Emniyet teşkilatına bağlı personelin atama ve yer değiştirme süreçleri, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmektedir. Bu yönetmelik, ülkeyi birinci bölge (genellikle batı illeri) ve ikinci bölge (doğu ve güneydoğu illeri, yani “şark” olarak bilinen zorunlu hizmet bölgeleri) olmak üzere iki ana hizmet bölgesine ayırmış ve emniyet personelinin kariyerleri boyunca en az bir kez ikinci bölgede görev yapmasını zorunlu kılmıştır. Bu zorunluluk sadece polis memurları ve daha üst rütbeli personeli bağlamaktadır.
Son yıllarda ikinci şark uygulaması, yani personelin ikinci kez zorunlu doğu hizmetine atanması, hem emniyet teşkilatı içinde hem de idari yargı mercilerinde ciddi tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmalar genellikle Emniyet Teşkilatında yıllarca görev yapmalarına rağmen ilk şark hizmetini dahi yapmayan çok sayıda personel olmasına rağmen ilk şark hizmetini yerine getiren personelin tekrar şark hizmetine gönderilmesi bağlamında yapılmaktadır. Kadim Hukuk ve Danışmanlık olarak bu makale ile, ikinci şark davalarının hukuki dayanaklarını, emniyet mensuplarının bu süreçte yaşadığı mağduriyetleri, yargısal yaklaşımları ve konunun çözümüne yönelik önerileri kapsamlı bir şekilde ele alınacaktır.
İkinci Şark Uygulamasının Hukuki Temeli
İkinci şark uygulaması, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 23. ve 24. maddelerine dayanmaktadır. Yönetmeliğin 23. maddesi, personelin ikinci bölgede en az bir kez zorunlu hizmet yapması gerektiğini belirtirken, 24. madde ise ikinci bölgeye atamaların sırasını düzenler. Özellikle ikinci bölgeye birden fazla kez atanacak personelin sıralaması, sicil numarası, önceki dönüş yılı ve branş gibi kriterler esas alınarak belirlenir. Ancak uygulama, bu kuralların eşitlik ilkesine uygun şekilde işletilmediği iddialarıyla sık sık eleştirilmiştir.
Yönetmelikte 2023 yılında yapılan değişikliklerle, ikinci şark süreleri kısmen hafifletilmiş, örneğin bazı rütbelerdeki personelin hizmet sürelerinden bir yıl eksik görev yaparak ikinci bölge hizmetini tamamlamış sayılacağı hükme bağlanmıştır. Buna rağmen, ikinci şark uygulamasının tamamen kaldırılacağına dair geçmişteki açıklamalar (örneğin, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 2022’de bu yönde bir duyuru yapması) hayata geçirilmemiş ve uygulama devam etmiştir. Bu durum, emniyet mensupları arasında belirsizlik ve güvensizlik yaratmıştır. Ancak son zamanlarda kamuoyuna yansıyan bilgilere göre atama yönetmeliğinde değişiklik yapılacağı ve 2. Şark konusunun kaldırılacağı yönünde belirtilmektedir.

İkinci Şarkın Emniyet Mensuplarına Etkileri
İkinci şark uygulaması, emniyet mensuplarının hem profesyonel hem de kişisel hayatlarını derinden etkilemektedir. Özellikle 15-20 yıllık kıdeme sahip, çoluk çocuğa karışmış polis memurları için ikinci kez doğu illerine gönderilmek, ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Bu mağduriyetler şu şekilde özetlenebilir:
- Aile Bütünlüğünün Bozulması: İkinci şark görevine atanan personelin ailesi, genellikle batı illerinde kalmakta ve bu durum aile birliğini tehlikeye atmaktadır. Çocukların eğitimi, eşlerin iş durumu ve sosyal bağlar nedeniyle aileler taşınmayı tercih etmemekte, bu da memurların yalnız başına görev yapmasına neden olmaktadır.
- Eğitim ve Sosyal Sorunlar: Lise veya üniversite çağındaki çocukları olan emniyet mensupları, şark illerindeki eğitim imkanlarının sınırlı olması nedeniyle ailelerini geride bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu, hem maddi hem de manevi yükler doğurmaktadır.
- Psikolojik ve Motivasyonel Etkiler: Uzun yıllar hizmet vermiş personelin ikinci kez zorlu koşullarda görevlendirilmesi, meslek motivasyonunu düşürmekte ve teşkilat içinde bir adaletsizlik algısı yaratmaktadır. Özellikle ilk şark görevine hiç gitmemiş binlerce personel varken, ikinci kez şark hizmeti talep edilmesi, eşitlik ilkesine aykırı bulunmakta ve bu durum teşkilat içi huzursuzluğu artırmaktadır.
- Ekonomik Yükler: Şark illerindeki yaşam koşulları, genellikle batı illerine göre daha zorlu ve pahalıdır. Ailelerinden ayrı yaşayan memurlar, iki ayrı hane geçindirmek zorunda kalmakta, bu da ekonomik baskıyı artırmaktadır.
İkinci Şark Davalarının Yargısal Boyutu
İkinci şark atamalarına karşı emniyet mensupları tarafından açılan iptal davaları, idari yargının yoğun gündem maddelerinden birini oluşturmaktadır. Bu davalar genellikle şu gerekçelere dayanır:
- Eşitlik İlkesine Aykırılık: İlk şark görevine gitmemiş personel varken, ikinci kez şark hizmeti talep edilmesi, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı bulunmakta ve bu durum dava konusu edilmektedir.
- Yönetmeliğe Uygunsuzluk: Atama sıralamasında sicil numarası, dönüş yılı ve branş gibi kriterlerin dikkate alınmadığı iddiasıyla yönetmeliğin 24. maddesine aykırılık ileri sürülmektedir.
- Hizmet Gerekçesiyle Orantısızlık: İkinci şark atamalarının kamu hizmetinin gereklilikleriyle orantılı olmadığı, keyfi bir uygulama olduğu savunulmaktadır.
- Mazeretlerin Dikkate Alınmaması: Sağlık sorunları, eş durumu veya çocukların eğitimi gibi mazeretlerin yeterince değerlendirilmediği öne sürülerek atama işleminin iptali talep edilmektedir.
İkinci Şark Yargısal Süreç ve Karar Eğilimleri
İkinci şark davalarında idari yargının yaklaşımı zaman içinde değişiklik göstermiştir. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesinde, Danıştay ve idare mahkemeleri, atama işlemlerinde eşitlik ilkesine ve yönetmelik kurallarına uyulmaması halinde iptal kararları vermekteydi. Örneğin, Danıştay 5. Dairesi’nin 2008 tarihli bir kararında, “İkinci bölge hizmetinde bulunmayan personel varken, davacının ikinci kez atanması eşitlik ilkesine aykırıdır” gerekçesiyle iptal kararı verilmişti. Ancak darbe girişimi sonrası, idari yargının tutumu daha çok idarenin takdir yetkisine vurgu yaparak reddetme yönünde evrilmiştir. İstinaf mahkemelerinin devreye girmesiyle birlikte, bu davaların bir kısmı kesinleşmiş ve genellikle idarenin lehine sonuçlanmıştır.
Buna rağmen, her yıl açılan yüzlerce dava arasında yürütmeyi durdurma ve iptal kararları çıkmaya devam etmektedir. Özellikle mazeretlerin açıkça göz ardı edildiği veya eşitlik ilkesinin bariz şekilde ihlal edildiği durumlarda mahkemeler, emniyet mensuplarının lehine kararlar verebilmektedir. Ancak idarenin, iptal edilen atamaları yaz döneminde yeniden gerçekleştirme eğilimi, sorunun çözümü yerine geçici bir erteleme olarak değerlendirilmektedir.
Sorunun Çözümüne Yönelik Öneriler
İkinci şark uygulaması, emniyet mensupları arasında bir “zulüm” olarak nitelendirilmekte ve teşkilatın genel moralini olumsuz etkilemektedir. Bu sorunun kalıcı bir çözüme kavuşması için şu öneriler dikkate alınabilir:
- İkinci Şarkın Tamamen Kaldırılması: İlk şark görevini tamamlayan personelin, ikinci bir zorunlu hizmete tabi tutulmaması, hem adaleti sağlayacak hem de teşkilatın motivasyonunu artıracaktır. Eski Bakan Soylu’nun bu yöndeki taahhüdünün hayata geçirilmesi, devletin devamlılık ilkesine de uygun olacaktır.
- Eşitlik İlkesine Uygun Atama Sistemi: İlk şark görevine hiç gitmemiş personelin öncelikle atanması sağlanmalı, bu süreç tamamlanmadan ikinci şark atamalarına geçilmemelidir. Bu, mevcut adaletsizlik algısını ortadan kaldıracaktır.
- Mazeretlere Daha Esnek Yaklaşım: Sağlık, eş durumu ve çocukların eğitimi gibi mazeretler, atama süreçlerinde daha etkin bir şekilde değerlendirilmeli ve personel mağduriyetleri en aza indirilmelidir.
- Hizmet Sürelerinin Yeniden Düzenlenmesi: Şark illerindeki hizmet süreleri, bölgenin koşulları ve personel ihtiyacı dikkate alınarak daha dengeli bir şekilde düzenlenmeli, ikinci şark yerine tek seferlik ancak daha uzun süreli bir hizmet modeli düşünülebilir.
- Yargısal Denetimin Güçlendirilmesi: İdare mahkemelerinin ikinci şark davalarında daha tutarlı ve personel lehine kararlar alabilmesi için Danıştay’ın yol gösterici içtihatlar oluşturması teşvik edilmelidir.
Emniyet mensuplarının ikinci şark davaları, sadece bir hukuki mesele olmanın ötesinde, teşkilatın işleyişini, personel motivasyonunu ve aile yapısını doğrudan etkileyen bir sorundur. Yönetmelikle düzenlenmiş olmasına rağmen, uygulamanın eşitlik ilkesine ve kamu hizmetinin gerekliliklerine uygunluğu tartışmalıdır. İdari yargının bu davalara yaklaşımı, zaman zaman iptal kararlarıyla umut verse de, sorunun köklü bir çözüme kavuşması için idarenin daha adil ve uygulanabilir bir atama politikası benimsemesi gerekmektedir. İkinci şarkın kaldırılması veya en azından daha esnek bir çerçeveye oturtulması, emniyet mensuplarının hak ettiği saygı ve adaleti sağlayacak, teşkilatın genel verimliliğini artıracaktır. Unutulmamalıdır ki, Türk polisi milletin ta kendisidir ve bu milletin bir parçası olarak hak ettiği koşullarda görev yapmalıdır.
İkinci Şark İptal Davası
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği kapsamında uygulanan “ikinci şark” politikası, polis teşkilatında uzun süredir tartışma konusu olan bir meseledir. İkinci şark, polis memurlarının meslek hayatları boyunca zorunlu olarak ikinci kez doğu veya güneydoğu illerinde (ikinci bölge olarak tanımlanan alanlarda) görev yapmalarını gerektiren bir uygulamadır. Bu durum, hem personel refahı hem de teşkilatın operasyonel ihtiyaçları açısından ciddi bir gerilim yaratmış, bunun sonucunda ise çok sayıda idari dava ortaya çıkmıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğünde hiç şarka gitmeyen veya uzun yıllar görev yapmasına rağmen almış olduğu ipka belgesi ile yerinde kalan personelin yerine ilk şark görevini yapan personelin tekrar zorunlu hizmete tabi tutulması personelin motivasyonunu olumsuz etkilemekle birlikte aile bütünlüğünün bozulması ve polis intiharlarının artmasına sebep olmaktadır. Emniyet Teşkilatında görev yapan personelin yukarıda bahsi geçen yönetmeliğin 24. maddesinde yer alan hükümlere aykırı bir şekilde ikinci şark bölgesine atanması durumunda açılan davalara İkinci şark iptal davası denilmektedir. Açılacak iptal davasında mahkeme idarenin ikinci bölgeye görevlendirmede öncelikle ilk kez ikinci bölgeye gideceklerin gönderilmesi gerektiği belirtilmiştir. Eğer hala personel eksikliği olması halinde ise daha önce ikinci bölge birinci görevinden dönüş yıllarına göre sıralama yapıldığı ve bu sıralamaya göre ikinci zorunlu hizmetin icra edilmesi gerektiğine dair kararları mevcuttur.
Örneğin Danıştay 5. Dairesinin 2017/2638 E, 2020/5897 K. Sayılı kararında “MADDİ OLAY
Davacı, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü emrinde 3. sınıf emniyet müdürü rütbesiyle şube müdürü olarak görev yapmakta iken, ikinci bölge ikinci görev sırasının geldiğinden bahisle … tarih ve … sayılı davalı idare işlemiyle Muş İl Emniyet Müdürlüğü emrine 2. sınıf emniyet müdürü rütbesiyle il emniyet müdür yardımcısı olarak atanmıştır.
Dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükteki haliyle, Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin “Hizmet Bölgeleri” başlıklı 21. maddesinde, yurdun birinci ve ikinci hizmet bölgeleri olmak üzere iki hizmet bölgesine ayrıldığı; “Bölgeler ve Hizmet Süreleri” başlıklı 23. maddesinde, personelin, Yönetmelikte belirtilen süre kadar en az bir defa ikinci bölgede hizmet görmesinin zorunlu olduğu ve bu Yönetmelikte öngörülen mazeretler dahil, her ne sebeple olursa olsun ikinci bölge hizmetinden sarfınazar edilemeyeceği; ancak, sağlık veya eş durumu sebebiyle ikinci bölgeye gidemeyeceği belgelenenler hakkında Yönetmelik’in 39. maddesinin (a) ve (b) bentlerinin uygulanacağı; “İkinci Bölgede Görevlendirilecek Personelin Sıralanması” başlıklı 24. maddesinde, ikinci bölgeye ilk defa atanacak personelin sırasının, birinci bölgedeki hizmet sürelerine bakılmaksızın sicil numarası, rütbeleri ve hizmet branşları gözönüne alınarak bu bölgedeki kadro ve personel ihtiyacına göre tespit edileceği; ikinci bölgeye bir defadan fazla atanacak olanların sırasının, bu bölgeden önceki dönüş yılları ve sicil numaraları esas alınarak yapılacağı; “Hizmet İhtiyacı Sebebiyle Erteleme” başlıklı 29. maddesinin 1. fıkrasında, atama sırası geldiği veya hizmet süresini doldurduğu için diğer bir bölgeye atanacak personelden, merkez teşkilatında Genel Müdür veya daire başkanları, illerde valiler, Genel Müdürlüğe doğrudan bağlı birimlerde birim amirleri tarafından, hizmetleri sebebiyle yerlerinde kalmaları gerekçeli olarak bildirilenlerin durumlarının Genel Müdürlükçe incelenerek karara bağlanacağı hükmü yer almış; 2. fıkrasında, ikinci bölgede hizmet yapma sırası gelen personelden, kalması veya tayin edilmesinde yarar görülenler için aynı usulle Şubat ayı sonuna kadar teklif yapılabileceği, bu personelin sayısının ikinci bölgeye ataması yapılacakların %5’ini geçemeyeceği; ancak, bu oranın her yıl genel atama dönemine yönelik olarak, teşkilat ve ülke genelinde meydana gelebilecek ihtiyaç ve değişiklikler çerçevesinde Bakanlık onayıyla %10 oranına çıkartılabileceği; her yıl tespit edilecek bu orana karşılık gelen personelin sayısının, ikinci bölgeye ataması yapılacakların, % 5’i birinci defa, % 3’ü ikinci defa, % 2’si üçüncü defa olmak üzere toplam %10’unu geçemeyeceği hükme bağlanmış; 3. fıkrasında ise, yukarıdaki fıkra uyarınca yerlerinde bırakılmış olanların, ertesi yıl haklarında zaruri bir gerekçeye dayanan yeni bir erteleme teklifi olmadığı takdirde, hizmetle yükümlü oldukları bölgelere atanacağı; birinci bölgeden ikinci bölgeye gidecekler ve ikinci bölgeden birinci bölgeye dönecekler için dördüncü defa erteleme teklifinde bulunulamayacağı hüküm altına alınmıştır.
…
Yukarıda yer verilen Yönetmelik maddelerinden, emniyet hizmetleri sınıfı mensubu olarak görev yapanların en az bir defa ikinci bölgede hizmet görmelerinin Yönetmelik’te bulunan mazeretler söz konusu olsa dahi zorunlu olduğu, ikinci bölgeye ilk defa atanmada sicil numarası, rütbe ve branşlarına göre yapılacak olan sıralamanın göz önünde bulundurulacağı, ikinci kez ikinci bölge hizmetine gönderileceklerin belirlenmesinde ise, birinci bölgeye dönüş yılları ve dönüş yılları aynı olanlar arasında da sicil numarası sıralamasının esas alınacağı ve her ne suretle olursa olsun hizmet ihtiyacı sebebi ile üç kereden fazla erteleme talebinde bulunulamayacağı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; 2011 yılı genel atama döneminde, 2. sınıf emniyet müdürü rütbesinde ikinci bölge birinci göreve atanmayan personel bulunmadığı, ikinci bölge ikinci görev hizmetine gidebilecek durumda olan 162 personele bildirimde bulunulduğu, söz konusu personel arasında, daha önce ikinci bölge birinci görevinden dönüş yıllarına göre sıralama yapıldığı, davacının ise öncelikli olarak gitmesi gerekenlerin sıralandığı bu listede 158. sırada yer aldığı, ikinci bölgede duyulan hizmet ihtiyacı nedeniyle, bu listedeki davacı da dahil toplam 47 personelin ikinci hizmet bölgesine atamasının yapıldığı; ataması yapılmayan personelin ise atamalarının ertelendiği, ataması yapılan personelin sayısı olan 47’ye, atanan personel sayısının en fazla yüzde 10’unun (yani 4 sayısının) eklenmesi durumunda, davacının sıralamadaki ilk 51 kişinin dışında kaldığı anlaşıldığından davacının ikinci bölge ikinci görev sırası geldiğinden bahisle İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadrosundan, Muş Emniyet Müdürlüğü kadrosuna atanması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
- 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne” şeklinde karar verilmiştir.

Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Değişikliği
İkinci şark konusu, yukarıda da detaylı bir şekilde belirtildiği üzere, eşitlik ilkesine aykırı olduğu kadar, aile bütünlüğünü zedeleyen ve polis intiharlarının artmasına neden olduğu öne sürülen bir sorundur. Aynı zamanda personelin motivasyonunu olumsuz etkilemekte ve buna bağlı olarak da ülke güvenliğini tehlikeye atmaktadır. Son zamanlar İkinci şark konusundaki adaletsizliklerin dile getirilmesiyle birlikte atama yönetmeliğinde değişiklik yapılması yönünde çalışmalar yapıldığı bildirilmektedir.
Şubat 2025 itibarıyla, özellikle sosyal medyada (X platformunda) ve emniyet teşkilatına yakın çevrelerde, yönetmeliğin yeniden değiştirilmesine ve ikinci şarkın kaldırılması konusuna yönelik bir hareketlilik göze çarpıyor. Bu tartışmalar, henüz resmi bir belgeyle doğrulanmamış olsa da, sosyal medyada ikinci şark uygulamasının kaldırılarak yerine tüm Türkiye genelinde zorunlu bir rotasyon sisteminin getirileceği iddia ediliyor. Bu da personelin belirli aralıklarla Türkiye’nin farklı bölgelerine tayin edilmesi anlamına geliyor. Değişiklik halinde personelin sürekli tayin baskısı altında kalacağı ve aile birliğinin daha da zorlaşacağı anlamına gelebilir. Örneğin, “2. şark yerine tüm teşkilatı zorunlu rotasyona sokuyor” gibi ifadeler bu kaygıyı yansıtmaktadır.
Ayrıca söz konusu yönetmelik değişikliğine hizmetin dengeli dağılımını sağlayacağını ve doğu-batı ayrımını ortadan kaldırarak daha adil bir atama politikası yaratacağı düşüncesiyle destek verenler olduğu gibi bu değişikliğin personel üzerinde sürekli bir tayin baskısı yaratacağını, aile birliğini zedeleyeceğini ve polis intiharları gibi sorunları artırabileceğini düşünenlerde mevcuttur. Hatta bazı kesimler de doğu illerindeki personel ihtiyacını karşılamak için ikinci şarkın gerekli olduğunu düşünenler de var. Bunun yanında zorunlu rotasyon yerine 2023 yılında yapılan değişiklikte olduğu gibi şark sürelerin düşürülmesi gerektiğini düşünmektedir.
Söz konusu değişiklikte özellikle Emniyet Teşkilatı personeline kulak verilmelidir. Personelin motivasyonu ile kamu güvenliği arasında bir denge kurulmalı ve ona göre yönetmelik değişikliği yapılmasında fayda vardır. Atama süreçlerinde sendika ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinin daha fazla dikkate alınması, karar alma sürecinin şeffaflaştırılması gerekmektedir.
İkinci Şark Davaları Hakkında Değerlendirme
Emniyet Hizmetleri Sınıfı Mensupları Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hükümlerine göre ülkemiz atama ve yer değiştirme için birinci ve ikinci bölge olmak üzere iki bölgeye ayrılmış, bölgeler ve hizmet süreleri belirlenmiş, personelin, bu Yönetmelikte belirtilen süre kadar en az bir defa ikinci bölgede hizmet görmesi zorunlu olduğu kurala bağlanmış, atanma sırası da 24. Maddede kapsamlı olarak düzenlenmiştir.
24. maddeye göre; ”İkinci bölgeye ilk defa atanacak personelin sırası, birinci bölgedeki hizmet sürelerine bakılmaksızın sicil numarası, rütbeleri ve hizmet branşları gözönüne alınarak bu bölgedeki kadro ve personel ihtiyacına göre tespit edilir. (Değişik ikinci fıkra: 19/3/2012-2012/2962 K.) İkinci bölgeye birden fazla kez atanacak olan polis memuru rütbesindeki personelin sırası; branş, bu bölgeden önceki dönüş yılı ve sicil numarası esas alınarak, diğer rütbedeki personelin sırası ise; rütbe, bu bölgeden önceki dönüş yılı ve sicil numarası esas alınarak tespit edilir.” Kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, aynı Yönetmelikte ipka (erteleme) müessesesi düzenlenmiş olup, hizmet ihtiyacı nedeniyle, sağlık nedeniyle ve isteğe bağlı erteleme olmak üzere üç ayrı erteleme sebebi sayılmıştır.
Ancak hemen her sene 24. Maddeye uymadan sicil, rütbe ve branş dikkate alınmadan ikinci şark atamaları yapılmakta olup, ülke genelinde yüzlerce dava açılmaktadır. Bu davaların önemli bir kısmında da yürütmeyi durdurma ve iptal kararları çıkmaktadır. Hemen her yıl yaklaşık yirmi bin polis memurunun ikinci şark atamaları düzenlenmekte olup, hiç şarka gitmeyen yada defalarca ipka dilekçesi ile yerinde kalan personel varken yapılan bu atamalar idare mahkemelerinden dönmektedir.
Mevcut bilgiler ışığında, 2025’te yönetmelikte bir değişiklik yapılıp yapılmadığına dair kesin bir veri yok. Ancak geçmiş değişiklikler ve güncel tartışmalar, Emniyet Teşkilatı’nın atama politikalarında denge kurma çabasını sürdürdüğünü gösteriyor. Bir yandan personel refahı ve aile birliği gibi insani unsurlar öne çıkarılmaya çalışılırken, diğer yandan hizmetin sürekliliği ve doğu illerindeki personel ihtiyacı gibi operasyonel gereklilikler dikkate alınıyor. Eğer zorunlu rotasyon gibi bir sistem gerçekten gündemdeyse, bu, teşkilatın uzun vadeli planlamasında köklü bir dönüşüm anlamına gelebilir. Ancak böyle bir değişikliğin personel üzerindeki etkileri (örneğin intihar oranları veya aile bütünlüğü gibi) iyi analiz edilmeden uygulanması, ciddi tepkilere yol açabilir.