İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde (İYUK)

İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde (İYUK)

idari yargilama usulu kanunu 58 madde

İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde

İdari Davalarda Delillerin Tespiti

  1. Taraflar, idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin delillerin tespitini ancak davaya bakan Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinden isteyebilirler.
  2. Davaya bakan Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemeleri istemi uygun gördüğü takdirde üyelerden birini bu işle görevlendirebileceği gibi, tespitin mahalli idari veya adli yargı mercilerince yaptırılmasına da karar verebilir.
  3. Delillerin tespiti istemi, ivedilikle karara bağlanır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde Açıklaması

Delillerin tespiti ile ilgili olarak, İdari yargılama Usulü Kanununda, mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan gönderme dışında, istek ve karara bağlanma yöntemini konu alan 58. madde vardır. Bu maddede yer alan yöntem kuralları dışında, delillerin tespiti konusunda, 31. maddenin 1. fıkrasında yapılan gönderme dolayısıyla, HMK’nın 400 ilâ 406. maddele rinde yer alan düzenlemeler, İdari Yargılama Usulünün yazılılık esasına uyduğu ölçüde, idari yargı yerlerinde de uygulanır.

İdari Yargılama Usulü Kanununun 58. maddesinin l. fıkrasına göre; idari davanın açılmasından sonra, delillerin tespitinin, ancak idari davaya bakan Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinden istenilmesi olanaklıdır. Bu düzenleme, idari dava açılmasından sonra, İdari Yargı Düzenine mensup yargı yerleri dışındaki yargı yerlerinden; örneğin, adli yargı yerlerinden delil tespiti isteminde bulunulmasını; bu yargı yerlerinin de, kendilerine yapılan başvuruları olumlu olarak sonuçlandırmalarını (delil tespiti yapmalarını) yasaklamaktadır. Ancak; 58. madde, idari dava açmadan önce, delil tespiti yapılmasının hangi yargı yerinden istenileceği; idari yargı yerlerinden de, bu konuda, istekte bulunulup bulunulamayacağını açıklamamaktadır.

HMK’nın 402. maddesinde, delillerin tespitinin, tespiti istenilen olay ile tanık ve bilirkişilere sorulacak soruları, delillerin kaybolacağı veya gösterilmesinde zorlukla karşılaşılacağı kuşkusu nu uyandıran sebeplerle, aleyhine delil tespiti istenilen idarenin unvanını içeren dilekçe ile istenilebileceğini söylemektedir. Bu hüküm, idari dava açmadan önce, sulh hukuk mahkemelerinden istenilecek delil tespiti isteklerinde uygulanabilir niteliktedir. İdari yargı yerlerinde, bu hüküm değil, İdari Yargılama Usulü Kanununun kendi kuralların uygulanır.

İdari yargı yerlerinde, delillerin tespiti, dava dilekçesinde veya, daha sonraki bir tarihte, ayrı bir dilekçe ile istenilir. Dilekçenin, sağ üst köşesine, altı çizilerek, “Keşif ve/veya bilirkişi incelemesi sure tiyle delil tespiti istemi vardır.” ibaresinin yazılması, ilk bakışta, davaya bakan yargı yerin dikkatini çekmesi bakımından yararlıdır. Dilekçenin içeriğinde, tespiti istenilen olaylar ve bilirkişiye sorulacak sorular, ayrıca belirtilir.

  • İlgili Makale: 
  • 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) Tam Metin: 

idari yargilama usulu kanunu 58 madde iyuk
idari yargilama usulu kanunu 58 madde iyuk

İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde İdari Davalarda Delillerin Tespiti Emsal Kararlar

Danıştay 4. Dairesi E:2006/2239, K:2006/2470

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde
  • İdari Davalarda Delillerin Tespiti

2003 yılı işlemleri incelenen davacı adına bir kısım mal alış ve genel giderlerini içeriği itibarıyla yanıltıcı fatura ile belgelendirdiği ileri sürülerek re’sen kurumlar vergisi salınmış, bu vergi ve aslı aranmayan geçici vergi üzerinden vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesince; dosyanın incelenmesinden, davacının kısa metrajlı televizyon ve reklam filmleri ile uzun metrajlı sinema filmleri çektiği, çekilen filmlerin ulusal ve uluslararası festivallerde ödüller aldığı, bu işlerle ilgili olarak düzenlediği faturalarla 8.248.174.944.750 Lira hasılat elde ettiği ve 6.253.206.000.000 hizmet maliyeti bulunduğunun anlaşıldığı, yüksek bir ciroya sahip firmanın, mal ve hizmet alımlarının da sağlanan hasılat ile orantılı olacağı ancak inceleme elemanınca, bu yönde bir inceleme yapılmadan alt firmalardan birinin kendi altındaki firmalardan satın aldığı iddia edilen mal ve hizmeti % 94.5’inin içeriği itibarıyla yanıltıcı olduğundan söz edilerek, Kabataş firmasının da davacıya düzenlediği faturaların %94.5’inin içeriği itibarıyla yanıltıcı fatura olarak kabul edilmesinin, iktisadi ve teknik icaplarla bağdaşmadığı, nitekim firma tarafından verilen teklif formları, hizmetin gerçekleşmesi için yapılan mekanlar, platformlar, harcama kalemlerinin boyutlarını gösteren belgelerin dosyada bulunduğu, davacı iddialarının gerçekliği hususunda Sarıyer Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, 671 emsal firma ile davacı kurumun karşılaştırıldığı ve davacının kayıtlarının gerçekçi olduğu, kayıtlarda yer alan gider kalemlerinin gerçekte yapıldığı, içeriği itibarıyla yanıltıcı belge kullanılmadığının belirtilmesi karşısında, Mahkemelerince ve Sulh Hukuk Mahkemesince bu görüşün benimsendiği, verilen kararda bu tespitin yegane delil olarak değil esas delillerin doğrulanmasına ilişkin bir karine olarak kabul edildiği, bu durumda, vergi inceleme raporuyla yapılan tespitler, defter kayıtları ve belgeleri kusurlandırmadığından yapılan tarhiyatın yasal olmadığı gerekçesiyle vergi ve cezaların kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı İdare, yapılan tarhiyatın yasal olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

2003 yılında bir kısım alış ve giderlerini içeriği itibarıyla yanıltıcı fatura ile belgelendirdiği ileri sürülen davacı adına inceleme raporuyla belirlenen matrah üzerinden re’sen salınan kurumlar vergisi ile bu vergi ile aslı aranmayan geçici vergi üzerinden kesilen vergi zıyaı cezasını kaldıran Vergi Mahkemesi kararı temyiz edilmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun idari davalarda delillerin tespiti başlıklı 58. maddesinin 1. fıkrasında, tarafların idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin delillerin tespitini ancak davaya bakan Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinden isteyebileceği belirtilmiştir.

Bu düzenleme uyarınca, idari dava açıldıktan sonra, delillerin tespiti ancak, davaya bakan idari yargı yerinden istenebileceğinden uyuşmazlık konusu olayda, 2003 yılı için yapılan re’sen tarhiyata karşı açılan davada, Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu yapılan tespitlerin davanın çözümüne esas alınması olanaklı değildir. Bu durumda, Vergi Mahkemesi tarafından vergi ve cezaların kaldırılması yolunda verilen kararın gerekçesinin bu kısmı hukuka uygun bulunmamakla beraber yapılan diğer değerlendirmeler sonucu belirtilen gerekçelerle davanın kabulü yolunda verilen Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.


Danıştay 13. Dairesi E:2005/208, K:2005/1561

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde
  • İdari Davalarda Delillerin Tespiti

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun İdare Dava Türleri ve İdari Yargı Yetkisinin Sınırları başlıklı 2. maddesinde, idari dava türleri, idari işlemlere karşı açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı açılacak tam yargı davaları ve idari sözleşmelerden dolayı çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar olarak belirlenmiş, idari dava türleri arasında “tespit” ve “yorum” davası adı altında dava türlerine yer verilmemiştir.

Aynı Yasanın “İdari Davalarda Delillerin Tespiti” başlıklı 58. maddesinde yer alan “Taraflar, idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin delillerin tespitini ancak davaya bakan Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemelerinden isteyebilirler” yolundaki hüküm ise, 2. maddede sayılan idari davalardan birinin açılması halinde bu davayla ilgili “delillerin” tespitinin de yine idari yargı mercilerinden istenebileceğini düzenlemektedir.

Dosyanın incelenmesinden, davacının 01.08.2003 tarihli 2. dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere, kendisinin dava dilekçesinde adı geçen Yönetmelik maddelerinin iptalini değil tespit ve yorumunu istediğini, idare hukukumuza göre davacıların tespit ve yorum davası açabileceklerini, bu yolla idarenin yanlış uygulamalarının önüne geçilebileceğini öne sürdüğü anlaşılmaktadır.

İdari yargıda “tespit” veya “yorum” davası adı altında dava türleri bulunmadığından, herhangi bir iptal talebi bulunmaksızın sadece söz konusu yönetmelik değişikliğinin, Anayasa’ya, Yasalara ve yargı kararlarına uygun olup olmadığının tespitinin ve yorumunun yapılması isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.


Danıştay 3. Dairesi E:1986/1201, K:1986/2706

  • İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde
  • İdari Davalarda Delillerin Tespiti

Yine İdari Yargılama Usulü Kanununun İdari Davalarda Delillerin tespitine ilişkin 58. maddesinde tarafların, idari dava açtıktan sonra bu davalara ilişkin delillerin tespitini ancak davaya bakan Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemelerinden isteyebileceği, davaya bakan Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemesi istemi uygun gördüğü takdirde üyelerden birini bu işle görevlendirebileceği gibi, tespitin mahalli idari veya adli yargı mercilerine yaptırılmasına da karar verebileceği, delillerin tespiti isteminin ivedilikle karara bağlanacağı hükmüne yer verilmiştir. Diğer taraftan, aynı Kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasında; Danıştay Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinde yazılı yargılama usulünün uygulanacağı ve incelemenin evrak üzerinde yapılacağı belirtilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere İdari Yargılama Usulü Kanununda, yazılı yargılama usulü esas alındığına ve esasen İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun şahadete ilişkin hükümlerine atıfta bulunmadığına göre; yükümlüden canlı hayvan satın alan Erhan Özarslan’ın Vergi Mahkemesince duruşmada şahit olarak dinlenmesinde, şahide yemin teklif edilmesinde ve yemine icabet etmediği nedeniyle yemin teklif edilen hususun ikrar edildiğinin kabulü suretiyle delil olarak değerlendirilerek karar verilmesinde kanun ve usul hükümlerine uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan, kasap Erhan Özarslan’ın canlı hayvan alımına ilişkin 6 adet müstahsil makbuzundaki yazı karakterinden, aynı kişi tarafından düzenlendiğinin saptandığı, duruşmadaki ifadesinden ise ayrı yazı karakterini taşıması gerektiği, buna göre davacının iddialarının yerinde olduğu belirtilmekte ise de; yükümlünün ihtirazı kayıt koymadan imzaladığı tutanaktan 6 adet müstahsil makbuzundaki imzaların kendisine ait olduğu ve bu makbuzları kendisinin kestiğini ifade ettiği anlaşılmaktadır.

Bu bakımdan yükümlü boş müstahsil makbuzu imzalayarak verme nedenini açıklayamadığı gibi bu yöndeki iddiası inandırıcı olmaktan uzak ve soyut olduğundan kabulü olanaksızdır.
İmzaladığı müstahsil makbuzu muhteviyatının yükümlüye ait olduğunun kabulü zorunlu bulunduğundan, Erhan Özarslan’a satılan canlı hayvan satış tutarının kayıt dışı kaldığı nedeniyle dönem satış hasılatına eklenmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Ortaklık konusuna gelince; Yükümlünün, İsmail Kanderun’la olan ortaklığın 15.2.1983 tarihinden sona erdiğini ve aynı tarihte ortaklıktan ayrıldığını Vergi Dairesine bildirdiği, yine inceleme sırasında düzenlenen ve yükümlü tarafından ihtirazı kayıt konulmadan imzalanan tutanakta belirtildiği üzere ortaklıktan ayrıldıktan sonra tekrar ortaklık kurmadıkları anlaşılmaktadır.

Bu beyan ve bildirimlerin aksine yükümlünün şahsi faaliyetine ilişkin olarak defter tasdik ettirmemesi nedeniyle ortaklık defterini kullanmış olması ortaklığın 21.12.1983 tarihine kadar devam ettiğini göstermez. Diğer ortak adına ortalama kar haddine göre yapılan tarhiyatın 1/2 hisseye göre düzeltilmesi, ortalama kar haddine göre yapılan tarhiyatın ortaklığın devam ettiği 1.1.1983 – 15.2.1983 tarihleri arasında kalan kıst döneme ilişkin olması yönünden ortaklığın 1983 dönem sonuna kadar devam ettiğinin kanıtı olamaz

Usul ve Kanuna aykırı olarak ortaklık defterine, diğer ortağın gelir faturalarının gider olarak ve yükümlüye ait fatura tutarlarının ise gelir olarak kaydedildiği saptanmış olduğu halde, itibar edilmemesi gereken kayıtlara itibar edilerek saptanan kazanca göre ortaklıktan dolayı
beyan edilen kazancın, yerinde olduğu vergi salınamayacağı gerekçesiyle kaçakçılık cezalı tarhiyatı kaldıran stopaj gelir vergisi ile buna ilişkin kaçakçılık cezasını ve özel usulsüzlük cezasına tadilen onayan Vergi Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.


İdari Yargılama Usulü Kanunu 58. Madde Hakkında Emsal Karar Aramak İçin: https://karararama.danistay.gov.tr/

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

X
kadim hukuk ve danışmanlık