarafından hükmedilen iştirak nafakası kesin ve nihai değildir, durumun değişmesi veya miktarın azaltılması veya artırılması yönünde bir talep olması halinde iştirak nafakası miktarı yeniden belirlenmektedir veya kaldırılmaktadır. Ancak bu yönde mutlaka bir talep olmalıdır. Taleple bağlılık ilkesi gereği, hakim talep olmadığı takdirde kendiliğinden iştirak nafakası için ileride ne kadar ödeneceğine karar veremez. Bu hususta talepte bulunulması için belirli bir süre geçmesi gerekmemektedir.

Çocuğun yaşı, sağlığı, eğitimi, yaşam koşulları gibi ihtiyaçlarına hükmedildiği tarihe göre artıp artmadığını veya iştirak nafakası yükümlüsünün mali sosyal gücünde farklılık olup olmadığı araştırılır. Bu süreçte nafaka yükümlüsünün mali durumu kötüye giderken, velayeti elinde bulunduran tarafın mali durumu iyiye gitmişse nafaka miktarında azalmaya gidilebileceği gibi duruma göre iştirak nafakası tamamen kaldırılabilir. Kısacası hakkaniyet ilkesi gereği, mevcut duruma göre artırıma, azaltmaya gidilebilir veya tamamen kaldırılabilir.

TMK madde 330/2’de ve 330/3’te

Nafaka her ay peşin olarak ödenir. Hakim istem halinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.” denmektedir. İştirak nafakası, amacı gereği irat biçiminde ödenmektedir. Kanun hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere iştirak nafakasının düzenli bir şekilde irat biçiminde peşin ödenmesi gerekmektedir. Taraflar açık bir şekilde yabancı para cinsinden ödenmesi hususunda özellikle anlaşmadıkları takdirde, Türk lirası üzerinden karar verilir.

İştirak Nafakası Başlaması ve Sona Ermesi

Nafaka hükmüne, genellikle, boşanma davası ile birlikte karar verilmektedir. Boşanma davası ile birlikte iştirak nafakasına karar verildiği takdirde; iştirak nafakası, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren başlamaktadır. Bu nafaka davası açılmışsa bu durumda iştirak nafakası, dava tarihinden itibaren başlatılmaktadır.

İştirak nafakasını sona erdiren haller:

  • Ölüm,
  • Ergin olma,
  • Evlatlık verilme
  • Feragat
  • Velayet hakkının alınması,
  • Nafaka yükümlüsünün yoksullaşması,
  • Çocuğun hayatını kazanmaya başlaması,

olarak sayılabilir.

Ölüm

Kendisine nafaka bağlanan çocuğun veya iştirak nafakası yükümlüsünün ölümü halinde, ölüm tarihi itibariyle iştirak nafakası ileriye yönelik sona erer. Ancak nafaka yükümlüsünün ölümünden önceki tarihlerde ödenmemiş iştirak nafakasının bulunması halinde, nafaka alacaklısı, nafaka yükümlüsünün mirasçılarından ödenmesini isteyebilir. Çocuğun ölümü halinde de çocuğun mirasçıları, nafaka yükümlüsünden birikmiş nafakanın ödenmesini isteyebilir.

Ergin Olma

Çocuğun ergin olma durumunda iştirak nafakası; çocuğun 18 yaşını tamamladığı tarihte, bu yaşı tamamlamadan evlenmiş ise, evlenme tarihinde veya mahkemece ergin kılınmışsa mahkeme kararının kesinleştiği tarihte kendiliğinden sona ermektedir, bu hususta mahkemeden hüküm almaya gerek yoktur. iştirak nafakası madde 328 düzenlemiştir.

TMK madde 328’de “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” ifadesi ile iştirak nafakası yükümlülüğünün kural olarak hakkında iştirak nafakası hükmü tesis edilen çocuğun ergin olduğu tarihe kadar sürdüğü belirtilmiştir. Kanun hükmünde istisna olarak, ergin olan çocuğun eğitiminin hala devam etmesi halinde eğitimi sona erinceye kadar iştirak nafakası devam edecektir.

Evlatlık Verilme

TMK madde 314/1’e göre, ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçer. Bu durumda çocuğun eğitim ve bakım gibi masraflarının sorumluluğu evlat edinene geçer. Ancak evlat edinenin ölümü veya mali durumunun olmaması halinde ana ve babanın nafaka yükümlülüğü olacaktır.

Feragat

Mahkeme tarafından iştirak nafakasına hükmedilmiş olsa dahi, tarafça iştirak nafakası istenmeyerek feragat edilebilir. Feragat etmek yeniden iştirak nafakası talep etmeye engel teşkil etmez. Zira iştirak nafakası her an doğup işleyen haklardandır.

Velayet Hakkının Alınması

Nafaka yükümlüsünün açacağı velayet davası ile birlikte velayet hakkının diğer eşten alınıp nafaka yükümlüsüne verilmesi halinde iştirak nafakası sona erer. Bu durumda eski nafaka yükümlüsünün iştirak nafakası ödeme yükümlülüğü, velayetin alınması için açılan davanın dava tarihinden itibaren sona erer.

Nafaka Yükümlüsünün Yoksullaşması

Nafaka yükümlüsü, hiçbir kusuru olmaksızın mali durumunun kötüye gidip yoksullaşması halinde mahkemeye başvurarak iştirak nafakasının sona erdirilmesini isteyebilir. Bu durumda mahkeme, nafaka yükümlüsünün malvarlığının ve gelirinin olup olmadığını ve yoksulluğa düşmesinde kusurunun olup olmadığını araştıracaktır. Mahkeme değerlendirme sonucunda uygun görürse iştirak nafakasının sona ermesine karar verebilir.

Çocuğun Hayatını Kazanmaya Başlaması

Kendisi lehine nafaka hükmedilen çocuk, ergin olmadan önce çalışarak hayatını kazanmaya başladığı takdirde, nafaka yükümlüsü mahkemeye başvurarak iştirak nafakasının sona ermesini talep edebilir. Mahkeme, çocuğun hayatını kazandığını ve iştirak nafakasına ihtiyacı kalmadığı yönünde kanaate varırsa iştirak nafakasını sona erdirebilir. Mahkeme kararının kesinleşmesiyle birlikte iştirak nafakası sona erer.

İştirak Nafakası Görevli, Yetkili Mahkeme ve Harç

4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4. maddesi uyarınca iştirak nafakasının aile hukuku ile ilişkili olması nedeniyle görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir. Aile mahkemesinin olmadığı yerlerde, iştirak nafakası davasına aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi bakar.

TMK madde 177’de “Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.” denmektedir. Dolayısıyla bağımsız bir iştirak nafakası davasında yetkili mahkeme nafaka alacaklısının yerleşim yeri Aile Mahkemesi olur. İştirak nafakası davası, HMK madde 6’da belirtildiği üzere genel yetkili mahkeme olarak davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir.

Boşanma davası ile birlikte iştirak nafakasının talep edilmesi halinde TMK madde 168 uyarınca, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer Aile Mahkemesi yetkili olur.

Bu nafaka, boşanma davası ile birlikte talep edildiği, bağımsız bir şekilde dava açılmadığı takdirde herhangi bir harca tabi değildir. Bağımsız bir dava olarak iştirak nafakası davası, iştirak nafakasının artırılması, azaltılması veya kaldırılması davaları ise nisbi harca tabidir.

İştirak nafakası ne kadar 2020? Burada önemli olan davalının geliridir. Davalının geliriyle orantılı olarak hükmedilmektedir. Aynı şekilde çocuğun giderleri de önemlidir. Bu kriterler doğrultusunda hakkaniyetli bir nafaka hükmedilir. Bu da ortalama kişinin gelirinin 1/5 ile 1/10 i arasında değişmektedir. Yani bu nafaka maaşın yüzde kaçı? şeklinde bir sorunun cevabı da bu şekilde cevaplanmıştır.

İştirak Nafakası Zamanaşımı ve İştirak Nafakasının İcrası

TBK madde 156/2’de “Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” denmektedir. İştirak nafakası ise irat biçiminde ödenmesi nedeniyle, biriken nafaka alacaklarının üzerinden 10 geçmesi ile zamanaşımına uğrar.

Nafaka yükümlüsü tarafından ödenmediği takdirde, nafakanın icra yoluyla ödenmesi sağlanabilir. İİK madde 344’te “Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikayeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.” denmektedir. Nafaka yükümlüsü tarafından nafaka ödenmemesi durumda, nafaka alacaklısının şikayeti üzerine yükümlü hakkında, İİK madde 348 uyarınca görevli mahkeme olan icra takibinin yapıldığı yer İcra Mahkemesi tarafından 3 aya kadar tazyik hapsine karar verilir.

Ayrıca, İİK madde 206’ya göre, nafaka alacakları sıra cetvelinde birinci sırada yer almaktadır; bu nedenle nafaka alacakları öncelikle ödenecek alacaklardandır. Nafaka alacağı için nafaka miktarının tamamı nafaka yükümlüsünün maaşından kesilir; hatta nafaka alacağı için emekli maaşa haciz dahi konulabilmektedir.

Boşanma davasında nafaka alabilmek için boşanma avukatı ile çalışmanız sürecinizin sağlıklı ve hukuki olarak ilerlemesi için önemlidir.

Başa dön tuşu